logo
08 AĞUSTOS 2026

'Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini arzu ederiz'

AK Parti MKYK toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında AK Parti Konferans Salonu'ndaki toplantı 2 saat 10 dakika sürdü. Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısına dair yaptığı açıklamada "Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini arzu ederiz" dedi

26.05.2025 21:30:00
AA
 
'Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini arzu ederiz'
'Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini arzu ederiz'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Uluslararası toplumun istikrar isteyen üyelerinin ve burada düzenin tesis edilmesi gerektiğini düşünen üyelerinin Suriye'de İsrail saldırganlığına da bir set çekme konusunda hassas davranmaları gerekir." dedi.

Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı nedeniyle basın toplantısı düzenledi.

Hayatını kaybeden sanatçı İlhan Şeşen için taziye dileklerini ileten Çelik, "Değerli bir sanatçımızdı, sanat camiamız için milletimiz için büyük bir kayıp." ifadesini kullandı.

AK Parti Genel Merkez Gençlik Kollarınca düzenlenen "GENÇFEST: Bir Gençlik Festivali" programına ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Çelik, programın yoğun katılımla gerçekleştiğini belirterek, "Cumhurbaşkanımızın katılımıyla birlikte bambaşka bir boyut kazandı." diye konuştu.

Çelik, GENÇFEST ile AK Parti'nin "dünyanın en büyük gençlik hareketlerinden olduğunu bir kere daha ispat ettiğini" söyledi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in AK Gençlik'e çağrı yaparak "siyasi hayatın en absürt işlerinden birine imza attığını" belirten Çelik, Özel'in, AK Gençlik'i, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan farklı tutum almaya davet ettiğini" aktardı.

Özel'in, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tutumuyla ilgili ortaya koyduğu değerlendirme ve tanımlamanın yanlış olduğunu bildiren Çelik, şöyle devam etti:

"Artık üst üste siyasi yanlışlık yapmanın Özgür Özel açısından bir haber değeri yok. Burada bir kere daha görülüyor ki AK Gençliği Özgür Özel kendi partisi içindeki hiziplerden biri zannetmiş. Bu çok büyük bir siyasi yanılgı. AK Gençlik, Cumhurbaşkanımızın en kararlı, en gözü pek, en sağlam takipçilerinin başında geliyor. Dolayısıyla Özgür Özel'in AK Gençliğe çağrı yapması değil, AK Gençlik'in Cumhurbaşkanımıza olan bağlılığından ders alması gerekir. Bunu gençlik teşkilatımızdaki arkadaşlarımız, kardeşlerimiz özellikle bir kere daha vurgulamamızı istediler. AK Gençlik'le Cumhurbaşkanımız arasındaki yüksek bağlılık ve beraberlik yürüyüşünün hiçbir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından değerlendirilmesi, öyle bir kapasiteyle ele alınması mümkün değil."

Özel'in açıklamalarında "topu alıp maç yapmaktan bahsettiğini" dile getiren Çelik, "AK Gençlik zaten sürekli sahada. Özgür Özel'in kendi partisinin siyasi geçmişiyle hesaplaşıp, sürekli olarak maç oynanırken sahayı çalma huylarından vazgeçmeleri gerekiyor. Eğer sahayı çalmazlarsa zaten bütün maçlar yerli yerinde oynanıyor." görüşünü paylaştı.

"İsrail saldırganlığı Suriye'yi ve bölge barışını tehdit eden birinci etmendir"

AK Parti Sözcüsü Çelik, Suriye'deki gelişmeleri son derece yakından takip ettiklerini, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Türkiye ziyaretinin son derece önemli olduğunu kaydetti.

"Suriye'deki yaptırımların kalkması yönünde çok ileri noktalara gelindi." ifadelerini kullanan Çelik, ABD Başkanı Donald Trump'ın yaptırımların kaldırılması çağrısına olumlu cevap verdiğini, ardından Avrupa Birliği'nden de benzer açıklamaların geldiğini anımsattı.

Çelik, Suriye'ye dayatmalarda bulunmanın, siyasi biçim çizmenin değil Suriye'nin birliği, bütünlüğü, egemenliği, Suriye'deki bütün etnik grupların ve mezhep gruplarının birlik ve beraberlik içinde yaşaması noktasında yüksek bir iradenin ortaya çıkmasının sağlaması gerektiğini vurguladı.

Suriye'deki bütün dini grupların güvence altında olması, azınlıkların güvence altında olması, kadın hakları konusunda güvencenin tam olması gerektiğine işaret eden Çelik, etnik ve mezhep grupları arasında fitne tohumları ekmeye kalkanlara karşı da son derece duyarlı olunmasının şimdiye kadar gösterilen hassasiyetler bakımından son derece önemli olduğunu bildirdi.

Çelik, "Suriye'de Türkmen, Arap, Kürt, Sünni, Alevi, Dürzi, Nusayri bütün kesimlerin, bütün boyutlarıyla birlikte bir arada kardeşçe yaşamasını ve her birinin hem toplumsal hayatta hem yönetimde temsil edilmesinin Suriye'nin birlik bütünlüğü açısından son derece kıymetli olduğunu ifade ettik." dedi.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara ve ekibinin bütün toplumsal kesimlerle sağlıklı diyalog geliştirme adına çok iyi bir süreç yürüttüğü dile getiren Çelik, "Bundan sonrasında Suriye'nin yanında olmak, Suriye'nin birliğine, dirliğine ve istiklaline katkı sağlamak bölge barışı açısından da Suriye'nin geleceği açısından da en doğru iş olacaktır." şeklinde konuştu.

Yakın geçmişte "Suriye'nin yeni bir Afganistan'a dönüşme ihtimali"nden bahsedildiğini anımsatan Çelik, gelinen noktada bu tehlikelerden giderek uzaklaşıldığını dile getirdi.

Çelik, Suriye'de şu anda istikrarsızlaştırıcı tek unsurun "İsrail'in saldırıları" olduğunu belirterek, "İsrail saldırganlığı Suriye'yi ve bölge barışını tehdit eden birinci etmendir. Bugüne kadar İsrail'in güvenliğini de sağlayan herhangi bir sonuç doğurmamıştır bu. Bütün bölgenin güvenliğini riske atan Netanyahu ve ekibinin katliamcı politikasını Suriye'ye de genişletmek çabasından başka bir şey değil. Gerçekten uluslararası toplumun istikrar isteyen üyelerinin ve burada düzenin tesis edilmesi gerektiğini düşünen üyelerinin Suriye'de İsrail saldırganlığına da bir set çekme konusunda hassas davranmaları gerekir." görüşünü paylaştı.

