logo
27 HAZİRAN 2026

Esmâü’l-Hüsnâ ile Zikir -5-

El-Vâhid (c.c.): Tek olan, Zâtında, ulûhiyette, sıfatlarında ve yaptığı işlerinde tek olan

30.10.2024 18:40:00
Haber Merkezi
 
Esmâü’l-Hüsnâ ile Zikir -5-
Esmâü’l-Hüsnâ ile Zikir -5-
El-Vâhid (c.c.): Tek olan, Zâtında, ulûhiyette, sıfatlarında ve yaptığı işlerinde tek olan.

"(Resûlüm!) De ki: 'Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?' De ki: 'Allah'tır.' O hâlde de ki: 'O'nu bırakıp da kendilerine fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?' De ki: 'Körle, gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu?' Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma onlarca birbirine benzer mi göründü? De ki: Allah her şeyi yaratandır. Ve O, birdir, karşı durulamaz güç sahibidir." 

El-Ehad (c.c.): Hiçbir ortağı, eşi ve benzeri olmayan demektir.

"De ki: O, Allah'tır, gerçek İlâhtır ve Birdir." 

Es-Samed (c.c.): Tam, eksiği olmayan, her şey kendisine muhtaç olduğu hâlde, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan. Bütün mahlûkatın her türlü işi için kendine başvurduğu tek merci, kendisi ise hiçbir ihtiyaç ve talebi olmayan.

"Allah Samed'dir." 

El-Kâdir (c.c.): Kâdir-i Mutlak olan, hiçbir mahlûkatın yapma, güç ve kudreti gösteremediği şeyleri ve imkânları var edip yerine getiren. 

"O kâfirler şu gerçeği hâlâ anlamadılar mı ki; gökleri ve yeri yaratan ve yarattıktan sonra hiçbir yorgunluk çekmeyen Allah, ölüleri diriltmeye de, haydi haydi kâdirdir! Evet, O her şeye kâdirdir."

El-Muktedir (c.c.): İktidar sahibi, her şey üzerinde istediğini yapma kuvvet ve kudretine sahip olan

"Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık."
El-Mukaddim (c.c.): Dilediğini öne geçiren, istediğini ileri alan.

El-Muahhir (c.c.): Dilediğini geri bırakan, istediğini arkaya alanel-Evvel (c.c.): Başlangıcı olmayan tek varlık.

"Evvel O'dur, Âhir O! Zâhir O'dur, Bâtın O! O her şeyi hakkıyla bilir."

El-Âhir (c.c.): Nihâyeti olmayan, ezelden ebede kadar var olan.

Ez-Zâhir (c.c.): Varlığı âşikâr olan, yarattığı eserleri ile güneş gibi varlığını kabul ettiren.

El-Bâtın (c.c.): Varlığını gizli tutan, sıfat ve eser tecellileri ile Zât-ı İlâhîsini gizleyen.

El-Vâlî (c.c.): Bütün eşyada tasarruf sahibi olan, tek başına bütün âlemlerde olanları idare eden.

El-Müteâlî (c.c.): Her şeye tam kudreti ile fâik, mahlûkat sıfatlarından münezzeh olan.

El-Berr (c.c.): Kullarına karşı ikramı ve iyiliği bol, mahlûkata karşı çok kayırıcı olan.

"Çünkü biz daha önce Allah'a dua ve ibâdet eder, bizi ateşten korumasını niyaz ederdik. Gerçekten O, Berr'dir, Rahîm'dir (hayırların kaynağıdır, merhamet ve ihsanı boldur)." 

Et-Tevvâb (c.c.): Kullarının tevbelerini kabul eden, günahlarını bağışlayan.

"Ancak onlardan tevbe edip hâllerini düzelten ve gerçekleri açıklayanlara gelince; Ben onların tevbelerini kabul ederim. Zira tevbeleri kabul eden, çok merhametli olan Ben'im." 

El-Muntakim (c.c.): Düşmanlarından öç ve intikam alan, mücrimleri cezalandıran.

"Kendisine Rabb'inin âyetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir! Muhakkak ki Biz, günahkârlara, lâyık oldukları cezayı veririz." 

El-Afuvv (c.c.): Affı bol olan, bağışlaması ve affetmesi çok olan.

"İşte böyle. Her kim, kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de, bundan sonra kendisine yine bir tecavüz ve zulüm vâki olursa, emin olmalıdır ki, Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." 

Er-Raûf (c.c.): Son derece merhametli, acıması ve şefkati bol olan.

"Bu hayvanlar sizin ağırlıklarınızı, ancak güçlüklere katlanarak varabileceğiniz bir memlekete taşırlar. Şüphesiz Rabb'iniz çok şefkatli, pek merhametlidir." 

Mâlike'l-Mülk (c.c.): Mülkün ve bütün varlığın tek ve devamlı mâliki.

"(Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye kâdirsin." 

Zûl-Celâli ve'l-İkrâm (c.c.): Celâl, büyüklük, azamet, ikram ve iyilik sahibi.

"Ancak azamet ve ikram sahibi Rabb'inin Zâtı bâki kalacak." 

El-Muksit (c.c.): Adaletten şaşmayan âdil, tüm işlerini denk, uygun, yerli yerinde yapan.

El-Câmi'u (c.c.): Mahlûkatı toplayan, bir araya getiren, dilediğini istediği yerde toplayan.

