logo
09 ŞUBAT 2026

DOSYA : SON HAÇLI SAVAŞI "Türkiye "Hayır" derse ABD savaş açamaz"

08.01.2003 00:00:00
Kamil BAYRAKTAR e-mail: kamilbayraktar@yenimesaj.com.tr

Körfez'e yığınak üstüne yığınak yapmasına rağmen ABD, petrol, arz-ı mev'ud ve son haçlı savaşının Irak versiyonuna henüz karar vermiş değil. Türkiye'nin tavrını bekliyor. Uzmanlar, kilit ülke Türkiye'nin karşı durması halinde ABD'nin Irak'a saldırmasının mümkün olmadığını söylüyorlar.

31 Aralık-4 Ocak tarihlerinde beş gün süre ile açtığımız "dosya"da, 1991-1997 yılları arasında, Irak'ta denetçilik yapan William Scott Ritter'le yapılan bir söyleşiyi baz alarak, Irak'ın hedef tahtasına konulma gerekçelerinin temelsizliğini ortaya koymuştuk. Irak'ın kimyasal, biyolojik, nükleer silahlara sahip olduğu ile Saddam Hüseyin'in bu silahları 11 Eylül'ün faili olarak gösterilen Usame bin Ladin'in El Kaide'sine vereceği gerekçelerinin kocaman bir yalandan ibaret olduğunu gözler önüne sermiştik.

Ve sonuçta Irak'a açılmak istenen bu kirli savaşın, "petrol" ve İsrail'e va'dedilmiş topraklar için düğmesine basılan bir "son haçlı savaşı" olduğunu, madalyonun arka yüzünde bu gerçeklerin yattığını dikkatlere sunmuştuk. Hatta, "Irak'a demokrasi götüreceğiz" iddiasının Ritter'in ağzından gülünç bir iddia olduğunu da belirtmiştik.

Şantajlı ABD manipülasyonu

Gerçekler bunlar olmasına rağmen ABD, Irak'a yapmak istediği saldırı konusunda dünya kamuoyunu manipüle etmeye, amacı doğrultusunda yönlendirmeye, yani gerçekleri karartmaya devam ediyor. Bu konuda da medyayı çok iyi kullanıyor. Irak'ta diktatörlük olduğundan hareketle demokrasi havariliğine soyunan ABD'nin, başka nice diktatörlüklerle sıkı fıkı ilişkisinin, desteğinin varlığının bilindiği bir ortamda, New York Times gazetesi, ABD Başkanı George W. Bush'un ulusal güvenlik danışmanlarının Irak'ı demokratikleştirmek amacıyla iddialı bir plan hazırladıklarını yazdı. 2. Dünya Savaşından sonra Almanya ve Japonya'nın işgalinden bu yana gerçekleştirilecek en kapsamlı uygulamayı öngören plan gereğince Irak'ın 18 ay süreyle Amerikan işgali altında kalacağını yazan gazeteye göre, planın iki temel amacından biri, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması, diğeri ise dışarıdan yapılacak askeri ya da başka müdahalelere meydan verilmemesi imiş. Bu iki amaç komşu ülkelere bir uyarı niteliği taşıyormuş. Türkiye'nin Kuzey Irak konusundaki tavrı ve mevcut gelişmelerden dolayı bugün bile orada asker bulunduruyor olması ABD'nin, bu "komşu ülkeler" tabiri ile neyi kastettiğini bir nebze olsun ortaya koyuyor. Kuzey Irak'ta bir Kürt Devletini, bütün altyapılarıyla inşa eden ve işi resmiyet kazandırma konumuna getiren ABD'nin, kirli savaşı için Irak'ın toprak bütünlüğünü sağlamak amacından bahsetmesi, "toprak bütünlüğü" kavramına da ne anlam yüklediğini gösteriyor. İşte bu ABD'nin, Atlantik ötesindeki bu ülkenin yolu, petrol ve arz-ı mev'ud için düğmesine bastığı son haçlı savaşı dolayısıyla, hem tarih hem coğrafya olarak Irak'a komşu, bölgenin vazgeçilmez, olmazsa olmaz ülkesi Türkiye ile kesişiyor. ABD, tarihi misyonu haçlı seferlerine göğüs germek olan bir milletin devletini, bir haçlı savaşı olarak algılanmamasını temin için gerçekleştirmek istediği bu kirli savaşa ortak etmek istiyor.

