logo
08 AĞUSTOS 2026

Erdoğan'dan Bahçeli'ye yeni anayasa cevabı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı TRT canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı

01.06.2021 22:50:00
 
Erdoğan'dan Bahçeli'ye yeni anayasa cevabı
Erdoğan'dan Bahçeli'ye yeni anayasa cevabı

"Koronavirüs ile mücadele kapsamında normalleşme takvimi başladı. Tam olarak normalleşmeye ne zaman geçebiliriz? Maskesiz günler ne zaman gelir?" sorusu üzerine Erdoğan, maske, mesafe, hijyenin önemine vurgu yaptı.

Sosyal mesafenin korunması halinde maskeden de kurtulmanın mümkün olacağına işaret eden Erdoğan, sosyal mesafenin şart olduğunun altını çizdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın kısa bir süre sonra açıklama yaparak, "Şu tarihten itibaren, şu şartlarda sosyal mesafeye dikkat edildiği takdirde maskeyi de çıkarabiliriz." diyeceğini belirten Erdoğan, 1,5 metrelik mesafe korunduğunda maskenin çıkarılabileceğini kaydetti.

Erdoğan, şu anda 50-55 yaş üstü ile alakalı aşıların geldiğini dile getirerek, "Bu aşıların gelişiyle 50-55 yaş üstüne aşıyı yoğun bir şekilde yapmaya başlayacağız. Aşıları yoğun bir şekilde yapmamız halinde, zaten ciddi manada bir korunma sürecini tıbben de almış olacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. aşıyı olduğunu belirterek, antikorunun 2 bin 160 çıktığını aktardı.

"Ortak bir çalışma olacak"

"Yeni anayasa çalışmasında nasıl bir takvim öngörüyorsunuz? Nasıl bir anayasa taslağı var elinizde? Kritik kurumların yapısında bir değişiklik olacak mı?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Detaya, teferruata girersem Cumhur İttifakı'ndaki ortağımıza yanlışlık yapmış olurum. Şu anda anayasa çalışmamızı yapan ekiple önce bizim heyetimiz bir oturup konuşacak, değerlendirmemizi yapacağız 128 madde üzerinde. Bu çalışmamızı yapacağız ve bu çalışmayı yaptıktan sonra çıkarılması gereken, ilave edilmesi gereken ne gibi maddeler vardır, bunları aramızda konuşacağız. 'Tamam' dediğimiz anda da Devlet Beye bunu şahsım ve heyetim olarak takdim edeceğiz. Biz, bu arada bu çalışmayı da Devlet Beyin bana göndermiş olduğu kendi çalışmaları ile de ayrıca mezcedeceğiz. Ve birlikte yapacağımız bu çalışma, aynı zamanda Cumhur İttifakı'nın ortak çalışması olacak."

Erdoğan, bu çalışmayla ne gibi ilaveler yapılabilir, ne gibi eksiklikler var, anayasanın yaşam koşullarına giren inisiyatiflerinde ne gibi çıkarımlarda bulunulabilir konularının değerlendirileceğini söyledi.

"Çalışmalarda psikologlar, tarihçiler de var"

Bu çalışmaları yapanların içinde anayasa hukukçularının, sosyologların, psikologların, tarihçilerin bulunduğunu belirten Erdoğan, "Bunlarla beraber ortaklaşa bir çalışmayı yürütelim istiyoruz ki 'efradını cami ağyarını mani' bir çalışma ortaya çıksın. Onun için de bir adeta Anayasa Bilim Kurulu oluşturmanın gayreti içinde olduk. Anayasa Bilim Kurulu ile beraber bu çalışmamızı yürütelim istiyorum. Bu konuyla ilgili en geniş anlamda bir uzlaşı sağlayalım." diye konuştu.

Bunun neticesinde meydana gelen hazırlığı Cumhur İttifakı olarak ortaya koyacaklarını ifade eden Erdoğan, "Biz, en geniş anlamda uzlaşıyı sağlayamazsak, Cumhur İttifakı olarak kendi hazırlıklarımızı milletimizin takdirine sunmakta zaafa düşeriz. Bu, benim en büyük endişemdir." dedi.

 

Millet İttifakı'nın da anayasa çalışmaları yaptığı hatırlatılarak muhalefetin sistem tartışmasını sürekli açık tutmasına yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

"Millet İttifakı neyi neyle yapacak, kimi kimle bir araya getirecek veya hazırlayacakları bir anayasa metni nasıl ortaya çıkacak, bu düşündürücüdür çünkü bunların anayasa metni hazırlığında millilik bir defa olmayacak, yerlilik o da hiç olmayacak. Şimdi çok açık net söylemem lazım yani dağdaki PKK'lıyla mı milli bir anayasaya yapacaksınız, o PKK'lının uzantılarıyla mı kalkıp da bir anayasa metni hazırlayacaksın? 'Bu milletin anayasası' dediğiniz zaman bunun bir defa milli, yerli bir boyutunun olması şart."

"Çünkü bu millet kendisi için milli ve yerli bir anayasa ister, gayri milli istemez." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunu da zaten çalışmalar esnasında çok açık, net görmek mümkün olacak. Hatırlarsanız çözüm süreci çalışmalarını yaptığımız zaman bunların bazı uzantılarıyla da biz o çalışmalarda bir arada olduk ve bunları gördük. Nerede, nasıl hakikaten milletin derdiyle dertlenmek gibi bir adımları var veya yok bunları gördük. Şimdi de bunlardan farklı bir şey beklemek yine mümkün değil. Biz bunların yapacağı çalışmadan rahatsız değiliz, varsın yapsınlar ama şunu söyleyeyim, bir defa parlamenter demokrasi dendiği zaman artık parlamenter demokrasi bizim için mazi oldu. Bu millet için de mazi oldu. Hiçbir istikrarı olmayan, sürekli olarak koalisyonlarla iç içe ve bundan dolayı da sürekli zararda olan dönemleri yaşadık biz."

Bu dönemleri yaşayan ve bunun neticesinde AK Parti'yi tek başına iktidara getirenin millet olduğunu dile getiren Erdoğan, "Kim vardı karşımızda? Sadece Cumhuriyet Halk Partisi vardı. Cumhuriyet Halk Partisi ile birlikte parlamentoda çalışmayı yaparken bizler, çok daha gerçekten pozitif kararlar alabilirken, bütçede vesairede çok çok başarılı adımlar atabilirken o dönemler içinde bizler huzur içinde rahatlıkla süreci işlettik." diye konuştu.

"Koalisyonlar dönemine dönmeyi milletimiz asla istemiyor"

Bir sonraki seçime de parlamenter demokrasiyle gittiklerini ve AK Parti'nin oy oranının sürekli arttığını hatırlatan Erdoğan, olayın farklı bir sürece gittiğini ve Türkiye'nin çok partili koalisyonlardan huzur bulamadığının ve bundan netice de alamadığının söylendiğini ifade etti.

Erdoğan, "Koalisyonlar dönemine dönmeyi milletimiz asla istemiyor. 'Kurtulduk bundan' diyor, 'tekrar bizim başımızı belaya sokmayın' diyor." dedi.

Milletten aldıkları vekaletle kararlı bir şekilde yaptıkları çalışmalara değinen Erdoğan, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, dış politikadan ulaşıma attıkları adımlarla, alt ve üstyapı yatırımlarıyla gençliğe verdikleri önemle Türkiye'nin bir değişim, dönüşüm yaşadığını vurguladı. Havalimanı sayısının 26'dan 57'ye çıktığını ve iller arası seyahat sürelerinin azaldığını söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu tabii Türkiye'nin refah düzeyinin yükseldiğinin alametiydi. Bunu biz çok partili dönemde yapmadık, tam aksine AK Parti iktidarıyla gerçekleştirdik ve şu anda AK Parti iktidarıyla bu süreci devam ettirirken bir de Cumhur İttifakı ile dedik ki 'Biz öyle bir sistem kuralım ki bu sistem dünyada gelişmekte olan ülkeler değil, gelişmiş olan ülkelerin kullandığı sistem neyse biz de o sistemi kullanalım.' Tabii ülkemiz önce AK Parti ile ardından da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte devlet idaresine neyi getirdi? İstikrarı getirdi. Uluslararası alanda hızlı ve etkin kararlar alma kabiliyetini bu süreçte kazanmış oldu ve yeni sistem sayesinde son asrın en büyük sağlık krizi olan koronavirüs salgınında biz hızlı kararlar alabildik."

İstanbul Atatürk Havalimanı içerisinde ve Sancaktepe'de 45 gün içerisinde iki hastane yaptıklarını anlatan Erdoğan, Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin açılışını da Japonya Başbakanı ile video konferansla yaptıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin en mükemmel hastanelerinden bir tanesi. Ama birileri var ki anlamaz o işten. 'Bunun bütçesi nereden, bütçede yeri var mı?' diyor." değerlendirmesini yaptı.

"Başkente yakışan neyse onu yapacaksın"

Şehir hastanelerine ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Amerika'da bu noktada en büyük hastane Cleveland'dır. Bize yakışan nedir? Onu da geçmek. Biz onu da geçtik. Şimdi onlar buraların methini duyuyorlar, buraları gelip gezdikten sonra 'Geri kalmışız.' diyorlar. Çünkü biz onların hepsinin incelemesini yaptırdık ve o incelemeden sonra da bu adımları attık. Şu anda biz büyük şehirlerimizin tamamında bunu gerçekleştireceğiz inşallah, devam ediyoruz. Bu büyük şehirlerin tamamında bu hastanelerimiz olacak ki biz bütün ülkeyi kucaklamış olalım, hepsinde bu olsun." diye konuştu.

