logo
24 EYLÜL 2026

Dün reddettiler bugün onaylıyorlar

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, "2001'de Afganistan'a asker gönderilmesine karşı duran, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere ret oyu veren AKP'lilerin, bugün koşar adım gitmemiz gerektiğini söylemesini" eleştirdi

27.03.2012 00:00:00
 

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, "2001'de Afganistan'a asker gönderilmesine karşı duran, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere ret oyu veren AKP'lilerin, bugün hiçbir şey olmamış gibi davranıp, koşar adım gitmemiz gerektiğini söylemesini" eleştirdi. Bayraktutan, TBMM'de yaptığı basın toplantısında Türk askerinin, Afganistan'da bulunmasına yönelik Hükümet'ten gelen açıklamalara dikkat çekerek "Bugün, Afganistan'a koşar adım gitmemiz gerektiğini söyleyen siyasetçiler, bundan 10 yıl önce TBMM'de gitme olayına açıkça hayır oyu vermişlerdir" dedi. Bayraktutan, TBMM Genel Kurulu'nda, terörizme karşı başlatılan Sürekli Özgürlük Harekatı ve devamının icrası kapsamında TSK'nın yabancı ülkelere gönderilmesine ilişkin Hükümete yetki veren tezkerenin 10 Ekim 2001'deki görüşmelerinde, AK Parti Grubu adına Abdullah Gül'ün, "Bu kadar geniş, kapsamı, sınırı, süresi belli olmayan bir yurt dışına TSK'nın gönderilmesini uygun bulmuyoruz" dediğini hatırlattı. Bayraktutan, şöyle devam etti:

"10 Ekim 2001 yılında Meclis Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen görüşmelerde 52 kişilik AK Parti Grubu'ndan oylamaya katılan 47'sinin ret oyu vermiş idi, bunlar arasında Abdullah Gül, Salih Kapusuz, Abdülkadir Aksu, Faruk Çelik, Sadık Yakut ve Bülent Arınç gibi isimler vardı. Şimdi bu değerli milletvekillerine, kabinede görev yapanlara şunu sormak gerekmez mi; sizin hiç çocuğunuz şehit oldu mu, çocuğunuz al bayraklar içinde evinize getirildi mi, çocuğu evin önüne getirildiğinde 'vatan sağ olsun' diyen bir babanın duygularını hissettiniz mi?" YENİ MESAJ - ANKARA

 

 

‘Fonlarda hareketliliği görüyorduk’

Adalet Bakanı Akın Gürlek: “Biz takip ediyoruz ama başsavcılık resen soruşturma açamıyor”

23.09.2026 21:31:00
Haber Merkezi
 
‘Fonlarda hareketliliği görüyorduk’
‘Fonlarda hareketliliği görüyorduk’
Fon piyasasındaki soruşturmayla ilgili konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "Hareketlilik olduğunu gözlemliyorduk" sözleri tartışma yarattı. Gürlek, savcılığın neden daha önce doğrudan soruşturma başlatamadığı konusunda ise dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Sermaye piyasalarındaki fon işlemlerine yönelik soruşturma genişlerken, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in "fonlarda hareketlilik olduğunu gözlemliyorduk" açıklaması yeni bir tartışmanın kapısını açtı.

Gürlek, ilgili kurumların piyasadaki hareketliliği takip ettiğini belirtirken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının tek başına resen soruşturma başlatmasının mümkün olmadığını söyledi.

"TAKİP EDİYORDUK AMA…"

Gürlek'in açıklamasındaki kritik nokta, savcılığın önündeki hukuki mekanizmaya ilişkin sözleri oldu.

Bakanın anlatımına göre süreç, savcılığın "şüpheli hareketlilik var" diyerek doğrudan soruşturma başlatmasından ziyade, SPK'nın inceleme ve suç duyurusu mekanizması üzerinden ilerledi.

Nitekim Adalet Bakanlığının 18 Eylül tarihli açıklamasında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının sermaye piyasalarındaki şüpheli işlemleri takip ettiği, SPK'ya soruşturma izni verilmesi amacıyla müzekkereler gönderildiği ve sonrasında SPK tarafından 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesi kapsamındaki manipülasyon iddiaları hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi.

SONUÇ: PARA NEREYE GİTTİ?

Soruşturmanın bir diğer önemli boyutu ise yurt dışına çıkarıldığı belirtilen paralar.

