logo
28 EYLÜL 2026

Erdoğan: 'Şikayet eden de edilen de CHP'li'

Cumhurbaşkanı Erdoğan AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, "CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir" diye konuştu

10.06.2026 15:10:00 / Güncelleme: 10.06.2026 15:14:13
AA
 
Erdoğan: 'Şikayet eden de edilen de CHP'li'
Erdoğan: 'Şikayet eden de edilen de CHP'li'
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'ndaki konuşmasına katılımcıları selamlayarak başladı ve yapacağı değerlendirmelerin ülke, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını diledi.

Türkiye siyasetine hiç yakışmayan olayların yaşandığı bugünlerde AK Parti Grubu'ndaki kardeşlik tablosunun herkese, özellikle de siyaseti marjinalize etmeye çalışanlara örnek olması temennisinde bulunan Erdoğan, "Kurban Bayramı sonrasındaki ilk buluşma" olarak nitelendirdiği bu toplantı dolayısıyla hac farizasını yerine getirenlerin ibadetlerinin Cenabıhak katında makbul ve mebrur olmasını niyaz etti.

Yola çıktıkları ilk günden beri milletle bütünleşmelerinin katlanarak ve güçlenerek devam ettiğini söyleyen Erdoğan, "AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak aziz milletimizle kurduğumuz gönül köprülerinin sağlamlığına hafta sonu bir kere daha şahitlik ettik. Halkımız pazar günü Gümüşhane, Nevşehir ve Tokat'taki 6 beldede belediye başkanlarını ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti." ifadesini kullandı.

Ara seçimlerde 6 beldenin 4'ünde AK Parti, birinde ise ittifak ortakları MHP'nin adayının kazandığını anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Cumhur İttifakı çok anlamlı bir seçim zaferine imza atmıştır. Öncelikle hemşehrilerinin takdiriyle belediye başkanı olarak seçilen Tokat Bağtaşı beldesinde Mustafa Karadağ'ı, Tokat Yolüstü beldesinde Mustafa Altan'ı, Gümüşhane Tekke beldesinde Kemalettin Demirkıran'ı, Nevşehir Mustafapaşa beldesinde Mustafa Özer'i canıgönülden tebrik ediyorum. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisinden Tokat Kuşçu beldesinden belediye başkanlığına seçilen Hikmet Temizel'e tebriklerimi iletiyorum. Belediye başkanlarımıza ve meclis üyelerimize beldelerine hizmet yolunda Rabbimden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum.

Kelimenin tam anlamıyla sandıkları patlatan vatandaşlarımıza da partimize ve ittifakımıza yönelik teveccühleri için teşekkür ediyorum. İnşallah bu güveni ve muhabbeti asla boşa çıkarmayacak, milletimize olan şükran borcumuzu daha çok çalışarak ödemenin gayretinde olacağız. Yine 7 Haziran Pazar günü ülkemiz genelinde 355 mahallede muhtarlık, 37 mahallede ise ihtiyar heyeti için sandık kuruldu. Demokrasimizin temel yapı taşları olarak gördüğümüz muhtarlarımızı da yürekten tebrik ediyor, kendilerine başarılar diliyorum."

"Sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tablonun önemli bir yönüne dikkatleri çekmek istediğini belirterek, bir süredir ana muhalefet partisinin kimi aktörlerinin üst perdeden konuşarak kendilerince bir gündem oluşturma çabasında olduklarını söyledi.

"Otobüslerle o şehirden bu şehre sürüklenen vatandaşlar üzerinden güya ahkam kestiklerini ve kendilerini dev aynasında gördüklerini" ifade eden Erdoğan, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Ama sandık sonuçlarının gelmesiyle hepsi birden ortalıktan kayboldular. Daha düne kadar avazı çıktığınca bağıranların 3 gündür sesi soluğu çıkmaz oldu. Ne konuşan var ne seçimler hakkında yorum yapan var ne de galeyana getirdikleri vatandaşlarımızdan çıkıp özür dileyen var. Aslında benzer bir yüzsüzlüğe 14-28 Mayıs seçimleri sonrasında da şahit olduk. O günleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz. Nelerle karşılaşmadık ki? Geride olduklarını çok iyi bildikleri halde utanmadan çıktılar 'öndeyiz' diyerek halkımıza yalan söylediler. Kampanya döneminde sipariş anketler vasıtasıyla seçmenlerini manipüle etmeye kalktılar. Seçim sonuçları kesinleştikten sonra bile yanıldıklarını kabul etmek yerine milleti suçladılar, hatayı kendilerinde değil, milletin tercihlerinde aradılar. Yaşadıkları ağır hezimete rağmen siyasetin, sosyal medyanın yankı odalarından ibaret olmadığını bir türlü anlayamadılar.

