logo
30 MAYIS 2026

Dijital Türkiye hayali gerçekleşir mi?

Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy önemli bilgiler paylaştı

05.04.2022 19:10:00
Dijital Türkiye hayali gerçekleşir mi?
Dijital Türkiye hayali gerçekleşir mi?
2025 yılına kadar Türkiye'nin en hızlı büyüyen yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olmayı hedeflediklerini söyleyen Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy, dijitalleşmiş bir ülke olmak için bugünden gerekli adımları atmak gerektiğini kaydetti.

5G teknolojisinin Türkiye'nin dijitalleşme yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olacağını belirten Aksoy, "5G değer zincirinin 2035 yılına kadar global ekonomiye 3,8 trilyon dolar ekonomik katkı sağlayacağı öngörülüyor" dedi. Aksoy, dijital kanallarını kullanan aylık aktif kullanıcı sayısının 18 milyonu aştığını aktardı.

Vodafone Türkiye CEO'su Engin Aksoy, Türkiye'nin 5G alanındaki yaptığı çalışmalar, Metaverse, dijitalleşme ve şirketin gelecek dönem hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye pazarında 15 yılı geride bıraktıklarını dile getiren Engin Aksoy, "Bu süreçte, Türkiye'nin en büyük uluslararası doğrudan yatırımlarından biri olarak, ülkemizin büyümekte olan telekom pazarındaki yerimizi aldık. Ana stratejimiz, her zaman yüksek teknolojiye dayalı dijital bağlantılı yaşamı bireyler ve kurumlar için kolay ve erişilebilir kılmak oldu. Bireylerin ve kurumların ihtiyaçlarına göre önceliklerimizi belirledik. Bu ihtiyaçlara özel kullanıcı dostu ürün ve servisler geliştirmeye odaklandık. Altyapımızı bu hızla değişen ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde yeni nesil teknolojilerle geliştirmeye öncelik verdik" ifadelerini kullandı.




Dijital kanallarımızı kullanan aylık aktif kullanıcı sayımız 18 milyonu aştı

Kullanıcılarına kaliteli hizmeti uygun maliyetle sunmayı hedeflediklerini söyleyen Aksoy, "Bu odağımızı bugün de koruyoruz. Türkiye pazarındaki istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. Ekim-Aralık 2021 dönemini kapsayan 3. çeyrekte şirketimizin servis gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 4,5 milyar TL'ye ulaştı. Mobil abone sayımız 24,2 milyon, sabit genişbant abone sayımız 1,3 milyon olarak gerçekleşti. Dijital kanallarımızı kullanan aylık aktif kullanıcı sayımız 18 milyonu aştı. Bu müşterilerin aylık toplam etkileşimi ise 500 milyon oldu. Abonelerimizin toplam data kullanımı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 28,2 artışla 796 petabyte'ı aştı. Diğer yandan, 15 yıllık yolculuğumuzun etkilerini daha sağlıklı ve nesnel bir bakış açısıyla değerlendirebilmek için Politika Analiz Laboratuvarı ile birlikte bir ekonomik etki analizi çalıştık. Bu raporda, şirketimizin hem kendi ekosistemi üzerindeki dönüştürücü etkilerini, hem de ülke ekonomisine sunduğu katkıları değerlendirdik. Buna göre, 15 yılda yaptığımız toplam yatırımın reel değeri 63 milyar TL oldu. Şirketimizin ekonomiye doğrudan 152 milyar TL'lik etkisi olduğunu, ekosistemimizle birlikte oluşan çarpan etkileriyle bu rakamın 334 milyar TL'ye ulaştığını hesapladık" diye konuştu.

Türkiye'nin ve sektörümüzün geleceğine duyduğumuz güvenle yatırımlarımıza devam edeceğiz

2020-2021 mali yılında, operasyonları sonucunda Türkiye'de 58 bin kişilik tam zaman eşdeğerinde istihdamı doğrudan ve dolaylı olarak ortaya çıkardıklarını aktaran Aksoy, "Tetiklenen etkiyle bu sayı 127 bini buldu. Türkiye'nin ve sektörümüzün geleceğine duyduğumuz güvenle yatırımlarımıza devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

2025 yılına kadar Türkiye'nin en hızlı büyüyen yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olmayı hedefliyoruz

2022'deki planlarından bahseden Aksoy, "Geleceğin dijital servislerde olduğunu düşünüyoruz. Bu düşüncemizin bir sonucu olarak, 2025 yılına kadar Türkiye'nin en hızlı büyüyen yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olmayı hedefliyoruz. Başka bir deyişle, sadece iletişim hizmetleri sunmanın ötesine geçiyoruz. Dijitalleşmenin gücünü kullanarak, dijital pazaryeri, finans ve sigorta hizmetleri sağlayıcısı, dijitalleşmek isteyen işletmelerin en önemli destekçisi olma yönünde adımlar atıyoruz. Bu hedefe ulaşmak için 'Yeni Nesil Bağlantı, Vodafone Yanımda ve Vodafone Business' unsurlarından oluşan planımıza odaklanmaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, altyapımızı en yeni teknolojilerle geliştirmeye devam ederek kullanıcılarımıza en iyi dijital deneyimi yaşatmaya devam ediyoruz. Ana hedefimiz, kullanıcılarımıza hem mobilde hem sabitte sınırsız/kesintisiz bir deneyim yaşatmak" dedi.

Vodafone Yanımda, yeni kategorilerle büyümeye devam ediyor

Aksoy, "Vodafone Yanımda'nın her gün girilip işlem yapılan, kullanılan, kullanıcıların hayatını kolaylaştıran ve yaşayan bir 'süper uygulama' olması için yatırımlarımıza devam ediyoruz. Bu uygulamamız, yeni kategorilerle büyümeye devam ediyor ve her ihtiyaca cevap veren bir pazaryeri haline geliyor. 2025'e kadar Türkiye'nin ilk geniş kapsamlı süper uygulamasını sunmak istiyoruz. Ayrıca, her ölçekten işletmenin teknoloji ortağı olmaya devam ediyoruz. Kurumsal alanda ana odaklarımızın yanı sıra Veri Merkezi, Bulut Çözümleri, Siber Güvenlik, Özelleştirilmiş Mobil Ağ ve Nesnelerin İnterneti alanlarında devam eden ve yapacağımız yatırımlarla önümüzdeki 5 yıl boyunca katlanarak artan bir hızda büyümeyi planlıyoruz. Yeni iş alanlarımızın büyümesini desteklemek amacıyla holding yapısına da geçtik. Bugün, Vodafone Holding A.Ş. bünyesinde 13 şirketimiz var. Hedefimiz, dijital servisler odağımızı devam ettirerek bu şirketlerimizi daha da büyütmek" açıklamalarında bulundu.

