logo
11 AĞUSTOS 2026

Doğu Akdeniz'de tatbikat düellosu

Almanya'nın Doğu Akdeniz'de gerilimi yatıştırmaya amaçlayan gayretleri devam ederken bölgede tatbikat yapacağını duyuran Yunanistan'ın şımarık hamlesini Türkiye karşılıksız bırakmadı. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas gerginliğin dindirilmesi için dün Atina ve Ankara'yı ziyaret etti

25.08.2020 17:58:00
 
Doğu Akdeniz'de tatbikat düellosu
Doğu Akdeniz'de tatbikat düellosu

Türkiye ve Yunanistan'ın Doğu Akdeniz'in aynı bölgesinde ayrı ayrı askeri tatbikat düzenlemeye hazırlanmaları bölgede tansiyonu artırdı. 23 Ağustos'ta Türkiye, Doğu Akdeniz'de hidrokarbon arama faaliyeti gerçekleştiren Oruç Reis gemisinin operasyonlarını 27 Ağustos'a kadar uzattığını bildiren bir Navtex yayınlamış, ardından karşı Navtex yayınlayan Yunanistan Girit adası açıklarında aynı bölgede askeri tatbikat düzenleyeceğini bildirmişti. Bu sert açıklamalar gerilimi daha da tırmandırdı. Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Yunanistan'ı bölgede 'kaos ekmekle' suçlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan Atina'yı Türkiye'nin donanmasına karşı yalnız bırakılacağı konusunda uyardı. Bu açıklamanın ardından da Türkiye yeni bir Navtex yayınladı. Türkiye, Girit Adası'nın güneyinde "Türk ve müttefik savaş gemilerinin" katılımıyla tatbikat yapılacağını açıkladı. Türkiye'nin tatbikat yapacağı bölge Yunanistan'ın da tatbikat yapacağını duyurduğu aynı bölge. Bu durum iki ülkenin çatışmanın eşiğine geldiği şeklinde yorumlara neden olmuş durumda. Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Türk ve müttefik ülke deniz kuvvetleri gemileri tarafından 26 Ağustos 2020 günü, Doğu Akdeniz'de birlikte çalışabilirlik ve koordinasyonun geliştirilmesi maksadıyla kısa süreli geçiş eğitimleri icra edilecektir" ifadelerine yer verildi. Mili Savunma Bakanı Hulusi Akar, kısa süre önce Yunanistan'ın, Oruç Reis araştırma gemisinin faaliyet alanı ile kısmen örtüşen bir bölgede tatbikat yapacağı açıklaması için "gerginliği artıran bir faaliyet" ifadelerini kullanmıştı. Bu arada Yunan Deniz Kuvvetlerine ait gemilerin Pazartesi günü Girit Adası açıklarında eğitim amaçlı faaliyette bulunduğunu duyurdu. Tatbikata Yunanistan'dan fırkateyn, F-16 jetler ve çok sayıda denizaltının katıldığı bildirilirken, ABD'den USS Winston S. Churchill savaş gemisi ve helikopterlerin eşlik ettiği kaydedildi.

Gerilimin müsebbibi Atina

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da, Doğu Akdeniz'deki gerilimin Yunanistan-Mısır arasında imzalanan anlaşmayla tırmandığını ifade etti ve Türkiye'nin geri adım atmayacağını vurguladı. Kalın, şunları söyledi: "Türkiye, Yunanistan'dan veya bir başka ülkeden gelen tehdit, yaptırım gibi açıklamalara prim vermeyecektir. Biz aslında iyi bir noktaya da getirmiştik bu işi. Türkiye ve Yunanistan karşılıklı olarak müzakerelerin ve istikşafi görüşmelerin yeniden başlamasıyla ilgili açıklamaları yapacakken bir gün önce Yunanistan, Mısır'la anlaşma yaptığını açıkladı ve bütün bu süreci baltalamış oldu. Orada ciddi bir güven krizi ortaya çıktı. Müzakerelerin bu noktaya gelmesinde Cumhurbaşkanımızın oynadığı yapıcı rol kritik bir öneme sahip. Almanya'nın kolaylaştırıcı rolü de son derece önemliydi. Yunanistan'ın bu tavrıyla şu anda yeni bir sürece girmiş olduk. Çünkü Yunanistan ile Mısır anlaşması orada duruyor. Hiçbir şey olmamış gibi hareket etmemiz mümkün değil."