Bugün de aynısını yapıyorlar, faturayı kendi beceriksizlikleri dışında herkese ve her şeye kesen bu kibir abidelerine sadece şunu söylemek isterim. Beyler, kusura bakmayın, siz bu kafayla giderseniz sandıkta milletten daha çok tokat yersiniz. Siz kendinizi düzeltmez, gerçekçi siyaset yapmazsanız daha çok dut yemiş bülbüle dönersiniz. Siz cuntacıların ve suç örgütlerinin vesayetinden kurtulamazsanız daha çok yenilgi tadar, daha çok hüsrana uğrarsınız. Bakın her zaman ifade ediyorum, sorun sadece bunların siyasete bakış açılarında, siyaset tarzlarında, bunların çirkin ve çirkef üsluplarında değildir. Esas sorun, bunların zihniyetindedir, bunların faşizan ideolojisindedir. Sorun, bunların sokakla kurdukları bağın harbi ve hasbi, sahici ve samimi olmamasındadır. Sorun, bunların milleti mümeyyiz görmemelerinde, Anadolu irfanını hafife almalarındadır. Sorun, bunların siyaseti halka hizmet vasıtası olarak değil, şahsi kariyer ve kazanç kapısı olarak görmelerindedir. Çeyrek asra yaklaşan rekabetimiz, bütün bunlar boyunca, defalarca yenildiler, defalarca yanıldılar fakat bir kez olsun zihniyetlerini değiştirmeyi denemediler. Son günlerdeki tavırlarına bakılırsa pek değiştirecek gibi de durmuyorlar."

"CHP'yi pavyon masalarına düşürenler kendileri"

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "mutlak butlan" kararı sonrası CHP'de yaşananları eleştirdi.

CHP'lilerin, aralarındaki anlaşmazlıkları yargı kararları çerçevesinde suhulet ve sükunetle çözmek yerine kendilerini, mahkemeleri ve medyayı suçlayarak kendilerine toz kondurmadığını ifade eden Erdoğan, "Oysa biz ilk günden itibaren hep şunu dedik, CHP'nin 38. Kurultayı'na ilişkin tartışmalarda kurultayı yapan da kurultaya şaibe bulaştığını iddia eden de bu iddiaları belgeleriyle birlikte mahkemeye götürüp hakkını arayan da CHP'lilerdir. Gazi Mustafa Kemal'in kurduğu partiyi, affınıza sığınarak söylüyorum, pavyon masalarına düşürenler yine kendileridir." diye konuştu.

Erdoğan, "Rüşvet verdim", "Rüşvet aldım", "Şu kişiye şu kadar para verdim" diyenlerin de CHP'liler olduğunu söyledi.

Dün "Halkın umudu" dediklerine bugün hain damgası vuranların da yine CHP'lilerden başkası olmadığının altını çizen Erdoğan, tüm tarafların CHP'li olduğu hukuki bir ihtilafta belge ve bilgiler ışığında yargının gerekli değerlendirmeleri yaptığını, hükmünü verdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararı sonrası yaşananların kendilerinin haklılıklarını da teyit ettiğini dile getirdi.

Partilerine yönelik edep, adap, siyasi nezaket dışı hakarete rağmen karar sonrasında da tartışmaların uzağında durduklarını, ellerini, dillerini yaşanan olaylara bulaştırmadıklarına işaret eden Erdoğan, siyaset bezirganlarının sataşmalarına kulak asmadıklarını, medyadaki silahşörlerin tuzaklarına düşmediklerini, aklı ile ağzı arasındaki rabıta kopmuş çapsızlara prim vermediklerini kaydetti.