"Rabb'imiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan Sensin. Allah asla sözünden dönmez." 

El-Ganî (c.c.): Her şeyden müstağni olan, hiçbir şeye muhtaç olmayan. Tek zengin.

"Göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur ve muhakkak ki Allah Ganî'dir, Hamîd'dir (hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, bütün övgülere lâyıktır)."

El-Muğnî (c.c.): Kullarına zenginlik veren, istediğini dilediği kadar zengin eden.

El-Mâni'u (c.c.): Öne geçmiş fiiliyatları önleyen, bir şeyin olmasını istemediği zaman mâni olan.

Ed-Dârru (c.c.): Zarara uğratan, elem ve keder veren şeyleri yaratan.

"Eğer Allah sana bir zarar dokundurursa, onu yine O'ndan başka giderecek yoktur. Eğer sana bir hayır dilerse, O'nun keremini geri çevirecek de yoktur. O, hayrını kullarından dilediğine eriştirir. Ve O bağışlayandır, esirgeyendir."

En-Nâfi (c.c.): Kullarınınn menfaatine uygun olan şeyleri veren. Faydalı-yararlı şeyler yaratan.

"De ki: Siz Allah'tan başka, size zarar veya fayda vermeye gücü yetmeyen âciz mahlûklara mı ibâdet ediyorsunuz? Hâlbuki hakkıyla işiten ve bilen yalnız Allah'tır."

En-Nûr (c.c.): Varlığı aydınlatan ve onlara ışık veren, istediği gönüllere nur yağdıran.

"Allah göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun misali, tıpkı içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir sırça (cam) içinde, o sırça da sanki parlayan incimsi bir yıldız! Bu lamba, doğuya veya batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur.

Bu öyle bereketli bir ağaç ki, neredeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Işığı pırıl pırıldır. Allah dilediği kimseyi nûruna iletir, gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir."

El-Hâdî (c.c.): Sapıtmış olan kullarına yol gösteren, dilediği kullarını hidâyete erdirerek sırat-ı müstakime yönlendiren.

"Hem, bize yollarımızı göstermiş olduğu hâlde ne diye biz, Allah'a dayanıp güvenmeyelim? Sizin bize verdiğiniz eziyete elbette katlanacağız. Tevekkül edenler yalnız Allah'a tevekkülde sebat etsinler."

El-Bedî'u (c.c.): Numune ve timsali bulunmayan, hayret verici şeyler yaratan ve icat eden

"Gökleri ve yeri yoktan var eden O'dur. O'nun nasıl çocuğu olabilir ki, Kendisinin eşi de yoktur. Gerçek şu ki: Her şey O'nun mahlûkudur ve O her şeyi hakkıyla bilir."

El-Bâkî (c.c.): Varlığında devamlı olan, fâni olmayan, varlığının sonu olmayan.

"Yerin üstünde olan herkes fânidir. Ancak senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin zâtı baki kalır."

El-Vâris (c.c.): Bütün varlığı devam ettiren, servetlerin ve mülkün gerçek sahibi olan

"Muhakkak ki hayatı veren de Biziz, hayatı geri alıp öldüren de ve elbette hepsine vâris olacak, hepsinden sonraya kalacak olan bâki de Biziz."

Er-Reşîd (c.c.): Kullarını irşad edip, kurtuluş ve hidâyet yollarını onlara gösteren.

"Ancak 'Allah dilerse' de! Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı zikret ve 'Umarım ki Rabb'im, doğru olma yönünden beni daha isabetli davranışa muvaffak kılar' de."

Es-Sabûr (c.c.): Çok sabırlı olan, günah işleyen kullarına ceza vermekte acele etmeyen, sonucu bekleyen. (Prof. Dr. Haydar Baş Dua ve Zikir eserinden)

Muğla'nın Seydikemer ilçesi yine yanıyor


 
Muğla'nın Seydikemer ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor.

27.06.2026 13:34:00
HABER MERKEZİ/AA
 
Muğla'nın Seydikemer ilçesi yine yanıyor
Muğla'nın Seydikemer ilçesi yine yanıyor

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde çıkan orman yangınına havadan ve karadan müdahale ediliyor. Gölbent Mahallesi'ndeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye Orman Genel Müdürlüğüne bağlı ekipler sevk edildi.
Rüzgarın etkisiyle kısa sürede yayılan alevlere havadan 2 helikopter, karadan ise 6 arazöz ile 2 su ikmal aracıyla müdahale ediliyor.

Ekiplerin yangını kontrol altına almak için başlattığı çalışmalar devam ediyor. Seydikemer'de geçen yıl da orman yangınları yaşanmıştı. 

Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor


 
Kanser tedavisi son yıllarda tıbbın en hızlı gelişen alanlarından biri. Uzun yıllar boyunca kanser tedavisinin temelini oluşturan kemoterapi, günümüzde yerini giderek daha hedefe yönelik ve kişiselleştirilmiş tedavilere bırakıyor.

