logo
16 MAYIS 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi


 
Aile ve Nüfus On Yılı konulu genelge Resmi Gazete'de yayımlandı. Genelgede "Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir" denildi.

02.05.2026 06:37:00
HABER MERKEZİ/AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kritik nüfus genelgesi

Aile ve Nüfus On Yılı (2026-2035) konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, Resmi Gazete'de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı genelgede, toplumların istikrarlı şekilde varlıklarını sürdürebilmesinde güçlü aile ve nüfus yapısının hayati rol oynadığı belirtildi.

Türkiye'de ailenin, toplumun temeli olarak kabul edildiği ve bu hususun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41'inci maddesiyle teminat altına alındığına işaret edilen genelgede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde aileyi "toplumun doğal ve temel birimi" olarak tanımladığı ve devlete ailenin korunmasına ilişkin görev yüklediği vurgulandı.

Genelgede, küresel ölçekte uzun yıllar nüfus artışının kalkınmanın önünde engel görülerek doğurganlığı azaltıcı politikalar uygulandığı anımsatılarak şunlar ifade edildi:
"Öte yandan, cinsiyetsizleştirme başta olmak üzere zararlı akımlar insan hakları ve bireysel özgürlükler söylemini araçsallaştırarak aile kurumunu, nesilleri, milli ve manevi değerleri tehdit etmeye başlamıştır. Günümüzde demografik yapımızda medeni durum, hane büyüklüğü, yaş profili ve mekansal dağılım boyutlarıyla belirgin bir dönüşüm yaşanmaktadır. Doğurganlık hızımız Cumhuriyet tarihimizin ölçülen en düşük seviyesine gerilemiş, aile ve nüfus yapısındaki menfi değişimler varoluşsal bir boyuta ulaşmıştır."

Aile ve nüfus politikalarının eş güdüm içinde etkin uygulanmasının büyük önem arz ettiği belirtilen genelgede, bu minvalde 15 Mayıs 2024 tarihli ve 32547 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" konulu 2024/6 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Koordinasyon Kurulu ve 172 sayılı Nüfus Politikaları Kurulu Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Nüfus Politikaları Kurulunun kurulduğu hatırlatıldı.

Devlet, aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek

2025 yılının "Aile Yılı" ilan edilmesiyle ivme kazanan çalışmaların uzun vadeli ve bütüncül bir politika çerçevesinde yürütülmesi amacıyla 2026-2035 döneminin "Aile ve Nüfus On Yılı" olarak ilan edildiği belirtilen genelgede, mezkur dönemde hayata geçirilmesi hedeflenen stratejik öncelikler ile uygulama modeli ve araçlarını ortaya koyan "Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi"nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hazırlandığı ve Bakanlığın resmi internet adresinde "www.aile.gov.tr" yayımlandığı ifade edildi.

Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı'nda, aile ve nüfusun güçlendirilmesine yönelik politikaların geliştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin ortak ve kararlı biçimde hareket etmesini gerekli kılmaktadır." ifadesine yer verilerek, bu çerçevede yapılacaklar şöyle sıralandı:

"1- Aile ve nüfus yapısının korunması ve güçlendirilmesi hususundaki ülke önceliklerimiz ulusal politika belgeleri ile kurumların stratejik plan ve programlarına dahil edilecek, bu öncelikler uluslararası belgelerin müzakere süreçlerinde ve uluslararası kuruluşların Türkiye ülke programlarının hazırlanması, kabulü ve uygulanmasında kamu kurum ve kuruluşlarınca esas alınacaktır.

2- Tüm kamusal politika, düzenleme, uygulama ile kamu kurumları tarafından yürütülen veya desteklenen araştırmalar aile kurumuna ve nüfus değişimine etkileri yönünden değerlendirmeye tabi tutulacak ve sonuçlar uygulama süreçlerine yansıtılacaktır.

3- Kamu kurum ve kuruluşları somut görev alanlarıyla ilgili faaliyetlerinde aileyi koruyucu ve nüfusu artırıcı yaklaşımla hareket edecek, uygulamalarını buna göre yürütecek, resmi belgelerinde, plan ve programlarında, hizmet içi eğitimlerinde aile ve nüfus politikasıyla uyumlu kavramsal çerçeve esas alınacak, bu çerçeveye ilişkin rehberlik Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından sağlanacaktır.

4- Aileyi ve nüfusu olumsuz etkileyen cinsiyetsizleştirme akımı, zararlı alışkanlık ve bağımlılıklar, nesilleri her türlü menfi etki ve müdahaleye karşı koruyacak bütüncül bir politika çerçevesinde ele alınacaktır.

5- Evlilik müessesesinin toplumsal itibarı korunacak, evliliklerin sağlam temeller üzerine inşa edilmesi ve nitelikli bir biçimde sürdürülmesi, genç yetişkinlerin evliliğe teşvik edilmesi ve evliliğin kolaylaştırılmasına yönelik mekanizmalar güçlendirilecektir.

6- 'Annelik ve babalık' çocuğun sağlıklı gelişimindeki belirleyici rolüyle toplumsal bir değer olarak tahkim edilecek, çok çocuklu aile yapısı desteklenecek, çocuk sahibi olmayı özendiren ve kolaylaştıran uygulamalar hayata geçirilecektir.

7- Gençlerin donanımlı bireyler olarak yetiştirilmesine yönelik politikalar güçlendirilecek, yaşlı refahına yönelik sürdürülebilir sosyal güvenlik ve sağlık sistemleri ile başta aile merkezli olmak üzere çeşitlendirilmiş bakım ve destek modelleri geliştirilecek, kuşaklar arası dayanışma pekiştirilecektir.