Kürt Devleti ilan edilirse

Peki Türkiye'ye ne yapmak düşüyor? Bu sorunun cevabına uzanabilmek için, bu hafta Meltem TV'de yayınlanan ve Muharrem Bayraktar'ın hazırlayıp sunduğu Diyalog proğramına konuk olan isimlerden Dr. Nef'i Demirci ve Ferit İlsever ile konuştuk. Her iki konuğun da "Türkiye'ye ne yapmak düşüyor?" sorusuna ışık tuttuğu bu konuşmamızda, Irak Türkmenlerinden olup da, Saddam'ın estirdiği zulüm yüzünden doğduğu yere gidememekte bulunan Dr. Nef'i Demirci, Türkiye'nin, Irak'taki gelişmeler konusunda, siyasi iktidar ve devlet olarak aktif olması gerektiğinin altını çizerek, Amerika'nın yalnız başına o bölgeye müdahale etmesinin Kürt devletinin ortaya çıkması anlamına geleceğini belirtti.

"Çünkü Kürt devletinin bütün temelleri atılmış, isminin ilanı kalmıştır" diyen Dr. Demirci şöyle devam etti: "Zayıftır; doğrudur. Tankı, uçağı yoktur; ama, biz, tankı, uçağı olmayan PKK ile 15 yıl uğraşmamıza rağmen hala 5-6 bin silahlı adamları var. Irak'ta Kürt devletinin ilanı Türkiye'nin başına bela olur. Parçalanma olmaz. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetleri buna hiç bir zaman müsaade etmez. Ama başımıza büyük gaileler açılır. O bölgede büyük su kaynakları var. Büyük barajlar var. Bunlar için tehlikeler ortaya çıkar. Bütün bunları üst üste koyduğumuz zaman orada herhangi bir hadise olduğu zaman, hatta olmadan önce, Türkiye'nin, o bölgeyi kontrol altına alması şartı vardır. Bu işi de mutlak surette oradaki Türkmenleri ön planda tutarak yürütmesi gerekir."

ABD Lozan'a neden

imza koymadı?

"12 yıldır siyasi Kuzey Irak'ta, -coğrafi kuzey Irak'ta değil- takip edilen politika, Türkmenlerle ilgili politika pek doğru olmadı. Doğru olmuş olsaydı ne Türkmenler ikiye bölünürdü, ne de karşımıza müphem kukla bir Kürt devleti oluşumu ortaya çıkardı" diyen Dr. Demirci, Irak'a müdahale için amaç olarak belirlendiği belirtilen "toprak bütünlüğü" olayında ABD'yi ele veren şu bilgiyi aktardı:

"Wilson Prensipleri, 1914'te Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmasını öngörmüştür. Sevr Anlaşmasını Amerika imza etmiş, ama Lozan Anlaşmasını imza etmemiştir. Lozan Anlaşması neyi ortaya koymuştur? Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ön plana koymuştur. Amerika, Lozan'ı imza etmeyerek o taahhüt altına girmemiştir." "İleride kullanmak üzere mi etmedi?" sorumuza Dr. Demirci'nin cevabı, "Bugün işte kullanıyor" oldu. Konuşmamızın başında gündeme gelen "Türkiye'nin aktif olması gerektiği" fikrini kendisine hatırlatıp, "bu, ABD isteklerine yardımcı olma durumu oluşturmaz mı? Aktif olmaktan neyi kastediyorsunuz?" sorumuza ise Dr. Nef'i Demirci şu cevabı verdi: "İster Amerika'lı, ister Amerika'sız, mutlak surette Türkiye'nin orada olması demektir. Aktif bir şekilde girmek demek, belli isteklerin, belli koşulların var demektir. 'Ben oraya girdiğim zaman Kerkük, Musul bölgesini, Türkmen bölgesini ben koruyacağım. Buranın garantörlüğü bana aittir' diyeceksin. 'Oradaki Kürt oluşumunun devlet haline gelmesini kesinlikle kabul etmeyeceğim' diyeceksin. Milli menfaatlerimiz ne ise gereğini ortaya koyacaksın."

ABD, Irak'a Türkiye'siz saldırabilir mi?

