Dolar ve kur politikası
Bugünkü kambiyo sisteminin temelleri 1944 yılında ABD’de New Hemshire eyaletinin Bretton Woods kasabasında yapılan bir konferans neticesinde ortaya çıktı. Dünya Bankası ve IMF’nin de temelleri de bu toplantıda atıldı
01.05.2026 00:13:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Bugünkü kambiyo sisteminin temelleri 1944 yılında ABD'de New Hemshire eyaletinin Bretton Woods kasabasında yapılan bir konferans neticesinde ortaya çıktı. Dünya Bankası ve IMF'nin de temelleri de bu toplantıda atıldı.
1971 yılına kadar yürürlükte kalan bu sisteme göre 1 ons (yaklaşık 31 gram) altın= 35 ABD Doları olmak üzere dünya ülkeleri ulusal para birimlerini belli bir değer üzerinden ABD Dolarına endekslemiştir. Ulusal paraların maksimum %1 oranında aşağı ve yukarıya oynayabileceği bir bant aralığı belirlendi.
Bu oranların daha fazla değişmesi durumunda ülkelerin para otoriteleri piyasalara müdahale edecek, bunun için döviz rezervlerini devreye sokacak, bu da yetmezse IMF'den kredi kullanacak.
Ancak bu şartlardan sonra IMF'den izin alınarak devalüasyon yapılabilecekti.

Bu sistem 15 Ağustos 1971 tarihinde ABD'nin Doların, altın ile bağlantısını kopartması neticesinde çökmüştür. Bu tarihten sonra Doların, altın olarak artık bir karşılığının olma zorunluluğu kalkmıştır.
17/18 Aralık 1971'de Washington, Smıthosoian'da yapılan toplantı ile ABD karşısında Mark ve Yen başta olmak üzere ülkelerin paraları devalüe edildi.
ABD'de 12 Şubat 1973'te ikinci kez devalüasyon oldu. Nihayet Mart 1973'te Smıthosian antlaşması da yürürlükten kalktı.

Bu tarihten itibaren her ülke kendine ait bir sistem hayata geçirmeye çalışmıştır. Tabii ki Doların "hard curency" yani bütün dünyada geçerli olma vasfı günümüzde de devam etmektedir.
Bretton Woods sisteminin en önemli özelliği ABD Dolarına bütün paraların endekslenmesi ile birlikte ABD Dolarının dünya parası olmasıdır. Başka bir ifade ile ülkeler kendi aralarında, hatta kendi topraklarında yaptıkları işlemleri Dolar üzerinden gerçekleştirmeye başlamışlardır.
ABD her ne kadar bastığı Dolar karşılığı rezervlerinde altın bulunduracağı sözü vermiş de olsa hiçbir ülkenin Doların karşılığı rezerv edilmesi gereken altın miktarını denetleme imkanı olmadığı için ABD özellikle 60'lı yılların sonucunda ortaya çıkan cari açıklarını karşılığı olmayan para basarak kapatma yoluna gitmiştir.
Marshall yardımları olarak bilinen yardımların ABD'ye hiçbir maliyeti olmadığı gibi, bu sayede kendi parasını başka ülkelerin topraklarında hâkim kılmıştır.

Matbaa maliyeti dışında bir maliyeti olmayan Dolarları basıp bütün dünyaya dağıtan ABD hem siyasi hegemonyasını, hem de dünyadaki gelirleri kendisine aktaracak sistemi kurmuştur.
Zaman içerisinde altın ile bağlantısı da ortandan kalkan Dolar artık gerçekte karşılığı olmayan ancak itibarından dolayı bütün dünyada kullanılan para haline gelmiştir.
ABD değil rezervlerindeki altının, sahip olduğu bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarının da üzerinde para basarak dünya ülkelerine göndermiştir. Göndermeye de devam etmektedir.
ABD sanıldığının aksine üreten değil, tüketen bir ülkedir. Yılda ortalama 450 milyar Dolar cari açık vermektedir.

ABD bu açığını ise para basarak ve tahvil çıkararak kapatmaktadır. Halihazırda ABD'nin dış borcu 2016 yılı itibariyle 17.9 trilyon dolar olarak hesaplanmaktadır. Bu rakam ise dünyanın toplam GSMH' nın (75 trilyon dolar) yaklaşık dörtte birine karşılık gelmektedir.
Kambiyo sistemini konuşurken üzerinde durmamız gereken en önemli konu para alanları meselesidir. Ulusal paraların geçerli olduğu alanlar konusu belki de ekonomi politikaları içerisinde en önemli olanıdır.
Bugün dünyanın değişik yerlerinde FX piyasalarında ulusal paraların alım ve satımı yapılmaktadır. Ancak her ülkenin parasının günde 5.1 trilyon Doları bulan bu piyasalarda alım ve satıma konu olması mümkün değildir. Londra, Newyork, Paris, Tokyo gibi piyasalarda belli başlı ülkelerin paraları alınıp satılmaktadır.
Ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde, Türk parası ile bu piyasalarda Dolar ya da Euro almamız mümkün değildir. Başka bir ifade ile TL konvertibl değildir.
Ulusal paramız dünyanın herhangi bir yerinde Dolar ile değiştirilemezken, kendi topraklarımızda hem halkın arasında, hem de bankalar arası piyasalarda, Kapalı Çarşı'da rahatlıkla başta Dolar olmak üzere hard curency'ler işlem görebilmektedir.
Madem ki ulusal paramız FX piyasalarında işlem görmemektedir, öyleyse kendi topraklarımızda yabancı paraların konvertibl olmasına müsaade etmemizin hiçbir haklı izahı olamaz...." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)
1971 yılına kadar yürürlükte kalan bu sisteme göre 1 ons (yaklaşık 31 gram) altın= 35 ABD Doları olmak üzere dünya ülkeleri ulusal para birimlerini belli bir değer üzerinden ABD Dolarına endekslemiştir. Ulusal paraların maksimum %1 oranında aşağı ve yukarıya oynayabileceği bir bant aralığı belirlendi.
Bu oranların daha fazla değişmesi durumunda ülkelerin para otoriteleri piyasalara müdahale edecek, bunun için döviz rezervlerini devreye sokacak, bu da yetmezse IMF'den kredi kullanacak.
Ancak bu şartlardan sonra IMF'den izin alınarak devalüasyon yapılabilecekti.