27.06.2026 12:46:00
MURAT ÇORBACI
 
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor
  Kanser tedavisinde kemoterapinin sonu geliyor

Kemoterapinin tamamen ortadan kalkacağını söylemek için henüz erken olduğunu söyleyen Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Ahmet Ünsal, "Kemoterapi hala birçok kanser türünde önemli bir tedavi seçeneği ama tek silahımız değil. Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde birçok hastada daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor ve bazı durumlarda kemoterapiye olan ihtiyaç azalabiliyor. İmmünoterapi, akıllı ilaçlar ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler sayesinde kanserle mücadelede çok daha güçlü bir döneme girilmiş durumdayız. İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıyıp yok etmesini sağlayan bir tedavi yöntemidir. İmmünoterapinin özellikle akciğer kanseri, cilt kanseri ve böbrek kanseri gibi bazı tümörlerde sağ kalımı belirgin şekilde uzattığı gösterildi. Bu sayede bazı hastalarda yıllarca süren kalıcı yanıtların elde edilmesi artık mümkün hale geldi" diye konuştu.

Akıllı ilaçlar devreye girdi

"Akıllı ilaçlar" olarak bilinen hedefe yönelik tedavilerin de kanser tedavisinde önemli bir gelişme olduğunu söyleyen Dr. Ünsal, bu ilaçların kanser hücresindeki belirli genetik bozuklukları hedef aldığını belirterek, "Kanser hücresindeki belirli genetik bozukluklar hedef alınarak normal hücrelere daha az zarar veriliyor. Böylece hem etkinlik artıyor hem de yan etkiler azalabiliyor. Günümüzde birçok akciğer, meme ve kolon kanseri hastasında tedavi kararı artık tümörün genetik özelliklerine göre veriliyor" dedi.

Kanser tedavisinde geleceğe yönelik çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini belirten Dr. Ünsal, yapay zeka destekli tanı sistemleri, sıvı biyopsi adı verilen kan testleri, kişiye özel kanser aşıları ve yeni nesil hücresel tedaviler üzerinde yoğun araştırmalar yürütüldüğünü söyledi. Bu gelişmeler sayesinde her hastanın tümörünün biyolojik özelliklerine göre tamamen kişiselleştirilmiş tedavi planlarının rutin hale geleceğinin öngörüldüğünü belirten Dr. Ünsal, kanser tedavisinin giderek daha hedefe yönelik ve hasta odaklı bir yapıya kavuştuğunu söyledi.

Kumar bağımlılığı ilk sıraya yükseldi!


 
Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine bu yıl en fazla başvurunun kumar bağımlılığı nedeniyle yapıldığını belirterek, kumar bağımlılığının toplum açısından giderek büyüyen bir tehdit haline geldiğini söyledi.

27.06.2026 11:54:00
AA
 
Kumar bağımlılığı ilk sıraya yükseldi!
Kumar bağımlılığı ilk sıraya yükseldi!

Edirne'de basına konuşan Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç, bağımlılık denildiğinde geçmişte daha çok alkol, uyuşturucu ve tütünün akla geldiğini ifade etti.

Kumar bağımlılığı patladı

Pandeminin ardından kumar bağımlılığının yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada önemli bir sorun haline geldiğine işaret eden Dinç, "Özellikle pandeminin ardından dünya çapında sadece Türkiye'de değil, kumar bağımlılığıyla ilgili çok büyük bir tehdit ve tehlike ortaya çıkmaya başladı. Bunun neticelerini görüyoruz. İşten atılan, yuvası yıkılan, borç batağına kapılmış çok sayıda insanımız var. Bizi en çok üzen, vicdanımızı en çok parçalayan ise intihara kadar giden insanlarımız var" diye konuştu. Yeşilay olarak kumar bağımlılığıyla mücadeleyi öncelikli çalışma alanları arasına aldıklarını belirten Dinç, önleyici faaliyetlerin yanı sıra bağımlılara ücretsiz psikoterapi desteği sunduklarını anlattı.

Psikoterapi ücretsiz

Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine daha önce en fazla başvurunun tütün ve madde bağımlılığı nedeniyle yapıldığını aktaran Dinç, şöyle konuştu: "Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde ücretsiz psikoterapi hizmeti veriyoruz. Yakın zamana kadar en çok başvuru tütün ya da madde bağımlılığıyla alakalı oluyordu. Bu yıl kumar bağımlılığı başvuruları bütün bağımlılık alanlarını geçti. Şu anda Türkiye'nin 81 ilinde 105 danışmanlık merkezimizde en çok başvuruyu kumar bağımlılığıyla ilgili alıyoruz. Demek ki bu konuyla ilgili Türkiye'nin her yerinde büyük bir yangın var. Endüstri bu yangını büyütmek için kumar demiyor, bahis diyor, şans diyor, talih diyor. Ama adı ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, ne kadar masum gösterilmeye çalışılırsa çalışılsın, bunun adı kumardır."


Yasal, yasal olmayan farketmez

Dinç, kumar ve bahisle mücadelede yasal ya da yasa dışı ayrımı yapılmaması gerektiğini vurguladı. Yasal ya da yasa dışı tüm kumar türlerinin aileleri dağıttığını ve insanların hayatını olumsuz etkilediğini belirten Dinç, "Dolayısıyla hepsiyle birlikte mücadele etmemiz, hepsini önlemeye yönelik çalışmalar yapmamız ve rehabilitasyon hizmetlerini yaygınlaştırmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Dinç, kumarın yaygınlaşmasının en önemli nedenlerinden birinin erişilebilirliğinin artması olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: "Bir alışveriş sitesine giriyorsunuz, kumarla alakalı bir şey var. Bir banka sitesine giriyorsunuz kumarla alakalı bir şey var. Çocuk masum bir oyun oynamaya çalışıyor, karşısına kumarla ilgili içerikler çıkıyor. Bunlar kumar bağımlılığını fevkalade artırıyor ve özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi savunmasız hale getiriyor. Dolayısıyla kumarın ulaşılabilirliği konusunda ciddi düzenlemelere acil ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Alışveriş sitelerinde kumar öğelerinin, oyun sitelerinde ya da çocukların ve gençlerin yoğun kullandığı platformlarda kumar içeriklerinin yeri olmamalıdır."

