logo
24 EYLÜL 2026

Efe bebeğimiz dünyadaki en pahalı tedaviye muhtaç

Koronaya rağmen dolar milyonerlerinin sayısında artış görülen ülkemizde Efe bebeğin tedaviyi görebilmesi için gereken meblağa ulaşılamıyor

06.10.2020 01:59:00
 
Efe bebeğimiz dünyadaki en pahalı tedaviye muhtaç
Efe bebeğimiz dünyadaki en pahalı tedaviye muhtaç
Efe bebeğin tedavisi için 2.2  milyon dolar gerekli 

Elazığ'da 1 yaşına girecek olan Yiğit Efe, 3 aylıkken ortaya çıkan kas hastalığı olarak bilinen SMA Tip1 ile cihaza bağlı olarak yaşam mücadelesi veriyor.  
 
Tek çaresi ABD'de yapılan ve yaklaşık 2 milyon 200 bin dolar maliyetli gen tedavisi olan Yiğit Efe'nin ailesi, ilgililerden yardım bekliyor.   
   


Merkeze bağlı Yurtbaşı Beldesinde yaşayan Yasin ile Meltem Çeçen çiftinin geçtiğimiz 21 Ekim'de dünyaya gelen ikinci çocukları Yiğit Efe bebeğe, 3 aylıkken  Spinal Musküler Atrofi (SMA Tip1) hastalığı  teşhisi konuldu. 
Üç aylıkken 3 defa kalbi durup tekrar çalıştırılan Yiğit Efe, entübe olmasının ardından boğazına nefes alabilmesi için delik açıldı, aspire cihazına bağlı olarak yaşamaya başladı. 
 
Bir yaşına girecek olan  ve her geçen gün kasları eriyen Yiğit Efe bebeğin sağlığına kavuşabilmesi için, ABD'de sadece 2 yaş altındaki çocuklara, Avrupa'da ise 4 yaş altındaki çocuklara uygulanan ve dünyada en pahalı tedavi olarak bilinen 'gen' tedavisinin uygulanması gerekiyor. 
 
Efe için süre kısalırken, Çeçen ailesi, 2 milyon 200 bin dolara mal olan tedavinin yapılabilmesi için global bağış sitesi olan 'GoFundMe' üzerinden yardım kampanyası başlattı.Aile, ilgililer ve herkesin kendilerine destek olmasını istedi. 
  
Bebeğimin 3 defa kalbi durdu 
  
Efe bebeğin annesi Meltem Çeçen;

"Bebeğim, Spinal Müsküler Atrofi (SMA) Tip 1 (kas hastası) hastası. Hastalığı 3 aylıkken başladı. MR çektirdik ve sonrasında kemik hastalığının olduğunu ve vücudunun çalışmadığını öğrendik.  Ondan sonra hastaneye yatırdılar, emme refleksinin olduğunu söyleyip üç aylıkken NG (beslenme tüpü) takıldı. NG'den sonra bebeğim hastaneye  yatırıldı çünkü nefes almakta zorlanıyordu. Üç aylıkken bebeğimi hastaneye yatırdık ve bebeğimin 3 defa kalbi durdu. 
 
Oksijen beyine gitmediği için gözleri biraz hasar gördü. Çocuk da bu durumu kaldıramayınca entübe oldu ve yaklaşık 4 ay entübedeydi. Uyandıktan sonra doktor trakeyi önerdi ve şimdi de cihazlara bağlı. Beyin MR'ı sonucunda göre çocuğun makinalardan sökülemeyeceğini söylediler. 
 
Biz de rahat bir nefes alması için mecbur trakeyi yapmak zorunda kaldık. Bebeğim şuan cihaza bağlı yaşıyor. Aspire cihazımız olmazsa olmazımız. Beş dakikada bir bebeğimin ağzını ve burnunu aspire ediyoruz. Temizlemesek tıkanıyor, tıkandığı için de yutkunması olmadığından mikrop akciğerlere kaçıp yoğun bakımlık oluyor" dedi. 
  
2.2 milyon doları toplamamız gerekiyor
   
11 ay boyunca yoğun bakımda olduğunu aktaran anne Çeçen;

"Çok şükür, iki gün önce taburcu oldu, şuan yanımda. Covid-19 salgınından dolayı bizi yanına almıyorlardı, 11 ayında sonunda ilk defa yanımda, doktorların bize dediğine göre, bu bebeklerin iki yaşından sonra yaşamama durumu var. Ama bunun bir tek ilacı var o da Amerika'da olan 'Gen İlacı'.  Bütün SMA ailelerinin uğraştığı gibi biz de onu almaya çalışıyoruz. O ilaç bebeğimin tek kurtuluşu. 
 


Burada görülen bütün ilaç ve cihazlardan kurutulabilmesi için o ilaçtan almamız gerekiyor Bizim bu ilacımız çok pahalı, 2.2 milyon dolar,o  da çok fazla. Biz bunu karşılayabilseydik, ne kimseye sesimizi duyurmaya çalışırdık ne de birilerden yardım isterdik. Çok büyük bir meblağ olduğu için yetkilere sesleniyoruz, lütfen bizlerin sesini duyun. 
 
