logo
24 HAZİRAN 2026

DOSYA : SON HAÇLI SAVAŞI "Türkiye "Hayır" derse ABD savaş açamaz"

08.01.2003 00:00:00
Kamil BAYRAKTAR e-mail: kamilbayraktar@yenimesaj.com.tr

Körfez'e yığınak üstüne yığınak yapmasına rağmen ABD, petrol, arz-ı mev'ud ve son haçlı savaşının Irak versiyonuna henüz karar vermiş değil. Türkiye'nin tavrını bekliyor. Uzmanlar, kilit ülke Türkiye'nin karşı durması halinde ABD'nin Irak'a saldırmasının mümkün olmadığını söylüyorlar.

31 Aralık-4 Ocak tarihlerinde beş gün süre ile açtığımız "dosya"da, 1991-1997 yılları arasında, Irak'ta denetçilik yapan William Scott Ritter'le yapılan bir söyleşiyi baz alarak, Irak'ın hedef tahtasına konulma gerekçelerinin temelsizliğini ortaya koymuştuk. Irak'ın kimyasal, biyolojik, nükleer silahlara sahip olduğu ile Saddam Hüseyin'in bu silahları 11 Eylül'ün faili olarak gösterilen Usame bin Ladin'in El Kaide'sine vereceği gerekçelerinin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu gözler önüne sermiştik.

Ve sonuçta Irak'a açılmak istenen bu kirli savaşın, "petrol" ve İsrail'e va'dedilmiş topraklar için düğmesine basılan bir "son haçlı savaşı" olduğunu, madalyonun arka yüzünde bu gerçeklerin yattığını dikkatlere sunmuştuk. Hatta, "Irak'a demokrasi götüreceğiz" iddiasının Ritter'in ağzından gülünç bir iddia olduğunu da belirtmiştik.

Şantajlı ABD manipülasyonu

Gerçekler bunlar olmasına rağmen ABD, Irak'a yapmak istediği saldırı konusunda dünya kamuoyunu manipüle etmeye, amacı doğrultusunda yönlendirmeye, yani gerçekleri karartmaya devam ediyor. Bu konuda da medyayı çok iyi kullanıyor. Irak'ta diktatörlük olduğundan hareketle demokrasi havariliğine soyunan ABD'nin, başka nice diktatörlüklerle sıkı fıkı ilişkisinin, desteğinin varlığının bilindiği bir ortamda, New York Times gazetesi, ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik danışmanlarının Irak'ı demokratikleştirmek amacıyla iddialı bir plan hazırladıklarını yazdı. 2. Dünya Savaşından sonra Almanya ve Japonya'nın işgalinden bu yana gerçekleştirilecek en kapsamlı uygulamayı öngören plan gereğince Irak'ın 18 ay süreyle Amerikan işgali altında kalacağını yazan gazeteye göre, planın iki temel amacından biri, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması, diğeri ise dışarıdan yapılacak askeri ya da başka müdahalelere meydan verilmemesi imiş. Bu iki amaç komşu ülkelere bir uyarı niteliği taşıyormuş. Türkiye'nin Kuzey Irak konusundaki tavrı ve mevcut gelişmelerden dolayı bugün bile orada asker bulunduruyor olması ABD'nin, bu "komşu ülkeler" tabiri ile neyi kastettiğini bir nebze olsun ortaya koyuyor. Kuzey Irak'ta bir Kürt Devletini, bütün altyapılarıyla inşa eden ve işi resmiyet kazandırma konumuna getiren ABD'nin, kirli savaşı için Irak'ın toprak bütünlüğünü sağlamak amacından bahsetmesi, "toprak bütünlüğü" kavramına da ne anlam yüklediğini gösteriyor. İşte bu ABD'nin, Atlantik ötesindeki bu ülkenin yolu, petrol ve arz-ı mev'ud için düğmesine bastığı son haçlı savaşı dolayısıyla, hem tarih hem coğrafya olarak Irak'a komşu, bölgenin vazgeçilmez, olmazsa olmaz ülkesi Türkiye ile kesişiyor. ABD, tarihi misyonu haçlı seferlerine göğüs germek olan bir milletin devletini, bir haçlı savaşı olarak algılanmamasını temin için gerçekleştirmek istediği bu kirli savaşa ortak etmek istiyor.

