logo
07 TEMMUZ 2026

Gana, Güney Afrika Cumhurbaşkanı'nın ziyaret talebini reddetti

Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ramaphosa'nın resmi ziyaret talebini kabul etmedi

 

07.07.2026 17:51:00
Anadolu Ajansı
 
Gana, Güney Afrika Cumhurbaşkanı'nın ziyaret talebini reddetti
Gana, Güney Afrika Cumhurbaşkanı'nın ziyaret talebini reddetti

Gana, Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa'nın resmi ziyaret talebini, ülkede Afrikalı göçmenleri hedef alan yabancı düşmanı saldırılara ilişkin artan endişeler nedeniyle kabul etmedi.

Ulusal basında çıkan haberlere göre, Gana hükümeti, Güney Afrika Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ramaphosa'nın resmi ziyaret talebini reddetti.

Yetkililer, Güney Afrika'da Ganalılar ile diğer Afrikalı göçmenleri hedef alan yabancı düşmanı saldırılara ilişkin artan endişelerin, Ramaphosa'nın resmi ziyaret talebinin reddedilmesinde etkili olduğunu belirtti.

Güney Afrika'da yabancı karşıtı gerilim

Güney Afrika'da son aylarda artan göçmen karşıtı gösteriler ve yabancılara yönelik baskılar, ülkede göç, işsizlik ve güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

"Operation Dudula" ve "March and March" gibi düzensiz göçmen karşıtı gruplar, belgesiz göçmenlere 30 Haziran'a kadar ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulunurken, KwaZulu-Natal, Gauteng ve Western Cape eyaletlerinde yabancılara yönelik çeşitli şiddet olayları yaşandı.

Son olayda, yabancı karşıtı protestoların şiddete dönüşmesi sonucu Cape Town'da bir Gana vatandaşının hayatını kaybetmesi, ülkedeki güvenlik endişelerini yeniden artırdı. 

Antalya Büyükşehir davasında ara karar

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 2'si tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın 3'üncü duruşmasında ara karar açıklandı

07.07.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Antalya Büyükşehir davasında ara karar
Antalya Büyükşehir davasında ara karar
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 2'si tutuklu 41 sanığın yargılandığı davanın 3'üncü duruşmasında ara karar açıklandı. Mahkeme heyeti, Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik "rüşvet" ve "yolsuzluk" soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu'nda görülen duruşmada, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, Mustafa Gökhan Böcek ve tutuksuz yargılanan bazı sanıklar salonda hazır bulundu.

Duruşmada tanık beyanlarının alınmasının ardından tutuklu sanıklar Mustafa Gökhan Böcek ve Muhittin Böcek savunma yaptı. Mustafa Gökhan Böcek, hakkındaki iddiaların suç niteliği taşımadığını belirterek tahliyesini talep etti. Muhittin Böcek ise sağlık sorunlarına dikkat çekerek, cezaevinde kalma sürecinde sağlık durumunun kötüleştiğini ifade etti ve tahliye talebinde bulundu.

Ara karar açıklandı

Sanık savunmaları ve taraf beyanlarının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ile Mustafa Gökhan Böcek'in tutukluluk hallerinin devamına hükmedip, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı

Türk tiyatrosunun usta sanatçısı Zihni Göktay için veda töreni Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde yapıldı. Göktay'ın cenaze töreninde konuşan kızı Zeynep Göktay Dilbaz, tiyatroya başladığı yıllarda babasının kendisine yazdığı mektubu okudu, "Bu bir bayrak yarışıysa ben de sana yolun açık olsun diyorum güzel kızım. Yalnız, başa güreş amacın daima zirve olsun. En iyisini olmaya gayret göster. Yetenek yetmez sadece. Dürüst ahlak, sorumluluk duygusu, yığılmadan, yorulmadan, bıkmadan, azimle çalışmak gerek" dedi

07.07.2026 14:30:00
AA
 
Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı
Usta sanatçı Zihni Göktay son yolculuğuna uğurlandı
Türk tiyatrosunda yarım asrı aşan sanat yaşamında, kendine özgü üslubu ve canlandırdığı karakterlerle hafızalarda yer edinen usta oyuncu Zihni Göktay için tören düzenlendi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde gerçekleştirilen törene, sanat dünyasından çok sayıda isim katıldı.