5G değer zincirinin 2035 yılına kadar global ekonomiye 3,8 trilyon dolar ekonomik katkı sağlayacağı öngörülüyor

5G konusunda da açıklamalarda bulunan Aksoy, "Bugün 5G dediğimizde, birçok sektörde yenilikçi yaklaşımlarla iş yapış şekillerini değiştirecek ve hem ekonomik hem de sosyal alanlarda katma değer oluşturacak bir dijital dönüşümden bahsediyoruz. Dolayısıyla, Türkiye'nin 5G'ye geçiş sürecine sadece bir teknoloji evrimi olarak bakmamak gerekiyor. Daha geniş bir pencereden bakarsak, tam anlamıyla dijitalleşmiş bir ülke olma yolunda atılan önemli bir adım. 5G'nin ülkemizin ekonomik büyümesi üzerinde de önemli etkileri olacağını düşünüyoruz. Dünyada 80'i aşkın ülkede 200'ün üzerinde ticari 5G şebekesinin kullanıma sunulduğunu görüyoruz. Uluslararası çalışmalara baktığımızda, 5G değer zincirinin 2035 yılına kadar global ekonomiye yaklaşık 3,8 trilyon dolar ekonomik katkı sağlayacağı ve 22,8 milyon istihdam oluşturacağı öngörülüyor. Ülkemizin dünya ekonomisinden yaklaşık yüzde 1 pay aldığı göz önüne alındığında, 5G ile oluşturulacak ekonomik değerin yıllık 2,5 milyar dolara ulaşacağı düşünülebilir. Nitekim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Milli Teknoloji Hamlesi Stratejisinde 5G'nin 10 milyar doları aşan katkı sağlayacağı ifade ediliyor" ifadelerini kullandı.

5G teknolojisinin ülkemizin dijitalleşme yolculuğunda önemli bir kilometretaşı olacağına inanıyoruz

Her yeni teknolojinin ortaya çıkardığı yeni iş alanları ve ekonomik fırsatların göz önüne alındığında 5G'nin ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayacağına inandıklarının altını çizen Aksoy, "Ayrıca, yabancı yatırımcıların da yüksek teknolojili altyapısı olan ülkeleri tercih ettiğini biliyoruz. Şirket olarak, 5G ihalesinin bir an evvel yapılmasını önemsiyor ve istiyoruz. 5G teknolojisinin ülkemizin dijitalleşme yolculuğunda önemli bir kilometretaşı olacağına inanıyoruz. Bu anlamda spektrum kaynaklarının yatırımı teşvik eden yetkilendirme süreçleri ile tahsis edilmesinin çok kritik olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca, 5G ile uyumlu cihaz ve ekipman ekosistemini geliştirmek ulusal önceliklerimiz arasında olmalıdır. Dolayısıyla 5G uyumlu akıllı telefonlara erişimin önündeki taksit sınırı gibi engellerin kaldırılması da bu süreçte oldukça önemli olduğunu değerlendiriyoruz. İhalenin kısa vadede olmaması durumunda, sektörün ihtiyacı olabilecek bazı frekansların operatörlere geçici veya uzun süreli tahsisinin gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Artan data kullanımını düşündüğümüzde, daha iyi, güncel, hızlı, kapasiteli hizmet verebilmemiz için yeni frekanslara ihtiyacımız var. Bu, hem bizim gelişen teknolojinin imkanlarından faydalanarak 5G öncesinde yapacağımız yatırımların verimliliğini artırmamıza, hem de abonelerimize daha kaliteli hizmet sunmamıza imkan sağlayacaktır. Özetle, ilave frekans tahsisini 5G ihalesini beklemeksizin gerçekleştirmek, teknolojik dönüşümü kolaylaştırarak, geçiş sürecinde sektöre hız ve öngörülebilirlik kazandıracaktır" diye konuştu.

Tamamen dijitalleşmiş bir ülke olmak için bugünden gerekli adımları atmak önem taşıyor

2030 yılında dijital bir Türkiye hayal etiklerini aktaran Aksoy, "2030'a kadar sektörler, devlet kurumları ve vatandaşlar dahil olmak üzere toplumun tüm bileşenlerini yeni nesil teknolojiler ile buluşturmak ve tamamen dijitalleşmiş bir ülke olmak için bugünden gerekli adımları atmak önem taşıyor. Bakanlığımızın hazırladığı Ulusal Genişbant Stratejisi ve Eylem Planı ve Cumhurbaşkanlığı Kalkınma Planı'nda belirtildiği üzere, güçlü bir dijital altyapının oluşmasını ve yaygınlaşmasını sağlamak üzere 5G teknolojisinin hayata geçmesi ve tüm hanelere yüksek hızlı genişbant sağlanması bu anlamda önemli bir adımdır. Bu noktada fiber altyapı önemli rol oynuyor. Özellikle 5G teknolojisinin hayata geçmesinde fiber altyapının yaygınlaşması önemlidir. Fiber meselesinin ortak sahiplenilmesi gereken bir memleket meselesi olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizin, hak ettiği fiber kapsamasına ve penetrasyon düzeyine sahip olması için yatırımların hızlanması gerekiyor. Bu anlamda, ülke kaynaklarının verimli kullanılması için ortak yatırıma imkan sağlayacak bir ortak altyapı şirketi kurulmasının ülkemizde yatırımların hızlanmasını sağlayacağını düşünüyoruz" dedi.

Ortak altyapı şirketinin kurulması konusunda somut gelişmeler bekliyoruz

Ortak altyapı şirketi kurulması için Varlık Fonu'nun liderliğinde çalışma başlatılmasına yönelik geçmişte umut vaat eden girişimlerin olduğunu belirten Aksoy, "Özellikle geçtiğimiz günlerde Varlık Fonu tarafından yapılan Türk Telekom hisselerinin devri açıklamasından sonra ortak altyapı şirketinin kurulması konusunda somut gelişmeler bekliyoruz. Bunun yanı sıra gerek toptan ve perakende hizmetlerin ayrıştırılmasına dair yapısal değişiklik gerekse de mevcut fiber altyapıya erişim düzenlemelerinin tamamlanması da hem sektör hem de tüketicilerin gelişmiş hizmet kalitesi beklentileri açısından önem taşıyor. Paylaşım yapacağımız alanlar sadece fiberle sınırlı değil, mobil altyapıda da rekabet kurallarının çizdiği sınırlar içinde ortak paylaşıma sıcak bakıyoruz. Bu yolla hem kaynak israfının önüne geçilmesi mümkün olacak hem de müşterilerimizin ürün ve hizmetlere daha hızlı ve daha uygun fiyatlı erişimi mümkün olabilecektir. Kulelerin ortak olması, altyapının paylaşımı, bazı sistemlerin ortak kullanılması gibi sektörün önünü açacak, hizmetin yaygınlaşmasını sağlayacak çözümler hayata geçirilebilir. Kulenin paylaşımı, kulenin üzerindeki ekipmanların paylaşımları gibi adımlar yatırımları hızlandırabilir. Hem fiber ortak altyapı hem mobil ortak altyapı operatörler arasında çalışılabilecek konular. Sektör olarak birlikte çalışmayı da etkinleştirerek daha büyük bir katma değer oluşturabileceğimize inanıyoruz" şeklinde konuştu.