Çatışma endişeleri arttı

İki hafta kadar önce Yunanistan ve Fransa aynı bölgede ortak tatbikat yaparken bir Türk fırkateyni ile bir Yunan gemisi çarpışmıştı. Benzer bir olayın şimdi de yaşanmasından endişe ediliyor. Yunanistan bu kez tatbikatı Fransa ile değil, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ortaklaşa düzenliyor. Ancak bölgede Fransa'nın daha önce gönderdiği askeri unsurları da bulunuyor. Daha önce Girit'e, bir fırkateyn, bir helikopter gemisi ve gemisavar füze taşıyabilen üç yeni savaş uçağı gönderen Fransa'nın Kıbrıs civarındaki askeri varlığını da artırdığı biliniyor.

'Felaket an meselesi'

Türk ve Yunan mevkidaşlarıyla dün ayrı ayrı yaptığı görüşmelerde tansiyonu düşürmeyi hedefleyen Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas'ın Ankara ve Atina'daki temasları artan gerilimin gölgesi altında gerçekleşti. Atina'da açıklamalarda bulunan Maas, Almanya ve diğer AB ortaklarının, Türkiye ile yaşanan anlaşmazlıkta Yunanistan'ın yanında durduğunu ifade etti. Ankara ve Atina'yı karşılıklı provokasyonlardan vazgeçmeye ve doğrudan görüşmeler aracılığıyla çözüm bulmaya davet eden Maas, askeri çatışma olasılığına karşı da uyardı. NATO müttefiki Türkiye ve Yunanistan arasındaki gerilimin çok tehlikeli olduğunu söyleyen Maas, "Doğu Akdeniz'deki mevcut durum, ateşle oynamaya eş. En ufak bir kıvılcım, bir felakete yol açabilir.  Bağlayıcı ve barışçıl bir çözüm sadece Yunanistan ve Türkiye arasında doğrudan müzakere ile sağlanır. Taraflar bunu geçmişte kabul etmişti ve şu ana kadar çoktan yapılmadı gerekiyordu" dedi. Maas, iki ülke arasındaki gerginliği azaltmak amacıyla Atina'daki görüşmelerinin ardından Ankara'ya geçerek Dışilleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'yla bir araya geldi.

Eren Bülbül'ü şehit edenleri unutmadık!

11 Ağustos 2017'de şehit düşen Eren Bülbül için iktidardan kararlılık açıklamaları peş peşe gelirken, dün gece yasalaşan PKK'lılara yönelik ceza erteleme adımları, evladını vatan uğruna toprağa veren aileleri ve gazileri derin bir üzüntüye sevk etti

11.08.2026 14:50:00 / Güncelleme: 11.08.2026 14:52:11
Haber Merkezi
 
Eren Bülbül'ü şehit edenleri unutmadık!
Eren Bülbül'ü şehit edenleri unutmadık!
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda dün yaklaşık 12 saat süren görüşmelerin ardından "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" kabul edilerek yasalaştı. 12 maddelik düzenleme, 467 "evet", 87 "ret" ve birkaç çekimser oyla geçti. Kamuoyunda "Terörsüz Türkiye yasası" veya "çerçeve yasa" olarak bilinen teklif, PKK/KCK ve bağlantılı oluşumların fiili varlığına son verdiğinin ve tüm silah ile mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti, bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilip Resmi Gazete'de yayımlanması şartına bağlanıyor.

Yasa; PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, bilerek ve isteyerek yardım etme, propaganda yapma, örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ile terörün finansmanı suçlarını kapsıyor. Üst sınırı 15 yıl veya daha az hapis cezası gerektiren suçlarda soruşturma, kovuşturma ve infaz 5 yıl; daha ağır olanlarda 10 yıl ertelenebiliyor. Erteleme süresinde yeni terör suçu işlenmezse soruşturmalar düşebiliyor, cezalar infaz edilmiş sayılıyor. Kasten öldürme suçları ile 1 Haziran 2005 öncesi müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlar (Abdullah Öcalan ve bazı üst düzey isimler dahil) kapsam dışında tutuluyor. Başvuru süresi ve izleme kurulları gibi mekanizmalar da öngörülüyor. Hükümet yetkilileri, düzenlemenin genel af olmadığını, yalnızca şartların oluşması halinde uygulanacak geçici bir çerçeve olduğunu vurguluyor.