Geçmişte Suriye'de vekalet savaşlarına imza atanların en büyük argümanlarından birinin "DEAŞ'le mücadele" olduğunu anımsatan Çelik, Suriye yönetiminin bugüne kadar DEAŞ'le mücadele konusunda hassas davrandığını belirtti.

DEAŞ'ı bahane ederek terör örgütlerini terör örgütlerine karşı kullanma yanlışlığının önüne geçilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Suriye'nin istikrarı konusundaki bütün bu adımları hassasiyetle takip ettiğimizi ve bundan sonrasında da aynı desteği vereceğimizi ifade ediyoruz." ifadelerini kullandı.

"Kim Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmeye kalkarsa"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bu saatten sonra kim Terörsüz Türkiye sürecini sabote etmeye kalkarsa, onun ne tür bağlantıları olduğu görülmüş olacaktır" dedi.

Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı nedeniyle basın toplantısı düzenledi.

Bütün dünyanın gözü önünde İsrail'in soykırım ve katliam siyasetinin her gün yeni acılara imza atılarak devam ettiğine dikkati çeken Çelik, bunun durdurulması ile ilgili uluslararası toplum tarafından herhangi bir iradenin ortaya çıkmadığını söyledi.

Çelik, şunları ifade etti:

"Artık herkesin net gördüğü bir şey var, bu, Netanyahu ekibinin uluslararası hukuk önünde yargılanmaktan kaçmak ve tamamen kişisel durumlarını garanti altına almak için on binlerce çocuğu, insanı katliama gönderdikleri bir soykırım faaliyetidir. İngiltere, Kanada ve Fransa'nın yaptıkları ortak açıklamada 'İsrail'e karşı birtakım adımlar atabilecekleri' uyarısında bulunmaları son derece kıymetlidir. Yine İngiltere'nin İsrail'le yürüttüğü ticaret anlaşması müzakerelerini askıya alması son derece önemlidir. Avrupa Birliği'nden ve dünyanın çeşitli yerlerinden yükselen seslerin bu kadar net olması da önemlidir. Ama esas olan somut adım atılmasıdır. Bugün de yine bir okula katliam şebekesi bir saldırı gerçekleştirdi. Burada hem siyasi iradenin net olarak ortaya çıkması hem de somut adımlar atılması gerekiyor. Siyasi irade açısından, bu katliama karşı çıkan devletlerin yoğun bir biçimde Filistin devletini tanıması da son derece önemli bir mesaj olacaktır. Tabii somut adımların, uluslararası toplumun ortak iradesiyle ve bu ortak iradenin bütün bu katliama karşı çıkanlar tarafından sahiplenilmesiyle atılması son derece kıymetli olur."

"Silah bırakma sürecini doğrulama mekanizması oluşturuldu"

Çelik, "Terörsüz Türkiye" konusunu yakından takip ettiklerini vurgulayarak, "Sürekli olarak bununla ilgili değerlendirmelerimizi yoğun bir biçimde yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde gelinen aşamada olması gereken terör örgütünün bütün unsurları ve bütün uzantılarıyla silah bırakmasıdır ve kendisini feshetmiş olmasıdır. Fesihle ve silah bırakmayla ilgili yapılan açıklamanın somut sahada ve eksiksiz olarak hayata geçmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Terör örgütünün finansmanını sağlayan yapıların, terör örgütünün illegal yapılanmalarının, Suriye, Irak, İran'daki kolları ile Avrupa'daki yapılanmalarının sahada ve somut olarak fesih sürecini gerçekleştirmesi gerektiğinin altını çizen Çelik, bu çerçevede Irak'taki süreçte Irak hükümetiyle diyaloğun yakın şekilde sürdüğünü belirtti.

Yürütülen diyalog neticesinde Bağdat, Süleymaniye, Erbil ile koordine edilecek konuların olduğuna işaret eden Çelik, bu konularda ilerleme sağlanmaya devam edildiğini, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sahada kurdukları mekanizmalarla silah bırakma sürecini doğrulama mekanizması oluşturulduğunu ifade etti.

Doğrulama mekanizmalarıyla silahların bırakılıp bırakılmadığı ve bunun ne düzeyde olduğunun teyit edileceğini belirten Çelik, "Her aşamada kontrol edilecek. Tabii Suriye kısmıyla ilgili olarak da öteden beri söylüyoruz. Orada da terör yapılanmasının sona ermesi gerekiyor. Terör yapılanması dışındaki unsurların Suriye ordusunun bir parçası olması gerekiyor." diye konuştu.

"Terörsüz Türkiye hedefi ilham kaynağı olacak"

"Türkiye açısından, Türkiye Yüzyılı'nda herhangi bir terör gündemi olmasını istemiyoruz." diyen Çelik, şunları kaydetti:

"Bölge açısından da bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen unsurların, güçlerin burada sürekli olarak terör örgütlerini bir araç olarak kullanması bölgede de büyük istikrarsızlıklar ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla bu istikrarsızlıkların giderilmesi açısından da 'Terörsüz Türkiye' süreci esasında terörsüz bölge, terörsüz Orta Doğu sürecine bir ilham kaynağı olabilecektir. Bu saatten sonra kim bu 'Terörsüz Türkiye' dediğimiz süreci sabote etmeye kalkarsa, onun tabii ne tür bir bağlantı içinde olduğu, bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen hangi güçlerle aynı hizada durduğu net bir şekilde zaten görülmüş olacaktır. Şimdiye kadar yapılan temaslarda, dilin, siyasi söylemin sağduyulu bir şekilde kullanılması... Bundan kastım da şudur Terörsüz Türkiye odağından ayrılmayacak şekilde bunun değerlendirilmesi son derece önemlidir."