Gürlek, amaçlarının bu paraların Türkiye'ye getirilmesi ve mağdur olmayan, yani "iyi niyetli" yatırımcıların paralarına ulaşabilmesini sağlamak olduğunu söyledi.

18 Eylül itibarıyla açıklanan soruşturmada 4 şüpheli tutuklanırken, 51 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol uygulanmış; malvarlıklarının kaçırılmasını önlemek amacıyla hesaplar ve malvarlığı değerleri hakkında tedbir kararları alınmıştı.

Soruşturma ise devam ediyor. 22 Eylül'de Gürlek, operasyonlar kapsamında toplam 60 kişi hakkında adli işlem başlatıldığını, 4 kişinin tutuklandığını, 44 kişinin gözaltında olduğunu ve 12 kişi hakkında yakalama çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

ASIL SORU

Bakanın "hareketliliği gözlemliyorduk" sözleriyle birlikte şimdi kamuoyunun önündeki soru daha da belirginleşiyor:

Hareketlilik önceden görülüyorsa, savcılığın doğrudan harekete geçebilmesi için neden SPK sürecinin tamamlanması beklendi?

Bu sorunun yanıtı, soruşturmanın hukuki sürecinin nasıl işlediğinin yanı sıra, şüpheli para hareketlerinin ne zaman tespit edildiği ve hangi aşamada adli makamlara aktarıldığı açısından önem taşıyor.

Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu soruşturmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Fon piyasalarında son iki yıldır yaşanan olağan dışı hareketlilikleri yakından takip ettiklerini belirten Gürlek, yurt dışına kaçırılmak istenen 40 milyon dolarlık transferin adli tedbirlerle bankada bloke edilerek engellendiğini açıkladı. Bakan Gürlek, yargı sürecinin öncelikli amacının iyi niyetli vatandaşların mağduriyetlerini gidermek ve kaçırılan paraları ülkeye geri getirmek olduğunu vurguladı

23.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Akın Gürlek: "Amacımız paraları geri getirmek"
Birleşmiş Milletler zirvesi kapsamında gittiği New York'ta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, borsada yaklaşık 8,5 milyon vatandaşın yatırım yaptığını hatırlatarak piyasadaki hareketliliği uzun süredir gözlemlediklerini ifade etti.

Son iki yıllık süreçte bazı yatırım fonları ve bağlı hisselerde orantısız büyümeler yaşandığına dikkat çeken Gürlek, "Bazı hisseler normal seyrinde ilerlerken, bazılarında yüzde 400, yüzde 500 hatta yüzde 5 bin seviyelerine ulaşan anormal, olağan dışı artışlar tespit ettik" dedi.

Bakan Gürlek, başsavcılıkların bu tür sermaye piyasası suçlarında Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) ihbarı veya izni olmadan resen soruşturma başlatamadığını hatırlatarak, yapılan tespitlerin ardından sürecin hızla hukuki boyuta taşınması için SPK ile gerekli koordinasyonun sağlandığını ve adli adımların atıldığını aktardı.

"40 milyon dolarlık transfer bankada engellendi"

Soruşturma kapsamında şüphelilerin mal varlıklarına ve şirketlerine yönelik gecikmeksizin el koyma ve tedbir kararları uygulandığını belirten Gürlek, operasyonun mali ayağına dair kritik bir bilgiyi paylaştı.

Fon sahiplerinin ve yöneticilerinin paraları yurt dışına kaçırma girişiminde bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, "Yurt dışına para çıkarmaya çalıştılar, anlık hamlelerle bunu durdurduk. Tam 40 milyon dolarlık bir para transferi gerçekleştirilmek istenirken, aldığımız mahkeme kararı doğrultusunda banka bu transfere izin vermedi ve para bloke edildi" şeklinde konuştu.

Soruşturma dalga dalga genişliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesinin ardından derinleştirilen soruşturmada gözaltı ve tutuklama sayıları da artıyor.

Bakan Gürlek, dosya kapsamında şu ana kadar toplam 60 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını açıkladı. Yürütülen operasyonlar neticesinde aralarında fon yönetim kurulu başkanları ve şirket yöneticilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, firari durumda olan şüphelilerin yakalanması için çalışmaların titizlikle sürdüğü belirtildi.

