logo
05 AĞUSTOS 2026

Geleceğin okulu: 50 yıl sonra okul binaları var olacak mı?

Teknolojinin ivme kazandığı, yapay zekanın gündelik yaşamın her alanına sızdığı ve dijital dönüşümün hız kesmediği günümüzde eğitim sistemleri de köklü bir kabuk değişiminin eşiğinde

05.08.2026 00:14:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Geleceğin okulu: 50 yıl sonra okul binaları var olacak mı?
Geleceğin okulu: 50 yıl sonra okul binaları var olacak mı?
Teknolojinin ivme kazandığı, yapay zekanın gündelik yaşamın her alanına sızdığı ve dijital dönüşümün hız kesmediği günümüzde eğitim sistemleri de köklü bir kabuk değişiminin eşiğinde.

Peki, bundan 50 yıl sonra öğrenci, öğretmen ve geleneksel sınıflar nerede olacak? Fiziksel okul binaları tarihe mi karışacak, yoksa biçim değiştirerek varlığını sürdürecek mi?







"Duvarları Olmayan Okul": Dijital ve Hibrit Öğrenme

Gelişen artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) ve beyin-bilgisayar arayüzü teknolojileri, bilgiyi dört duvar arasına sıkıştırma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor.

50 yıl sonra öğrencilerin laboratuvar derslerini sanal evrenlerde gerçekleştirmesi, tarih derslerini antik çağ simülasyonlarının içinde yaşaması kaçınılmaz bir müfredat standardı haline gelebilir.

Bu durum, fiziksel binalara olan ihtiyacı niceliksel olarak azaltsa da tamamen ortadan kaldırmayabilir. Eğitim uzmanlarına göre okullar, yalnızca müfredatın aktarıldığı mekanlar değil; aynı zamanda sosyalleşme, empati, iş birliği ve duygusal zekanın geliştiği kritik merkezlerdir.







Yapay Zeka Tabanlı Kişiselleştirilmiş Eğitim

Geleceğin dünyasında standart ders saatleri ve tek tip sınıf modelleri geçerliliğini yitirecek. Her öğrencinin öğrenme hızına, ilgi alanına ve bilişsel becerilerine özel olarak adapte olan yapay zeka mentörleri öne çıkacak. Öğretmenlerin rolü ise "bilgi aktarıcısı" olmaktan çıkıp "sosyal rehber" ve "düşünme koçu" seviyesine evrilecek.







Okul Binalarının Yeni Rolü: Topluluk ve Uygulama Merkezleri

50 yıl sonra karşımıza çıkacak yapılar, bugün bildiğimiz sıralı sınıflardan oluşan beton binalar olmayacak. Geleceğin okul binaları şu işlevlerle tanımlanacak:

Sosyalleşme ve İş Birliği Alanları: Akademik içeriklerin evden veya dijital ortamlardan alındığı, binaların ise sadece grup projeleri, spor, sanat ve sosyal etkileşim için kullanıldığı modüler yapılar.

Doğa ile Entegre Yaşam Alanları: Teknoloji odaklı ancak ekolojik sürdürülebilirliği merkeze alan, kendi enerjisini üreten, dikey tarım alanlarına sahip ve doğayla iç içe kampüsler.

Esnek ve Akıllı Mimari: İhtiyaca göre dakikalar içinde genişleyip daralabilen, işlev değiştirebilen akıllı mekanlar.