DEM Parti'nin, siyasi partilere ve AK Parti'ye yaptığı ziyaretler çerçevesinde "Terörsüz Türkiye" odaklı birçok meselede sağduyulu davranmasına dikkati çeken Çelik, "Siyasi partiler arasındaki diyalog ve konuşmalar son derece önemlidir. Esasında bu süreçlerde itiraz edenlerin de bu sürece itiraz etmek ya da bir kenara çekilip eleştirmek yerine, siyasi diyalog sürecinin bir parçası olarak görüşlerini ifade etmeleri, siyasetin doğası açısından, yüce Meclis'in doğası açısından, siyasetin, milletin ihtiyaçlarını giderme misyonu açısından, yüce Meclisin millete hizmet etme ihtiyacı ve misyonu açısından son derece önemlidir, kıymetlidir." ifadelerini kullandı.

"Sahada somut olarak görülmesi gerekiyor"

Çelik, eleştiriyle provokatif söylemi, eleştiriyle sabotaj yaklaşımını ve siyasi sabotajı birbirinden ayırt edebilecek deneyime sahip olduklarının altını çizerek, siyaset görüntüsü altında, siyasi sabotajları geçmişte de gördüklerini, sahada da çeşitli siyasi sabotajların söz konusu olabileceğini söyledi.

Sürekli olarak odak noktası olan "Terörsüz Türkiye" hedefinden ayrılmamak gerektiğine vurgu yapan Çelik, yanlış bir dil kullanıldığı zaman, bunun gündemi saptırmasına müsaade edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Bu yanlış değerlendirmelere verilecek en büyük cevabın "Terörsüz Türkiye" hedefi konusunda kararlı, sabırlı süreci akılla, vicdanla, izanla yöneten ve odağını kaybetmeyen bir yaklaşım sergilemek olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin terör gündeminden kurtulması demek, Türkiye'nin demokrasi, hukuk devleti, kamu düzeni, Türkiye Yüzyılı hedefleri açısından son derece stratejik bir aşama olacaktır. Ama fesih ve silah bırakma bir retorik meselesi değildir, bir söylem meselesi değildir. Sahada somut olarak görülmesi gereken bir meseledir. Burada da hem bu meselenin doğrulama mekanizmalarının çalışması ve aynı zamanda da siyasi partiler arasında bu süreçleri olgunlaştıracak şekilde doğru bir dil, terörü Türkiye gündeminden çıkaracak bir dilin ortaya konulması çok önemlidir. Tabii ki verilen destekler, bu sürece yönelik olarak katkı olarak ortaya koyulan yaklaşımlar, şimdiye kadar siyasi partiler arasındaki diyaloglar, karşılıklı istişareler fevkalade kıymetli sonuçlar doğurmuştur. Dolayısıyla bu siyasi partiler arasındaki bu trafiği önemsediğimizi ifade etmek istiyorum."

"Önümüzdeki günlerde daha hassas süreçler karşımıza gelecek"

"Türkiye'nin milli değerlerinden taviz verildiği, milli kazanımlarının heba edildiği" yaklaşımlarının geçerliliği olmadığını belirten Çelik, şunları ifade etti:

"Türkiye bir yere gitmiyor, devletin nitelikleri ve milletin değerleri konusunda herhangi bir pazarlık yapılmıyor. Herhangi bir müzakere yapılmıyor. Doğru olan şey ülkemizde bütün insanlarımızın, bütün vatandaşlarımızın ortak geleceği, ortak yaşama iradesi çerçevesinde terörü Türkiye'nin gündeminden çıkarmaktır. Ve bunu yaparken de şunu unutmamak gerekiyor. Dediğimiz gibi vatandaşlarımız kendilerini çeşitli kimliklere ait görüyorlar. Çeşitli etnik ya da mezhebi aidiyetlerden, dini aidiyetlerden yola çıkıyorlar. Ama her zaman söylediğimiz gibi adlarımız farklı olsa da soyadımız Türkiye Cumhuriyeti'dir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf yurttaşları olarak kendi geleceğimizi, ülkemizin karşı karşıya kaldığı bir meseleyi başkalarının iradesine ya da yönlendirmesine başvurmadan, kendi irademizle, kendi potansiyelimizle, kendi kapasitemizle Türk, Kürt, Alevi, Sünni kardeşliğini ve diğer unsurlarla kardeşliğimizi daha da pekiştirecek şekilde ortaya koymamız başlı başına bir kıymettir. Ve siyasetin millete hizmet etme açısından da böylesine bir misyon çerçevesinde irade ortaya koyması son derece değerlidir. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde de daha hassas süreçler karşımıza gelecek. Hem Türkiye'nin içinde hem Türkiye'nin dışında daha yoğun tartışma yapılacak. Dolayısıyla burada odağımızın Türkiye Yüzyılı'nda Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmak çerçevesinde olması son derece değerli olacaktır. Bu tartışmaları tabii ki biz yakından takip ediyoruz. Geçmiş dönemlerden de tecrübemiz var. Bu hedefe ulaşmak için gayretimizi sürdürüyoruz."

"Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini arzu ederiz"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "AK Parti'de görev yapanlar ve AK Parti kadroları olarak Cumhurbaşkanımızın yeniden seçilmesini birinci öncelik olarak arzu ederiz. Cumhurbaşkanımızın birikimi, sahip olduğu kapasite, ortaya koyduğu liderlik birikimi devlet ve millet hayatımız açısından bir hazine değerindedir." dedi.

Çelik, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı nedeniyle düzenlediği basın toplantısında soruları yanıtladı.

Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "Yeni Yüzyılın Terörsüz Türkiye Stratejisi, Milli Birlik ve Dayanışma Komisyonu" kurulması çağrısıyla ilgili soru üzerine, Bahçeli'nin bu süreçteki müdahale ve yönlendirmelerinin Terörsüz Türkiye odağında kalabilmek açısından son derece kıymetli olduğunu belirtti.

Bahçeli'nin şimdiye kadar yaptığı her açıklamada son derece stratejik yaklaşımlar sergilediğine işaret eden Çelik, "Stratejik müdahalelerde bulundu ve bütün tartışmaların odağını Terörsüz Türkiye noktasında tutacak şekilde bir çerçeve çizdi. Bu kadar büyük bir meselede TBMM'nin katkısı ve yapacağı liderlik son derece önemlidir, kritiktir. Burada yüce Meclis'in yapacağı liderlik ve sürece katkısı bizim açımızdan son derece kıymetli ve önemlidir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Yeniden aday olmak gibi bir derdim yok" ifadesi üzerine MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin yaptığı açıklamaların hatırlatıldığı Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, gelecek nesillere sivil bir anayasayı yapma hususunda hassasiyetinin olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin, "sivil bir anayasa" denilen yeni anayasaya ihtiyacının olduğunu vurgulayan Çelik, "Fakat bu konu konuşulduğu zaman iki şey öne getiriliyor. Bir tanesi Sayın Cumhurbaşkanımızın yeniden aday olup olmaması meselesi gündeme getiriliyor. Bir de sürekli olarak bir parlamenter sistem ön şartı." diye konuştu.