"Cumhurbaşkanımız süreci yakından takip ediyor"

Soruşturmanın sadece adli değil, çok boyutlu bir mali koordinasyonla yürütüldüğünü ifade eden Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da gelişmeleri yakından izlediğini dile getirdi.

Konuyla ilgili olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı, BDDK ve SPK başkanlarıyla düzenli değerlendirme toplantıları yaptıklarını söyleyen Gürlek, "Vatandaşlarımızın dişinden tırnağından artırarak yaptığı birikimlerin iyi niyet suistimaliyle heba edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Asıl amacımız, yurt dışına kaçırılan bu paraları geri getirmek ve hak sahiplerinin mağduriyetlerini tamamen gidermektir" diyerek kararlılık mesajı verdi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

23.09.2026 13:30:00 / Güncelleme: 23.09.2026 13:34:14
Haber Merkezi
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, X hesabından yaptığı açıklamada CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini duyurdu. Kararında parti içinde yapılan bazı açıklamaların etkili olduğunu belirten Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tüm Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini söyledi.
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrılarak görevine bağımsız devam etme kararı aldığını açıkladı. X hesabından yaptığı paylaşımda parti içindeki açıklamalara işaret eden Yavaş, "Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur" diyerek hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini belirtti.
 
Yavaş'ın X hesabından yaptığı açıklama şöyle:
 
"Sevgili Hemşehrilerim, Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.

19 Mart'la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye'de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
 
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
 
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
 
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
 
Tam tersine; Ankara'da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
 
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
 
Ankara'da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
 
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
 
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
 
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
 
Biz bunu Ankara'da başardık.
 
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
 
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
 
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi'nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP'ye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
 
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
 
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
 
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
 
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
 
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
 
O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir.
 
Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır…
Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim.
 
Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir.
 
Makamlar geçicidir.
Siyasi şartlar değişebilir.
Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez.
 
Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım.
 
Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir.
Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

23.09.2026 12:00:00
AA
 
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi.

Bakanlığın sosyal medya hesabındaki açıklamasında, zanlılardan 61'inin Gürcistan'dan, 4'er suçlunun Yunanistan ve Almanya'dan, ikişer suçlunun Fransa ile ABD'den, diğerlerinin ise İngiltere, Sırbistan ve Azerbaycan'dan iadesinin gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.Ö, M.Ü, M.A.Ç, U.A, V.H, Y.B, D.T, A.K, M.E.D, E.K, H.S, B.Ö, H.Ö, Ö.Ö, M.C, D.T, S.H, E.S.I, F.Ş.Ç, D.A.Ş, F.D, A.Y.Ö, A.D, B.A, E.A, B.S, A.P, S.E. ve B.E. ile ulusal seviyede aranan R.İ, R.Ö, U.T, M.R, G.K, Y.D, A.M, M.T, E.K, C.T, M.K, M.Ş, S.K, M.G, K.A, E.K, M.Ü, M.K, F.E.A, F.U, M.C.A, S.Y, S.Ö, M.Ö, F.C.B, H.D, M.E, K.A.İ, H.Y, D.Z, M.D.Ş, U.S.Ç, Ü.A, A.C, M.O.Ö, M.B, G.S, E.A, U.K, M.Y, C.Ö, A.D, G.K, E.İ, E.İ, M.Ö. ve M.U. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.

EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunanların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak işbirliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."

ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

ÖSYM'nin, 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı" başvuruları başladı

 

23.09.2026 11:03:00
Anadolu Ajansı
 
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı
ÖSYM'nin eczacılık sınavlarına başvurular başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 7 Kasım'da uygulanacak "2026 Eczacılıkta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (2026-EUS) ve 2026 Eczacılık Alanında Yurt Dışı Yükseköğretim Diploma Denkliği için Seviye Tespit Sınavı (2026-STS Eczacılık)" başvuruları başladı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, bugün başlayan başvurular 1 Ekim'e kadar sürecek.

Adaylar, başvurularını ÖSYM başvuru merkezlerinin yanı sıra ÖSYM'nin "https://ais.osym.gov.tr" internet adresinden veya ÖSYM aday işlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Sınavlara ilişkin ayrıntılı bilgi sınav kılavuzlarında yer alıyor.