Şehit aileleri ve gaziler tepkili

Ancak yasanın Meclis'ten geçmesi, şehit yakınları, gaziler ve bazı muhalefet çevrelerinde derin rahatsızlık yarattı. Düzenlemenin, terör örgütü mensuplarına yönelik ceza ertelemeleri öngörmesi nedeniyle şehitlerin, yakınlarının ve gazilerin onurunu ve acısını incittiği ifade ediliyor.

Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği gibi kuruluşlar ile İYİ Parti gibi muhalefet partileri, sürecin mağdur-fail dengesini bozduğunu, şehit ailelerinin ve gazilerin yeterince dinlenmediğini savundu. Bazı gaziler ve şehit yakınları, özlük hakları talepleriyle eylemlerini sürdürürken, çerçeve yasayı "ihanet metni" olarak nitelendiren eleştiriler yükseldi. Adalet Bakanı Akın Gürlek gibi yetkililer, şehit aileleri ve gazilerin hassasiyetlerinin temel ölçü olacağını, onların onurunu incitecek hiçbir tasarrufa izin verilmeyeceğini belirtse de, eleştiriler dinmedi.

Eren Bülbül ve Ferhat Gedik 9 yıl önce şehit edilmişti

Bu tartışmalar, 11 Ağustos 2017'de Trabzon'un Maçka ilçesi kırsalında PKK'lı teröristlerin saldırısında şehit edilen 15 yaşındaki Eren Bülbül ve Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik'in şehadetlerinin 9. yılında daha da belirginleşti.

İktidar kanadı, Eren Bülbül'ün şehadetine ilişkin açıklamalarında her zaman "kanının yerde bırakılmayacağı" vurgusunu yapmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehadetlerinin 9. yılında sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı: "Vatan için, bayrak için toprağa düşen iki kahramanımızı; Eren Bülbül evladımız ile Jandarma Astsubayımız Ferhat Gedik'i şehadetlerinin 9'uncu yılında rahmetle yâd ediyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun."

Erdoğan daha önceki yıllarda da benzer anma mesajları yayımlamış, "Eren yavrumuzun kanını yerde bırakmadık ama acısı hala yüreğimizde" gibi ifadeler kullanmıştı. İçişleri Bakanı gibi yetkililer de "Eren Bülbül evladımız gibi başka hiçbir evladımızı teröre kurban vermek istemiyoruz" demişti. Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül'ün bazı açıklamalarında sürece destek verdiği yönünde haberler yer alırken, genel olarak şehit yakınları ve gaziler cephesinde yasanın yarattığı incinme hissi güçlü şekilde dile getiriliyor.

Buna karşın, dün yasalaşan teklifle birlikte yürütülen "terörün tasfiyesi" süreçlerinin, iktidarın geçmişteki kararlı söylemleriyle ne derece uyuştuğu siyasetin ve halkın ana tartışma maddesi olmaya devam ediyor. Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül ise evladının acısını ilk günkü gibi yaşadığını belirterek, adaletin ve hainlere karşı duruşun hiçbir zaman sarsılmaması gerektiğini yineliyor.

İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı

İstanbul'un 18 ilçesinde sokak çetelerine yönelik son 1 ayda düzenlenen operasyonlarda 217 şüpheli yakalanırken, 133 tabanca, 2 av tüfeği ve el yapımı 2 patlayıcı ve mühimmat parçaları ele geçirildi

11.08.2026 11:31:00
İHA
 
İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı
İstanbul'da sokak çetelerine son bir ayda operasyonun bilançosu: 217 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar doğrultusunda, İstanbul'da eylemlerini artıran silahlı suç örgütlerine yönelik çalışmalarını genişleten İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, söz konusu çetelere yönelik son bir aylık operasyon bilançosunu açıkladı, ele geçen mühimmatları emniyette sergiledi.

