logo
22 MAYIS 2026

Dünyada benzeri olmayan vurgun

14.05.2003 00:00:00
Türkiye'nin ve Dünyanın sayılı enerji uzmanlarından olup, Elektrik Mühendisleri Odasında 3 dönem başkanlık yaptı. TMMOB, Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi, USİAD ve birçok orta ve yüksek öğretim kuruluşu ile benzeri kuruluşların yönetim kadrolarında üyelik, başkanlık görevlerinde bulundu. 40 yılı aşkın süredir eneri alanında devam ettirdiği yolculuğunda, enerji alanındaki yanlışlıklara dikkat çekti, özelleştirme talanını ülkemiz gündemine ilk getiren kişi oldu ve bu talana karşı büyük bir mücadele verdi. Türkiye'nin enerjide uygulayacağı akıllı politikalarla, 1.5-2 yıl içinde enflasyonu bile sıfırlayabileceğini söyleyen Elektrik Yüksek Mühendisi (İTÜ) Ünal Erdoğan ile Türkiye'nin enerji politikasını, enerji sektöründeki problemleri, çarpıklıkları, talanı konuştuk. Muharrem Bayraktar'ın "Sohbet Masası"na konuk ederek yaptığı konuşmayı arkadaşımız Kamil Bayraktar yayına hazırladı.

Ünal Bey, enerji konusunda bir dışa bağımlılıktır gidiyor. Türkiye, enerji ihtiyacını kendi kaynaklarından karşılayacak durumda değil mi?

Ünal Erdoğan- Türkiye, kendi enerji ihtiyacını karşılamaktan öteye benim yaptığım incelemelerde, Avrupa'nın da büyük bölümünün enerji ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahiptir. Hem de nasıl potansiyele sahiptir. Bedava potansiyel, yenilenebilir kaynak potansiyeli, enerjinin tarifine uyan bir potansiyel.

Enerji, politikacının

kapsama alanına girince

Türkiye'nin genel durumuna baktığımız zaman tükettiğimiz enerjinin ne kadarını kendi kaynaklarımızdan ne kadarını dışarıdan temin ediyoruz?

Erdoğan- Türkiye'de enerjinin tarihi o kadar eski değil. 1902 yılında, Türkiye'de ilk defa, Tarsus'ta, Amerikalılar, enerji üretimine başladı. Türkiye'nin konvansiyonel enerji üretimi, enter konnekte sistem filan, 1947'li yıllardan sonra başlar. 1970'te enerjiyi tek elde toplama kararından sonra 1970-80 arasında, enerji üretilip, Türkiye'nin her noktasına iletilebildi. Enerji tek elde toplandıktan sonra gelişme hızımız daha önceki yıllara göre bire üç katlandı. Ama enerjinin tek elde toplanmasından sonra, çok önemli bu kaynak, çok para eden bu kaynak, birdenbire politikacının ilgi alanına girdi.

Politikacıların ilgi alanına girmesinin sakıncası ne oldu?

Erdoğan- Politikacılar, büyük rakamlarla ve enerjideki rantla tanıştı. Enerjideki rant rakamları ülkenin lehine de kullanılabilirdi, ülkenin kaynaklarını yönetenler tarafından kendi yandaşlarının lehine de kullanılabilirdi. İşte sizin sorduğunuz sorunun cevabı bunun altında yatıyor. Türkiye, enerjisini akılcı kullandığı sürece, emin olun, dünyanın en şanslı ülkesidir. Yeraltı ve yerüstü zenginliklerini akılcı kullansın; dünyanın en şanslı ülkesidir. Ama bu enerjideki rantla, bilhassa 1980 sonrasında tanışan politikacı enerjideki çarpıklıkları yarattı.

Politikacının enerjideki rant ile tanışması, Türkiye'nin enerji yönünden dışarıya bağımlılığını da beraberinde mi getirdi?

Erdoğan- Beraberinde getirdi. Enerji üretimini dışarıya bağlarsanız, dışarıdan gelecek olan fuel-oili, doğalgazı, yandaşlarınıza taşıttırıyorsunuz. Hatta şu anda kömürü bile böyle taşıttırıyorsunuz. Dünyadaki bütün enerji uzmanları gülüyor. Siz dünyada kömürde beşincisiniz, Avustralya'dan kömür getirtip enerji üretimi yoluna gidiyorsunuz.

Dışa bağımlılığın sebebi

Bizim kendi kömürümüz yok muydu?

Erdoğan- Var. Ama kömür Avustralya'dan gelecek. Onu taşıyacak Türk şirketinde iktidarın ortakları var. Ve de o santrali yapacak grup iktidarı oluşturmuş.

