logo
10 MAYIS 2026

Devletin açmazı-2

10.01.2002 00:00:00
Devletin, yönetenlerin icraatları yüzünden eleştirildiğini dün anlatmıştık.

Millî Eğitim Bakanı Türk Milletinin milâdını Cumhuriyetle başlatınca Suudiler Osmanlı'ya ait Mekke'deki Ecyad kalesini bir gecede buldozerle yerle bir etti.

Bunda Devlet'in ne suçu var?

Yönetenler böyle de, yönetilenler çok mu farklı?

Şu satırlar Türkiye'de basılıp satılan bir dergiden alınmıştır: (Aktüel. 27 Aralık 2001)

"Kurtuluş Savaşı'nın üzerinden 80 yıl geçtikten sonra Türkiye artık bambaşka bir yerde. 'Ulusal güvenlik,' 'bize herkes düşman' söylemini arkasına alıp her seferinde 'bağımsızlık'tan bahsedenlerin karşısında artık 'bağımlılık taraftarları' var. Sayı ve etkisi giderek güçlenen bu kesim devletin 'dışarıya bağımlılığı' arttıkça ekonomik ve siyasi açılımlarıyla birlikte bireysel özgürlüğün artacağını, 'güçlü Türkiye'nin böyle doğacağını savunuyor."

"Bağımsızlığın artık ne anlama geldiğinin bütün bu boyutlarıyla sorgulanması gerekiyor." (Felsefeci Yazar Hilmi Yavuz)

"Bağımsızlık teranesi ülkelerin kendi haramilerinin kendi halklarını kandırmak için başvurdukları bir hurafedir." (Yönetmen Sinan Çetin)

"Güvenlik konusu da artık ulusal olmaktan çıktı." (Gazeteci Hıncal Uluç)

"Türkiye bütün bu standartlarda çok geri kaldığı için bu konuda Türkiye'ye yapılacak baskıların son derece yararlı olduğunu düşünüyorum." (Eser Karakaş. Profesör. Bahçeşehir Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı)

Can Dündar da ne diyordu 23 Aralık 2001 tarihli ve "Siz Halâ Annenizin tarih kitabını mu Okuyorsunuz?" adlı yazısında:

"Ağırlık, ülke tarihinden yerel tarihe, dünya (ve Avrupa) tarihine kaydırılmalı. Politik tarih ağırlıklı eğitimden kültür tarihi ağırlıklı eğitime geçilmeli."

Bütün bunlardan sonra Dedem Korkut Ata'yı, Kültigin'i, Bilge Kağan'ı, Atillâ'yı "güruh" kabul eden, Türkçüleri "gerçek Türk" saymayan hamam böceklerine kızabilir misiniz?

Yâni kıymetli okuyucu, devletin fiilen işgal edilmesine gerek yoktur, o iş örnekte görüldüğü gibi fikri, vicdanı ve irfanı devşirilmiş "yönetilenler" aracılığı ile zaten "başarılmış" haldedir. Burada kilit nokta da, Alman vakıfları desteğinde tarih tezi oluşturan Can Dündar'ın söylediklerinde; "Ulusal tarih olmayacak ama yerel tarih olacak, yerelden ulusal es geçilerek dünya tarihine atlanılacak. Politik tarih değil, kültür tarihi anlatılacak, kültür tarihi deyince de Türkler "barbar" olduğu için Yunan ve batı medeniyeti sokuşturulacak.

Vatanın ve bayrağın "vatansever" yönetilenlere ihtiyacı vardır, Beyni kiraya verilmişlere değil. Vatansever yönetilenler elbette kendilerine uygun vatansever yöneticileri seçeceklerdir.

Özal döneminde Amerika'nın Ankara Büyükelçisi olarak bulunan Morton Abromowitz "Türkiye'nin Dönüşümü ve Amerikan Politikası" isimli kitabında (Liberte Yay. Ekim 2001) şunları söylüyor: "1999 yılının başında Türkiye'de tıkanmış bir siyasal sistem, zayıf ve kabiliyetsiz hükümetler ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma ile birlikte sivil toplum ve demokrasinin de gelişmesine engel olan kökleşmiş iç sorunlar vardı." (Sayfa.1)

2002 yılında durum farklı mıdır? "Seçilenlerin sorumluluğunu azaltan, kabiliyetli insanların yükselmesini önleyen ve Mme. Tussaud'un karakterlerinin tezahürü gibi gözüken kişiler tarafından yönetilen hükümetlerin kurulmasına yol açan parti liderlerinin mutlak gücü, en kabiliyetli insanların siyasi hayata girmelerini sağlamakta karşılaşılan güçlükler, devletin büyük ölçüde ve çoğu zaman istenmeyen boyutlara ulaşan ekonomik hayata etkisi ve bunun sonucu olarak son on yılda ortaya çıkan geniş çaplı yolsuzluklar." (Sayfa. 11)

Dört gündür bu köşede anlatmaya çalıştığımız temel açmazımız nedir biliyor musunuz; Atatürk'ün "Esas, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas, ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir" (Nutuk. 1919. Cilt 1. Sayfa 13) fikri yerine Özal'ın "Başarılı olmanın tek yolunun ne olursa olsun para kazanmak, yâni köşeyi dönmek olduğunun bir nesle öğretilmesi ama yeni Türkiye için ahlâki standartlar getiremeyip milletin sivil dokusunun zayıflatılması" ideali (!) nin ikame edilmesi... (Heath Lowry. Abromowitz'in yukarıda sözü edilen eseri. Sayfa 39-40)

İşin kötüsü; yaşayan en ünlü Bizansolog Heath Lowry ile Amerika'nın Özal dönemi Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz o eserde Atatürk ile Özal'ı eşit tutmaktadırlar.

"21.yy'a girerken Türk toplumu, devletin çok saygı duyulan kurucusu M.K.Atatürk'ten daha çok Turgut Özal tarafından şekillendirilmiştir." (Lowry Sayfa 36)

"Şu andaki sorun Atatürk gibi, Özal gibi iyi sürücülerin olmamasıdır." (Abromowitz. Sayfa 27)

İngiliz Bizansolog Lowry, Amerikan Elçisi Abromowitz ile Çandar, Uluç, Karakaş, Çetin, Dündar, Yavuz'un son tahlilde aynı film karesinde buluşmaları tesadüf olabilir mi?

Devlet'in asıl açmazı "kaht-ı rical"in yanı sıra acaba "kaht-ı recül" müdür?

Bilmeyenler bilenlere sorsun öğrensin. Bir de onunla uğraşamam.

Hiç bilenle, bilmeyen bir olur mu?
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.