Bebeklerimiz melek olmasın, bütün Efe'ler yaşasın. Bizim tek derdimiz bu cihazlardan kurtulup rahat nefes alması. Bebeğim, 21 Ekim'de bir yaşına girecek. Bizim 11 ayımız kaldı ve bu süre içinde 2.2 milyon doları toplamamız gerekiyor. Lütfen birilerinin bizim sesimizi duyup yardım etmelerini istiyoruz" diye konuştu. 
 
                                         

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı

ÖSYM Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Sınavı'na giriş belgeleri erişime açıldı

 

24.09.2026 12:44:00
Anadolu Ajansı
 
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı
2026-KPSS Ön Lisans Sınavı giriş belgeleri erişime açıldı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı Ön Lisans Sınavı'na (2026-KPSS Ön Lisans) giriş belgeleri erişime açıldı.

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 4 Ekim'de uygulanacak KPSS Ön Lisans Sınavı'na katılacak adayların, sınava girecekleri bina ve salonlara atanma işlemleri tamamlandı.

Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren giriş belgesini ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden TC kimlik numaraları ve aday şifreleriyle edinebilecek.

2026-KPSS Ön Lisans Sınavı için adaylar, 4 Ekim'de saat 10.00'dan sonra sınav binalarına alınmayacak.

Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı kalp krizinden vefat etti

Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı, 57 yaşında kalp krizi geçirerek vefat etti. Emeklilik dilekçesi veren Balcı'nın izne ayrıldığı öğrenildi

24.09.2026 12:24:00 / Güncelleme: 24.09.2026 12:26:17
İHA
 
Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı kalp krizinden vefat etti
Zonguldak Vali Yardımcısı Muammer Balcı kalp krizinden vefat etti
Zonguldak Vali Yardımcılığı görevini sürdüren Muammer Balcı, İstanbul'da sabaha karşı kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Bir süre önce emeklilik dilekçesi vererek izne ayrıldığı öğrenilen Balcı, otopsi işlemleri için morga kaldırıldı. Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, sosyal medya hesabından paylaştığı taziye mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Zonguldak Vali Yardımcımız, kıymetli mesai arkadaşımız Muammer Balcı geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Görev süresi boyunca ilimize ve hemşehrilerimize özveriyle hizmet eden merhum Vali Yardımcımız Muammer Balcı'ya Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına, çalışma arkadaşlarımıza ve mülki idare camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet, makamı ali olsun."

Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor

Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, meydana gelen heyelan ve su baskınlarında şu ana kadar tespit edilen zararın yaklaşık 1 milyar 42 milyon lira olduğunu belirterek, "Çalışmalar devam ediyor" dedi

24.09.2026 12:18:00 / Güncelleme: 24.09.2026 12:20:53
İHA
 
Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor
Rize'de şiddetli yağış ve heyelanın bilançosu netleşiyor
Rize'de 19 Eylül Cumartesi akşamı başlayan ve metrekareye yer yer 200 kilograma kadar düşen şiddetli sağanak, cadde ve sokaklarda su baskınlarına, kırsal ve eğimli kesimlerde ise zemin kaymaları ile heyelanlara yol açtı. İlçe merkezleri ile köy yollarında çökmeler meydana gelirken, birçok konut, iş yeri ve tarım arazisinde hasar oluştu.

Afetin hemen ardından AFAD koordinasyonunda Karayolları, Devlet Su İşleri (DSİ), Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü, Defterdarlık, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İl Özel İdaresi ekipleri sahada kapsamlı inceleme başlattı. İyidere, Pazar ve Derepazarı ilçelerinde meydana gelen heyelan ve su baskınlarının ardından başlatılan hasar tespit çalışmalarında ilk etap tamamlandı. Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, şu ana kadar tespit edilen toplam hasar ve zararın yaklaşık 1 milyar 42 milyon lira olduğunu açıkladı.

"En büyük tesellimiz can kaybı yaşanmaması"

Vali Baydaş, afetin boyutunun büyüklüğüne dikkat çekerek, en sevindirici noktanın can kaybı olmaması olduğunu vurguladı. Vali Baydaş, "Sevindiğimiz mesele burada can kaybının yaşanmamasıdır. Afetin büyüklüğüne rağmen, ki metrekareye yer yer 200 kiloya yakın yağışın düştüğü bir afetten bahsediyoruz. Herhangi bir can kaybının olmayışı bizim açımızdan sevindirici husustur. Geri kalan hasar tespitleri ve hasarlı olan yerlerin tadili, tamiri de o gün itibarıyla başlamıştı. Şimdi tespitler gerçekleştikçe devam ediyoruz" dedi.



200 noktada çalışma

Sahadaki ekiplerin şu ana kadar 200 ayrı noktada incelemelerini sürdürdüğünü belirten Vali Baydaş, "AFAD İl Müdürlüğümüz, Karayolları, Devlet Su İşleri, Defterdarlığımız, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğümüz, Tarım Müdürlüğümüz, bu saha tespitlerini yapan ekiplerimiz ve İl Özel İdaremiz bütün tespit ve değerlendirmelerinin ilk etabını gerçekleştirdiler. 200 noktada çalışma yaptı arkadaşlarımız. Şu ana kadar tespit edilen hem hasar hem de zarar noktasında araç, iş yeri ve ev zararları gibi maddi kayıplar ile istinat duvarı, menfez, yol ve konut hasarları yer alıyor. Önümüzde şu ana kadar tespit edilen 1 milyar 42 milyon liralık bir rakam var. Çalışmalar devam ediyor; cuma gününe kadar ekiplerimiz sahada olacak ve nihai icmali çıkaracağız. Bunun ödenek boyutuyla ilgili taleplerimizi de ivedilikle gerçekleştireceğiz" ifadelerini kullandı.