Yarını Kodlayanlar projesini tüm Türkiye'de yaygınlaştırdık

Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altında hayata geçirdikleri 'Yarını Kodlayanlar' projesinden bahseden Aksoy, "Projeyi tüm Türkiye'de yaygınlaştırırken, bir yandan da farklı dijital eğitim başlıklarıyla çocuklarımızın dijital yetkinliklerini artırmayı hedefliyoruz. Bu bakış açısıyla, teknoloji dünyasındaki yenilikleri yakından takip ediyor ve bu yenilikleri çocuklarımızın eğitimi için bir fırsata dönüştürme gayretiyle çalışıyoruz. Metaverse alanındaki çalışmalarımız da bu düşüncemizden doğdu. Çocuklarımızı, fiziksel ve online ortamlarda aldıkları kodlama eğitimine ek olarak, tüm dünyanın konuştuğu metaverse evreniyle de tanıştırmak istedik. Böylece, 'Yarını Kodlayanlar' içinde yeni bir yolculuğa çıkmış olduk. Metaverse dediğimizde, üç boyutlu sanal dünyalardan oluşan bir ağdan bahsediyoruz. Bu ağın odağında sosyal bağlantı bulunuyor. İnsanların sosyal etkileşimini duyusal olarak zenginleştirecek bir kavramdan söz ediyoruz. Metaverse, aslında, belirli bir teknolojiyi değil, teknolojiyle nasıl etkileşime geçtiğimizi ifade eden bir kavram. Bu etkileşim sonucu yaşadığımız değişim ve dönüşüme işaret ediyor. Metaverse'de kullanıcılar sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR), yapay zeka, sosyal medya ve dijital para birimi gibi teknolojileri kullanarak fiziksel dünyanın özelliklerini taklit eden sanal bir dünyada dolaşıyor. Bunu, kullanıcıların dijital ve gerçekliği artırılmış sanal bir evrende hareket edebileceği bir platform olarak da düşünebiliriz" diye konuştu.

Metaverse'ün hızlı büyümesini sürdüreceğine inanıyoruz

Metaverse'ün inşasının hâlâ erken aşamalarda olduğunu vurgulayan Aksoy, "Çünkü, onu oluşturacak teknolojiler de gelişme sürecinde. Tahminlere göre, Metaverse'ün temel özelliklerinin yaygınlaşması 5-10 yıl sürebilecek. Bununla birlikte, şimdiden bu alanda ciddi yatırımlar yapıldığını görüyoruz. Rakamlara baktığınızda, 2020'den günümüze sanal para cüzdanı olan kişi sayısı 10 kat artış göstererek 50 bine ulaşmış. Sanal arazi, NFT, sanal ürünler piyasası ise 200 milyon doları aşmış. Metaverse'ün hızlı büyümesini sürdüreceğine inanıyoruz. Özellikle Metaverse ile daha güçlü internet, bağlantı hızı ve data ihtiyacı önemli ölçüde artacak. Bu sebeple, şirket olarak yaptığımız 5G Ar-Ge çalışmalarını önemsiyoruz. Ayrıca, Metaverse ile birlikte kullanıcıların markalarla olan etkileşimi de şekil değiştirecek. Şimdiden kurulan birçok Metaverse ajansı bunun göstergesi. Biz de müşterilerimizin olduğu her yerde onlara en iyi hizmeti sunmak için etkileşim deneyimimizi yeniden tasarlıyoruz" ifadelerini kullandı.

Vakıf olarak, bugüne kadar reel değeri 104,3 milyon TL olan 16 projeye destek olduk

Günümüz tüketicisinin bir markayla olan ilişkisini, sadece kalite ve fiyatın belirlemediğini söyleyen Aksoy, "Tüketici, o markayla ve markanın sahibi şirketle duygusal bir bağ da oluşturuyor. Tüketiciyle böyle bir bağ kurmanızın yolu, bir 'güven markası' olabilmekten geçiyor. 'Güven markası' olabilmek ise kesinlikle bugünden yarına gerçekleşen bir durum değil; bu noktada, uzun soluklu itibar yönetimi çalışmaları yapmanız gerekiyor. Tüketicinin güvenini kazanmak ve onunla duygusal bir bağ kurabilmek için sosyal sorumluluk projelerine önem vermeniz gerekiyor. Biz vakıf çatısı altında 15 yıldır bu anlayışla çalışıyoruz. Dünya genelindeki 27 Vodafone Vakfı'ndan biriyiz. Vakfımız, "İyilik İçin Teknoloji" vizyonuyla, sosyal hayatın olanaklarından yeterince faydalanamayan veya ekonomik hayatta varlık gösteremeyen bireylerin önündeki engelleri kaldırmaya odaklanıyor. Sosyal yatırımlarımızda, ülkemizin toplumsal gereksinimleri doğrultusunda, uzun ve titiz bir çalışma sonucunda belirlediğimiz sosyal ihtiyaçlar haritasını temel alıyoruz. Kurumsal sosyal sorumluluk projelerimizi, sosyal ihtiyaç haritasında yer alan açıklara çözüm üretme ve bu şekilde sosyal değişim oluşturma hedefiyle geliştiriyoruz. Kadınlar ve çocuklar, öncelikli odak alanlarımızı oluşturuyor. Vakıf olarak, bugüne kadar reel değeri 104,3 milyon TL olan 16 projeye destek olduk. Bu projelerle, 4,2 milyon kişiye eriştik. Bu sayının 1,1 milyonunu gençler ve çocuklar, 950 binini kadınlar oluşturuyor" dedi.