Erdoğan, şehir hastanelerinin yapımlarının hızla devam ettiğini belirterek "Hocalarımız noktasında da güçlü kadroları var. Mesela, şimdi Ankara'yı düşünün, Ankara'daki şehir hastanemiz olmamış olsaydı Orta Anadolu'da bu Kovid döneminde biz birçok açığımızı gideremezdik. Ama Kovid ile mücadelede, koronavirüs salgını döneminde Ankara Bilkent'teki bu hastanemiz birçok sorunumuzu çok rahat çözmemize vesile oldu." dedi.

Ankara Etlik'teki şehir hastanesinin yapılmasına karşı olanların bulunduğunun hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Bunlar böyle. Şimdi orası bitmek üzere, bitiyor. İnşallah bu yıl sonuna kadar orayı da açacağız. Bunlar tabii sorarsan Ankara'nın kasaba olduğunu zannederler, yani Ankara'nın büyük şehir olduğunu filan zannetmezler. Ankara, İstanbul'dan sonra Türkiye'nin ikinci büyük şehri ve burası başkent. Başkente yakışan neyse onu yapacaksın." diye konuştu.

İstanbul'da Anadolu yakasında da şehir hastanesi projesinin hazır olduğunu, ihalesini yaparak yapımına başlayacaklarını söyleyen Erdoğan, "Rabb'im tabii ki hastane kapısına falan düşürmesin ama eksikliğini de vermesin. En ideallerini bizim yapmamız lazım, en güzellerini yapmamız lazım ama bir taraftan da bizim ciddi manada doktor açığımızı gidermemiz lazım." dedi.

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hastasının bıçaklı saldırısına uğrayarak yaralanan ortopedi ve travmatoloji asistan doktoru Ertan İskender ile telefonda görüştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"İki yılı kalmış uzman olmaya, böyle bir noktada. Tedavi ettiği hasta onu geliyor bıçaklıyor. Buna benzer birçok olaylarla da karşı karşıyayız. Allah şifalar versin. Bu doktor açığımızı da yoğun bir şekilde kapamanın gayreti içerisinde, tabii tıp fakültelerimize büyük işler düşüyor. Bu konuda gerek YÖK gerek Sağlık Bakanlığımızın, Sağlık Bilimleri Üniversitemizin ortaklaşa çalışmalarıyla bu açığı da kapatacağız. Onun için bizim dört sacayağımız var, hep onu söylüyorum, bunun birincisi eğitimdir, ikincisi sağlıktır, üç adalettir, dört emniyettir. Ondan sonrası ulaşım, tarım, dış politika, enerji vesaire."

Parlamenter sistemin ebediyen kapatılıp kapatılmadığına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, her siyasi partinin kendine ait hedefleri olduğunu belirterek "Bizim hedefimiz de bu. Biz parlamenter demokrasi sistemini geride bıraktık, onlar denendi. Denenmiş, denenmez." diye konuştu.

Mevlana'nın "Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım." sözlerini anımsatan Erdoğan, "Biz şimdi yeni bir şeyler söylemenin hesabı, gayreti içerisindeyiz." dedi.

Yatırımların gün geçtikçe arttığı ve her geçen gün yeni açılış haberlerinin verildiği hatırlatılan Erdoğan, "Diyorlar ya 128 milyar dolar nereye gitti? Yani Merkez Bankasının parasının nereye gittiği sorulur mu? Bunların hesabı kitabı yok, bunlar anlamaz bu işlerden. Ne hesaptan anlarlar ne kitaplar anlarlar. Bu kadar altyapı yatırımları, bu kadar üstyapı yatırımları, bütün bunlarla beraber bu süreç içerisinde geçirdiğimiz depremler, felaketler..." diye konuştu.

Yakın zamanda ülkede yaşanan depremleri anımsatan Erdoğan, "Hiç soruyorlar mı buraya bu paraları nereden buluyorsunuz?" ifadelerini kullandı.

Deprem vergilerinin nerede olduğunun sorulduğunun aktarılması üzerine Erdoğan, "Bunları maalesef sorma hakkını kendilerinde bulabiliyorlar. Şunu unutmayın, altyapısı olmayan bir ülkenin üstyapısı her an tehdit altındadır. Onun için altyapı ile işe başlayacaksınız ki tehdit miktarını azaltasınız. 'Bunu tamamen yok edebilirsiniz' diyemem çünkü Türkiye altyapısı çürük olan bir ülke konumunda. Onun için de altyapıya çok önemli veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz ki çok böyle özgüvenle hayatımızı sürdürebilelim." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, bir gazetecinin "Sistem tartışmalarına paralel olarak muhalefette 2023'te Cumhurbaşkanı adayı kim olacak tartışması yürüyor. CHP lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun aday olma ihtimalinin de arttığı söyleniyor son dönemde." ifadeleri üzerine "Hayırlı olsun." dedi. Devamındaki "Siz bu tartışmalara nasıl bakıyorsunuz?" sorusuna ise Erdoğan şu yanıtı verdi:

"Normaldir. Yani bizim sahada böyle bir tartışma, böyle bir adım yok. Cumhur ittifakı olarak partimizin içinde zaten bu husustaki karar belli. Öbür tarafta ittifakın bir diğer ortağı olan Milliyetçi Hareket Partisinde de Sayın Bahçeli bu konuda kararlarını zaten daha başından itibaren açıkladı ve bu dayanışmamız bizim bu şekilde kararlı bir şekilde yürüyor. Burada böyle bir sıkıntı yok. Sıkıntı diğer tarafta. Onlar ne yaparsa yapsınlar, o da bizi çok fazla ilgilendirmiyor. Biz şu anda bu adımlarla birlikte ne yapacağız? İşte şimdi bu yeni anayasa diyoruz, bu yeni anayasa ile ilgili ne gibi çalışmalar ortaya koyacağız? Onun için biz şimdi bu yeni anayasa çalışmamızı neticelendirip, ondan sonra bunu aynı şekilde Sayın Bahçeli'ye ve ekibine biz de takdim edeceğiz ve daha sonra bu birlikte yapacağımız çalışma ile onu tüm ülkemizdeki diğer siyasi partiler ve STK'lerle paylaşacağız. Tabii diğer siyasi partiler kabul eder etmez o ayrı mesele. Etmezlerse STK'lerle paylaşıp ondan sonra da milletimizle paylaşacağız. Milletimizle de paylaşmak suretiyle en ideale ulaşmanın gayreti içerisinde olacağız çünkü bu alanda malum tecrübemiz var ve bu tecrübeyi 'Et tekraru ahsen velev kane 180' deyip yola devam edeceğiz."

"Biden'le maalesef bu görüşme, buluşma trafiğimiz o kadar rahat olmadı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden ile 14 Haziran'da yapacağı görüşmede, Türkiye- ABD ilişkileri açısından beklentilerinin ne olduğuna ilişkin soru üzerine, şöyle konuştu:

"Ön hazırlıklarımızı yaptık, yapıyoruz. Kendisiyle yapacağımız görüşmede Türkiye-ABD ilişkileri niçin böyle bir gerilim safhasında, bunu tabii soracağız. Yani biz sizden önce yine demokratlarla çalıştık, böyle bir görünüm bizde olmadı. Yani Bush'la da çalıştık, Obama'yla da çalıştık ve bunlar da demokrattı ama hiç bunlarla böyle bir gerilimi ben yaşamadım. Ardından Cumhuriyetçi olarak Sayın Trump'la bir çalışma yaşadık ve hiçbir gerilimi onunla da yaşamadık. Tam aksine yani telefon diplomasimizde çok huzurluyduk, çok rahattık ve 'Ne yaparız, ne ederiz, yani şu toplantıda şöyle buluşuruz, şurada şöyle buluşuruz, uluslararası toplantılarda ilk durumları falan bu şekilde yürüttük. Tabii Sayın Biden'le maalesef bu görüşme, buluşma trafiğimiz o kadar rahat olmadı. Şimdi ise Brüksel NATO zirvesi dendi. Şimdi NATO zirvesinde bir araya geleceğiz o bir araya gelişte bunları konuşacağız."

Erdoğan, bu gerilimin sebebinin sözde Ermeni soykırımı olduğuna dikkati çekerek "Artık bıktık, her 24 Nisan gelir 'Amerika Ermenilerle ilgili ne diyecek?' Tamam da senin bütün işin bitti de Ermenilerin avukatlığına sen mi soyunuyorsun? Bırakalım bu işi tarihçiler yapsın. Bu siyasetçilerin işi değil, tarihçiler çalışsın, hukukçular çalışsın, antropologlar çalışsın, bütün onların çalışmalarından sonra önümüze gelen tablo üzerinden siyasetçiler olarak da biz üzerimize ne düşüyorsa, ondan sonra da biz onu yapalım. Ama şu anda ortada herhangi bir şey söz konusu değilken kalkıyorsunuz, bunu gündeme getiriyorsunuz." ifadelerini kullandı.

