logo
30 KASIM 2025


Dil birliği neden hayati?

30.11.2025 00:00:00
Haberleri izlerken TV'de DEM Parti yetkilisine tepki gösteren teyzenin sözlerine kulak vermek gerekiyor. Çünkü onun anlattıkları, sahadaki gerçeği bütün süslü cümlelerden çok daha net ortaya koyuyor:

"Bizim çocuklarımızın bir kısmı toprağın altında, bir kısmı hapiste… Sizin çocuklarınızın bir eli balda, bir eli yağda."

Bu cümle, yıllardır Türkiye'de kimlik merkezli siyasetin gerçekte kimi temsil edip etmediğini ve kimin hangi bedeli ödediğini açık bir şekilde gösteriyor. Bu ülkede sorunlar kimsenin kökenine göre değişmiyor; Türk'ün de derdi aynı, Kürt kökenli vatandaşın da, Laz'ın da, Çerkez'in de… Ortada iki sınıf var:

Bir tarafta imtiyazlı ve mutlu bir azınlık; diğer tarafta ise alın teriyle yaşayan, bedel ödeyen geniş halk kitlesi.

Bugün Türkiye'nin konuşması gereken gerçek mesele tam da budur.

Tam da bu nedenle bugün gündeme getirilen taleplerin — ana dilde eğitim dâhil — toplum yararına mı, yoksa siyasi mühendisliğin bir parçası mı olduğuna dikkatle bakmak zorundayız.

Kilis Devlet Hastanesi'nde Suriye'den göçün en yoğun olduğu dönemde anestezi uzmanı olarak görev yapıyordum. Bu süreçte yabancı dilde sağlık hizmetinin etkisi üzerine akademik bir çalışma yaptım. Araştırmanın sonucunda, literatürdeki pek çok uluslararası yayınla aynı sonuç ortaya çıktı:

Hasta ile sağlık personelinin dili aynı değilse, memnuniyet de tedavi başarısı da düşüyor.

En kritik nokta şudur:

Hemşire, hasta ile en çok temas eden kişidir ve tedavi başarısında belirleyici role sahiptir.

Eğer hemşire hastayla aynı dili konuşmuyorsa, hasta derdini anlatamaz; hemşire tedaviyi doğru tarif edemez. Bu, tıpta kanıtlanmış bir bulgudur.

Burada sorun şudur:

Eğer herkes kendi anadilinde eğitim alırsa, sağlık hizmeti başta olmak üzere bütün kamu kurumları işleyemez hâle gelir. Çünkü:

Hemşire Kürtçede, doktor Arapçada, teknisyen Türkçede, personel Lazcada eğitim alıyorsa bu hizmeti kim, nasıl koordine edecek?

Bu noktada asıl meseleye geliyoruz.

Ben Kürtçeye karşı değilim. Arapçaya karşı değilim. Lazca konuşulmasına da karşı değilim.

Ancak "ana dilde eğitim", bir ülkenin bütünlüğünü tehdit eden bir adımdır. Çünkü yarın:

"Ben Lazca eğitim isterim."

"Ben Arapça eğitim istiyorum."

ve devamında şu talep gelecektir:

"Ben Kürtçe dışında bir dil bilmiyorum; o hâlde bana sadece Kürtçeye göre hizmet veren bir hastane açın."

Burada özellikle şunu belirtmeliyim:

Ben mesleğim gereği sadece hastane örneğini verdim.

Siz bunu tüm kamu hizmetlerine uyarlayın:

mahkemelere, nüfus müdürlüklerine, belediyelere, emniyete, askeriyeye, eğitim kurumlarına…


Her kurum farklı dillerde işlem yapmaya çalışırsa sonuç nereye varır?

Bu, şehirlerin fiilen ayrışmasına, bölgelerin dil esaslı bölünmesine kadar gider.

Bu nedenle diyorum ki:

Dil birliği, bir ülkenin birlik ve devamlılığı için vazgeçilmezdir.

ABD'ye bakın.

Resmî eğitim dili İngilizce'dir.

Oysa ülkede milyonlarca kişi İspanyolca konuşuyor. Fakat kimse resmî dili tartışmaya açmıyor. Çünkü:

Resmî dil, devletin çimentosudur.

Türkiye'de de öyle olmalıdır.

Benim söylediğim çok nettir:

Vatandaşımız istediği dili konuşsun;

ama bu ülkenin resmî dili Türkçedir.


Eğer resmî dil yapısını bozarsanız, devletin temel direğini yıkmış olursunuz.

Peki bunu neden bu kadar net söylüyorum?

Çünkü Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin 2005'te özerklik kazanmasından önce Kerkük ve Musul'da yaşananlar hafızalardadır:

Mezarlıklar, nüfus kayıtları, tapu daireleri yok edildi.

