Irak'ta anayasa taslağının 15 Ağustos'tan önce meclise sunulması için hazırlıklar sürerken ülkenin güney ve kuzey bölgelerinden ortak talepler yoğunlaşmaya başladı.Güneyde Iraklı Şii liderler Şiiler'in kendi federal devletlerine sahip olmasının gerektiğini üzerine basa basa vurgularlarken Barzani öncülüğündeki Kürtler de Kuzey'de bağımsız bir devletin vazgeçilmezliği yönünde baklentilerini yükselttiler.Merkezi yönetimi sağlam kılarak ülkedeki otokontrolü elden kaçırmamayı planlayan Amerika'nın bu talepler karşısında nasıl bir politika uyguladığına bakacak olursak ; Amerika merkezi yönetimin üniter yapıda olması için fazla bir baskı yapmıyor. Hatta ülkenin orta, kuzey ve güney olmak üzere üç ayrı federal yapıda olmasına gözyumuyor. Tek bir şartla o da; işbaşına getirilen hükümetin kendi talepleri doğrultusunda karar çıkarması ve sözkonusu federal oluşumların kendi beklentilerine zarar vermemesi.Kürtler'in ve Şiiler'in bu anlamda kendi bölgelerinde hayata geçirmeye çalıştıkları devlet projelerinden Amerika'dan daha çak Türkiye ve İran haklı olarak tedirgin oluyor.Türkiye, Irak'ın kuzeyinde oluşabilecek kürt devletinin kendi toprak bütünlüğüne zarar verebileceği öngörüsüyle Irak'ın toprak bütünlüğünün üniter anlamda korunmasını isterken, İran da Irak'taki Şiiler'in güneyde oluşturacakları federe devletin kendi içindeki Şiileri tetikleyebileceği korkusunu yaşıyor.Irak'ta Kürt ve Şii ağırlıklı bir merkezi yönetim tesis edildikten sonra ortaya bir gerçek daha çıktı: Talabani'nin Devlet Başkanı, Caferi'nin Başbakan olmasından sonra etnik beklentilerin kesileceği tahmin edilmişti ama bu tahminler tutmadı. Talabani her ne kadar Kuzey'deki Kürt varlığına yönelik pozitif kararlar çıkarmaşa çalışsa da Kürtler bağımsızlık yönünde ısrarlarını sürdürüyorlar.Şii Caferi güney adına ekonomik ve sosyal açılımlar planlasa da bu adımlar Şiileri cezbetmekten uzak.Saddam döneminde kendilerine baskı yapıldığını, siyasal taleplerinin kanlı şekilde engellendiğini belirten Şii ve Kürt liderlerin federe devlet istemleri kolay yatışacak görünmüyor.Irak'ta üniter ya da Federal bir devlet kurulup kurulmaması Türkiye için o kadar da önemli bir durum değil aslında.Türkiye'nin bağımsızlık adına çekinceleri olsa da Irak hükümeti ile Türkiye'nin bölgede başlatacağı diplomatik müzakereler yoluyla ortadaki endişeler giderilebilecektir.Büyük bir devlet olmanın bilinciyle hareket ederek rasyonel taleplerini ve uygulamalarını Irak için devreye sokacak Türkiye'nin Kürt ve Şiiler'in son taleplerini iyi görüp ona uygun dış politik kararlar alması da gerekmektedir.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005






























































