Konu, Türkiye'nin aktiflik göstermesine geldiğinde diğer konuğumuz İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever söz alarak, "en aktif davranış ABD'nin saldırısına karşı çıkmaktır. ABD saldırısına karşı çıkmak en birinci husustur" diyerek, bu saldırı başladığı anda orada ne olacağının, Türkiye'yi ne kadar tehdit edeceğinin bilinmez olduğunu söyledi. "ABD'nin asıl derdi Kuzey Irak'taki oluşumu gerçekleştirmek, dünya nezdinde yasallaştırmaktır" diyen İlsever, "Irak'ı bölmeyeceğim" demesine rağmen ABD'nin asıl yapmak istediğinin bu olduğunu belirtti. İlsever, asıl gayesi bu olan ABD'nin, Irak'a saldırma girişimi karşısında Türkiye'nin öncelikle yapması gereken şeyin ne olduğunu şöyle açıkladı: "Türkiye'nin yapması gereken şey, BM'de aktif bir direniş platformu oluşmuştur; orada yer almaktır. ABD'nin Irak'a saldırı hazırlıklarına karşı net bir tavır almak, bu saldırıya izin vermeyeceğini söylemektir. Türkiye bu tavrı aldığı zaman ABD, ne Kuzey Irak'a, ne Irak'a saldıramaz. ABD, Türkiye'siz bir şey yapamaz. Tek başına bir şey yapamaz. Bunun bir tek güney cephesi ile olmayacağını kendileri söylüyorlar. Kuzey cephesine o kadar dayatmaları, Diyarbakır'a 80 bin asker konuşlandırmak istemeleri, üsler, limanlar istemeleri bundan ileri geliyor. Türkiye, bu bölgenin en güçlü ülkesidir. Bölge ülkeleri ile, başta Irak, Suriye, İran, Rusya olmak üzere Asya kuvvetleri ile dayanışma halinde bu saldırıya izin vermeyeceğini söylediği zaman ABD, Irak'a saldıramaz. Dünya zaten bu konuda el kaldırmış, saldırıya izin vermeyeceğini ilan etmiş, birinci saldırı dalgasını durdurmuştur. 'İşte denetçiler gidecek. İnceleme yapacak' denmiş, iş barışçıl bir platforma çekilmiş. Tayyip Erdoğan'ın, Abdullah Gül'ün açıklamalarıyla, ABD'ye yeşil ışık yakıyormuş gibi görünerek, birtakım ümitler vererek bu saldırı önlenmez. Tam tersine, bölge ülkeleri ile birlikte, 'Senin saldırı politikana karşıyım. Irak'a saldırmana izin vermeyeceğim' demesi lazımdır."

Son sözünü söylemeyen tayin edici ülke

Ferit İlsever, bölgeye görülmedik bir yığınak yapmasına rağmen ABD'nin Irak'a saldırı konusunda henüz karar vermemiş olduğunu, Türkiye'nin pozisyonunu netleştirmesini, hangi tavrı alacağının belirginleşmesini beklediğini ileri sürerek, Türkiye'nin tavrının ABD'nin kararında son derece tayin edici bir sonuç olacağı tespitinde bulundu. Çin, Rusya ve Hindistan gibi üç ülkenin şahsında bütün Asya kuvvetlerinin aslında tavırlarını ortaya koyduklarını, saldırıya karşı olduklarını ilan ettiklerini, en önemli gelişmelerden birinin Hindistan'ın da bu bloka katılması olduğunu söyleyen İlsever, "Dünyada böyle, barışçı, Irak'tan, ezilen ülkelerden yana bir ittifak oluşmuşken Türkiye'nin tavrı ne olacak; ABD'nin baktığı, çözmeye çalıştığı tek mesele budur. ABD'nin kararı bu meseleyi çözdüğü zaman ortaya çıkacak" dedi. Ferit İlsever'e göre "Türkiye daha son sözünü söylemedi. Son sözünün ne olacağı konusunda son MGK açıklaması ile işaretler verildi. Türkiye'nin bu saldırıya karşı olduğunu, BM kararlarını beklediğini, üs-liman vs verilmediğini ilan etti." İlsever son olarak, saldırıya karşı koyma konusunda Türkiye'nin elini güçlendiren bir gerçeğe, Türkiye'de kime mikrofon uzatılsa halkın % 95-98'inin saldırıya karşı olduğu gerçeğine dikkat çekerek, "bu iradenin hükümetin uygulamalarına yansıması lazımdır, şarttır" mesajı verdi.

KERKÜK'TE OYNANAN OYUN

Irak Türkmenlerinden ve Kerkük Türkleri Dayanışma Derneği kurucularından Dr. Nef'i Demirci, "1. Körfez Savaşının amacı petrole hakim olmaktı. 2. Körfez Savaşının ise Kürt devleti kurmaktır" diyerek, bu devletin başkenti olarak öne sürülen Kerkük'ün hiç bir zaman bir Kürt şehri olmadığını belirtti. Demirci, "Yüzlerce yıllık mezar taşlarında bir tek Kürt ismine rastlayamazsınız. Arap bile yoktur" diyerek, 1. Körfez Savaşı ile birlikte ikiye ayrılıp da 36. paralelin yukarısına düşen bölgede uygulanan senaryoya şöyle dikkat çekti: "Kürtler bu Türkmen bölgesine girdikleri zaman ilk iş olarak tapu dairesini, nüfus dairesini ve arşivi yok ettiler. Böylece buraların Türkmenlere ait olduğunu belgeleyen belgeleri yok ettiler."