Yandaş şirket kömürü taşısın diye mi böyle yapılıyor?

Erdoğan- Evet! Taşısın diye böyle yapılıyor. Özellikle 1980'den sonra, politikacı, enerjideki bu rantla kendi lehine kullanacak şekilde tanıştıktan sonra, enerjideki korkunç yanlışlıkları görüyorsunuz. Enerji, gittikçe dışarı bağımlı hale getirildi. Türkiye'nin enerjisinin % 70'i dışa bağımlıdır. Doğalgaz santrallerine gidildi. Gaz ithaldir. Bunlar, alım garantisiyle 16 sente devlete enerji satıyorlar. Santrali, suyu olduğu halde, şu anda, Türkiye'nin suyunu kullanması % 3'lere düşüyor. Suyun maliyeti 0,01 sent. Öbürünün maliyeti 18 sentlere kadar çıkıyor. Devlet, bunu, 1800 misli pahalıya kullanıyor. Bir hükümet, bir iktidar, bunun anlaşmasını yapmış. Bir parti sürekli bunun peşinde koştu. Bu rantta Türk halkının sırtından çıkarılan para şu anda her sene için 10 milyar dolardır. Bu gittikçe büyüyor.

Elektriğe % 25 milyon zam

Devlet 1800 misli pahalı alıyor, dediniz. Halka da böyle mi yansıyor?

Erdoğan- Enerjinin üstünde 15-20 tane vasıtalı vergi var. Dolayısıyla vatandaş, hiç bir iş bilmeyen, planı programı olmayanların iktidara talip olmasının da en büyük etkenlerinden biridir. Enerjiye yapılacak aylık % 5 zamlarla, enerjideki gelirle ülkeyi idare edersiniz. Başbakan olmanız için başka herhangi bir şeye ihtiyacınız yoktur.

Peki bu rakamları başkaları ile karşılaştırdığımız zaman ortaya ne çıkıyor?

Erdoğan-Türkiye'de, elektrik enerjisi 20 yıl evvel 82 kuruştu. Şimdi 250 bin lira. Biz, Türkiye'de, elektriğe, 20 yılda % 25 milyon zam yapmışız. Aynı süreçte Almanya'da % 39 oranında ucuzlamış. Avrupa'nın tüm ülkelerinde, Amerika dahil gelişmiş ülkelerde, enerji % 7 ila % 39 oranında ucuzlamış durumda. Bir tek Türkiye'de pahalanmış. Enerji fiyatını milli gelirlere göre de karşılaştırmamız lazım. Bizim milli gelirimiz onlara göre neredeyse 15 misli düşük. Bir de buradaki pahalılık 3 misli. Etti 45 misli. Bir İsveç'li ile Türkiye'liyi asgari ücrete göre karşılaştırdığınızda, Türkiye'de vatandaş elektrik enerjisini 140 misli kötü koşulda kullanıyor. Buna bir de Türkiye'de elektrik enerjisinin verimliliğinin kötülüğünü ekleyin. Alt yapı yapılmamış. Şebeke kayıplarınız % 25'in üstünde. Almanya, bin dolarlık üretim için 300 kilowatsaat harcıyor. Türkiye, bin dolarlık üretim için 903 kilowatsaat harcıyor. Böylece siz sanayide, şurada burada korkunç bir enerji pahalılığı olduğunu görürsünüz.

Dünyada böyle örnek yok

Pahalı enerji sadece Türkiye'ye mi has?

Erdoğan- Bu, planı, programı olmayan insanların iktidar yapılmasından kaynaklandı; bir de enerjideki götürmelerden...Şu anda Cumhur Ersümer, dünyanın başka bir ülkesinde olsa kesin hapiste idi. Partisi de gitmişti. Alım garantili anlaşma yapıyor. Dünyada böyle bir örnek yoktur. Dışarıdan doğalgaz getiriyorsunuz, elektrik enerjisi üretiyorsunuz. Gazı alırken ülkenizi kazıklatıyorsunuz. Hem miktar, hem fiyat bakımından korkunç bir anlaşmalar dizinine giriyorsunuz. Rakamları açıklamaya korkuyorlar. Ayrıyeten yapılmış santrallerinizi kullanmıyorsunuz. Yandaşlarınızdan, 1800 misli pahalıya enerji alıyorsunuz. Çünkü devlet, enerjiyi vasıtalı vergi haline getirince bunları oraya getiren TÜSİAD üyesi insanlar da enerji üretim müsaadesi aldı. Bu müsaade bu enerjideki ranttan payları alabilmek içindi. Bu çarpıklaşma neticede geçtiğimiz yıl 10 milyar dolar oldu. Önümüzdeki 10 yıl içinde 40 milyar dolarlara kadar çıkacak.