8- Nüfusun dengeli dağılımını gözeten bütünleşik bir çerçevede kırsal alandaki nüfus kaybının önlenmesi, kentlerde yoğunlaşan nüfusun kırsal alanlara geri dönüşünün özendirilmesi ve kentsel mekanların aile ve çocuk odaklı bir perspektifle dönüştürülmesi için bütüncül tedbirler hayata geçirilecektir.

9- Mevcut hukuki düzenlemeler aile ve nüfus yapısını koruma ve güçlendirme yaklaşımıyla gözden geçirilecek, belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda yeni hukuki düzenlemelere ilişkin çalışmalar yürütülecektir.

10- Aile ve nüfus yapısında meydana gelen değişimlerin düzenli olarak takip edilmesi ve incelenmesine yönelik ulusal, stratejik ve resmi istatistik üretilen araştırmalar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sorumluluğunda yürütülecek, güçlü aile ve nüfus hedefleri doğrultusunda lisansüstü programlar ve araştırma teşvikleri başta olmak üzere akademik altyapı geliştirilecektir.

11- Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi'nin etkin icrası için kurumsal yapılanma, yerel uygulama kapasitesi, işbirliği, teknik ve dijital altyapı güçlendirilecek, personelin mesleki yetkinliği geliştirilecektir.

12- Türkiye'nin konuya ilişkin olarak uluslararası mecralarda üstlendiği öncü rolü tahkim eden diplomasi faaliyetleri yürütülecek, ülkemiz ile benzer tutum sergileyen ülkelerle işbirlikleri geliştirilecektir.

13- Tüm kitle iletişim araçlarındaki zararlı unsurların tespiti, değerlendirilmesi ve önlenmesine yönelik dijital aile kalkanı oluşturulması başta olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında gerekli tedbirler alınacak, aile dostu yayıncılık teşvik edilecek ve sorumlu medya kullanımı bilinci yaygınlaştırılacaktır.

14- Güçlü aile ve nüfus hedeflerine dair iletişim kampanyaları yürütülecek, bu konular örgün ve yaygın eğitim programlarında temel bir bileşen olarak ele alınacaktır.

15- Her yıl mayıs ayının son haftası 'Milli Aile Haftası' olarak kutlanacak, kamu kurum ve kuruluşlarınca bu haftanın anlam ve önemine uygun etkinlikler düzenlenecektir."

Genelgede, "Aile ve Nüfus On Yılı kapsamında yürütülecek tüm çalışmalarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda hareket edilmesi, bu Genelge ile Aile ve Nüfus On Yılı Vizyon Belgesi doğrultusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının yıllık faaliyetleri belirlenerek mezkur Bakanlığa raporlanması ve izlenmesi ile ihtiyaç duyulacak her türlü desteğin anılan Bakanlığa sağlanması hususlarında bilgilerini ve gereğini rica ederim." ifadesi yer aldı.

Böyle çöp ev görülmedi!


 
İzmir'de bir evden 10 tona yakın çöp çıkarıldı.

16.05.2026 12:46:00
AA
Böyle çöp ev görülmedi!
Böyle çöp ev görülmedi!

İzmir'in göbeğindeki Konak ilçesinde çevreye kötü kokuların yayıldığı bir evdeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki eşya belediye temizlik ekiplerince boşaltıldı.







Konak Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kemal Reis Mahallesi'ndeki bir daireden çevreye kötü koku yayıldığı şikayeti üzerine çalışma başlatıldı.







Adreste inceleme yapan ekipler, dairenin çöp ve atıl durumdaki eşyalarla dolu olduğunu belirledi.







Temizlik işleri ekipleri söz konusu dairedeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki malzemeyi boşalttı.
Atıkların çıkarılmasının ardından ev ve çevresinde temizlik yapıldı.

Bakan Uraloğlu: Otobüs bileti 12 saat kalana kadar tam iade edilebilecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Şehirler arası otobüslerde hareket saatine 12 saat kalana kadar tam ücret iadesi yapılmasını zorunlu hale getirdik" dedi. Bakan Uraloğlu ayrıca SRC Kurye ve Kurye Faaliyet belgelerinin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanıdıklarını ifade etti

16.05.2026 12:23:00 / Güncelleme: 16.05.2026 12:28:48
İHA
Bakan Uraloğlu: Otobüs bileti 12 saat kalana kadar tam iade edilebilecek
Bakan Uraloğlu: Otobüs bileti 12 saat kalana kadar tam iade edilebilecek
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde sektörel ihtiyaçlar, dijitalleşme hedefleri ve operasyonel verimlilik doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidildiğini bildirdi. Değişiklikler 16 Mayıs tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Bakan Uraloğlu, yapılan düzenlemelerle birlikte karayolu taşımacılığında hem hizmet kalitesinin artırılacağını hem de sektörde uygulama birliğinin güçlendirileceğini belirterek "Karayolu taşımacılığında vatandaşlarımızın haklarını daha güçlü şekilde koruyan, sektörümüzün ihtiyaçlarına daha hızlı cevap veren ve dijitalleşmeyi merkeze alan yeni bir dönemi başlatıyoruz" ifadelerini kullandı.