Törende konuşan sanatçının kızı Zeynep Göktay Dilbaz, babasının mesleğine aşık ve ailesine çok bağlı olduğunu belirterek, oyunculuğa başlarken babasının kendisine yazdığı mektubu okudu.



"Bir kez olsun naifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi"

Törene katılan İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Zihni Göktay'ın yaklaşık 66 yıl sahnede kaldığına işaret ederek, "Ömrünü sanata adadı. Hepimizin aklında, kalbinde yer edindi ve tüm bunları yaparken bir kez olsun naifliğinden, mütevazılığından vazgeçmedi. Büyük ustayı düşündüğümde aklıma meyve dolu ağaçlar geliyor. Çünkü ancak meyvesi olan ağacın başı eğiktir. Bilgisi, birikimiyle bize hep örnek olduğu için teşekkür ediyorum." dedi.

"Lüküs Hayat" oyununda da akla ilk Göktay'ın geldiğine dikkati çeken Aslan, şunları kaydetti:

"Pek çok filmde onun sesini duyduk. Onu sokakta gördüğümüzde 'ağabey' diye sarıldık. Nice karakterler onun nefesiyle can buldu. Nice kuşaklar tiyatro sevgisini ilk kez ondan öğrendi. Bizi bize anlattı. Onunla güldük, hüzünlendik, düşündük. Bizler onun karakterlerinde kendimizi, abimizi, babamızı, dostumuzu gördük. Tam 53 yıl boyunca İBB Şehir Tiyatroları çatısı altında görev yaptı. Muhsin Ertuğrul'un açtığı o büyük yolda usta çırak geleneğinin en sadık korucularından biri olarak bu kuruma ömrünü verdi. Şehir Tiyatrolarının asırlık hafızası oldu."

Aslan, Göktay'ın Şehir Tiyatroları sahnesinde 72 farklı oyunda oynadığını söyleyerek, Ekrem İmamoğlu'nun başsağlığı mektubunu okudu.



"Genç sanatçılara çok şey öğretti"

İBB Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Emrah Özertem, Göktay'ın herkesin "Zihni abisi" olduğunu dile getirerek, "Bu tiyatroya ilk geldiğim zaman onun olduğu oyunlardan bir tanesi sahneleniyordu. Bana sahne üzerinde çok şey anlattı. Genç sanatçılara çok şey öğretti, yolumuza pusula oldu." diye konuştu.

Oyuncu Hikmet Körmükçü de 53 yıl oyunlarda Göktay'la birlikte rol aldıklarını söyleyerek, "Beraber ağladık, güldük, çok sevindik. Bazen mutsuz, bazen çok mutsuz olduk. Birbirimize hep destek olduk. Onun şakalarını, fıkralarını, sahnede beni deli etmelerini özleyeceğim. Onunla son oyunumuz 'Gidiş Dönüş Moskova'ydı" ifadelerini kullandı.

Oyuncu Hakan Altıner ise geçen hafta İBB Şehir Tiyatroları bünyesinde "Tiyatromuzun Çınarları" başlıklı bir projeye imza attıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:

"Bu sezon Ahmet Kutsi Tecer'in 'Köşebaşı' oyununu sahneleyeceğiz. Emeklilerimiz de orada olacak. Onun için projenin adı 'Tiyatromuzun Çınarları'. Oyunda bekçi rolü var ve o rol için 'Zihni olsun' dedik. Olur, olmaz derken her şeye rağmen biz onun konforunu sağlarız diye düşündük. Hatta ezber zorluğu var mı yok mu tartışması yapılırken, ben dedim ki 'Ezberi boş verin. Zihni lafa başlar ve seyirci dinler. Onları büyüler, anlattığı her kelime bambaşka bir dünya açar.' Ne yazık ki oyunu onunla yapamıyoruz. Fakat 28 Ekim gecesi 'Köşebaşı' oyunu, Zihni Göktay için perde açacak. Ruhu şad olsun."

Şehir Tiyatrolarından emekli sanatçı Uğurtan Atakan, orkestra şefi ve müzisyen Ertan Ergül ve müzisyen Selim Atakan da törende Zihni Göktay ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Göktay'ın naaşı, öğle namazına müteakip Üsküdar Şakirin Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Karacahmet Mezarlığı'nda toprağa verildi.

NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi

Ankara’da düzenlenen kritik NATO Liderler Zirvesi’ni protesto etmek amacıyla Kurtuluş Parkı’nda toplanmak isteyen "NATO’ya Hayır Koordinasyonu" üyelerine emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Valiliğin eylem yasağını gerekçe gösteren polis, park çevresini kalkanlarla kapatarak milletvekillerini abluka altına aldı, onlarca kişiyi ters kelepçeyle gözaltına aldı

07.07.2026 13:38:00
Haber Merkezi
 
NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi
NATO karşıtı eyleme polis müdahalesi
Türkiye'nin ev sahipliğinde başkentte gerçekleştirilen 2026 Ankara NATO Zirvesi nedeniyle kent genelinde en üst düzey güvenlik önlemleri uygulanırken, zirve karşıtı protestolara yönelik müdahaleler de sertleşti. Bugün saat 11.00'de Kurtuluş Parkı'nın Kolej girişinde bir araya gelme çağrısı yapan NATO'ya Hayır Koordinasyonu, alana ulaştığı andan itibaren yoğun bir polis ablukası ile karşı karşıya kaldı.

Park çevresinde yoğun abluka ve ters kelepçeli gözaltılar

Ankara Valiliği tarafından zirve öncesinde ilan edilen 13 günlük eylem ve etkinlik yasağını gerekçe gösteren emniyet güçleri, eylemcilerin Kurtuluş Parkı'na girişini engelledi. Parkın tüm giriş noktalarını tutan ekipler, "NATO defol, bu memleket bizim" sloganları atan gruplara kalkanlar ve fiziki müdahaleyle karşılık verdi.

Edinilen bilgilere göre, polis ekipleri çok sayıda göstericiyi darp ederek ve ters kelepçe uygulayarak gözaltı araçlarına bindirdi.

Milletvekilleri ablukaya alındı, avukatlar gözaltında

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi tarafından yapılan güncel açıklamaya göre, Libya Caddesi üzerinden parka doğru yürüyüşe geçen 22 Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi öğrenci kötü muameleyle gözaltına alındı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, EMEP Milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca ile SODAP Sözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, park yakınlarında uzun süre polis çemberinde tutularak abluka altına alındı.

Halkevleri Genel Başkanı Sevinç Hocaoğulları, MYK üyeleri Nebiye Merttürk ve Özgür Ersoy müdahale esnasında gözaltına alınan isimler arasında yer aldı.

Eylemcilerin haklarını savunmak üzere alanda bulunan avukatlar Döndü Kurşunoğlu, Ece Ünsal ve Şevval Sarı da polis tarafından gözaltına alındı.

Gazetecilere "kalkanlı" engelleme girişimi

Güvenlik güçleri, Kurtuluş Parkı ve çevresindeki sert müdahale anlarının kamuoyuna yansımasını engellemek için basına yönelik de kısıtlamalar uyguladı. Gazetecilerin görüntü almasını engellemek amacıyla eylemcilerin etrafı polis kalkanlarıyla kapatılırken, bölgede görev yapan basın mensupları zor kullanılarak alandan uzaklaştırıldı.

Rutte "protesto edilebilmeli" demişti

Kurtuluş Parkı'ndaki bu sert müdahale, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin Ankara'daki temasları sırasında düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarıyla tezat oluşturdu. Rutte, zirve öncesinde "Demokrasi seçimlerden daha fazlasıdır. İnsanlar eğer isterlerse gösteri ve protesto düzenleyebilmeliler" ifadelerini kullanmıştı.

Başkent genelinde zirve süresince protestolara yönelik tedbirlerin en üst seviyede tutulacağı öğrenilirken, gözaltına alınan onlarca kişinin Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü bildirildi.

BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi

"Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, müfredattan "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin çıkarılacağını açıklayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e sert tepki gösterdi. Baş, işgalden ve Sevr'den Atatürk önderliğinde kurtulduğumuzu vurgulayarak tarihin siyasi hesaplara alet edilmemesini istedi

07.07.2026 12:10:00 / Güncelleme: 07.07.2026 12:18:10
Haber Merkezi
 
BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi
BTP liderinden Bakan Tekin’e tarih dersi
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in, 'Kurtuluş Savaşı'nı ders müfredatlarından çıkaracağız yerine Milli Mücadele diyeceğiz' şeklindeki açıklamasına tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri, "Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır" dedi.