8 ayda en az 259 kadın katledildi

Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri, alınan önlemlere ve yürütülen mücadelelere rağmen 2026 yılında da hız kesmeden can almaya devam ediyor. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) tarafından açıklanan en güncel veriler, koruma mekanizmalarındaki yetersizliği ve dijital hafıza merkezi olan Anıt Sayaç üzerindeki acı bilançonun her geçen gün büyüdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi

22.09.2026 19:20:00
Eyüp Kabil
 
8 ayda en az 259 kadın katledildi
8 ayda en az 259 kadın katledildi
Açıklanan son raporlara göre, Ağustos 2026 ayı içerisinde Türkiye genelinde 22 kadın, erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybetti. Cinayetlerin arkasındaki acı gerçekler ise değişmedi: Katledilen kadınların büyük bir çoğunluğu boşanma isteği, barışmayı reddetme veya kendi hayatlarına dair bağımsız kararlar almak istemeleri gerekçesiyle en yakınlarındaki erkekler tarafından hedef alındı.

2026 yılının ilk 8 ayı (Ocak - Ağustos) toplandığında ise erkek şiddeti kurbanı olan kadın sayısı en az 259'a ulaştı. Raporlar, kadınların güvenli liman olarak görmesi gereken evlerin, hâlâ en tehlikeli alanlar olmaya devam ettiğini ve cinayetlerin %55'inden fazlasının yaşam alanlarında, çoğunlukla ateşli silahlarla işlendiğini ortaya koyuyor.

"Şüpheli ölüm" sayılarındaki kritik artış

Son dönem verilerinde en dikkat çekici ve endişe uyandıran detayların başında şüpheli kadın ölümleri geliyor. 2026'nın ilk 8 ayında sivil toplum kuruluşlarının kayıtlarına geçen şüpheli kadın ölümü sayısı 215 olarak belirlendi.


Dönem (2026)

Erkekler Tarafından Öldürülen Kadın

Şüpheli Kadın Ölümü

Ocak – Haziran150

150

151

Temmuz

25

31

Ağustos

22

33

Toplam
(İlk 8 Ay)

197 (KCDP) / 259 (TKDF)

215

Not: Kurumların "aile içi cinayet", "şüpheli ölüm" veya "kadın cinayeti" tanımlamalarındaki metodolojik farklar nedeniyle sivil toplum verilerinde dönemsel sayısal değişiklikler görülebilmektedir.

Uzmanlar, özellikle yüksekten düşme, nehir yataklarında bulunma veya intihar süsü verilmiş vakaların oranındaki artışa dikkat çekiyor. Şüpheli ölümlerin %61'inde ölüm nedeninin tam olarak belirlenememesi, faillerin cezalandırılmasının önüne geçen en büyük hukuki engellerden biri olarak değerlendiriliyor.

"5 günde 10 kadın": Koruma kararları etkin uygulanıyor mu?

Eylül 2026 itibarıyla Meclis gündemine de taşınan iddialar, sistemdeki boşlukları yeniden tartışmaya açtı. Siyasi partilerin kadın kolları temsilcileri ve milletvekilleri, sadece 17-21 Eylül 2026 tarihleri arasındaki 5 günlük kısa sürede 10 kadının cinayet veya şüpheli ölüm dalgasıyla yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hukukçular ve kadın hakları savunucuları, tehlike altındaki kadınların kolluk kuvvetlerine başvurmasına rağmen koruma kararlarının sahada etkin şekilde uygulanmadığını savunuyor. Katillerin karakollarda dahi tehditlerine devam edebilmesi ve adli kontrol şartlarının esnekliği, caydırıcılığı ortadan kaldıran temel unsurlar olarak öne çıkıyor.

Çözüm arayışı ve çağrılar

Kadın örgütleri, şiddeti önlemenin yolunun kağıt üzerindeki kanunlardan ziyade bütüncül politikaların hayata geçirilmesinden geçtiğini vurguluyor. Sivil toplumun ortak talepleri şu noktalarda yoğunlaşıyor:

* 6284 Sayılı Kanun'un hiçbir esneme payı bırakılmadan, harfiyen uygulanması,

* Uzaklaştırma ve koruma kararlarının ihlali durumunda faillere derhal zorlama hapsi verilmesi,

* Uluslararası bir güvence olan İstanbul Sözleşmesi'ne yeniden dönülmesi.