ABD silah sanayiine katkı savaşı

M.Ü. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Altuğ, Körfez'de çıkabilecek savaşın ekonomik yönden analizini yaptı. Türkiye'nin, bu savaşın tarafı olmamasına ve olmaması gerekmesine rağmen ABD ve Avrupa'da konuşulmadığı kadar Türkiye'de savaş konuşulduğunu, bunun, gündem mühendisliğinin bir ürünü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Altuğ, savaşın muhtemel sonuçları hakkında şöyle konuştu: "Türkiye, gerçekten bir savaşa girerse finansman meselesi gündeme gelir. Paradaki sıfırlar artar. Gıda, dayanıklı tüketim malları, savaş malzemeleri gibi kalemlerde kapasite kullanım oranları artar; ama savaş büyümeye engel olur. Çevre ülkeler ile ticaret daralır. Üretimde çalıştıracağınız gençler cepheye gider. Bu savaşın temel nedenlerinden biri de ABD silah sanayiine katkı sağlamaktır. Savaşın çıkmasını en çok bunlar ve aracılar arzular. Türkiye'nin böyle bir savaşta yeri yoktur. Türkiye, kardeşleri ile savaşmaz, savaşamaz. Buradaki savaş ekonomik savaştır. Petrol fiyatı savaşıdır. Türkiye böyle bir oyuna düşmemelidir. Türkiye'nin savaşı işsizlikle olmalıdır."

Körfez'in tercümesi Azerbaycan

Irak, Kuveyt'i işgal etti diye 1990'da dünyayı ayağa kaldıran ve soluğu Körfez'de alan ABD'nin, gerçek niyetini ortaya koyan bir olay da hemen yanı başımızda duruyor. Ermenistan'ın Azerbaycan topraklarını, hem de bir ülkeyi işgale karşı Körfez'de olanları bilmesine rağmen işgal etmesidir bu olay. 1992'de Dağlık Karabağ ile işe başlayan Ermenistan bununla yetinmedi. Azerbaycan'a ait Hocalı, Şusa ve Laçin'i de işgal etti. Ederken de Hocalı örneğinde olduğu gibi yüzlerce insanı kelimelerle ifade edilemeyecek şekilde barbarca katletti. 1 milyon Azeri Türkü mülteci konumuna düştü. Soğuk savaş dönemi sonrası en yıkıcı bölgesel savaşlardan biri yaşanmasına rağmen, Kuveyt işgal edildi diye dünyayı ayağa kaldıran ABD ve Avrupa kılını bile kıpırdatmadı. Azerbaycan topraklarının % 20'si hâlâ Ermenistan işgali altında. ABD ve yandaşlarının ise çok daha önemli işleri var. Çünkü işgal edilen topraklar Müslüman Türk'e ait. İşgal edense Hıristiyan Ermeniler. Irak halkı Müslüman. Irak'a son haçlı savaşı peşinde koşanlar ise Hıristiyan Ermenilerin dindaşlarından başkası değil.

İTEO yeni başkanı İsmet Dalcı oldu

Uzun yıllardır Eyüp Aksu’nun yönettiği İstanbul Taksiciler Esnaf Odası’nda büyük değişim! İsmet Dalcı, 2 bin 455 oyla zafer kazandı, Aksu’nun dönemi sona erdi. Esnaf odaklı şeffaf yönetim ve komisyon sınırlamaları vaadiyle yeni bir sayfa açılıyor

08.02.2026 22:00:00
Haber Merkezi
İTEO yeni başkanı İsmet Dalcı oldu
İTEO yeni başkanı İsmet Dalcı oldu
İstanbul Taksiciler Esnaf Odası (İTEO) Başkanlığı seçimlerinde İsmet Dalcı zafer kazandı. Yaklaşık 20 bin plaka sahibini temsil eden odada, iki dönemdir başkanlık yapan Eyüp Aksu'nun dönemi sona erdi. Seçim, 8 Şubat 2026 Pazar günü Haliç Kongre Merkezi'nde yoğun katılım ile gerçekleştirildi.

Seçim süreci ve adaylar

İstanbul Taksiciler Esnaf Odası'nın olağan genel kurulu, taksi sektörünün uzun süredir beklediği bir değişim fırsatı olarak görüldü. Seçime üç aday katıldı: 

- Mevcut Başkan Eyüp Aksu (yeniden aday), 

- İsmet Dalcı (değişim ve şeffaflık vurgusuyla öne çıkan aday), 

- Davut Hanoğlu. 