BTP liderinin açıklaması şöyle:

"Kurtuluş Savaşı" demeyecekmişiz! Neyden kurtuluyormuşuz? Önce Osmanlı varmış! Millî Eğitim Bakanımız böyle diyor! Evet... Sayın Bakan, Mustafa Kemal Atatürk Samsun'dan Kurtuluş Savaşı'nı başlatmadan önce bir Osmanlı vardı. Ama hangi Osmanlı? Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı?

Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı!

"Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim..."

Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır. Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim: Sevr'den kurtulduk!

İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk.

"Altında Atatürk'ün imzası olan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık"

Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır. Unutmayın; altında Atatürk'ün imzası olan son zafer olmasaydı, önceki hiçbir zaferimizi kutlayamayacaktık! Örneğin, bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız! Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir.


Tanju Özcan'ın yargılandığı davada ikinci gün

Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 19 sanığın yargılandığı "rüşvet ve irtikap" davasında ikinci gün oturumu başladı

07.07.2026 10:26:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tanju Özcan'ın yargılandığı davada ikinci gün
Tanju Özcan'ın yargılandığı davada ikinci gün
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianamenin kabulüyle açılan davanın ilk duruşmasının ikinci gününde sanıklar, "icbar suretiyle irtikap", "irtikaba teşebbüs", "rüşvet", "nitelikli dolandırıcılık" ve "Vakıf ve Dernekler Kanunu'na muhalefet" suçlamalarıyla tekrardan hakim karşısına çıktı.

Davada ikinci duruşma başladı

Davanın ikinci günü öncesinde sabahın erken saatlerinden itibaren duruşmanın görüldüğü Bolu Sosyal Bilimler Lisesi çevresinde polis ekipleri tarafından güvenlik önlemleri alındı. Spor salonunun giriş noktalarında ve çevresinde geniş güvenlik tedbirleri uygulanırken, salona giriş yapan kişiler detaylı aramalardan geçirildi. Sanıkların salona alınmasının ardından duruşmanın ikinci günü başladı.

İlk gün olay bazlı savunmalar dinlenmişti

Davanın ilk gününde, tutuklu sanıklar arasında yer alan ve Bolu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan, BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız, Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal ile tutuksuz sanık Zabıta Müdürü Hakan Yılmaz'ın olay bazlı savunmaları dinlendi.

Tanju Özcan için 263 yıla kadar hapis istemi

Bolu 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne sunulan iddianamede, Tanju Özcan hakkında her bir mağdura yönelik eylemleri ayrı ayrı değerlendirildi. İddianamede; Özcan'ın 6 kez "icbar suretiyle irtikap", 3 kez "irtikaba teşebbüs", 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" ve 1 kez "rüşvet" suçundan toplam 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can hakkında ise 5 kez "icbar suretiyle irtikap" ve 2 kez "irtikaba teşebbüs" suçlarından toplam 27 yıl 6 aydan 64 yıla kadar hapis cezası istendi.

BOLSEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız için ise 6 kez "irtikap suçuna yardım", 3 kez "irtikap suçuna yardıma teşebbüs" ve 34 kez "nitelikli dolandırıcılık" suçlarından toplam 72 yıl 7 ay 15 günden 218 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep edildi.

6 sanık tutuklu yargılanıyor

Dosya kapsamında Tanju Özcan, Süleyman Can ve Ali Sarıyıldız'ın yanı sıra Bolu Manavlar ve Pazarcılar Esnaf Odası Başkanı Mustafa Altındal, Bolu Belediyesi Mali Hizmetler Müdürü Naim Ayhan ve CHP'li Belediye Meclis Üyesi Cihan Tutal tutuklu bulunuyor.

Soruşturma kapsamında 10 Nisan'da tutuklanan Bolu Belediye Başkan Yardımcısı Leyla Beykoz ile CHP'li Belediye Meclis Üyesi Aydan Özdemir'in ise 11 Mayıs'ta mahkeme kararıyla tahliye edilmişti.

Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!


