logo
26 MART 2026

Dorukhan Büyükışık davasında 'birleştirme' kararı

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 2018 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin polislerin 'görevi kötüye kullanmak' suçundan yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Davanın 2. celsesinde açıklanan ara kararda, 21. Ağır Ceza Mahkemesi ile 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dosyaların resen birleştirilmesine karar verildi

10.10.2025 15:23:00
İhlas Haber Ajansı
Dorukhan Büyükışık davasında 'birleştirme' kararı
Dorukhan Büyükışık davasında 'birleştirme' kararı
Olay, 13 Mayıs 2018 günü Narlıdere ilçesinde bulunan bir inşaat firmasının şantiyesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, TSK'da önemli kademelerde görev alan emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık (26), gece saatlerinde doğa yürüyüşü yapmak için dışarı çıktı. Sabah saatlerinde ise Dorukhan Büyükışık'ın cansız bedeni, evinin 600 metre ilerisinde bir inşaat firmasının şantiyesinin istinat duvarında bulundu. Olay, kayıtlara 'yüksekten düşme' olarak geçti. Aldığı bir iş teklifi sonrası Rusya'ya gitmeye hazırlanan Dorukhan Büyükışık'ın intihar etmesinin mümkün olamayacağını öne süren baba Büyükışık, oğlunun bedeninde yüksekten düşme izlerinin olmadığını iddia etti. Olay yerinde incelemelerde bulunan adli tıp uzmanının tuttuğu "Yüksekte düşme bulgusu yoktur. Otopsi yapılmalıdır" raporu bulunduğunu da ileri süren baba Ethem Büyükışık, oğlunun ölümündeki sır perdesini aralamak için mücadele başlattı. Olayın ardından geniş çaplı inceleme başlatan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, olay yeri kamera görüntüleri, 112 ihbar kayıtları, telefon sinyalleri (HTS ve GPRS), adli tıp raporları ve kriminal incelemeler dahil olmak üzere her türlü delili detaylı bir şekilde topladı. Türkiye Dağcılık Federasyonu uzmanlarının da katıldığı olay yeri incelemesinde, Büyükışık'ın cesedinin bulunduğu konuma 27 metre yükseklikten düşerek gelmiş olmasının mümkün olmadığı tespit edildi. Ayrıca, maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir cisimle vurulduğuna dair tespitlere ulaşıldı.

İki ayrı dava

Dorukhan Büyükışık'ın inşaat şantiyesinde ölü olarak bulunduğu olayda görevli 8 polis memuru hakkında dava açıldı. Polislerin savcının talimatına rağmen ilgili kamera görüntülerini sağlıklı biçimde incelemediği ve bir örneğini muhafaza altına almadıkları tespit edildi. Polis memurlarının aktif kameraları tam olarak incelemedikleri, delilleri gerekli biçimde toplamadıkları belirlendi. Bunun üzerine komiser Atakan K. (43), komiser Deniz A. (35), polis memuru Duygu Ö. (34), polis memuru Fikret S., polis memuru Halil A. (54), komiser yardımcısı Hüseyin V. (48), Emniyet Müdürü İsmail K. (58) ve polis memuru Musa E. (54) hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Öte yandan olay günü şantiyede görevli olan bekçiler H.K. (68), H.A. (76), T.Ç. (40), A.G. (76) ve çalışan B.Ç.'nin (46) ifadelerinde ciddi çelişkiler olduğu belirtildi. Toplanan deliller ve uzman raporları doğrultusunda, Büyükışık'ın kasten öldürüldüğü ve cesedinin sonradan bulunduğu yere getirildiği değerlendirildi. Elde edilen tespitler neticesinde, olay yerinde bulunan şüpheliler hakkında TCK'nın 81/1. maddesi uyarınca kasten öldürme suçundan müebbet hapis istemiyle İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştı.