Türkiye'de kadınlar her gün sokaklarda, iş yerlerinde ve evlerinde yaşam mücadelesi verirken; dijital anıt sayaçlar her geçen dakika bir kadının daha ismini hafızaya kazımaya devam ediyor.

AKOM'dan İstanbul için uyarı

AKOM, İstanbul'da yarın metrekareye 60 ila 100 kilogram yağış düşebileceğini duyurdu

 

22.09.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
AKOM'dan İstanbul için uyarı
AKOM'dan İstanbul için uyarı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), kentte yarın metrekareye 60 ila 100 kilogram yağış düşebileceğini duyurdu.

AKOM'dan yapılan açıklamaya göre, bugün itibarıyla İstanbul'da şiddetli yağışlar başlayacak ve buna bağlı olarak sıcaklıklar düşecek.

Marmara Bölgesi'ndeki yağışların etkisini artırması ve Avrupa Yakası Boğaz Çevresi ile Anadolu Yakası genelinde bugün metrekare başına 20 ila 40 kilogram yağış görülmesi bekleniyor.

Sıcaklıkların akşam saatlerine kadar azalarak 16 derece civarına gerileyeceği, yağışların yarın gece saatlerine kadar etkili olacağı, rüzgarın kuzeyli yönlerden aralıklarla saatte 30 ila 60 kilometre hızla (fırtına şeklinde) eseceği, yarın aralıklarla kuvvetli sağanak ve yer yer çok kuvvetli (metrekareye 60 ila 100 kilogram) gök gürültülü sağanak yağış geçişlerinin yaşanacağı öngörülüyor.

Karadeniz'in nemli havasını taşıyan poyrazdan dolayı nem miktarının özellikle en yüksek seviyelere çıktığı bugünlerde, atmosferin üst seviyesinin soğuk, yer seviyesinin denizden ve karadan sıcak oluşu nedeniyle yıldırımlı, şimşekli, fırtınalı, gök gürültülü kuvvetli sağanak yağmur geçişleri bekleniyor.

AKOM, vatandaşları ani su baskınları, ulaşımda yaşanabilecek aksamalar, yıldırım ve kuvvetli yağış nedeniyle oluşabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olmaya çağırdı.

Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında

Turgutlu'da sabah saatlerinde okul servisi bekleyen öğrencilerin üzerine av tüfeğiyle rastgele ateş açıldı. 15 yaşındaki saldırgan H.O. kısa sürede yakalanırken, olayla ilgili adli soruşturmada anne, baba ve dede de gözaltına alındı. Bakanlıklar teyakkuza geçti

22.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Saldırganın anne, baba ve dedesi de gözaltında
Türkiye bugün sabah saatlerinde Manisa'dan gelen kara haberle sarsıldı. Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yer alan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yakınlarında saat 07.59 sıralarında meydana gelen silahlı saldırıda, 2'si ağır olmak üzere 11 öğrenci yaralandı. 15 yaşındaki okul öğrencisi saldırgan H.O. ile birlikte ailesi de gözaltına alınırken, olay ülkede büyük bir infiale yol açtı.

Sabah saatlerinde rastgele ateş açtı

Olay, Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi Pehlivan Sokak üzerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, okul binasının yakınında öğrencilerin servis beklediği esnada yaya olarak elinde av tüfeğiyle gelen 15 yaşındaki H.O., çevreye rastgele ateş etmeye başladı. Silah sesleri üzerine çevrede büyük bir panik yaşanırken, kurşunların hedefi olan öğrenciler kanlar içinde yere yığıldı.

Saldırganın elinde pompalı tüfekle yürüdüğü ve olayın ardından koşarak kaçtığı anlar, çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına anbean yansıdı. 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan yoğun ihbarların ardından bölgeye çok sayıda ambulans ve polis ekibi sevk edildi.

3 öğrenci üniversite hastanesine sevk edildi

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ve yerel makamlar tarafından yapılan açıklamalarda, saldırıdan etkilenen 11 kişinin tamamının öğrenci olduğu bildirildi. Yaralıların ilk müdahaleleri Turgutlu Devlet Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Ancak hayati tehlikesi bulunan ve durumları ağır olan 3 öğrenci, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edildi.

