Deprem konusunda, İdare Hukuku açısından bakınca, öne çıkan husus, kişilerin hangi zararlarından İdare'yi (kamu kurum ve kuruluşları, en geniş anlamıyla devlet) sorumluluk altına sokup sokmayacağı meselesinde yoğunlaşıyor. Özellikle 1999 depremi, bu konuda Danıştay'ın görüşü olarak nitelenebilecek bir içtihada yol açıyor ve bu suretle, sorumluluk meselesine ilişkin taşlar oluşturuluyor.
Danıştay, deprem olgusunu mücbir sebep sayıyor; fakat, bir adım daha atıyor ve idarenin sorunlu olup olmayacağını, dava konusu olayda, "hizmet kusuru" işleyip işlemediğine göre değerlendiriyor. Planlamasıyla, ruhsatlandırmasıyla, uygulamasıyla, önlem almasıyla, denetimiyle, deprem öncesi evrede ve depremi izleyen arama kurtarma çalışmalarında hizmet kusuru bulunmadığını görürse, açılmış olan tam yargı (tazminat) davasını, "zararın, mücbir sebepten, yani depremden" kaynaklandığı gerekçesiyle reddediyor. Sözün özü, hizmet kusuru yok ise tazminat da yok.
Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmeti faaliyeti dışında gerçekleşen ve öngörülemeyen ve/veya önlenemeyen durumlar mücbir sebep olarak değerlendirilmiş mücbir sebebin idarenin tazmin sorumluluğunu ortadan kaldıracağı kabul edilmiştir. Öte yandan, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinin doğrudan yerine getirilmesi sırasında idare tarafından beklenilmeyen durumlardan kaynaklanan zararların ise, zararın idarenin doğrudan faaliyetinden kaynaklandığının saptanması, başka bir ifade ile zarar ile idarenin eylemi arasından illiyet (sebep-sonuç) bağının tespit edilmesi halinde idarenin kusura dayalı sorumluluğu kabul edilmiştir.
Danıştay, deprem sonrası arama kurtarma çalışmalarında, idarenin depremzede davacıya karşı hizmet kusuru sorumluluğu taşıdığını ifade ederken, bu sorumluluğun koşullarına da açıklık getiriyor. Karardan aynen aktaralım: "Her ne kadar davacı tarafından arama ve kurtarma faaliyetlerinin gereği gibi yürütülmemesi nedeniyle hizmetin kusurlu ve eksik işletilmesi sonucunda yakınlarının vefat ettiği ileri sürülmüş ise de, arama ve kurtarma faaliyetlerinin yürütülmesini etkileyecek şekilde haberleşme ve ulaşım hizmetlerinde aksaklıklar olması ve depremin, etkilediği coğrafi alanın büyüklüğü, nüfus yoğunluğu ve oluşturduğu hasarın kamu hizmetlerinin deprem sonrası yürütülmesi yönünden arama ve kurtarma faaliyetleri sırasında bu hizmetin gereği gibi işletilememesi nedeniyle doğan zararlardan; ancak, zarar ile idarenin faaliyeti arasında illiyet bağının bulunduğunun saptanması, bir başka ifadeyle, davacının yakınlarının arama ve kurtarma faaliyetlerinin gereği gibi işletilmemesi sonucunda vefat ettiğinin tespit edilmesi halinde, idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilebilir. Bu halde dahi, idarenin kamu hizmetini yürütürken karşılaştığı güçlükler de dikkate alınarak hükmedilecek tazminat tutarının belirlenmesi gerekmektedir." (Danıştay, 11. Dairesinin E: 2003-2027, K: 2005-5962 sayılı kararı)
- Yerel yönetim / 25.01.2024
- Muhalefet / milli irade / 22.01.2024
- Anayasa Mahkemesi yoksa… / 18.01.2024
- Soykırım davası / 15.01.2024
- Sosyal devlet için / 11.01.2024
- Hukuk devletine başkaldırı / 25.12.2023
- Güç dengesi / 21.12.2023
- Yerel seçime giderken / 14.12.2023
- İnsanlığın anayasası / 11.12.2023
























