Kürt Devleti ilan edilirse

Peki Türkiye'ye ne yapmak düşüyor? Bu sorunun cevabına uzanabilmek için, bu hafta Meltem TV'de yayınlanan ve Muharrem Bayraktar'ın hazırlayıp sunduğu Diyalog proğramına konuk olan isimlerden Dr. Nef'i Demirci ve Ferit İlsever ile konuştuk. Her iki konuğun da "Türkiye'ye ne yapmak düşüyor?" sorusuna ışık tuttuğu bu konuşmamızda, Irak Türkmenlerinden olup da, Saddam'ın estirdiği zulüm yüzünden doğduğu yere gidememekte bulunan Dr. Nef'i Demirci, Türkiye'nin, Irak'taki gelişmeler konusunda, siyasi iktidar ve devlet olarak aktif olması gerektiğinin altını çizerek, Amerika'nın yalnız başına o bölgeye müdahale etmesinin Kürt devletinin ortaya çıkması anlamına geleceğini belirtti.

"Çünkü Kürt devletinin bütün temelleri atılmış, isminin ilanı kalmıştır" diyen Dr. Demirci şöyle devam etti: "Zayıftır; doğrudur. Tankı, uçağı yoktur; ama, biz, tankı, uçağı olmayan PKK ile 15 yıl uğraşmamıza rağmen hala 5-6 bin silahlı adamları var. Irak'ta Kürt devletinin ilanı Türkiye'nin başına bela olur. Parçalanma olmaz. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri buna hiç bir zaman müsaade etmez. Ama başımıza büyük gaileler açılır. O bölgede büyük su kaynakları var. Büyük barajlar var. Bunlar için tehlikeler ortaya çıkar. Bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman orada herhangi bir hadise olduğu zaman, hatta olmadan önce, Türkiye'nin, o bölgeyi kontrol altına alması şartı vardır. Bu işi de mutlak surette oradaki Türkmenleri ön planda tutarak yürütmesi gerekir."

ABD Lozan'a neden

imza koymadı?

"12 yıldır siyasi Kuzey Irak'ta, -coğrafi kuzey Irak'ta değil- takip edilen politika, Türkmenlerle ilgili politika pek doğru olmadı. Doğru olmuş olsaydı ne Türkmenler ikiye bölünürdü, ne de karşımıza müphem kukla bir Kürt devleti oluşumu ortaya çıkardı" diyen Dr. Demirci, Irak'a müdahale için amaç olarak belirlendiği belirtilen "toprak bütünlüğü" olayında ABD'yi ele veren şu bilgiyi aktardı:

"Wilson Prensipleri, 1914'te Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasını öngörmüştür. Sevr Anlaşmasını Amerika imza etmiş, ama Lozan Anlaşmasını imza etmemiştir. Lozan Anlaşması neyi ortaya koymuştur? Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ön plana koymuştur. Amerika, Lozan'ı imza etmeyerek o taahhüt altına girmemiştir." "İleride kullanmak üzere mi etmedi?" sorumuza Dr. Demirci'nin cevabı, "Bugün işte kullanıyor" oldu. Konuşmamızın başında gündeme gelen "Türkiye'nin aktif olması gerektiği" fikrini kendisine hatırlatıp, "bu, ABD isteklerine yardımcı olma durumu oluşturmaz mı? Aktif olmaktan neyi kastediyorsunuz?" sorumuza ise Dr. Nef'i Demirci şu cevabı verdi: "İster Amerika'lı, ister Amerika'sız, mutlak surette Türkiye'nin orada olması demektir. Aktif bir şekilde girmek demek, belli isteklerin, belli koşulların var demektir. 'Ben oraya girdiğim zaman Kerkük, Musul bölgesini, Türkmen bölgesini ben koruyacağım. Buranın garantörlüğü bana aittir' diyeceksin. 'Oradaki Kürt oluşumunun devlet haline gelmesini kesinlikle kabul etmeyeceğim' diyeceksin. Milli menfaatlerimiz ne ise gereğini ortaya koyacaksın."

ABD, Irak'a Türkiye'siz saldırabilir mi?