Terminallerde yeni düzenleme

Uraloğlu, taşımacıların terminallerde yaşanan yoğunluklardan etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla yeni bir düzenleme yapıldığını belirterek, "Terminallerde yer bulunamaması halinde yerel makamlarca tahsis edilen veya gösterilen alanların kullanılabilmesine yönelik yasal altyapıyı oluşturduk" dedi.
Mevsimlik tarım işçilerinin taşınmasına yönelik de düzenleme yapıldığını kaydeden Uraloğlu, D3 yetki belgesi sahiplerinin yalnızca kendi tarım alanlarında çalışacak mevsimlik tarım işçilerini taşıyabilmesine imkan sağlandığını söyledi.

Dijital tebligat zorunlu hale gelecek

Karayolu taşımacılığında dijital dönüşümü hızlandıracak adımlar attıklarını belirten Bakan Uraloğlu, tüm yetki belgesi sahipleri için Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'ni zorunlu hale getirdiklerini ifade etti. Uraloğlu, "UETS zorunluluğunu 1 Ocak 2027 itibarıyla devreye alacağız" dedi.

"Uluslararası lojistik işletmeciliği faaliyeti yürütecekler için geçmiş geçerlilik süreleri hesaplamaya dahil edilecek"

Uluslararası lojistik işletmeciliğinde aranan tecrübe şartına ilişkin de açıklamada bulunan Uraloğlu, "Uluslararası lojistik işletmeciliği faaliyeti yürütecekler için aranan 3 yıllık tecrübe şartında dayanak olan yetki belgelerinin geçmiş geçerlilik süreleri de hesaplamaya dahil edilecek" açıklamasında bulundu.

Uraloğlu ayrıca, yetki belgesi devir işlemlerinde ise mesleki yeterlilik şartının sağlanma süresinin 45 günden 60 güne çıkarıldığını ifade etti.

Kurye taşımacılığına yeni yükümlülükler

Kurye taşımacılığı alanındaki yeni yükümlülükler hakkında açıklamada bulunan Uraloğlu, kargo taşımacılığı yetki belgesine sahip taşımacıların kurye gönderisi taşımaları halinde kurye yükümlülüklerine uygun faaliyet göstermelerinin zorunlu hale geldiğini bildirdi.

SRC Kurye ve Kurye Faaliyet Belgeleri'nin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanındı

SRC Kurye ve Kurye Faaliyet belgelerinin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanıdıklarını ifade eden Uraloğlu ayrıca, 2013 model ve öncesi otomobillerin B2 ve D2 belgelerine ilavesine ilişkin süre uzatımı sağlandığını kaydetti.

Açık bilet düzenlenmesi zorunlu olacak

Yolcu haklarına ilişkin düzenlemelere de değinen Bakan Uraloğlu, "Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına şehirler arası otobüslerde hareket saatine 12 saat kalana kadar tam ücret iadesi yapılmasını zorunlu hale getirdik. Ayrıca sefer başlayana kadar açık bilet düzenlenmesi zorunlu olacak" açıklamasında bulundu.

Otobüs firmalarının ücret tarifelerini Bakanlığa önceden bildirebilmesine imkan sağlandığını ifade eden Uraloğlu, firmaların azami 1 ay sonrasına kadar geçerli olacak tarifeleri sisteme tanımlayabileceklerini ve gerekli durumlarda 10 gün içerisinde düzeltme başvurusu yapabileceklerini söyledi.

Şoför yaş sınırları genel mevzuata uyumlu hale getirilecek

Sürücüler için uygulanan yaş sınırlarının genel mevzuat hükümlerine bırakıldığını belirten Uraloğlu, muayenesi bulunmayan taşıtların ise yetki belgesine kayıtlı olsa dahi trafik güvenliği gerekçesiyle yurtdışına çıkışına izin verilmeyeceğini kaydetti.

Turizm amaçlı yolcu taşımacılığında otomobil kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler

Ev eşyası taşımacılığı faaliyetlerinde yalnızca kamyonetle taşımacılık yapmak isteyenler için azami 1 kamyonet sınırı getirildiğini belirten Uraloğlu, turizm amaçlı yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde otomobil kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığını belirterek, Yerli Malı Belgesi'ne sahip otomobillerin kullanılması halinde kullanılabilecek taşıt adetlerine ilişkin teşvik mekanizmasının devreye alındığını bildirdi.

Uraloğlu ayrıca kalkış veya varış noktası büyükşehir olan ve tarifeli faaliyet gösteren D4 yetki belgeleri için U-ETDS veri iletim zorunluluğunun kaldırıldığını ifade etti. Engelli ve diyaliz hastalarını tek taşıtla taşıyan D2 belgeli taşımacıların mesleki yeterlilik şartından muaf tutulacağını belirten Uraloğlu, fiili taşıma imkanı bulunmayan taşımacılar için de ODY-ÜDY şartının aranmayacağını söyledi.

Kademeli ceza sistemi

Bakan Uraloğlu, kapsam dışı faaliyet gösteren taşımacılara yönelik cezaların düzenlendiğini belirterek, "Kuralsız ve kayıt dışı taşımacılığın önüne geçmek amacıyla kademeli ceza sistemini devreye alıyoruz. Buna göre ilk ihlalde 21 bin 333 lira, ikinci ihlalde 42 bin 666 lira, üçüncü ihlalde 106 bin 665 lira, dördüncü ihlalde ise 213 bin 330 lira idari para cezası uygulanacak. Beşinci ihlalde ise yetki belgesi iptal edilecek" dedi.

Uraloğlu ayrıca terminal işletmeciliğinde geçerli belge olmadan faaliyet gösterilmesinin de engelleneceğini söyledi.

Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor


 
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, özellikle ergenlerin ruh sağlığı açısından bu alanın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

16.05.2026 09:26:00
HABER MERKEZİ
Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor
Oyun bağımlılığı ergenlerde saldırganlık riskini yükseltiyor

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital oyun bağımlılığı ile öfke ve saldırganlık arasındaki ilişkiye dikkat çekerek, özellikle ergenlerin ruh sağlığı açısından bu alanın yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Oyun sırasında yaşanan kayıplar, başarısızlık hissi veya engellenme gibi durumlar öfke tepkilerini tetikleyebilirken, aşırı oyun oynama bu duyguların yoğunluğunu artırabiliyor. Duygusal düzenleme becerilerinin zayıflaması ise bu sürecin saldırgan davranışlara dönüşmesine zemin hazırlayabiliyor.
13-17 yaş arası ergenlerle yürütülen araştırmalar, şiddet içerikli video oyunlarının sözel ve fiziksel saldırganlık ile pozitif yönde ilişkili olduğunu gösteriyor.

Aynı çalışmalarda, empati kurma becerisi ile şiddet içerikli oyun tercihleri arasında bağlantılar bulunurken, duygusal empati düzeyi arttıkça bu tür oyunlara yönelimin azaldığı tespit ediliyor. Ayrıca, yaş küçüldükçe şiddet içerikli oyunlar ile fiziksel saldırganlık arasındaki ilişkinin güçlendiği görülüyor. Çin'de lise öğrencileriyle yapılan araştırmalar ise yüksek saldırganlık düzeyine sahip bireylerin daha fazla psikolojik sıkıntı yaşadığını, oyun bağımlılığı belirtileri gösterdiğini ve şiddet içerikli oyunlara daha fazla maruz kaldığını ortaya koyuyor.

Sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisi ve dengeli denetim, çocukların ihtiyaçlarını karşılayarak oyun bağımlılığı riskini azaltırken; zayıf iletişim, aile içi sorunlar ve olumsuz akran ilişkileri riski artırabilir.

'Gizli tuz'a dikkat


 
Gizli tuz, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olarak biliniyor. Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynakları olarak öne çıkıyor.

16.05.2026 09:12:00
MURAT ÇORBACI
  'Gizli tuz'a dikkat
  'Gizli tuz'a dikkat

Modern yaşamın hızına ayak uydururken beslenme alışkanlıkları da giderek değişiyor. Hazır ve işlenmiş gıdaların günlük yaşamda daha fazla yer almasıyla birlikte, farkında olmadan tüketilen tuz miktarının arttığına değinen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, "Fazla tuz tüketimi yalnızca sofradaki lezzeti değil, uzun vadede sağlığımızı da doğrudan etkiliyor. Özellikle kalp-damar sistemi ve böbrekler üzerinde kritik sonuçlara yol açabilen aşırı tuz tüketimi, yaşam kalitesini düşüren sağlık sorunlarının başlıca nedenleri arasında" dedi.
Fazla tuz tüketiminin vücutta sodyum birikimine yol açtığını belirten Dündar, "Sodyum suyu tutma eğilimindedir. Bu durum damar dışına sıvı geçişini artırarak dokular arasında su birikmesine neden olur. Böbrekler fazla sodyumu atmakta zorlandığında ise vücut dengeyi sağlamak için daha fazla su tutar. Sonuç olarak özellikle ayaklar, bilekler, bacaklar ve yüzde şişlik yani ödem ortaya çıkar. Bu tablo genellikle gün içinde artan, akşam saatlerinde belirginleşen bir şişlik şeklinde kendini gösterebilir. Sürekli tekrar eden ödem şikâyetlerinin ise mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" uyarısında bulundu.

Gıdaların etiketlerine dikkat!


Gizli tuzun, yemeklere eklenen tuz dışında gıdaların doğal yapısında veya işlenme sürecinde bulunan tuz olduğunu dile getiren Dündar, "Ekmek, peynir, zeytin, hazır çorbalar, soslar, cipsler, salçalar, kuruyemişler, turşu ve salamura gıdalar, işlenmiş et ve şarküteri ürünleri ile paketli ürünler en önemli gizli tuz kaynaklardır. Bu nedenle kişi bu ve benzeri besinlere tuz eklemediğini düşünse bile günlük alım farkında olmadan yükselir. Bu nedenle öncelikle gizli tuz kaynaklarının farkına varmak gerekir. Paketli ve işlenmiş gıdaların tüketimini azaltmak, etiket okumak önemli bir adımdır. Yemeklerin tuz eklemeden önce tadına bakmak ve miktarı kademeli olarak azaltmak damak tadının uyum sağlamasını kolaylaştırır. Limon, sirke, sarımsak ve çeşitli baharatlar tuz yerine lezzet artırıcı olarak kullanılabilir. Ayrıca evde yeme alışkanlığı kazanmak ve dışarıda hazır gıda tüketimini azaltmak da tuz alımını belirgin şekilde düşürür" şeklinde konuştu.