Çelik, Parlamenter Sistem ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin demokrasinin içinde bir sistem olduğunu belirterek, "Türkiye'de parlamenter sistem varken, parlamenter sisteme karşı vesayetin yanında yer alanlar, bugün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi karşısında parlamenter sistemi gündeme getiriyorlar." dedi.

"Sayın Bahçeli'nin açıklaması son derece kıymetli"

"Parlamenter Sistemin karşısında vesayetin yanında yer alıyorlardı. Şimdi de sadece Cumhurbaşkanımıza karşıtlık üzerinden bu konuyu gündeme getiriyorlar." diyen Çelik, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanımız, 'kendisinin adaylığıyla ilgili tartışmaların bu meselenin bir parçası olmadığını' ifade ediyor. Dolayısıyla anayasa meselesini bu tartışmaların dışında değerlendirmek ve buna katkı vermek lazım. Sayın Bahçeli'nin açıklamasına şükranlarımızı sunuyoruz, son derece kıymetli bir açıklama. AK Parti'de görev yapanlar ve AK Parti kadroları olarak Cumhurbaşkanımızın tabii ki yeniden seçilmesini birinci öncelik olarak arzu ederiz. Bu bizim de kanaatimiz. Cumhurbaşkanımızın birikimi, sahip olduğu kapasite, ortaya koyduğu liderlik birikimi devlet ve millet hayatımız açısından bir hazine değerindedir."

Çelik, dünyada demokratik yolla iş başına gelmiş liderler içerisinde en tecrübelisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, devlete ve millete, milletin verdiği yetki çerçevesinde hizmetinin devam etmesini arzu ettiklerini dile getiren Çelik, "Her zaman söylediğimiz şudur, millet ne derse o olur. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu ifade eder, 'Bizi millet getirdi ve millet buna karar verir' diye. Birçok ülke için çok ağır travma kaynağı olan bazı krizler Sayın Cumhurbaşkanımız açısından son derece kolay bir şekilde yönetilen, geçmişine çok hakim olduğu ve ileriye götürülmesi konusunda da berrak bir yol haritasına sahip olduğu krizlerdir." diye konuştu.

Çelik, "genel af beklentisine" ilişkin soruya, "Bu konu, yargı reformu çerçevesinde ceza adaletinin sağlanmasıyla ilgili birtakım düzenlemelerden ibaret. Bunu olgunlaştırıyoruz. Bugün akşam da bir toplantı yapacağız bununla ilgili olarak. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan yargı reformu çerçevesinde ceza adaletinin sağlanmasıyla ilgili konular var. İnfaz düzenlemeleriyle ilgili ceza adaleti çerçevesinde hasta, yaşlı tutuklular, çocuklarla ilgili düzenlemeler çerçevesinde gündeme alınan konular var. Bununla ilgili de olgunlaştırıyoruz süreci." cevabını verdi.

"Sancıları on yıllardır devam etmektedir"

ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Sykes-Picot Anlaşması'na ilişkin sözlerinin hatırlatıldığı Çelik, açıklamanın ana çizgileriyle doğru olduğunu söyledi.

Büyük devletlerin çıkarları doğrultusunda yaptığı müdahalelerin, esasında "demokratik arayış olmadığını" belirten Çelik, "Maalesef bizim bölgemiz açısından da bunun müesseseleşmiş hali, müesses nizam olarak adlandırılmış hali Sykes-Picot Anlaşması'dır. Sykes-Picot Anlaşması'nda bahsedildiği gibi coğrafi gerçekliğe, bölgenin sosyolojik gerçekliğine uymayan bir sürü şey yapılmıştır ve bunun sancıları on yıllardır devam etmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bugün meselenin sınırların değişmesi olmadığını, bölgeyle ilgili emperyalist emelleri olanların petrol ve maden kaynakları olan yerlere demokrasi götürme bahanesiyle yaklaştığını ifade eden Çelik, "Sonuçta bunun herhangi bir demokratik sonuç üretmediğini, herhangi bir demokratik çıktı üretmediğini, insan haklarına bir faydası olmadığını, daha çok insanın canının yanmasına sebep olduğunu gördük." dedi.

"Dünyanın önünde yeni birtakım fırsatları açabilir"

ABD Başkanı Donald Trump'ın seçiminden sonra "Amerika demokrasiyi koruma ve kollama misyonundan vaz mı geçecek?" sorularının gündeme getirildiğinin anımsatılması üzerine Çelik, şunları kaydetti:

"Tabii burada demokrasiyi bu tip müdahalelere bağlı bir şey olarak düşünmek başlı başına hastalıklı bir zihin yapısı. Burada işbirliklerinin geliştirilmesi, ekonomik entegrasyonun artması, kültürel entegrasyonun artması, milletlerin birbirine daha çok yakınlaşması gibi meseleler üzerinde aslında kafa yorulması gerekirdi. Birinin kazandığı, diğerinin kaybettiği bir model değil, 'kazan kazan' dediğimiz modellerin kurulması gerekir. Bunun tabii Suriye örneğinde söylenmesi de son derece önemli. Sayın Büyükelçi bu bölgeyi iyi tanıyan birisi ve bu bölge bundan çok acı çekmiştir. Dünyanın başka bölgeleri de bu ve benzeri müdahalelerden acı çekti. Masa üstünde harita yapmak, masa üstünde sınır çizmek, bir askeri güç dayatarak demokrasi getirmek gibisinden bir modelden geri durulması, dünyanın önünde yeni birtakım fırsatları açabilir."

Çelik, diğer kurum ve kuruluşlarının buna göre düzenlenmesi gerektiğine işaret ederek, "Uluslararası kuralların inandırıcılığı kalmadı. Eğer bugün uluslararası hukukun ve uluslararası kuralların herhangi bir geçerliliği olsa, Gazze'de bu soykırımın olmaması lazım. Gazze'de bu soykırımı yapanların hepsinin yargılanması lazım ve ceza alması lazım." dedi.