Minsk Üçlüsü olarak ABD, Rusya ve Fransa'nın yıllarca Azerbaycan-Ermenistan sorununu çözemediklerine işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Yıllar geçti en sonunda Azerbaycan kendi göbeğini kendisi kesti. Şimdi burada da kalkıp hiç mi hiç ilgisi, alakası olmayan bir Türkiye'yi sen kalkıp da böyle bir konunun içerisine nasıl atarsın? Eğer söyleyeceğin bir şey varsa, yapmak istediğin bir şey varsa bir NATO müttefikin olarak NATO'da bir ortağın olarak gel bu işi, çalışmaları yaptıralım, ondan sonra konuşalım. Ama böyle bir şey yok, 'Ben yaptım oldu.' Hemen kalkıp sözde soykırım olarak atacaksın önümüze, ondan sonra buradan da kendine göre karar vereceksin. Senden önceki Amerika'yı yönetenler bu işi senin kadar bilmiyor muydu? Onların hiçbirisi bu ifadeyi kullanmadı, bir kısmı kalktı 'Büyük felaket' dedi, bir kısmı çok daha farklı şeyler söylüyor ama bunu kullanmadılar. Cumhuriyetçi de kullanmadı demokrat da kullanmadı, biz buna üzülüyoruz."

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bu şekilde köşeye sıkıştıranlar önemli bir dostu kaybederler"

Erdoğan, "Bu ifadeyi kullanmaları sözde soykırımdan çok başka sebeplerden mi kaynaklanıyor?" sorusuna, "Bunlara biz artık alıştık, hep bu tür şeyleri yaparlar, sağdan soldan, filan falan dolaşmaya çalışırlar. Türkiye artık bunlara alışık. Biz bir kasaba devleti değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti'yiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni bu şekilde köşeye sıkıştıranlar önemli bir dostu kaybederler. Biz NATO'da seninle beraber olacağız. NATO'nun ilk beş devletinden bir tanesi olacağız, güçlü devletinden bir tanesi." yanıtını verdi.

Avrupa'daki o güçlü görünen devletlerin hiçbirinin NATO'da yerine getirmeleri gereken görevleri Türkiye gibi yapmadığını dile getiren Erdoğan, "Şunu bilmeleri gerekiyor artık yeni bir Türkiye var. Yani bölgesinde inisiyatif alan, küresel meselelere taraf olan, müttefikleriyle eşit ilişki talep eden bir Türkiye. Buna da müttefiklerimiz alışacaklar." ifadelerini kullandı.

Ermeni meselesi ile iddiaların doğru olmadığına dair ABD'nin kendi arşivlerinde bilgilerin yer aldığının belirtilmesi üzerine Erdoğan, bu konuyla ilgili birçok ABD'li yazar ve düşünürün ABD'yi ve ABD'lileri eleştirdiğini, Türkiye'nin de haklılığını ortaya koyduklarını anlattı. ABD'nin kendilerine söylendiği halde bunları kesinlikle görmemezlikten geldiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Şimdi Brüksel'de, bu NATO zirvesinde tekrar bu konuyu gündeme getirmek işlerine gelmeyebilir. Yani bunu gündeme getirseler dahi biz onlara aynı şeyleri söyleriz. Bakın bundan önceki süreçte de birçok konuda, özellikle YPG/PYD bunlarla ilgili konularda da biliyorsunuz bunları kalktılar, Amerika'ya davet ettiler, misafir ettiler vesaire. Biz de kendilerine görsel olarak bunların hepsini anlattık. FETÖ'yü görsel olarak anlattığımız halde, bunlar hala 'Yok öyle değil, böyledir.' Bizim şu anda bir defa iki konu var ki sözde Ermeni soykırımının yanında bu bizim için çok önemli, bunun bir tanesi FETÖ ile mücadeledir, birisi YPG ile mücadeledir. Ya şimdi Amerika ne diyor biliyor musun? 'YPG'nin PKK ile alakası yoktur' diyor. Biz YPG'nin PKK ile ilişkilerini de yine belgelerle bunlara ispat ettik, belgelerle önlerine koyduk ama buna rağmen diyorlar ki 'İlişkisi yoktur.' Yani bütün şematik çalışmalara varıncaya kadar hepsini... Şimdi bu bizim müttefikimiz ise bu müttefik bizim yanımızda mı yer alacak, teröristlerin yanında mı yer alacak? Maalesef teröristlerin yanında yer alıyorlar."

Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ilk göreve geldiğinde binlerce tırla taşınan araç, gereç, mühimmatın kuzey Suriye'ye gönderildiğini ve oradaki terör kamplarına yerleştirildiğini söyledi. Gönderilen araç, gereç ve mühimmatlar azaldıkça yerine takviyelerin yapıldığını belirten Erdoğan, "Bütün bu silahları, mühimmatları kimler kullanıyordu? İşte bu teröristler." dedi.

Teröristlere güneydeki petrol kuyularını kullanma imkanı da verildiğini aktaran Erdoğan, "Ondan sonra ne dediler? 'Zaten bu petrol pek kaliteli değil, rafine edilmemiş'. Bunu savunmaya kalktılar. Artık biz bunlara alıştık. Ne olacak, siz rafine edilmemiş petrolü de satmasını zaten biliyorsunuz çünkü onların da kendilerine göre müşterisi var. Çünkü terör örgütü mali noktadaki bütün imkanları buradan elde ediyor." açıklamasını yaptı.

Pentagon bütçesinde YPG/PKK'nın da dahil olduğu program için ayrılan miktarı anlatan Erdoğan, "Ben daha neyi söyleyeyim? Siz bunu resmi bütçenin içine koydunuz." dedi. Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden döneminde de terör örgütüne desteklerin devam ettiğini ve bundan sonra da devam edeceğini dile getirdi.

"Türkiye'nin içinde olduğu bir NATO güçlüdür"

"NATO Zirvesi'nde ne mesaj vereceksiniz?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"NATO'daki ortaklarımızın, dostlarımızın Türkiye'ye bakışını orada ister istemez sorgulamamız lazım. Nedir o? Bugün 'İlk 5 ülke hangisidir?' dense bunun bir tanesi Türkiye'dir. Kim ne derse desin. Bu havada, karada, denizde, hepsiyle. Bir defa silahlı kuvvetlerimiz olarak biz güçlüyüz ve bu konuda Türkiye'nin içinde olduğu bir NATO güçlüdür, Türkiye'nin içinde olmadığı bir NATO bir defa güçlü değildir. Bunu Stoltenberg zaten sürekli söylüyor. En son S-400 konusu gündeme geldiğinde sağ olsun Stoltenberg şunu söylemiştir: 'Biz hiçbir ortağınızın hangi tür silah kullandığına karışmayız, onların tasarrufundadır.' Orada gerçekten Stoltenberg'in bu açıklamasından sonra zaten Amerikalılar da bir şey diyememiştir. Onlar biliyorsunuz illa kendi silahlarını bize satmak... Bırak silahı bize satmayı, sen bizde olanları aldın götürdün. Biz eğer kalkıp da S-400'ü aldıysak durup dururken almadık. Buna ihtiyacımız olduğu için aldık ve ondan sonra da zaten gündemden yavaş yavaş düştü, şu anda gündemde değil. Bunun yanında Türkiye'nin kendini koruma hakkı yok mu? İkide bir karşımıza Doğu Akdeniz'i getiriyorsunuz, ikide bir karşımıza Kıbrıs'ı getiriyorsunuz."

Avrupa Birliği ülkelerinin içerisinde hiçbirisinin Kıbrıs'la ilgili ayrışma sürecini bilmediğine dikkati çeken Erdoğan, "Bunu bilen tek lider var, benim." dedi. Ayrışma süreci ve Kıbrıs'ta yapılan referanduma ilişkin bilgi veren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kıbrıs'ta yapılan referandumda Güney'de o alınan karara yüzde 65 'ret' çıktı, Kuzey'de 'evet' çıktı. Peki, Kuzey'de 'evet' çıktı da ne oldu? Gene Kuzey'i dışarıda bıraktılar. Güney'i Avrupa Birliğine aldılar. Bunlar samimi değil, bunlar dürüst değil ve o zamandan mali yaptırımlar vardı ve bu mali yaptırımları da uygulamadılar. Kuzey Kıbrıs'a ödemeleri gereken paralar vardı, ödemediler. Şimdi de yeri geliyor utanmadan, sıkılmadan Kıbrıs'ın etrafındaki bütün doğalgaz, petrol gibi, bu yataklarla ilgili hakkınız var mı, yok mu? Onda bile ellerinden gelse buraları boşaltıp gidin diyecekler. Türkiye NATO'nun güçlü bir ortağıdır, NATO ittifakı güçlü bir şekilde devam etmelidir."

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti." sözünü anımsatan Erdoğan, "NATO'nun üyesi olan bir ülkenin başındaki kişi 'Beyin ölümü gerçekleşti.' diyorsa herhalde bunu NATO'nun hesaba çekmesi gerekir. Macron'un Libya ve Suriye'de kimlerle iş tuttuğunu da biz biliyoruz." diye konuştu.