Riskli bölgelere teknik rapor ve tedbir çağrısı

Heyelan riski altındaki yerleşim yerlerinde sürekli teyakkuzda olunduğunu belirten Baydaş, vatandaşların birebir telefonla dahi uyarıldığını ifade etti. Riskli sahalara ilişkin sürecin teknik heyetler tarafından titizlikle incelendiğini söyleyen Vali Baydaş, "Yaklaşık 30 hanenin bulunduğu bir bölgede alt tarafın tamamen heyelan gördüğünü tespit ettik. Vatandaşımızı yerinden etmek istemeyiz ancak orası bizim açımızdan artık bir risk bölgesidir. Bilim insanları, jeoloji ve inşaat mühendislerinden oluşan teknik heyetin raporu tamamlanıncaya kadar o bölgeyi riskli kabul ediyor ve yağışlar öncesinde gerekli tedbirlerin alınmasını sağlıyoruz" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü

24.09.2026 12:13:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu temasları kapsamında devlet ve hükümet başkanlarıyla görüştü

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM 81. Genel Kurulu'na katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği ABD'nin New York şehrinde Genel Kurul başta olmak üzere birçok toplantıya katıldı, ülke liderleri ve uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcisiyle önemli görüşmeler gerçekleştirdi.

BM Genel Merkezi karşısında yer alan Türkevi'nde yoğun diplomatik görüşmeler yapan Erdoğan'ın görüşme ve kabullerinde ikili ilişkiler ile bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.

Türkiye'nin barış, istikrar ve diyalog temelindeki yaklaşımını muhataplarıyla paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 Eylül'de Vietnam Devlet Başkanı To Lam ile görüştü.

Türkiye'nin, iki ülke ilişkilerinin "Stratejik Ortaklık" seviyesine yükseltilmesi önerisine Vietnam'ın olumlu yanıt vermesinden memnuniyet duyduğunu belirten Erdoğan, Vietnam ile yatırım, ticaret, savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmek için çalıştıklarını ifade etti.

Erdoğan, iki ülkenin uluslararası alanda da birlikte çalışmaya devam etmesinin önem arz ettiğini ve bunu sürdürmek gerektiğini belirtti.

Vietnam Devlet Başkanı To Lam'in ardından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Yunus el-Menfi ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Libya'da istikrarın devamı için gayret gösterdiğini, diyalog ve uzlaşıyı amaçlayan sürecin devamının önemli olduğunu, Türkiye'nin Libya'nın menfaatine olmayan hiçbir formüle rıza göstermeyeceğini kaydetti.

Erdoğan, Menfi ile görüşmesinde iki ülkenin enerji, savunma ve madencilik alanlarındaki işbirliğini artırmak için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Menfi ile görüşmesinden sonra Kuveyt Veliaht Prensi Sabah Halid el-Hamed es-Sabah'ı kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin, bölgedeki zorlu ve çatışmalı süreçte Kuveyt gibi kardeş ülkelerin yanında olduğunu belirtti.

Görüşmede, iki ülkenin ticaret ve enerji başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini geliştirmek için çalıştığını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin bölgedeki zorlu ve çatışmalı süreçte Kuveyt gibi kardeş ülkelerin yanında olduğunu bir kez daha ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in bölgedeki saldırganlığının önünün alınması gerektiğini vurgulayarak, bunu sağlamak için uluslararası gayretlerin desteklenmesinin önemine işaret etti.

İlk günkü temaslarında Kosova Başbakanı Albin Kurti'yi de kabul eden Erdoğan, Türkiye'nin Kosova'ya, uluslararası camiada hak ettiği yeri alması için desteğinin devam edeceğinin, Türkiye'nin Balkan ülkeleri arasındaki diyaloğu da desteklediğinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede, iki ülkenin ticaret hacmini potansiyeline yakışır şekilde artırmak için adımlar atmayı sürdüreceklerini, güvenlik ve savunma sanayii alanlarındaki işbirliğini de ilerleteceklerini ifade etti.

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam'ı da Türkevi'nde kabul eden Erdoğan, Türkiye'nin Lübnan'da kalıcı huzur ve istikrarın sağlanması için gayret gösterdiğini, BM Lübnan Geçici Görev Gücü'nün yerini almak üzere uluslararası bir girişime ihtiyaç olduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zor zamanlarda Türkiye'nin Lübnan halkının yanında olmaya devam edeceğini, Lübnan'a insani yardım ve tıbbi destek göndermeyi sürdüreceğini kaydetti.

Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze'yi kabul eden Erdoğan, görüşmede, Türkiye'nin, Gürcistan'ın 18 yıldır en büyük ticaret ortağı olmasından memnuniyet duyduğunu, ticaret, ulaştırma, güvenlik başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini daha ileri taşıyacak adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti.