Seçim öncesi dönemde İsmet Dalcı, "RANT DEĞİL, ESNAF KAZANACAK" sloganıyla kampanya yürüttü. Dalcı, taksi plakalarının değer kaybı, uygulama firmalarının yüksek komisyonları, SGK mevzuatındaki mağduriyetler ve oda yönetiminin şeffaflığı gibi konuları sıkça gündeme getirdi. Eyüp Aksu ise iki dönemlik yönetiminin devamını savunmuştu.

Seçim sonuçları

Yoğun katılımlı genel kurulda kullanılan oylar sonucunda net sonuçlar şöyle açıklandı: 

- İsmet Dalcı: 2455 oy 

- Eyüp Aksu: 1471 oy 

- Davut Hanoğlu: 74 oy 

Bu sonuçlarla İsmet Dalcı, taksi esnafının büyük çoğunluğunun desteğini alarak yeni başkan seçildi. Eyüp Aksu'nun yönetimi ise genel kurulda ibra edilmedi.

Eyüp Aksu döneminin sonu

Eyüp Aksu, uzun yıllardır İstanbul taksiciliğini temsil eden odanın başında bulunuyordu. Döneminde taksi ücretlerindeki zam talepleri ve sektördeki bazı uygulamalar tartışma konusu olmuştu. Seçim sürecinde ise yönetiminin bazı kararları (örneğin taksi aplikasyonu satışıyla ilgili iddialar) ve Ticaret Bakanlığı müfettiş raporlarında belirtilen fazla maaş ödemeleri gibi konular gündeme gelmişti. Seçimin ardından Eyüp Aksu dönemi resmen sona erdi ve yönetim değişikliğiyle yeni bir sayfa açıldı.

İsmet Dalcı'dan ilk mesajlar ve beklentiler

Yeni Başkan İsmet Dalcı, Nevşehirli kökenli bir isim olarak esnaf arasında tanınıyor. Seçim zaferinin ardından tebrik mesajları yağarken, Dalcı'nın vaatleri arasında şunlar öne çıkıyor: 

- Uygulama firmalarına komisyon üst sınırı getirilmesi, 

- Taksiciye özel SGK düzenlemeleri, 

- Oda kaynaklarının şeffaf kullanımı ve esnaf odaklı projeler (örneğin İTEO'ya ait uygulama devreye sokulması), 

- Plaka değerlerinin korunması ve taksicilik itibarının yeniden yükseltilmesi. 

Dalcının "esnafın emeğini ve yatırımını koruma" odaklı vizyonu, sektörde değişim beklentisini artırıyor.

Sektör için ne anlama geliyor?

İstanbul'da taksi taşımacılığı, trafik yoğunluğu, korsan taşımacılık, dijital uygulamalar ve ücret düzenlemeleri gibi sorunlarla boğuşuyor. Yeni yönetimin bu kronik sorunlara çözüm üretmesi, hem esnaf hem de yolcu açısından kritik önem taşıyor. İsmet Dalcı'nın başkanlığı, uzun süredir devam eden Eyüp Aksu yönetiminden sonra taksi sektöründe yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.

Ağrı ve Iğdır'da tefecilik operasyonu: 19 gözaltı

Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi ve Iğdır'da tefecilere yönelik düzenlenen operasyonda 19 kişi gözaltına alındı

08.02.2026 11:33:00
İhlas Haber Ajansı
Ağrı ve Iğdır'da tefecilik operasyonu: 19 gözaltı
Ağrı ve Iğdır'da tefecilik operasyonu: 19 gözaltı
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi ve Iğdır'da tefecilere yönelik düzenlenen operasyonda 19 kişi gözaltına alındı.



Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamaya göre, İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince tefecilik suçuyla mücadele kapsamında çalışma yürütüldü.



Bu kapsamda Doğubayazıt ilçesinde 6 ikamet ve 3 iş yeri ile Iğdır'da 1 ikamet olmak üzere toplam 10 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda 1 milyon lira nakit para ve 2 ruhsatsız tabanca ele geçirildi. Gözaltına alınan 19 şüpheli hakkında adli makamlarca tahkikat başlatıldı.

Hatay'da zeytinyağı tenekelerinden 100 bin uyuşturucu hap çıktı

Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında durdurulan araç içerisindeki zeytinyağı tenekelerinden 100 bin adet uyuşturucu hap çıktı

08.02.2026 11:04:00
İhlas Haber Ajansı
Hatay'da zeytinyağı tenekelerinden 100 bin uyuşturucu hap çıktı
Hatay'da zeytinyağı tenekelerinden 100 bin uyuşturucu hap çıktı
Hatay'da polis ekipleri tarafından gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında durdurulan araç içerisindeki zeytinyağı tenekelerinden 100 bin adet uyuşturucu hap çıktı.