Güç odaklı sonuç almak yerine kurallar, ilkeler, çifte standart olmayan yaklaşımlar üzerinden meselenin ele alınması gerektiğine vurgu yapan Çelik, "Orada Gazze durduğu müddetçe, Filistin'le ilgili bu soykırım durduğu müddetçe, kimse dünya düzeninden ve hukuktan bahsedemez" ifadelerini kullandı.

Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor


 
 
Bacakta ani gelişen şişlik, ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artışı çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa bu belirtiler, yaşamsal risk taşıyan ve halk arasında 'pıhtı oluşması' olarak bilinen derin ven trombozunun ilk sinyalleri olabiliyor.

08.08.2026 15:04:00
Murat Çorbacı
 
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor
Yazın bacaklarda pıhtı tehlikesi artıyor

En sık bacaklarda, özellikle de baldır ve uyluk bölgesindeki toplardamarlarda pıhtı oluşumuyla seyreden derin ven trombozu, dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişide teşhis edilen ciddi bir hastalık. Derin ven trombozunun en büyük tehlikesi ise pıhtının koparak akciğer damarlarına ulaşması ve yaşam kaybıyla sonuçlanabilecek akciğer embolisine (pulmoner emboli) neden olabilmesi. Ayrıca bacakta kalıcı şişlik, ağrı, ağırlık hissi, ciltte renk değişikliği, sertleşme ve iyileşmesi güç olan yaralarla seyreden kalıcı damar hasarına da yol açabiliyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Arif Ağlar, erken dönemde başlanan tedavi sayesinde pulmoner embolinin ve kalıcı damar hasarının önüne geçilebildiğini belirterek, "Özellikle tek bacakta gelişen şişlik ve ağrı gibi belirtiler asla ihmal edilmemelidir. Bu şikayetler derin ven trombozunun en önemli uyarı işaretleri arasında yer alır ve zaman kaybetmeden hekim değerlendirmesi gerektirir" dedi.

Yaz aylarında sıvı kaybı pıhtılaşma riskini artırıyor

Derin ven trombozu (DVT) genellikle bacakların derin toplardamarlarında kan pıhtısı oluşması sonucu gelişen ciddi bir damar hastalığı olarak tanımlanıyor. Güncel sağlık kılavuzlarına göre; hareketsizlikten obeziteye, geçirilmiş ameliyatlardan kansere, ileri yaştan hamileliğe kadar pek çok faktör pıhtı oluşumuna zemin hazırlıyor. Genetik yatkınlığın da tetikleyici olabildiği bu tabloda derin ven trombozu riskinin yaz aylarında artış gösterdiğini anlatan Dr. Ahmet Arif Ağlar, şu bilgileri verdi: "Bunun nedeni ise artan sıcaklık ve terlemeye bağlı gelişen sıvı kaybının, yeterli sıvı tüketilmediğinde kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşma eğiliminin artmasına sebep olabilmesidir. Özellikle ileri yaşta olan, kronik hastalığı bulunan, diüretik kullanan ve uzun süre güneş altında çalışan kişilerde bu risk daha belirgin hale gelmektedir. Ayrıca yaz tatillerinde uzun süre hareketsiz kalınan uçak, otobüs veya otomobil yolculukları da bacak toplardamarlarında kan akımını yavaşlatarak derin ven trombozu gelişme riskini artırabilmektedir."

Yeterli su tüketmek, bol hareket etmek şart!

Dr. Ahmet Arif Ağlar, derin ven trombozuna karşı yaz aylarında bazı önlemlerin mutlaka alınması gerektiğini vurgularken, "Yeterli sıvı tüketmek, uzun yolculuklarda düzenli aralıklarla hareket etmek, özellikle 4-6 saatten uzun yolculuklarda belirli aralıklarla ayağa kalkıp birkaç dakika yürümek ve  yüksek risk grubundaki kişilerin hekimin önerdiği koruyucu önlemleri  uygulaması büyük önem taşımaktadır" diye konuştu. 

Mekke Anlaşması ana gündem


 
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Ortak Savunma Anlaşması imzaladı. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor. Anlaşmanın İsrail saldırganlığına karşı işleyip işlemeyeceği merak ediliyor. Anlaşmanın özellikle İsrail ve Yunanistan'da menfi karşılanması dikkat çekti. 

08.08.2026 06:53:00
Haber Merkezi
 
Mekke Anlaşması ana gündem
Mekke Anlaşması ana gündem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan üçlü savunma anlaşmasını imzaladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu hatırlatıldı.

Görüşmeler Mekke'de yapıldı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.

Anlaşmanın içeriği

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır. Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."

Peki, İsrail; Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a saldırırsa anlaşma işleyecek mi?

Güncel gelişmelere bakıldığında şu anda Pakistan; Hindistan tehdidi altında bulunuyor. İki nükleer güç zaman zaman askeri olarak da karşı karşıya geliyor. Nitekim Mayıs 2025'te Hindistan ve Pakistan arasında Keşmir bölgesindeki artan gerilim nedeniyle kısa süreli ama şiddetli sınır ötesi hava çatışmaları yaşanmıştı. Günler süren bu askeri kriz, tarafların ateşkes sağlamasıyla sona ermişti.

Suudi Arabistan ise halen ABD üslerinden ötürü İran'ın ve Yemen'deki Husilerin baskısı altında bulunuyor. Anlaşmanın düşük yoğunluklu savaşlarda devreye girip girmeyeceği net değil.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, yakın gelecekte İsrail tehdidi altında bulunuyor. İsrail'in Pakistan'ın ebedi düşmanı Hindistan ile yakın askeri ilişkileri var! İsrail sık sık Türkiye'yi de tehdit ediyor. Yahudi devletinin Suudi Arabistan'a saldırması ise bir kıvılcımla mümkün... Pakistan dün anlaşma imzalayan üç ülke içinde tek nükleer güç olarak öne çıkıyor. Peki Pakistan, Türkiye'ye ya da Suudi Arabistan'a özellikle İsrail'e karşı nükleer şemsiye olur mu?

Anlaşmanın içeriği detaylarda yumuşatıldı

Öte yandan "Müslüman NATO' olarak adlandırılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu. Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurguluyor.
Türk yetkililer, "anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" olduğunu ifade ediyor.

Şiddetli karın ağrısına dikkat!


 
 
Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor.