Geleceğin Eğitim Modeli Karşılaştırması

Günümüz Okul Modeli:

Mekan: Sabit fiziksel sınıflar

Eğitim Tarzı: Standart müfredat ve toplu ders

Öğretmenin Rolü: Bilgi kaynağı ve anlatıcı

Erişim: Coğrafi konuma bağlı

50 Yıl Sonraki Okul Modeli:

Mekan: Hibrit, sanal ve esnek sosyal merkezler

Eğitim Tarzı: Yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş öğrenme

Öğretmenin Rolü: Sosyal-duygusal mentör ve koç

Erişim: Sınırsız, küresel ve dijital ağlar







Sonuç: Binalar Yok Olmayacak, Evrilecek

Gelecekte okul binaları tamamen yok olmayacak; ancak işlevsel bir dönüşüm geçirerek geleneksel yapısından sıyrılacak. Yapay zeka ve dijital ağlar teorik eğitimi mekandan bağımsız hale getirirken, okul binaları insan unsurunu, sosyalleşmeyi ve pratik becerileri canlı tutan birer "Toplumsal Deneyim ve Uygulama Merkezi" olarak varlığını sürdürecek.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

Ağustos ayı zaferlerle dolu

Ağustos ayı, Türk tarihinde yüzyıllardır "Zaferler Ayı" olarak anılır; ancak bu ayın en kritik ve kader tayin edici dönüm noktaları Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanmıştır

31.07.2026 15:59:00
Hasan Gündoğdu
 
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Ağustos ayı zaferlerle dolu
Millî Mücadele'nin hem savunma stratejisinden taarruza geçiş hazırlıkları hem de düşman ordusunun tamamen imha edildiği nihai askeri başarılar tam da bu ayın günlerine sığdırılmıştır.






Türk Tarihinde Ağustos'un Stratejik ve Psikolojik Önemi

Ağustos ayını Kurtuluş Savaşı açısından eşsiz kılan temel unsur, milletin var olma mücadelesinin en kritik dönemeçlerinin bu 31 gün içinde gerçekleşmiş olmasıdır. 1921 ve 1922 yıllarının Ağustos ayları, Türk ordusunun kaderini "savunma" çizgisinden "zafere" taşıyan iki büyük askeri ve toplumsal hamleye ev sahipliği yapmıştır.

Ayrıca Malazgirt (26 Ağustos 1071) ve Otlukbeli (11 Ağustos 1473) gibi tarihi zaferlerin de bu aya denk gelmesi, Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti için taarruz tarihinin seçiminde sembolik bir motivasyon kaynağı olmuştur.






Kurtuluş Savaşı'nın Ağustos Kronolojisi

Tekâlif-i Milliye Emirleri'nin Yayımlanması - 7-8 Ağustos 1921:
Kütahya-Eskişehir Muharebeleri sonrası ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Mustafa Kemal Paşa tarafından yayımlanan topyekûn seferberlik emirleridir. Ülkenin tüm kaynakları ordunun emrine sunulmuş, millet-ordu bütünleşmesi sağlanmıştır.

Sakarya Meydan Muharebesi'nin Başlaması - 23 Ağustos 1921:
Yunan ordusunun Ankara'ya dönük son büyük taarruzuna karşı başlayan ve 22 gün 22 gece süren tarihi savunma savaşıdır. Mustafa Kemal Paşa'nın "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o hat bütün vatandır" stratejisi ilk kez burada uygulanmıştır.

Büyük Taarruz'un Başlaması - 26 Ağustos 1922:
Sabaha karşı saat 05.30'da Kocatepe'den başlayan topçu ateşiyle nihai harekât başlatılmıştır. Türk ordusu gizlilik içinde tahkim ettiği cepheyi yararak Yunan savunma hattını çökertmiştir.

Başkomutanlık Meydan Muharebesi (Dumlupınar) - 30 Ağustos 1922:
Dumlupınar'da bizzat Mustafa Kemal Paşa'nın sevk ve idare ettiği muharebede düşman ordusunun ana unsurları kuşatılarak imha edilmiştir. Bu zafer, Milli Mücadele'nin askeri safhasının kesin sonucunu belirlemiştir.






Ağustos Ayında Elde Edilen Başarıların Katkıları

• Savunmadan Taarruza Geçiş: Sakarya Meydan Muharebesi ile 1683 Viyana Kuşatması'ndan beri süregelen Türk gerilemesi son bulmuş, askeri inisiyatif tamamen Türk ordusuna geçmiştir.