2. celse

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin 8 polis memurunun yargılandığı davanın ikinci celsesi bugün İzmir Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. 13 Mayıs 2018 tarihinde gerçekleşen ve kayıtlara intihar olarak geçmesine rağmen cinayet şüphesiyle yeniden dosyası açılan olaya ilişkin davanın bugün gerçekleştirilen 2. celsesinde ise tanık ifadeleri dinlendi. Celseye sanıklar, Atakan K., Duygu Ö., Musa E., Fikret S., Halil A., İsmail K. ve sanık avukatları; katılımcı Ethem Büyükışık ve müşteki avukatları ve tanık Barış A. katıldı.

Tanık Barış A. olay gününü anlattı

Celsede tanık olarak dinlenen Barış A. Cinayet Büro Amirliği'nde görevli olduğunu belirterek, "13 Mayıs 2018 tarihinde ölüm alanına giden ekipteydim. Bir ölüm olayı bildirildi. Biz cinayet büro olduğumuzdan ve olay yerine yakın olduğumuzdan oraya gittik. Gittiğimizde oraya savcı bey, doktor bey yanındaki heyet bizden sonra geldi. İlçe ekipleri vardı. Olay yeri ekipleri de bizden sonra geldi hatırladığım kadarıyla Kamil D. ile birlikte gittik. Bir yoldan girdik büyükçe ve kazılmış bir temel alanı vardı henüz yapılmaya başlamamıştı diye hatırlıyorum. Bir de yüksekçe tamamlanmamış bir inşaat alanı vardı. Biz bu yolu yürüyerek çıktık, sağ taraftaki inşaat alanına girmedik, yaklaşık 50 - 100 metre yürüdükten sonra tekrar inşaat alanının yanı doğru yürüdük. Giderken bir araç gördüm ama ilgilenmedik. İnşaatın üzerinde resmi ve sivil ekipler vardı. Yukarı çıktığımda aşağıda maktulü gördüm. Sırt üstü yatıyordu diye hatırlıyorum. Ben notlarımı aldım, her gittiğim olayda böyleydi. İnşaat alanında bir telefondan bahsediliyordu. Sonraki gün zaten savcılık heyeti ve baba geldi ama aynı anda gelmediler. Bizim girişten yürüyerek inşaat alanına geçtiğimizi söylediğim alanda bir güvenlik kamerası olduğunu söylediler. Kamera görüntülerine gittim monitöre baktım. Orada bir görüntü açıktı ve bu görüntü karanlıktı. Biz cinayet şube olarak hiçbir zaman bir savcının söylediğinin dışına çıkmayız. Ölü muayene işlemi yapıldı, tutanaklar imzalandı sonra da ayrıldık" ifadelerini kullandı.

Büyükışık: '34 polis bu işe bulaşmış'

Celsede söz alan Ethem Büyükışık ise olayla ilgili 6 ayrı soruşturma devam ettiğini belirterek, "Biri kasten öldürme suçu. Şu an da 21'inci ağır ceza mahkemesinde ilk duruşması yapıldı. Bu dava içinde çok sayıda bu sanıklar ve tanıkların dışında çok sayıda bizim rakamlarımıza göre 34 polis bu işe bulaşmış. İki bilgisayar kasası vardı harddisk, bunları sivil polis aracıyla olay yerinden götürdüler diyor. Cinayet işleniyor o gece, ondan sonrasında olay yeri inceleme bitiyor, sonrasında toplantı yapılıyor. O gün bu sanıklar ve burada olmayan sanıklar cinayet soruşturmasını yöneten M.T. ve T.T. emrinde çalıştılar. Kamera görüntüleri, Ü.Y. şantiyeye gittiğinde çıkarıldı ve al bunu bırak dediler. Bunlarla ilgili polis araştırma yaptı. O gün görüntüleri kimsenin almadığını söylüyor. Ben izlemedim diyor zaten bir ifadesinde, imza at dediler attım diyor. Üç şirket ayrı olay yeri krokisi üretti. Bir az önce gösterdiğim A Blokun olduğu yerde kamera olduğunu söylediler. Hepsi sahte bunların. M.T. ve T.T. o gün olay yeri incelemenin amirliğini yaptı. Barış A. ifadesinde diyor ki, darp olarak görsek soruşturmaya başlardık. Sonrasında rapor çıktı, ben de uyardım arkadaşları. Şu ana kadarki bütün görev listeleri elinizdeki sahte. Mesela Atakan K. olay yerinde görevli, listede izinde göstermişler. Hiç kimse listede gösterildiği şekilde değil. Musa Ç. diye bir adam var. Polis merkezinde görevliydim diye ifade verdi, bu adalet sarayı da dahil olmak üzere İzmir'in farklı ilçelerinde bütün adresleri dolaşmış, kasten öldürme şüphelileriyle bir görüşme yapmış" diye ekledi.

