Askerlik hatıraları kalıcıdır, zamanla deforme olmaz.
En müsait ortamı yakalar yakalamaz hemen atılır.
Hiç unutmam nöbetteyim, Ankaralı adı Hüseyin olan bir arkadaşım var yanımda...
Bizim bir eğitim çavuşumuz vardı Niğdeli, çok tuhaf bir çocuktu...
Bazıları işe biraz acayiplik katmak için yalana da başvurur, olmamış şeyleri olmuşundan daha inandırıcı anlatırdı.
İşte onlardan birini tanıdım kasabamda.
Acayip konuşuyordu.
Bir gün morgdayım.
Nöbet tutuyorum.
Morg ölü dolu.
Nöbetin bir yerinde ölülerden biri ayağa kalkmaz mı.
Tabi hemen müdahale ettim.
Niye kalktın dedim ölüye.
Ne dese iyi; ben ölmedim.
Ne ne ne dedim?
Adam tekrar etti; abi ben ölmedim.
Yat ulan dedim, yat aşağı.
Adam ısrar etmez mi: abi ben ölmedim.
Gittim yanına şöyle okkalı cinsinden bir tokat patlattım ve;
Doktor senin için öldü diye rapor verdi, sen doktordan daha iyi mi biliyorsun deyip yatırdım adamı.
Müthiş bir mizansen.
Benim "morg" yazılı levhanın önünden geçerken kalp atışlarım hızlanır.
Adam, gecenin bir vaktinde, hem de tek başına nöbet tuttuğu morgda, ölü ayağa kalkıyor. İstifini bozmuyor. Ondan da önemlisi, o zor pozisyonda ilmî bir hakikati haykırmayı da ihmal etmiyor.
"Doktor senin için öldü diye rapor yazdı, sen doktordan daha iyi mi biliyorsun?"
Valla Nobel'e aday olacak adam.
Ünlü tıp dergisi "Zurna" o yıllar niye adamı kapak yapmadı, hadi kapak olmadı deyelim, hiç olsun mansiyon babından adama bir "Kapak kemane" hediye edilir.
Bütün bu apuk supuk hikayeyi niye anlattım?
Adam bir şeyin altını çiziyor;
"Doktor senin için öldü dedi, sen doktordan daha iyi mi biliyorsun?"
Sayın başbakanımız efendimiz için "Hipokrat Andı" içmiş bir düzine insan rapor vermiş; "Şol şahsın bünyey-i bîiflahında sekiz adet malumundan, 48 adet nâmalumundan olmak üzere sayısız emraz-ı muhtelife mevcut olup, şol şahıs iş görecek durumda değildir".
İşin aslı bir insan için ille de doktorlar rapor verecek değil, hasta olduğunun izharı için.
Yüzün sararmış, hasta mısın?
Bugün benzin solmuş rahatsız mısın?
Bugün biraz halsiz görünüyorsun, bir şeyin mi var?
Gözlerinin etrafı morarmış neyin var?
Ve daha bir sürü hasta adam belirtisi var kültürümüzde.
Maşallah sayın Başvekilde cemi-i cümlesi ziyadesiyle mevcut.
En son göründüğü Oran'ın bahçesi, o tüm yeşilliğine rağmen Başbakanın sararmış-solmuşluğunu örtemedi.
Durum bu vaziyette iken, üstüne üstlük, parti yönetiminde olan zevatın neredeyse sayın Ecevit hastadır deyenin... demedikleri kaldı.
Hastalık bizim için.
Hatta Müslümanların inancında zerre miktarı eza sayısız günahın affına sebep.
Bu manadan olarak Hz. Peygamber (as) şöyle buyurdu:
"Hastalıkta sizin için olan faydayı bilseniz, ömrünüzün tamamını hasta geçirmeyi arzu ederdiniz".
Başbakan da hasta olur, son bakan da hasta olur.
Allah acil şifalar versin, tüm hastalarımıza da.
Ülkemizde adam yetişmediği, yetişmiş elemanın da dışarıya transfer olduğunu biliyoruz.
Transfer işlemlerini tamamlayamamış olanlarının da politikacı olduğunu biliyoruz.
Ondandır aylarca ikinci bir Süleyman bulmak için uğraştık.
Şimdi de Allah gecinden versin ikinci bir Bülent'e muhtaç olursak ne yapacağımızı kara kara düşünüyor Ankara.
En fazla da Ankara'nın Oran'ı.
Gerekçe ve serçe hazır;
Başbakan bırakırsa ekonomi çöker.
Çökmemiş nesi kaldı ki bu ekonominin?
Bir ekonomi ki, bir insanın enkazıyla enkaza dönüşecek, o ekonomi çoktan harabe olmuş demektir.
Kaldı ki, Başbakan'dan gelen her nefes alış-veriş haberi piyasaları yeterince perişan etmiyor mu?
Sizce de tuhaf değil mi?
Her hangi bir AB ülkesine gitmek için vize almak isterken bizi anamızdan doğduğumuza pişman edenler, yani bir ferdimizi kabul etmekte bu kadar zorluk çıkaranların top yekunumuzu içlerine alacaklarına siz inanıyor musunuz?
Not: Bu sorumun muhatapları arasında sayın Mesut yoktur.
En müsait ortamı yakalar yakalamaz hemen atılır.
Hiç unutmam nöbetteyim, Ankaralı adı Hüseyin olan bir arkadaşım var yanımda...
Bizim bir eğitim çavuşumuz vardı Niğdeli, çok tuhaf bir çocuktu...