İl Emniyet Müdürlüğü, Kırıkhan Narkotik Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, Kırıkhan ilçesinde bir araç durduruldu.

Durdurulan araçta narko köpek eşliğinde yapılan aramada, zeytinyağı tenekeleri içerisinde gizlenmiş halde toplam 15 kilo 772 gram ağırlığında captagon hap bulundu.



Olayla ilgili olarak K.K. ve A.K. isimli şüpheliler gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adli makamlara sevk edilen şahıslar, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon

Hatay'da esnafı haraca bağlayan, iş yerlerini dağıtan ve silah kaçakçılığı başta olmak üzere çeşitli suçlara karışan 'Dönmezler' suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli tutuklandı

07.02.2026 10:45:00
İhlas Haber Ajansı
Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon
Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon
Hatay'da esnafı haraca bağlayan, iş yerlerini dağıtan ve silah kaçakçılığı başta olmak üzere çeşitli suçlara karışan 'Dönmezler' suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince; yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün alacak-verecek konularında tahsilatçılık yaptığı, haraç vermeyen eğlence mekanlarını tehdit ederek yağma ve mala zarar verme eylemlerinde bulunduğu, ayrıca çek ve senet tahsilatı, tefecilik ve silah kaçakçılığı faaliyetleri yürüttüğü tespit edildi.



Şüphelilerin bu kapsamda 11 ayrı suça karıştığı belirlendi. Soruşturmanın önceki aşamalarında, suç örgütü lideri ve yöneticileri ile birlikte 4 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. 'Dönmezler' suç örgütü yöneticisi ve üyeliği tespit edilen 35 şüpheliden 2'sinin yurt dışında bulunduğu, 7'sinin ise halen ceza infaz kurumunda tutuklu olduğu tespit edildi.



Özel Harekat polis ekiplerinin de yer aldığı operasyonla; 2 Şubat günü saat 06.30'da Hatay, İstanbul ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 17 ruhsatsız tabanca ve şarjörleri, 91 fişek, 2 ruhsatsız av tüfeği, 34 av tüfeği kartuşu, 74 boş senet, 1 yazılı senet, 1 hesap ajandası, 22 cep telefonu, 1 bilgisayar ve başkasına ait 1 kimlik ele geçirildi.



Gözaltına alınan şüphelilerden 16'sı adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 4'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Kayseri merkezli 7 ilde yasa dışı bahis operasyonu

Kayseri merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 46 şüpheli gözaltına alınırken 2 milyar 865 milyon TL'lik işlem hacmi tespit edildi

07.02.2026 10:42:00
İhlas Haber Ajansı
Kayseri merkezli 7 ilde yasa dışı bahis operasyonu
Kayseri merkezli 7 ilde yasa dışı bahis operasyonu
Kayseri merkezli 7 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda 46 şüpheli gözaltına alınırken 2 milyar 865 milyon TL'lik işlem hacmi tespit edildi.

Edinilen bilgiye göre, Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, çevrimiçi yasa dışı bahis suçlarına yönelik MASAK koordinesinde çalışma başlattı.



Yapılan çalışmalarda, çeşitli illegal bahis siteleri üzerinden yasadışı bahis oynatıldığı, bu yöntemle haksız kazanç sağlayan şüphelilerin banka hesaplarında yaklaşık 2 milyar 865 milyon TL işlem hacmi bulunduğu tespit edildi.



Şüpheli şahısların tespiti amacıyla yürütülen soruşturma kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda; Kayseri merkezli olmak üzere Nevşehir, İstanbul, Bursa, Sivas, Sinop ve Adana'da yasadışı bahis organizasyonunda 'setçi ve kasa' olarak faaliyet yürüten ve banka hesaplarını menfaat karşılığı kullandıran şahısların da aralarında bulunduğu, toplam 47 şüpheli şahıs tespit eden ekipler, eş zamanlı operasyon düzenledi.



Operasyonlarda 46 şüpheli şahıs yakalanırken, çok sayıda dijital materyale de el konuldu.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 23 şüpheliden 16'sı tutuklanırken, 7 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat'taki depremlerde yıkılan binanın altında kalan 16 yaşındaki kızının elini hiç bırakmadığı fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, depremin 3'üncü yıl dönümünde kızının kabrini ziyaret etti

06.02.2026 15:21:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:29:10
İhlas Haber Ajansı
Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu
Enkaz altındaki kızının elini hiç bırakmayan baba konuştu
6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, depremin 3. yıl dönümünde Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda bulunan yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde enkazın altında kalan kızının elini bırakmadığı fotoğrafla hafızalara kazınan Mesut Hançer, 3'üncü yılda da evladının mezarının başından ayrılmadı. Hançer, kızının kabrine karanfil bırakarak dua etti.