Ara karar

Savunmalarının ve tanık beyanının ardından açıklan ara kararda, olayla ilgili olarak 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dosya ile duruşması görülen 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen dosyaların resen birleştirilmesine karar verildi.

Yenidoğan çetesi davasında ara karar

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davada arar karar açıklandı

26.03.2026 17:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti. Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'nci duruşmada, aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Dün yapılan yargılamada, sanık avukatları savunma yapmıştı. Avukat beyanlarının alınmasıyla devam edilen bugünkü duruşmada ise beyanlar tamamlandı.

5 sanık hakkındaki adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, hayatını kaybeden Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi tutuksuz sanık Cafer Akdur'un dosyasının ayrılmasına hükmetti. Heyet, tutuksuz sanıklar Funda Özen, Renas Kılıç, Fehmi Alperen, Volkan Karataş ve Serdar Yüksel'in 'yurt dışına çıkış' yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Fırat Sarı'nın da bulunduğu 10 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma, eksik hususların giderilmesi için erteledi.

Ordu'da sahilde bir insansız aracı daha bulundu

Ordu'nun Fatsa ilçesinde sahile insansız hava ya da deniz aracı olduğu değerlendirilen bir cisim vurdu. Ekiplerin bölgede yaptığı incelemenin ardından araç, jandarma ekipleri tarafından kaldırıldı

26.03.2026 14:50:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:52:36
İHA
Ordu'da sahilde bir insansız aracı daha bulundu
Ordu'da sahilde bir insansız aracı daha bulundu
Olay, ilçenin Bolaman Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, vatandaşlar, sabah saatlerinde sahilde şüpheli bir cisim gördü. Vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarı üzerine olay yerine jandarma ekipleri sevk edildi.

Ekipler bölgeyi güvenlik çemberine alarak inceleme başlattı. Yapılan incelemelerin ardından cismin insansız hava ya da deniz aracı olabileceği değerlendirildi. Bu esnada aracının üzeri kapatıldı. Araç, jandarma ekiplerinin yaptığı incelemenin ardından, Kriminal Daire Başkanlığı'na teslim edilmek üzere olay yerinden kaldırıldı.



"Cihazda patlayıcı madde veya mühimmat olmadığı tespit edildi"

Ordu Valiliği'nden yapılan açıklamada, "Fatsa ilçemizin Bolaman Mahallesi'nde, 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.00 sıralarında yaklaşık 2 metreye 50 santimetre ebatlarında insansız deniz veya hava aracı olduğu değerlendirilen bir cihaz sahilde kıyıya vurmuştur. Ordu İl Jandarma Komutanlığı Kriminal Şube Müdürlüğü Patlayıcı Madde İmha Timleri (PAMİT) ekiplerince yapılan incelemede cihazda patlayıcı madde veya mühimmat olmadığı tespit edilmiştir. Fatsa Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatı doğrultusunda cihaz gerekli incelemelerin yapılması maksadıyla Fatsa İlçe Jandarma Komutanlığı olay yeri inceleme timine teslim edilmiş olup, Kriminal Daire Başkanlığına gönderilecektir" denildi.