• Toplumun Topyekûn Seferber Edilmesi: 1921 Ağustos'undaki Tekâlif-i Milliye Kararları, bir milletin var varını yoğunu ordusuna adamasının dünyadaki en somut örneklerinden biri olmuş; lojistik zafiyet aşılmıştır.

• Diplomatik ve Siyasi Üstünlük: 30 Ağustos Zaferi, Mudanya Mütarekesi ve ardından Lozan Barış Antlaşması'na giden yolu açmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin uluslararası alandaki meşruiyetini tartışmasız biçimde pekiştirmiştir.

Ağustos ayı, yalnızca takvimdeki bir zaman dilimi değil; bir milletin yok oluşun eşiğinden dönerek bağımsızlığını ve egemenliğini yeniden tesis ettiği tarihi bir semboldür.

Köylülerin 52 kişilik 'Yangın timi' 7 gün 24 saat nöbet tutuyor

Eskişehir'in kırsal Kızılinler Mahallesi'nde yaşayan vatandaşlar, sıcak havalarla birlikte artan yangın riskine karşı traktör arkası su tankerli nöbet sistemi başlattı. Mahalledeki 52 traktör sahibinin dâhil olduğu 24 saatlik imece usulü nöbet sayesinde itfaiye gelinceye kadar alevlere ilk müdahale yapılıyor

31.07.2026 12:36:00
İHA
 
Köylülerin 52 kişilik 'Yangın timi' 7 gün 24 saat nöbet tutuyor
Köylülerin 52 kişilik 'Yangın timi' 7 gün 24 saat nöbet tutuyor
Tepebaşı ilçesine bağlı kırsal Kızılinler Mahallesi sakinleri, sıcak havaların etkisiyle kuruyan otların neden olduğu yangın tehlikesine karşı örnek bir önlem aldı. Mahalle halkı, Eskişehir Orman Bölge Müdürlüğü tarafından tedbir amacıyla verilen 3 tonluk yangın tankerini aktif tutmak için 24 saat esaslı bir nöbet sistemi kurdu.






52 traktör sahibi 24 saat esasıyla nöbet tutuyor

Mahallede bulunan 52 traktör sahibi, sırayla 24 saatlik nöbetler üstleniyor. Sabah 09.00'da başlayan nöbet, ertesi gün aynı saate kadar devam ediyor. Nöbet tutan vatandaşlar dürbünle çevreyi gözlüyor. Muhtemel bir ihbar, duman veya alev görülmesi durumunda nöbetçi, önceden suyu doldurulmuş tanker takılı traktörüyle hızla olay yerine gidiyor. Yangına ilk müdahaleyi yapan nöbetçi, bir yandan da durumu itfaiyeye bildiriyor ve mahallenin ortak WhatsApp grubu üzerinden organize oluyor.








"Amacımız itfaiye gelinceye kadar alevleri kontrol altına almak"