 
Okullar kapandı, sınav stresi sona erdi. Milyonlarca genç ve çocuk yaz tatiline başladı. Klinik Psikolog İsmail Anıl Usta, tatilin kontrolsüz ekran kullanımına dönüşmesinin çocuk ve gençlerin hem bedenini hem de ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği konusunda aileleri uyarıyor.

07.07.2026 00:46:00 / Güncelleme: 07.07.2026 00:49:49
MURAT ÇORBACI
 
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!
Okullar kapandı, en tehlikeli maraton başladı!

Çocuk ve gençlerin stresli YKS ve LGS sürecini arkalarında bırakmalarının ardından okulların kapanmasıyla uzun yaz tatili de başlamış oldu. Dersler, ödevler ve sınav telaşı geride kalırken çocukların günlük yaşamında önemli bir değişiklik yaşanıyor. Boş zamanın artmasıyla birlikte telefon, tablet, bilgisayar ve oyun konsolları günün büyük bölümünü kaplamaya başlayabiliyor.

Kontrolsüz kullanım riskli

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu İsmail Anıl Usta, yaz tatilinde ekran kullanımındaki artışın çoğu zaman fark edilmeden günlük yaşamın merkezine yerleştiğini belirterek, "Sorun teknoloji değil; teknolojinin çocuğun hayatındaki yerinin kontrolsüz şekilde büyümesidir" dedi. Teknolojinin artık yaşamın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Usta, çocukların dijital dünyanın içine doğduğunu ve ekranları tamamen yasaklamanın ne gerçekçi ne de sağlıklı bir yaklaşım olduğunun altını çiziyor. Usta, önemli olanın ekranın varlığı değil, kullanım süresi ve kullanım amacı olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Ekran, öğrenmeyi destekleyen bir araç da olabilir, zamanı tüketen bir alışkanlık da... Belirleyici olan çocuğun ekran karşısında ne yaptığı ne kadar süre geçirdiği ve bunun günlük yaşamını nasıl etkilediğidir. Kontrolsüz ekran kullanımı sadece zaman kaybına neden olmuyor; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal gelişimini de önemli ölçüde etkiliyor. Saatlerce ekran karşısında oturan çocuklarda fiziksel aktivite azalıyor. Bunun sonucunda kilo artışı, duruş bozuklukları, kas-iskelet sistemi sorunları ve göz yorgunluğu gibi problemler daha sık görülebiliyor."

Sağlıklı ekran kullanımı nasıl olmalı?

• Günlük ekran süresi çocukla birlikte belirlenmeli
• Ebeveynlerin rol model olması sebebiyle evde birlikte geçirilen zaman diliminde de teknoloji kısıtlamasına gidilmeli
• Teknoloji tamamen yasaklanmamalı ancak sınırsız da bırakılmamalı
• Spor, sinema, sanat ve kitap okuma günlük rutinin parçası haline getirilmeli
• Yemek saatleri ve aile sohbetlerinde masadan telefonlar uzaklaştırılmalı
• Yatmadan en az bir saat önce telefon, tablet ve bilgisayar kullanımı sonlandırılmalı
• Yaz tatili djital değil, gerçek hayatla hatırlanmalı.

AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu

Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi’nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor

06.07.2026 20:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
AKP’den önce NATO, Türkiye’ye gelmiyordu
Türkiye, 2004 yılındaki İstanbul Zirvesi'nin ardından tam 22 yıl sonra yeniden bir NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapıyor. İktidar blokunun aylardır "diplomatik zafer" ve "küresel gövde gösterisi" olarak sunduğu 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, başkent Ankara'da devasa bir güvenlik kuşatması altında başladı.

Ancak madalyonun diğer yüzü, bu zirvenin Türkiye'nin çıkarlarından ziyade, Batı ittifakının bölgedeki tıkanıklıklarını aşma çabası olduğunu gösteriyor.

Neden Şimdi?



Zirvenin tam da bugün Ankara'da toplanması tesadüf değil. Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'da tırmanan bölgesel krizler nedeniyle NATO'nun askeri lojistik ve mühimmat ihtiyacı zirve yapmış durumda. Batı dünyası "NATO 3.0" adını verdiği yeni konseptle askeri ve mali yükü ABD'nin üzerinden alıp müttefiklerin sırtına yüklemeyi amaçlıyor.