Konu, Türkiye'nin aktiflik göstermesine geldiğinde diğer konuğumuz İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever söz alarak, "en aktif davranış ABD'nin saldırısına karşı çıkmaktır. ABD saldırısına karşı çıkmak en birinci husustur" diyerek, bu saldırı başladığı anda orada ne olacağının, Türkiye'yi ne kadar tehdit edeceğinin bilinmez olduğunu söyledi. "ABD'nin asıl derdi Kuzey Irak'taki oluşumu gerçekleştirmek, dünya nezdinde yasallaştırmaktır" diyen İlsever, "Irak'ı bölmeyeceğim" demesine rağmen ABD'nin asıl yapmak istediğinin bu olduğunu belirtti. İlsever, asıl gayesi bu olan ABD'nin, Irak'a saldırma girişimi karşısında Türkiye'nin öncelikle yapması gereken şeyin ne olduğunu şöyle açıkladı: "Türkiye'nin yapması gereken şey, BM'de aktif bir direniş platformu oluşmuştur; orada yer almaktır. ABD'nin Irak'a saldırı hazırlıklarına karşı net bir tavır almak, bu saldırıya izin vermeyeceğini söylemektir. Türkiye bu tavrı aldığı zaman ABD, ne Kuzey Irak'a, ne Irak'a saldıramaz. ABD, Türkiye'siz bir şey yapamaz. Tek başına bir şey yapamaz. Bunun bir tek güney cephesi ile olmayacağını kendileri söylüyorlar. Kuzey cephesine o kadar dayatmaları, Diyarbakır'a 80 bin asker konuşlandırmak istemeleri, üsler, limanlar istemeleri bundan ileri geliyor. Türkiye, bu bölgenin en güçlü ülkesidir. Bölge ülkeleri ile, başta Irak, Suriye, İran, Rusya olmak üzere Asya kuvvetleri ile dayanışma halinde bu saldırıya izin vermeyeceğini söylediği zaman ABD, Irak'a saldıramaz. Dünya zaten bu konuda el kaldırmış, saldırıya izin vermeyeceğini ilan etmiş, birinci saldırı dalgasını durdurmuştur. 'İşte denetçiler gidecek. İnceleme yapacak' denmiş, iş barışçıl bir platforma çekilmiş. Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün açıklamalarıyla, ABD'ye yeşil ışık yakıyormuş gibi görünerek, birtakım ümitler vererek bu saldırı önlenmez. Tam tersine, bölge ülkeleri ile birlikte, 'Senin saldırı politikana karşıyım. Irak'a saldırmana izin vermeyeceğim' demesi lazımdır."

Son sözünü söylemeyen tayin edici ülke

Ferit İlsever, bölgeye görülmedik bir yığınak yapmasına rağmen ABD'nin Irak'a saldırı konusunda henüz karar vermemiş olduğunu, Türkiye'nin pozisyonunu netleştirmesini, hangi tavrı alacağının belirginleşmesini beklediğini ileri sürerek, Türkiye'nin tavrının ABD'nin kararında son derece tayin edici bir sonuç olacağı tespitinde bulundu. Çin, Rusya ve Hindistan gibi üç ülkenin şahsında bütün Asya kuvvetlerinin aslında tavırlarını ortaya koyduklarını, saldırıya karşı olduklarını ilan ettiklerini, en önemli gelişmelerden birinin Hindistan'ın da bu bloka katılması olduğunu söyleyen İlsever, "Dünyada böyle, barışçı, Irak'tan, ezilen ülkelerden yana bir ittifak oluşmuşken Türkiye'nin tavrı ne olacak; ABD'nin baktığı, çözmeye çalıştığı tek mesele budur. ABD'nin kararı bu meseleyi çözdüğü zaman ortaya çıkacak" dedi. Ferit İlsever'e göre "Türkiye daha son sözünü söylemedi. Son sözünün ne olacağı konusunda son MGK açıklaması ile işaretler verildi. Türkiye'nin bu saldırıya karşı olduğunu, BM kararlarını beklediğini, üs-liman vs verilmediğini ilan etti." İlsever son olarak, saldırıya karşı koyma konusunda Türkiye'nin elini güçlendiren bir gerçeğe, Türkiye'de kime mikrofon uzatılsa halkın % 95-98'inin saldırıya karşı olduğu gerçeğine dikkat çekerek, "bu iradenin hükümetin uygulamalarına yansıması lazımdır, şarttır" mesajı verdi.