Polonya'ya SİHA satışı

Türkiye'nin NATO ülkesi Polonya'ya Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) satışı yapacağı anımsatılarak "Başka ülkelere de SİHA ve diğer savunma sanayi ürünlerimizin satışı olacak mı?" sorusu üzerine Erdoğan, Bayraktar'ın devletin bir kurumu olmadığını anımsattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Sadece devletle, özellikle bu tür talepler geldiği zaman izin noktasında bazı görüşmeler yaparlar. Türkiye Cumhuriyeti devletine hasım veya hısım, bunlar kimdir bunun görüşmesini yaparlar. Ondan sonra da o ülkelere buna göre adımını atarlar. Bu işin iki etabı bitti. Birinci etabı İHA'ydı, ikinci etabı SİHA'ydı. Şimdi üçüncü etabı da Akıncı denilen bir segment var ki o en güçlü olanı. Şimdi belki daha farklı adım da atacaklar. Bu 3'üncü etap çok güçlü, yani üzerindeki silahlarıyla çok çok güçlü ve şu anda ondan çok İHA ve SİHA'yı zannediyorum pazara sürüyorlar. Polonya tabii burada bir NATO ülkesi olarak bu alımı yapmakla özellikle Bayraktar bu ürünleri ile şu anda NATO piyasasına girmiş oluyor. İmzalar atıldı, şimdi NATO piyasasına da giriyor. Şimdi kalkıp buna da yani 'Türkiye'den nasıl siz alıyorsunuz?' diyebilirler."

Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda'nın SİHA'ları çok beğendiğini ve anlaşmanın imzalandığını anımsatan Erdoğan, "Ciddi bir adım. Ciddi bir adım olmanın ötesinde kendi segmentinde gerçekten çok çok başarılı ve bu başarısını da Libya'da ispatladı, Azerbaycan'da ispatladı." dedi.

Polonya isterse mühimmatın da satılabileceğini belirten Erdoğan, "Türkiye artık bu mühimmatı üretiyor. Türkiye zaten bu mühimmat noktasında sıkıntısı olmuş olsaydı bazı yerlerde bazı sıkıntıları yaşardı. Bunda da gayet iyiyiz. Zaten Bayraktar mühimmatı üretmiyor, devletin kendi kurumları üretiyor." bilgisini verdi.

Petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin müjde cuma günü verilecek

Erdoğan, cuma günü Zonguldak'ta Uzunmehmet Camisi'nin açılışını yapacağını, petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına ilişkin müjde vereceğini aktaran Erdoğan, "Oradan da Kanuni Sondaj Gemisi'yle bağlantımızı kuracağız ve bağlantıyla beraber de bunları açıklamış olmama rağmen tekrar oradan açıklamamızı inşallah yapacağız. Filyos Limanı'nın açılışını yapacağız. Aynı gün inşallah bir yeni çok modern bir maske fabrikasının da yine açılışını aynı gün yapacağız." diye konuştu.

"Karadan da güzel haberler aldık, 3 petrol kuyusu bulundu ki, Trakya, Diyarbakır." hatırlatması üzerine Erdoğan, "Var orada, onlar ufak." dedi. "Daha önce burada petrol yok diye üstü kapatılmış" şeklindeki açıklaması anımsatılarak "Kim yapmış bunları, nasıl yorumluyorsunuz?" sorusuna Erdoğan, "Tabii onlarla ilgili de ayrıca çalışıp. Mesela bir kişinin istihbaratıyla o işin üzerine gidildi. Şimdi onların da tespiti yapıldı. Üzerine, onların da gidilecek." yanıtını verdi.

Türkiye'nin Mısır ile ilişkilerine yönelik soruya Erdoğan, "Bizim için Mısır dünün bir ülkesi değil, Mısır halkı ha keza öyle." yanıtını verdi. Türkiye ve Mısır halklarının tarihten gelen bir gönül, kader birlikteliği olduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Devletler arasındaki ilişkilerimiz bu temelde ilerledi ve hala da bu temelde ilerliyor. Önce istihbarat birimlerimiz, ardından Dışişleri Bakanlığımız mensupları arasında başlayan görüşmeler genişleyerek devam etti, hala da devam ediyor. Mısır ile Doğu Akdeniz'den Libya'ya kadar geniş bir alanda ciddi iş birliği imkanlarımız bulunuyor. Bu konuda bakanlarımızın görüşmeleri noktasında herhangi bir sıkıntımız zaten söz konusu değil ve bununla ilgili olarak da biz bakanlarımıza 'görüşmelerinizi yapabilirsiniz' diyoruz. TOBB'un muhataplarıyla görüşmelerinin en ideal şekilde yapılmasının gereğini de yine kendilerine hep söyledik. Çünkü ticari alanda işi ilerletmemiz lazım. Arzumuz bu iş birliği imkanlarını azami derece kullanmak ve 'kazan kazan' esasına göre münasebetlerimizi ilerletmektir. Şu anda bu çalışmalara, bu şekilde devam ediyoruz."

Aynı durumun Körfez ülkelerinin tamamı için geçerli olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Tabii hep söylediğim gibi bize bir adım atana biz koşarak gitmekte bir sakınca görmeyiz. Ancak şunu söylemem lazım, yani bir Yunanistan-Türkiye ilişkisi veya Yunanistan-Mısır ilişkisiyle Türkiye-Mısır ilişkisini aynı terazide tartmak mümkün değildir. Çünkü bizim Mısır halkıyla olan ilişkimiz Yunan halkıyla Mısır halkı arasındaki ilişkiye benzemez. Bunun kamuoyu araştırmasını Mısır'da yapsanız alacağınız cevap bellidir. Aynı şeyi Yunan halkı için de yapsanız alacağınız cevap bellidir. Bunun cevabını ben vermeyeyim. Bunu Yunanistanlı farklı alır, biz ise farklı alırız. Bundan hiç endişem yok. Çünkü ben Mısır halkını çok iyi bilirim, onları çok iyi tanırım, severim. Bağlantılarımızın kültürel yönü çok güçlüdür, çok ağırdır. Dolayısıyla yeniden bu süreci başlatmakta da kararlıyız."

"Mahmur meselesini en az Kandil kadar artık önemsiyoruz"

Erdoğan, terörle mücadele konusunda "Hedef Kandil" ifadesinin anımsatılarak "Bu konuda geldiğiniz nokta neresi?" sorusu üzerine, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yaklaşık 40 yıldır bölücü terörle bir mücadelesi olduğunu belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bir süre önce terörü topraklarımızda karşılamış yerinde imha etme adımını atmıştık. Yani bir strateji değişikliğiydi bu. Hamdolsun bunda çok ciddi başarılar sağladık. Tabii burada biliyorsunuz çift Kandil var. Bir İran, iki Irak. Fakat İran devamlı dövüldüğü halde maalesef oradan ciddi bir netice alınamadı. Ondan sonra ikinci Kandil hedefe kondu. 'Bu adım atılıyor, atılacak' dendi. Ama bunları tabii ciddi manada bir korku sardı. Bu konuda Irak'taki kardeşlerimize de söyledik, 'Bakın eğer bu işin hakkını verecekseniz, bu işi siz yapacaksanız yapın. Yapmayacaksınız o zaman biz bu işi yapacağız. Orayı biz gelip vuracağız.' Çünkü başka artık bu işin çıkış yolu kalmadı ve terörle mücadelede yani bekleyen bir Türkiye değil, arayan, bulan ve yok eden bir Türkiye gerçeği var, bunu herkesin bilmesi lazım. Kandil bataklığını da bir daha asla terör mikrobunu yaymayacak ve bunu yaymayacağı gibi de kurutmakta kararlı olan bir Türkiye gerçeğini bunlar görecekler, bilecekler. Bunun için de Türkiye komşularının ve tüm ülkelerin egemenlik haklarına ve sınırlarına saygılıdır, hukuk içerisinde de ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Hatta ben şimdi bu akşam ilk defa söyleyeceğim o da şu, biz Mahmur meselesini de en az Kandil kadar artık önemsiyoruz. Niçin? Çünkü Mahmur Kandil'in adeta kuluçka yuvasıdır. Bu kuluçka yuvası adeta şehir merkezinde palazlanıyor. Eğer bunun üzerine biz gitmeyecek olursak bu kuluçka yuvası sürekli üretmeye devam edecektir."

"Teröristler için hiçbir yer artık güvenli değil"

Erdoğan, "Burası BM gözetimindeydi, BM ile de görüşüyor musunuz?" sorusuna, "Bu tür adımı attığınız zaman her yerle görüşürsünüz. O zaman BM'ye şunu söylersin, 'Gel temizle' dersin. 'Temizlemediğin takdirde bir BM üyesi olarak biz temizleriz.' Başka bu işin çıkışı yok. Alıyorsun 9 yaşında, 10 yaşında çocukları buralarda yetiştiriyorsun, ondan sonra Kandil'e gönderiyorsun. Kandil'e sadece Diyarbakırlı anaların çocukları gönderilmiyor ki. Buralardaki çocuklar da buralardan alınıyor. Sanki burayı, adeta bu kampı bunun için kurmuşlar. Artık nereye kadar sabredeceğiz?" karşılığını verdi.