08.08.2026 06:49:00
Murat Çorbacı
 
Şiddetli karın ağrısına dikkat!
Şiddetli karın ağrısına dikkat!

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde 'akut kolesistit' olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Ancak gecikmiş başvurular safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ne zaman harekete geçmeli

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, "Bu nedenle saatlerce süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir organ.


Kadınlarda daha sık görülüyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Yağlı yemekler azdırıyor

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor.

Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif

Şanlıurfa'nın doğusundaki dağlık bölgede yürütülen yüzey araştırmalarında, Neolitik Çağ'a ait ve içerisinde anıtsal dikili taşların bulunduğu devasa bir yaşam alanı gün yüzüne çıkarıldı

07.08.2026 22:30:00
Eyüp Kabil
 
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Şanlıurfa'da heyecan yaratan keşif
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile uluslararası arkeoloji heyetlerinin ortaklaşa yürüttüğü Taş Tepeler projesi kapsamında, insanlık tarihini yeniden yazacak nitelikte bir keşfe imza atıldı. Şanlıurfa kent merkezinin 45 kilometre doğusunda yer alan "Karahan Tepe" yakınlarındaki bakir bir vadide, jeoradar taramaları sonucunda yer altında gömülü devasa bir yerleşim tespit edildi. İlk karbon testleri, bu alanın günümüzden tam 12 bin yıl öncesine, yani avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçiş evresine tarihlendiğini gösteriyor.

Göbeklitepe'nin ikizinden daha büyük

Kazı başkanlığından yapılan ilk açıklamaya göre, yeni keşfedilen yerleşim alanı coğrafi yayılım olarak Göbeklitepe'den yaklaşık 3 kat daha büyük bir alana yayılıyor.

Bölgede yapılan ilk sondaj çalışmalarında, üzerilerinde insan, akbaba, tilki ve leopar kabartmaları bulunan, boyları 6 metreye ulaşan "T" biçimli 40'tan fazla dikili taş belirlendi. Arkeologlar, bu alanın sadece bir tapınak değil, aynı zamanda binlerce insanın aynı anda toplandığı devasa bir ritüel ve sosyal yaşam merkezi olduğunu tahmin ediyor.



Yerleşik hayatın ezberleri bozuluyor

Keşif, insanlığın tarım devriminden önce de büyük topluluklar halinde bir arada yaşadığını ve organize olduğunu kanıtlayan yeni veriler sunuyor.

Henüz tarımın ve evcilleştirilmiş hayvanların olmadığı bir dönemde, bu kadar büyük anıtsal yapıların hangi mühendislik bilgisiyle ve nasıl bir iş gücü organizasyonuyla yapıldığı sorusu, bilim dünyasında yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yabancı uzmanlar, bu sit alanının büyüklüğü karşısında insanlık tarihinin kronolojisinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.



Güvenlik çemberine alındı, kazılar genişletiliyor

Eşsiz buluntuların zarar görmemesi ve kaçak kazıların önlenmesi amacıyla bölge tamamen sit alanı ilan edilerek jandarma koruması altına alındı. Önümüzdeki aylarda dünyanın dört bir yanından yüzlerce arkeolog, antropolog ve jeologun katılımıyla uluslararası düzeyde büyük bir kazı seferberliği başlatılması planlanıyor. Yetkililer, alanın turizme kazandırılması için şimdiden lojistik ve çevre düzenleme çalışmalarına başlandığını bildirdi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Sokak ve muhalefet ayakta

TBMM Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda “Çerçeve Yasa” olarak bilinen “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ülkede tansiyonu yükseltti. Taslağın altına imza atan siyasi aktörlere yönelik sokaktaki öfke çığ gibi büyürken, muhalefet kanadından gelen sert açıklamalar ve sivil toplumun protestoları siyasetin gündemini tamamen değiştirdi

07.08.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Sokak ve muhalefet ayakta
Sokak ve muhalefet ayakta
Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanan 12 maddelik yasa teklifi, toplumun geniş bir kesiminde büyük bir infiale yol açtı. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'lı milletvekillerinin ortak imzalarıyla TBMM'ye getirilen düzenlemeye karşı birçok şehirde eş zamanlı protesto gösterileri düzenleniyor.

Özellikle şehit yakınları, gazi dernekleri ve milliyetçi hassasiyeti yüksek sivil toplum kuruluşları meydanlara inerek yasanın geri çekilmesini talep ediyor. Sokaktaki vatandaşlar, örgüt suçlarına yönelik ceza ertelemesi ve adli kontrolle tahliye yollarının açılmasını "hukukun katledilmesi" olarak yorumluyor. İmza atan liderlerin ve milletvekillerinin fotoğraflarının taşındığı eylemlerde, "Gazi Meclis'te terör meşrulaştırılamaz" sloganları atılıyor.


Muhalefetten sert itiraz: "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorlar!"


Siyasi arenada yasa teklifine en sert ve tavizsiz tepki İYİ Parti'den geldi. İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis kürsüsünden yasa metnini imzalayan MHP lideri Devlet Bahçeli ve Cumhur İttifakı ortaklarına adeta ateş püskürdü. Dervişoğlu, yapılan hamleyi tarihi bir benzetmeyle eleştirerek şu ifadeleri kullandı:

"Yasanın altına imza atarken gururla poz veriyorlar. Siz Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz ve ne yaptığınızın farkında bile değilsiniz. Çerçeve yasa olarak adlandırılan bu ihanet belgesini asla kabul etmeyeceğiz!"

İYİ Parti, yasa teklifinin TBMM Başkanlığı tarafından sahiplerine iade edilmesini talep ederken, Genel Kurul aşamasında her bir maddeye karşı çok sert ve kitlesel bir direnç göstereceklerinin sinyalini verdi.


Yeni Parti kanadı: "Özensiz ve kötü hazırlanmış bir metin"


Sürece dair usul ve yöntem eleştirilerini sürdüren Yeni Parti (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel de düzenlemeyi hedef aldı. Teklifin kapalı kapılar ardında, toplumsal mutabakat aranmadan ve adeta "boş kâğıda imza toplanarak" hazırlandığını belirten Özel, "Özensiz, kötü hazırlanmış bir teklif. Yaklaşımımızda bir değişiklik yok ancak sürecin yürütülüş biçimi baştan aşağı yanlıştır" diyerek iktidarın aceleci tutumuna tepki gösterdi.