Tuzun 7 zararı

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emine Dündar, uzun vadede yüksek tuz tüketiminin zararlarını sıraladı:
• Yüksek tansiyon: Damar basıncını artırarak hipertansiyona yol açar.
• Kalp hastalıkları: Kalbin yükünü artırarak kalp krizi ve kalp yetmezliği riskini arttırır.
• Böbrek hasarı: Böbrek fonksiyonlarının azalmasına, protein kaçağına ve hatta kronik böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir.
• Felç riski: Beyin damarlarında hasar oluşturarak inme riskini artırır.
• Ödem: Vücutta sıvı tutulmasına ve şişliklere yol açar.
• Kemik kaybı: Kalsiyum atılımını artırarak kemik sağlığını olumsuz etkiler.
• Mide hastalıkları: Mide mukozasını etkileyerek gastrit ve bazı mide hastalıklarına zemin hazırlar.

Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör



Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. 

16.05.2026 09:10:00
MURAT ÇORBACI
Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör
Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek, "Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, 'büyüme döneminde olur' gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir" dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı.

1. Hazır ve paketli gıdaların aşırı tüketimi.
2. Hareketsiz yaşam tarzı. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.
3. Çocukluk çağı obezitesi.
4. Aşırı tuz tüketimi.
5. 'Büyüme döneminde olur' algısı.
6. Şekerli ve gazlı içecekler. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.
7. Yetersiz uyku. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmekte.
8. Duruş ve oturuş bozukluğu.
9. Ailede kalp hastalığı öyküsünü göz ardı etmek.

Çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik test

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik testi şöyle açıkladı: EKG, EKO, gerekli durumlarda efor testi.

İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!


 
 
 Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ve jandarma ekiplerince trafik denetimlerinde sürücülere çeşitli ihlaller gerekçesiyle toplam 500 bin lira ceza uygulandı. Bir ilçede bir gecede bu kadar ceza tahsilatının çıkması dikkat çekti. 

16.05.2026 09:02:00 / Güncelleme: 16.05.2026 09:08:15
HABER MERKEZİ/AA
İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!
İnegöl'de trafik denetimlerinde gecelik hasılat fena değil!

Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ve jandarma ekiplerince trafik denetimlerinde sürücülere çeşitli ihlaller gerekçesiyle toplam 500 bin lira ceza uygulandı.

İnegöl İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Büro Amirliği ekipleri ile İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı trafik ekiplerince ilçe genelinde eş zamanlı trafik uygulaması yapıldı.
Uygulamada, çok sayıda araç durdurularak sürücülerin belgeleri kontrol edildi.

Uygulama sırasında "dur" ihtarına uymayarak kaçan bir araç, polis ekiplerinin kovalamacası sonucu yakalandı.
Sürücü hakkında işlem yapılırken sürücü belgesine 60 gün süreyle el konuldu, araç ise 60 gün trafikten men edildi.

Ayrıca, alkollü araç kullandığı belirlenen 2 sürücünün de sürücü belgesine el konuldu.
Emniyet ve jandarma ekiplerinin ortak gerçekleştirdiği uygulamalarda toplam 500 bin lira cezai işlem uygulandığı öğrenildi.

ROK soruşturmasında yeni gelişme

Adana merkezli yürütülen ve 100 milyar TL'lik hacme ulaşan dev yasa dışı bahis ve kara para aklama soruşturması kapsamında İstanbul'da gözaltına alınan gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı hakkında ek gözaltı süresi verildi

15.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
ROK soruşturmasında yeni gelişme
ROK soruşturmasında yeni gelişme
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen Cumhuriyet tarihinin en büyük finansal suç operasyonlarından birinde sıcak bir gelişme yaşandı.

İstanbul'daki evinde yakalandıktan sonra soruşturmanın merkezi olan Adana'ya sevk edilen televizyon yorumcusu ve gazeteci Rasim Ozan Kütahyalı'nın gözaltı süresi adli makamlarca uzatıldı. Şüphelilerin emniyetteki sorgu süreçlerinin derinleştirilmesi ve devasa finansal verilerin incelenmesi amacıyla alınan bu karar doğrultusunda, Kütahyalı ve beraberindeki zanlıların adliyeye sevk edilmeden önce ek süre boyunca emniyette tutulacağı kesinleşti.

Toplu suç kapsamında ek süre kararı

Soruşturmayı yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında kamu görevlileri ve finans sektörü temsilcilerinin de bulunduğu organizasyonun "toplu suç" kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle yasal ek gözaltı süresi hakkını devreye soktu.

21 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen operasyon kapsamında gözaltına alınan şüpheli sayısının yaklaşık 200 kişiyi bulması, ifade işlemlerinin ve çapraz sorguların tamamlanmasını geciktirdi. Hukukçular, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) uyarınca toplu olarak işlenen suçlarda delillerin tam olarak toplanabilmesi amacıyla gözaltı süresinin en fazla 4 güne kadar uzatılabileceğini belirtmektedir.

MASAK kıskacında 100 milyar liralık trafik

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporlarıyla desteklenen soruşturma dosyası, örgütün ulusal ve uluslararası ölçekte profesyonel bir finansal suç mekanizması kurduğunu ortaya çıkardı. İncelemelerde, sistem üzerinden yaklaşık 100 milyar Türk Lirası ve 2 milyar dolar seviyesinde şüpheli para hareketinin yürütüldüğü tespit edildi.

Operasyonun odağındaki isimlerden biri olan Rasim Ozan Kütahyalı'nın ise elektronik para kuruluşları üzerinden şahsi hesaplarına 2022-2024 yılları arasında 35 milyon 201 bin 344 TL seviyesinde para girişi olduğu iddialar arasında yer alıyor.

"Bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz"

Adana Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince sağlık kontrolü için Adana Adli Tıp Kurumu'na getirilen Rasim Ozan Kütahyalı, burada kendisini görüntüleyen basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kütahyalı, hakkındaki iddialarla ilgili olarak "Bende öyle bir para hareketliliği yok, bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz" diyerek suçlamaları reddetti.