16 yaşındaki kızı Irmak Leyla Hançer'in mezarındaki fotoğrafa dokunan baba, "Onlar öldü, kurtuldular ama biz burada yaşayan bir ölü olduk" dedi.

Baba Hançer, "Acılar hiç geçmiyor, dün gibi gözümüzün önünde hiç geçmiyor. O manzarayı hiç tamir etmedik. Çünkü biz bir ümitle enkazın başına gittik. Sağ çıkarız veya yaralı falan çıkarız diye. Ama işte üçüncü günü rahmetli olmuş.

Hiç beklemediğimiz anda kaybettik. Ben o gece fırında çalışıyordum. Fırından ulaşamayınca oraya gittim. Ama işte gördüğümüz manzara felaket oldu bizim için. Çünkü her şey yerle bir olmuş. Dört çocuk vardı. En küçüğüm annemdeydi o gün. Cuma günü gezmeye gitmişti ama annemle beraber hepsi pazartesi geleceklerdi. Annem, ablalarım, yeğenlerim, yengem hepsi vefat ettiler.



En küçük kızım rahmetli oldu. Felaketten sonra işte tabii ki değişti. Her tarafımız yıkıldı. Yani onlar öldü, rahmetli oldular kurtuldular ama biz burada yani yaşayan bir ölü olduk onlarla beraber. Onlar toprağa gitti, biz toprağın içinde canlı ölüyüz yani. Çünkü onların ansızın gitmeleri, hepsinin birden gitmeleri çok felaket etti bizi" diye konuştu.

Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında vatandaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret etti. Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda gece saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar kaybettikleri yakınları için dualar etti

06.02.2026 15:03:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:07:46
İhlas Haber Ajansı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, gece saatlerinden itibaren Kapıçam Şehir Mezarlığı'na gelerek, yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde aile fertlerinin büyük bölümünü kaybeden vatandaşlar, mezar başlarında gözyaşı döktü. Dualar edip Kur'an okuyan depremzedeler, acılarının aradan geçen zamana rağmen ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdiler.

Depremzede Hülya Zavrak, "Yaşadıklarımız çok acı, tarifi yok. Ne yapalım, sanki buraya gelince onları görüyormuş ve onlarla sarılıyormuş gibi hissediyoruz" derken, Sultan Yıldırım ise, "Herkesin şehidi var. Ben de enkazdan çıkarıldım, enkazdan oğlumla beraber kurtuldum. Allah herkesin kalbine ferahlık versin" diye konuştu.

"O benim her şeyimdi"

Hatice Polat isimli depremzede de, "Acının tarifi imkansız. Oğlum 21 yaşındaydı, o benim her şeyimdi. Neşeli ve sevecen bir insandı. Tüm ölmüşlerimize rahmet olsun" ifadelerini kullandı.



Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Erzincan'ın Kemah ilçesinde 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

 

06.02.2026 14:38:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:04:20
Anadolu Ajansı
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Erzincan'ın Kemah ilçesinde saat 14.16'da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Kemah ilçesi olan 4,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 4,52 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Vali Hamza Aydoğdu, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, "Erzincan Kemah'ta meydana gelen 4,9 şiddetindeki depremde çok şükür herhangi bir can ve mal kaybı yoktur. Rabbim milletimizi, Erzincanlı hemşehrilerimizi her türlü afetten ve beladan muhafaza eylesin. Geçmiş olsun Erzincan" ifadelerini kullandı.

ABB'den Melih Gökçek atağı

Danıştay'ın Melih Gökçek hakkında soruşturma izni verilmemesine yönelik İçişleri Bakanlığı kararını kaldırmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi, Bülent Arınç'ın soruşturmada tanık olarak dinlenmesi talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu

06.02.2026 13:04:00 / Güncelleme: 06.02.2026 13:09:13
Haber Merkezi
ABB'den Melih Gökçek atağı
ABB'den Melih Gökçek atağı
Danıştay 1. Dairesi, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yürütülen soruşturma sürecinde kritik bir adım attı.