Kişilerden maddi menfaat temini için iş yerlerine silahlı saldırı düzenleyen, yağmaya teşebbüsünde bulunan, silah imalatı, ticareti ve kaçakçılığı yapan kişilere yönelik Avcılar, Ataşehir, Bağcılar, Başakşehir, Çekmeköy, Esenyurt, Fatih, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Maltepe, Sarıyer, Sultanbeyli, Sultangazi, Şişli, Tuzla ve Zeytinburnu ilçelerinde gerçekleştirilen operasyonlarda, 44 olaya karışmakla suçlanan 217 şüphelinin yakalandığı duyuruldu.

İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, son yıllarda ortaya çıkan yeni nesil suç çeteleri olarak tabir edilen zanlıların ev ve işyerlerindeki aramalarda ise 133 tabanca, 2 av tüfeği, 2 el yapımı patlayıcı, 68 mermi ve 2 bin 851 silah mekanizması ele geçirildiği açıklandı.

Adli makamlara sevk edilen 217 şüpheliden 15'inin adli makamlarca serbest bırakıldığı, 39'u hakkında ise adli kontrol hükümleri uygulandığı kaydedilirken, 161 zanlının ise tutuklanarak cezaevine gönderildiği aktarıldı.

Öte yandan soruşturmalarda ele geçen suç unsurları, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün Fatih'teki Vatan Yerleşkesinde sergilendi.

Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun


Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika’da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62’ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor.

11.08.2026 11:12:00
Murat Çorbacı
 
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun
Süründüren hastalık kalp yetmezliğinden 3 adımda korunun

Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve tıp teknolojilerinin gelişmesi kronik hastalıkların seyrini değiştirirken, Türkiye çok farklı ve dikkat çekici bir sağlık paradoksuyla karşı karşıya. Avrupa ve Amerika'da kalp yetersizliği teşhis yaş ortalaması 70 civarındayken, ülkemizde bu sınırın 62'ye gerilemesi, tıp dünyasında 'erken yorulan kalpler' alarmının verilmesine yol açıyor. Uluslararası saygın tıp dergileri ve Türk Kardiyoloji Derneği'nin güncel verileri, tablonun ciddiyetini açıkça ortaya koyuyor:

2.7 milyon hasta: Türkiye'de şu an yaklaşık 2.7 milyon kişi kalp yetersizliğiyle yaşıyor ve bu sayı nüfusa oranla çok büyük bir halk sağlığı yükü oluşturuyor.
Yaşla gelen risk: Genel toplumda görülme sıklığı yüzde 2-3 seviyesindeyken, 70 yaş sonrasında bu oran yüzde 10'a çıkıyor. Nüfusumuz yaşlandıkça, bu oranın daha da katlanacağı öngörülüyor.

Ciddi takip şart: Teşhis sonrası dönemde hastaların düzenli takibi ve yaşam tarzı değişiklikleri hayati önem taşıyor; çünkü bu durum, pek çok kronik süreçten daha hassas bir klinik seyir sergileyebiliyor. Kalp yetersizliği; yüksek tansiyon, koroner arter hastalığı, geçirilmiş kalp krizi, kalp kapak hastalıkları, ritim bozuklukları ve diyabet gibi birçok sağlık sorununun uzun vadede oluşturduğu hasarın ardından gelişiyor.

Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, "Kalp yetersizliği çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir tablo değildir. Yıllar boyunca kalbi etkileyen risk faktörleri ve kronik hastalıkların birikimi sonucunda gelişebilir. Bu nedenle kalp yetersizliğini yalnızca bir hastalık olarak değil, birçok kalp-damar probleminin ortak sonucu olarak değerlendirmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Kalbimizi erken yoran 3 büyük tehdit

1. Belirtilerin ertelenmesi: Toplumda en sık karşılaşılan hatalardan biri, kalbin verdiği sinyalleri yorgunluk ya da yaşlılık diyerek geçiştirmektir. Nefes darlığı, çabuk yorulma ve bacaklarda oluşan şişlikler (ödem), kalbin kanı pompalarken zorlandığının net habercileridir. Bu gizli belirtiler fark edildiği an bir kardiyoloji uzmanına başvurulması, sürecin ilerlemesini durdurmanın ilk adımıdır.