İki ülkenin uluslararası alanda dayanışmasını sürdürmesinin önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan işbirliği mekanizmalarından en verimli şekilde istifade edilmesinin de ülkelere fayda sağlayacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk günkü diplomasi trafiğini Doktor Patrick Soon-Shiong ile tamamlayarak, "100 Yıllık Dostluk: Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri" etkinliğinde katılımcılara hitap etti.

Türkiye-ABD ilişkilerinin ikinci yüzyılına girerken işbirliğinin yeni alanlarda geliştirilmesine yönelik yaklaşımını ortaya koyan Erdoğan, "Bölgemizde ve dünyada karşı karşıya bulunduğumuz çatışmalar, savaşlar ve krizler, Türkiye ile Amerika'nın yakın diyalog içinde olmasını gerektiriyor. Amerika'yla tesis ettiğimiz diyalog ve eş güdüm sayesinde Orta Doğu başta olmak üzere Afrika'dan Asya'ya küresel etkilerine tanık olduğumuz birçok meselede ülkelerimiz için olumlu neticeler alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de gayretlerimizi artırarak bunu sürdürmekte kararlıyız." ifadelerini kullandı.

BM Genel Kurulu'na hitap
New York'taki temaslarının ikinci gününde BM Genel Kurulu'na hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmiş yıllarda başbakan, ardından cumhurbaşkanı sıfatıyla katıldığı 16'ncı BM Genel Kurulundaki hitabını 4'üncü sırada yaptı.

Konuşmasına BM'nin 81'inci Genel Kurulu'nun başta mazlumlar olmak üzere, tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek başlayan Erdoğan, konuşmasının büyük bölümünü Filistin'e, Gazze'de devam eden soykırıma ayırdı.

Bir gün herkesin, insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacağına işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz. Çatışma bölgelerinden, kriz bölgelerinden uzakta konfor içinde yaşayabiliriz. Fakat yarın ne olacağını, başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki Genel Kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum."

Erdoğan, "190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki ne adildir ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi, 'Dünya 5'ten büyüktür' ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabında, "Tayyip Erdoğan olarak vicdanıyla, tarihiyle, merhametiyle büyük bir milletin Cumhurbaşkanı olarak, Rabb'im ömür verdikçe, bu kürsüden mazlumların, mağdurların, kimsesizlerin hakkını savunmaya, onların da sesi olmaya, onlar için de konuşmaya, mücadele vermeye inşallah devam edeceğim." ifadelerini kullandı.

Guterres ile görüşme
BM 81. Genel Kurul görüşmelerinde katılımcılara hitabının ardından ikili temaslarını sürdüren Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görev süresinin sonuna yaklaşan Guterres ile küresel barış ve güvenliği ilgilendiren pek çok konuda yakın çalıştıklarını söyledi.

İsrail'in Gazze'de barış istemediğinin bir kez daha ortaya çıktığını, Batı Şeria'daki yerleşimci terörü ile Kudüs'teki kutsal mekanlara yapılan saldırıların durumu daha da kötüleştirdiğini belirten Erdoğan, iki devletli çözüm zemininin korunması gerektiğini bildirdi.

Erdoğan, İran ve Ukrayna'da tansiyonun düşürülmesi gerektiğini, Türkiye olarak diplomatik sürece bağlı kalınması için gayret gösterdiklerini, Hürmüz konusunda bölge içinden doğacak bir sürecin fayda sağlayabileceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği için taraflardan sorumlu tutum sergilemelerini beklediklerini, Türkiye'nin Karadeniz'de ticaret gemilerinin hedef alınmasından rahatsız olduğunu vurguladı.

Erdoğan, görüşmede, Ada'da Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü tanımayan hiçbir önerinin netice vermeyeceğini bildirdi.

"İsrail saldırganlığının dizginlenmesi için uluslararası toplumun baskı kurması önemli"
Guterres ile görüşmesinin ardından BM Genel Merkezi'nde Senegal Cumhurbaşkanı Bassirou Diomaye Faye ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ile görüştü.

Türkiye ve Katar olarak ikili ilişkileri yatırım, ticaret, enerji ve savunma sanayisi başta olmak üzere her alanda daha ileri seviyelere taşımak için çalışmaya devam edeceklerini ifade eden Erdoğan, bölgede enerji arzını olumsuz etkileyen gelişmelerin herkesi sıkıntıya soktuğunu belirtti.

Erdoğan, enerji ve ulaştırma koridorları alanlarındaki işbirliğini ilerletmenin önemli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'de barış yönünde adımlar atmamakta ısrar ettiğine dikkati çekerek, bölgedeki İsrail saldırganlığının dizginlenmesi için uluslararası toplumun güçlü bir şekilde baskı kurmasının önemli olduğunun altını çizdi.

Görüşmenin ardından İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ı da kabul eden Erdoğan, Türkiye-İngiltere ilişkilerinin her alanda güçlendiğini, savunma sanayisi ve ticaret başta olmak üzere, birçok başlıkta atılacak adımlarla işbirliğinin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti.

İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'da barış istemediğini defalarca eylemleriyle ortaya koyduğunu, buna karşı uluslararası toplum baskısının önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, İran ve Ukrayna'da gerilimin arttığını, Hürmüz konusunda mutabakat sağlanmasıyla müzakere sürecinin yeniden sağlanabileceğini kaydetti.