Çıkış kendi kaynaklarımızda

1998 yılında, Türkiye, elektrik enerjisi üretiminde kaynak olarak % 14 oranında doğalgaz kullanıyordu. 2002'de bu % 44'e çıktı. Kömürde bu oran % 39 idi, % 22'ye indi. Yerli kaynaklarımız yarı yarıya düştü. Fakat doğalgaz 2,5 kat arttı. Yani dışa bağımlı enerji anlayışı dolu dizgin gidiyor.

Erdoğan- Yatırımlar, tam giderse % 70 tam bağımlı hale getirilmek isteniyor. Tüm ihracat gelirlerimiz sadece doğalgaza yetmez hale geliyor. Bu, yürümeyecek bir projedir. Oysa Türkiye'nin kullanmadığı suyu vardır. Bu suya dönük projeler vardır. Türkiye'nin çıkışı buradadır. Türkiye öncelikle suyunu tamamen % 100 oranında değerlendirmelidir.

Nasıl değerlendirecek?

Erdoğan- Birinci olarak mevcut barajlarımızı % 100 oranında çalıştıracağız. Alım garantili anlaşmalardan önce su santralleri birinci öncelikli olarak çalışmalıdır. Bunlar, bugünkü tüketime göre, Türkiye'nin 20-21 saatlik enerjisini karşılayacak durumda. Bize yanlış yaptıran yanlış yaptırımlar ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca yeni bir olay var. Artık baraj yapmaya da gerek yok. Akan her şeyin enerjisi vardır. Küçük derelere, küçük düzeltmelerle, akan her şeye bunları koyarsınız. 5 kw, 25 kw, 50 kw küçük su türbinleri koyarsınız.

Bunlarla mı elektrik enerjisi ihtiyacını karşılarsınız?

Erdoğan- Bugün nerede elektrik enerjisi üretirseniz üretin, istediğiniz yere nakledebilirsiniz. Yani Kars'ın Digor ilçesinde üretebilir, İstanbul'a gönderebilirsiniz. Yeter ki bu alım garantisini devlet, vatandaşa da versin. Vatandaş elektrik enerjisini ürettiği zaman devlete satabilsin. Böylece sadece Karadeniz kenarında 800 bin aile bir işe kavuşuyor. Ayrıca derelerdeki küçük düzeltmeler, sel felaketini, erozyonu önlüyor. Geçen sene denize Avrupa'nın 9,6 katı toprağınız gitti. 9 milyon ton gıdanız gitti. Bunlar da kendiliğinden önleniyor.

Rusya'da doğalgaz santrali yok da bizde niye var?

Doğalgaza bu % 70 gibi bir bağımlılık Türkiye'nin başına ne gibi problemler açar?

Erdoğan- Kesilmesinden önce bu kadar büyük borcun altından çıkmak için vatandaşınıza habire vasıtalı vergiyi yüklersiniz. Rusya'nın altında doğalgaz okyanusu var. Peki Rusya'da niye doğalgaz santrali yok.

Rusya doğalgaz santrali ile elektrik üretmiyor mu?

Erdoğan- Yok öyle bir şey. Üretmiyor. Ben gittim gördüm. Doğalgazı direkt kullanırsınız. Evinizde suyunuzu elektrikle ısıtacağınıza doğalgazla ısıtırsınız. Elektriğe çevirirken suyu ısıtıyorsunuz, buhar yapıyorsunuz, elektrik yapıyorsunuz. Üçte iki kaybınız oluyor. Bu akılcılık değildir. Çok zorda kalırsanız bunu yaparsınız. Ama Türkiye'nin çıkışı gerçekten doğal kaynaklarını, yenilenebilir kaynaklarını akılcı yollarla kullanmaktır. Bunu yaparsa rahat bir şekilde enflasyondan da kurtulur. Bakın enerji deyip geçmeyin. Enerji, Türkiye'nin neredeyse her sene yarı rakamıdır. Siz bunun maliyetini ne kadar düşük hale getirirseniz iç borçlanmanızı 1,5-2 yıl içinde bedavaya getirip sıfırlarsınız. Enflasyon böyle sıfırlanır.

Yani enflasyonun sıfırlanması da enerji politikasından geçiyor.

Erdoğan- Tabii. Siz bütçenizin yarısını bedavaya getirirseniz öyle olur. Enflasyon iç borçla orantılıdır.

Enerji sektöründe özelleştirmeye nasıl bakıyorsunuz?

Erdoğan- Türkiye enerji özelleştirme dosyalarını satır satır inceledim. Kasaya bir tek kuruş girdiğini görmedim.

Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor

Uzmanlar uyarıyor, günde 4 saatten fazla ekrana bakan çocukların problem çözme yeteneği azalıyor ve empati becerisi köreliyor

22.05.2026 15:10:00
Eyüp Kabil
Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor
Çocuklarda ‘ekran oburluğu’ beyin yapısını değiştiriyor
Dijital teknolojilerin evlerin merkezine yerleşmesiyle birlikte, çocuk eğitiminde "ekran süresi" kavramı artık bir tercih olmaktan çıkıp ciddi bir sağlık ve eğitim krizine dönüştü.

Pedagoji ve nöroloji uzmanlarının katılımıyla gerçekleştirilen son araştırmalar, kontrolsüz ekran kullanımının çocukların bilişsel gelişimini kalıcı olarak değiştirdiğini ortaya koyuyor. Eğitim dünyası ise bu durumu "Ekran Oburluğu" olarak adlandırıyor.

Beyin gelişiminde "dijital" tehdit

Yapılan son nörolojik testler, uzun süre ekrana maruz kalan çocukların beyin yapısında dikkat çekici değişimler saptadı.

• Gri Madde Azalıyor: Planlama ve organize olma becerisini yöneten ön beyindeki gri madde yoğunluğu düşüyor.

• Empati Yeteneği Köreliyor: Yüz yüze iletişim kurmayan çocukların duygusal sinyalleri okuma becerisi zayıflıyor.

• Sabırsızlık Kronikleşiyor: Sürekli kaydırılan kısa videolar, çocuklarda dopamin eşiğini yükselterek normal hayattan sıkılma dürtüsü yaratıyor.

"Sınıflarda odaklanma süresi 4 dakikaya düştü"

Gazetemize konuşan İlkokul Eğitim Uzmanı Selen Kurt, sınıflardaki acı tabloyu şu sözlerle özetliyor:

"Çocuklar artık öğretmenlerini ya da kitapları 'yeterince hızlı' bulmuyor. Ekranda gördükleri o dinamik, saniyede bir değişen görsellere alışan bir zihin için durağan bir dersi dinlemek işkenceye dönüşüyor. Odaklanma süreleri bazı sınıflarda 4 dakikanın altına geriledi. Bu durum doğrudan akademik başarısızlığı ve okul kaygısını tetikliyor."

"Dijital emzik" kolaycılığı

Uzmanlar, ebeveynlerin çocukları sakinleştirmek veya yemek yedirmek için telefon ve tabletleri birer "dijital emzik" olarak kullanmasının uzun vadeli faturaları olduğuna dikkat çekiyor. Çocuk psikologları, erken yaşta kendi kendine sakinleşmeyi öğrenemeyen bireylerin, ilerleyen yaşlarda öfke kontrol problemi ve yoğun kaygı bozuklukları yaşadığını belirtiyor.

Ebeveynler için 3 altın kural

Pedagoglar, teknolojiyi tamamen yasaklamanın gerçekçi bir çözüm olmadığını, bunun yerine "bilinçli tüketim" alışkanlığı kazandırılması gerektiğini vurguluyor.

• 0-3 Yaş Sıfır Ekran: Bu yaş aralığında çocuğun zihni sadece fiziksel temas, oyuncak ve konuşma ile gelişir.

• 3-6 Yaş Sınırı: Günlük maksimum 45 dakika ve mutlaka ebeveyn eşliğinde, eğitici içerikler izlenmeli.

• Model Olma Kuralı: Eve gelen ebeveynin elinden telefon düşmüyorsa, çocuğa "kitap oku" demek sonuç vermez.

Eğitim platformları ve okullar, önümüzdeki dönemde müfredatlarına "Dijital Hijyen" dersleri eklemeye hazırlanıyor. Ancak uzmanların ortak görüşü net: En etkili filtre ve koruma, aile içinde atılan bilinçli adımlarla başlar.

Avanos'ta da alarm verildi: Kızılırmak Nehri'nin debisi yükseldi, yolları su bastı

Nevşehir Avanos'ta Kızılırmak Nehri'nin debisi yükselince gezi yolları su altında kaldı. Bölgede alınan tedbirler artırıldı

22.05.2026 12:50:00
Haber Merkezi
Avanos'ta da alarm verildi: Kızılırmak Nehri'nin debisi yükseldi, yolları su bastı
Avanos'ta da alarm verildi: Kızılırmak Nehri'nin debisi yükseldi, yolları su bastı
Nevşehir Avanos'ta Kızılırmak Nehri'nin debisi yükselince gezi yolları su altında kaldı. Bölgede alınan tedbirler artırıldı.
Yoğun yağışların ardından Yamula ve Bayramhacılı barajlarından kontrollü su tahliyesine başlanınca Kızılırmak Nehri'nin debisi yükseldi. Nevşehir Avanos'ta gezi yolları su altında kalırken alınan tedbirler artırıldı.