Çocuklarda çevresel farkındalık oluşturmak amacıyla 'Yeşil Gezegen' projesini hayata geçirdik

Çocukların teknoloji okuryazarlığını artırmak hedefiyle 6 yıl önce Habitat Derneği işbirliğiyle Yarını Kodlayanlar projesini başlattıklarını belirten Aksoy, "Türkiye'nin dört bir yanında yaşları 7-14 arasında değişen çocuklara gönüllü eğitmenlerin yönetiminde programlamaya giriş, algoritma mantığı, uygulama yapma, hikâye oluşturma ve oyun yapma gibi konularda teorik ve uygulamalı eğitimler veriyoruz. Çocuklara programlama hakkında fikir sahibi olma, üreticiliklerini ortaya çıkaracak çalışmalar yapma, kendi hayal dünyalarını oluşturma, kendi oyunlarını üretme imkânı sunuyoruz. Bugüne kadar 81 ilde 242 bini aşkın çocuğa ulaştık. Proje kapsamında son olarak, kırsal bölgelerdeki öğrencilerin teknolojiye erişimini artırmak amacıyla 30 köy okulunda tam donanımlı teknoloji sınıfları açtık. Projeksiyon cihazı, 3D kalem, bilgisayar, 3D yazıcı, eğitim ve STEM kitleri, Zoom iletişim ve etkinlik araçlarının yer aldığı sınıflarda öğrencilere kodlama başta olmak üzere çeşitli teknoloji eğitimleri veriyoruz. Teknoloji sınıflarında düzenlenen eğitimlerle bir yılda çevre köyler dahil olmak üzere toplam 6 bin çocuğa ve yaklaşık 2 bin 500 veliye ulaşmayı hedefliyoruz. Yine Habitat Derneği işbirliğiyle, çocuklarda çevresel farkındalık oluşturmak amacıyla 'Yeşil Gezegen' projesini hayata geçirdik. Proje kapsamında, Türkiye'nin farklı illerinde 7-14 yaş arası çocuklara iklim değişikliği, elektronik atık dönüşümü, geri dönüşüm, sürdürülebilirlik ve afet konularında online eğitimler veriyoruz. Eğitimlerin ardından proje katılımcıları arasında bir fikir maratonu da düzenleyeceğiz. Çocuklardan dünya sorunlarıyla ilgili çözümler üretmelerini isteyeceğiz. Bu çocuklarımız, dünyamızı koruma bilinciyle yetişen bireyler olarak yakın çevrelerinde iklim elçileri olabilecek. Bu projeyle, başlangıçta bin çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Diğer yandan, kadınlar için Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü işbirliğiyle Dijital Benim İşim projesini hayata geçirdik. Bu proje kapsamında 18 yaş üstü kadınlara Halk Eğitimi Merkezlerinde sınıf içinde ve dijital ortamda Dijital Okuryazarlık ve Dijital Pazarlama eğitimleri veriyoruz. Temel amacımız, kadınların dijital yetkinliklerini geliştirerek ekonomik ve sosyal hayata dahil olmalarını sağlamak. Projenin ilk yılında 13 ilde toplam 5 bini aşkın kadına ulaştık. Eğitimlerden mezun olan 63 kadın kursiyerimizi Vodafone Müşteri Hizmetleri bünyesinde istihdam ettik. Yeni dönemde hedefimiz 20 ilde 12 bin kadına ulaşmak" ifadelerini kullandı.

Vodafone Red'liler, 'Her Şey Dahil Pasaport - Dünya' servisimizle, tarifelerindeki haklarını 104 ülkede kullanabiliyor

Vodafone'lu olmanın yurtdışındaki faydalarından bahseden Aksoy, "Vodafone Red'liler, 'Her Şey Dahil Pasaport - Dünya' servisimizle, tarifelerindeki ses, internet ve SMS haklarını 104 ülkede Türkiye'deki gibi özgürce kullanabiliyor. Ayrıca, Türkiye'den 23 Vodafone ülkesini hiçbir ücret ödemeden arayabiliyor. Vodafone Red'lilere, havalimanına VIP transferle ulaşma, havalimanında özel yolcu salonunu indirimli kullanma, havalimanında hızlı geçiş yapabilme ve marka indirimleri gibi ayrıcalıklar da sunuluyor" diye konuştu.

Türk yöneticiler, her yerde güçlü yönleriyle fark oluşturuyor

Vodafone'un globaldeki Türk yöneticilerinden de bahseden Aksoy, "Yurtdışına yönetici ihracı konusunda Vodafone Türkiye'nin ayrıcalıklı bir konumu olduğunu belirtmeliyim. Vodafone Grubu içinde son derece başarılı bir performans sergileyen Vodafone Türkiye önemli bir yetenek havuzu olarak görülüyor. Her yıl Türkiye'den Vodafone'daki global pozisyonlara geçen arkadaşlarımız oluyor. Yetenek yönetimi stratejimiz doğrultusunda çalışanlarımıza Vodafone Grubu bünyesinde uluslararası kariyer yapma olanağı sunuyoruz. Bugüne kadar 169 çalışanımızı yurtdışına transfer ettik. Bu çalışanlarımızın yarısı kadın. Türk yöneticiler, her yerde güçlü yönleriyle fark oluşturuyor. Türk iş insanları, bölgesel ve küresel arenada önemli inisiyatifler alarak ve atılımlar yaparak birbirinden değerli başarılara imza atıyorlar. Türk profesyonellerimizin yurtdışında görev alması hepimizi çok mutlu ediyor ve gururlandırıyor" açıklamalarında bulundu.

Spor okullarında futbol eğitimi alan kız çocuklarına destek olmak üzere yeni bir projeyi hayata geçirdik

Beşiktaş Vodafone Kadın Futbol Takımı sponsorluklarının 10 yıldır devam ettiğini hatırlatan Aksoy, "Göğüs sponsoru olarak başladığımız bu yolculuğa geçen yıl isim sponsorluğunu da ekledik. Bu sezon her iki sponsorluğumuzu da bir yıl daha uzattık. Bu sponsorlukla kadın futboluna yönelik farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Geldiğimiz noktada, bu hedefimize ulaştığımızı, kadın futbolunun yaygınlaşmasında öncü bir rol oynadığımızı ve büyük kulüplerimizin kadın futbol takımlarını kurarak bu alanda önemli adımlar attıklarını görmekten mutluluk duyuyoruz. Beşiktaş Vodafone Kadın Futbol Takım ile olan işbirliğimizi sadece bir sponsorluk olarak görmüyoruz; kadın futbolunun gelişmesine destek olacak adımlar da atıyoruz. Bu kapsamda,2 yıldır Ben Varım çatısı altında düzenli iletişimler ile cinsiyet eşitsizliği ve boyutları ile ilgili farkındalık çalışmaları yapıyoruz. 2 yıl önce düzenlediğimiz ve 33 bin kişinin izlediği Vodafone Kupası, Türkiye'de bir kadın futbol maçında en fazla taraftarın bulunduğu müsabaka olarak önemli bir başarıya ulaştı. Beşiktaşlı kadın futbolcularımızın hikâyelerine yer verdiğimiz 'Ben Varım' belgeseli, YouTube'da 3,3 milyonu aşkın izlenmeye ulaşarak büyük ilgi gördü. Bu belgeselde kadın futbolcularımızın sahadaki varlıklarını sürdürebilmek için verdikleri mücadeleye dikkat çektik. Diğer yandan, spor okullarında futbol eğitimi alan kız çocuklarına destek olmak üzere yepyeni bir projeyi hayata geçirdik. Sponsorluğumuzun 10. yılı için özel olarak tasarlayıp ürettiğimiz formaların satışından elde edilecek gelirle kız çocuklarının futbol eğitimine katkıda bulunacağız. Hedefimiz, futbolda gelişmek ve profesyonel olmak isteyen kız çocuklarının kendilerine yakıştırdıkları her alanda ben varım demeleri ve bu ekosistemde yer almasını teşvik etmek. Hedefimiz, toplam 200 kız çocuğumuzun futbol eğitimine destek olmak" ifadelerini kullandı.