Erdoğan, Ukrayna konusunda bir yenişememe halinin hakim olduğunu belirterek, Karadeniz'de Türk veya yabancı ticaret gemilerinin hedef alınmasının durumu daha da karmaşıklaştırdığına işaret etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs Türk halkının Ada'daki egemen eşitliği ve uluslararası statüsünün tanınmadığı hiçbir formülün sonuç vermeyeceğinin altını çizdi.

BM Genel Merkezi'nde Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae'yi de kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Japonya'nın ikili ticaret hacmini kısa sürede dengeli bir şekilde artırma potansiyelinin bulunduğunu, enerji, altyapı ve savunma sanayisi alanlarındaki işbirliği fırsatlarını değerlendirmenin önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada barış için gayret gösterdiğini kaydeden Erdoğan, savaşların tahrip ettiği Suriye, Gazze ve Ukrayna'nın yeniden imarının da önemli olduğunu belirtti.

Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülke liderleriyle toplantı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülke liderlerinin katıldığı İran konulu toplantıya iştirak etti.

ABD Başkanı Trump, Gazze konusunda önemli adımlar attıkları ve bölgedeki krizi sona erdirmek için çaba gösterdikleri sürece ilişkin konuşurken Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dönerek, "Tam olarak bir yıl önce, birçok ülke Birleşmiş Milletlerin yan etkinlikleri kapsamında burada bir araya gelerek Gazze'deki kanlı savaşı nasıl sona erdirebileceğimizi tartışmıştık ve neredeyse aynı isimler buradaydı. Aralarında Türkiye'den gelen, tam şuradaki dostum da vardı. Kendisi sert bir adamdır. Onunla uğraşmayın. Kendisi gerçekten harika bir adamdır." ifadesini kullandı.

BM Genel Merkezi'ndeki temaslarının ardından Türkevi'ne gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile görüştü.

Türkiye ve Polonya arasındaki ticaret hacmini artıracak adımlar atmanın faydalı olacağını, savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini ileri taşımak için çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, Türkiye olarak Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona ermesi için gayret gösterdiklerini, özellikle Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği için çalıştıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de barış ve huzurun hakim olması için uluslararası toplumun iki devletli çözüme desteğinin sürmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Nawrocki ile görüşmesinin ardından Erdoğan, Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman'ı kabul etti.

Türkiye ile Bangladeş arasındaki ilişkilerin daha kurumsal zemine taşınması ihtiyacından söz ederek, savunma sanayisi alanında işbirliğinin geliştirilmesi gerektiğini ve karşılıklı ticaret hacminin artırılması için adımlar atılmasının faydalı olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bangladeş'in 1 milyonu aşkın Rohingyalı Müslümana kucak açmış olmasının takdirle karşılandığını, Türkiye olarak barınma, eğitim ve altyapı alanlarındaki insani yardımların süreceğini ifade etti.

Erdoğan, Lotte NY Palace Hotel'de ABD Başkanı Donald Trump tarafından BM 81. Genel Kurulu'na katılan devlet başkanları ve eşleri onuruna verilen davete iştirak ederek ikinci günkü temaslarını tamamladı.

Paşinyan'ı kabul
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü günkü temaslarına Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ı kabul ederek başladı.

Görüşmede, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ikili ticaret ve ulaştırma alanlarındaki normalleşme sürecini desteklediklerini, ilişkilerde yakalanan olumlu ivmenin devamının önemli olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye olarak Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecinde karşılıklı adımlar atılmasını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Erdoğan, Ermenistan ile uluslararası organizasyonlarda gelişen işbirliğinin, normalleşme sürecine katkı sağladığını söyledi.

Paşinyan'ın ardından Erdoğan'ın Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'yi kabulünden sonra Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, "Türkiye-Irak ortak basın açıklaması"nı paylaştı.

Buna göre, Türkiye ve Irak makamlarının iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri tüm veçheleriyle ele aldıkları görüşmelerde, taraflar güvenlik alanında işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldı. Bu çerçevede Sincar'da devlet otoritesinin bütünüyle tesisi ve yasaklı yabancı silahlı unsurların varlığına son verilmesi konusunda anlaşıldı.

Irak'ın bu güvenlik uygulamalarında kaydettiği ilerleme çerçevesinde, kararlaştırılan mekanizma ve zaman çizelgesi doğrultusunda, Türk kuvvetleri Başika-Zilkan yerleşkesini Irak Federal Hükümetine kademeli olarak teslim edecek.

Taraflar ayrıca, ikili ticaret ve yatırım hacminin genişletilmesi, imzalanan anlaşmaların derhal uygulamaya konulması ve başta Kalkınma Yolu Projesi olmak üzere ortak stratejik projelerin hızlandırılması hususlarında görüş birliğine vardı.

Türkevi'nde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın kalıcı barışla neticelenmesi için Türkiye'nin elinden geleni yapmaya her zaman hazır olduğunu, doğrudan müzakerelerin canlandırılması için çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliği konusunda adım atılmasının gerekli olduğunu, ticari gemilere saldırının izahının olamayacağını, taraflardan sorumlu davranış beklediklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin geliştirilmesi için de adımlar atmayı sürdüreceklerini söyledi. Erdoğan, enerji, madencilik ve savunma sanayisi başta olmak üzere birçok alanda işbirliğini artırmanın iki ülke açısından yararlı olacağını kaydetti.