Su seviyesi 1 metre yükseldi
Avanos'ta su seviyesinin bir metreden fazla yükselmesiyle nehir kenarındaki gezi yolları su altında kaldı. Nehrin geçtiği Orta Mahalle'deki bir bölümde de küçük şelale oluştu. Belediye ekipleri, vatandaşların yaklaşmasını önlemek amacıyla nehir kenarı ve gezi yollarına bariyer yerleştirdi.

Sallanan Köprü yaya trafiğine kapatıldı
Avanos Belediyesi'nden yapılan duyuruda ise turistlerin ziyaret noktalarından biri olan "Sallanan köprü" olarak da bilinen Asma Köprü'nün 25 Mayıs'a kadar saat 20.00 ila 07.00 arasında yaya trafiğine kapatıldığı duyuruldu.

Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti

CHP'de mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Özel'e yakın üç avukatı azletti

22.05.2026 11:37:00
Haber Merkezi
Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti
Kılıçdaroğlu'ndan mutlak butlan kararı sonrası ilk adım: Üç avukatı azletti
CHP'de mahkeme kararıyla genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, Özel'e yakın üç avukatı azletti.

Cumhuriyet Halk Partisi'nde mahkemenin mutlak bulan kararı sonrası genel başkanlık görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu ilk icraatını gerçekleştirdi.

Kılıçdaroğlu, üç parti avukatını azletti. Görevden azlettirilen avukatlar, Özgür Özel'e yakın isimler olarak biliniyordu.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun azlettiği üç parti avukatı arasında avukat Çağlar Çağlayan da bulunuyor.

Alınan bu karara ilişkin Özel cephesinden henüz bir açıklama gelmiş değil.

GÖZLER YÜKSEK SEÇİM KURULU'NDA

CHP'de gözler bir yandan da Yüksek Seçim Kurulu'ndan çıkacak karara çevrilmiş durumda.

Mahkemenin verdiği mutlak butlan kararı, Özel'in kurmayları tarafından YSK'ya taşındı .

Yüksek Seçim Kurulu'nun itirazı bir karara bağlaması bekleniyor.

Gurbetçi sezonu erken başladı

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye gelişleri başladı. Gurbetçiler, uzun yolculukların ardından Kapıkule Sınır Kapısı'ndan yurda giriş yapmanın mutluluğunu yaşadı

22.05.2026 11:26:00 / Güncelleme: 22.05.2026 11:31:07
Anadolu Ajansı
Gurbetçi sezonu erken başladı
Gurbetçi sezonu erken başladı

Avrupa'nın farklı ülkelerinden yola çıkan gurbetçiler, sınır kapısındaki işlemlerinin ardından memleketlerine gitmek üzere yola çıktı.

Kurban Bayramı dolayısıyla bu yıl gurbetçi sezonunun erken başladığı gözlendi.

Almanya'dan ailesiyle birlikte gelen Arkın Fil, Kurban Bayramı'nın yanı sıra yeğeninin düğünü için Türkiye'ye geldiklerini söyledi.

Tatili İstanbul'da geçireceklerini belirten Fil, "Bu bayram bizim için çifte bayram. Hem yeğenimin düğünü hem de Kurban Bayramı var. Bayramı sevdiklerimizle birlikte geçireceğiz. Henüz sınır kapısını geçmeden bayrağı görünce büyük bir gurur yaşıyoruz. Her gurbetçinin gözü yaşarıyor diyebiliriz. Özlem içerisindeyiz, vatanımızı seviyoruz." diye konuştu.

Avusturya'dan gelen Kenan Eyvazo da Kurban Bayramı tatili için Türkiye'ye geldiğini dile getirerek, bayramı Kayseri'de geçireceğini anlattı.

Türkiye'yi çok özlediğini belirten Eyvazo, "Vatanımız dünyada bir numara. Kayseri de öyle biliyorsunuz, sucuğumuz, pastırmamız, mantımız ağzınıza layık. Torunlarım var, akrabalarımız var, onları göreceğim." ifadelerini kullandı.

Bayram boyunca akraba ziyaretleri yapacağını söyleyen Eyvazo, tüm İslam aleminin Kurban Bayramı'nı kutladı. 

YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ilişkin açıklama

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), faaliyet izni kaldırılan İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri ile üniversitede görev yapan idari ve akademik personelin herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına gerekli işlemlerin yerine getirileceğini bildirdi

22.05.2026 11:23:00 / Güncelleme: 22.05.2026 15:14:02
Anadolu Ajansı
YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ilişkin açıklama
YÖK'ten İstanbul Bilgi Üniversitesi'ne ilişkin açıklama

YÖK'ten yapılan açıklamada, İstanbul Bilgi Üniversitesinin kurucu vakfına mahkemece kayyım atanması üzerine, üniversitenin faaliyet izninin kaldırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı'nın bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandığı belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Yükseköğretim Kurulu, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesi hususunda gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Öğrencilerimizin yanı sıra üniversitemizde görev yapan idari ve akademik personele dair herhangi bir mağduriyete fırsat vermeden gerekli işlemler yerine getirilecektir. Konuyla ilgili detaylı açıklamalar önümüzdeki günlerde yapılacak olup, kıymetli öğrencilerimizin, ailelerinin ve yükseköğretim camiasının süreçle ilgili doğru ve güncel bilgileri yalnızca Yükseköğretim Kurulunun resmi iletişim kanallarından takip etmelerini önemle rica ederiz." 

Sahte çürük raporu operasyonunda 38 tutuklama

Şanlıurfa merkezli 7 ilde düzenlenen sahte çürük raporu operasyonunda adliyeye sevk edilen 44 şüpheliden 38'i tutuklandı

22.05.2026 10:58:00
İhlas Haber Ajansı
Sahte çürük raporu operasyonunda 38 tutuklama
Sahte çürük raporu operasyonunda 38 tutuklama
Şanlıurfa merkezli 7 ilde düzenlenen sahte çürük raporu operasyonunda adliyeye sevk edilen 44 şüpheliden 38'i tutuklandı.

Şanlıurfa İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü (KOM) ve JASAT ekipleri tarafından Şanlıurfa merkezli 7 ilde sahte çürük raporu operasyonu düzenlendi.



Askerlik görevinden kaçmak için sahte çürük raporu alan ve düzenleyenlere yönelik operasyon Şanlıurfa merkezli Gaziantep, Muğla, İstanbul, Trabzon, Mersin ve Kahramanmaraş'ta eşzamanlı yapıldı. Operasyonda 44 zanlı gözaltına alındı.

Adliyeye sevk edilen zanlılardan 38'i tutuklanarak cezaevine gönderilirken 6 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 1 kişi tutuklandı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 11 şüphelinin savcılık ifadeleri tamamlandı. Şüphelilerden 1'i tutuklanırken, 8 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı, 2 kişi hakkında ise adli kontrol şartıyla yurt dışına çıkış yasağı kararı verildi

22.05.2026 10:00:00
İHA
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 1 kişi tutuklandı
Ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturmasında 1 kişi tutuklandı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Beşiktaş, Sarıyer, Beyoğlu, Kağıthane ve Üsküdar ile Muğla'da belirlenen 25 adrese operasyon düzenlenmişti.

Operasyonda aralarında ünlü isimlerin de olduğu 20 şüpheli gözaltına alınmıştı. İl Jandarma Komutanlığında sorguları tamamlanan 20 şüpheli, Seyrantepe Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirilmiş ve ardından kan ve saç örnekleri alınmak üzere Adli Tıp Kurumu birimlerine sevk edilmişti.

Kan, saç ve idrar örneği veren şüphelilerden 9'u serbest bırakılırken, 11'i adliyeye sevk edilmişti.


Mehmet Rahşan tutuklandı



Adliyeye sevk edilen 11 kişinin savcılık ifadeleri tamamlandı. Şüphelilerden Aslıhan Turanlı, Berkay Şahin, Volkan Bahçekapılı, Kübra İmren, Aycan Yağcı, Tuğçe Postoğlu, Eda Dora, Cansu Tekin, hakkında 'yurt dışı çıkış yasağı', Yaşar Özdaş, Hakan Aydın, hakkında ise 'yurt dışı çıkış adli kontrol' kararı verilirken, savcılık tarafından tutuklama talebiyle sevk edilen şüpheli Mehmet Rahşan ise tutuklandı.

Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı

Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli daha tutuklandı

22.05.2026 08:00:00
AA
Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı
Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturmada 3 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından gözaltına alınan 3 şüphelinin daha emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne götürüldü.

Savcılıkta ifadeleri alınan şüpheliler Cevdet Çalı, Bülent Karakaş ve İlker Uluer tutuklama talebiyle nöbetçi hakimliğe sevk edildi.

Sulh ceza hakimliği şüphelilerin tutuklanmasına karar verdi.

Başsavcılığın açıklaması

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, başsavcılık koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce Beşiktaş Belediyesine yönelik soruşturma yürütüldüğü belirtilmişti.

Açıklamada, soruşturma kapsamında, "rüşvet almak" ve "mal varlığı değerlerini aklama" suçlarından aralarında eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı ile Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesinin de bulunduğu 5 şüphelinin gözaltına alındığı ifade edilmişti.