Bazıları işe biraz acayiplik katmak için yalana da başvurur, olmamış şeyleri olmuşundan daha inandırıcı anlatırdı.
İşte onlardan birini tanıdım kasabamda.
Acayip konuşuyordu.
Bir gün morgdayım.
Nöbet tutuyorum.
Morg ölü dolu.
Nöbetin bir yerinde ölülerden biri ayağa kalkmaz mı.
Tabi hemen müdahale ettim.
Niye kalktın dedim ölüye.
Ne dese iyi; ben ölmedim.
Ne ne ne dedim?
Adam tekrar etti; abi ben ölmedim.
Yat ulan dedim, yat aşağı.
Adam ısrar etmez mi: abi ben ölmedim.
Gittim yanına şöyle okkalı cinsinden bir tokat patlattım ve;
Doktor senin için öldü diye rapor verdi, sen doktordan daha iyi mi biliyorsun deyip yatırdım adamı.
Müthiş bir mizansen.
Benim "morg" yazılı levhanın önünden geçerken kalp atışlarım hızlanır.
Adam, gecenin bir vaktinde, hem de tek başına nöbet tuttuğu morgda, ölü ayağa kalkıyor. İstifini bozmuyor. Ondan da önemlisi, o zor pozisyonda ilmî bir hakikati haykırmayı da ihmal etmiyor.
"Doktor senin için öldü diye rapor yazdı, sen doktordan daha iyi mi biliyorsun?"
Valla Nobel'e aday olacak adam.
Ünlü tıp dergisi "Zurna" o yıllar niye adamı kapak yapmadı, hadi kapak olmadı deyelim, hiç olsun mansiyon babından adama bir "Kapak kemane" hediye edilir.
Bütün bu apuk supuk hikayeyi niye anlattım?
Adam bir şeyin altını çiziyor;
"Doktor senin için öldü dedi, sen doktordan daha iyi mi biliyorsun?"
Sayın başbakanımız efendimiz için "Hipokrat Andı" içmiş bir düzine insan rapor vermiş; "Şol şahsın bünyey-i bîiflahında sekiz adet malumundan, 48 adet nâmalumundan olmak üzere sayısız emraz-ı muhtelife mevcut olup, şol şahıs iş görecek durumda değildir".
İşin aslı bir insan için ille de doktorlar rapor verecek değil, hasta olduğunun izharı için.
Yüzün sararmış, hasta mısın?
Bugün benzin solmuş rahatsız mısın?
Bugün biraz halsiz görünüyorsun, bir şeyin mi var?
Gözlerinin etrafı morarmış neyin var?
Ve daha bir sürü hasta adam belirtisi var kültürümüzde.
Maşallah sayın Başvekilde cemi-i cümlesi ziyadesiyle mevcut.
En son göründüğü Oran'ın bahçesi, o tüm yeşilliğine rağmen Başbakanın sararmış-solmuşluğunu örtemedi.
Durum bu vaziyette iken, üstüne üstlük, parti yönetiminde olan zevatın neredeyse sayın Ecevit hastadır deyenin... demedikleri kaldı.
Hastalık bizim için.
Hatta Müslümanların inancında zerre miktarı eza sayısız günahın affına sebep.
Bu manadan olarak Hz. Peygamber (as) şöyle buyurdu:
"Hastalıkta sizin için olan faydayı bilseniz, ömrünüzün tamamını hasta geçirmeyi arzu ederdiniz".
Başbakan da hasta olur, son bakan da hasta olur.
Allah acil şifalar versin, tüm hastalarımıza da.
Ülkemizde adam yetişmediği, yetişmiş elemanın da dışarıya transfer olduğunu biliyoruz.
Transfer işlemlerini tamamlayamamış olanlarının da politikacı olduğunu biliyoruz.
Ondandır aylarca ikinci bir Süleyman bulmak için uğraştık.
Şimdi de Allah gecinden versin ikinci bir Bülent'e muhtaç olursak ne yapacağımızı kara kara düşünüyor Ankara.
En fazla da Ankara'nın Oran'ı.
Gerekçe ve serçe hazır;
Başbakan bırakırsa ekonomi çöker.
Çökmemiş nesi kaldı ki bu ekonominin?
Bir ekonomi ki, bir insanın enkazıyla enkaza dönüşecek, o ekonomi çoktan harabe olmuş demektir.
Kaldı ki, Başbakan'dan gelen her nefes alış-veriş haberi piyasaları yeterince perişan etmiyor mu?
Sizce de tuhaf değil mi?
Her hangi bir AB ülkesine gitmek için vize almak isterken bizi anamızdan doğduğumuza pişman edenler, yani bir ferdimizi kabul etmekte bu kadar zorluk çıkaranların top yekunumuzu içlerine alacaklarına siz inanıyor musunuz?
Not: Bu sorumun muhatapları arasında sayın Mesut yoktur.
Müslim Karabacak / diğer yazıları
- Ana-baba hakları-2 / 30.04.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024
- Ana-baba hakları -1 / 25.04.2024
- Müşriklerle hicv / 21.04.2024
- Kıyas önemlidir.... / 14.04.2024
- Kur'anı doğru anlamak / 13.04.2024
- Şimdi sırada "Dinsel Dönüşüm" var / 07.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -5 / 03.04.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -4 / 27.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -3 / 26.03.2024
- Ramazanda; Dua... Dua...Dua.. -2 / 21.03.2024


























