Bu projeyi bir sosyal medya kampanyasıyla da desteklediklerini dile getiren Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu kampanyada, erkeklerle özdeşleştirilen alanlarda kadınların da varlığını gösteren GIF ve NFT tasarımlarını bir arada kullanıyoruz. Bu kampanya için gerçek hayatta hayatta itfaiyeci, pilot, kurye, cankurtaran ve futbolcu olarak görev yapan kadınların yer aldığı eşitlik GIF'leri hazırladık. Herkesi fotoğraf ve video paylaşım platformunda eşitlik GIF'lerimizi kullanarak kadınların kendilerine yakıştırdıkları her alanda 'Ben Varım' demelerini desteklemeye davet ediyoruz. Diğer yandan, eşitlik GIF'lerinde kullanılan meslek gruplarına özel illüstratif çizimler tasarladık. Bu tasarımları, Opensea NFT Marketplace aracılığıyla #BenVarım etiketli bir koleksiyon olarak satışa sunduk. Bu NFT'lerin satışından elde edilecek gelirin tamamını kız çocuklarının futbol eğitimi için kullanacağız. Böylece, az önce bahsettiğim fiziksel forma satışından elde edilecek gelire NFT satışından elde edilecek geliri de ekleyerek, toplamda 550 bin TL'yi aşkın bir bağış tutarına ulaşmayı hedefliyoruz."

Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser


 
 
Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

30.05.2026 01:11:00
AA
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser
 Muazzez Ersoy'dan Antalya'da görkemli konser

Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, Antalya'nın Manavgat ilçesinde bir otelde konser verdi.

Side'deki bir otelde düzenlenen konserde Ersoy, sevilen şarkılarını seslendirdi, istek parçaları da repertuvarına ekleyerek izleyicilere keyifli bir gece yaşattı.

Ersoy'un şarkılarına oteli dolduran tatilciler de eşlik etti. Sanatçı, bazı şarkılarını seyircilerin arasında seslendirdi.
Otel sahibi, Manavgat Side Otelciler Birliği Başkanı Zafer Süral, Ersoy'a çiçek takdim etti.

Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!


 
Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci artık küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25-35’inde insülin direnci olduğu tahmin ediliyor. Kesin tanı verileri değişiklik göstermekle birlikte ülkemizde de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet, bir başka deyişle ileride tip 2 diyabet gelişme riskini gösteren metabolik bir tablo sürecinde olduğu düşünülüyor.

30.05.2026 01:04:00
MURAT ÇORBACI
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!
  Gençlerde obezite arttı, insülin direnci yaygınlaştı!

Çağımızın önemli bir problemi olan insülin direnci artık yalnızca ileri yaşlarda değil; 20'li yaş grubunda, ergenlik döneminde, hatta çocukluk çağında da giderek daha sık görülüyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çekerek, "İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır. Bu nedenle, insülin direncini önlemek için çocukluk ile ergenlik döneminde sağlıklı beslenmek ve aktif bir yaşam sürmek son derece önemlidir" dedi.

Hücre içi sinyal iletimi bozulunca…

İnsülin direncinin oluşumundaki temel mekanizma, hücre içi sinyal iletimindeki bozulma olarak açıklanıyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri (glikoz) hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor. Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar, insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durum pankreasın daha fazla insülin üretmesine yol açıyor. Ancak artan insüline rağmen kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince cevap veremiyor. Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor. Pankreas sürekli daha fazla insülin üretse de etkili sonuç alınamıyor ve bu durum zamanla kan şekerinin normalden yüksek seyretmesine neden oluyor.

Gençlerde en önemli nedenlerine dikkat!

Günümüzde insülin direncinin en önemli risk faktörleri arasında fiziksel hareketsizlik, hatalı beslenme (yüksek kalorili ve rafine karbonhidrat ağırlıklı gıdalar) genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve stres yer alıyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin gençlerde görülen artışın temel nedenlerini şöyle sıraladı: "Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, özellikle paketli gıdalar ve kolalı içeceklerin tüketilmesi, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde oluşan insülin direncinin en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. Bu etkenler doğrudan metabolik sistemi etkilemelerinin yanı sıra karın bölgesinde yağlanmaya yol açmaktadırlar. Karın bölgesindeki yağlar insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgılamaktadır. Ayrıca araştırmalar, çocukluk çağı obezitesindeki artışa paralel olarak gençlerde insülin direncinin daha sık görüldüğünü göstermektedir."

Bel çevresinde yağlanma varsa, zaman kaybetmeyin!

İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direnci belirti verdiğinde ise gelişen sorunları şöyle sıraladı: "En yaygın belirtiler; yemek sonrası uyku hali ve halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma ile kilo vermede zorlanmadır. Yorgunluk ve dikkat azalması da insülin direncine bağlı gelişebilmektedir." Dr. Belgin Küçükkaya, ancak bu belirtilerin sıklıkla göz ardı edildiği için insülin direncine çoğunlukla geç tanı konulduğunu vurguluyor.  Oysa erken dönemde yapılacak yaşam tarzı değişikliğiyle insülin direnci büyük ölçüde geriletilebiliyor. Bu sayede diyabet ve kalp hastalıkları gibi ciddi komplikasyonların önüne geçmek  mümkün olabiliyor. Dr. Belgin Küçükkaya, erken tanı için özellikle ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

Tedavide ilk basamak: Yaşam tarzı değişikliği

İnsülin direncinin tedavisinde amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, tedavi sürecinde yaşam tarzı değişikliğinin ön plana çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: "İnsülin direncinde  en etkili yaklaşım, beslenme ve fiziksel aktivite değişikliğidir. Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır."

İnsülin direncine karşı 6 önemli kural!

• Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivitede bulunmak
Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek
• Şekerli içeceklerden uzak durmak
Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak. En önemli madde bu!
• Sağlıklı kiloyu korumak
Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek

Yola çıkacaklar dikkat!