Yeni savunma konseptiyle terörle mücadelede farklı bir süreç yaşandığının belirtilerek "Dağdan ikna edilerek indirilenlerin profili nedir? Yönetici kadrodan ikna edilenler var mıdır?" sorusu üzerine Erdoğan şunları kaydetti:

"Bu konuda tabii gerek istihbaratımız gerek İçişleri Bakanlığımız gerek bu noktada kendiliğinden kaçanlar yani böyle 3, 4 kanalda bu şekilde oralardan kopanlar oluyor. Tabii terör örgütü bölgede hevesi olan tüm emperyalistlerin kullandığı adeta bir aparata dönüşmüş durumda. Sınırlarımız içerisinde eylem yapamaz hale gelen bölücü örgüt, yeni militan devşirmekte de adeta ciddi zorluklar yaşıyor. Onun için kendisi için çok farklı yerler arayışı içinde. Teröristler için hiçbir yer artık güvenli değil. Tabii elde edilen bu başarı örgütte çözülmeyi de beraberinde getiriyor. Terör örgütünün kandırdığı gençlere de seslenmek istiyorum: Bu kiralık katiller çetesinden bir an önce kaçıp, emin ellere gelin, devletimize sığının. Türkiye Cumhuriyeti samimi pişmanlık gösteren her vatandaşına devlet şefkatini göstermiştir, göstermeyi de sürdürecektir."

Erdoğan, terörle mücadelede şehit olanlara rahmet, gazilere de şifa diledi.

Geçen günlerde Amerikalı şirketlerin temsilcileriyle görüştüğü hatırlatılarak Türkiye'ye doğrudan yatırım noktasında gelişmelerin olup olmadığının sorulması üzerine Erdoğan, yaklaşık 30 şirket ile bir araya geldiklerini söyledi. Bu şirketlerin birçoğunun Türkiye'de büyük yatırımları olduğunu belirten Erdoğan, firmaların yatırımlarını geliştirmek için böyle bir programın yapılmasından yana olduklarını ifade etti. Erdoğan, yabancı firmaların temsilcilerine Türkiye'nin kapılarının kendilerine açık olduğunu söylediğini dile getirerek "Dedik ki, yatırım destek ofisimiz bu konuda her an emrinizde ve buralardan aldığınız neticeyle yola devam. Eğer alamıyorsanız biliniz ki Cumhurbaşkanı emrinizdedir. Biz de size her türlü desteği vermeye hazırız. Uzun sürdü ama karşılıklı dayanışmaya dayalı bir görüşme oldu. Bu görüşmenin devamının da telekonferanstan sonraki dönemde, Kovid döneminden sonra kendileri de Amerika'da yapılmasını istediler." bilgisini paylaştı.

Kovid-19 salgınının dünyada yol açtığı sıkıntılara dikkat çekilerek "Normalleşmenin artık başlayacağını görüyoruz. Bundan sonraki süreçte hem ekonomik hem sosyal anlamda yaraları sarmak için yeni tedbirler gündeme gelecek mi? Mesela işten çıkarma yasağı 30 Haziran'da sona eriyor, uzatılabilir mi?" sorusunu cevaplayan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından ilave tedbirlerin bir paketini açıkladıklarını hatırlattı. Salgın sürecinde milletin sağlığı, güvenliği, aşı ve işi için devletin tüm imkanlarını seferber ettiğini söyleyen Erdoğan, "Merkezi yönetim bütçesinden ilaç, tıbbi malzeme, sağlık personeline ek ödeme, tarım üreticilerine sübvansiyonlu kredi desteği gibi kalemler için yaptığımız harcamalar yıl sonunda 104 milyar lirayı bulacak. Bu rakam, herhalde sıradan bir rakam değil." diye konuştu.

Erdoğan, yaklaşık 645 bin emeklinin maaşını 1500 liraya, tüm emeklilerin bayram ikramiyelerini de 1100 liraya yükselttiklerini hatırlatarak "Ramazan Bayramı'nı geride bıraktık, şimdi Kurban Bayramı geliyor. Aynı şekilde bu süreç devam edecek." dedi.

Ciro ve kira desteğinden bugüne kadar 1 milyon 200 bin esnafın yararlandığını aktaran Erdoğan, "Diyorlar ki esnafa ne verildi? 1 milyon 200 bin esnaf bu destekten yararlandı. Vergi indirimleri ile devletin 26 milyar lirayı bulan alacağından vazgeçerek iş dünyamızı ve esnafımızı destekledik." ifadelerini kullandı.

"Desteklerin tutarı haziran sonu itibarıyla 67 milyar lirayı buluyor"

Erdoğan, kısa çalışma ödeneği ile 3 milyon 768 bin, işsizlik ödeneği ile 1 milyon, nakdi ücret desteğiyle de 2 milyon 806 bin vatandaşa hibe ödemesi yaptıklarını anlatarak şöyle devam etti:

"Bu desteklerin tutarı da haziran sonu itibarıyla 67 milyar lirayı buluyor. Bunların hepsi, bu sıkıntılı dönemin sosyal destek programları. Düzenlediğimiz bütün kampanyalarla toplanan meblağı da ilave ederek 7 milyon haneye çeşitli defalar nakit yardımı gerçekleştirdik. Sadece şu ana kadar saydığım ödemelerin tutarı haziran sonu itibarıyla 181 milyar liraya ulaşacaktır."

Muhalefet tarafından bu konuda çeşitli eleştiriler yapıldığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Yaklaşık 400 bin firmanın, 8 milyon vatandaşımızın ve 848 bin esnafımızın faydalandığı uygun maliyetli kredilerin toplamı 315 milyar lirayı aştı. Bunu özel sektör bankları vermez. Neresi veriyor? Kamu bankaları. Buna ilave olarak tarım kredi kooperatiflerinin, esnafların, mükelleflerin vergi ve sigorta primi ödemelerini erteledik. Borçlarını yeniden yapılandırdık. Bunları devlet olarak biz yaptık." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefete yönelik olarak "Nankörlüğün boyutu yok." ifadesini kullandı.

Türkiye'nin ilk çeyrekte yüzde 7 büyümesinin ekonomiye ve 2023 hedeflerine etkisine ilişkin soru üzerine Erdoğan, ilerleyen süreçte büyümenin artabileceğini veya dengeli şekilde devam edebileceğini aktardı.

"Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi yine biz olduk"

Erdoğan, verdikleri desteklerin 661 milyar lirayı bulduğunu dile getirerek şu değerlendirmeyi yaptı:

"Mesela salgın şartlarına rağmen ekonomimizin ilk çeyrekte yüzde 7 büyümesi 2021 yılı için güçlü bir başlangıç oldu. Bugün bir iki yazılı medya grubu çok çok çirkin yakıştırmalar yapıyorlar. Hep söylerler ya, vatandaşın cebine ne girdi? Yani bunlara verilecek cevap, siyasetin içinde olmasam çok rahat ama siyasetin içinde bu tür cevap da bunlara gerekmiyor. Çünkü bunlar kalıbının adamı değil. Hatırlarsanız geçen yıl da G-20 ülkeleri içinde büyüme açıklayan iki ülkeden biri biz olduk. Çin ve Türkiye. Şimdi gene aynısı oldu. Hadi gör, niye görmüyorsun bunu? Bu yılın ilk çeyreğinde de Avrupa'nın en hızlı büyüyen ekonomisi yine biz olduk. Bu büyümeden en dikkat çekici kalemin yüzde 30,5 gibi güçlü bir oranla makine teçhizat yatırımlarında olması çok önemli."

"Öncü göstergeler yılın ikinci çeyreğinde de güçlü büyüme olacağını ortaya koyuyor"

Bu durumun Türkiye'nin nereye gittiğini gösterdiğini söyleyen Erdoğan, "Bu durumda şunu bir defa ister kabul etsinler, ister etmesinler, dört başlık, yatırım, istihdam, üretim, ihracat. Şu anda Türkiye bunları gerçekleştiriyor. Öncü göstergeler yılın ikinci çeyreğinde de güçlü bir büyüme olacağını ortaya koyuyor." dedi.

"Faizleri düşürmemiz şart"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enflasyonu tek haneli rakama indirir mi bu büyüme devam ederse?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"O bağlantıyı direkt olarak burada bu şekilde kuramayız. Yani bu konuda ben yine aynı iddianın peşindeyim. Hatta bugün de Merkez Bankası Başkanımızla görüştüm. Yani bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart, onun için de yani temmuz-ağustos, buraları bulacağız ki faiz düşmeye başlasın. Çünkü faiz yükünü yatırımların üzerinden kaldırırsak, maliyetlerin üzerinden kaldırırsak, ondan sonra maliyet enflasyonunu tetikleyen faiz olduğu için orada da bir rahatlama dönemine inşallah girmiş olacağız. Çünkü bütün mesele o maliyet enflasyonundan faiz yükünü kaldırmaktır."

Kovid-19 salgını sürecinde turizm

"Turizm gelirleri geçen yıl salgın sebebiyle düştü ama Türkiye'nin ihracatı ne durumda? İhracat, Türkiye'de lokomotif görevi de üstleniyor. Bu anlamda ihracatı geliştirmek adına neler yapılabilir, neler yapıyorsunuz?" sorusunu cevaplayan Erdoğan, ihracat için yatırımın artması gerektiğini ve şu an yatırımın arttığını vurguladı.

Erdoğan, istihdamın da arttığına işaret ederek "Çünkü bu işsizliği aşağı çekecek. Ama işsizlikte de bizim en önemli gücümüz neydi? Mevsimsel işsizlik. Mevsimsel işsizliği de ortadan kaldıran neydi? Turizmdi. Şu anda Kültür ve Turizm Bakanım önce yanında bir heyetle Almanya yaptı, Almanya'dan olumlu haberlerle döndü. Bu arada bir Moskova seyahati yaptılar. Oradan da olumlu sayılabilecek haberlerle döndüler. İnşallah bu kovalamaca devam ediyor." dedi.

