logo
24 EYLÜL 2026

Dev vurgun, 10 aylık sessizlik ve 455 bin yatırımcının mağduriyeti

24.09.2026 00:00:00
 

Sermaye piyasalarında patlak veren fon krizi, Türkiye finans tarihinin en sarsıcı skandallarından birine dönüştü. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen geniş çaplı operasyonlarda; Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Tera Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin ve Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün de aralarında bulunduğu üst düzey yöneticiler tutuklandı. 

Soruşturmada tutuklu sayısı kısa sürede 9'a yükselirken, şüphelilere "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet" suçlamaları yöneltildi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ise 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini ve bu fonlarda tam 455 bin 758 tekil yatırımcının bulunduğunu resmi olarak açıkladı. 

Yürütülen tasfiye sürecinin İş Bankası ve Ziraat Bankası aracılığıyla, azami 6 ay içerisinde tamamlanması öngörülüyor. 

Ancak tablonun arkasındaki devasa finansal büyüklükler ve operasyon zamanlaması, kamuoyundaki adalet ve denetim arayışını her geçen gün daha da derinleştiriyor.

Finansal boyut ve şüpheli sermaye kaçışları

Soruşturma kapsamında mercek altına alınan fonların ve etkilenen varlıkların toplam büyüklüğünün 800 ila 850 milyar TL (yaklaşık 17-18 milyar dolar) arasında devasa bir hacme ulaştığı değerlendiriliyor. 

İncelemelerde, özel bir fondan tek bir günde yaklaşık 45 milyar TL'lik olağan dışı bir para çıkışının yaşandığı, şüpheli portföy yöneticilerinin hesaplarından İsviçre başta olmak üzere yurt dışına tek seferde 14,5 - 15 milyon dolar ve 25 milyon euro gibi astronomik tutarların transfer edildiği saptandı. 

Ayrıca yurt içi hesaplar arasındaki 970 milyon TL'yi aşan tekil para transferleri ile 2 milyar TL değerindeki şüpheli borsa işlemleri de durduruldu. 

Sektörel projeksiyonlar; BİST 30/100 gösterge endekslerini takip eden pasif fonlar ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) kanalları da dikkate alındığında, dolaylı mağdur sayısının 500 bin ila 550 bin kişiyi bulduğunu gösteriyor.

"Biliyorduk" itirafı ve 10 aylık büyüyen balon

Krizin en çok tartışılan ve vicdanları yaralayan boyutu ise zamanlama sorusu etrafında düğümleniyor. 

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde yaptığı açıklamada son derece net bir ifade kullanarak, "Aşırı sert yükseliş hareketi gösteren bazı fonlarda manipülasyon yapıldığını biliyoruz. Bunları yakından takip ediyoruz ve kesinlikle izin vermeyeceğiz" uyarısında bulunmuştu.

Ancak somut adımların, operasyonların ve tasfiye kararlarının alınması için Eylül 2026'ya kadar beklenilmesi, piyasada telafisi imkansız bir yıkıma yol açtı. 

15 Kasım 2025 tarihinde tasfiyesine karar verilen fonların toplam büyüklüğü 221,91 milyar TL seviyesindeyken; müdahale edilmeyen bu 10 aylık sürede şüpheli fon havuzu yapay getiriler ve kaldıraçlı işlemlerle 20 ila 25 katına kadar büyüyerek 850 milyar liralık dev bir balona dönüştü. 

Bakan Şimşek'in canlı yayında dile getirdiği "Konuyu Finansal İstikrar Komitesi'nde çalıştık, denetimleri sürdürdük ve yeni fon rehberini açıkladık" şeklindeki açıklamaları, kamuoyu nezdinde haklı olarak yetersiz bulundu. 

Muhalif belediyelerde veya siyasi alanlarda bir usulsüzlük şüphesi doğduğunda saatler içinde jet hızıyla soruşturma açılıp tutuklamalar yapılırken; yarım milyona yakın vatandaşın tasarruflarını eriten, göz göre göre büyüyen bir manipülasyona 10 ay boyunca müdahale edilmemesi son derece manidar.

Bu denetim zafiyetine ve zamana yayma stratejisine göz yuman tüm bürokratik ve idari yetkililerin sorumluluğu göz ardı edilemez.

Yeni Şafak'tan İsmail Kılıçarslan'ın soruları

Yatırımcıların mağduriyeti yalnızca muhalefetin değil, iktidara yakın ve muhafazakar camianın önde gelen kalemlerinin de tepkisini çekti. 

Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, kaleme aldığı sert yazıda ekonomi yönetimini ve denetim mekanizmalarını hedefe koyarak tepki gösterdi.

Kılıçarslan, "Türkiye sevgimizi ve Recep Tayyip Erdoğan'a bağlılığımızı kullanarak bizi 'salak' zannetmenize içerliyoruz artık" sözleriyle tabandaki kırılmayı özetlerken, son derece yalın ve yakıcı iki soruyu gündeme taşıdı:

Neden denetlenmedi? Vatandaşın kıt kanaat biriktirdiği paralar fon spekülasyonlarıyla buharlaştırılırken denetim yetkilileri neyle meşguldü?

İstifalar nerede? Büyüklüğü milyarlarca doları bulan bu soygun yaşanırken, "Ben görevimi yapamadım, uyumuşum" diyerek istifa eden tek bir sorumlu bürokrat çıkmayacak mı?

Şu soruyu da biz ilave edelim: Bilindiği halde neden 9-10 ay beklendi? Kasım 2025'te manipülasyonun varlığı açıkça kabul edilmişken, kriz devasa bir felakete dönüşene kadar neden beklenildi?

Yetkililer tarafından bundan sonrası için açıklanan eylem planları, ortadaki devasa güven bunalımını ve sistemsel tahribatı ortadan kaldırmaya yetmiyor. 

Üretime, emeğe ve alın terine dayanmayan bu spekülatif tuzakların göz göre göre büyümesine izin veren idari yapı sorgulanmadığı ve denetim zafiyeti gösteren yetkililerden hesap sorulmadığı sürece, zedelenen güvenin yeniden tesisi mümkün görünmüyor.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.