Kurban Bayramı tatilinin son günlerine yaklaşırken, memleketlerine veya tatil beldelerine giden vatandaşların erken dönüş yolculuğu ana arterlerde trafiği kilitledi

29.05.2026 19:20:00
Haber Merkezi
Yola çıkacaklar dikkat!
Yola çıkacaklar dikkat!
Kurban Bayramı tatilini İstanbul dışında, memleketlerinde ya da tatil beldelerinde geçiren vatandaşların dönüş yolculuğu başladı.

Hafta sonu yaşanacak olası büyük yoğunluğa kalmak istemeyen binlerce sürücü, Cuma gününden itibaren yollara akın etti. İstanbul ve Ankara gibi metropollere bağlanan ana arterlerde trafik durma noktasına gelirken, yetkililer sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.

Kilit kavşaklar alarm veriyor

Anadolu'dan batıya giden araçların en kritik geçiş noktalarından biri olan ve "kilit kavşak" olarak bilinen Kırıkkale'de dönüş trafiği zirveye ulaştı. 43 ilin kara yolu bağlantı noktasında yer alan şehir geçişinde, Kırıkkale-Ankara ve Kırıkkale-Samsun istikametlerinde kilometrelerce uzayan araç kuyrukları oluştu. Sürücüler yoğunluk nedeniyle ilerlemekte güçlük çekiyor.

Benzer manzaralar Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı, Düzce ve Gerede kesimlerinde de yaşanıyor. İstanbul yönüne doğru akın eden araçlar nedeniyle otoyolun belirli noktalarında trafik adım adım ilerliyor.

Tekirdağ-İstanbul yolu durma noktasında

Tatilini Ege ve Trakya kıyılarında geçirenlerin dönüş rotası olan Tekirdağ-İstanbul kara yolunda da erken dönüş hareketliliği hakim. Özellikle Tekirdağ girişindeki kritik ışıklı kavşaklarda araç kuyrukları dikkat çekerken, trafik ekipleri akışı rahatlatmak adına bölgedeki 7 ana kavşakta konuşlanmış durumda. Yetkililer bu güzergahtaki yoğunluğun Pazar gecesine kadar artarak sürmesini bekliyor.

Ağır vasıtalara İstanbul'a giriş yasağı geldi

Bu arada İçişleri Bakanlığı, bayram dönüş trafiğindeki kaosu minimuma indirmek amacıyla kritik bir tedbir kararı aldı. Alınan karara göre; 30 Mayıs Cumartesi günü saat 13.00'ten başlayarak, 1 Haziran Pazartesi günü saat 01.00'e kadar ağır tonajlı ve ağır vasıta araçların İstanbul'a giriş yapacağı bazı ana arterlerden geçişi yasaklandı.

Kısıtlama uygulanacak yollar:

O-4 Anadolu Otoyolu: Ankara il sınırından Düzce il sınırına kadar

D-100 Devlet Karayolu: Karabük il sınırından Düzce il sınırına kadar

Bu önlemle birlikte tedarik zincirinin aksamaması sağlanırken, binek araçların dönüş yolculuğunda nefes alması hedefleniyor.

Ekipler sahada

Emniyet ve Jandarma trafik ekipleri, otoyol gişeleri, kavşaklar ve bağlantı noktalarında denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. Yetkililer yola çıkacak olan sürücülere şu hayati uyarılarda bulunuyor:

• Uykusuz ve yorgun şekilde direksiyon başına geçmeyin.

• Takip mesafenizi koruyun ve aşırı hızdan kaçının.

• Her 2 saatte bir mutlaka kısa molalar vererek dinlenin.

• Alternatif güzergahları ve güncel trafik yoğunluk haritalarını kontrol etmeden yola çıkmayın.

Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti

Trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti

29.05.2026 17:57:00 / Güncelleme: 29.05.2026 18:02:25
İhlas Haber Ajansı
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Yolun karşısına geçmek isteyen çocuk kazada hayatını kaybetti
Antalya'da trafik ışığında yolun karşısına geçmek için hareketlenen 13 yaşındaki çocuk otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaza sonrası araç sürücüsü sinir krizi geçirdi. Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü.






Kaza, saat 13.00 sıralarında Muratpaşa ilçesi Kızıltoprak Mahallesi Aspendos üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bayram gezmesi için evinden çıkarak tramvay durağına doğru yürüyen 13 yaşındaki Emirhan Soytürk, trafik ışıklarına geldiğinde bir süre bekledi. Işıkta duran araçları gören Soytürk, yayalara yeşil ışığın yandığını düşünerek karşıya geçmek üzere hareketlendi. Bu sırada süratli bir şekilde ışıktan geçtiği iddia edilen Abdullah K.'nın idaresinde ki 07 AZH 25 plakalı hafif ticari araç küçük çocuğa çarptı.







Araç sürücüsü sinir krizi geçirdi

Yaklaşık 25 metre savrulan küçük çocuğun yerde hareketsiz şekilde yattığını gören çevredeki vatandaşlar yardımına koştu. Kazanın 112 Acil çağrı Merkezi'ne ihbarı ile olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edilirken, yapılan kontrollerde küçük çocuğun hayatını kaybettiği belirlendi. Kazaya karışan araç sürücüsü Abdullah K.'nın ehliyetini yeni aldığı öğrenilirken, polis merkezine götürülürken araç içerisinde sinir krizi geçirdi. Savcılık ve Olay Yeri İnceleme ekibinin çalışmasının ardından küçük çocuğun cansız bedeni Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.







Kaza güvenlik kamerasında

Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde küçük çocuğun yaya olarak ilerlediği ve karşıya geçmek için hareketlendiği sırada süratli bir şekilde gelen otomobilin çarptığı görüldü. Kazaya durakta beklerken şahit olan Ahmet Yıldız, "Yaya karşıya geçiyordu, tramvay yoluna. Arabada tahminen hızlı geliyordu. Vurma sesini duyup arkamı döndüğümde çocuk yerdeydik. Ama bayağı şiddetli vurdu. Çocuğa çarptıktan sonra ışıkta arabalar duruyordu" dedi.

Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi

29.05.2026 16:52:00
İhlas Haber Ajansı
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'de dolu, sebze tarlaları ve meyve bahçelerine zarar verdi
Mersin'in Erdemli ilçesinde etkili olan dolu yağışı tarım alanlarında zarara yol açtı

İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü kapsamında şehrin farklı noktalarında tarihi ve kültürel mirası yaşatmaya yönelik çeşitli etkinlikler düzenleniyor

29.05.2026 15:10:00 / Güncelleme: 29.05.2026 15:12:01
Anadolu Ajansı
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor
İstanbul'un fethinin 573. yıl dönümü özel etkinliklerle kutlanıyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının yazılı açıklamasına göre, Başkanlığın himayesinde hazırlanan "Zihnin Fethi" dijital deneyim alanı, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.