Dev şirketlere kayyum, milyonluk varlıklara el koyma

Soruşturmanın sadece şüphelileri değil, suç gelirlerinin aklandığı ticari yapıları da kapsadığı öğrenildi. Adli mercilerce alınan kararlar doğrultusunda:

• Suç gelirlerinin dolaşımında aracı olarak kullanılan 3 elektronik para ödeme kuruluşu, 3 kuyumcu ve 1 döviz bürosuna kayyum atandı.

• Örgüt faaliyetleri kapsamında elde edildiği değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 lüks araç ve 3 tekneye el konuldu.

• Suçun finansal katmanlaştırma işlemlerine yardım ettiği gerekçesiyle 3 banka yöneticisi, 8 polis memuru ve 4 avukat gözaltına alınanlar arasında yer buldu.

• Finansal sistem içerisindeki hareketleri gizlemek amacıyla kurulan 8 bin 500 yasa dışı bahis ve kumar sitesi erişime engellendi.

Gözaltı süresi uzatılan Rasim Ozan Kütahyalı ve diğer şüphelilerin, Adana Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifade işlemlerinin bitmesinin ardından geniş güvenlik önlemleri altında Adana Adliyesi'ne sevk edilmeleri bekleniyor.

Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü

Öğrenci servisi şarampole uçtuğu kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı

15.05.2026 18:29:00
İhlas Haber Ajansı
Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü
Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü
Yozgat'ın Saraykent ilçesinde öğrenci servisi şarampole uçtuğu kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı.






Kaza, Saraykent ilçesi Söğütlü köyü yakınlarında yaşandı. Şeref Şahin idaresindeki 66 ADL 198 plakalı öğrenci servisi henüz bilinmeyen nedenle yoldan çıkarak şarampole devrildi. İlk belirlemelere göre kazada sürücü, 2. sınıf öğrencisi Çınar Şahin ile 4. sınıf öğrencisi Zennure Özdemir olay yerinde hayatını kaybetti, 7 öğrenci ise yaralandı. Yaralı öğrenciler çevredeki hastanelere kaldırıldı.








Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan olay yerine giderek incelemede bulundu. Özkan yaptığı açıklamada, "Arkadaşlar, maalesef kazada iki öğrencimiz ve servis şoförümüz vefat etti. Servis aracı, okulumuzdan aldığı öğrencileri Söğütlü köyüne bıraktıktan sonra yukarı Çiçekli köyüne geri kalan öğrencilerimizi götürürken kaza yapıyor. Kazada 7 öğrencimiz yaralandı. Öğrencilerimizin genel durumları iyi. Bir öğrencimiz de kalça kırığı tespit edildi, arkadaşlar ona müdahale ediyorlar. İnşallah onlar için de geçmiş olsun diyelim. Vefat eden çocuklarımıza ve arkadaşımızın ailesine sabır diliyoruz. Allah rahmet eylesin, böyle kazaları bir daha göstermesin" ifadelerine yer verdi.

Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok

Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde 24 Kasım 2022 tarihinde kaybolan Seda Nur Uludağ'dan bin 268 gündür haber alınamazken, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan yeni bir birimin faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye alması aileye ve kamuoyuna umut oldu

15.05.2026 14:08:00 / Güncelleme: 15.05.2026 14:11:29
İHA
Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok
Kayıp Sedanur'dan bin 268 gündür haber yok
21 yaşındaki Seda Nur Uludağ, kaybolduğu gün ehliyet kursundaki direksiyon dersine gitmek üzere evden ayrıldı ancak bir daha kendisinden haber alınamadı. Aradan geçen yaklaşık 3,5 yıla rağmen genç kızın akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmada somut bir sonuca ulaşılamadı.






Son görüntüleri Koru sahilinde ortaya çıkmıştı

Soruşturma kapsamında yapılan incelemelerde, Uludağ'ın son olarak Gazipaşa'nın Koru Mahallesi sahil şeridinde elinde şemsiyeyle tek başına yürüdüğü anların güvenlik kameralarına yansıdığı tespit edildi. Teknik incelemeler sonucunda genç kızın cep telefonundan alınan son sinyalin aynı gün saat 16.00 sıralarında Koru Mahallesi Fener Tepesi Poyraz mevkisinden geldiği belirlendi.








Arama çalışmalarından sonuç çıkmadı

Kayıp ihbarının ardından bölgede geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. AFAD, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), deniz polisi ve uzman ekipler tarafından karadan, havadan ve denizden sürdürülen operasyonlarda kadavra köpekleri de kullanıldı. Ancak yapılan tüm çalışmalara rağmen genç kıza ait herhangi bir iz bulunamadı.








Bakanlığın yeni birimi umut oldu

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı"nın toplum vicdanını etkileyen olayları yeniden değerlendirme kapsamına alması aile için umut oldu. Türkiye genelinde 75 ilde toplam 638 dosyanın yeniden inceleneceği çalışma kapsamında Seda Nur Uludağ dosyasının da ele alınması bekleniyor.