Bu sistem 15 Ağustos 1971 tarihinde ABD'nin Doların, altın ile bağlantısını kopartması neticesinde çökmüştür. Bu tarihten sonra Doların, altın olarak artık bir karşılığının olma zorunluluğu kalkmıştır.
17/18 Aralık 1971'de Washington, Smıthosoian'da yapılan toplantı ile ABD karşısında Mark ve Yen başta olmak üzere ülkelerin paraları devalüe edildi.
ABD'de 12 Şubat 1973'te ikinci kez devalüasyon oldu. Nihayet Mart 1973'te Smıthosian antlaşması da yürürlükten kalktı.

Bu tarihten itibaren her ülke kendine ait bir sistem hayata geçirmeye çalışmıştır. Tabii ki Doların "hard curency" yani bütün dünyada geçerli olma vasfı günümüzde de devam etmektedir.
Bretton Woods sisteminin en önemli özelliği ABD Dolarına bütün paraların endekslenmesi ile birlikte ABD Dolarının dünya parası olmasıdır. Başka bir ifade ile ülkeler kendi aralarında, hatta kendi topraklarında yaptıkları işlemleri Dolar üzerinden gerçekleştirmeye başlamışlardır.
ABD her ne kadar bastığı Dolar karşılığı rezervlerinde altın bulunduracağı sözü vermiş de olsa hiçbir ülkenin Doların karşılığı rezerv edilmesi gereken altın miktarını denetleme imkanı olmadığı için ABD özellikle 60'lı yılların sonucunda ortaya çıkan cari açıklarını karşılığı olmayan para basarak kapatma yoluna gitmiştir.
Marshall yardımları olarak bilinen yardımların ABD'ye hiçbir maliyeti olmadığı gibi, bu sayede kendi parasını başka ülkelerin topraklarında hâkim kılmıştır.

Matbaa maliyeti dışında bir maliyeti olmayan Dolarları basıp bütün dünyaya dağıtan ABD hem siyasi hegemonyasını, hem de dünyadaki gelirleri kendisine aktaracak sistemi kurmuştur.
Zaman içerisinde altın ile bağlantısı da ortandan kalkan Dolar artık gerçekte karşılığı olmayan ancak itibarından dolayı bütün dünyada kullanılan para haline gelmiştir.
ABD değil rezervlerindeki altının, sahip olduğu bütün yeraltı ve yerüstü kaynaklarının da üzerinde para basarak dünya ülkelerine göndermiştir. Göndermeye de devam etmektedir.
ABD sanıldığının aksine üreten değil, tüketen bir ülkedir. Yılda ortalama 450 milyar Dolar cari açık vermektedir.

ABD bu açığını ise para basarak ve tahvil çıkararak kapatmaktadır. Halihazırda ABD'nin dış borcu 2016 yılı itibariyle 17.9 trilyon dolar olarak hesaplanmaktadır. Bu rakam ise dünyanın toplam GSMH' nın (75 trilyon dolar) yaklaşık dörtte birine karşılık gelmektedir.
Kambiyo sistemini konuşurken üzerinde durmamız gereken en önemli konu para alanları meselesidir. Ulusal paraların geçerli olduğu alanlar konusu belki de ekonomi politikaları içerisinde en önemli olanıdır.
Bugün dünyanın değişik yerlerinde FX piyasalarında ulusal paraların alım ve satımı yapılmaktadır. Ancak her ülkenin parasının günde 5.1 trilyon Doları bulan bu piyasalarda alım ve satıma konu olması mümkün değildir. Londra, Newyork, Paris, Tokyo gibi piyasalarda belli başlı ülkelerin paraları alınıp satılmaktadır.
Ülkemiz açısından değerlendirdiğimizde, Türk parası ile bu piyasalarda Dolar ya da Euro almamız mümkün değildir. Başka bir ifade ile TL konvertibl değildir.
Ulusal paramız dünyanın herhangi bir yerinde Dolar ile değiştirilemezken, kendi topraklarımızda hem halkın arasında, hem de bankalar arası piyasalarda, Kapalı Çarşı'da rahatlıkla başta Dolar olmak üzere hard curency'ler işlem görebilmektedir.
Madem ki ulusal paramız FX piyasalarında işlem görmemektedir, öyleyse kendi topraklarımızda yabancı paraların konvertibl olmasına müsaade etmemizin hiçbir haklı izahı olamaz...." (Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli)


































