5 gün önce Ünye ilçesinde mühimmat yüklü İDA imha edilmişti

Öte yandan Ordu'nun Ünye ilçesinde 20 Mart tarihinde Yüceler Mahallesi'nde kıyıya aktif ve mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen insansız deniz aracı (İDA) vurmuş ve yapılan incelemeler ve kontrollerin ardından 21 Mart Cumartesi Sualtı Savunma Komutanlığı (SAS) ekipleri tarafından kıyıdan yaklaşık 4 kilometre denize çekilerek imha edilmişti.

Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı

İstanbul Güngören'de bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı. İddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi

26.03.2026 14:09:00
İHA
Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
Güngören'de bıçaklı saldırıda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamenin detaylarına ulaşıldı
İstanbul Güngören'de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Atlas Çağlayan'ın ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, E.Ç. (14) 'şüpheli', Atlas Çağlayan 'maktul', aralarında Çağlayan'ın ikiz kardeşi Doruk'un da bulunduğu 4 çocuk 'mağdur', Çağlayan'ın anne ve babasının da bulunduğu 3 kişi ise 'müşteki' sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, olay günü olan 14 Ocak günü saat 20.16 sıralarında bir kafede iki grup arasında tartışma çıktığı, bu sırada Suça Sürüklenen Çocuk (SSÇ) E.Ç.'nin, Atlas Çağlayan'ı bıçakladığı, bu olay sonucunda ise Çağlayan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, olay kapsamında ise soruşturma başlatıldığı aktarıldı.

Ölü muayene raporunda, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı

Hazırlanan iddianamede Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu yer aldı. Raporda, E.Ç.'nin işlemiş olduğu 'kasten öldürme', '6136 sayılı ateşli silahlar ve bıçaklar ile diğer aletler kanununa muhalefet' ve 'silahla tehdit' suçlarını işlediği, suçların fiili olarak hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu vurgulandı.
Öte yandan Maktul Atlas Çağlayan'ın 15 Ocak 2026 tarihli ölü muayene raporu da iddianamede yer aldı. Rapora göre Çağlayan'ın göğüs ön ortada 3 buçuk santimlik kesi, göğüs solda 1 buçuk santimlik kesi olduğu, otopsi raporunda ise, vücutta 2 adet kesici delici alet yarasının tespit edildiği, göğsünün belli yerlerinde geniş kesici delici alet yarasının bulunduğu ve bu yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu aktarıldı.

Olay gününe ait görüntü inceleme tutanakları da iddianamede yer aldı. Tutanaklara göre, olay günü E.Ç. ve arkadaşlarının kafede oturduğu, daha sonra Atlas'ın geldiği, E.Ç.'nin, kafeden çıkarken Atlas ile bakıştığı, Atlas ve arkadaşlarının SSÇ ve arkadaşlarının arkasından gittiği, E.Ç.'nin cebinden bıçak çıkarttığı, elinde bulunan bıçağı Çağlayan'a 2-3 defa sallayarak yaraladığı, SSÇ'nin maktulü bıçakladıktan sonra arkadaşları ile kaçtığı belirtildi. Öte yandan şüpheli E.Ç.'nin ve maktul Atlas Çağlayan'ın 3 aylık arama ve aranma baz verilerinde, taraflar arasında herhangi bir baz kaydına rastlanmadığı da belirtildi. E.Ç.'nin telefonunda yapılan incelemeye göre, şüphelinin elinde silah olan birden fazla fotoğraf, tek başına silah fotoğrafları ve 1 adet çakı fotoğrafının bulunduğu da iddianamede değinildi.

