logo
30 HAZİRAN 2026

Fırtınaların gücü: Hortumlar neden daha sık görülüyor?

Birkaç dakika içinde koca bir şehri yerle bir edebilen, gökyüzünü yeryüzüne bağlayan o devasa ve karanlık sütunlar: Hortumlar

30.06.2026 00:22:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Fırtınaların gücü: Hortumlar neden daha sık görülüyor?
Fırtınaların gücü: Hortumlar neden daha sık görülüyor?
Birkaç dakika içinde koca bir şehri yerle bir edebilen, gökyüzünü yeryüzüne bağlayan o devasa ve karanlık sütunlar: Hortumlar.

Eskiden sadece belirli coğrafyalara veya okyanus kıyılarına ait uzak birer felaket filmi sahnesi gibi görülen bu yıkıcı doğa olayı, artık dünyanın dört bir yanında hiç beklenmedik zamanlarda ve bölgelerde karşımıza çıkıyor.

Peki ne değişti? Eskiden nadiren duyduğumuz bu dev fırtınalar neden artık hayatımızın ve haber bültenlerinin sıradan birer parçası haline geldi?







1. Temel Tetikleyici: Atmosferin Yakıtı Artıyor

Hortumların oluşabilmesi için kabaca iki ana malzemeye ihtiyaç vardır: Sıcak-nemli hava ile soğuk-kuru havanın çarpışması ve rüzgarın yükseklik değiştikçe yön değiştirmesi (rüzgar makası).

Isınan Atmosfer: Küresel sıcaklıkların artması, okyanusların ve denizlerin daha fazla buharlaşmasına neden oluyor. Bu da atmosfere muazzam bir nem ve sıcak hava dalgası yüklüyor.

Süper Hücrelerin Doğuşu: Bu yoğun enerji, yukarı doğru çok hızlı yükselen kararsız hava kütlelerini, yani süper hücre adı verilen devasa fırtına bulutlarını besliyor. Atmosferdeki bu "yakıt" ne kadar fazlaysa, süper hücrelerin hortum üretme ihtimali de o kadar artıyor.







2. Coğrafi Sınırlar Esniyor: Hortum Bölgeleri Kayıyor

Hortum denildiğinde akla ilk gelen yer ABD'nin meşhur "Hortum Vadisi" (Tornado Alley) olurdu. Ancak son yıllardaki veriler, fırtınaların ve hortumların geleneksel bölgelerinden çıkıp daha geniş alanlara yayıldığını gösteriyor.







Akdeniz Havzası ve Türkiye: Sıcaklık artışından en çok etkilenen bölgelerin başında gelen Akdeniz'de, deniz suyu sıcaklıklarının rekor kırması fırtına rejimlerini değiştirdi. Artık kıyı şeritlerimizde, hatta iç kesimlerde bile yapıları yıkabilecek güçte hortum vakalarıyla eskisinden çok daha sık karşılaşıyoruz.

Mevsimlerin Şaşması: Hortumlar artık sadece belirli geçiş mevsimlerinde (ilkbahar-sonbahar) değil, kışın ortasında bile sıcak hava dalgalarının ani baskınlarıyla tetiklenebiliyor.







3. Görünmeyen Faktör: Teknoloji ve Kentleşme

Hortumların "daha sık görülmesi" algısının arkasında sadece meteorolojik değişimler yok; insan faktörü de büyük bir rol oynuyor.

Hızlı Kentleşme: Boş araziler binalarla doldukça, hortumların yerleşim yerlerine denk gelme, can ve mal kaybına yol açma ihtimali katlanarak arttı. Bu da olayların haber değerini ve görünürlüğünü yükseltiyor.

Dijital Gözlem: Her cebin bir kamera, her insanın birer muhabir olduğu modern çağda, en ücra köşede meydana gelen ve eskiden kimsenin ruhunun duymayacağı küçük ölçekli hortumlar bile artık saniyeler içinde internete düşüyor.