Şüphelilerin ikametlerinde ve makam odalarında gerçekleştirilen aramalarda, kullanımlarında bulunan çok sayıda dijital materyale ve suçtan elde edildiği değerlendirilen 90 bin dolar ve 5 bin avroya el konulduğu belirtilmişti.

Açıklamada şüphelilerin isimleri şöyle sıralanmıştı:

"Eski Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Cevdet Çalı, Beşiktaş Belediyesi Personel Hizmetleri Yöneticisi Bülent Karakaş, Sarbel Organizasyon Büro İşçisi Özlem Demir Karakaş, Eski Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi Oylum Işık, Beşiktaş Belediyesi CHP Meclis Üyesi İlker Uluer."

Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüpheliler Nazire Oylum Işık ve Özlem Demir Karakaş tutuklanmıştı. 

Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı kozmetik fabrikasındaki yangına ilişkin, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 1'i firari 16 sanığın yargılanmasına devam edildi

22.05.2026 07:00:00
AA
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü
Kocaeli'de 7 kişinin öldüğü fabrika yangınına ilişkin 16 sanığın yargılanması sürdü

Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmada, tutuklu sanıklar, müştekiler ve taraf avukatları yer aldı.

Firariyken önceki gün duruşmaya gelerek ifade verdikten sonra tutuklanan sanık Abdurrahman Bayat, savunmasında tutuklu sanıklardan Ali Osman Akat'ı, ağabeyi Ç. Akat'ın yanında bir dönem çalışması nedeniyle tanıdığını söyledi.

Bayat, olay günü kendisini avukat olduğunu bildiği "Yağız" isimli kişinin arayarak Ç. Akat'ın bir yakınının fabrikasında kaza olduğunu söyleyip Çengelköy'deki fabrikaya gitmesini istediğini kaydetti.

Fabrikaya gittiğinde tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal'ı gördüğünü belirten Bayat, "Bir araç gelip bu 2 kişiyi alıp gitti. Yaklaşık 15 dakika sonra Ali Osman Akat beni arayarak arızalı bir aracı İstanbul'a götürmemi istedi. Ben de güvenlik görevlisinden çekici bulması için yardım istedim. Aracı çekiciye yükledikten sonra kendi aracımla evime döndüm." dedi.

Bayat, olaydan 2 gün sonra yanına gittiği tamircinin polis tarafından ifadeye çağrıldığını, daha sonra kendisini arayarak olayda adının geçtiğini söylemesi üzerine korktuğunu ifade etti.

Mahkeme başkanının, "Olayın üzerinden yaklaşık 6 ay geçti, teslim olmak yeni mi aklına geldi'" sorusuna Bayat, korktuğu için teslim olamadığı yanıtını verdi.

Bayat, GSM hattından İsmail ve Altay Ali Oransal'ın gözaltına alındığı Tekirdağ'ın Marmara Ereğlisi ilçesinden baz sinyali alındığı yönündeki tespiti kabul etmeyerek, sanıklarla söz konusu yere gitmediğini iddia etti.

Mali müşavir tanık olarak dinlenildi

Duruşmada, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi'nde (SEGBİS) yaşanan teknik sorun nedeniyle önceki celse ifadesi yarım kalan Ravive Kozmetik şirketine hizmet sağlayan mali müşavir M.Ç'nin beyanı alındı.

M.Ç, şirketler arasındaki işbirliği ve sözleşmelerin normal şartlarda kendisine gönderilmesinin gerekmediğini belirterek, son 2 yılda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin herhangi bir fatura görmediğini, bu hizmetin alındığını ise sonradan öğrendiğini söyledi.

Müşteki avukatları, M.Ç'ye tutuklu sanıklardan İsmail Oransal'a banka hesabından birden fazla kez borç para göndermesi hususunu sordu. Bir kısım sanık avukatları da bu sorunun, CMK'nin ilgili maddelerine aykırı olduğunu aktardı.

Bunun üzerine duruşma salonunda taraf avukatları arasında sözlü tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı, müdahale ederek tartışmayı sonlandırdı.

Yangına ilişkin hazırlatılan rapor mahkemeye sunuldu

Bir kısım sanık vekillerince hazırlatılan ve yangın uzmanı A.S'nin de aralarında bulunduğu 3 kişilik heyetin yangına ilişkin oluşturduğu rapor da mahkemeye sunuldu.

A.S, olaydan sonra arkadaşlarıyla bölgeye gittiklerinde ortada bir yapı kalmadığını gördüklerini belirterek, bu nedenle dosyadaki ifade, bilgi ve belgeler doğrultusunda değerlendirme yaptıklarını anlattı.