"E.Ç. itildikten sonra bıçak çıkardı ve bıçağı Atlas'ın göğüs bölgesine doğru sapladı"

Müşteki anne Gülhan Ünlü'nün ve baba Cüneyt Çağlayan'ın, olayı görmediklerini diğer oğulları Doruk Çağlayan'ın kendilerini arayarak olaydan haberdar olduklarını belirttikleri iddianamede yer aldı. Olay sırasında Atlas'ın yanında bulunan ikiz kardeşi Doruk savcılık ifadesinde, "İçeri girdiğimiz andan beri E.Ç. ve yanındaki şahıslar bize bakıyorlardı. Daha önceden şahısları tanımıyorduk, E.Ç. ve arkadaşları, masadan kalkıp kasaya doğru geldikleri sırada E.Ç.'nin yanında bulunan kısa boylu esmer çocuk, Y.O., bize hitaben, 'ne bakıyorsun' dedi. E.Ç. ise araya girerek 'senin gücün küçük çocuğa mı yetiyor, ne bakıyorsun' ve 'dışarı gelin' dedi. E.Ç. ve arkadaşları dışarı çıktıktan sonra Y.O., Atlas çıktı. Ben ise farklı bir kapıdan çıktım. Çıktığımda Y.O. ve diğer çocuklar tartışıyordu. E.Ç. isimli şahıs bize hitaben 'sizi öldürürüm, hepinizi deşerim' dedi. Bıçağı görünce bize bir şey yapmasın diye E.Ç.'yi ittik. Atlas'ta bu sırada çocuğu bir kere itti. E.Ç. itildikten sonra bıçak çıkardı ve bıçağı Atlas'ın göğüs bölgesine doğru sapladı, şikayetçiyim" dedi.

"Bıçağı 1 kez karnına vurdum"

Suça Sürüklenen Çocuk şüpheli E.Ç.'nin de savcılık ifadesi iddianamede yer aldı. E.Ç.'nin ifadesinde, "Olay günü maktul ve arkadaşlarıyla kafede karşılaştık. Karşı tarafı daha önceden tanımıyordum. Sürekli bize bakıyorlardı ve kafeden çıktıktan sonra arkamızdan geldiler. Atlas bize, 'ne bakıyorsun" diyerek küfür etti ve üzerime yürüdü. Bu nedenle bıçağı 1 kez karnına vurdum. 2 kez de isabet etmeyecek şekilde bıçağı salladım. Olaydan sonra kaçtım ancak A.H.'nin teslim ol demesi üzerine, kendi irademle olay yerine geri geldim. Bıçağı kaçtığımız sırada A.H. benden aldı. Olay yerine geldikten sonra bir erkek şahsın bıçağı atın demesi üzerine yere attık. Bıçağı olay günü almıştım. Bana aittir ancak kimseyi tehdit etmedim" dediği belirtildi.

"Atlas ve arkadaşları hiç bakmıyorlardı. E.Ç. ise ısrarla 'kavga edelim' demesi üzerine kavga çıkacağını anladım ve kafeden kalkmak istedim"