İmzacıların savunması: "Terörsüz Türkiye için tarihi eşik"


Tepkilerin odağındaki AK Parti ve MHP kanadı ise eleştirileri "küresel odakların hezeyanları" olarak nitelendiriyor. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, düzenlemenin iki yıllık bir emeğin ürünü olduğunu ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatlarıyla şekillendiğini vurguladı. Çelik, "Bu hamle, bölgemize dönük emperyalist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaptır" diyerek yasayı savundu.

HÜDA-PAR cephesinden ise "Türkiye'nin normalleşmesi adına bazı hususlara gözümüzü kapattık ve imzayı attık" itirafı gelirken, muhalefet kanadından ise metnin referanduma götürülerek nihai kararın millete bırakılması gerektiği çağrısını yapıyor.


11 Ağustos'a kadar yasalaştırılması hedefleniyor


Toplumsal öfke ve sokak protestoları eşliğinde Adalet Komisyonu'na gelen yasa teklifinin, iktidar bloku tarafından hızlandırılmış bir takvimle en geç 11 Ağustos Salı gününe kadar Meclis Genel Kurulu'ndan geçirilmesi planlanıyor. Ancak sokaktaki tansiyonun ve muhalefetin tırmandırdığı direncin, Meclis Genel Kurulu'ndaki görüşmeleri tarihin en gerilimli oturumlarından birine dönüştürmesine kesin gözüyle bakılıyor.


Tepkiler sokakta dalga dalga büyüyor


TBMM Başkanlığı'na sunulan ve kamuoyunda büyük bir kutuplaşmaya yol açan "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" sonrası sokağın ateşi düşmüyor. Başta büyük şehirler olmak üzere Türkiye genelinde protestoların merkezi haline gelen iller netleşirken, sivil toplum kuruluşları ve kadın hareketleri de 11 Ağustos Salı günü gerçekleşecek Genel Kurul oylamasına kadar sürdürecekleri yeni eylem planlarını yürürlüğe koydu.


Protestolar hangi illerde yoğunlaşıyor?


Yasa teklifine yönelik toplumsal öfke ve kitlesel yürüyüşler, özellikle milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu kentler ile metropollerde kritik noktalara ulaşmış durumda.

Protestoların idari merkezi konumunda olan başkentte, özellikle Güvenpark ve TBMM çevresinde şehit yakınları, gaziler ve sivil toplum örgütleri oturma eylemi ve açlık grevlerini sürdürüyor.

İstanbul Kadıköy, Beşiktaş ve Çağlayan Adliyesi önünde toplanan binlerce kişi, "hukukun üstünlüğü" vurgusuyla taslağın derhal geri çekilmesini talep ediyor.

İzmir Alsancak, Bornova ve Antalya Akdeniz Üniversitesi kampüsü çevresinde gençlik örgütleri ve sivil inisiyatiflerin düzenlediği yürüyüşlere polis müdahaleleri yaşanıyor.

Eskişehir, Kocaeli, Çanakkale, Adana, Mersin, Trabzon, Sakarya ve Bartın gibi illerde de yerel sivil toplum platformları öncülüğünde kitlesel basın açıklamaları gerçekleştiriliyor.


Sivil toplum ve kadın hareketlerinin "yeni eylem planı"


Bu arada yasa metninde yer alan "infaz erteleme mekanizmaları" ve "koşullu siyaset izinleri" gibi maddelere karşı çıkan sivil toplum, süreci kilitlemek amacıyla üç ana ayaktan oluşan çok yönlü bir eylem haritası hazırladı.

Örgütler, taslakla kurulması planlanan "Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" gibi yapılarda kadınların ve toplumun geniş kesimlerinin eşit söz hakkına sahip olacağı bir güvence getirilmesini istiyor.

Sivil toplum kuruluşları, barış ve bütünleşme süreçlerinin kapalı kapılar ardında yürütülemeyeceğini savunarak Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 1325 sayılı kararını gündeme taşıyor. Uluslararası hukuk zemininde meşruiyet arayan sivil toplum, kadınların karar alma ve izleme mekanizmalarına dahil edilmediği hiçbir yasal çerçeveyi tanımayacaklarını duyuruyor.

Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sen gibi büyük eğitim sendikaları, yasa teklifinin Meclis gündemine gelmesiyle birlikte eş zamanlı olarak seslerini yükseltmeye başladılar.

Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen düzenlemeye karşı net bir duruş sergilediklerini açıkladı. Sendika, örgüt liderlerine ya da üyelerine yönelik getirilebilecek olası af veya infaz erteleme girişimlerinin karşısında olduklarını vurgulayarak, "Eli kanlı terör örgütü PKK'ya ve terörist başına af getirecek her türlü girişimin karşısındayız; şehit öğretmenlerimizin aziz hatıralarının yanındayız" açıklaması yaptı.


"Çerçeve Yasa" sosyal medyayı da salladı


Meclis Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri süren 12 maddelik yasa teklifi, sosyal medya platformlarında cumhuriyet tarihinin en büyük dijital reaksiyonlarından birine sahne oluyor. Aralarında kamuoyunun yakından tanıdığı aydınlar, emekli bürokratlar ve hukukçuların yer aldığı 242 isim, yayımladıkları ortak bildiriyle sosyal medyada fitili ateşledi.

Kısa sürede yüz binlerce etkileşim alan bildiride, "Terörsüz Türkiye adı altında terör örgütü mensuplarına örtülü af getirilmesine, teröristbaşının muhatap alınmasına ve milli egemenliğin zedelenmesine Türk milleti olarak hayır diyoruz" ifadelerine yer verildi. Kampanya, "Çerçeve Yasaya Hayır" etiketleriyle kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ulaştı.


Ekşi Sözlük ve forumlar ayakta


Sözlük platformları ve siyasi forumlarda da yasa teklifinin şifreleri masaya yatırıldı. "5 ağustos 2026 çerçeve yasanın meclise sunulması" başlığı altında binlerce yorum birikirken, kullanıcılar özellikle yasadaki "10 yıllık infaz erteleme" maddesine dikkat çekti.

Dijital analizlerde ve yorumlarda öne çıkan en büyük endişe ise "Lübnanlaşma" tehlikesi oldu. Kullanıcılar, kapalı kapılar ardında ve toplumsal mutabakat aranmadan hazırlanan bu metnin, Türkiye'yi etnik ve çoklu bir yönetim yapısına sürükleyerek kırılganlaştıracağını savunuyor. Meclis'teki partilerin "boş kağıtlara imza atarak" bu süreci yürütmesi ise dijital tabanda çok ciddi bir güvensizlik dalgası yarattı.