Mahalle Muhtarı Halil İbrahim Can, bu yıl otların çok fazla yükselip kuruması nedeniyle riskin arttığını belirterek, "Bu döneme gelince de hasat mevsimi yaklaştıkça otların da kurumasıyla karşılaştık biz. Dolayısıyla çevrede gözlemlemeye başladık. Bunu biz daha önce de yapardık ama bu seneki gibi değildi. Bu sene otlar çok yükseldi, aşırı derecede kurudu ve sıcaklar başladıktan sonra da böyle bir tehlike oluştu. Yangın tehlikesi oluştu. Dolayısıyla biz de bir önlem almak istedik. Bunu ne yapabiliriz dedik. İşte Orman Bölge Müdürlüğümüzün Eskişehir'de bazı köylere vermiş olduğu tedbir amaçlı yangın tankerleri var. Bunlar 3'er tonluk traktörlerle kullanılabilen tankerler. Biz de bu tankeri aktif tutabilmek için suyunu doldurduk ve köyde mevcut olan 52 traktör sahibine bir nöbet yazdık. Bu nöbetler art arda devam ediyor. Sabah 9 ve ertesi gün 9'a kadar bu şekilde bir nöbet tutuluyor. Dolayısıyla burada çıkabilecek olan yangınlara ya da herhangi bir probleme karşı biz daha hızlı ve etkili davranabilmek için traktörlerimizi hazır tutuyoruz. Nöbetleri de aynı şekilde arkadaşlar aksatmadan devam ediyorlar. Ben kendilerine bu anlamda teşekkür ediyorum. Nöbetin tutulması sırasında acil durumda işi çıkanlar ya da bir başka işe gidecek olanlar nöbetini devredebiliyor. Bize ya da nöbetçi arkadaşa bir ihbar geldiğinde acilen hareket ediyor. Bizim de köyde oluşturduğumuz bir WhatsApp grubumuz var. Bu grup üzerinden de ben bunları yazıyorum. Yani şehir itfaiyesi gelinceye kadar biz yakın olduğumuz için şehir itfaiyesi gelene kadar en azından bir kontrol altına almaya çalışıyoruz" dedi.








"Alevlerin önünü alıp söndürdük"

Geçtiğimiz günlerde gelen bir ihbar üzerine hızla hareket ederek yangının büyümesini engelleyen 64 yaşındaki mahalle sakini Yusuf Kızılin ise, şunları söyledi:
"Bugün çıkan ot yangınına telefonla ihbar gelir gelmez yangın yerine hemen ulaştım. Müdahale ettik ve alevlerin önünü alıp söndürdük. Bizden sonra gelen itfaiye ekipleri de soğutma çalışması yaptı. 7/24 hazırız, her yangına ulaşırız."








Kurdukları bu nöbet sistemi ve gösterdikleri dayanışma sayesinde Kızılinler halkı, hem evlerini ve hem de tarım arazilerini hem de çevre ormanları yangın tehlikesine karşı korumayı sürdürüyor.













Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü

Mersin'in Aydıncık ilçesinde dün sabah saatlerinde çıkan orman yangını havadan ve karadan ekiplerin 10 saatlik mücadelesiyle söndürülürken, bugün de bölgede soğutma çalışmasına devam ediliyor. Orman işçilerinin soğutma çalışmasına havadan helikopterler de destek veriyor

31.07.2026 12:03:00
İHA
 
Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü
Mersin'deki orman yangını: Yangın söndürüldü
Alınan bilgiye göre, dün saat 09.20 sıralarında Aydıncık ilçesi Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkiindeki ormanlık alanda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Orman Genel Müdürlüğü'ne ait İnsansız Hava Aracı (İHA) yangını tespit etti. Bunun üzerine Mersin Orman Bölge Müdürlüğü koordinesinde çok sayıda ekip bölgeye sevk edildi.






2 yangın söndürme uçağı, 3 helikopter, 35 arazöz ve 15 su ikmal aracının da bulunduğu birçok kurumdan toplam 140 araç ile 401 personelin müdahale ettiği yangın 10'uncu saatte kontrol altına alındı. Gece boyunca zaman zaman rüzgarla alevlenen bölgeler ise soğutma çalışması yapan ekipler tarafından zamanında müdahale ile büyümeden söndürüldü.








Sabaha kadar süren çalışmalar gün ağarmasıyla yoğunluk kazandı. Helikopterler havadan, arazözlerle birlikte orman işçileri ise karadan soğutma çalışmasına ara vermeden devam ediyor. Mersin Valiliği, dün yangın nedeniyle bölgede bulunan 145 kişinin yaşadığı 80 haneyi tedbir amaçlı tahliye etmişti.













Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı

Tokat'ın Pazar ilçesinde 110 kuş türüne ev sahipliği yapan göç yolu üzerindeki Kaz Gölü, çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle 5 yılı aşkın süredir ziyaretçilere kapalı. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor

30.07.2026 12:17:00
İHA
 
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal güzelliği 5 yıldır ziyaretlere kapalı
Tokat'ın doğal yaşam alanlarından Kaz Gölü, 16 Haziran 2021'de başlatılan çevre düzenleme çalışmaları nedeniyle ziyarete kapatıldı. Bakanlar Kurulu kararıyla 2006 yılında 'Yaban hayatı geliştirme sahası' ilan edilen gölde yürüyüş ve bisiklet yolları, seyir kuleleri, kır lokantası, gün batımı terası, mescit ve sosyal donatı alanlarının yapılması amacıyla başlatılan projenin ilk etapta 2021 yılı sonunda tamamlanması planlanıyordu. Ancak pandemi süreci ve 6 Şubat depremleri sonrasında çalışmalar çeşitli nedenlerle uzadı.






"Yakın zamanda açacağız" denilmişti

Dönemin Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, 15 Mart 2024 tarihinde İhlas Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada Kaz Gölü'ndeki çalışmaların son aşamaya geldiğini belirterek, "İnşaat sürecimiz biraz uzadı ama yakın bir zaman içerisinde faaliyete açacağız. Sadece yürüyüş alanının yolunun betonlanması kaldı. Doğayla barışık güzel bir çalışma yapıyoruz" ifadelerini kullanmıştı.








Vali değişti proje tamamlanamadı

Aradan geçen 2 yılı aşkın sürede Tokat'ta valilik görevinde değişiklik yaşanırken, Kaz Gölü ise halen ziyaretçilere açılamadı. Bölgede seyir kuleleri, yürüyüş yolları ve sosyal tesislerin büyük bölümünün tamamlandığı görülse de tesis resmi olarak hizmete alınmadı.








110 kuş türünün yaşam alanı

Yaklaşık 117 hektarlık alana sahip Kaz Gölü, göçmen kuşların önemli konaklama noktalarından biri olmasının yanı sıra 110 farklı kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Sazlık alanları, su ekosistemi ve doğal yaşam zenginliğiyle dikkat çeken göl, tamamlanacak çalışmaların ardından yeniden doğa turizmine kazandırılmayı bekliyor.




















Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı

Muğla'nın Seydikemer ilçesinde başlayan orman yangınında 24 saati aşkın süre geride kalırken, gece boyunca yürütülen yoğun müdahale sayesinde yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı

30.07.2026 11:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı
Seydikemer'deki orman yangınında acı tablo ortaya çıktı
Muğla'nın Seydikemer ilçesinde sabah saatlerinde başlayan orman yangınında 24 saati aşkın süre geride kalırken, gece boyunca yürütülen yoğun müdahale sayesinde yangın büyük ölçüde kontrol altına alındı. Günün ilk ışıklarıyla birlikte hava araçlarının da yeniden devreye girmesiyle yangını tamamen kontrol altına alma çalışmaları aralıksız sürerken, günün aydınlanmasıyla birlikte ise alevlerin geride bıraktığı acı tablo ortaya çıktı.






Seydikemer ilçesi Bayır Mahallesi'nde 29 Temmuz Çarşamba günü saat 07.45 sıralarında çıkan ve şiddetli rüzgarın etkisiyle kısa sürede ormanlık alana yayılan yangına, 24 saati aşkın süredir havadan ve karadan yoğun şekilde müdahale ediliyor. 






Gece boyunca sürdürülen çalışmalar sonucunda yangının ilerleyişi büyük ölçüde durdurulurken, ekipler gece boyunca tam kontrolü sağlamak için çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Sabah saatlerinde hava araçlarının yeniden görev almasıyla birlikte söndürme çalışmaları hız kazandı. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin havadan ve karadan yoğun mücadelesi devam ediyor.