Olay sırasında E.Ç.'nin yanına bulunan A.H., iddianamede 'tanık' sıfatıyla yer aldı ve ifadesi dosyaya eklendi. A.H. ifadesinde, "E.Ç. ile çocukluk arkadaşıyız. Karşı tarafı ilk kez olay günü gördük. Kafeye gittik sonra Atlas ve arkadaşlarının geldi. E.Ç. sürekli, 'niye bakıyorlar kavga edelim' beyanında bulunuyordu, ben sadece bir kez Atlasların olduğu masaya dönüp baktım. Atlas ve arkadaşları hiç bakmıyorlardı. Telefonla oynuyorlardı. E.Ç. ise ısrarla 'kavga edelim' demesi üzerine kavga çıkacağını anladım ve kafeden kalkmak istedim. E.Ç.'yi de yanıma alarak önden çıktım, çıkarken Y.M. isimli arkadaşımız bir anda koşarak önüme geçti. Y.M.'nin laf atmış olabileceğini düşündüm ve Y.M.'yi tuttum. Çıkarken karşı tarafla herhangi bir diyalog geçmedi. Biz çıktıktan sonra Atlas ve arkadaşları arkamızdan çıktı. Karşı taraftan bir şahıs Y.M.'ye küfür etti, E.Ç., küfür eden çocuğu yakasından tuttu, aralarında itişme oldu. Bir anda E.Ç.'nin elinde bıçak gördüm ancak Atlas'a bıçakla nasıl vurduğunu görmedim. Bıçaklamadan önce E.Ç., 'seni vururum, sizi vururum' dedi. Atlas sadece olayı ayırmak için E.Ç.'yi itti. Atlas bıçaklandıktan sonra kaçtık, E.Ç. bıçağı saklamasın diye cebime koydum. Bıçak, E.Ç.'nin babasına aittir. Bunu E.Ç.'nin annesi, benim abime söyledi. Bıçakla alakam yoktur. Olay yerinden kaçtıktan sonra E.Ç. çok korktu, onu kolundan tutarak olay yerine geri getirdim. Bu sırada bir şahıs gelerek bıçağı sordu, ben de bıçağı yere attığımı söyledim. Olay yerinden kaçtıktan sonra geri geldik. Karşı tarafla husumetimiz veya tanışıklığımız yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadelerini kullandığı vurgulandı.

21 yıl 7 aya kadar hapis cezası talebi

Hazırlanan iddianamede, şüpheli E.Ç. hakkında, 'çocuğa karşı kasten öldürme', '6136 sayılı yasaya muhalefet etme' ve 'zincirleme şekilde silahla tehdit' suçlarından toplam 13 yıl 6 aydan, 21 yıl 7 ay 15 güne kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. İddianame, değerlendirilmek üzere Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Şüphelinin yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanacak.

Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de deprem meydana geldi

 

26.03.2026 10:53:00 / Güncelleme: 26.03.2026 11:48:10
Anadolu Ajansı
Elazığ'da deprem
Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sivrice olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 11,33 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. 

Türk tankeri saldırıya uğradı

İstanbul Boğazı’nın yaklaşık 15 deniz mili açığında, Karadeniz’de seyir halindeki ham petrol yüklü tanker saldırı sonucu isabet aldı. Bakan Uraloğlu yaptığı açıklamada "Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Nene Hatun Acil Müdahale Gemimiz olay yerine derhal intikal etmiş olup müdahale çalışmaları devam etmektedir” dedi 

26.03.2026 10:42:00
Haber Merkezi
Türk tankeri saldırıya uğradı
Türk tankeri saldırıya uğradı
İstanbul Boğazı'nın yaklaşık 15 deniz mili açığında, Karadeniz'de seyir halindeki ham petrol yüklü Türk tankeri ALTURA'ya insansız hava aracı (İHA) isabet ettiği bildirildi. Olayda geminin köprü üstünde ve güvertesinde şiddetli patlama meydana geldi, makine dairesi su almaya başladı.

İlk gelen bilgilere göre Rusya'nın Novorossiysk limanından hareket eden ve yaklaşık 140 bin ton (1 milyon varil) Urals tipi ham petrol taşıyan ALTURA isimli tanker, bu sabah erken saatlerde saldırıya uğradı. Geminin Sierra Leone bayraklı olduğu, İstanbul merkezli Pergamon Denizcilik'e ait olduğu ve daha önce "Beşiktaş" adıyla anıldığı belirtiliyor. Tankerin, Batı yaptırımları kapsamındaki Rus "gölge filosu" (shadow fleet) ile bağlantılı olduğu da kaydediliyor.