Ailenin tek isteği bir iz bulunması

Yıllardır kızlarından gelecek bir haberi bekleyen aile yakınları, dosyanın uzman ekipler tarafından ayrıntılı şekilde incelenmesini istediklerini belirtti. Aile, olayın üzerindeki sis perdesinin aralanmasını beklerken, yetkililer soruşturmanın tüm ihtimaller değerlendirilerek titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan "Öyle Mi Sahiden?" programında gazeteci İpek Özbey'in sorularını yanıtladı

15.05.2026 12:21:00 / Güncelleme: 15.05.2026 12:25:25
Haber Merkezi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan “Öyle Mi Sahiden?” programında gazeteci İpek Özbey’in sorularını yanıtladı
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Sözcü TV YouTube kanalında yayımlanan "Öyle Mi Sahiden?" programında gazeteci İpek Özbey'in sorularını yanıtladı.
BTP Lideri programda gündeme ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Muhalefetten AK Parti'ye transferler, ekonomi gündemi ve İran savaşı, Hüseyin Baş'ın gündemindeki konular arasındaydı.
Hüseyin Baş'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

Muhalefetten AK Parti'ye transferlerin amacı nedir?

"Yerel seçimlerde ikinci olarak tamamladığı seçim sonuçlarından sonraki süreçte iktidar partisinin tek bir gündemi ve derdi var; uluslararası alanda meşruiyet. Uluslararası ilişkiler bağlamında daha iyi ilişkiler geliştirmek isteyen ve buna bahane arayan bir irade, bu seçim sonucunu şöyle yorumlayabilir; Türkiye'de iktidar partisi hâlâ bir merkez parti, hâlâ bir çekim kuvveti oluşturuyor ve dolayısıyla muhalefetten bile geçişler oluyor."

"Türk Milli Takımı'nda oynamadı, AK Parti MYK'sına girdi"

"Mesela bugün AK Parti'nin MYK üyelerinden birisi Mesut Özil oldu. Bu kişi Türk Milli Takımı'nda oynamayı kabul etmedi ama Türkiye'nin iktidar partisinin MYK'sında yer aldı. AK Parti, Mesut Özil'i MYK'ya aldığında toplumdan artı bir oy dahi almadığını biliyor. Meşruiyet için bu insanları bünyesine katıyor. AK Parti'nin şu anda peşinde olduğu şey bu! Bu aynı zamanda bir güçsüzlüğün, kaybetmişliğin ispatı. Eğer güçlü olsanız, kaybetmiyor olsanız, kazanan tarafta olsanız bunlara ihtiyaç duymazdınız."

CHP kapatılabilir mi?

"Ben bu koltuğu bırakmayacağım ve bunun için her şeyi göze alıyorum." diyen bir iktidar varsa bunlar yapılabilir ama sonunda kaybeden yine bunu yapan olur. Ben Türkiye'de bunların olabileceğini düşünmüyorum, ihtimal vermiyorum; vermek de istemiyorum. Ben, AK Parti'nin bugüne kadar kazandığı hiçbir seçimin tamamen adil olduğu kanaatinde değilim. Bunun en büyük örneklerinden biri, 2017'de mühürsüz oyların geçerli sayıldığı referandumdur. Son seçimde de birçok soru işareti vardı; daha önce de vardı."

Anadolu Ajansı'na eleştiri

"Altı yıldır siyasi parti genel başkanıyım. Anadolu Ajansı'nda ismim sadece bir kere geçti; o da 'Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma açıldı.' haberiyle. Sonra beraat ettim ama Anadolu Ajansı bunu yazmadı. Şimdi bu Anadolu Ajansı benim devletimin değil mi? Milletin değil mi? Neden tek bir organizasyona çalışıyor?"

"Önümüzdeki kış bizi kıtlık bekliyor"

"Ekonomik meseleyi çözmenin çok farklı yolları düşünülmek zorunda. Türkiye'de iktidar değişmese bile bu şekilde devam edilirse önümüzdeki kış bizi kıtlık bekliyor. Çünkü çiftçi üretmiyor, hayvancı üretmiyor, 'Para kazanamıyorum, zarar ediyorum' diyor. Paranız olsa bile ürün bulamayacağınız bir döneme gidiyoruz. Az sayıdaki ürün de çok pahalı olacak. Bankaların internet sitelerinde tarla ilanları var. Çünkü çiftçi kredi çekiyor; mazot almak, traktörünü tamir ettirmek ve üretim yapmak için borçlanıyor. Ürünü satarken örneğin 10 liraya satacağını düşünüyor ama devlet fiyatı 7,5 lira olarak açıklıyor. Devlet de sınırlı alım yapıyor. Çiftçi, mecburen tüccara 5,5 liradan satıyor. Sonra krediyi ödeyemiyor ve banka tarlasına el koyup satışa çıkarıyor. Bir zengin gidip o tarlayı alıyor ve '10-15 yıl bekleyeyim, imar gelir' diye düşünüyor. Böyle bir düzen olabilir mi? Bunu devletten başka kimse çözemez. Gayrisafi milli hasılanın yüzde 1'inin tarıma destek olarak ayrılması gerekiyor; bu kanunda yazıyor ama hiçbir zaman tam uygulanmadı."

"ÇAYKUR'u satmak için zarar ettiriyorlar"

"Bütün bu işletmeler, limanlar ve madenler devletin elinden çıkınca devletin gelir kaynakları da azaldı. TEKEL satıldı, SEKA kapatıldı, Sümerbank kapatıldı. Bunlar 'Zarar ediyor' denildi. Ama zarar eden kurumları düzeltmek yerine satmak tercih edildi. ÇAYKUR'un zarar ettiği açıklanıyor. Oysa matematiksel olarak ÇAYKUR'un zarar etmesi iş bilmezlikten başka bir şey değildir. Bu söylemler, özelleştirmeye zemin hazırlamak için kullanılıyor."