Erdoğan, süreçte hadiseleri ve tartışmaları güvenli mesafeden takip etmekle yetindiklerini, aynı tavırlarını koruduklarını dile getirerek, şöyle devam etti:

"Toplumsal barışa, kamu düzenine ve siyaset kurumuna zarar vermediği sürece CHP'deki anafor bizi zerre miskal ilgilendirmiyor. Bu girdabın içerisine sürüklenmek veya çekilmek asla istemiyoruz. Koltuk ve salon kapmaca savaşının tarafı değiliz ve olmayacağız. Esasen milletimizin arzusu ve bizden beklentisi de bu yöndedir. Biz kendimize yakışanı yapmakla mükellefiz, nitekim bunu yapıyoruz. AK Parti olarak samimi temennimiz, suç örgütlerinin güdümünden çıkamayan kimi tiplerin sorumsuz tavırları sebebiyle saatli bir bombaya dönüşen bu krizin bir an önce aşılmasıdır. Milletimizin huzuruna, Gazi Meclis'imizin vahametine, demokrasimizin ve ülkemizin itibarına zarar vermeye başlayan bu kavganın yargı kararları çerçevesinde demokratik bir olgunlukla çözüme kavuşturulmasıdır.

Siyasette rakibimiz dahi olsa bu yüce çatı altında milleti temsil eden hiçbir partinin kavgayla, çatışmayla, sokaklara ve Meclis koridorlarına taşan güç mücadelesiyle anılmasını biz arzu etmeyiz. TBMM'nin terörize edilmesine, Gazi Meclis'in nümayiş arenasına dönüştürülmesine de rıza göstermeyiz. Az dinleyip çok bağırarak, az düşünüp çok konuşarak siyaset yapılmaz. Herkes 86 milyona karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmelidir. Siyasette polarizasyonu artıracak adımlardan herkes uzak durmalıdır. Şu gerçeğin de bilinmesinde fayda görüyorum, CHP'nin genel başkanlık koltuğunu kimin işgal ettiğinin bizim nazarımızda hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur."

"Tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten ülkeye, millete fayda gelmez"

Bugüne kadar şahıslarla işlerinin olmadığını, bundan sonra da işlerinin olmayacağını vurgulayan Erdoğan, AK Parti hareketi olarak mücadelelerinin kişilerle olmadığını, CHP'nin halk ve milli irade düşmanı ideolojisiyle olduğunu belirtti.

"Bizim mücadelemiz, başörtülü kızlarımızı üniversite kapılarında ağlatan 28 Şubat zorbalarıyladır." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bizim mücadelemiz, milletin inancına, kutsalına, değerlerine dil uzatan, millete tepeden bakan jakoben zihniyetledir. Bizim mücadelemiz hacca gitmek için yardım isteyen vatandaşa 'Boş ver, Araplara paranı kaptırma' diyen gafillerledir. Bizim mücadelemiz, milletin kaynaklarını siyasi ikballerine basamak yapan yağmacılarladır. Bizim mücadelemiz, Batılı patronlarından 'Aferin' alabilmek için Türkiye'yi yurt dışına şikayet eden mandacılarladır. Bizim mücadelemiz, ellerine fırsat geçse Türkiye'yi tek parti karanlığına tekrar götürecek faşizm heveslileriyledir. Bizim mücadelemiz, Mehter Marşı'ndan rahatsız olanlarla, okullarımızda ramazan etkinliklerine tahammül edemeyenlerle, laikliği siper alarak milletin inanç değerlerine ateş edenlerledir. Bizim mücadelemiz, Sultan Fatih'in emaneti aziz İstanbul'un duvarlarını 'Zulüm 1453'te başladı' yazılarıyla kirleten mankurtladır. Bu makamlarda olduğumuz müddetçe mücadelemiz devam edecektir. Şunu bir kere daha hatırlatmak durumundayım, tembel, vizyonsuz, kavgalı muhalefetten ne bu ülkeye ne de bu millete hiçbir fayda gelmez."

"Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum"

Erdoğan konuşmada, Türkiye'nin, güçlü, dirayetli, başarılı, istikrarlı bir iktidar kadar vizyon, ufuk ve hassasiyet sahibi bir muhalefete de ihtiyacı olduğunu vurguladı.

"Bizimle eser, hizmet ve projede yarışacak muhalefet arayışımız son 23 yıldır makes bulmadı." diyen Erdoğan, "Ama buna rağmen umutlarımızı tüketmiş değiliz. Er veya geç Türkiye'nin hak ettiği kalitede bir muhalefete kavuşacağına yürekten inanıyorum. Biz, o gün gelene kadar kendimizle yarışmaya devam edeceğiz. Rakiplerimiz kendi kısır çekişmeleriyle meşgulken her zaman söylediğim gibi biz sadece işimize bakıyoruz." ifadesini kullandı.

Özellikle dış politikada 2026 yılını en verimli şekilde değerlendirmenin mücadelesini verdiklerini belirten Erdoğan, geçen hafta sonu İstanbul'un çevre diplomasisi alanında tarihi bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptığını söyledi.

Sıfır Atık Forumu'nun 183 ülkeden 120'yi aşkın bakanın, 200'ün üzerinde belediye başkanının ve 5 binden fazla katılımcının katılımıyla Türkiye'nin ev sahipliğinde başarıyla gerçekleştirildiğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2026 yılı inşallah Türkiye'nin uluslararası itibarı ve görünürlüğünün doruğa çıktığı bir sene olacak. 7-8 Temmuz'da Ankara'da tertiplenecek NATO Liderler Zirvesi'ne büyük önem atfediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Amerika Başkanı Sayın Trump'ın zirveye bizzat katılacağının açıklanması ittifakın insicamı bakımından kıymetli bir adımdır. Sadece müttefikler arasında değil, dünya genelinde de Ankara Zirvesi'ne dönük yoğun bir ilgi söz konusu. Biz de Ankara Zirvesi'nin NATO'nun tarihinde bir referans noktası olması için hazırlıklarımızı yoğunlaştırdık. Geride kalan yaklaşık bir aylık zamanı da en etkin şekilde kullanacağız."

Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi'ne ev sahipliği yapacaklarını, akabinde aile meclisi olarak gördükleri Türk Devletleri Teşkilatının 13. Liderler Zirvesi'ni Türkiye'de düzenleyeceklerini belirten Erdoğan, 9-20 Kasım tarihlerinde de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı'nın 31'inci oturumunu (COP31) Antalya'da düzenleyeceklerini, 197 ülkeden 100 bin katılımcıyla COP 31'in tarihin en büyük çevre zirvesi olarak kayıtlara geçtiğinin görüleceğini söyledi.

Grup Toplantısı Salonu'nda, AK Parti hükümetleri döneminde Türkiye'de gerçekleştirilen uluslararası diplomasi alanındaki zirve ve organizasyonlara ilişkin video izletildi.

"Kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yer aldığı coğrafyada krizler ve savaşların ardı arkasının kesilmediğini, Gazze'den Lübnan'a mazlumların yürekleri dağlayan feryatlarıyla karşılaştıklarını belirtti.

İsrail'in, kurulduğu günden bu yana bölgede barışı, huzuru, refahı ve güvenliği mütemadiyen tehdit eden bir fonksiyon icra ettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Filistin'e yönelik işgal ve Filistinlilere yönelik soykırım sistematik bir şekilde devam ediyor. Gazze'de tüm dünyanın gözleri önünde 73 bin masum insan katledilmiştir. Bu soykırım halen hem katliam boyutuyla hem de insanlık dışı tecrit boyutuyla sürmektedir. İnsanlık tarihinin en kanlı soykırımını gerçekleştiren İsrail aynı anda İran'a saldırmış, yetmemiş, aynı anda Lübnan'ı işgal etmeye başlamıştır. Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin tepkilerine rağmen İsrail, Lübnan'dan çekilmeyi reddetmekte, buradaki kanlı operasyonlarını devam ettirmektedir. 2 Mart'tan bu yana Lübnan'da katledilenlerin sayısı 3 bin 700'e, yaralıların sayısı ise 11 bin 400'e ulaşmıştır."

