logo
08 AĞUSTOS 2026

Dilencinin üzerinden çıkan para say say bitmedi

Kocaeli'de bayram öncesi sokaklarda duygu sömürüsü yapan ve şehir dışından mevsimlik gelen dilenciler zabıta ekiplerini görünce ailecek arkalarına bile bakmadan kaçtı. Bir dilencinin üzerinden 18 bin TL ele geçiren ekipler, 1 yıl içinde 165 kişiye işlem yaptı, 85 bin lira ele geçirdi. Bazı dilencilerin evi ve arabası olduğu da tespit edildi.
Özelliklle Ramazan ayında vatandaşların dini duygularını istismar eden dilencilere yönelik Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri operasyon düzenledi. Özellikle ana caddelerde dilenen şahıslar zabıtayı görünce arkalarına bile bakmadan kaçtı. Bir dilencinin üzerinden yaklaşık 18 bin TL ele geçirildi. Ekiplerin masa üzerine koyduğu para say say bitmedi.

19.03.2026 12:03:00
İhlas Haber Ajansı
 
Dilencinin üzerinden çıkan para say say bitmedi
Dilencinin üzerinden çıkan para say say bitmedi
Arabayı tanıyorlar
Şehir dışından mevsimlik işçi gibi gelen dilenciler, zabıta araçlarını da tanıyarak kaçıyor. Yakalanan bazı şahısların yapılan incelemelerinde evi ve arabası olduğu belirlenirken son bir yıl içinde 165 kişi hakkında işlem yapıldı. 165 kişinin üzerinden ise 85 bin TL ele geçirildi. Ekipler sokakta bu kişilere para vermenin, onları ve çocukları bu hayata daha fazla mahkum ettiğini ifade ederken, ihtiyaç sahiplerinin belediye ve sosyal hizmetler tarafından korunduğunu hatırlattı.






"Mübarek günler, istismara açık zamanlar"
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, Zabıta Şube Müdürlüğü merkez amiri Gökhan Öztürk, "Ramazan ayı geldiğinde, özellikle bu mübarek günler öncesinde duygu sömürüsü yapan şahısların sayısında ciddi artışlar oluyor. Biz, Kabahatler Kanunu'nun 30. maddesine dayanarak bu kişileri bulundukları bölgelerden alıp merkeze götürüyoruz. Yine mevzuata uygun şekilde üzerlerindeki paralara el koyarak kamuya geçiriyoruz ve 33. madde kapsamında cezai işlem uyguluyoruz. Mübarek günler, istismara açık zamanlar. Bu nedenle vatandaşlarımıza özellikle şunu söylemek istiyoruz:
"Bu kişiler, verilen paralarla besleniyor. Lütfen para vermeyin. Çünkü bu durum, onları ve çocuklarını bu hayata daha fazla mahkum ediyor. İhtiyaç sahibi kişileri hızlı şekilde tespit ederek barınma evlerine yerleştiriyoruz ve gerekli tüm destekleri sağlıyoruz. Bu sebeple vatandaşlarımızın bu tür durumlara prim vermemelerini özellikle rica ediyoruz. Son bir yıl içerisinde yaklaşık 165 duygu sömürüsü yapan şahıs hakkında işlem yaptık ve üzerlerindeki paralara el koyduk. Bu kişilerden toplamda yaklaşık 85 bin lira para çıktı. Normal zamanlarda İzmit merkezde günlük 3-4 kişiye işlem yapılırken, Ramazan ayında bu sayı ciddi şekilde artıyor" dedi.






