logo
30 HAZİRAN 2026

İmzalar atıldı, peki herkes aynı anlaşmayı mı okudu?

30.06.2026 00:00:00
 
Washington'da imzalar atıldı. Peki gerçekten barış mı imzalandı, yoksa herkes aynı metne kendi istediği anlamı mı yükledi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki aylarda İsrail ile Lübnan arasındaki sürecin yönünü belirleyecek.
 
ABD'nin arabuluculuğunda hazırlanan çerçeve anlaşması ilk bakışta önemli bir diplomatik adım olarak görülüyor. Ancak tarafların anlaşmanın ardından yaptığı açıklamalar dikkatle incelendiğinde, aynı metnin farklı beklentilerle yorumlandığı görülüyor. Bana göre bu anlaşmanın önündeki en büyük engel de tam burada başlıyor.
 
Lübnan yönetimi, anlaşmayı ülkenin egemenliğinin yeniden güçlenmesi, İsrail'in kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi ve yerinden edilen insanların evlerine dönüşü için atılmış ilk adım olarak değerlendiriyor. İsrail ise farklı bir noktaya vurgu yapıyor. Tel Aviv yönetimi, Hizbullah silahsızlanmadan ve güvenlik tehdidinin ortadan kalktığına inanılmadan güney Lübnan'daki askeri varlığını sona erdirmeyeceğini açıkça dile getiriyor.
 
Yani ortada tek bir metin var ama iki farklı beklenti bulunuyor. Taraflar aynı anlaşmaya imza attı; ancak her biri o anlaşmayı kendi güvenlik ve siyasi öncelikleri doğrultusunda yorumluyor. İşte bu durum, sürecin en kırılgan yönünü oluşturuyor.
 
Daha da önemlisi, anlaşmanın uygulanmasında belirleyici olacak aktörlerden biri masada yoktu. Hizbullah, çerçeve anlaşmasının tarafı olmadığını açıkladı ve anlaşmayı kabul etmediğini duyurdu. Oysa anlaşmanın uygulanabilmesi için Litani Nehri'nin güneyindeki silahlı unsurların çekilmesi ve silahsızlanma sürecinin ilerlemesi gerekiyor. Masada olmayan bir aktörün sahadaki tutumu, masada alınan kararların geleceğini doğrudan etkileyecek.
 
Bu nedenle Washington'da atılan imzaların ardından asıl müzakerenin şimdi başlayacağını söylemek yanlış olmaz. Çünkü diplomasi masasında uzlaşmak başka, sahada bunu uygulamak başka bir süreçtir.
 
Nitekim yakın geçmiş de bunu hatırlatıyor. 16 Nisan'da ilan edilen ateşkese rağmen sınır hattındaki gerilim tamamen sona ermedi. Taraflar karşılıklı olarak birbirlerini ihlallerle suçladı. Yeni çerçeve anlaşmasının kalıcı sonuç üretmesi için önce bu güvensizlik ortamının aşılması gerekiyor. Aksi halde yeni metin de önceki girişimlerin kaderini paylaşabilir.
 
Anlaşmada öngörülen pilot bölgeler bu açıdan kritik önem taşıyor. Planlanan sisteme göre güvenlik belirli bölgelerde kademeli olarak Lübnan Silahlı Kuvvetleri'ne devredilecek. Eğer bu model başarıyla uygulanırsa süreç ilerleyebilir. Ancak ilk aşamada yaşanacak bir aksama bile tüm planı yavaşlatabilir. Bu yüzden anlaşmanın başarısını uzun açıklamalar değil, pilot bölgelerde ortaya çıkacak tablo belirleyecek.
 
ABD'nin rolü de dikkat çekiyor. Washington sadece tarafları aynı masada buluşturmadı. Kurulacak askeri koordinasyon mekanizması, açıklanan insani yardım paketi ve Lübnan ordusuna verilecek destek, ABD'nin sürecin uygulanmasında da aktif rol üstlenmek istediğini gösteriyor. Bu durum, anlaşmanın yalnızca iki ülke arasında değil, daha geniş bir bölgesel denklemin parçası olduğunu da ortaya koyuyor.
 
Öte yandan bütün bu diplomatik başlıkların gölgesinde unutulmaması gereken bir gerçek var. Çatışmalar binlerce insanın hayatını kaybetmesine, on binlerce kişinin yaralanmasına ve yaklaşık 1,2 milyon insanın evini terk etmek zorunda kalmasına yol açtı. Bu nedenle kalıcı barışın ölçüsü sadece siyasi metinler olmayacak. İnsanların güven içinde evlerine dönebildiği, günlük hayatın normale döndüğü gün, anlaşmanın gerçek başarısından söz etmek mümkün olacak.
 
Washington'da önemli bir adım atıldı. Ancak bu adımın kalıcı barışa dönüşüp dönüşmeyeceğini bugünden söylemek mümkün değil. Çünkü tarafların açıklamalarına bakıldığında, herkes aynı metni kendi penceresinden okuyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde belirleyici olan ne söylenenler ne de imzaların kendisi olacak. Belirleyici olan, sahada atılacak adımlar olacak.
 
Atılan imzaların değeri, bugün yapılan açıklamalarla değil, önümüzdeki aylarda sınır hattında yaşanacak gelişmelerle ölçülecek. Çünkü masada imzalanan her anlaşma sahada barış anlamına gelmiyor. Barış, metinlere yazıldığı gün değil; tarafların aynı metni aynı iradeyle uyguladığı gün gerçekleşecek.
 
Cem Bürüç / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.