Yolun sonu demeyin, tedavisi var

Kumarla mücadele kapsamında önemli bir eylem planının hayata geçirildiğini ve reklamların kısıtlanmasına yönelik adımların olumlu sonuçlar vermeye başladığını belirten Dinç, bağımlıların umutlarını kaybetmemesi gerektiğini söyledi. Dinç, "Ümidi kesmeyelim, yolun sonu demeyin, tedavisi var. Bu böyle devam edecek, benim kaderim diye düşünmeyelim. Bunun çözümü, çaresi, tedavisi ve rehabilitasyonu var" dedi. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerinde bağımlıların yanı sıra ailelerine de destek verdiklerini kaydeden Dinç, hizmetlerin ücretsiz ve gizlilik esasına göre yürütüldüğünü aktardı. Dinç, vatandaşların herhangi bir kaygı duymadan danışmanlık merkezlerinden destek alabileceklerini dile getirerek, "Bazen insanlar tedaviye korkuyla yaklaşabiliyor. 'Karşıma çıkacak mı, memurluktan atılacak mıyım, memurluğa girebilecek miyim?' gibi sorular sorabiliyorlar. Biz bu gizliliği muhafaza ediyoruz. Kimseyle paylaşmıyoruz. Gönül rahatlığıyla Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizden hizmet alabilirler" şeklinde konuştu.

Türkiye çok lakin kalitesiz uyuyor!


 
 
TÜİK'in 2025'e ilişkin 'Zaman Kullanım Araştırması'na göre kadınlar, günde ortalama 9 saat uyurken erkeklerde bu süre 8 saat 49 dakika oldu. Uyku kalitesi ise özellikle sosyal medya hastalığı nedeniyle yerlerde sürünüyor. Çalışan bireyler, günde ortalama 5 saat 41 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdı. 

27.06.2026 11:45:00
MURAT ÇORBACI
 
Türkiye çok lakin kalitesiz uyuyor!
Türkiye çok lakin kalitesiz uyuyor!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin "Zaman Kullanım Araştırması"nın sonuçlarını açıkladı. Daha önce 2006 ve 2015 yıllarında yapılan araştırmada bireylerin yaş, cinsiyet ve çalışma durumu gibi değişkenlere göre, bir günlerini hangi faaliyetlere ne kadar süre ayırarak geçirdikleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Verilere göre, uykuya ayrılan zaman geçen yıl 10 yaş ve üzeri fertler için günde ortalama 8 saat 55 dakika oldu. En az uyuyan yaş grunu ise 8 saat 31 dakika ile 35-54 yaş arası...

Kadınlar daha çok uyuyor

Kadınlar, günde ortalama 9 saat uyurken erkeklerde bu süre 8 saat 49 dakika olarak gerçekleşti. Uykuya ayrılan süre, hafta içi günde ortalama 8 saat 41 dakika iken hafta sonu 9 saat 28 dakika olarak ölçüldü. Uykudan sonra bu süreyi 3 saat 15 dakikayla yemek ve diğer kişisel bakım, 2 saat 25 dakikayla istihdam faaliyetleri (işte geçirilen zaman, iş arama vb.), 2 saat 22 dakikayla hane halkı ve aile bakımı takip etti.

Çalışmaya ayrılan vakit uykudan az!

Yaşı 15 ve üzeri bireylerin, 24 saatte yaptıklarına bakıldığında, istihdamla ilgili faaliyetlere ayrılan toplam süre, kişi başına ortalama 2 saat 39 dakika olarak hesaplandı. Çalışan fertlerin, günde ortalama 5 saat 41 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdıkları belirlendi. Çalışan erkeklerin günde ortalama 6 saatlerini, çalışan kadınların ise 4 saat 58 dakikalarını istihdamla ilgili faaliyetlere ayırdıkları tespit edildi. Yaşı 15 ve üzeri bireylerin hane halkı ve aile bakımına ayırdıkları zaman cinsiyetlere göre incelendiğinde, kadınların bu faaliyete günde ortalama 4 saat 3 dakika, erkeklerin ise 58 dakika ayırdığı görüldü. Çalışma durumuna göre değerlendirildiğinde, çalışan kadınların hane halkı ve aile bakımına günde ortalama 2 saat 38 dakika, çalışan erkeklerin 47 dakika ayırdıkları tespit edildi. Çalışmayan kadınların bu faaliyete günde ortalama 4 saat 33 dakika, çalışmayan erkeklerin ise 1 saat 17 dakika ayırdığı hesaplandı.

Spora çok az vakit kalıyor

Bireylerin gün içinde en az zaman ayırdıkları faaliyet, ortalama 12 dakikayla spor ve doğa sporları oldu. Kadınlar, bu faaliyetlere günde ortalama 9 dakika, erkekler ise 16 dakika ayırdı. Spor ve doğa sporlarının ardından fertlerin en az zaman ayırdığı faaliyetler, sırasıyla 26 dakikayla hobiler ve oyunlar, 37 dakikayla gönüllü işler ve toplantılar oldu. Yaş gruplarına göre ortalama faaliyet süreleri incelendiğinde, uyku, eğitim, hobiler ve oyunlar ile spor ve doğa sporları faaliyetlerine en fazla zamanı 10-14 yaş grubundaki bireylerin ayırdığı belirlendi.