2. Değişen yaşam kültürü: Son yıllarda 35 yaş altı popülasyonda görülen kalp kası hassasiyetleri ve erken evre yetersizlik süreçleri, dijital sağlık platformlarında en çok araştırılan konular arasında. Z ve Millenyum kuşaklarında artan yoğun plaza stresi, düzensiz uyku kalıpları, aşırı enerji içeceği tüketimi, elektronik sigara kullanımı ve paketli/aşırı tuzlu gıdalardan oluşan beslenme alışkanlıkları, kalbin biyolojik yaşını kronolojik yaşının önüne geçiriyor.

3. Pandemi ve viral etkiler: Geçmiş dönemlerde geçirilen ağır viral enfeksiyonların kalp kasında yarattığı tablolara dair toplumdaki soru işaretleri hala güncelliğini koruyor. Enfeksiyonların kalp sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini yönetmenin yolu, spekülasyonlardan uzak durarak düzenli hekim kontrolleriyle kalbin fonksiyonel durumunu takip etmekten geçiyor.

Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı


 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır" dedi.

11.08.2026 10:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:57:13
Haber Merkezi/AA
 
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı
 Adalet Bakanı Gürlek, 11 yıl önceki dosyayı açtı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fenerbahçe Futbol A Takımı'na 4 Nisan 2015'te Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırıya yönelik dosyada HTS ve baz istasyonu analizi doğrultusunda 5 şüpheliye operasyon düzenlendiğini bildirdi.

Bakan Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımını taşıyan otobüse 4 Nisan 2015'de Trabzon'da gerçekleştirilen silahlı saldırının hafızalardaki yerini koruduğunu ifade ederek, otobüs şoförünün ağır yaralandığı, futbolcuların ve kulüp görevlilerinin büyük bir tehlike atlattığı bu saldırının milletin vicdanında bir yara olarak kaldığını belirtti.

Dosya raftan indirildi

Gürlek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının çalışmaları kapsamında dosyanın yeniden ele alındığını hatırlatarak, yeni teknolojik imkanlar ve güncel inceleme yöntemleri kullanılarak bütün delillerin tekrar değerlendirildiğini ifade etti.

Gürlek, şunları kaydetti: "Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan yeni HTS ve baz istasyonu analizlerinden elde edilen delil ve bulgular doğrultusunda, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüzce bu sabah 5 şüpheliye yönelik operasyon gerçekleştirilmiş, şüphelilerin adreslerinde arama ve el koyma işlemleri ile gerekli adli işlemler başlatılmıştır. Bu soruşturmanın tek amacı, 11 yıl önce gerçekleştirilen bu menfur saldırının arkasındaki kişi veya kişileri somut delillerle ortaya çıkarmaktır. Hangi takıma, hangi sporcuya veya hangi taraftar grubuna yönelirse yönelsin, spor alanındaki şiddete karşı tavrımız nettir. Bu vesileyle Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüze, özellikle Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımıza, soruşturmayı titizlikle yürüten Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığımıza, görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum."

Gözaltına alınanların kimlikleri açıklanmadı.

Vize şebekesine baskın


 
Adalet Bakanı Gürlek, vize operasyonuyla 6 ilde 49 şüpheli hakkında işlem başlatıldığını bildirdi. Gürlek, "İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de 63 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş 49 şüphelinin yakalanmasına yönelik adli işlemler gerçekleştirilmiştir" dedi.

11.08.2026 09:54:00 / Güncelleme: 11.08.2026 10:00:11
Haber Merkezi/AA
 
Vize şebekesine baskın
Vize şebekesine baskın

Adalet Bakanı Akın Gürlek, vize danışmanlığı adı altında faaliyet göstererek çevrim içi randevu sistemlerine yazılımlarla eriştikleri ve vatandaşlardan yüksek tutarlarda ücret tahsil ettikleri belirlenen yapılara yönelik 6 ilde düzenlenen operasyonda 49 şüpheli hakkında adli işlem gerçekleştirildiğini bildirdi.
Gürlek, sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, suç ve suçlularla mücadeleyi sürdürdüklerini, Cumhuriyet başsavcılıkları, kolluk kuvvetleri ve ilgili kamu kurumlarının omuz omuza çalıştıklarını belirtti.