KERKÜK'TE OYNANAN OYUN

Irak Türkmenlerinden ve Kerkük Türkleri Dayanışma Derneği kurucularından Dr. Nef'i Demirci, "1. Körfez Savaşının amacı petrole hakim olmaktı. 2. Körfez Savaşının ise Kürt devleti kurmaktır" diyerek, bu devletin başkenti olarak öne sürülen Kerkük'ün hiç bir zaman bir Kürt şehri olmadığını belirtti. Demirci, "Yüzlerce yıllık mezar taşlarında bir tek Kürt ismine rastlayamazsınız. Arap bile yoktur" diyerek, 1. Körfez Savaşı ile birlikte ikiye ayrılıp da 36. paralelin yukarısına düşen bölgede uygulanan senaryoya şöyle dikkat çekti: "Kürtler bu Türkmen bölgesine girdikleri zaman ilk iş olarak tapu dairesini, nüfus dairesini ve arşivi yok ettiler. Böylece buraların Türkmenlere ait olduğunu belgeleyen belgeleri yok ettiler."

ABD silah sanayiine katkı savaşı

M.Ü. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Altuğ, Körfez'de çıkabilecek savaşın ekonomik yönden analizini yaptı. Türkiye'nin, bu savaşın tarafı olmamasına ve olmaması gerekmesine rağmen ABD ve Avrupa'da konuşulmadığı kadar Türkiye'de savaş konuşulduğunu, bunun, gündem mühendisliğinin bir ürünü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Altuğ, savaşın muhtemel sonuçları hakkında şöyle konuştu: "Türkiye, gerçekten bir savaşa girerse finansman meselesi gündeme gelir. Paradaki sıfırlar artar. Gıda, dayanıklı tüketim malları, savaş malzemeleri gibi kalemlerde kapasite kullanım oranları artar; ama savaş büyümeye engel olur. Çevre ülkeler ile ticaret daralır. Üretimde çalıştıracağınız gençler cepheye gider. Bu savaşın temel nedenlerinden biri de ABD silah sanayiine katkı sağlamaktır. Savaşın çıkmasını en çok bunlar ve aracılar arzular. Türkiye'nin böyle bir savaşta yeri yoktur. Türkiye, kardeşleri ile savaşmaz, savaşamaz. Buradaki savaş ekonomik savaştır. Petrol fiyatı savaşıdır. Türkiye böyle bir oyuna düşmemelidir. Türkiye'nin savaşı işsizlikle olmalıdır."

Körfez'in tercümesi Azerbaycan

Irak, Kuveyt'i işgal etti diye 1990'da dünyayı ayağa kaldıran ve soluğu Körfez'de alan ABD'nin, gerçek niyetini ortaya koyan bir olay da hemen yanı başımızda duruyor. Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını, hem de bir ülkeyi işgale karşı Körfez'de olanları bilmesine rağmen işgal etmesidir bu olay. 1992'de Dağlık Karabağ ile işe başlayan Ermenistan bununla yetinmedi. Azerbaycan'a ait Hocalı, Şusa ve Laçin'i de işgal etti. Ederken de Hocalı örneğinde olduğu gibi yüzlerce insanı kelimelerle ifade edilemeyecek şekilde barbarca katletti. 1 milyon Azeri Türkü mülteci konumuna düştü. Soğuk savaş dönemi sonrası en yıkıcı bölgesel savaşlardan biri yaşanmasına rağmen, Kuveyt işgal edildi diye dünyayı ayağa kaldıran ABD ve Avrupa kılını bile kıpırdatmadı. Azerbaycan topraklarının % 20'si hâlâ Ermenistan işgali altında. ABD ve yandaşlarının ise çok daha önemli işleri var. Çünkü işgal edilen topraklar Müslüman Türk'e ait. İşgal edense Hıristiyan Ermeniler. Irak halkı Müslüman. Irak'a son haçlı savaşı peşinde koşanlar ise Hıristiyan Ermenilerin dindaşlarından başkası değil.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı

Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

23.06.2026 10:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Yasa dışı bahis şebekesine şafak baskını: 67 gözaltı
Samsun merkezli 7 ilde yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 67 şüpheli gözaltına alındı.

Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından sabah saatlerinde geniş çaplı operasyon gerçekleştirildi. Samsun merkezli olmak üzere toplam 7 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlara Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekipleri de destek verdi.



Haklarında gözaltı kararı bulunan şüphelilerin adreslerine yapılan baskınlarda çok sayıda kişi yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda toplam 67 şüphelinin gözaltına alındığı öğrenildi.



Şüphelilerin yasa dışı bahis organizasyonu içerisinde faaliyet gösterdikleri iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında emniyetteki işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Operasyon kapsamında adreslerde yapılan aramalarda ele geçirilen dijital materyal ve diğer delillerin incelenmek üzere el konuldu.

Olayla ilgili soruşturma Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde sürdürülüyor.