"Elde ettikleri gelir asgari ücreti aşıyor"
Dilenciliği kendine meslek edinen kişilerin üstünde ciddi miktarda para ele geçirildiğini ifade eden Öztürk, "Üzerlerinden çıkan paralar tahmin edilemeyecek kadar yüksek rakamlara ulaşabiliyor. Hatta bazı şahısların evi ve ciddi mal varlıkları olduğu tespit ediliyor. Bu işi adeta meslek haline getiren kişiler var ve elde ettikleri gelir asgari ücreti aşıyor. Vatandaşlarımızdan ricamız, bu tür durumları bize ihbar etmeleridir. Gerçekten ihtiyaç sahibi olan kişilere biz ulaşır, barınma ve diğer ihtiyaçlarını karşılarız. Bir kişinin üstünden 18 bin TL ele geçirildi. İzmit'te aynı kişilerle defalarca karşılaştığımız oluyor. Bu işi meslek haline getiren kişilerin kimlik bilgileri ve kayıtları bizde mevcut" ifadelerini kullandı.






"İşimizi yaparken darp edilen veya sözlü hakarete uğrayan personelimiz oluyor"
Sahada yaşadıkları zorlukları anlatan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Komiseri Aydın Turan, "Sahada en zorlandığımız anlar görevimizi yaparken bazı vatandaşların tepkileriyle karşılaşmamız oluyor. Kanuni görevimizi yerine getirirken zaman zaman engellemelerle karşılaşıyoruz. Bu durumlarda darp edilen veya sözlü hakarete uğrayan personelimiz de oluyor. Genel olarak bu işi yapanlar gerçekten ihtiyaç sahibi kişiler değil, bunu meslek haline getirmiş kişilerdir. Bu durumun önüne geçmek için vatandaşlarımızın daha bilinçli olması gerekiyor. Yardım yapılacaksa, gerçekten ihtiyaç sahibi aileler araştırılarak destek olunmalıdır. Aksi halde sokaklarda bu kişilerin sayısı giderek artmaktadır" şeklinde konuştu.






"Verilen her para, çocukların okuldan uzaklaşıp sokakta çalışmasına sebep oluyor"
Özellikle çocuklar konusunda vatandaşların çok daha dikkatli olması gerektiğini altını çizen Aydın Turan, "Çocukların sokakta dilendirilmesi onların hayatını olumsuz etkiliyor. Verilen her para, çocukların okuldan uzaklaşıp sokakta çalışmasına neden oluyor. Bu da farkında olmadan çocuklara zarar verilmesine yol açıyor. Bu tür durumlarda emniyetin çocuk şubesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile birlikte hareket ediyoruz. Tespit edilen çocuklar ilgili birimlere bildiriliyor ve gerekli işlemler yapılıyor. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 30. maddesi gereği, reşit kişilere bin 767 TL idari para cezası uygulanmaktadır. Bu kişiler artık ekiplerimizi tanıyor; araçlarımızı gördüklerinde uzaklaşmaya çalışıyorlar" diye konuştu.






"Bazı şahısların yıl içinde 30-35 kez ceza aldığı biliniyor"
Bir minibüs dolusu vatandaşın şehir dışından Kocaeli'ye dilenmek için geldiklerini söyleyen Turan, "Kocaeli, çevre illere yakınlığı nedeniyle şehir dışından gelen dilenciler için de cazip bir yer. İstanbul, Sakarya, Bursa ve Zonguldak gibi illerden günübirlik gelenler oluyor. Hatta minibüslerle gelen gruplarla da karşılaşıyoruz. Bu kişilerle de mücadelemiz sürüyor. Ancak yasal olarak yapabildiğimiz işlem ceza uygulamak, üzerlerindeki paraya el koymak ve bulundukları yerden uzaklaştırmakla sınırlı. Bu nedenle aynı kişiler tekrar aynı eylemi gerçekleştiriyor. Bu durum döngü halinde devam ediyor. Bazı şahısların yıl içinde 30-35 kez ceza aldığı biliniyor. Özellikle annelerin çocuklarını belirli noktalara bırakıp uzaktan takip ettiği durumlarla sıkça karşılaşıyoruz. Çocukları tespit ettiğimizde ailelerine ulaşmak için çeşitli sorular sorarak yerlerini belirlemeye çalışıyoruz. Trafik ışıklarında dilendirilen 6-8 yaş arası çocuklar olduğu ne yazık ki görülüyor" şeklinde konuştu.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.