Türkiye-ABD İş Konseyi Toplantısı
Türkiye-ABD İş Konseyi Toplantısı'na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "ABD ile stratejik işbirliğimiz her alanda gelişiyor. Siyasi ilişkilerimizde yakaladığımız ahengi ekonomik, ticari ilişkilerimize de yansıtmayı arzu ediyoruz." dedi.

Sanayide katma değeri artırmak için hedefli ve seçici politikalar uyguladıklarını belirten Erdoğan, "Yapay zekada bize güç katacak ve dijital dönüşümü destekleyecek altyapı yatırımlarını hızlandırıyoruz. Sağlık alanında Ankara'da kurmakta olduğumuz endüstri bölgesiyle yatırımcılara güçlü teşvikler sağlıyoruz. Bölgesel potansiyelimizi harekete geçirmek için Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Kısacası, Türkiye şoklara yalnızca tepki veren değil, şoklara direnç kazanmış, dayanıklılığa, verimliliğe ve ekonomik güvenliğe yatırım yapan bir ekonomidir." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika ile ekonomik münasebetleri yalnızca ticaret rakamları üzerinden okumanın doğru olmayacağını belirterek, "Küresel ekonomik düzenin yeniden kurgulandığı bir dönemde Türkiye ile stratejik bir ekonomik işbirliği modeline ihtiyaç olduğu kanaatindeyim." dedi.

"BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, temasları kapsamında BM Genel Merkezi'nde düzenlenen "BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği"ne katıldı.

Bu buluşmanın, iklim değişikliğine dair aldıkları kararların uygulamaya geçtiği bir etkinlik olması için çalıştıklarını dile getiren Erdoğan, "Avustralya ile birlikte farklı coğrafyaların beklentilerini gündeme taşıyacak bir anlayışla hazırlıkları yürütüyoruz. Fiji'de düzenlenecek Pre-COP'un ve Tuvalu'daki liderler buluşmasının Pasifik ülkelerinin seslerinin duyurulmasına vesile olacağına inanıyorum." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, COP31 kapsamında bilhassa elektrifikasyon ve sıfır atık gibi öncelikli alanlarda 2035'e giden süreçte yeni hedefler belirlediklerini ve katılımcılardan bu gündeme güçlü destek vermelerini beklediklerini anlatarak, şunları kaydetti:

"İklim hedeflerimizi toplumsal ve ekonomik gerçeklerle buluşturamadığımız her öneri başarısızlığa mahkum olacaktır. Ülkelerin refahını güçlendirecek adımların kendi şartları, imkanları, kalkınma öncelikleri doğrultusunda şekillenmesi gerekiyor. Finansman ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler sürerken bütün ülkelerden aynı hızla ilerlemelerini beklemek gerçekçi değildir. İklim hedefleriyle kalkınma ve refah arasında güçlü bir bağ kurabildiğimiz ölçüde adil geçişi de kalıcı hale getirebiliriz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "BM Genel Sekreteri İklim Etkinliği" sonrası Türkevi'nin yanında yer alan, Türklere ait bir pastanede vatandaşlarla bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York programının son ayağı, TASC, UID, MÜSİAD ve ABD Müslüman Kuruluşlar Konseyince düzenlenen etkinlik oldu.

Programda, "Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde maalesef sorunlar yaşanıyor. Müslümanlardan entegre olmasını değil, asimile olmaları bekleniyor. Biz ise entegrasyona evet, asimilasyonun her çeşidine hayır diyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, ABD'deki ara seçimlerle ilgili de "Yaklaşan ara seçimlerde tüm vatandaşlarımızı demokratik haklarını kullanmaya, seslerini duyurmaya davet ediyorum. İradenizi sandığa en üst seviyede yansıtmanız çok, çok önemlidir. Birlik içinde, beraberlik içinde en önemlisi de kardeşlik içinde buradaki faaliyetlerinizi başarıyla sürdürmenizi gönülden temenni ediyorum." değerlendirmesini yaptı.

Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem

Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesinde, saat 10.40'da 5,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi

24.09.2026 11:27:00 / Güncelleme: 24.09.2026 11:36:15
AA
 
Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem
Şanlıurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Karaköprü olan 5,4 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin, yerin 7,39 kilometre derinliğinde meydana geldiği belirlendi.

Şanlıurfa merkezli deprem, kent merkezinin yanı sıra Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Batman, Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa ve Malatya'da da hissedildi.

Depremin ardından vatandaşlar, cadde, sokak ve parklara çıkarak beklemeye başladı.

Vali Şıldak'tan ilk açıklama

Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, herkese geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Sahada yapılan ilk incelemede, şu an için herhangi bir can kaybı ve yıkım söz konusu değil. Herkese geçmiş olsun. Sahadaki tarama çalışmalarımız sürüyor." diye konuştu. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheliden 14'ü tutuklandı

 

24.09.2026 00:30:00 / Güncelleme: 24.09.2026 01:34:28
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen 20 zanlıdan 17'sinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, 14 şüphelinin tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.

Tutuklanan şüphelilerin isimleri şöyle:

"Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey."