Türkiye ise tam bu noktada, hem coğrafi konumu hem de son yıllarda cephede test edilmiş savunma sanayii kapasitesi nedeniyle ittifak için "vazgeçilmez bir tedarikçi ve cephe ülkesi" olarak yeniden masaya çağrılıyor. Esasen bu davet, Türkiye'nin diplomatik gücünden ziyade, müttefiklerin mühimmat ve askeri üretim darboğazını aşma ihtiyacından kaynaklanıyor.

"Milli Beka" Söyleminin Gölgesinde Ağır Eleştiriler



Zirve, muhalefet çevreleri ve bağımsız analistler tarafından "halkın gerçek gündemini örtbas eden bir şov" olarak nitelendiriliyor. İktidarın zirveyi iç siyasette bir propaganda malzemesi olarak kullandığını belirten eleştirmenler, şu can alıcı soruları yöneltiyor:

Ekonomik krizin pençesindeki ülkede, binlerce yabancı delege ve 56 binden fazla güvenlik personeli için harcanan devasa bütçeler halkın sırtına ek yük bindiriyor.

Zirvenin ana gündem maddelerinden biri, üye ülkelerin savunma harcamalarını GSYİH'nın yüzde 5'ine çıkarması. Zaten ağır bir ekonomik konjonktürden geçen Türkiye'nin, bütçesinden silaha ve mühimmata daha fazla pay ayıracak olması sosyal refahın iyice gerilemesi anlamına geliyor.



Yıllardır S-400, F-35 krizleri ve CAATSA yaptırımları nedeniyle Batı tarafından bypass edilmeye çalışılan Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ankara ziyaretiyle bir gecede yeniden "sadık müttefik" ilan ediliyor. Eleştirmenler, Türkiye'nin çıkarlarının yine batılı emperyalist güçlerin bölgesel operasyonlarına ipotek edilmesinden endişeli.

Zirve gerekçesiyle başkentin ana arterlerinin günlerce trafiğe kapatılması, askeri tedbirler ve sokağa çıkma kısıtlamalarını aratmayan barikatlar Ankara halkının günlük yaşamını adeta felç etmiş durumda.

Sonuç olarak; 22 yıl sonra Ankara'da kurulan bu lüks masa, Türkiye'ye eşit bir ortak gibi değil, küresel çatışma haritalarında riskli görevleri üstlenecek bir "cephe ülkesi" rolünü yeniden dayatıyor. Ankara'daki diplomasi trafiği parıldarken, sokaktaki vatandaş faturanın yine kendisine kesileceğinin farkında

Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredat ve tarih anlatısına yönelik "Kurtuluş Savaşı demeyeceğiz" çıkışına sosyal medya hesabından sert yanıt verdi. Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarması sayesinde bugün fetihlerin kutlanabildiğini hatırlatan Baş, "Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir" dedi

06.07.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Hüseyin Baş’tan Bakan Tekin’e tepki: 'Bal gibi Kurtuluş Savaşı'
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yeni eğitim müfredatı ve tarih dersi içeriklerine yönelik tartışmalar siyasetin gündemindeki yerini koruyor. Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in "Kurtuluş Savaşı" ifadesinin kullanımına yönelik eleştirilerine, sosyal medya X hesabı üzerinden tarihi gerçekleri hatırlatarak sert bir dille tepki gösterdi.

"Hangi Osmanlı? Sevr'e imza atan Osmanlı!"

Bakan Tekin'in "Neyden kurtuluyormuşuz, önce Osmanlı varmış" şeklindeki yaklaşımını eleştiren BTP lideri Hüseyin Baş, Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkışından önceki dönemin iyi analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. "Evet Sayın Bakan, bir Osmanlı vardı ama hangi Osmanlı?" diye soran Baş, şu ifadeleri kullandı:

"Viyana kapılarına dayanan Osmanlı mı, Sevr'e imza atan Osmanlı mı? Cevap çok açık: Sevr'e imza atan Osmanlı! Payitahtı işgal altında olan bir Osmanlı! Kurucusu Osman Gazi'nin sandukası Yunan askeri tarafından tekmelenen Osmanlı! Ortada bal gibi bir Kurtuluş Savaşı vardır, ortada destansı bir Millî Mücadele vardır. Bu destansı Millî Mücadele'nin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"Neyden kurtulduğumuzu söyleyeyim: Haçlı çizmelerinden!"