Futbol oynayanlar azaldı, voleybol oynayanlar arttı

Son 4 hafta içinde 10 yaş ve üzeri fertlerin gerçekleştirdikleri sportif faaliyetler incelendiğinde, yüzde 11.7 ile yürüyüş veya koşu, yüzde 4.1 ile futbol ve yüzde 2.5 ile aletli spor faaliyetleri dikkati çekti. 2015 ile 2025 yılları karşılaştırıldığında futbol oynadıklarını belirten bireylerin oranının yüzde 5.2'den yüzde 4.1'e gerilediği, voleybol oynadıklarını ifade eden fertlerin oranının ise yüzde 0.9'dan yüzde 1.4'e çıktığı belirlendi.

55 yaş ve üstü ne yapıyor?

Araştırmada yaş gruplarının zaman kullanımına da yer verildi. 55 yaş ve üstü bireyler, günde 9 saat 13 dakika uyuyor. En çok uyuyan bu yaş grubu 3 saat 18 dakika yemeğe ve kişisel bakıma ayırıyor. Bu kesim, 2 saat 52 dakika ile en çok TV izleyen yaş grubu... Spor ve doğa sporları ise çok az vakitlerini alıyor ki ölçülememiş...

Televizyon, şimdlik sosyal medyanın önünde

10 yaş ve üzeri bireylerin son 4 hafta içindeki eğlence ve kültür faaliyetleri incelendiğinde, en fazla yapılan faaliyetlerin yüzde 88.8 ile televizyon izlemek, yüzde 71.7 ile sosyal medyada vakit geçirmek ve yüzde 67.5 ile akraba ziyaretinde bulunmak olduğu görüldü. Sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı, erkeklerde yüzde 77 iken kadınlarda yüzde 66.6 olarak gerçekleşti. 2015 yılının sonuçlarıyla karşılaştırıldığında 2025'te en yüksek artış, sosyal medyada vakit geçiren bireylerin oranında oldu. Sosyal medyada vakit geçirenlerin oranı, 2015'te yüzde 33.9 iken 2025'te yüzde 71.7'ye yükseldi. 2015 yılına göre en belirgin azalış ise gazete, dergi ve benzeri yayınları okuma faaliyetinde gerçekleşti. Bu faaliyeti gerçekleştirenlerin oranı yüzde 39.4'ten yüzde 20.1'e düştü.

Usta oyuncu Kadir İnanır hayatını kaybetti

Yeşilçam'ın usta ismi Kadir İnanır, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. 14 Mayıs'ta hastaneye kaldırılan Yeşilçam'ın usta oyuncusu Kadir İnanır'a zatürre teşhisi konulmuştu. Yoğun bakımda tedavisi devam eden İnanır, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

26.06.2026 18:59:00 / Güncelleme: 26.06.2026 19:03:44
İhlas Haber Ajansı
 
Usta oyuncu Kadir İnanır hayatını kaybetti
Usta oyuncu Kadir İnanır hayatını kaybetti
Kadir İnanır, 15 Nisan 1949 yılında Ordu'nun Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. İnanır, ilkokul ve ortaokulu Fatsa'da tamamladı ve oyunculuk yeteneğini eğitimi sırasında çeşitli okul gösterilerinde sergiledi. İnanır, İstanbul Haydarpaşa Lisesi'ni ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo-Televizyon Bölümü'nü bitirdi.

1967 yılında Ses dergisi'nin düzenlediği "Sinema Artisti Yarışmas'nda finale kaldı, 1968 düzenlenen Saklambaç gazetesinin "Fotoroman Artisti Yarışması"'nda da birinci oldu. Bir süre fotoromanlarda oynadıktan sonra 'Yedi Adım Sonra (1968) adlı filmdeki küçük bir rolle sinemaya başladı. İlk kez başrolde oynadığı 1970 tarihli, Atıf Yılmaz'ın yönettiği Kara Gözlüm filminde Türkan Şoray'la başrolleri paylaştı. Daha sonra Şoray'la birçok film daha çevirerek Türk sinemasının erkek yıldızları arasına girdi. İnanır-Şoray ikilisi, Yeşilçam'ın en sevilen aşk filmlerinden olan "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın yanı sıra "Bodrum Hakimi", "Dila Hanım" ve "Devlerin Aşkı" gibi yapımlarla hafızalarda yer edindi.

Sanat hayatına 1973'te Altın Koza Film Festivali'nde "Utanç" filmiyle, 1986'da ise Altın Portakal Film Festivali'nde "Yılanların Öcü" ile aldığı "En İyi Erkek Oyuncu" ödülleri dâhil çok sayıda başarı sığdırdı.

Böcek ailesi davasında karar

Fatih'te anne ve baba ile iki çocuklarının zehirlenerek hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilaçlama firmasının sahibi ve oğlu 18'er yıl, otel sahibi 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı

 

26.06.2026 18:10:00
Anadolu Ajansı
 
Böcek ailesi davasında karar
Böcek ailesi davasında karar

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya 4'ü tutuklu 6 sanık ile tarafların avukatları ve hayatını kaybeden Böcek ailesinin yakınları katıldı.