Brüksel'deki NATO toplantısında İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile görüşeceğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Onunla da bunları konuşacağız. Bütün bunların yanında yine bize daha çok turist hangi ülkelerden geliyorsa oraları ben de sıkıştıracağım, onlarla konuşmalarım, görüşmelerim olacak. Bütün operatörler ve Turizm Bakanımız ümitlerini yitirmediler, ümitleri var ve turizmde inşallah bir hareketlenme görüyorum. Yani Rusya olsun, Ukrayna olsun, Almanya olsun, bütün buralardan olumlu sinyaller inşallah alıyoruz, alacağız.

Bu ara yerli turizmde bir hareketlenme başladı. Onlar da tabii okullarla bağlantı kurdular vesaire. Malum şimdi karnelerle alakalı süreç 18'i ile birlikte başlayacak. Temmuz'un başından itibaren de zaten bir tatil sürecine herhalde girme durumu olacak."

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde Taksim'de cami yapılacağı alanı gösterdiği görüntülerin hatırlatılması üzerine Erdoğan, söz konusu yerin uzun zamandan beri aklında olduğunu, cami yapımı kararı alındıktan sonra Sur Yapı şirketinin sahibi Altan Elmas ve kardeşlerinin camii yapımını üstlendiğini söyledi. Söz konusu ismin, aynı zamanda mimar olduğunu, caminin ince işçilikleri dahil her şeyiyle ilgilendiğini aktaran Erdoğan, bu muhteşem eserin kısa zamanda İslam dünyası ve Türkiye'ye kazandırıldığını vurguladı.

"Adnan Menderes'ten itibaren Taksim'e cami yapılmak isteniyor. O günlerden bugünlere pek çok engel ortaya konuyor. Bir kutuplaşma malzemesine dönüştürülüyor Taksim Camisi. Bu noktada bu zihniyete bir kırgınlık veya kızgınlığınız var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Böyle bir yaklaşım içinde olursam, bu bana zaten yakışmaz. Çünkü tarihçesine baktığımız zaman Taksim Camisi'nin yapımıyla alakalı olarak orada kimlerin ismi yok ki, çok enteresandır. Yani merhum Vehbi Koç'un, aynı şekilde Demirel'in, bunların Taksim Camisi ile ilgili gayretleri, çabaları var. Allah rahmet etsin, Hasan Paşa'nın, Mehdi Sungur Paşa'nın, bunların hepsinin orada gayretleri, emekleri var. Burayı bir an önce yaptıralım. Hasan Aksay beyin yine burada dernek yönetiminde görevleri oldu. Yani şu anda aklıma gelmeyen daha birçok isimler söz konusu. Çünkü orada cami diye bir şey yoktu. Şöyle bir ufacık mescit diyelim. Oraya sıkışıyorlar, yağmur çamur demeden gazeteler seriliyor veya kimisi seccadeyle geliyor içeride dışarıda sıkışılıyordu."

"Deniz salyasına karşı mücadele edeceğiz"

Son zamanlarda Marmara Denizi'nde görülen deniz salyasının (müsilaj) yoğunluğuna ilişkin soru üzerine Erdoğan, bu konuda kendilerinin de yapması gereken işler olduğunu ancak İstanbul Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere özellikle denize kıyısı olan belediyelere sorumluluk düştüğünü hatırlattı.

İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı olduğunda Ergene'yi temizlemek için kapsamlı çalışmalar yaptırdığını, bu sayede bölgenin temizlendiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şimdi işte bir şeye benziyor ama ne kadar benzerse benzesin, kıyısında CHP'li belediyeler olduğu için oralardaki fabrikaların atık sularını engellemiyorlar. Burada da tabii bu müsilaj çok farklı bir olay, yani bu maalesef adeta kenardan kıyıdan, orada oluşturulan bir şey değil. Adeta suyun kendi nevi şahsından da kaynaklanan oradaki gelen atıkların kıyılara attığı bu tür şeyler de var. Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da burada çalışmaları devam ediyor. Üniversitelerle ortak çalışma içerisine girdiler. Yine Allah'ın izniyle bu işi çözeceğiz, bunun başka çaresi yok. Yani bunu İstanbul Büyükşehir Belediyesinin eline bırakamayız. Antalya'ya gidiyorsun orda da var. Birçok ilimizde aynı sıkıntı var. Denize kıyısı olan her yerde var. O zaman Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız olarak biz yapacağız. Büyükşehir belediyeleri ile irtibatı geçip müşterek neler yapabiliriz onların üzerinde de duracağız. Çünkü bunların hepsi bir yerde ülkemizin sorunudur. Ülkemizin sorununa kalkıp da 'Şu belediyenin sorunudur, bu belediyenin sorunudur.' demeyiz. İmkanları yetmeyebilir ama devlet olarak biz varız ve biz bu işin eninde sonunda hakkından geleceğiz."

"Haliç yeniden kokmaya başladı"

Öğrencilik yıllarında Kasımpaşa'dan Fatih'e sandallarla geçtiğini, oradan da Fener'e ulaştığını anlatan Erdoğan, o dönem Haliç bölgesinde balçıkların yüzeye vurduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Orada o zaman gemilerin arasından geçerdik. Orası yavaş yavaş kara bağlamaya başlamıştı, artık balçıklar yüzeye vurmuştu. Öyle bir zaman oldu ki Eyüp Sultan'ın karşısında malum Halıcıoğlu, orası da tamamen karasal hale gelmişti. Şu andaki Haliç Kongre Merkezinin olduğu yerde o zaman işkembeciler, kokoreççiler vardı. Hayvanlar orada kesilirdi. Temizlik falan böyle bir şey söz konusu değildi. Belediye Başkanı olduktan sonra ilk yaptığımız iş, bu kara parçalarını buradan nasıl temizleyeceğiz diye sorduk. İSKİ'nin başına da Veysel Bey'i getirmiştim. Veysel Hoca da ulusal, uluslararası bazda bir çalışma yaptı. Bazı üniversiteler 'Burayı doldurmamız lazım.' dedi. Burayı doldurduğun zaman biz maksada ulaşamayız ki. Derdimiz burayı temizleyip buradaki bu güzelliği korumak. Buradaki çıkan çamuru da uygun bir yere gönderelim, dedik. Pompaj sistemiyle oradaki o balçık oradan Alibeyköy'de 550 bin metrekarelik bir alana taş ocağa gönderdik. Öyle bir metot ki oraya gönderiliyor, ondan sonra orada bir adeta tülbent gibi bir uygulamadan süzülüyor su geri geliyor çamurlu su orada kalıyor. Şu anda orada yaklaşık 600 metrekarelik çocuklar için oyun parkı alanı yaptık."

Bunun bir çevrecilik eseri olduğunu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanının bunun görmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, yeni belediye yönetimiyle birlikte Haliç'in kokmaya başladığını anlattı.

Kanal İstanbul Projesi

Kanal İstanbul Projesi'ne de değinen Erdoğan, "Çılgın Proje" olarak açıkladığı projenin yaklaşık 12 yıldan beri sürdüğünü belirterek "O günden bugüne işleyen bir süreç ama şu anki zat bu işleri kavramamış, yani bu işler için dertli olmak lazım, deli divanesi olmak lazım, İstanbul'un deli divanesi olmadan bu işi çözemez." dedi.

Kanal İstanbul Projesi'nin aynı zamanda stratejik bir yatırım da olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kanal İstanbul Projesine de bağımsızlığımızın ve egemenliğimizin tesis edileceği stratejik bir yatırım olarak bakıyoruz. Haziran ayının sonunda inşallah Kanal İstanbul için ilk köprünün temellerini atıyoruz. Daha fazla bekleyemeyiz. Çünkü 6 tane köprü yapılacak Kanal İstanbul'un üzerine. Şimdi biz ilk köprünün temelini atacağız ki hızlandıralım işi, ardından 5 köprünün daha temeli atılacak." diye konuştu.

Kanal İstanbul Projesi kapsamında yeni bir müjde vermek istediğini dile getiren Erdoğan, kanalın her iki tarafında 250'şer bin konutluk devasa şehirler kurulacağını ifade etti. Adeta şehir içinde şehir oluşturulacağına işaret eden Erdoğan, bu proje kapsamında 200 bilim adamı ile çalışmalar yürüttüklerini, bunun neticesinde doğal ve kültürel değerlerin korunmasına yönelik planların hazırlandığını aktardı.