Tarihin siyasi mülahazalarla değiştirilemeyeceğini ifade eden Baş, Türkiye Cumhuriyeti'nin hangi şartlarda kurulduğunu tek tek sıralayarak, "Neyden kurtulduğumuzu size söyleyeyim" dedi ve ekledi:

"Sevr'den kurtulduk! İstanbul'daki İngiliz işgalinden kurtulduk. Gaziantep'teki Fransız zulmünden, Ege'deki Yunan zulmünden, Doğu'daki Ermeni zulmünden kurtulduk. Asırlık Türk yurdunun Haçlı çizmeleriyle çiğnenmesinden kurtulduk. Tekrarlayalım: Atatürk, yüce Türk milletiyle bir Millî Mücadele vermiştir ve bu mücadelenin adı Kurtuluş Savaşı'dır."

"İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak Atatürk sayesindedir"

Açıklamasında altı çizilmesi gereken bir kronoloji uyarısında bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün imzasını taşımayan bir son zafer olmasaydı geçmişteki hiçbir zaferin yâd edilemeyeceğini belirtti. Baş, "Bugün İstanbul'un fethini kutlayabiliyorsak bunu Atatürk'ün İstanbul'u İngiliz işgalinden kurtarmasına borçluyuz. O yüzden tarihi tarihçilere bırakıp temelinde farklı hesaplar olan ucuz işlerle uğraşmamalıyız. Hele de bu konulara eğitimi asla karıştırmamalıyız!" diyerek Millî Eğitim Bakanlığı'nın ajandasını eleştirdi.

"Tarihimizi birbiriyle çarpıştırmayın"

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti'nin birbirinin zıttı değil, aynı zincirin halkaları olduğunu ifade eden BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, açıklamasını şu sağduyu çağrısıyla tamamladı:

"Unutmayalım: Osmanlı da bizim, Türkiye de bizim, hatta daha önceki Selçuklu da bizim! Bir takım siyasi hesaplar uğruna tarihimizi birbiriyle çarpıştırmaya kalkmak akıl kârı değildir."

Bakanlığın tarih terminolojisine getirmek istediği değişikliklere karşı muhalefet kanadından tepkiler yükselmeye devam ederken, Hüseyin Baş'ın bu kapsamlı tarihi çıkışı sosyal medyada kısa sürede büyük etkileşim aldı.


Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 7'si tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 44. duruşması sona erdi

06.07.2026 17:34:00
Anadolu Ajansı
 
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı
Aziz İhsan Aktaş davasının 44. duruşması tamamlandı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalar alındı.

Tutuksuz sanıklardan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşçi, savcılığın mütalaasında 2 suç yönünden beraatinin, 1 suçtan ise cezalandırılmasının istendiğini söyledi.

İddia makamının "edimin ifasına fesat karıştırma" suçlamasını kabul etmediğini savunan Ateşçi, "İhalede kanuna aykırı bir husus yoktur. Ben suç işlesem bunu kabul ederim ancak birinin hatası üzerine tutuklandım. Ben bir memurum, devletin personeliyim." diyerek beraat talebinde bulundu.

Duruşmada, sanık avukatlarının da mütalaaya karşı beyanları alındı.

Avukatlar, müvekkillerinin üzerlerine atılı suçlamaları reddederek, beraatlerine karar verilmesini istedi.

Duruşma, yarına ertelendi.

NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu

Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi için geri sayım sürerken, Ankara'ya ulaşan ilk isim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte oldu. Yarın başlayacak ve küresel savunma mimarisini yeniden şekillendirecek kritik zirve öncesi başkente dev güvenlik önlemleri alınırken, Rutte ayağının tozuyla diplomasi trafiğine başlıyor

06.07.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu
NATO Genel Sekreteri ilk gelen isim oldu
Küresel diplomasinin ve savunma siyasetinin kalbi, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da atacak. NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra 100'e yakın bakan ve binlerce delegenin katılacağı tarihi 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde en kritik gelişme yaşandı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi taşıyan uçak, Esenboğa Havalimanı'na iniş yaptı. Rutte, havalimanında Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve beraberindeki üst düzey heyet tarafından resmi törenle karşılandı.