İstanbul'un fethini, askeri bir zafer olmasının yanında entelektüel, bilimsel ve kültürel bir dönüşüm süreci olarak ele alan proje kapsamında hazırlanan video mapping gösterileri izleyicilerin beğenisine sunuldu.

Sultanahmet Meydanı'nda kurulan özel etkinlik çadırında gerçekleştirilen çalışma, fethi sadece bir toprak kazanımı olarak değil; düşünce biçimlerini, bilimi ve kültürel yaklaşımı Doğu-Batı ekseninde yeniden şekillendiren köklü bir süreç olarak yorumluyor.

Gösteride, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı bilimsel ve kültürel miras ile günümüz vizyonu arasındaki tarihsel bağ, kronolojik bir anlatımla aktarılıyor.



Fetih coşkusu şehrin farklı noktalarına taşınıyor

Sultanahmet'teki özel çadırda sunulan kapalı alan gösterimi; fethin düşünsel arka planını, Fatih Sultan Mehmet'in Doğu ve Batı klasiklerine duyduğu ilgiden balistik hesaplamalardaki matematiksel yaklaşımına kadar geniş bir perspektifle ele alıyor.

Gemilerin karadan yürütülmesindeki stratejik yöntemlerden surların aşılma sürecine, fethin inanç özgürlüğünü koruyan hukuki boyutundan Ali Kuşçu'nun astronomi çalışmalarına uzanan kültürel mirasa kadar birçok unsur izleyiciye aktarılıyor.

Gösteri ayrıca, Ayasofya'nın 1453 yılındaki kurucu rolünden günümüzdeki konumuna uzanan tarihsel sürekliliği vurgularken; geçmişten gelen bilimsel birikimin günümüz uyduları, havacılık çalışmaları ve yerli teknoloji hamleleriyle "Türkiye Yüzyılı" vizyonunda nasıl karşılık bulduğunu anlatıyor.

Rumeli Hisarı surlarında gerçekleştirilecek video mapping gösterisi ise dönemin statükosu ile Fatih Sultan Mehmet'in askeri ve matematiksel dehası arasındaki mücadeleye odaklanıyor. Şahi toplarının surlarda açtığı gediklerden gemilerin karadan yürütülmesine kadar uzanan lojistik başarılar ve fetih anlayışındaki adalet ilkesi, surlara yansıtılan görsel anlatımlarla izleyiciye sunuluyor.

Gösteri, tarihsel dokunun dijital estetikle buluştuğu sahneler ve günümüz yerli teknolojileri olan KAAN ile İHA/SİHA sistemlerine uzanan çizgisel bir anlatıyla tamamlanıyor. "İstanbul'un Fethi" Video Mapping Gösterisi, bugün saat 21.00 itibarıyla Rumeli Hisarı surlarında ücretsiz olarak izlenecek.

İstanbul'un dört bir yanında mehteran konserleri

Fetih coşkusu, İstanbul genelinde düzenlenecek mehteran konserleriyle de şehrin farklı noktalarına taşınıyor.

Fetih ruhunu yaşatmak, tarihi hafızayı diri tutmak ve köklü kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla gerçekleştirilecek programlarda; Jandarma Mehteran Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birlik Komutanlığı ve İstanbul Mehter Orkestrası sahne alıyor.

Bu kapsamda Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal meydanları ile Ayasofya-i Kebir Camisi önü, Haliç Kongre Merkezi, Taksim Meydanı, Fatih Camisi, Eminönü Meydanı ve Eyüpsultan Meydanı'nda mehteran performansları vatandaşlarla buluşuyor.

Mardin'deki silahlı kavgada 2 kişi öldü

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde iki aile arasında çıkan silahlı, sopalı kavgada ölü sayısı 2'ye yükseldi. Olay anına ait cep telefonu görüntüleri de ortaya çıktı

28.05.2026 18:41:00
İhlas Haber Ajansı
Mardin'deki silahlı kavgada 2 kişi öldü
Mardin'deki silahlı kavgada 2 kişi öldü
Olay, Kızıltepe ilçesi Atatürk Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, iki aile arasında henüz bilinmeyen nedenle çıkan tartışma kısa sürede silahlı, sopalı kavgaya dönüştü. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık, itfaiye ve jandarma ekibi sevk edildi. Kavgada Doğan Baday (35) olay yerinde hayatını kaybederken, ağır yaralı halde hastaneye kaldırılan bir kişinin daha yaşamını yitirmesiyle ölü sayısı 2'ye yükseldi.

Olayda 7 kişi de yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından çevredeki hastanelere kaldırıldı.

Öte yandan kavga anına ilişkin cep telefonu görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde tarafların birbirine sopalarla vurduğu, ateş açtığı ve çevrede büyük panik yaşandığı görüldü.

Jandarma ekipleri olayla ilgili geniş çaplı inceleme başlattı.

Instagram’da küresel akış sorunu mu yaşandı?

Dünya genelinde milyarlarca kullanıcısı bulunan Instagram, bugün hikaye yükleyememe ve ana sayfa akışının yenilenmemesi iddialarıyla gündeme geldi. Sosyal medyada hızla yayılan "Instagram çöktü mü?" sorularının ardından anlık raporlama sistemleri inceleme altına alındı

28.05.2026 18:10:00
Haber Merkezi
Instagram’da küresel akış sorunu mu yaşandı?
Instagram’da küresel akış sorunu mu yaşandı?
Kurban Bayramı tatilinde sevdikleriyle fotoğraf ve video paylaşmak isteyen milyonlarca vatandaş, uygulamaya girişte bölgesel yavaşlamalar yaşadıklarını öne sürdü. Konuyla ilgili yapılan teknik incelemelerin ardından kullanıcıların yüreğine su serpen detaylar paylaşıldı.

Küresel çapta herhangi bir erişim engeli bulunmuyor

Anlık siber çökme raporlarına ve küresel izleme verilerine göre, Instagram sunucularında genel bir çökme veya sistemsel bir arıza tespit edilmedi. Yaşanan bölgesel aksaklıkların genellikle kullanıcıların kendi internet altyapılarından veya anlık yoğunluklardan kaynaklandığı bildirildi.

Sorun yaşayanlar için çözüm yolları neler?

Eğer ana sayfa akışınız yenilenmiyor veya hikayeleri görüntülemekte sorun yaşıyorsanız, uzmanlar şu adımları izlemenizi öneriyor:

1. Bağlantı Kontrolü: Wi-Fi veya mobil veri bağlantınızı kapatıp tekrar açın.

2. Uygulama Güncellemesi: Google Play Store veya App Store üzerinden uygulamanızın en son sürümde olduğunu doğrulayın.

3. Önbellek Temizleme: Telefonunuzun ayarlar kısmından uygulamanın önbelleğini temizleyerek geçici verileri sıfırlayın.