Yangından etkilenen bölgelerde bazı evlerin kullanılamaz hale geldiği, traktörlerin ise tamamen yanarak hurdaya döndüğü görüldü. Alevlerin etkili olduğu alanlarda çok sayıda ağacın kül olduğu, geniş bir ormanlık alanın siyaha büründüğü dikkat çekti.






Ekipler bölgede çalışmalarını aralıksız sürdürürken, yangının çıkış nedenine ilişkin inceleme de devam ediyor.

Büyükşehirlerde “engelsiz yaşam” için neler yapılabilir?

Büyükşehirlerdeki hızlı kentleşme ve yoğun nüfus sirkülasyonu, engelli vatandaşların günlük yaşamını en çok zorlayan unsurların başında gelir. Erişilebilir bir kent, yalnızca engelli bireylerin değil; yaşlıların, çocuklu ailelerin ve geçici sakatlık yaşayan tüm yurttaşların toplumsal yaşama bağımsız ve eşit katılımının teminatıdır

29.07.2026 13:10:00
Hasan Gündoğdu
 
Büyükşehirlerde “engelsiz yaşam” için neler yapılabilir?
Büyükşehirlerde “engelsiz yaşam” için neler yapılabilir?
Engelsiz bir metropol oluşturmak amacıyla yerel yönetimler ve şehircilik uzmanları tarafından hayata geçirilmesi gereken temel önlemler altı ana başlıkta toplanabilir:






Kentsel Altyapı ve Yaya Ulaşımında Erişilebilirlik

Kentsel mekânın engelsiz hale getirilmesi, bağımsız hareket kabiliyetinin birinci şartıdır:

• Kaldırım ve Rampa Standartları: Bütün kaldırımlar tekerlekli sandalye kullanımına uygun eğimde (en fazla %5-%6), basamaksız ve yeterli genişlikte inşa edilmelidir. Otomobil park etmesini önleyen düzenlemeler yapılmalı, eğimli yüzeyler kaymaz malzemeyle kaplanmalıdır.

• Hissedilebilir Yüzeyler ve Görme Engelli Rotaları: Görme engelli bireylerin yön bulmasını sağlayan hissedilebilir sarı çizgiler (kılavuz yüzeyler), standartlara uygun olarak döşenmeli; büfe, direk veya ağaç gibi engellerle kesintiye uğramamalıdır.

• Akıllı Sesli Yaya Geçitleri: Tüm sinyalize kavşaklara sesli uyarı sistemleri ve yüksek kontrastlı butonlar yerleştirilmeli; ışık süreleri engelli ve yaşlı bireylerin karşıya güvenle geçebileceği uzunlukta ayarlanmalıdır.






Toplu Taşıma Ağlarının Tam Entegrasyonu

Engelli bireylerin kentsel ulaşımdan bağımsızca yararlanması, kapıdan kapıya kesintisiz bir erişim zinciri gerektirir:

• Araç Filolarının Uyumluluğu: Tüm belediye otobüsleri, metrobüsler ve tramvaylar düşük tabanlı ve otomatik rampalı olmalıdır. Metro ve tren vagonları ile peronlar arasındaki boşluklar sıfırlanmalıdır.

• İstasyon Erişilebilirliği: Metro, Marmaray ve raylı sistem istasyonlarında kesintisiz çalışan asansörler, yürüyen bantlar ve engelli tuvaletleri bulunmalıdır. Asansörlerin arıza durumları anlık takip edilmeli ve hızlıca giderilmelidir.

• Sesli ve Görsel Bilgilendirme: Araç içlerinde ve duraklarda durak isimleri hem sesli hem de yüksek çözünürlüklü dijital ekranlarla duyurulmalıdır. İşitme engelliler için görsel, görme engelliler için sesli anonslar zorunlu olmalıdır.

