HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 15 MAYIS 2021, CUMARTESİ

Dünya hep Amerikalıların mıdır?

28.08.2001 00:00:00
20. yüzyılın başında ABD Başkanı Monroe "Amerika Amerikalılarındır" demişti. Monroe doktrini diye tanımlanan bu deyim ilk bakışta masumane görünüyordu ama, hakikatte onun söylemek istediği Amerika kıtasının ABD'ye ait olduğuydu.

Monroe'dan bu yana özellike 21. yüzyılın başlarına gelinceye kadar ABD, bu görüşe dayanarak çıkarı olan her bölge ve ülke için müdahale yöntemleri geliştirmiş ve uygulamaya koymuştur. Tabiatıyla 20. yüzyılın başında doğrudan doğruya müdahale yöntemlerinden 60'lı yıllardan sonra, özellikle Vietnam tecrübesinden bu yana "Dolaylı Müdahale" yönetmelerini benimser olmuştur.

ABD bunun için, kontrolü altına aldığı bölgeler ve ülkelerde öncelikle kapitalist işbirlikçilere özel önem vermekte, çok bilinçli bir planla her alanda kurduğu, kurdurduğu örgütlerle, besleme gruplarla Amerikan çıkarını ulusal yegane çıkar yol olarak işlemekte ve bu çıkarlarına uygun sosyal, ekonomik, politika gütmektedir.

Bu konuda sayısız misal gösterebiliriz. Misallerden en aktüeli bugünkü ABD Başkanı G. W. Bush'un babası eski ABD Başkanı George Bush'un 1975 yılında CIA Başkanıyken, Vietnam savaşında "Phonix Planı" uyarınca masum 30 bin sivilin acımasızca öldürülme emrini vermekle itham edildiğinde; "yabancı ülkelerde geretiğinde müdahale düzenlemekten yanayım" diyerek katliamın gerekçesini, Amerikan çıkarlarına dayandırmıştır!..

Nitekim halen ABD'nin dışişlerinde etkisi devam eden dönemin Dışişleri Bakanı Kissinger, "ABD her zaman çıkarları olduğu bölgelere müdahale etme hakkına sahiptir. Büyük devletler çıkarları olduğu coğrafyalara aldırış etmezlerse büyüklüklerini kaybederler" demiştir.

Bugün Monroe doktrini ile başlatılan Amerikan politikası ABD'nin özellikle 2. Dünya Savaşı'ndan sonra münhasıran dünyanın tek süper gücü kalmakla, artık bütün dünyayı tehdit eden bir boyuta ulaşmış bulunmaktadır. Neredeyse "Amerika Amerikalılarındır" deyimi "Dünya Amerikalılarındır" deyimine dönüşmüştür. Son günlerde artık dünya da yetmiyor ve galiba -yıldız savaşları projesiyle- uzaya da el atmış gözüküyorlar.

Ortadoğu'da ABD'nin çıkarlarının bekçisi olan İsrail Devletinin gerçekleştirdiği "Şiddet Eylemleri" de Amerikan politikasının bir şeklidir. Bugün ne ABD'nin, ne de İsrail'in bölgedeki şiddet ve haksız eylemlerinden hangisi ahlaka, hukuka ve özellikle uluslararası hukuka sığmaktadır.

Bundan 20 yıl öncesine kadar Amerika çıkarlarına ters gördüğü ülkelerde yapay gerginlikler çıkartır, komünist-antikomünist güçler yaratır, bunlara her türlü teçhizat sağlar ve oluşan gizli terör havasında istediği kişiyi, kurumu, partiyi darbelerle devirir, istediğini başa çıkartır ve çıkarlar dengisini korurdu. ABD bunu geçmişte Latin Amerika ülkelerinde hep yaptı. Mesela Meksika'da Arjantin'de, Şili'de, Asya'da, İran da...

Bugün Batının 21. yüzyıl dediği üçüncü milenyum döneminde artık işler modern sonrası/postmodern uygulamalarla yapılmaktadır. Artık ABD çökertmek istediğini doğrudan güç kullanarak çökertmektense önceden kültürel, dinsel açıdan o bölgeleri karıştırmakta, ileri gelen beyinleri yıkamakta ve ülkenin önde gelen medya güçlerini ele geçirmekle ülkenin entelejyasını tek boyutlu biçimde "Amerikan çıkarlarına uygun" politikalarla yönlendirmektedir.

Tek ekonomik ve siyasi sistemin "kapitalist-liberal sistem" olduğu kanıksatılmış ve "küreselleşmenin yegane çıkar yol" olduğu söylenmektedir. Küreselleşmenin politikalarını benimsemek çağın gereği gösterilmekte, öncelikle finans yoluyla ekonomik kuşatmalarla bu işi IMF, Dünya Bankası ajanları vasıtasıyla kotarmaktadır.

Dünyada "küreselleşme"nin sevimsiz bir ekonomik düzen anlayışı olduğu, Amerikanın temsil ettiği Batı ülkeleriyle öteki ülkeler arasındaki gelir düzeyinde denge sağlama idealinin tam bir hamhayal olduğu ve emperyalist batılı güçlerin yaşamaları için sömürü düzeni olduğu artık ortaya çıkmıştır. Bu yeni-sömürgecilik yöntemleriyle, bu sömürünün bütün alt yapısı ve uluslararası örgütleri kurulmuş ve tam hızla çalışmaktadır.

Oysa Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün önde gelen şiarları, antiemperyalizm, anti kapitalizm ve tam bağımsızlıktır. Fakat ne garip tecellidir ki ülkemizin yeni Amerikan mandacıları, bütün bu esasları çiğneyerek hala Atatürkçülük taslıyorlar.

J. Baudrillard'ın Amerika adlı eserinde dediği gibi: "Amerika bir bakıma benimsenmişse... vaktiyle bir güç idi, bugün, Çin'e kadar bütün dünyaya yayılan bir model oldu. Uluslararası stil, Amerikan stili oldu. Hiçbir şey gerçekten Amerika'ya karşı çıkamıyor. Saldırgan (antikapitalist) dış çevreler sindirildiler... Ama Amerika bugün eski Amerika değildir. Yoluna belki devam ediyor: "Atalet içinde gelişmeyi sürdüren bir şeyin süreci; neden ortadan kalktığı halde sonucu süren bir etkinliğin sürecidir. İşte Amerikanın gerçek güç bunalımı!.."
 
Adnan Ulutaş / diğer yazıları


Senteks
Panax nedir
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.