Sosyal medya trafiğinde bayram yoğunluğu

Yaklaşık 3 milyar aktif kullanıcı sınırına dayanan Instagram, özellikle bayram ve özel günlerde veri trafiğinde büyük dalgalanmalar yaşıyor. Anlık yoğunlukların anasayfa yüklenmelerinde saniyelik gecikmelere sebep olabileceği ancak panik yapılacak küresel bir kesintinin söz konusu olmadığı paylaşıldı.

Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü

Kastamonu'nun Araç ilçesinde otomobilin istinat duvarına çarpması neticesinde meydana gelen kazada 3 kişi hayatını kaybederken, 1 kişi ağır yaralandı

28.05.2026 17:53:00 / Güncelleme: 28.05.2026 18:46:33
İhlas Haber Ajansı
Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü
Kastamonu'da feci kaza: 3 ölü
Kaza, Araç ilçesi Kastamonu-Karabük kara yolu Müslimler köyü yol ayrımında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Bilal Sarıkülçe (71) idaresindeki 54 AGG 037 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yol kenarındaki istinat duvarına çarptı. Kazada sürücü ile eşi Melahat Sarıkülçe (66) ve Mustafa Külte (63) olay yerinde hayatını kaybederken, Nezahat Külte (62) yaralandı.

Kazayı gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan yaralı, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedavi altına alınan yaralının hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.

Kazada hayatını kaybeden vatandaşların cenazesi ise cumhuriyet savcısı ve jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemelerin ardından araçtan çıkartılarak cenaze aracıyla Araç Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı


 
Prof. Dr. Cengiz Köksal’dan yaz tatili öncesi kritik uyarı... Sıcak havuz, sauna ve hamam özellikle risk grubundakiler için ölümcül olabilir.

28.05.2026 14:44:00
MURAT ÇORBACI
Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı
Uzmanından sauna ve termal havuz uyarısı

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, "Özellikle 50 yaş üstü, tansiyon ve kalp hastalığı riski taşıyan kişiler sıcak havuz, sauna ve hamam kullanımında hayati risk altında olabilir. Uzun süre yüksek ısıya maruz kalmak kalp krizinden ani tansiyon düşmesine, nefes darlığından bayılmalara kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi.
Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte termal havuzlar, spa merkezleri, hamam ve saunalar yeniden yoğun ilgi görmeye başladı. Ancak uzmanlar, özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından risk taşıyan bireyler için yüksek ısılı ortamların ciddi sağlık tehditleri oluşturabileceğine dikkat çekiyor.







Risk yaşla birlikte artıyor

Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, yüksek sıcaklığa uzun süre maruz kalmanın kalbin çalışma yükünü dramatik biçimde artırdığını belirterek, özellikle ileri yaş grubunda kalp krizi riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Dr. Köksal, şunları söyledi: "Hamam, sauna ve yüksek sıcaklıktaki termal havuzlarda tüm vücuttaki damarlar genişliyor ve buna bağlı olarak tansiyon düşüyor. Terleme ile kaybedilen sıvı da tabloyu daha riskli hale getiriyor." Düşen tansiyonu dengelemek için kalbin çok daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kaldığını belirten Köksal, bu durumu 'aşırı eforla koşmaya' benzetiyor. Özellikle, 50 yaş üstü kişiler, yüksek tansiyon hastaları, aşırı kilolu bireyler, kolesterol ve kan yağları yüksek olanlar, ailesinde kalp krizi öyküsü bulunanlar, sigara ve tütün kullananlar için sauna ve hamam kullanımının ciddi risk taşıdığını vurguluyor.







Aşırı yük uzun süre tolere edilmeyebilir

Prof. Dr. Köksal, kalp hastalığı açısından risk grubunda yer alan kişilere yüksek ısıdaki sauna, hamam ve banyoları kesinlikle önermediklerini ifade ederek, şu uyarıda bulundu: "Kalp, hayati organlara yeterli kanı ulaştırabilmek için daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Eğer kişi yaşlıysa ve kalp hastalığı riski taşıyorsa bu aşırı yük uzun süre tolere edilemeyebilir ve kalp krizi kaçınılmaz hale gelebilir."
Uzmanlara göre risk grubunda olmayan bireylerin bile sauna ve hamamda 10-20 dakikadan fazla kalmaması gerekiyor. Ayrıca terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin bol su tüketilerek yerine konması büyük önem taşıyor.







Termal havuzlardaki gizli tehlike: Astım ve akciğer ödemi

Yüksek sıcaklığın yalnızca kalbi değil solunum sistemini de tehdit ettiğini belirten Prof. Dr. Köksal, özellikle klorlu havuzlar ve yoğun su buharının astım hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Termal havuzlarda oluşan yoğun buharın akciğerlerdeki hava keseciklerinde birikerek nefes almayı zorlaştırabileceğini ifade eden Köksal, bu durumun ani astım ataklarını ve akciğer ödemini tetikleyebileceğini belirtti.
Özellikle; astım hastaları, KOAH hastaları ve kalp yetmezliği bulunan kişiler ani nefes darlığı ve solunum sıkıntısı yaşayabiliyor. Dr. Köksal, bu belirtilerin ciddiye alınmaması halinde ölümcül sonuçların ortaya çıkabileceği konusunda uyarıyor.

Havuz ve saunada kalp krizini tetikleyen 3 kritik risk

Prof. Dr. Cengiz Köksal, yaz aylarında özellikle dikkat edilmesi gereken risk faktörlerini şöyle sıraladı:

* 39-40 dereceyi aşan sıcak sularda uzun süre kalmak
* Kalp hastalığı bulunan veya risk grubunda yer alan ileri yaş bireylerin sıcak havuz kullanması
* Terleme ile kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yeterince yerine konmaması

Yaz aylarında sauna, hamam ve termal havuz kullanacak kişilere öneriler ise şöyle:

• Sauna ve hamam süresini 10-15 dakikayla sınırlayın
• İşlem öncesi ve sonrası bol su tüketin
• Aç ya da aşırı tok şekilde sıcak ortama girmeyin
• Kalp, tansiyon ve solunum hastalığınız varsa doktora danışmadan termal havuz kullanmayın
• Baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı hissederseniz ortamı hemen terk edin.

Prof. Dr. Cengiz Köksal, özellikle sıcak havaların etkisini artırdığı yaz döneminde kontrolsüz sauna ve termal havuz kullanımının "masum bir rahatlama yöntemi" değil, ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebilecek önemli bir risk faktörü olduğunun altını çiziyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.