İçişleri Bakanlığı'nın, Gökçek ve dönemin belediye yöneticileriyle ilgili imar planı değişiklikleri yoluyla haksız menfaat sağlandığı iddiasına ilişkin "soruşturma izni verilmemesi" ve şikayetin "işleme konulmaması" kararını oy birliğiyle kaldırdı. (karar 3 Şubat 2026 tarihinde duyuruldu). Bu kararın ardından dosya, yeniden ön inceleme yapılmak üzere İçişleri Bakanlığı'na geri gönderildi.

İçişleri Bakanlığı soruşturmayı engelliyordu

Süreç, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) 2020 yılında başlattığı suç duyurusu üzerine şekillenmişti. İddialar, Gökçek döneminde bazı taşınmazlara yönelik imar planı değişiklikleriyle FETÖ ve FETÖ bağlantılı kişi/şirketlere bireysel menfaat sağlandığı yönündeydi. Daha önce İçişleri Bakanlığı'nın engeli nedeniyle ilerlemeyen dosya, Danıştay'ın müdahalesiyle yeniden hareket kazandı.

ABB, Bülent Arınç'ın tanık olarak dinlenmesini talep etti

Bugün ise Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi başvuru yaparak eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenmesini talep etti. Başvuruda, Arınç'ın kamuoyuna yansıyan açıklamaları özellikle vurgulandı. Arınç, daha önce Gökçek dönemini eleştirerek "Ankara'yı parsel parsel sattılar" ifadesini kullanmış ve 2015'ten beri bu konuda savcılar tarafından çağrılmadığını belirterek "Çağırırlarsa ifade veririm" demişti.

Bu talep, sürecin siyasi boyutunu da öne çıkarıyor. Arınç'ın tanıklığı, iddiaların dayanağı olarak görülen açıklamaların soruşturmada delil değeri taşıyabileceği anlamına geliyor. Başvuru, ABB'nin Gökçek dönemi imar uygulamalarına ilişkin ısrarlı takibinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Top savcılıkta

Savcılık tarafından başvurunun kabul edilip Arınç'ın ifadesine başvurulup başvurulmayacağı henüz netleşmedi. Ancak Danıştay'ın kararıyla soruşturma izni engeli kalktığı için dosyanın ön inceleme aşamasında ilerlemesi ve olası iddianame sürecine evrilmesi bekleniyor.

Kapalıçarşı'da döviz firmalarına 'siber' operasyonu: 48 gözaltı

Siber dolandırıcılık eylemlerinin gelirleri Kapalıçarşı'da döviz firmalarına aktarıldı: 48 gözaltı

06.02.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Kapalıçarşı'da döviz firmalarına 'siber' operasyonu: 48 gözaltı
Kapalıçarşı'da döviz firmalarına 'siber' operasyonu: 48 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, siber dolandırıcılık eylemleri sonucu elde edilen suç gelirlerinin Kapalıçarşı'da faaliyet gösteren döviz firmalarına aktarıldığı tespit edildi.

MASAK tarafından yapılan analizlerde, bu gelirlerin altın alım-satımı yapılmış gibi gösterilerek muhasebeleştirildiği ve yaklaşık 313 milyon TL tutarındaki suç gelirinin yasal finansal sisteme dahil edildiği belirlendi. Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonlar ile 48 şüpheli yakalandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Forex yatırım dolandırıcılığı ile BİMCELL, PTTCELL, İZBAN ve benzeri firmaların internet siteleri birebir kopyalanarak gerçekleştirilen siber dolandırıcılık eylemleri sonucu elde edilen suç gelirlerinin paravan şirketler ve gerçek kişiler adına açılmış hesaplar aracılığıyla Kapalıçarşı'da faaliyet gösteren döviz firmalarına aktarıldığı tespit edildi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından yapılan analizlerde, bu gelirlerin altın alım-satımı yapılmış gibi gösterilerek muhasebeleştirildiği ve bu yöntemle yaklaşık 313 milyon TL tutarındaki suç gelirinin yasal finansal sisteme dahil edildiği belirlendi.

Şüphelilerin 120 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Aklama Suçları Birimi ekipleriyle koordineli şekilde yürütülen soruşturmada, suça iştirak ettiği değerlendirilen bir döviz bürosu ile şüphelilerin suç tarihinden itibaren edindikleri 9 mesken, 4 daire, 14 arsa, 2 depo, 11 otomobil ve 6 motosiklet olmak üzere yaklaşık 120 milyon TL değerindeki mal varlığına el konuldu.

İstanbul merkezli olarak Ankara, Antalya, Bolu, Bursa, İzmir, Kocaeli, Mersin, Osmaniye, Sakarya, Siirt ve Yalova'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 59 şüpheli şahsa yönelik işlem gerçekleştirildi. Düzenlenen operasyonlar ile 48 kişi yakalanırken, diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.