Duruşmayı çok sayıda yabancı basın mensubu da takip etti.

Maktul Çiğdem Böcek'in annesi Aysu Çelik, acısının asla dinmeyeceğini belirterek, sanıkların gereken cezaları almasını istedi.

Maktul Servet Böcek'in babası müşteki Yılmaz Böcek de sanıkların ceza almalarının acılarını dindirmeyeceğini ancak tek dileklerinin en üst sınırdan ceza verilmesi olduğunu ifade etti.

"Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi"

Otel sahibi tutuklu sanık Hasan Oğlak, savunmasında hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dilediğini ve çok üzgün olduğunu söyledi.

Oğlak, "Keşke otel yanıp kül olsaydı da bu insanlar ölmeseydi. Üzüntümü anlatacak tek kelimem yok. İlaçlama şirketi, bize oteli kapatmamız ya da tahliye etmemiz konusunda bir şey söylemedi. Aksine bize bu ilaçların insan sağlığına etkisinin olmadığını söyledi. Benim bu olayda kusurum ya da ihmalim yok. Kişilerin ilaçtan vefat ettiklerini düşünmüyorum. Beraatimi istiyorum." dedi.

İlaçlama firmasının yetkilisi tutuklu sanık Serkan Kışı da aileye başsağlığı dileyerek, ölümlerin ilaçlamadan olmadığını, bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporlarında çelişkilerin bulunduğunu iddia etti.

İlaçlama firmasının çalışanı tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu ise bu şirkette yeni çalışmaya başladığını, hatasının "sertifikanın üstüne çok düşmemesi" olduğunu söyledi.

Firmada çalıştığı sürece bir sıkıntı yaşanmadığını ifade eden Cağferoğlu, tahliyesini istedi.

İlaçlama firmasının sahibi ile oğluna 18'er yıl hapis cezası

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, ilaçlama firmasının sahibi sanık Zeki ve oğlu Serkan Kışı'yı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan alt sınırdan uzaklaşarak, iyi hal indirimi uygulamadan 18'er yıl hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, otel sahibi Hakan Oğlak'ı "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 13 yıl 4 ay, ilaçlamayı yapan sanık Doğan Cağferoğlu'nu da 12 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına mahkum etti.

Otel çalışanları Muhammad Moeen Ud Dın Chıshtı ve Rustemsha Batyrov ise beraat etti.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamede sanıklar Zeki ve oğlu Serkan Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edilmişti. Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istenmişti.

İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'teki zehirlenme olayında Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal'ın (3) zehirlenme sonucu hayatını kaybettiği, aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te yaşamını yitirdiği kaydediliyordu.

Maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yedikleri yerlerle ilgili soruşturmanın genişletildiği, kokoreç, midye, lokum ve unlu mamuller yedikleri ve meşrubat içtikleri işletmelerin sahiplerinin tespit edildiği aktarılıyordu.

İddianamede, bu iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği bildiriliyordu.

1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre aile bireylerinin ölümünün, kaldıkları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyordu.

İddianamedeki bilirkişi raporunda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucu gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı vurgulanıyordu.

Bilirkişi raporuna göre yanlış kimyasal (alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firmasının yetkilileri sanıklar Zeki ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları kaydedilen iddianamede, ilaçlama firması çalışanı sanık Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikasının, bilgisinin ve deneyiminin bulunmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu ifade ediliyordu.

İddianamedeki raporda otel sahibi sanık Hakan Oğlak ise yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olarak yer alıyordu.

Okullardaki bütün kameralar polisin takip sistemine dahil olacak

Okullardaki güvenlik önlemleri artırılıyor. Yeni eğitim dönemiyle birlikte okullardaki bütün kameralar polisin takip sistemine dahil edilecek

26.06.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
Okullardaki bütün kameralar polisin takip sistemine dahil olacak
Okullardaki bütün kameralar polisin takip sistemine dahil olacak
Türkiye'de gerçekleşen okul saldırıları sonrasında güvenlik tedbirleri artırılıyor. Önümüzdeki eğitim dönemiyle birlikte okullardaki güvenlik kameraları, KGYS olarak bilinen, Kent Güvenlik Yönetim Sistemi'ne bağlanacak. Bu sistem üzerinden polis okullardaki güvenlikle ilgili gelişmeleri izlemeye başlayacak.

Okullarımızdaki kamera sistemini KGYS sistemine entegre ediyoruz
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, katıldığı bir televizyon programında bu konudaki çalışmaları anlattı. NTV'nin haberine göre, Bakan Tekin alınacak önlemleri tek tek anlattı:
"İstanbul, Kahramanmaraş ve Siverek'teki okullarımızda yaşanan olaylarla ilgili süreci gerçekleştirenler en ağır cezayı alacak. İçişleri Bakanlığı ile birlikte güvenlik tedbirleriyle ilgili komisyon toplantıları yapılıyor. Güvenlik açısından risk taşıyan okullarda doğrudan silahlı polis memurunun bulunması, bazı okullarda belirli aralıklarla polis araçlarının devriye gezmesi gibi tedbirlerimiz vardı. Bu yıl yeniden o toplantıları yaptık. Önümüzdeki yıl itibarıyla bu tedbirleri daha da sıkılaştıracak adımlar attık."
Okullarımızdaki kamera sistemini KGYS sistemine entegre ediyoruz. Emniyet birimleri kameralar üzerinden izleyebilecek durumlara gelecekler. Bizim okullarımızın bir kısmı duvarları yüksek, bir kısmı değil. Her okulun şahsına münhasır güvenlik sistemi olacak. Emniyet ile birlikte yürüttüğümüz oyun sitelerindeki davranışları rehberlik desteği mekanizması oluşturulacak."