Amaç Türkmen varlığını silmekti.

Bölgeye Kürt nüfusu taşındı, demografi değiştirildi ve özerkliğin zemini hazırlandı.

Sonra ne oldu?

Bölgenin kendi bayrağı oldu.

Kürtçe resmî dil ilan edildi.

(Dünyada ilk kez bir devlet Kürtçeyi resmî dil olarak kabul etti.)

Türkiye'ye yansımaları çok hızlı oldu.

Bir dönem Leyla Zana'nın Meclis'te Kürtçe konuşması tutanaklara "bilinmeyen bir dil" olarak geçmişti.

Irak'taki resmîleşme sonrası artık TBMM tutanaklarında "yabancı dil" olarak geçmeye başladı.

Bugün geldiğimiz noktada Meclis'in resmî sosyal medya hesaplarından Kürtçe paylaşımlar yapıldığını görüyoruz.

Bu bir tesadüf değil;

bu, Kuzey Irak modelinin Türkiye'ye uyarlanmak istendiğinin göstergesidir.


Irak, Suriye ve Anadolu coğrafyası uzun süredir bir laboratuvar gibi kullanılmaktadır.

Kuzey Irak'ta ne olduysa, bir süre sonra Türkiye'ye uygulanmak isteniyor.

Bu nedenle "dil birliği" meselesi asla basit bir tartışma değildir.

Son söz:

Dili bölerseniz, toplumu bölersiniz.

Toplumu bölerseniz, devleti bölersiniz.


Asıl anlatmak istediğim tam olarak budur.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
Bordo Mavilileri önce ter bastı sonra da rahatlık
Trabzonspor, Konyaspor'u yenerek zirve yarışını sürdürdü
Vahşiler ateşi hiç kesmedi
Gazze'deki can kaybı 70 bin 100'e çıktı
Patrik eşlik etti
Papa fesat yuvasında
'Adayımız Ekrem İmamoğlu'
Özel, CHP kurultayında konuştu
Mesut Barzani Şırnak'ta
Peşmerge lideri neden geldi?
'Bu kriz bambaşka'
Maliyet artışları sanayiciyi bunaltıyor
İsrail, Batı Şeria'ya saldırılarını yoğunlaştırdı
Tubas'ta 26 Kasım'dan bu yana 130 Filistinliyi yaraladı
Havayolu şirketlerinden seri açıklamalar
Havacılıkta Airbus A320 paniği
ABD, Afgan pasaport sahiplerinin vizelerini askıya aldı
Gerekçe: Ulusal ve kamu güvenliğini korumak
NYT: Trump, Maduro ile telefonda görüştü
Maduro'nun Trump'a bazı teklifler sunduğu iddia edildi
30 bine ramak kaldı
Açlık sınırı Kasımda resmen uçuşa geçti
Savaş listesinde ABD üçüncü sırada!
İspanya'yı şok eden anket
'Çok vahim hatalar yapıldı'
Erdoğan'dan terörle mücadele mesajı
BTP'de kongre hazırlığı
9. Olağan Kongre 7 Aralık'ta
CHP'de yine kurultay var
39. Olağan Kurultay başladı
Bordo Mavilileri önce ter bastı sonra da rahatlık
Trabzonspor, Konyaspor'u yenerek zirve yarışını sürdürdü
Vahşiler ateşi hiç kesmedi
Gazze'deki can kaybı 70 bin 100'e çıktı
Patrik eşlik etti
Papa fesat yuvasında
'Adayımız Ekrem İmamoğlu'
Özel, CHP kurultayında konuştu
Mesut Barzani Şırnak'ta
Peşmerge lideri neden geldi?
'Bu kriz bambaşka'
Maliyet artışları sanayiciyi bunaltıyor
İsrail, Batı Şeria'ya saldırılarını yoğunlaştırdı
Tubas'ta 26 Kasım'dan bu yana 130 Filistinliyi yaraladı
Havayolu şirketlerinden seri açıklamalar
Havacılıkta Airbus A320 paniği
ABD, Afgan pasaport sahiplerinin vizelerini askıya aldı
Gerekçe: Ulusal ve kamu güvenliğini korumak
NYT: Trump, Maduro ile telefonda görüştü
Maduro'nun Trump'a bazı teklifler sunduğu iddia edildi
30 bine ramak kaldı
Açlık sınırı Kasımda resmen uçuşa geçti
Savaş listesinde ABD üçüncü sırada!
İspanya'yı şok eden anket
'Çok vahim hatalar yapıldı'
Erdoğan'dan terörle mücadele mesajı
BTP'de kongre hazırlığı
9. Olağan Kongre 7 Aralık'ta
CHP'de yine kurultay var
39. Olağan Kurultay başladı
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2025

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.