İsrail'in eş zamanlı olarak Afrika ülkelerini ve Akdeniz'i istikrarsız hale getirmek için de sinsi bir çabanın içine girdiğini vurgulayan Erdoğan, siyonist yönetimin tam anlamıyla bir çıban başı ve fitne fabrikası olarak geniş bir coğrafyada sürekli huzursuzluk ürettiğinin altını çizdi.

İsrail'in kural, hukuk ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyanın gerekli reaksiyonu göstermediğini ifade eden Erdoğan, "İsrail, mevcut hükümetin yönetiminde şımardıkça şımarmış, sadece bölge için değil insanlık için de bir tehdit kaynağı haline gelmiştir. Netanyahu ve cinayet şebekesinin Suriye ve Lübnan'a yönelik saldırıları bu iki kardeş ülkeyi olduğu kadar artık Türkiye'yi de tehdit eder bir noktaya taşınmıştır." diye konuştu.

Suriye ve Lübnan'ın müstakil, bağımsız iki devlet olduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye ve Lübnan aynı zamanda Türkiye'nin sevgi ve kardeşlik coğrafyasının içinde yer alan iki devlettir. Şam ve Beyrut, İstanbul'un iki kardeş şehridir. Türkiye'nin güvenliği sadece Hatay'dan değil Halep'ten başlar, Şam'dan başlar, Türkiye'nin güvenliği Beyrut'tan başlar. Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız. Şimdi bunlar ve tetikçileri çıkıyorlar, sağda, solda Türkiye'yi hedef alan güya tehditler savuruyorlar. Hiç bunu söylemenize gerek yok. Biz sizin niyetinizi, amacınızı, hedefinizi zaten çok iyi biliyoruz. Biz sizin neyin peşinden koştuğunuzu çok iyi görüyoruz. Arz-ı Mevud hezeyanının nihai hedefinin ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Allah'ın izniyle buna asla müsaade etmeyeceğiz."

"Kimse macera peşinde koşmasın"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akdeniz'de özellikle de Kıbrıs Adası'nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini gördüklerini ve gelişmeleri de çok yakından takip ettiklerini söyledi.

"İhtirasları cüsselerini fazlasıyla aşan bazı ufak tefek yapılar, İsrail'in fitne kayığına binmişler, siyonizmin taşeronluğunu üstlenmişler, güya Doğu Akdeniz'de birtakım ham hayallerin peşine düşmüşler." ifadesini kullanan Erdoğan, "Çok açık söylüyorum, kimse macera peşinde koşmasın, kimse siyonist katliam şebekesinin kuyruğuna takılmasın. Eğer Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin ve Kıbrıs Türkü'nün hak ve hukukuna kastedilirse bilinmesini isterim ki cevabımız çok net olur, çok da sert olur" dedi.

"İsrail, uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada, İsrail'in "uluslararası toplumun sessizliğinden cesaret alarak şımarıkça" bölgenin huzura, barışa ve güvenliğe ulaşmasına engel olduğunu söyledi.

İsrail'i hukuk çizgisinin içerisine çekmenin artık sadece belirli ülkelerin değil, insanlığın ortak meselesi haline geldiğini belirten Erdoğan, İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırıların sadece bölge ülkeleri üzerinde değil küresel ölçekte de olumsuz bir etki oluşturduğunu dile getirdi.

İsrail'in saldırgan tutumunun, bölgenin yanı sıra insanlığa yönelik de bir tehdit olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bundan 85 sene önce Hitler karşısındaki sessizlik ve tepkisizlik dünya genelinde 80 milyon insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Gözü dönmüş bir caninin çılgınlığının faturasını tüm insanlık ödemişti. Bugün aynı hata, tekrarlanmaktadır. Gazze kasabı Netanyahu ve kabinesinin soykırımları da tıpkı Hitler'e yapıldığı gibi büyük bir sessizlik ve tepkisizlikle izlenmektedir. Şunu kimse unutmasın ki ateş büyüdüğünde sadece bölgeyi yakmakla kalmaz, kıvılcımlar dünyanın her yerine düşer. Nasıl bugün Hürmüz'deki çözümsüzlüğün bedelini tüm dünya ödüyorsa şayet İsrail haydutluğunun önü kesilmezse bunun ceremesini de bölgeyle birlikte tüm insanlık çekecektir.