"Kız meselesi" iddiası ve aile boyu gözaltı

Güvenlik güçlerinin hızlı takibi neticesinde saldırıyı gerçekleştiren 15 yaşındaki H.O., suç aleti tüfekle birlikte kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. İlk belirlemelere göre şüphelinin, aynı okulun 9-C sınıfı öğrencisi olduğu ve olaydan bir gün önce okul önünde akranlarıyla "kız meselesi" yüzünden kavga ettiği öğrenildi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, adli sürece ilişkin yaptığı açıklamada çok çarpıcı bir detayı paylaştı. Bakan Gürlek, 15 yaşındaki zanlının yanı sıra, silahın muhafaza koşulları ve ihmaller zincirinin araştırılması kapsamında çocuğun annesi, babası ve silahın sahibi olduğu belirlenen dedesinin de gözaltına alındığını duyurdu. Ayrıca olay öncesinde akran zorbalığı iddialarının da titizlikle incelendiği aktarıldı.

7 müfettiş görevlendirildi

Yaşanan facianın ardından devletin ilgili tüm kurumları Manisa için harekete geçti.

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), saldırının yaşandığı İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde eğitim öğretime 22 Eylül günü için ara verildiğini açıkladı. Karadeniz programları kapsamında Trabzon'da bulunan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, programlarını acilen iptal ederek özel uçakla Manisa'ya hareket etti.

Diğer yandan olayın her yönüyle soruşturulması için İçişleri Bakanlığı 2 Mülkiye ve 2 Polis Başmüfettişi; MEB ise 3 Bakanlık müfettişi görevlendirerek bölgeye gönderdi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, olaydan etkilenen öğrenci, veli ve öğretmenler için 25 kişilik psikososyal destek ekibinin sahada çalışmalara başladığını duyurdu.

Okul önünde gerginlik ve RTÜK'ten yayın uyarısı

Saldırı haberini alan endişeli veliler okul önüne akın etti. Çocuklarının durumunu öğrenmek isteyen aileler ile okul çevresinde emniyet şeridi çeken kolluk kuvvetleri arasında zaman zaman arbede ve gergin anlar yaşandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) ise toplumsal infiali ve bilgi kirliliğini önlemek adına medyaya acil bir uyarı yayınladı. RTÜK, olay anına ait şiddet unsuru içeren korkutucu görüntülerin paylaşılmamasını, yalnızca resmi makamların açıklamalarına itibar edilmesini isteyerek aksine hareket eden kanallara yasal yaptırım uygulanacağını hatırlattı.

Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı sosyal medya platformlarında olay üzerinden provokasyon ve dezenformasyon yapan hesaplara karşı geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. Olayla ilgili çok yönlü adli ve idari tahkikat kararlılıkla sürdürülüyor.

Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir okul önünde bugün silahlı saldırı düzenlendi. İkisi ağır 11 kişi yaralandı. Söz konusu saldırı okullardaki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme getirdi.

Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde bugün silahlı saldırı düzenlendi. İkisi ağır 11 kişi yaralandı. Silahla ateş açan kişi, saldırganın annesi, babası ve dedesi de gözaltına alındı. Olayın yaşandığı okulda eğitime ara verildi. Söz konusu saldırı okullardaki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme getirdi

22.09.2026 15:26:00 / Güncelleme: 22.09.2026 15:42:29
Ahmet Turan Yiğit
 
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir okul önünde bugün silahlı saldırı düzenlendi. İkisi ağır 11 kişi yaralandı. Söz konusu saldırı okullardaki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme getirdi.
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir okul önünde bugün silahlı saldırı düzenlendi. İkisi ağır 11 kişi yaralandı. Söz konusu saldırı okullardaki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme getirdi.
Manisa'nın Turgutlu ilçesindeki İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde bugün silahlı saldırı düzenlendi. İkisi ağır 11 kişi yaralandı. Silahla ateş açan kişi, saldırganın annesi, babası ve dedesi de gözaltına alındı. Olayın yaşandığı okulda eğitime ara verildi. Söz konusu saldırı okullardaki güvenlik zafiyetini yeniden gündeme getirdi.

Okullarda şiddetin önlenmesi yalnızca güvenlik kameraları ve disiplin cezalarıyla mümkün değil. Uzmanlara göre öğrencilerin kendini güvende, değerli ve bir topluluğa ait hissetmesi en az güvenlik önlemleri kadar önemli. Gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının karşılanmadığı durumlarda yalnızlık, öfke ve umutsuzluk duyguları şiddete zemin hazırlayabiliyor.

