Umre yolculuğu, insanın hayatında sıradan bir yolculuk değildir. Bu yolculukta insan, yalnızca bir mekândan başka bir mekâna gitmez; gönlünü de beraberinde taşıyarak mukaddes beldelere doğru yola çıkar. Kâbe-i Muazzama'nın heybeti karşısında Allah'ın huzurunda olduğunu hisseden mümin, Medine-i Münevvere'ye ulaştığında ise gönlünü Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) huzuruna yöneltir.
Mekke'de Kâbe vardır; Medine'de ise Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) hatırası, mübarek mescidi ve kabr-i şerifi vardır. Bu sebeple umre yolculuğunu yalnızca Kâbe'yi görmekten ibaret düşünmek, bu manevi yolculuğun önemli bir boyutunu eksik bırakmak olur.
Burada atılan her adım, İslam tarihinin canlı bir hatırasına dokunur. Mescid-i Nebevî'ye girildiğinde insan, sadece büyük bir mabede girmiş olmaz; aynı zamanda Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) ashabıyla namaz kıldığı, ümmetine nasihat ettiği, insanları Allah'a davet ettiği mübarek mekânda bulunmanın huzurunu yaşar.
Bu sebeple Medine ziyareti, geçmişi hatırlamak için yapılan sıradan bir ziyaret değildir. Asıl mesele, o büyük hayatın bugün bizim hayatımıza ne söylediğini anlayabilmektir.
Ravza'da insanın gönlüne hâkim olan duygu, kelimelerle anlatılması kolay olmayan bir muhabbettir. Çünkü burada Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) izleri vardır.
Fakat bu ziyaretin asıl anlamı, sadece duygulanmak değildir. Peygamber Efendimiz'i (s.a.a.) sevmek, onun getirdiği ilahi mesajı anlamayı ve hayatımıza taşımayı gerektirir. Sevgi, insanı dönüştürmüyorsa sadece sözde kalır.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) kabr-i şerifinin huzurunda insan, dünyanın bütün gürültüsünden uzaklaşır. Bir zamanlar bu dünyada yaşayan, Allah'ın mesajını insanlara ulaştıran ve ümmetine büyük bir rahmet olarak gönderilen o kutlu Peygamber'in huzurunda olduğunu düşünür.
Nitekim Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) kabr-i şerifini ziyaret konusunda rivayet edilen, "Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, sanki beni hayatta iken ziyaret etmiş gibidir" anlamındaki hadis-i şerif, bu ziyaretin gönüllerdeki yerini daha da anlamlı hâle getirmektedir.
Burada önemli olan, ziyareti kuru bir merasim hâline getirmemektir. İnsan, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) huzurunda kendi hayatını da sorgulamalıdır:
Ben onun ümmetine layık bir hayat yaşayabiliyor muyum?
Onun ahlakından ne kadar nasiplenebildim?
Onun getirdiği rahmet, adalet, merhamet ve kardeşlik anlayışını hayatıma ne kadar taşıyabiliyorum?
İşte Medine ziyaretinin insana kazandırması gereken asıl muhasebe budur.
Çünkü İslam, sadece ziyaret edilen mekânlarda yaşanan bir duygu değildir. İslam, insanın günlük hayatına taşınması gereken bir hakikattir.
Medine'den ayrılan insanın gönlünde bir hasret kalır. Fakat bu hasret, aynı zamanda bir sorumluluk da doğurmalıdır. Orada görülen güzellikler, orada hissedilen manevi huzur ve Peygamber Efendimiz'e (s.a.a.) duyulan muhabbet, memlekete dönüldüğünde de devam etmelidir.
Asıl kazanç, Medine'den ayrılırken gönülde Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) sevgisini taşıyabilmektir.
Mekke'de Kâbe vardır; Medine'de ise Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) hatırası, mübarek mescidi ve kabr-i şerifi vardır. Bu sebeple umre yolculuğunu yalnızca Kâbe'yi görmekten ibaret düşünmek, bu manevi yolculuğun önemli bir boyutunu eksik bırakmak olur.
Medine'ye varış
Medine-i Münevvere'ye yaklaşırken insanın gönlünde farklı bir heyecan belirir. Çünkü burası, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) hicret ederek İslam toplumunu inşa ettiği, insanlığa örnek olacak bir medeniyetin temellerini attığı şehirdir.Burada atılan her adım, İslam tarihinin canlı bir hatırasına dokunur. Mescid-i Nebevî'ye girildiğinde insan, sadece büyük bir mabede girmiş olmaz; aynı zamanda Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) ashabıyla namaz kıldığı, ümmetine nasihat ettiği, insanları Allah'a davet ettiği mübarek mekânda bulunmanın huzurunu yaşar.
Bu sebeple Medine ziyareti, geçmişi hatırlamak için yapılan sıradan bir ziyaret değildir. Asıl mesele, o büyük hayatın bugün bizim hayatımıza ne söylediğini anlayabilmektir.