Kanal İstanbul Projesine kararlı bir şekilde devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, yerli ve yabancı yatırımcılarla çok güçlü konsorsiyum sağlayarak bu işi sürdüreceklerini vurguladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Kanal İstanbul Projesi'ne karşı yürüttüğü faaliyetlerin hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Sorsanıza bunlara, sizin karanlık da olsa bir eseriniz var mı? Şu anda bu yapılan eserler, icabında bütün bu yapılan konutlardan geri dönüşüm olmak üzere bir imkan sağlanabilir mi? Sağlanır. Belki bu müteahhitlik firmalarına veya bu ihaleye girecek olan firmalar diyecekler ki 'Biz bu konutlardan elde edeceğimiz gelirlerle buranın yapımını üstleneceğiz.' Çünkü biz kaynakların çeşitlendirilmesinden yanayız. Yaptığımız her işi, hani 'yap, işlet, devret' diyoruz ya bunun en önemli sırrı nedir biliyor musunuz? En önemli sırrı bunu yap, işlet, devret yönteminde, kaynakların çeşitlendirilmesi suretiyle gelir kaynaklarını artıracaksın, onunla da yatırım yapacaksın. Bunların kafası bu işe çalışmaz. Ya bir şey yapın, ya bir eserinizi görelim ya... Şimdi bunu yaptığımız zaman bunlar çılgına dönecekler. Marmaray'ı yaptık, nerede gidiyor bu? Denizin altında. Neyle yaptık? İşte aynı anlayışla yaptık. Avrasya'yı yaptık, aynı anlayışla yaptık. Belli bir süre işletecekler, ondan sonra kime devredecekler? Türkiye Cumhuriyeti devletine. Ama bunların kafası basmaz, yok bunlarda böyle bir araştırma. Ben ekonomistim, kaynak üretmek nasıl olur, bunun üzerine çalışacaksın. Böyle sadece saldırmakla hakaret etmekle filan kaynak üretilmez. Bir şey yap, yol yap İstanbul'un her tarafı delik deşik." değerlendirmesini yaptı.

Soru üzerine Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'nin IMF'ye 23,5 milyar dolar borcu olduğunu, 2013'te bu miktarı ödeyerek IMF ile ilişkilerini kestiklerini hatırlattı.

Hayvan hakları yasa çalışması

Hayvan haklarına ilişkin yasa çalışmasına yönelik soruyu yanıtlayan Erdoğan, AK Parti milletvekillerinin bu konuda yaptıkları çalışmanın Mecliste kanunlaşma aşamasında olduğuna işaret etti.

Geçen hafta AK Parti Merkez Karar Yürütme Kurulunda hayvan haklarına yönelik konuyu görüştüklerini ve sürecin hızlandırılmasını istediğini aktaran Erdoğan, "Şu anda Tekirdağ Milletvekilimiz Mustafa Bey, komisyon başkanı da olması hasebiyle de işi süratle devam ettiriyorlar. İnşallah başaracağız." dedi.

Kimi zaman televizyonda gördüğü hayvanlara yönelik muamele karşısında yıkıldığını dile getiren Erdoğan, kendisinin de 15-16 evcil hayvanı bulunduğunu, bunların gittiği yerlerde kendisine ve eşine hediye edildiği anlattı.

Ayrıca evde oğlunun muhabbet kuşlarının bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bizim Rümeysa kızımız var, o da bir alem. Bana kendilerini gösteriyor, onda da 3-4 tane kedi var. Yani sevilmeyecek gibi değil. İşte bazen bu pitbullar falan ürkütüyor. Ama biliyorsunuz bizim öyle bir peygamberimiz var ki... Yolda giderken kenarda bir köpek ölüsünü görüyor, birileri burnunu kapatıyor. Fakat peygamber efendimiz 'Dişleri ne kadar güzel' diyor. İşte biz böyle bir peygamberin ümmetiyiz. Aynı şekilde büyük sahabe Ebu Hureyre... Adı niye Hureyre? Kedilerin babası. Böyle bir ümmetiz, böyle bir ümmetin mensuplarıyız. Dolayısıyla bizim hayvanlara karşı olan yaklaşımımızın kesinlikle çok farklı olması lazım, çok olumlu olması lazım. Tedbirlerimiz neyse alacağız. Bu çalışma kamuoyunda evcil hayvanlara yönelik düzenleme gibi algılanıyor ama biz bunu çok daha geniş düşünüyoruz. İnşallah bu kapsamda da bunu bitireceğiz."

Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'nde düzenlenen törende torunu Ömer Tayyip Erdoğan'ın hafızlık icazeti aldığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, torununun böyle bir meziyete sahip bulunmasından çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.

Kardeniz'in en güzel kalesi


 
 
Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde sarp kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim doğa ve tarih tutkunlarının ilgisini çekiyor.

08.08.2026 14:32:00
Haber Merkezi
 
Kardeniz'in en güzel kalesi
Kardeniz'in en güzel kalesi

Rize'nin Çamlıhemşin ilçesindeki Çat Vadisi'nde 1. derece arkeolojik sit alanında sarp bir kaya üzerine kurulu Zil Kale, her mevsim ziyaretçilerin uğrak noktaları arasında yer alıyor.


Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü


 
 
Afyonkarahisar'da Kütahyalılar firmasına ait yolcu otobüsü kamyonete çarptı, 1 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.

08.08.2026 13:09:00 / Güncelleme: 08.08.2026 13:21:20
AA
 
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü
Otobüs, kamyonete bindirdi, bir kişi öldü

Afyonkarahisar'da yolcu otobüsünün kamyonete çarpması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 15 kişi yaralandı. Kütahyalılar firmasına ait, Z.Y. yönetimindeki 43 KP 338 plakalı yolcu otobüsü, Afyonkarahisar-Antalya kara yolu Sinanpaşa ilçesine bağlı Akören beldesi yakınlarında, H.S. idaresindeki 06 BFV 460 plakalı kamyonete arkadan çarptı. İhbar üzerine kaza yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.



Kamyoneti bariyerlerin ötesine fırlattı

Bariyerlere çarpan kamyonetin sürücüsü H.S'nin olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Kamyonette bulunan 1 kişi ile otobüsteki 14 kişi yaralandı. Yaralılar, ambulanslarla çevre hastanelere kaldırıldı.

Şiddetli karın ağrısına dikkat!


 
 
Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor.

08.08.2026 06:49:00
Murat Çorbacı
 
Şiddetli karın ağrısına dikkat!
Şiddetli karın ağrısına dikkat!

Karnın sağ üst bölümünde başlayan, sırta veya sağ omuza yayılan ve saatlerce sürebilen şiddetli ağrı çoğu zaman basit bir hazımsızlık olarak değerlendirilse de altta yatan neden safra kesesi iltihabı olabiliyor. Tıp dilinde 'akut kolesistit' olarak adlandırılan bu tabloda erken tanı ve zamanında uygulanan cerrahi tedavi sayesinde hastalar genellikle kısa sürede sağlıklarına kavuşuyor. Ancak gecikmiş başvurular safra kesesinde delinme, yaygın karın zarı enfeksiyonu ve sepsis gibi yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Ne zaman harekete geçmeli

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. İsmail Çalıkoğlu, "Bu nedenle saatlerce süren ve özellikle ateş, bulantı ile kusmanın eşlik ettiği şiddetli karın ağrısı hiçbir zaman ihmal edilmemeli ve en kısa sürede genel cerrahi uzmanına başvurulmalıdır" dedi. Safra kesesi, karaciğer tarafından üretilen safrayı depolayan ve özellikle yağlı yemeklerden sonra bağırsağa boşaltarak yağların sindirimine yardımcı olan küçük ancak önemli bir organ.


Kadınlarda daha sık görülüyor

Safra kesesi iltihabı kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2-3 kat daha sık görülüyor. Östrojen hormonunun safra içerisindeki kolesterol miktarını artırması ve hamilelik döneminde safra kesesi hareketlerinin yavaşlaması, kadınlarda daha sık rastlanmasının en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İleri yaş, aile öyküsü, obezite, diyabet, yüksek kolesterol, uzun süreli açlık, hızlı kilo kaybı ve bazı kan hastalıkları da hastalık riskini artıran diğer faktörleri oluşturuyor.

Yağlı yemekler azdırıyor

Safra kesesi iltihabının en önemli belirtisi, özellikle yağlı yemeklerden sonra başlayan, karnın sağ üst bölgesinde hissedilen ve giderek şiddetlenen ağrı oluyor. Bu ağrı çoğu zaman sağ omuza, sağ kürek kemiğinin altına veya sırta yayılabiliyor ve birkaç saatten uzun sürüyor. Ağrıya bulantı, kusma, iştahsızlık ve ateş eşlik edebiliyor. Hastalık ilerledikçe titreme, yüksek ateş ve genel durum bozukluğu gelişebiliyor.

232 belediye başkanı CHP’den istifa etti

YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Tüzün, ana muhalefet partisinde büyük bir kırılma yaşandığını belirterek, 232 belediye başkanının CHP'den istifa ettiğini ve büyük bölümünün yeni partiye katıldığını açıkladı. Tüzün, ağustos ayı sonuna kadar bu sayının 300'ü aşacağını öngördüklerini ifade etti

07.08.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
232 belediye başkanı CHP’den istifa etti
TBMM'de basın toplantısı düzenleyen Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün, yerel yönetimler bazında Türk siyasi tarihinin en büyük kitlesel geçiş dalgalarından birinin yaşandığını iddia etti. Özgür Özel liderliğinde CHP'den ayrılan 91 milletvekilinin kurduğu YENİ Parti saflarına, belediye başkanlarının da hızla eklenmeye başladığı belirtildi.

İstifaların kurumsal dağılımı ve 28 il detayı

Toplantıda istifa eden belediye başkanlarının kırılımını net rakamlarla paylaşan Tüzün, yerel yönetim temsilcilerinin resmi kayıt işlemlerine başladığını dile getirdi. Paylaşılan verilere göre istifa eden 232 belediye başkanının kurumsal dağılımı şu şekilde:

• Büyükşehir ilçelerine bağlı 109 ilçe belediye başkanı

• İllere bağlı 54 ilçe belediye başkanı

• Beldelere bağlı 50 belde belediye başkanı

• İl belediye başkanlığı düzeyinde başvuran 17 isim

Tüzün, yaşanan bu istifa dalgasının ardından Türkiye genelindeki 28 ilde hiç CHP'li belediye başkanı kalmadığını ileri sürdü. Bu iller arasında Aydın, Bursa, Balıkesir, Hatay, Bolu, Bilecik, Çanakkale, Kocaeli, Manisa, Samsun ve Trabzon gibi kritik büyükşehir ve merkez iller yer alıyor.