Avrupa'da, İspanya'nın gösterebildiği cesaret ve sağduyulu tutumu başka ülkelerin de göstermesi tarihi bir sorumluluktur. Bugün Gazze'de devam eden soykırımın kanı, buna tepkisiz kalanların eline, yüzüne bulaşmıştır. İran'da, Lübnan'da başlayan, Suriye'yi, Akdeniz'i, Afrika'yı tehdit eden bu saldırganlığın sonuçlarından da yine tepkisiz kalanlar mesul olacaktır. İsrail durdurulmalıdır, bu insanlığın ve insanlık cephesinin ödevidir. Tarihin tekerrürüne izin verilmemelidir."

Türkiye'nin İsrail'in tüm sabotajlarına rağmen, bölgesinde barışın ve huzurun ikamesi için elinden geleni yapacağını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin komşularıyla, dost ve kardeşleriyle, barışa inanan tüm ülkelerle el ele vereceğini, akan kanın ve gözyaşının dinmesi için tüm kapıları zorlamaya, diplomatik tüm yolları denemeye sabırla devam edeceğini söyledi. Erdoğan, "Gazzeli ve Lübnanlı kardeşlerimize de buradan dayanışma mesajlarımızı gönderiyor her zaman yanlarında olan Türkiye'nin bundan sonra da yanlarında olmayı sürdüreceğini tekrar vurgulamak istiyorum." ifadesini kullandı.

"Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık"

Bu yıl yağışlar açısından bereketli bir yıl geçirildiğini dile getiren Erdoğan, son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaşıldığını söyledi. Bugün itibarıyla barajlardaki doluluk oranının geçen yıla göre yüzde 26 artarak yüzde 81 seviyesine çıktığını dile getiren Erdoğan, hem yağışların üretim için olumlu seyretmesi hem de tarımsal üretime yönelik yaptıkları planlama ve destek uygulamaları sayesinde, bu yıl birçok üründe yüksek bir rekolte beklediklerini dile getirdi. Erdoğan, üretimde tarihi bir rekorun da bu yıl kırılabileceğini söyledi.

Hububat hasat döneminin Türkiye'nin birçok yerinde başladığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mevcut tahminlerimize göre, buğday üretimimiz geçen yıla göre yüzde 27, arpa üretimimiz yüzde 50 artacaktır. Geçen yıl kuraklık nedeniyle dekar başına 276 kiloya kadar düşen buğday verimini, bu yıl ortalama 400 kilo olarak öngörüyor hatta Trakya, Çukurova gibi bölgelerimizde 700 kiloya varan verimler bekliyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisimiz, geçen hafta alım fiyatlarını açıklamıştır. Aynı şekilde ofisimiz, 20 milyon ton depo kapasitesi ve 600'ün üzerinde alım merkeziyle hububat alımları için hazırlıklarını tamamlamıştır. Üreticimizin bir gram dahi ürünü ziyan olmayacak. Ofis, kendisine getirilen bütün ürünleri alacaktır. Ayrıca Ofis, ürün teslimine müteakip 21. günden itibaren ürün bedeli ödemelerine de başlayacaktır."

Erdoğan, yeni hasat döneminin tüm çiftçilere hayırlı olmasını diledi.

Son dönemde bölgede yaşanan savaşlar ve çatışmalar sebebiyle üretim girdilerinde artışların yaşandığını ifade eden Erdoğan, bunun da çiftçilerin maliyetlerine olumsuz yansıdığını dile getirdi. Erdoğan, "Çiftçilerimizin yükünü hafifletmek amacıyla önemli bir karar aldık. Bu yıl için açıkladığımız temel destek ve planlama desteği tutarımızı, İran kriziyle birlikte girdi maliyetlerinde oluşan aşırı artışları göz önüne alarak güncelliyoruz, destek tutarlarımızı buna göre artırıyoruz. Şimdiden hayırlı, bereketli olsun." diye konuştu.