"Bunun adı varlık barışı değil, yokluk barışı"

"Sizce varlık barışı neden getiriliyor Türkiye'ye? Bu aslında isim oyunu. Bu, yokluk barışı. Yani 'Bende para yok, getirin' demek. Bakın şu anda iktidar bu ortamda yüzde 50'yi bırakın, yüzde 40 oy alamaz. Bu iktidarın kendilerinin de söylediği en yüksek oy potansiyeli emekliler. Şu anda emeklilerin hiçbiri iktidara oy vermeyecek. Bunu açık açık da söylüyorlar. İşçiler oy vermeyecek, memurlar mutsuz oy vermeyecek, ev hanımları oy vermeyecek. Vermeyecekler. Bunu açık açık ifade ediyorlar. Dolayısıyla biraz piyasayı rahatlatmadan iktidarın seçime gitme ihtimali yok. Nasıl rahatlatacağım? Para lazım. Parayı nereden bulacağım? Varlık barışı yapacağım. Özelleştirme yapacağım. Bir şeyleri satacağım falan. Yani bunun adı varlık barışı ama aslında yokluğun barışı. Ve ne yazık ki AK Parti iktidarı 23-24 yıldır sürekli varlıklı insanlarla barışıyor, yoksulla hiç barıştığını biz görmedik. Paranız varsa gelin anlaşalım. Vergide anlaşabiliriz, ondan sonra başka konularda anlaşabiliriz."

"Yeni anlatılan hikâye: İstanbul Dubai olacak"

"Şimdi yeni anlatılan hikâye şu: İran-Amerika-İsrail geriliminden sonra Dubai boşaldı, yatırımcı Türkiye'ye gelecek ve Türkiye 'yeni Dubai' olacak! Ama Dubai demokratik bir yer değil. 'Yeni Dubai olacağız.' denirken bunun ne anlama geldiğine de bakmak lazım. Türk toplumu tarih boyunca hayatını sadece maddi değerler üzerine kurmadı; özgürlük ve bağımsızlık da önemliydi."

"Bu aslında Amerika'nın İran'la değil, Çin'le savaşıdır"

"İran savaşı çıktığından beri bizim görüşümüz şu: Bu aslında Amerika'nın İran'la değil, Çin'le savaşıdır. Amerika uzun yıllardır dolar sayesinde dünyadaki ekonomik sistemi kontrol etti. Ancak son yıllarda Çin'in ekonomik yükselişiyle dolar hegemonyası zayıflamaya başladı. Eskiden ülkeler arası ticaret büyük ölçüde dolar üzerinden yapılıyordu. Ancak milli paralarla ticaret fikri yaygınlaşmaya başladı. Rusya, Çin ve Venezuela gibi ülkeler bu sisteme yöneldi. Venezuela'nın Çin'e petrol satıp karşılığında dolar yerine yuan alması Amerika açısından önemli bir sorundu. Çünkü mesele sadece petrol değil, doların küresel hâkimiyetiydi. Bugün Çin, ülkelerin kendi para birimleriyle ticaret yapmasını desteklerken Amerika doların hâkimiyetini sürdürmek istiyor."

"ABD'nin derdi petrol değil, dolar hâkimiyetini korumak"

"Burada merhum babama bir parantez açmak gerekiyor. 2005 yılında kaleme aldığı Milli Ekonomi Modeli'nde dünyada ilk defa ülkelerin kendi aralarındaki ticaretlerde Amerikan dolarını değil, kendi paralarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Bununla ilgili 10 tane uluslararası kongre yaptı. Rusya'nın meclisinde bunu anlattı ve bütün dünyaya deklare etti. O tarihten sonra 2010'lu yıllardan itibaren başta Rusya, sonra Çin, sonra Venezuela olmak üzere dünyada bir şey değişti. Mesela Venezuela'da Maduro bir gece operasyonuyla yatağından alındı. Sebebi petrol falan değildi. Amerika'nın İran'da olmasının, Venezuela'ya gitmesinin sebebi petrol deniyor. Bakın, dünya petrol rezervlerinin dörtte biri Amerika'da. Dünyadaki şu anda en yüksek petrol üreticisi Amerika. Dünyada ürettiği petrolden fazlasını ihraç eden ülkelerden biri Amerika. Yani Amerika'nın başkasının petrolüne normalde ihtiyacı yok. Neydi mesele? Venezuela Çin'e petrol satıyordu ve karşılığında para olarak Çin parası alıyordu. Amerika'nın dolarını ortadan kaldırmıştı. Şimdi Çin'le Amerika arasında böyle bir mücadele var. Yani Çin milli parayı, ülkelerin kendi paralarını kullanmasını öncelerken Amerika doların hâkimiyetinin sürmesini istiyor. Şimdi Trump oraya bir pazarlık için gitti. İran'a yansıması ne olur? İnşallah iyi olur."

"Dünyada yeni bir düzen kuruluyor"

"İran bizim komşumuz. Bunun bize de çok olumsuz etkileri olduğu gibi vicdanen de bizleri çok rahatsız ediyor. Buranın durması inşallah Gazze'deki zulmün de durmasına, Lübnan'daki zulmün de bir şekilde sona ermesine vesile olacaktır ama ben Trump'a çok da güvenmiyorum açıkçası. Dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Büyük bir değişimin eşiğindeyiz ve Türkiye'nin buna hazırlıklı olması gerekiyor."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.