Öte yandan haklarında tutuklama talep edilen Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Abdulkadir Özkan ve Bülent Uygun ile Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı'nın hakimlikteki işlemleri sürüyor.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024 yılından bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yapılan soruşturma kapsamında, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya ise savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Şüpheliler Emre Tezmen ve Alper Öztürk'e ait makam odalarında polis ekiplerince arama yapılmıştı.

Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun, Abdulkadir Özkan ve Selim Dağbaşı ile Hamza Kablan da gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında 14 zanlı daha yakalanmıştı. 

Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu

Manifest müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış'ın uyuşturucu testinin negatif çıktığı öğrenildi

23.09.2026 14:40:00
İhlas Haber Ajansı
 
Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu
Manifest'in kurucusunun uyuşturucu testi sonucu belli oldu
Manifest müzik grubunun kurucusu ve menajeri Tolga Akış, "müstehcenlik", "uyuşturucu madde kullanma" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında 28 Ağustos tarihinde gözaltına alınmış, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmişti. Akış, savcılık işlemlerinin ardından "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" suçundan tutuklanmıştı.

Uyuşturucu maddeye rastlanmadı

Soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu tarafından Akış'tan alınan kan, idrar ve saç örneklerinin incelendiği öğrenildi. Yapılan incelemelerde söz konusu örneklerde uyuşturucu maddeye rastlanmadığı belirtildi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu

23.09.2026 13:30:00 / Güncelleme: 23.09.2026 13:34:14
Haber Merkezi
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'den istifa ettiğini duyurdu.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, X hesabından yaptığı açıklamada CHP üyeliğinden ayrıldığını ve siyasi yoluna bağımsız olarak devam edeceğini duyurdu. Kararında parti içinde yapılan bazı açıklamaların etkili olduğunu belirten Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tüm Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini söyledi.
 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP üyeliğinden ayrılarak görevine bağımsız devam etme kararı aldığını açıkladı. X hesabından yaptığı paylaşımda parti içindeki açıklamalara işaret eden Yavaş, "Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur" diyerek hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara hizmet etmeyi sürdüreceğini belirtti.
 
Yavaş'ın X hesabından yaptığı açıklama şöyle:
 
"Sevgili Hemşehrilerim, Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir. Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.

19 Mart'la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye'de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
 
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
 
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
 
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi'ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
 
Tam tersine; Ankara'da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
 
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
 
Ankara'da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
 
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
 
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
 
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
 
Biz bunu Ankara'da başardık.
 
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
 
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye'de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
 
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi'nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP'ye değil, Türkiye'de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
 
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
 
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
 
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
 
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
 
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
 
O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil; seçmene karşı ağır bir vebaldir.
 
Bu nedenle bugün bağımsız olarak yoluma devam etme kararımın anlamı da açıktır…
Bundan sonra da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak; bana oy veren ya da vermeyen, hangi siyasi görüşten olursa olsun bütün Ankaralılara aynı anlayışla hizmet etmeye devam edeceğim.
 
Çünkü benim için belediye başkanlığı bir siyasi kariyer basamağı değil, milletin emanetidir.
 
Makamlar geçicidir.
Siyasi şartlar değişebilir.
Ama milletin size verdiği emanete sadakat değişmez.
 
Ben bugüne kadar bu emanete nasıl sahip çıktıysam bundan sonra da aynı şekilde sahip çıkacağım.
 
Bugün aldığım kararın bütün sorumluluğu bana aittir.
Takdir ise her zaman olduğu gibi aziz milletimizindir."

‘Kendine dikkat et, daha gençsin’

Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı

23.09.2026 12:07:00
Haber Merkezi
 
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
‘Kendine dikkat et, daha gençsin’
Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevindeki ölümüne ilişkin yeniden açılan soruşturma genişlerken, FETÖ hükümlüsü eski istihbaratçı Enver Altaylı hakkında bu kez savcıya yönelik sözleri nedeniyle ayrı bir soruşturma başlatıldı.

Altaylı'nın ifade sırasında soruşturmayı yürüten başsavcı vekiline, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" dediği bildirildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı, 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yeniden yürütülen soruşturmada dikkat çeken bir gelişmeye daha imza attı.

Soruşturma kapsamında ifadesi alınan eski istihbaratçı ve FETÖ hükümlüsü Enver Altaylı'nın, ifade işlemi sırasında soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı Vekili'ne yönelik sözleri nedeniyle resen soruşturma başlatıldı.

Başsavcılığın açıklamasına göre Altaylı, savcıya yönelik olarak, "Kendine dikkat et, daha gençsin. Sen kimsin, seninle bir gün görüşeceğiz, hesaplaşacağız" ifadelerini kullandı.

Bu sözler üzerine Altaylı hakkında "kamu görevlisine karşı tehdit" suçundan ayrıca soruşturma başlatıldığı açıklandı.

Önce tutuklama, ardından tehdit soruşturması



Altaylı, Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında 22 Eylül'de ifadesi alınmak üzere Silivri Adliyesi'ne getirildi. Soruşturmayı yürüten savcılık, ifadesinin ardından Altaylı'yı "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk etti.

Silivri Sulh Ceza Hakimliği, Altaylı'nın tutuklanmasına karar verdi. Böylece Altaylı, 2011'de Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada tutuklanan şüpheliler arasına katıldı.