Geçen yıl başlattıkları yerel kalkınma hamlesi programının ilk çağrısı kapsamında 303 projeyi desteklemeyi kararlaştırdıklarını belirten Erdoğan, tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayine, farklı sektörlerdeki 185 milyar liralık özel sektör yatırımlarıyla yerelde kalkınmayı hızlandıracak şehirlerin potansiyelini harekete geçireceklerini vurguladı.

Erdoğan, "Aynı programın geçen ay sona eren ikinci çağrısına yapılan toplam 1156 başvuruyu, ülkemizdeki yatırım iştahının bir işareti olarak görüyoruz. Toplam 453 milyar liralık asgari sabit yatırım tutarına sahip başvuruların değerlendirmelerini en kısa sürede bitirip sonuçlarını paylaşacağız." dedi.

A Milli Futbol Takımı'nın 14 Haziran Pazar günü, 2026 Dünya Kupası'nda ilk maçına çıkacağını hatırlatan Erdoğan, A Milli Futbol Takımı'na başarılar diledi. Erdoğan, "Önce grup aşamasında, devamında, sonraki turlarda, Milli Takımımızın yepyeni zaferlere imza atacağına, milletimize büyük bir gurur ve sevinç yaşatacağına yürekten inanıyorum. Aynı şekilde cumartesi günü, LGS sınavına girecek tüm evlatlarımıza da Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Yasama faaliyetlerinde sizlere başarılar diliyorum." diye konuştu.

Erdoğan, daha sonra AK Parti'ye katılan bağımsız İstanbul Milletvekili Ersin Beyaz'a rozetini taktı. Erdoğan ayrıca 6 beldede yapılan ara seçimlerde, seçimi kazanan AK Parti'li belde belediye başkanlarını tebrik etti.

Grup toplantısının ardından bir gazetecinin, Erdoğan'ın Kıbrıs ile ilgili söylediği sözleri hatırlatarak, "20 Temmuz'da Kıbrıs'a ziyaret bekleniyor mu?" sorusu üzerine Erdoğan, "20 Temmuz zaten bizim orası için her zaman yaptığımız bir ziyaret. Yine aynen devam" yanıtını verdi.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

28.09.2026 06:00:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 45 firma ve 19 fon üzerindeki mal varlığı tedbiri kaldırıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar sürüyor.

Soruşturma kapsamında Başsavcılığın ilgili kurumlara yazdığı müzekkerede kişi ve kurumların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulmasının talep edildiği bildirildi.

Yazıda, ilgili kurumlar nezdinde mal varlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla alakalı olarak, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve ilgili kurullar tarafından yeni değerlendirme ve bildirimlerin yapıldığı belirtildi.

Bu doğrultuda, söz konusu tedbirlerin ve mal varlığının dondurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği kaydedildi.

Soruşturmada tedbir kararı kaldırılan 45 firma ile 19 fonun bulunduğu, gerçek kişiler üzerindeki tedbirin ise devam ettiği öğrenildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temini talep edilmişti.

Şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da adliyeye sevk edilmiş ve tutuklanmıştı.

Adliyeye sevk edilen şüphelilerden Furkan Baki, Murat Keçeci, Ramazan Erbey, İlhan Aygül, Salih Can Bülbül, Selçuk Kahya, Uğur Akkafa, Samet Çetinel, Celal Yarız, İsmail Ege, Mehmet Yıldırım, Lütfi Çetinel, Berkan Gülen ve Mehmet Erbey'in tutuklanmasına, 3 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen 19 şüpheli tutuklanmış, 2 zanlı ise adli kontrol şartıyla salıverilmişti.

Devam eden soruşturmada 8 zanlı daha gözaltına alınmış, 6'sının tutuklanmasına hükmedilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 51'e ulaşmıştı.

Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener'le birlikte hakkında yakalama kararı çıkarılan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel de gözaltına alınmıştı. 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.