KGYS sistemi nedir?
KGYS sistemi, 2007 yılında ilk kez uygulamaya girdi. Polis, illerdeki merkezler ve ana merkez üzerinden, yollar, sokaklar, meydanlar ve sisteme dahil bütün bölgelerdeki gelişmeleri anlık olarak izliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava durumu tahmin raporunu yayımladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava durumu tahmin raporunu yayımladı. Rapora göre kentte hafta sonu 28-29 derece seviyelerinde seyredecek hava sıcaklığı, pazartesi gününden itibaren kademeli olarak artacak

26.06.2026 14:11:00
Haber Merkezi
 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava durumu tahmin raporunu yayımladı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava durumu tahmin raporunu yayımladı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), haftalık hava durumu tahmin raporunu kamuoyuyla paylaştı.
Rapora göre, kent genelinde hafta sonu az bulutlu ve açık hava etkili olacak. Yeni haftayla birlikte ise sıcak hava dalgasının etkisini artırması ve hava sıcaklıklarının kademeli olarak yükselmesi bekleniyor.

Sıcaklıklar hafta ortasında 33 dereceye çıkacak
AKOM'un tahminlerine göre İstanbul'da beklenen hava durumu şöyle:
27 Haziran Cumartesi: 28 derece, açık
28 Haziran Pazar: 29 derece, açık
29 Haziran Pazartesi: 30 derece, açık
30 Haziran Salı: 32 derece, açık
1 Temmuz Çarşamba: 33 derece, açık
2 Temmuz Perşembe: 33 derece, açık
Tahminlere göre pazartesi gününden itibaren sıcaklıklar her gün kademeli olarak artacak ve hafta ortasında 33 derece seviyesine ulaşacak.

Hafta boyunca yağış beklenmiyor
AKOM açıklamasında, hafta boyunca kentte yağış beklenmediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Hafta boyunca yağış beklenmezken havada çoğunlukla güneşli bir gökyüzünün hakim olması bekleniyor. Kuzeyli yönlerden (Poyraz) aralıklarla kuvvetli şekilde (15-45 km/s) esmesi beklenen rüzgarlar güneşli havaya rağmen sıcaklıkların aşırı yükselmesine mani olsa da sıcaklıkların hafta sonu 28-30°C aralığında seyretmeye devam edeceği, yeni hafta başı itibari ile 33°C'ler civarına yükseleceği tahmin ediliyor."

CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir

Cumhuriyet Halk Partisi, Garip Dede Cemevi'nde yaşanan ve "inanç mekânlarının ruhuna aykırı" olarak nitelendirilen protestoların ardından sert bir yaptırım kararı aldı. CHP İstanbul İl Başkanlığı, "Hain Kemal" sloganı atan 63 partilinin üyeliği, tedbiren askıya alındı
 

26.06.2026 14:10:00
Haber Merkezi
 
CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir
CHP’de "Hain Kemal" sloganına süresiz tedbir
CHP İstanbul İl Başkanlığı, Garip Dede Cemevi'ndeki "Hain Kemal" sloganı atan 63 partili için harekete geçti. İnanç mekânlarının siyasi hesaplaşmalara alet edilmesini "ahlaki açıdan kabul edilemez" olarak tanımlayan parti yönetimi, görüntü ve fotoğraflardan tespit edilen 63 üye hakkında disiplin mekanizmasını çalıştırdı. Olay, Özgür Özel'in cemevine gelişi sırasında kendisini karşılayan partililerin slogan atması sırasında yaşandı.

Konuyla ilgili açıklamayı mahkeme kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin yaptı. Tekin cemevlerinin siyasetin veya nefret dilinin değil, birliğin ve kardeşliğin merkezi olduğuna vurgu yaptı. Tekin şunları kaydetti:

"Cemevleri ve dergâhlar; siyasetin, kutuplaşmanın ve nefret dilinin değil, birliğin, kardeşliğin, rızalığın ve toplumsal barışın mekânlarıdır. Hiç kimse bu kutsal mekânları siyasi hesaplaşmaların ve ayrıştırıcı söylemlerin sahnesi haline getiremez."

Alevi inancının özüne dikkat çeken Tekin, inanç merkezlerinde sergilenen kışkırtıcı tavırların hiçbir şekilde mazur görülemeyeceğini belirtti. Açıklamada, "Bir inanç merkezinde insanları birbirine karşı kışkırtan, hakaret ve hedef göstermeyi meşrulaştıran her tutum; siyasi olduğu kadar ahlaki açıdan da kabul edilemez. Alevi inancının özünde kin değil muhabbet, ayrıştırmak değil birleştirmek vardır" dedi.