12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu

Adalet sisteminde süreçleri hızlandıracak ve yargılamaları makul sürede tamamlayacak 30 maddelik 12. Yargı Paketi kanun teklifi, AK Parti tarafından Meclis Başkanlığına resmen teslim edildi

22.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığına sunuldu
Kamuoyunun uzun süredir merakla beklediği, yargı süreçlerini hızlandırmayı ve usul ekonomisini güçlendirmeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri Murat Alparslan ve Nurettin Alan'ın düzenlediği ortak basın toplantısıyla duyurulan 30 maddelik yeni kanun teklifi, yargı sisteminde köklü ve radikal değişiklikler içeriyor.

Milyonlarca mahkum ve mahkum yakınının gözü kulağı olan genel af ya da infaz indirimi gibi beklentiler ise bu paketin kapsamında yer almadı. Teklif, ağırlıklı olarak yargının etkin ve verimli işlemesine odaklanıyor.


12. Yargı Paketi'nde neler var? İşte öne çıkan maddeler


Meclis Başkanlığına sunulan yeni yargı paketinde öne çıkan ve vatandaşların günlük hayatı ile adalet sistemini doğrudan etkileyecek kritik düzenlemeler şunlar:

Duruşmalar Arası Süre Kısalıyor: Hukuk yargılamalarında süreçlerin uzamasını önlemek amacıyla iki duruşma arasındaki süre 3 aydan fazla olamayacak. Bilirkişi incelemesi veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim gerekçesini belirterek bu süreyi uzatabilecek.

İdari Alacaklarda "Önce İdareye Başvuru" Zorunluluğu: Adli yargı kararıyla idareden alınacak para, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için doğrudan icra takibi başlatılamayacak. Alacaklılar önce idareye yazılı başvuruda bulunup IBAN bildirmek zorunda olacak. İdare 1 ay içinde ödeme yapmazsa icra takibi açılabilecek.

Miras Davalarında Yeni Dönem (İzale-i Şuyu): Ortaklığın giderilmesi davalarında suistimalleri engellemek için miras kalan taşınmazların satışında birinci açık artırma sadece mirasçılar arasında yapılacak. Bu ihalede açılış muhammen bedelin yüzde yüzü üzerinden olacak, alıcı çıkmazsa ihale herkese açık ikinci aşamaya geçecek.

e-Duruşma Kapsamı Genişletiliyor: Bilişim teknolojilerinin etkin kullanımı amacıyla hukuk davalarındaki ön inceleme duruşmaları da e-Duruşma (ses ve görüntü nakli) sistemiyle yapılabilecek.

Gereksiz Bilirkişi Raporlarına Ceza: Hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği temel hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda uzman olmadığı halde bilirkişiye başvurulması açıkça disiplin yaptırımına bağlanacak.

Yargıtay'ın Bozma Yetkisine Sınır: İlk derece mahkemelerinin sadece görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi durumunda Yargıtay doğrudan bozma kararı veremeyecek.

İdari Yargıda Tek Hakim Yetkisi Artıyor: İdare mahkemelerinde heyet yerine tek hakimle çözülecek davaların sınırı genişletiliyor. Öğrenci disiplin, yurt, burs işlemleri ile memurların geçici görevlendirme, lojman ve yolluk davaları gibi uyuşmazlıklar tek hakim tarafından hızla karara bağlanacak.

Noterlik İşlemleri Dijitalleşiyor: Mahkeme veya savcılıklar noterlik evrakı talep ettiğinde noterler evrakı elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile gönderecek. Bu işlemlerden hiçbir ücret alınmayacak.


İnfaz düzenlemesi ve IBAN kiralama durumu


Kamuoyunda sıkça tartışılan infaz düzenlemesi, af veya denetimli serbestlik gibi maddelerin 12. Yargı Paketi içerisinde yer almadığı netleşti. Son ana kadar pakete eklenmesi beklenen, hesaplarını başkalarına kullandıran kişilere yönelik "IBAN mağdurları düzenlemesi" ise açıklanan nihai 30 maddelik teklif metninde yer bulmadı.

Meclis Başkanlığına sunulan tasarı, önümüzdeki günlerde TBMM Adalet Komisyonu'nda görüşülmeye başlanacak. Komisyondaki kabulün ardından TBMM Genel Kurulu'na sevk edilecek olan paketin, adli tatil öncesinde yasalaşarak Resmi Gazete'de yayımlanması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.