"Ay sonunda sayı 300'ü geçecek"

Büyükşehir belediye başkanlarının geçiş takvimine de değinen Tüzün, ağustos ve eylül aylarında yapılacak belediye meclis toplantılarındaki aritmetik dengelerin korunmasının önemine dikkat çekti. Meclis dengeleri gözetildiği için birçok başkanın istifasını beklettiğini söyleyen Tüzün, "Belediye başkanlarımızın bizzat tarafımı arayarak ilettikleri beyanlar doğrultusunda, ağustos ayı sonu itibarıyla istifa edenlerin sayısının 300'ü geçeceğini tahmin ediyoruz" dedi.

Büyükşehirlerde son durum ne?

Gazetecilerin İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollere yönelik sorularını yanıtlayan Yaşar Tüzün, güncel durumu şu sözlerle özetledi: "İstanbul ve Ankara ile ilgili şu an için herhangi bir resmi görüşme ya da geçiş açıklaması söz konusu değil. Eskişehir, Muğla ve Tekirdağ gibi iller süreci kendi içlerinde değerlendirecek."

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın AK Parti'ye geçeceği iddialarını yalanlayan Tüzün, kendisinin geçmişteki başarılı çalışmalarını hatırlatarak "Biz kendisiyle YENİ Partimizde buluşmayı umut ediyoruz" açıklamasında bulundu.

CHP'li 19 il belediye başkanından 17'sinin partiye başvurduğunu belirten Tüzün, Bartın Belediye Başkanı'nın kararını haftaya açıklayacağını, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ise CHP'de kalmayı tercih ettiğini ve bu karara saygı duyduklarını vurguladı.

YENİ Parti'nin yerel yönetimlere dair temel ilkelerini ve vizyon belgesini ise önümüzdeki günlerde kapsamlı bir lansmanla kamuoyuna duyuracağı bildirildi.

Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik sosyal medya paylaşımları nedeniyle gözaltına alınan şüpheli hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulandı

07.08.2026 17:02:00 / Güncelleme: 07.08.2026 17:07:18
Anadolu Ajansı
 
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi
Aziz Yıldırım'ın kızına yönelik paylaşımlar yapan kişiye ev hapsi

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, 5 Ağustos'ta avukatı aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, X sosyal medya platformunda "2007 Hakan Safi" isimli, 20 üyeden oluşan bir sohbet grubu kurulduğunu, gruba üye hesap kullanıcılarının kendisi ve 18 yaşından küçük kızına yönelik sistematik bir şekilde "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma", "tehdit" ve "hakaret" içerikli paylaşımlarda bulunduğunu iddia etti.

Şikayet üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, söz konusu sosyal medya hesaplarının tespiti için İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce yapılan çalışma kapsamında şüpheli Cengiz Y. gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan zanlı, Bakırköy Adliyesine sevk edildi.

Sevk yazısında "mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu" değerlendirmesi

Burada savcılığa çıkarılan zanlı, "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçundan tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine gönderildi.

Savcılığın sevk yazısında, somut olayda mağdurun ismi ve fotoğrafının kişisel veri kapsamında olduğu, eylemin hukuka aykırı olarak ve mağdurun rızası dışında gerçekleştirildiği belirtildi.

Yazıda, şüphelinin, mağdura yönelik "kişisel verileri hukuka aykırı olarak yaymak" suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, öngörülen ceza miktarı ile olayın oluş şekli de dikkate alınarak tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Sulh ceza hakimliği, şüpheli Cengiz Y. hakkında "konutunu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verdi.

Anlaşmanın detayları belli oldu

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan tarafından imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın detayları belli oldu

07.08.2026 16:20:00
AA
 
Anlaşmanın detayları belli oldu
Anlaşmanın detayları belli oldu
Konuyla ilgili yetkililerden alınan bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından imzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı işbirliği niteliği taşıyor.

Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.

Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor.

Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi işbirliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.

Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir işbirliği zemini oluşturuyor.

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor.

Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.

"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım" değerlendirmesinde bulundu.

"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.

Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.

Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.

Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:

"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki işbirliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
 

07.08.2026 11:06:00
AA
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi.

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Suudi Arabistan'da ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 17 Eylül'de "Ortak Stratejik Savunma Anlaşması" imzalamıştı.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi

07.08.2026 11:01:00
Haber Merkezi
 
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi
 Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) heyeti, Ankara Güvenpark'ta eylemlerini sürdüren er şehit yakınları ve er gazilerini ziyaret ederek taleplerine destek verdi.

BTP Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Selim Oktay, Ankara İl Başkanı Emekli Yarbay Hüseyin Kuloğlu, Ankara İl Yönetim Kurulu Üyesi Aydın İlik, Çankaya İlçe Başkanı Mehmet Yalçın Vona, Altındağ İlçe Başkanı Bayram Güzel ve Ankara teşkilatından Ayhan Kuru'nun yer aldığı heyet, Güvenpark'ta bir araya geldiği şehit yakınları ve gazilerle görüş alışverişinde bulundu.

Ziyarette, BTP Genel Başkanı Avukat Hüseyin Baş'ın selamı, eylemcilerin sözcüsü Gazi Erdem Çerçioğlu aracılığıyla tüm şehit yakınları ve gazilere iletildi.

Görüşmede, şehit yakınları ve gazilerin dile getirdiği talepler ile "Terörsüz Türkiye" adıyla yürütülen sürece ilişkin endişeleri dinlendi. BTP heyeti, şehit aileleri ve gazilerin haklı mücadelelerinin yanında olduklarını belirterek, partinin konuya ilişkin değerlendirmelerini ve çözüm önerilerini paylaştı.



Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan BTP Genel Başkan Yardımcısı Emekli Albay Selim Oktay, şehit aileleri ve gazilerin haklı mücadelelerini desteklediklerini vurguladı.

Oktay, tüm şehit aileleri ve gazilere, yaşamlarının geri kalanında kimseye muhtaç olmadan onurlu bir hayat sürdürebilecekleri düzeyde maaş bağlanması gerektiğini belirterek, devletin mevcut imkânlarının bunu karşılayabilecek güçte olduğunu ifade etti.

Selim Oktay ayrıca, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin şehit aileleri ve gazilerin dile getirdiği endişeleri dikkatle dinlediklerini, Bağımsız Türkiye Partisi'nin bu konudaki duruşunu ve kararlılığını kendileriyle paylaştıklarını söyledi.

BTP heyeti, şehit yakınları ve gazilerin taleplerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirterek ziyaretini tamamladı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın, üçlü ortak savunma anlaşması imzalayacağı bildirildi

 

07.08.2026 10:23:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması imzalayacak

Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan bugün Cidde'de ortak savunma anlaşması imzalayacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik çalışma ziyareti için bu sabah Suudi Arabistan'a hareket etmişti.

Pakistan, ABD-İran savaşını sona erdirmek için arabuluculuk çalışmalarında bulunurken, Türkiye Gazze'de ateşkesin sağlanması yönünde diplomatik alanda aktif rol oynadı.

Pakistan ve Suudi Arabistan, 2025'te ortak bir savunma anlaşması imzalayacaklarını duyurmuştu.

Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Avcılar Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" soruşturması kapsamında İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 12 zanlı Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi

07.08.2026 09:04:00
AA
 
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede
Avcılar Belediyesine yönelik soruşturmada 12 kişi adliyede

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiğinin belirlenmesi üzerine "ihaleye fesat karıştırma" suçundan başlatılan soruşturma devam ediyor.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne sevk edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "ihaleye fesat karıştırma" suçundan yürütülen soruşturma kapsamında Avcılar Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğünün 2022 yılında "Avcılar İlçesi Asfalt İmalatları" ihalesinde kamu kurumlarından yaklaşık maliyet araştırması yapmaksızın yüksek teklif alarak ihalenin maliyetini yükselttiği belirlenmişti.

Kamu zararının oluşmasına yol açtıkları gerekçesiyle 14 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İstanbul, Ankara, Balıkesir ve Bitlis'te düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli yakalanmıştı.

Hakkında gözaltı kararı verilen bir şüphelinin sağlık sorunları sebebiyle hastanede tedavi gördüğü, bir zanlının ise başka bir suçtan cezaevinde olduğu öğrenilmişti.

Hakkında gözaltı kararı verilen 14 isim şu şekilde:

"Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu Başkanı Seçkin Özcan, Yaklaşık Maliyet Komisyonu üyesi İsmail Kurtuluş, Yaklaşık Maliyet Komisyonu ve İhale Komisyonu üyesi Salman Kalmaz, Fen İşleri Müdürü ve ihale yetkilisi Nevzat Yalçın, İhale Komisyonu üyeleri Dursun Yavuz, Kemal Baki, Kemal Kenar, bazı inşaat ve asfalt firması yetkilileri Gülay Güneş, Burak Güneş, Furkan Karaca, Behçet Hırdar, Celal Hırdar, Mustafa Timur ve Yüksel Kırıcı."
 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.