Tekin, 63 partilinin üyeliğinin tedbiren askıya alındığını duyurdu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da yatırımcılara yaptığı sunumda erken seçim ihtimalinin “oldukça düşük” olduğunu söyledi. Şimşek’in açıklaması, Külliye'den gelen “öne alınmış seçim” formülü ve JPMorgan’ın erken seçim tahminiyle yeniden alevlenen tartışmanın ortasına düştü

26.06.2026 12:49:00
Haber Merkezi
 
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de erken seçim tartışmasına girdi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra'da yatırımcılara yaptığı sunumda erken seçim ihtimalinin "oldukça düşük" olduğunu söyledi. Şimşek'in açıklaması, Külliye'den gelen "öne alınmış seçim" formülü ve JPMorgan'ın erken seçim tahminiyle yeniden alevlenen tartışmanın ortasına düştü.

Son dönemde siyaset kulislerinde ve piyasa raporlarında yeniden hareketlenen erken seçim tartışmalarına Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dahil oldu.

Londra İklim Eylemi Haftası kapsamında İngiltere'de yatırımcılarla bir araya gelen Şimşek, Türkiye'nin ekonomik görünümüne ilişkin sunumunda siyasi takvime de değindi. Şimşek, erken seçim olasılığının "oldukça düşük seviyede" kaldığını söyledi.

"ERKEN SEÇİM OLASILIĞI DÜŞÜK"
Şimşek'in sunumunda, ekonomi programına yönelik siyasi desteğin sürdüğü mesajı öne çıktı. Bakan Şimşek, iktidarın "Terörsüz Türkiye sürecinin yolunda ilerlemeye devam ettiğini" savunarak erken seçim ihtimalinin "oldukça düşük seviyede kaldığını" ifade etti.

Yatırımcılara enflasyon mesajı da veren Şimşek, "enflasyonun daha yavaş bir hızda da olsa düşüşünü sürdürmesinin muhtemel olduğunu" söyledi.

Şimşek, "süregelen dezenflasyon" olarak tanımladığı sürecin arkasındaki başlıkları da şöyle sıraladı:

"Sıkı para politikası duruşu, destekleyici maliye ve gelir politikaları, arz yönlü tedbirler, genişleyen negatif çıktı açığı ve hizmet enflasyonunda kalıcı katılığa dair kanıt bulunmaması."

"DIŞ KIRILGANLIK AZALDI"
Bakan Şimşek, cari açığın arttığını ancak yönetilebilir seviyede kaldığını savundu. Dış finansman tarafında ise daha iyimser bir tablo çizerek "dış kırılganlıkların azaldığını" kaydetti.

Büyümedeki yavaşlama ve eşel mobil sisteminin gelirler üzerindeki etkisine de değinen Şimşek, bütçe açığı hedefinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranla yüzde 3,5 seviyesinde "hala rahatlıkla ulaşılabilir durumda olduğunu" ileri sürdü.

Şimşek, Ocak-Haziran 2026 döneminde iç borç çevirme oranının yüzde 86,4 seviyesinde gerçekleştiğini, yıl geneli için belirlenen yüzde 106 hedefinin altında kalındığını aktardı. Bakan, yıl sonunda bu oranın yaklaşık yüzde 100 civarında gerçekleşmesinin daha olası olduğunu söyledi.

YATIRIMCILARA VERGİ VE İKLİM MESAJI
Şimşek'in Londra temaslarında yalnızca erken seçim ve ekonomi programı yoktu. Bakan, yatırımcılara Türkiye'nin yabancılara sunduğu vergi avantajlarını da anlattı.

Londra İklim Eylemi Haftası kapsamındaki konuşmasında ise iklim finansmanı başlığına geniş yer ayırdı. Şimşek, "İklim eylemi yalnızca çevreyi korumakla ilgili değil, büyümeyi, istikrarı ve refahı korumakla ilgili" dedi.

İklim krizinin artık geleceğe ait soyut bir risk olmadığını vurgulayan Şimşek, "İklim kaynaklı şoklar halihazırda altyapıyı, tedarik zincirlerini, gıda sistemlerini ve kamu maliyesini aksatıyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin COP31'e Antalya'da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Şimşek, "Dünyanın eksikliği taahhüt değil, uygulama" mesajı verdi. Bakan, iklim hedeflerinin artık uygulanabilir projelere ve finansmana dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Şimşek, Çin dışındaki gelişmekte olan ekonomilerin 2030'a kadar her yıl yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu, mevcut finansmanın ise bunun ancak onda biri civarında kaldığını belirtti.

"ASIL SORUN SERMAYE EKSİKLİĞİ DEĞİL"
Şimşek, iklim finansmanında asıl meselenin para yokluğu değil, projelerin finansman bulabilecek hale getirilmesi olduğunu söyledi.

Bakan Şimşek, "Asıl zorluk sermaye eksikliği değil. Asıl zorluk, iklim önceliklerini yatırım yapılabilir fırsatlara dönüştürmek" dedi.

Gelişmekte olan ekonomilerin finansman ihtiyacına da dikkat çeken Şimşek, Çin hariç gelişmekte olan ekonomilerin her yıl yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık iklim finansmanına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Mevcut finansmanın ise bunun ancak onda biri civarında kaldığını söyledi.

Türkiye'nin COP31 kapsamındaki "İklim Uygulama Köprüsü" girişimini anlatan Şimşek, hedeflerini şu sözlerle özetledi:

"Amacımız basit: Ülkelerin iklim planlarından yatırıma hazır projelere, finansman ihtiyaçlarından da bankalarca finanse edilebilir proje havuzlarına geçmesine yardımcı olmak."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.