Aidiyet ve değerlilik duygusu güçlendirilmeli

Bir topluluğa ait olma, kendini önemli hissetme ve yaşamına anlam katan amaçlara sahip olma gençler için temel ihtiyaçlar arasında. Bu alanlardaki eksiklikler, öğrencilerin içe kapanmasına, öfke ve umutsuzluk yaşamasına yol açabiliyor. "Kimse beni anlamıyor" düşüncesi, şiddet riskinin habercisi olabiliyor.

Güvenilir bir yetişkinle kurulan ilişki koruyucu rol oynar

Öğrencinin hayatında güvenebileceği bir yetişkinin bulunması, şiddeti önlemede kritik bir etken. Öğretmen, okul psikolojik danışmanı veya ebeveynle kurulan güvenli ilişkiler, çocuğun çevresine ve hayata duyduğu güveni artırıyor. Bu nedenle şiddeti önleme çalışmalarında yalnızca davranışlara değil, ilişkilerin niteliğine de odaklanmak gerekiyor.

Kamera ve disiplin önlemleri tek başına yeterli değil

Şiddet çoğu zaman öncesinde işaretler veren bir süreç içinde gelişiyor. Sosyal geri çekilme, yoğun öfke, tehdit dili ve planlama davranışları erken dönemde fark edilirse önleme şansı artıyor. Metal dedektörleri, kamera sistemleri ve disiplin cezaları tek başına yeterli değil; psikolojik ve sosyal destek çalışmalarıyla birlikte yürütülmeli.

Üç aşamalı önleme yaklaşımı

Uzmanlar, okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım öneriyor:

Birincil önleme: Tüm öğrencileri kapsayan sosyal-duygusal öğrenme, empati eğitimi ve zorbalık karşıtı programlar.

İkincil önleme: Sessizleşen ve yalnızlaşan öğrencilerin erken fark edilmesi, depresyon belirtilerinin izlenmesi.

Üçüncül önleme: Yüksek risk durumlarında kriz müdahalesi ve aile-okul-uzman iş birliği.

Dijital yaşam da kapsanmalı

Modern önleme çalışmalarının yalnızca okul içinde değil, dijital yaşamda da sürdürülmesi gerekiyor. Yoğun ekran maruziyeti sosyal izolasyona yol açabiliyor, bazı rol modeller şiddeti estetikleştirebiliyor. Bu nedenle öğrencilerin dijital ortamda karşılaştıkları içerikler de dikkatle değerlendirilmelidir.

Kırşehir merkezli 4 ilde "yasa dışı bahis" operasyonu: 13 şüpheli tutuklandı

Kırşehir merkezli 4 ilde düzenlenen yasa dışı bahis operasyonunda gözaltına alınan 13 şüpheli, çıkarıldıkları adli mercilerce tutuklandı

22.09.2026 14:12:00 / Güncelleme: 22.09.2026 14:16:05
İHA
 
Kırşehir merkezli 4 ilde "yasa dışı bahis" operasyonu: 13 şüpheli tutuklandı
Kırşehir merkezli 4 ilde "yasa dışı bahis" operasyonu: 13 şüpheli tutuklandı
Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerin yasa dışı bahis faaliyetlerine yönelik çalışma başlatıldı.

Alınan MASAK raporu doğrultusunda, futbol ve diğer spor müsabakaları üzerinden yasa dışı bahis ve şans oyunlarından gelir elde edilmesine ve bu gelirlerin nakline aracılık edildiği değerlendirilen bir şüphelinin hesap hareketleri incelendi.

Yapılan mali analizler, detaylı hesap hareketleri ile IP/Port incelemeleri sonucunda, şüpheli hesaplarında 54 milyon 821 bin 376 TL'yi aşan para hareketliliği tespit edildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında yapılanma içerisinde yer aldığı değerlendirilen 13 şüpheli belirlendi.



Kırşehir merkezli olmak üzere Batman, Manisa ve Ordu'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 13 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda 13 cep telefonu, 14 SIM kart, 1 laptop, 1 av tüfeği, 1 kurusıkı tabanca, 1 şarjör ve 3 fişek ele geçirildi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen M.U., Ö.D., M.C.A., M.Y.A., Ö.F.K., E.D., B.A., Ö.T., C.A., R.S., M.E.Y., M.S. ve B.A. tutuklanarak cezaevine gönderildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.