Maktullerden Tuncay Yıldız'ın, B sınıfı kimyasalı karıştırmak için kullandığı mikseri yere koyduğu sırada oluşan kıvılcımın parlamayı tetiklemiş olabileceğini ifade eden A.S, gerekli önlemler alınsa dahi parlama riskinin tamamen ortadan kaldırılamayacağını ancak minimum seviyeye indirilebileceğini dile getirdi.

Müşteki avukatları ise raporda, Yıldız'ın "olası kastla hareket ettiği" yönünde değerlendirme yapılmasına tepki göstererek, bilirkişiler hakkında disiplin soruşturması başlatılması için ilgili kuruma başvuracaklarını kaydetti.

"En ağır cezayı almalarını talep ediyorum"

İfade, bilgi ve gelen belgelere ilişkin görüşleri sorulan maktul Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, ablasının fabrikanın elektrik hattında sorun olduğunu kendisine söylediğini belirtti.

Yangından yaralı kurtulan işçilerden Ayten Aras ise olay günü mikserin çalışmadığını ifade ederek, o gün fabrikaya kolonya getirildiğini kaydetti.

Yangının elektrikten kaynaklı çıktığı görüşünü dile getiren Aras, "Çay yapmak için fişi prize taktığımızda sigorta atıyordu. Kablolar yerdeydi. Bu şekilde çalışıyorduk. Yangın merdiveni, tüpü yoktu. Bir kapı vardı, hapishane gibi sabah bizi kilitliyorlardı, akşam kapıyı açıyorlardı. Arkadaşlarım aç ve susuz öldüler. En ağır cezayı almalarını talep ediyorum." diye konuştu.

Diğer maktul yakınları da sanıklardan şikayetçi olduklarını söyledi.

Taraf avukatlarının beyanlarının ardından mütalaasını sunan cumhuriyet savcısı, ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkililerinden Aleyna Oransal'ın tahliyesini, diğer sanıkların mevcut hallerinin devamını talep etti.

Söz verilen sanıklar, haklarında aleyhe olan hususları reddederek, tahliyelerini istedi.

Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal'ın yakın zamanda doğum yapacak olması dolayısıyla hakkında konutu terk etmeme tedbiri uygulanmasına, Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) sorumlu müdürü Ünal Aslan ve fabrika binasının eski sahibi Güven Demirbaş'ın mevcut delil durumu, tutuklu kaldıkları süre, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyetini göz önüne alarak yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyelerine, diğer tutuklu 5 sanığın bu hallerinin devamına karar verdi.

Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasına hükmederek, verilen aralarla yaklaşık 11 saat süren duruşmayı 21 Temmuz'a erteledi.

Olay ve ceza istemleri

Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da yaşamını yitirmişti.

Soruşturma kapsamında, aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu 7 kişi tutuklanmış, Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T, Zabıta Müdürü N.B, zabıta personeli C.T, Ö.K. ve T.İ. görevden uzaklaştırılmış, fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş Oransal, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sahada etkin şekilde yerine getirmediği belirlenen Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) sorumlu müdürü Ünal Aslan, 3 Aralık'ta, yapıyı yangın güvenliği açısından eksik ve tehlikeli durumda kiraya verdiği ve bu nedenle "tali ağır kusurlu" olduğu değerlendirilen fabrika binasının eski sahibi Güven Demirbaş da 4 Aralık'ta tutuklanmıştı.

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali ve kardeşi İsmail Oransal ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel OSGB firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü tutuklu Ünal Aslan ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven Demirbaş, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması istenilen iddianamede, kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü ile tutuksuz Ö.A. ve Abdurrahman Bayat için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. 

CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı çıktı

Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

21.05.2026 17:35:00 / Güncelleme: 21.05.2026 17:54:58
Haber Merkezi
CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı çıktı
CHP kurultay davasında mutlak butlan kararı çıktı
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı iptal edildi. Cumhuriyet Halk Partisi'nin istinafa taşınan kurultay davasıyla ilgili mutlak butlan kararı çıktı.
Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, bir önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin ise görevi devralmasına karar verdi. CHP, Ankara İl Örgütü'nü genel merkeze çağırdı.
 
Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) kurultay davasına yönelik mutlak butlan kararı çıktı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi kararının tedbirli olarak alındığı belirtildi. CHP'nin eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve yönetiminin göreve devamına karar verildi. Buna göre, mevcut parti yönetimi tedbiren görevden uzaklaştırılacak.
 
Mutlak butlan kararı sonrası CHP yönetimi Ankara İl Örgütü'nü genel merkeze çağırdı.


Ayrıntılar geliyor...

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.