Randevuları toplu şekilde alıyorlar

Vatandaşların mağduriyetine yol açan, haksız kazanç sağlamayı amaçlayan ve kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kullandığı değerlendirilen yapılara karşı tavizsiz mücadele ettiklerini vurgulayan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca koordine edilen soruşturmada, İstanbul İl Jandarma Komutanlığınca vize danışmanlığı adı altında faaliyet gösteren bazı kişi ve şirketlerin, konsolosluklarla yetkili aracı kurumların çevrim içi randevu sistemlerine "bot" olarak tabir edilen yazılımlar aracılığıyla erişerek randevuları toplu şekilde aldıkları ve vatandaşların doğrudan randevu almasını fiilen imkansız hale getirdiklerinin araştırıldığını aktardı.

Vatandaşı soyuyorlar

Bakan Gürlek, şunları kaydetti: "Soruşturma kapsamında belirli sürelerde vize veya randevu temin etme garantisi verilerek vatandaşlardan 'yazılım', 'danışmanlık' ve 'hizmet bedeli' adı altında yüksek tutarlarda para tahsil edildiği, taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilmediği hallerde ücret iadelerinin yapılmadığı ve başvuru sahiplerine ait kişisel verilerin özel dijital sistemlere aktarıldığı yönünde önemli bulgular elde edilmiştir. Hazine ve Maliye Bakanlığımız Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca yapılan incelemelerde Ocak 2024-Temmuz 2026 döneminde soruşturmaya konu şirket yapılanmalarına ait hesaplarda 2 milyar 841 milyon lirayı aşan para hareketi bulunduğu ve 41 bini aşkın kişiden yaklaşık 918 milyon lira tahsil edildiği tespit edilmiştir. Tahsilatların önemli bir bölümünün şirket ortakları ve çalışanlarının hesaplarına yönlendirildiği yoğun nakit, kripto varlık ve kıymetli maden hareketleri bulunduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda bugün İstanbul, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa ve İzmir'de 63 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş 49 şüphelinin yakalanmasına yönelik adli işlemler gerçekleştirilmiştir.

Aramalarda ele geçirilen dijital materyaller ve belgeler üzerindeki incelemeler devam etmektedir.
Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, İstanbul İl Jandarma Komutanlığımıza operasyonlarda ve soruşturmada görev alan Cumhuriyet savcılarımıza, jandarma mensuplarımıza, Hazine ve Maliye Bakanlığımızın ilgili birimlerine ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın yetkili kurumların sunduğu hizmetlere erişimini engelleyip bunu haksız kazanç kapısına dönüştürmeye çalışan yapılara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. İnsanlarımızın emeğini, parasını ve kişisel verilerini istismar eden hiçbir girişimin adaletten kaçmasına müsaade etmeyeceğiz."

Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!


Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. 

11.08.2026 00:51:00
Murat Çorbacı
 
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, "Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir" dedi.

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, "Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir" uyarısında bulundu.

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor.

Madencilere Ankara'da sert müdahale

Ödenmeyen maaşları ve tazminatları için Ankara'ya yürüyen Elazığ Eti Gümüş ve Eskişehir Doruk Madencilik işçileri, Enerji Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı. Bakanlığın "Arabulucu olacağız" sözüne rağmen aylardır haklarını alamayan ve metro çıkışında yaka paça gözaltına alınan 100'ü aşkın madenci, "Hakkımızı almadan dönmeyiz" diyerek direnişini sürdürüyor

10.08.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Elazığ Maden'deki Eti Gümüş işletmesi ile Eskişehir Mihalıççık'taki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve zorunlu ücretsiz izin alacakları için başlattıkları hak arayışında bir kez daha Ankara barikatlarına çarptı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) öncülüğünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini duyurmak isteyen madenciler, polis müdahalesiyle karşılaşarak yaka paça gözaltına alındı.