Milletvekillerine "istifa" çağrısı


Sosyal medyadaki öfkenin bir diğer hedefi ise taslağın altında ortak imzası bulunan milletvekilleri oldu. AK Parti, MHP, DEM Parti ve HÜDA-PAR'ın yanı sıra bazı CHP'li vekillerin de teklife destek verdiğinin ortaya çıkması, partilerin tabanlarında adeta deprem etkisi yarattı.

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu'nun Meclis kürsüsünden yaptığı "Lozan'a değil, Sevr'e imza atıyorsunuz" konuşmasına ait videolar TikTok ve X platformlarında izlenme rekorları kırarken; seçmenler, kendi partilerinden imza veren milletvekillerinin hesaplarını etiketleyerek "İstifa edin" ve "O imzayı geri çekin" çağrıları yapıyor. Sosyal medyadaki bu büyük dijital ablukanın, 11 Ağustos Salı günü yapılması planlanan Genel Kurul oylamasına kadar artarak sürmesi bekleniyor.

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu

07.08.2026 12:40:00
Haber Merkezi
 
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
 AHBAP Derneği'nin feshi için Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açılan davada dernek yönetimine kayyum atanmasına karar verildi. Mahkemenin bu kararı ile derneğin fesih süreci başlamış oldu
İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesi, AHBAP Derneği'nin yönetimi için kayyum atanmasına karar verdi. Daha önce alınan tedbir kararları kapsamında derneğin mal varlıklarının yönetimi için kayyum heyeti tayin edilmiş, ayrıca iştirak şirketleri olan Ahbap Lojistik ve Ahbap İktisadi İşletmesi'ne Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyum olarak atanmıştı. Mahkemenin son kararıyla birlikte bu kez bizzat derneğin sevk ve idaresi kayyuma devredildi. Böylece ile derneğin hukuki varlığının sona erdirilmesi (fesih) süreci resmen başlatılmış oldu.

Kararda, İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği'nin 27 Temmuz 2026 tarihli kararıyla kayyım olarak belirlenen 3 kişinin AHBAP Derneği'ne yönetim kayyımı olarak atanmasına hükmedildi. Kayyım heyetinin dernek iş ve işlemlerini yürütmesi, mal varlığını koruması ve resmi süreçleri takip etmesi kararlaştırıldı.

Mahkeme, faaliyetlerin durdurulması kararının uygulanması kapsamında dernek binası ve eklentilerinin mühürlenmesine, fiziki faaliyetlerin engellenmesine ve kayyım heyetinin yönetime fiilen teslim edilmesine karar verdi. Bu kapsamda İstanbul İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü, İstanbul Valiliği ve İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılacak.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturmanın odak noktasını; özellikle 6 Şubat 2023 depremleri sonrasında AHBAP Derneği adına toplanan milyarlarca liralık yardım ve bağışların usulsüz kullanımı, haksız kazanç ve kara para aklama şüpheleri oluşturuyor. İlk olarak dernek kurucusu Haluk Levent'in kardeşi Berkant Acil'in mali hareketlerini inceleyen başsavcılık, Şile Belediyesi'nde düzenlenen festival rüşvet soruşturması belgeleriyle çapraz inceleme yaptı. İncelemelerde Haluk Levent, Berkant Acil ve Yeliz Kaya arasında hem mali transferler hem de organik çalışma birlikteliği tespit edildi.

İstanbul Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, MASAK ve Mülkiye Müfettişliği raporlarının birleştirilmesiyle derinleştirilen soruşturmada mali bulgulara ulaşıldı. Sadece 2023 yılında milyarlarca lira bağış toplayan derneğin banka hesaplarında yapılan incelemelerde, hesap bakiyelerinin neredeyse tamamen boşaltıldığı saptandı. Banka detaylarına göre dernek hesaplarında yalnızca 266 bin TL, 786 bin TL, 8 bin 598 Dolar ve 19 bin Euro civarında bir meblağ kaldığı görüldü. Hatta pazar günleri de dahil olmak üzere dernek hesaplarından yüksek miktarlı finansal işlemler yapıldığı ve bu hesaplarda tek işlem yetkilisinin Haluk Levent olduğu banka kayıtlarıyla doğrulandı.

Davaname metninde yer alan Mali Müfettişlik ve MASAK verilerine göre, dernek bütçesinden Haluk Levent'in asistanı Yeliz Kaya'nın kişisel hesaplarına tespit edilebilen ilk etapta 122 milyon TL doğrudan para çıkışı yapıldı. Ayrıca Dernek Haluk Levent'in derneği usulsüz şekilde borçlandırarak kambiyo senetleri düzenlediği, bu senetler karşılığında alınan yüksek değerli taşınmazların ve dernek iştiraki Ahbap Lojistik'e ait gayrimenkullerin Yeliz Kaya adına tescil ettirildiği belirlendi. Yeliz Kaya'nın sadece 2025 ve 2026 yıllarında dernekle bağlantılı 100 adet taşınmaz işlemi yaptığı, bunların 58 adedini şüpheli Esin Önder Çağlayan'a devrettiği tespit edildi. Soruşturma dosyasında ayrıca Haluk Levent tarafından kullanılan hesaplardan yüksek hacimli yasal bahis oyunlarının oynandığı bilgisi yer aldı.

Teknik ve fiziki takip altında tutulan Haluk Levent'in, 12 Temmuz 2026 günü telefonlarını kapatıp sinyal kesici kullanarak kaçma izlenimi veren eylemlerde bulunduğu ve İzmir yolunda seyir halindeyken güvenlik güçlerince yakalandığı öğrenildi. Soruşturma kapsamında 12, 14, 17 ve 27 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşen 4 ayrı operasyon sonucunda tutuklamalar ve adli kontroller peş peşe geldi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı

07.08.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 14 kaçak göçmen yakalandı
Çanakkale'nin Ezine ilçesi açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince Ezine açıklarında bir grup kaçak göçmen olduğu tespit edildi. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik botu 'KB-57' tarafından hareket halinde durdurulan fiber karinalı lastik bot içinde 14 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık ilçesindeki Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezine (GÖKSEM) teslim edildi.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.