Ravza'da bir başka huzur
Mescid-i Nebevî'nin içinde bulunan Ravza-i Mutahhara, müminlerin gönlünde ayrı bir yere sahiptir. Peygamber Efendimiz (s.a.a.) burada bulunmuş, burada namaz kılmış, burada ümmetine yol göstermiştir.Ravza'da insanın gönlüne hâkim olan duygu, kelimelerle anlatılması kolay olmayan bir muhabbettir. Çünkü burada Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) izleri vardır.
Fakat bu ziyaretin asıl anlamı, sadece duygulanmak değildir. Peygamber Efendimiz'i (s.a.a.) sevmek, onun getirdiği ilahi mesajı anlamayı ve hayatımıza taşımayı gerektirir. Sevgi, insanı dönüştürmüyorsa sadece sözde kalır.
Peygamber Efendimizin (s.a.a.) Kabr-i Şerif'ini ziyaret
Umre için mukaddes beldelere gelenlerin Medine-i Münevvere'yi ziyaret etmeleri ve Mescid-i Nebevî'de Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) kabr-i şerifini ziyaret etmeleri, bu yolculuğun en anlamlı duraklarından biridir.Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) kabr-i şerifinin huzurunda insan, dünyanın bütün gürültüsünden uzaklaşır. Bir zamanlar bu dünyada yaşayan, Allah'ın mesajını insanlara ulaştıran ve ümmetine büyük bir rahmet olarak gönderilen o kutlu Peygamber'in huzurunda olduğunu düşünür.
Nitekim Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) kabr-i şerifini ziyaret konusunda rivayet edilen, "Kim beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, sanki beni hayatta iken ziyaret etmiş gibidir" anlamındaki hadis-i şerif, bu ziyaretin gönüllerdeki yerini daha da anlamlı hâle getirmektedir.
Burada önemli olan, ziyareti kuru bir merasim hâline getirmemektir. İnsan, Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) huzurunda kendi hayatını da sorgulamalıdır:
Ben onun ümmetine layık bir hayat yaşayabiliyor muyum?
Onun ahlakından ne kadar nasiplenebildim?
Onun getirdiği rahmet, adalet, merhamet ve kardeşlik anlayışını hayatıma ne kadar taşıyabiliyorum?
İşte Medine ziyaretinin insana kazandırması gereken asıl muhasebe budur.
Ziyaret bir muhasebedir
Mukaddes mekânları ziyaret etmek, insanın geçmişini ve bugününü yeniden değerlendirmesine vesile olmalıdır. Kâbe'de Allah'ın huzurunda duran insan, Medine'de Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) hayatını düşünerek kendi hayatına bakmalıdır.Çünkü İslam, sadece ziyaret edilen mekânlarda yaşanan bir duygu değildir. İslam, insanın günlük hayatına taşınması gereken bir hakikattir.
Medine'den ayrılan insanın gönlünde bir hasret kalır. Fakat bu hasret, aynı zamanda bir sorumluluk da doğurmalıdır. Orada görülen güzellikler, orada hissedilen manevi huzur ve Peygamber Efendimiz'e (s.a.a.) duyulan muhabbet, memlekete dönüldüğünde de devam etmelidir.
Asıl kazanç, Medine'den ayrılırken gönülde Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) sevgisini taşıyabilmektir.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Medine: Gönüllerin Peygamber Efendimize yolculuğu / 24.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Cephedeki görünmeyen güç: İman, dua ve tevekkül / Zafere giden kutlu yol -10- / 15.09.2026
- Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9- / 14.09.2026
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026
- Yola çıkmadan önce yoldaşınızı seçmelisiniz / 23.09.2026
- Gönül dostlarıyla yolculuk güzel / 22.09.2026
- Kâbe’den döndük, gönülden dönemedik / 21.09.2026
- Zaferden emanete: 30 Ağustos'un bize bıraktığı sorumluluk / Zafere giden kutlu yol -12- / 17.09.2026
- Din ve vatan: Millî Mücadele'nin manevi cephesi / Zafere giden kutlu yol -11- / 16.09.2026
- Cephedeki görünmeyen güç: İman, dua ve tevekkül / Zafere giden kutlu yol -10- / 15.09.2026
- Bir milletin gücü: İman, fedakârlık ve birlik / Zafere giden kutlu yol -9- / 14.09.2026
- Zaferden diplomasiye: Bağımsızlığın hukukî temelleri / Zafere giden kutlu yol -8- / 13.09.2026
- Anadolu'nun kurtuluş koşusu: Dumlupınar'dan İzmir'e / Zafere giden kutlu yol -7- / 12.09.2026























