Sonuç: Yeni Normale Karşı Güvenli Altyapı

Hortumlar ve şiddetli hava olayları, doğanın dengesinin bozulmasına verdiği çok net birer yanıttır. Bu fırtınaların sıklığının artması, artık yerel yönetimlerin ve bireylerin yapı standartlarını, erken uyarı sistemlerini ve acil durum planlarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Doğa vites yükseltirken, insanlığın da güvenlik tedbirlerini aynı hızla artırması gerekiyor.

Kocaeli'nde akran zorbalığı

Kocaeli'nin Gebze ilçesinde TikTok üzerinden yapılan "beğeni" yüzünden çıktığı iddia edilen tartışmada 16 yaşındaki şüpheli tarafından bıçaklanan 17 yaşındaki lise öğrencisi Erencan Alparslan ağır yaralandı. Dalağı alınan gencin yoğun bakımda tedavisi sürerken, olayın şüphelisi tutuklandı. Erencan Alparslan'ın annesi gözyaşlarıyla, "Geçtiğimiz hafta doğum gününü kutladık, bu olay sonrasında adeta oğlum yeniden doğdu" dedi   

29.06.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Kocaeli'nde akran zorbalığı
Kocaeli'nde akran zorbalığı
İddiaya göre, 26 Haziran'da Ali Kuşçu Parkı'nda İ.O. (16), 11. sınıf öğrencisi Erencan Alparslan'ı (17)  sevgilisine beğeni attığını öne sürerek bıçakla kovalamaya başladı. İ.O.'nun, kovalamaca sonucu yere düşen Erencan'ı iki kez bıçakladığı öğrenildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan ağır yaralı Erencan Alparslan, ambulansla hastaneye kaldırıldı. 

Ameliyata alınan gencin dalağının alındığı öğrenildi. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan şüpheli İ.O, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kocaeli Şehir Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavisi devam eden Alparslan'ın sağlık durumunda iyileşme gözlendiği bildirildi. 

Erencan'ın 19 Haziran'da doğum gününü kutladığı, olaydan bir gün sonra karnesini alacağı da öğrenildi.






"Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşmüş"

Hastanede oğullarından gelecek iyi haberi bekleyen aile ise yaşananlara tepki gösterdi. Baba Ersin Alparslan, oğlunun karne almak için iş yerinden izin aldığını belirterek, "Olay kız muhabbetiymiş. Benim oğlum, bir çocuğun kız arkadaşına TikTok'tan beğeni veya mesaj atmış. Olay bundan ibaret. Oğlum normalde cumartesi günü karne alacaktı. Erencan, perşembe günü ustasından karne için izin almış. Benim de haberim yok. Cuma günü sabah işe gitti diye gönderdiğim evladım o gün hiç işe gitmemiş. Benim oğlumu şahıs mı çağırıyor, yoksa karşılaşıyorlar mı bilmiyorum. Oğlum bıçağı görünce kaçmış ancak düşünce şahıs orada bıçağı oğlumun kalbinin altına bıçağı saplıyor. Erencan cuma gününden beri yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyor. Şu an dalağı alındı" dedi.






"Çocuğumun hayalleri vardı"

Ersin Alparslan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şüpheli de 16 yaşında. Biz ilk önce tutuksuz sanıyorduk ancak yetkili mercilerden bize ulaşıldı. Şu an Ankara Sincan Kapalı Cezaevi'ndeymiş. Çocuğumun hayalleri vardı. Amcası gibi asker olmak istiyordu.mBelki koşmayacak veya bisiklet süremeyecek. Sonuçta bir organı eksildi. Ciğeri ve diyaframı da zarar gördü, dalağını kurtaramadılar."






"Oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş"

Anne Serpil Alparslan ise "Oğlum 4 gündür yoğun bakımda. Doktorlar durumun iyiye gittiğini söylüyor, Allah'ıma çok şükür. Allah bize tekrar çocuğumuzu bağışladı. Bunun daha kötüsü de olabilirdi. Adalet istiyoruz. Oğlum sadece beğeni atmış. Oğlum arkadaşına 'Bu kıza sahip çık' demiş. Sonra da ne olduysa oğlumun dediğine göre şüpheli celallenmiş. Herkes çocuğuna sahip çıksın. Ben çocuğumun nefesine kadar kontrol ediyorum. Çocuklarınızı boş bırakmayın. Zor bir zamandayız. Nereden zarar geleceğini bilemiyoruz" diye konuştu.






"Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi"

Adaletin yerini bulmasını talep eden Serpil Alparslan, "Adalet istiyorum. Şüpheliye en ağır ceza verilsin. Daha kötü de sonuçlanabilirdi, oğlum ölebilirdi. Geçen hafta Erencan'ın doğum günüydü. Bu olay sonrası oğlum adeta yeniden doğdu. Allah onu bize bağışladı. 4 çocuğum var ama Erencan gözümün ilk nuru. Oğlumun şu an servise çıkmasını bekliyoruz. Beğeni attı diye oğlum bu hale geldi. Sadece arkadaşına 'kıza sahip çık' diye uyarıda bulunmuş. Cumartesi günü oğlum karne alacaktı" diyerek ağladı.

BTP'den dev gençlik kampı

BTP'nin Afyonkarahisar'da düzenleyeceği geleneksel yaz gençlik kampı, 3-5 Temmuz tarihleri arasında Türkiye'nin dört bir yanından gelen teşkilat mensuplarını buluşturuyor. Eğitim seminerleri, yarışmalar ve şölenlerle dolu dev organizasyon, Genel Başkan Hüseyin Baş'ın yapacağı kapanış konuşmasıyla taçlanacak

29.06.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
BTP'den dev gençlik kampı
BTP'den dev gençlik kampı
Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) geleneksel yaz gençlik kampı, bu yıl 3-5 Temmuz 2026 tarihleri arasında Afyonkarahisar'da gerçekleştirilecek.

Türkiye'nin dört bir yanından teşkilat mensuplarının katılacağı kampta, eğitim seminerleri, teşkilat toplantıları, yarışmalar ve gençlik şöleni düzenlenecek. Kampın onur konuğu ise BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş olacak.






İlk gün eğitim ve teşkilat toplantısı olacak

Bağımsız Türkiye Partisi'nin (BTP) artık geleneksel hale gelen yaz gençlik kampı, bu hafta sonu Afyonkarahisar'da yapılacak.
Kampın ilk günü olan 3 Temmuz Cuma günü etkinliğide, açılış programı kapsamında çekiliş, genişletilmiş teşkilat toplantısı ve eğitim seminerleri gerçekleştirilecek.






Kampın en yoğun günü cumartesi

4 Temmuz Cumartesi günü kampın en yoğun programı icra edilecek.

Sabah saatlerinde başlayacak eğitim seminerlerinin ardından meslek grup toplantıları, gençlik ve kadın kolları faaliyetleri ile bilgi ve beceri yarışmaları düzenlenecek.






Akşam saatlerinde ise gençlik şöleni gerçekleştirilecek.

Türkiye'nin dört bir yanından gelen gençler BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'la buluşup eğlenecek.






Kapanış konuşmasını Hüseyin Baş yapacak

Kampın son günü olan 5 Temmuz Pazar günü önce kamp sonuç raporları sunulacak.

Ardından BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın yapacağı değerlendirme ve kapanış konuşmasıyla kamp sona erecek.






Geleneksel bir parti faaliyeti

BTP'nin her yıl düzenlediği gençlik kampları, partinin kurucusu merhum Prof. Dr. Haydar Baş döneminde başlatılan ve artık geleneksel hâle gelen önemli parti faaliyetleri arasında yer alıyor.






Geçtiğimiz yıl da Afyonkarahisar'da gerçekleştirilen gençlik kampına Türkiye'nin dört bir yanından yoğun katılım sağlanmış, üç gün süren etkinlikler renkli görüntülere sahne olmuştu.