Ekipler bölgeye sevk edildi

Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, olay yerine derhal sevk edildi. Türkiye'nin en büyük acil müdahale gemisi Nene Hatun ile birlikte Kurtarma 11, Kurtarma 12 römorkörleri ve hızlı botlar bölgeye ulaştı. Gemiye müdahale devam ederken, şu ana kadar denizde petrol sızıntısına rastlanmadığı öğrenildi. Mürettebatın acil yardım çağrısı üzerine en yakın gemilerden de destek sağlandı.

Gemide 27 Türk personel var

Gemide bulunan 27 Türk personelin sağlık durumunun iyi olduğu, herhangi bir yaralanmanın yaşanmadığı bildirildi.

Yetkili makamlar, olayın "saldırı" olup olmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapmadı. Olayın tüm yönleriyle incelendiği, teknik analizlerin sürdüğü belirtiliyor. Bazı denizcilik kaynakları, İHA'nın yanı sıra insansız deniz aracı (İDA) ile koordineli bir eylem olabileceğini öne sürüyor.

Olay, İstanbul Boğazı gibi kritik bir deniz ulaşım noktasına çok yakın mesafede gerçekleşmesi nedeniyle uluslararası dikkat çekti. Boğaz trafiği şu anda olumsuz etkilenmedi.

Bakan Uraloğlu'ndan açıklama

Bu arada Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Boğazı'nın yaklaşık 15 deniz mili açığında Karadeniz'de ham petrol yüklü ALTURA tankerine yönelik İHA (insansız hava aracı) ve muhtemel İDA (insansız deniz aracı) saldırısına ilişkin ilk değerlendirmesini yaptı.

Bakan Uraloğlu, olayın hemen ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Karadeniz'de seyir halinde olan ALTURA isimli ham petrol tankerine insansız hava aracı ve insansız deniz aracı ile saldırı düzenlendiği yönünde ilk bilgiler ulaşmıştır. Makine dairesinin doğrudan hedef alındığını değerlendiriyoruz. Gemideki 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu, herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı bilgisini aldık. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Nene Hatun Acil Müdahale Gemimiz olay yerine derhal intikal etmiş olup müdahale çalışmaları devam etmektedir. Petrol sızıntısına dair şu an için olumsuz bir durum söz konusu değildir."

Bakan Uraloğlu, patlamanın dış müdahale sonucu gerçekleştiğinin güçlü ihtimal dahilinde olduğunu belirterek, "Olayın tüm yönleriyle teknik ve istihbari incelemeleri sürdürülmektedir. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Deniz trafiği ve çevresel güvenlik açısından gerekli tüm tedbirler alınmıştır" dedi.

Ünlüler Adli Tıp Kurumu'na getirildi

Uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ünlü isimler saç ve kan örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu'na getirildi

25.03.2026 16:09:00
İhlas Haber Ajansı
Ünlüler Adli Tıp Kurumu'na getirildi
Ünlüler Adli Tıp Kurumu'na getirildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturmasının son dalgası kapsamında Narkotik Şube ekiplerince aralarında Galatasaray Eski Başkanı Burak Elmas, model Didem Soydan, iş insanı Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, ve sunucu Güzide Duran'ın da aralarında bulunduğu 14 kişi gözaltına alınmıştı.

Ünlüler polis ekipleri tarafından saç ve kan örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu'na getirildi.

Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı

Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesine yönelik tehdit içerikli paylaşımlar yapan şüpheli tutuklandı

25.03.2026 15:35:00
İHA
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Mattia Ahmet Minguzzi'nin ailesini tehdit eden şüpheli tutuklandı
Kadıköy'de uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden 15 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi'ye tehdit içerikli mesajlar gönderen ve paylaşımlar yaptığı iddia edilen şahıs hakkında Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'ne müracaatta bulunulmuştu.

Yasemin Akıncılar Minguzzi'nin ihbarı sonrası Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelinin, acılı anneye yönelik sosyal medya üzerinden tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı belirlenmişti.