Metro çıkışında abluka ve gözaltı

Sendikanın daha önce yaptığı çağrı üzerine, bugün saat 11.00 sularında Enerji Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak amacıyla Milli Kütüphane metro durağına gelen madenciler, istasyondan çıkar çıkmaz geniş bir polis ablukasıyla karşılaştı. "Bölgedeki insan sirkülasyonunun ve düzenin bozulacağı" gerekçesiyle yürümelerine izin verilmeyen işçilere sert şekilde müdahale edildi. Müdahale sırasında görüntü alınmasını engellemek amacıyla basın mensupları alandan uzaklaştırılırken; aralarında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendika yöneticileri ve 100'den fazla madenci gözaltına alındı.

Bakanlık sözünü tutmadı, şirket protokolü çiğnedi

Madencilerin Ankara'ya gelerek eylem başlatmasının arkasında, kamu kurumları ve şirket tarafından defalarca verilen ancak tutulmayan resmi sözler yer alıyor.

Elazığ'da günlerdir eylem yapan Eti Gümüş işçilerine, şirketle yapılan mutabakat neticesinde ödenmemiş maaşlarının 6 Ağustos 2026 tarihinde yatırılacağına dair yazılı taahhüt verilmişti. Ancak vade günü geldiğinde hiçbir ödeme yapılmadı. İşçilerin yaklaşık 8 aylık maaş alacağı bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince Temmuz ayı ortasında hazırlanan resmi İş Teftiş Raporu, Doruk Madencilik işçilerinin ücretsiz izin dönemi maaşları ile ihbar tazminatlarının derhal ödenmesi gerektiğini tescilledi. Ancak Yıldızlar SSS Holding, yasal rapora rağmen somut bir ödeme takvimi sunmayarak işçileri oyalamaya devam etti.

Daha önce Enerji Bakanlığı yetkililerinin sendikaya, "Haziran sonuna kadar alacaklar ödenmezse duruma el atacağız" güvencesi verdiğini hatırlatan madenciler, "Temmuz bitti, Ağustos'tayız. Bakanlık sözünü tutmadı, holding bizi soymaya devam ediyor" diyerek tepkilerini dile getirdi.

"Yasaklama kararı hukuksuz, madencinin hayatı düzeninizden önemli"

Gözaltıların ardından açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Sendikası Avukatı Lütfi Sabri Batı, uygulanan yasak kararına sert tepki gösterdi. Batı, "Binlerce işçinin açlığa mahkum edildiği bir ortamda; buradaki bürokratik işleyiş, o işçilerin ve ailelerinin hayatından daha önemli değildir. İş Teftiş Raporu haklılığımızı zaten belgeledi. Gözaltılar çözüm değil, hakkımızı alana kadar buradayız" şeklinde konuştu.

Ankara sokaklarında hak arayışları engellenen madencilerin ve sendika avukatlarının emniyetteki işlemleri sürerken, gözaltına alınmayan diğer işçilerin kentteki bekleyişi ve eylemlilik kararlılığı devam ediyor.

YENİ Parti kararını verdi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" dedi

10.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti kararını verdi
YENİ Parti kararını verdi
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.

Türkiye'nin en ağır, en yakıcı ve en uzun sorunlarından birini konuştuklarını ifade eden Özel, "Bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör, güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından büyük bir özensizlikle yönetildiğini, müzakerelerinin kapalı kapılar ardında yapıldığını" öne süren Özel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmelere, takvimlere, siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütüldüğünü iddia etti.

"Barışı, hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız, yazılamaz." ifadesini kullanan Özel, "Açıkça ifade etmek istiyorum, bu teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti Grubu'dur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz." sözlerini sarf etti.

Kanun teklifinin içeriğinin, hazırlanış biçimi kadar sorunlu olduğunu savunan Özel, Komisyon raporunda yer alan demokratikleşme konusunda yer alan önerilerin düzenlemede yer almadığını dile getirdi.

Vatandaşların kanun teklifine yönelik itirazlarını duyduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:

"Buradan tarih önünde ifade ediyorum: bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız."