Bu yılki kampta da Türkiye genelinden yoğun katılım olması bekleniyor.

Hukuk sustuğunda sokak konuşur

Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir

28.06.2026 10:29:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Hukuk sustuğunda sokak konuşur
Bir toplumun bir arada yaşamasını sağlayan en temel çimento, şüphesiz ki hukuk sistemine duyulan güvendir.

Ancak son dönemde kamuoyunun adalet sistemine olan inancında ciddi bir kırılma yaşandığını görüyoruz. Bireylerin hukukun kendilerini koruduğuna, suçluyu cezalandırdığına ve mağdurun hakkını teslim ettiğine dair inancı zayıfladığında, toplumlar çok tehlikeli bir eşiğe sürükleniyor: Kendi adaletini arama ve ihkak-ı hak eğilimi.

Peki, bir toplum nasıl olur da kurumsal adaletten umudunu kesip kendi adaletini uygulama noktasına gelir? Gelin, bu tehlikeli dönüşümün anatomisine birlikte bakalım.







Adım Adım Güven Kaybı: Kurumsal Çöküşten Sosyal Kaosa

Adalet sistemine güvenin kaybolması bir gecede gerçekleşmez. Bu, bir dizi sistemik tıkanıklığın ve çaresizlik hissinin üst üste binmesiyle oluşan kronik bir süreçtir:

1. Cezasızlık Algısı ve Geciken Kararlar: "Geç gelen adalet, adalet değildir" sözünün somutlaştığı aşamadır bu. Yıllar süren davalar, infaz yasalarındaki boşluklar veya denetimli serbestlik sınırlarının esnekliği nedeniyle suçluların sokakta rahatça gezmesi, kamuoyunda "Suç işleyen cezasız kalıyor" algısını kökleştirir.

2. Hukuki Yalnızlık ve Çaresizlik Hissi: Mağdurun, devletin koruyucu zırhından mahrum kaldığını hissettiği andır. Birey, maruz kaldığı haksızlık veya şiddet karşısında yasal mekanizmaların işlevsiz kaldığını gördüğünde, kurumsal yapılardan psikolojik olarak kopar ve derin bir çaresizlik hissine kapılır.







3. Sosyal Medya Adaleti ve Dijital Mahkemeler: Geleneksel mahkemelerden umudunu kesen kitleler, davaları sosyal medya platformlarına taşır. Hashtag'ler vasıtasıyla "dijital mahkemeler" kurulur, sanıklar daha hakim karşısına çıkmadan toplum vicdanında mahkum edilir. Sosyal medyanın baskısıyla açılan soruşturmalar veya değişen kararlar, adalet sisteminin bağımsızlığına indirilen en büyük darbelerden biri olur.

4. Bireysel Adalet ve İhkak-ı Hak: Sürecin en karanlık noktasıdır. Devletin şiddet kullanma tekelini ve yargı yetkisini kaybettiği algısı yerleştiğinde, bireyler veya gruplar kendi adaletlerini kendileri sağlamaya kalkışır. Sokak kavgalarının infaza dönüşmesi, linç girişimleri, mafyatik yapılardan medet umma ve bireysel silahlanma bu aşamada tırmanışa geçer.







Orman Kanununa Dönüş Riski

Sosyologlar ve hukukçular, adalete inancın kaybolduğu bir toplumun "hukuk devleti" vasfını yitirerek hızlıca bir "orman kanunu" ortamına gerileyeceği konusunda hemfikir. Hukuk sisteminin işlevini yitirmesi, suç oranlarını artırmakla kalmaz; aynı zamanda ticari hayatı, yatırımları ve en önemlisi toplumsal barışı da felç eder. Kimsenin yarınından emin olmadığı bir iklimde, en temel insani güven duygusu yok olur.