Ancak Altaylı'nın adliyedeki işlemleri bununla sınırlı kalmadı. Savcılığa yönelik sözleri nedeniyle hakkında ikinci bir adli süreç başlatıldı.

Kozinoğlu dosyası yeniden açılmıştı

Kaşif Kozinoğlu'nun 2011 yılında Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen takipsizlik kararının kaldırılması sonrasında yeniden açıldı.

Başsavcılık, olayın tüm yönleriyle yeniden araştırılması amacıyla özel bir soruşturma ekibi oluşturdu. Soruşturma kapsamında ceza infaz kurumunda görev yapan kişiler ile Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı.

Soruşturmanın önemli adımlarından biri de Kozinoğlu'nun mezarının açılması oldu. "Feth-i kabir" işlemiyle mezardan alınan örneklerin Adli Tıp Kurumu tarafından incelenmesi ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi hedefleniyor. Başsavcılık ayrıca ölümde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının araştırıldığını bildirdi.

Tutuklu sayısı artmıştı

Soruşturma kapsamında daha önce dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi savcısı Necip Doğan dahil bazı şüpheliler tutuklanmıştı.

21 Eylül'de ise eski gazeteci Osman Arslan tutuklanırken, dönemin cezaevi müdürü Ömer Vatan ile vardiya amiri Kazım Beyke adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Böylece Altaylı'nın tutuklanmasından önce soruşturmadaki tutuklu sayısı 7'ye yükselmişti.

Öte yandan Kozinoğlu'nun koğuş arkadaşları emekli albay Hasan Atilla Uğur ve emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım hakkında da ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

Soruşturmanın seyri merak konusu

Kozinoğlu dosyasında yeniden soruşturma başlatılması, mezarın açılması, cezaevinde görev yapan isimler hakkında adli işlemler yapılması ve son olarak Enver Altaylı'nın "kasten öldürmeye azmettirme" suçlamasıyla tutuklanması dosyanın kapsamını genişletmiş durumda.

Altaylı'nın savcıya yönelik sözleri nedeniyle başlatılan yeni soruşturma ise ana dosyadan bağımsız olarak kamu görevlisine karşı tehdit iddiasını gündeme getirdi.

Soruşturmaların sonucunda hem Kozinoğlu'nun ölümünün kesin nedeni hem de olayda üçüncü kişilerin herhangi bir rolünün bulunup bulunmadığı belirlenecek. Şu aşamada dosyadaki suçlamalar soruşturma ve yargılama konusu iddialar niteliğinde bulunuyor.

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi

23.09.2026 12:00:00
AA
 
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
 İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi
İçişleri Bakanlığı, kırmızı bültenle aranan 29 ve ulusal seviyede aranan 47 kişi olmak üzere 76 suçlunun Türkiye'ye iadesinin sağlandığını bildirdi.

Bakanlığın sosyal medya hesabındaki açıklamasında, zanlılardan 61'inin Gürcistan'dan, 4'er suçlunun Yunanistan ve Almanya'dan, ikişer suçlunun Fransa ile ABD'den, diğerlerinin ise İngiltere, Sırbistan ve Azerbaycan'dan iadesinin gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Kırmızı bültenle uluslararası seviyede aranan H.Ö, M.Ü, M.A.Ç, U.A, V.H, Y.B, D.T, A.K, M.E.D, E.K, H.S, B.Ö, H.Ö, Ö.Ö, M.C, D.T, S.H, E.S.I, F.Ş.Ç, D.A.Ş, F.D, A.Y.Ö, A.D, B.A, E.A, B.S, A.P, S.E. ve B.E. ile ulusal seviyede aranan R.İ, R.Ö, U.T, M.R, G.K, Y.D, A.M, M.T, E.K, C.T, M.K, M.Ş, S.K, M.G, K.A, E.K, M.Ü, M.K, F.E.A, F.U, M.C.A, S.Y, S.Ö, M.Ö, F.C.B, H.D, M.E, K.A.İ, H.Y, D.Z, M.D.Ş, U.S.Ç, Ü.A, A.C, M.O.Ö, M.B, G.S, E.A, U.K, M.Y, C.Ö, A.D, G.K, E.İ, E.İ, M.Ö. ve M.U. isimli şahıslar yakalandı ve ülkemize iadeleri sağlandı.

EGM Interpol-Europol Daire Başkanlığı, Adalet Bakanlığı görevlileri, KOM, İstihbarat ve Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlıkları, Siber, Asayiş ve TEM Daire Başkanlıklarınca, yurt dışına kaçan ve haklarında arama kararı bulunanların izini titizlikle sürdük. İlgili ülkelerin kolluk birimleriyle yürütülen ortak işbirliğiyle yakalanan şahısların ülkemize iadeleri sağlandı. Hiçbir suçlu yurt dışına çıkarak izini kaybettiremeyecek. Milletimizin huzuruna kastedenlerin hareket alanını daraltmaya, kaçış güzergahlarını kapatmaya ve kırmızı bültenle ya da ulusal seviyede aranan şahısları ülkemize geri getirmeye devam ediyoruz. Kahraman polislerimizi, başkanlıklarımızı, daire başkanlıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz. Adalet Bakanlığı görevlilerine teşekkür ediyoruz."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.