Komisyon raporundaki önerilerin altında attıkları imzayı namusları olarak gördüklerini belirten Özel, özellikle 7'nci maddede yer alan demokratikleşme adımlarına ilişkin düzenlemelerin de hayata geçirilmesi için AK Parti'nin imzasına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Özel, "Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz." dedi.

"Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum"

Özgür Özel, kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayarak, Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tartışma veya pazarlık konusu yapılamayacağını ve buna asla izin vermeyeceklerini söyledi.

"Bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum." diyen Özel, şöyle konuştu:

"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki Yeni Parti'mizi millet kurmuştur, partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek. Ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu'nu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak, onları milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili, üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur."

Barış, demokrasi ve adaletin ülkenin ilacı olacağını ifade eden Özel, "Bu ilaç birimize değil, hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı

Kayseri'den Didim'e seyir halinde olan Metro Turizm'e ait yolcu otobüsünün Uşak'ta kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada 1'i ağır 8 kişi yaralanarak kentte bulunan hastanelere kaldırıldı

10.08.2026 13:30:00
İHA
 
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Kaza, Uşak-İzmir karayolu Ürün köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.A.(49) idaresindeki Metro Turizm'e ait 38 EP 467 plakalı yolcu otobüsü, aynı istikamette ilerleyen M.D.(45) yönetimindeki 80 AAC 821 plakalı kamyona arkadan çarptı.

Çevredeki vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmesi üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. İtfaiye ve AFAD ekiplerince otobüste sıkışan muavin A.İ.P.(43), sıkıştığı yerden çıkarıldı. 112 Acil Sağlık ekiplerince muavin A.İ.P. ile 1'i çocuk 7 yolcu, kentte bulunan hastanelere kaldırıldı.

Muavin A.İ.P.'nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan, kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, yolcu otobüsün Kayseri ilinden Aydın'ın Didim ilçesine gittiği öğrenildi.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti

Meclis’ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluğun yeterli olmasına rağmen çerçeve yasaya Meclis'teki tüm partilerin desteğinin istenmesinin nedenini soran BTP lideri Hüseyin Baş, "çerçeve yasa neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor" diye sordu

10.08.2026 13:00:00
Ahmet Turan Yiğit
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Meclis'te görüşülen Çerçeve Yasa Tasarısı hakkında X'teki sosyal medya hesabından, "Çerçeve yasaya, çerçevelik sorular" başlığıyla kritik sorular yöneltti. Meclis'ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluğun yeterli olmasına rağmen çerçeve yasaya Meclis'teki tüm partilerin desteğinin istenmesinin nedenini soran BTP lideri Baş, "çerçeve yasa neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor" diye sordu. BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, paylaşımında şu soruları yöneltti:

"1- Meclis'ten bir yasanın geçmesi için salt çoğunluk yeterliyken ve AK Parti, MHP ve DEM Parti bu sayıya çok rahat ulaşabiliyorken; çerçeve yasa için neden Meclis'teki tüm partilerin katılımı isteniyor?

2- Anayasa değişikliğinin ön adımı niteliğinde olduğu söylenen bu çerçeve yasa, iddia edildiği gibi herkesin istediği ve toplumsal mutabakatın sağlandığı bir düzenlemeyse, neden milletin önüne götürülüp referanduma sunulmaya cesaret edilemiyor?

3- Adı "toplumsal birliktelik" olan 12 maddelik yasa teklifinin içerisinde, toplumsal birlikteliği doğrudan sağlayacak hangi madde yer alıyor? (Hukuki değerlendirmem; teklif sadece infaz düzenlemesinden ibaret çerçeveyi böyle koymak lazım)

4- Terörist başının bu yasayı onayladığı basında yazılıp çiziliyor. Ne zamandan beri Türkiye Cumhuriyeti'nde bir yasa çıkarılırken, Meclis'te milletin seçtiği vekillerin dışında herhangi bir kişinin onayı aranıyor?

5- Son olarak; aylardır komisyonda oturup kalktınız, toplantılar yaptınız… Allah aşkına, hazırladığınız yasa teklifi bu mu?"
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.