Şüpheli tutuklandı

Başsavcılıkça verilen talimatla harekete geçen emniyet güçlerince kimlik bilgileri tespit edilen M.E.U., Yalova'da gözaltına alınmıştı. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi ve 'suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma' suçundan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor

Ağrı Dağı'nda zirve tırmanışı sırasında olumsuz hava şartları nedeniyle 4 bin 700 metreden geri dönen 58 yaşındaki dağcı Sevim Hasanova'dan haber alınamıyor. Bölgede başlatılan arama kurtarma çalışmaları üçüncü gününde de sürüyor

25.03.2026 15:32:00 / Güncelleme: 25.03.2026 15:34:46
İHA
Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor
Ağrı Dağı'nda kaybolan dağcı 3'üncü gününde aranıyor
Ağrı Dağı'na tırmanış gerçekleştiren 5 kişilik grupta yer alan 58 yaşındaki Sevim Hasanova, 4 bin 700 metre rakımda olumsuz hava şartları ve yoğun tipi nedeniyle zirve tırmanışını yarıda bırakarak geri dönme kararı aldı. Hasanova'nın "çıkamıyorum" diyerek ekipten ayrıldığı öğrenildi.



Zirveye ulaşan ekip arkadaşları iniş sırasında yaklaşık 4 bin 600 metre seviyesine geldiklerinde Hasanova'yı bulamayınca durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye AFAD, UMKE, jandarma ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Zorlu hava şartları ve yer yer etkili olan fırtına nedeniyle arama çalışmaları güçlükle yürütülüyor.



Gece saatlerinde havanın kararmasıyla ara verilen çalışmaların, sabahın ilk ışıklarıyla yeniden başlatıldığı öğrenildi.

Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da nevruz etkinliği sırasında PKK/KCK silahlı terör örgütü propagandasını yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 9 şüpheli çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklandı

25.03.2026 15:01:00
İHA
Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı
Nevruz etkinliğinde PKK propagandası yapan 9 şüpheli tutuklandı
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ile istihbarat Şube Müdürlüğü birimleri tarafından, PKK/KCK-PYD/YPG silahlı terör örgütünün eylem ve faaliyetlerinin engellenmesi, örgüt mensuplarının yakalanmasına yönelik operasyon yapılmış, terör örgütüne yardım eden şüphelilerin katılımıyla düzenlenen "Nevruz" etkinliklerinde bazı kişilerin örgüt propagandası yaptıkları belirlenmişti.

Ardından İstanbul ve Kocaeli düzenlenen baskınlarda 38 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştı. Bu kişilerin kaldığı adreslerde yapılan aramalarda, biri kurusıkıdan bozma 3 tabanca, 2 şarjör, bu silahlara ait 307 mermi, örgütsel flamalar, yasaklı yayınlar ile şahıslara ait dijital materyaller ele geçirilmiş, gözaltına alınan 38 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul Terörle Mücadele Şubesine götürülmüştü.

Emniyete götürülen şüpheliler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na sevk edildi. 38 şüpheliden 9'u çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanırken, 29 şüpheli ise adli kontrolle serbest bırakıldı.

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı, bahis ve şike iddiasıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Baltacı'nın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi

25.03.2026 14:35:00
İHA
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı'nın, bahis ve şike iddialarıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Metehan Baltacı ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Baltacı'ya destek için Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, futbolcular Kazım Karataş, Doğan Alemdar ve Bertuğ Yıldırım da izleyici olarak katıldı.

Sanık avukatları müvekkilinin mahkemeden tahliyesini ve beraatını istedi

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dosyanın esasa ilişkin mütalaa hazırlanması için tarafına gönderilmesine ve sanık Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar vermesini talep etti.

İlk duruşmada tahliye kararı

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Metehan Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı'na gönderilmesine de hükmederek duruşmayı 12 Haziran tarihine erteledi. Duruşmanın ardından Okan Buruk, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Metehan Baltacı'nın 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs' ve 'şike ve teşvik primi' suçlarından 4 yıldan 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.