Brüksel'deki karargahtan ayrılmadan önce sosyal medya hesabından görüntülü bir mesaj paylaşan Rutte, "Tam zamanında geldiniz çünkü ben yola çıkmak üzereydim. Bu binadaki birçok kişi Ankara'ya taşınıyor. İki gün sürecek Ankara Zirvesi büyük ölçüde somut sonuçlara ve taahhütlerin yerine getirilmesine odaklanacak" diyerek zirvenin önemine dikkat çekmişti.

Ankara'da "kırmızı alarm"

Türkiye, ABD Başkanı Donald Trump da dahil olmak üzere dünya liderlerini ağırlamaya hazırlanırken başkentte güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Zirve boyunca kent genelinde 48 bin 841'i emniyet, 7 bin 447'si jandarma olmak üzere toplam 56 bin 288 güvenlik personeli görev yapacak.

Protokol güzergahları ve liderlerin konaklayacağı alanlar "kırmızı alan" ilan edilirken, bazı kamu personeline de idari izin verildi. Zirveyi takip etmek üzere dünyanın dört bir yanından yaklaşık 3 bin basın mensubu da Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde kurulan dev medya merkezine akın etti.

Masada "NATO 3.0" ve savunma harcaması var

Ankara Zirvesi, transatlantik ilişkilerde yeni bir dönemin kapısını aralayacak. Genel Sekreter Rutte, zirvenin en kritik başlıklarından birinin müttefiklerin savunma harcamalarını artırması ve yüzde 5'lik yeni harcama hedefine yönelik inandırıcı planlar sunması olduğunu belirtti. Zirvede, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun yanı sıra, Ukrayna'ya uzun soluklu askeri ve mali destek paketleri ile ittifakın güney kanadındaki gelişmeler 360 derecelik bir güvenlik perspektifiyle ele alınacak.

Rutte'nin yoğun Ankara programı

Zirve öncesi ilk temasları gerçekleştirecek olan Genel Sekreter Mark Rutte'nin 6-8 Temmuz tarihlerini kapsayan resmi programı şu şekilde netleşti:

6 Temmuz Pazartesi (Bugün):

16:45 – Ankara'ya varışının ardından güncel gelişmeler ve zirve gündemine dair bir basın toplantısı düzenleyecek.

18:00 – Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde kabul edecek. Bu kritik kabulde, zirvenin ana gündem maddeleri ve Türkiye'nin ittifaktan beklentileri öncelikli olarak masaya yatırılacak.

7 Temmuz Salı (Zirvenin 1. Günü):

Sabah Saatleri – Zirve, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenecek olan kapsamlı NATO Savunma Sanayi Forumu ile başlayacak. Rutte, forumun açılış konuşmasını gerçekleştirecek.

17:00 – Beştepe'de üye ülkelerin Dışişleri Bakanları, İstanbul İşbirliği Girişimi (ICI) üyesi ortak ülkelerin (Bahreyn, Kuveyt, Katar, BAE) temsilcileriyle bir araya gelecek. Aynı saatte Ay Yıldız Karargahı'nda Savunma Bakanları için resmi bir resepsiyon verilecek.

18:30 – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde, devlet ve hükümet başkanları ile eşleri onuruna Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde resmi karşılama resepsiyonu ve akşam yemeği organize edilecek.

19:45 / 20:15 – Eş zamanlı olarak NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları Konseyi Çalışma Yemeği ile Kuzey Atlantik Konseyi Savunma Bakanları Çalışma Yemeği gerçekleştirilecek.

8 Temmuz Çarşamba (Zirvenin 2. Günü):

Sabah Saatleri – Genel Sekreter Mark Rutte ve müttefik liderlerin zirve alanına gelişleri ve basına ilk açıklamaları yapılacak. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rutte, liderleri resmi törenle karşılayarak geleneksel Aile Fotoğrafı çekimine geçecek.

11:15 – Zirvenin ana omurgasını oluşturan, müttefik devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla Kuzey Atlantik Konseyi (NAC) Toplantısı gerçekleştirilecek.

15:00 – NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, iki gün süren tarihi zirvenin sonuçlarını, alınan kararları ve yayımlanan ortak bildiriyi dünya kamuoyuna duyurmak üzere kapanış basın toplantısını düzenleyecek.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.