Meselenin Özü: Adalet, yalnızca suçlunun cezalandırılması değil, toplumun vicdanen tatmin edilmesidir. Vicdanların kurumsal yollarla teskin edilmediği her boşluk, bireysel öfke, intikam duygusu ve kontrolsüz şiddet tarafından doldurulmaya mahkumdur.






Bu tehlikeli gidişatın durdurulmasının tek yolu; yargı bağımsızlığının koşulsuz şartsız güvence altına alınması, infaz sisteminin caydırıcı hale getirilmesi ve hukukun "güçlünün kalkanı" değil, "haklının kılıcı" olduğunun topluma yeniden uygulamalarla kanıtlanmasıdır.

Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk


Kamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82. yılı dolayısıyla, Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı.

27.06.2026 13:48:00
AA
 
 Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk
 Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk

Kamerya Arnavutlarına yönelik katliamın 82. yılı dolayısıyla, Yunanistan'ın Edirne Konsolosluğu önüne siyah çelenk bırakıldı. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları üyeleri, konsolosluk önünde toplandı. Ellerinde Türk bayrakları taşıyan grup, konsolosluk önüne üzerinde "Çamerya katliamını unutmadık, unutturmayacağız" yazılı siyah çelenk bıraktı.







Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Sekreteri İsmail Kocaköse, yaptığı açıklamada, Yunanistan'ın 1944-1945 döneminde Çamerya Arnavutlarına yönelik yaşanan olaylarla ilgili sorumluluğuyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Kocaköse, kendini medeniyetin beşiği olarak tanımlayan Yunanistan'ın geçmişiyle yüzleşemediğini belirterek, "Bu dönemde 2 bin 900 erkek, 214 kadın ve 96 çocuk öldürülmüş, 745 kadına tecavüz edilmiş, 68 köyde 5 bin 800 ev yakılmış, göçe zorlanan binlerce insan da yollarda hayatını kaybetmiştir" ifadelerini kullandı.






Yunanistan'da "Türk" kelimesi yasak

Yunanistan'ın bugün de Batı Trakya Türklerinin Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan eğitim, inanç ve örgütlenme haklarını ihlal etmeyi sürdürdüğünü dile getiren Kocaköse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 27 Mart 2008 tarihli kararına rağmen, adında "Türk" kelimesi bulunan derneklerin haklarının yıllardır fiilen tanınmadığını aktardı.
Kocaköse, "Türkiye aleyhine yürütülen nefret söylemleri ve seçim dönemlerinde komşuluk ilişkilerini zedeleyen politikalar iki halk arasındaki tarihi dostluğa zarar vermektedir. Türk ve Yunan halkları düşman değildir. Yunan siyasetçilerini insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmaya davet ediyoruz. Yaptığınız katliamları unutmadık, unutmayacağız, unutturmayacağız" dedi.

Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu

Kütahya'da okul etkinliğinde yedikleri yemeğin ardından rahatsızlanan ve sağlık kuruluşlarına başvuranların sayısı 114'e yükseldi. Öğrencilerden 113'ü taburcu edilirken, 1 kişinin ise tedavi ve gözlem süreci devam ediyor

24.06.2026 09:09:00
İHA
 
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Kütahya'da zehirlenme vakası: 114 kişi hastaneye başvurdu
Olay, Meydan Mahallesi'ndeki Şule Mete Tetik İmam Hatip Ortaokulu'nda meydana geldi. Okulda gerçekleştirilen etkinlik kapsamında öğrenci ve davetlilere tavuklu pilav ikram edildi.








İkram sonrası rahatsızlanan çok sayıda kişi kendi imkanlarıyla ve ambulanslarla Kütahya Şehir Hastanesi ile çeşitli sağlık kuruluşlarına müracaat etti. Yapılan kontrollerin ardından zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvuranların sayısının 96'sı öğrenci ve 18'i de yetişkin olmak üzere toplam 114 ulaştığı öğrenildi.








Tedavi altına alınan öğrencilerden 113'i taburcu edilirken, 1 kişinin ise hastanelerde müşahede altında tutulduğu ve kontrollerinin sürdüğü bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.