• Erişilebilir Taksi Hizmetleri: Büyükşehirlerde tekerlekli sandalye ile binilebilir özel donanımlı engelsiz taksi filoları yaygınlaştırılmalıdır.






Kamu ve Sosyal Yaşam Alanlarının Düzenlenmesi

Kentsel yaşam alanı yalnızca sokaktan ibaret değildir; kamu binaları ve sosyal mekânlar da tamamen erişilebilir kılınmalıdır:

• Mimaride Evrensel Tasarım (Universal Design): Tüm belediye binaları, hastaneler, okullar, kültür merkezleri ve parklar eğimsiz girişler, engelli asansörleri ve geniş kapılarla tasarlanmalıdır.

• Engelsiz Parklar ve Rekreasyon Alanları: Park ve bahçelerdeki oyun grupları, engelli çocukların da yararlanabileceği kapsayıcı tasarımlara sahip olmalıdır. Çıkış ve yürüyüş yolları tekerlekli sandalye sürüşüne uygun olmalıdır.

• Erişilebilir Tuvalet ve Hijyen Alanları: Kamusal alanlarda ve alışveriş merkezlerinde engelli kullanımına uygun, tutunma barları bulunan ve acil yardım butonu içeren tuvalet sayısı artırılmalıdır.






Dijital Erişilebilirlik ve Akıllı Şehir Teknolojileri

Teknolojik imkânlar, kentsel engelleri aşmada en güçlü araçlardan biridir:

• Kapsayıcı Mobil Uygulamalar: Büyükşehir belediyelerinin ulaşım ve şehir rehberi uygulamaları, ekran okuyucu yazılımlarla uyumlu hale getirilmelidir. Uygulamalarda engelsiz rota oluşturma seçeneği sunulmalıdır.

• Görüntülü Çağrı ve İşaret Dili Destek Merkezleri: İşaret dili bilen personelin hizmet verdiği uzaktan görüntülü destek hatları kurularak işitme engellilerin kamu hizmetlerine erişimi kolaylaştırılmalıdır.

• Gerçek Zamanlı Asansör ve Rampa Takibi: Şehirdeki kamu asansörlerinin ve yürüyen merdivenlerin çalışma durumları mobil uygulamalar üzerinden canlı takip edilebilmelidir.

Sosyal Destek, İstihdam ve Afet Yönetimi

Fiziki önlemlerin yanı sıra sosyal kapsayıcılığı güçlendirecek adımlar atılmalıdır:

• Engelsiz Afet ve Acil Durum Planlaması: Deprem, sel veya yangın gibi afet durumlarında şehirdeki tüm engelli bireylerin adres ve engel durumu veri tabanında kayıtlı olmalı; tahliye planları buna göre özel olarak yapılmalıdır.

• Gündüz Bakım ve Mola Evleri: Engelli bireylerin sosyal becerilerini geliştirebilecekleri merkezler ve ailelerine nefes aldıracak süreli bakım hizmetleri (mola evleri) yaygınlaştırılmalıdır.

• İstihdam ve Danışmanlık Hizmetleri: Meslek edindirme kursları ve engelsiz kariyer merkezleri vasıtasıyla engelli vatandaşların nitelikli iş gücüne katılımı teşvik edilmelidir.

Toplumsal Farkındalık ve Denetim Mekanizmaları

Maddi yatırımlar, toplumsal bilinç ve kararlı denetim olmadan yetersiz kalır:

• Sıkı Denetim ve Yaptırımlar: Engelli kaldırımına veya engelli otopark alanlarına araç park edenlere, engelli rampalarının önüne engel koyanlara uygulanan cezai yaptırımlar artırılmalıdır.

• Sivil Toplum İş Birliği: Kentsel projelerin planlama aşamasından itibaren engelli dernekleri ve uzman sivil toplum kuruluşları süreçlere dâhil edilmeli, "yerinde deneyimleme" ile testler yapılmalıdır.

• Toplumsal Eğitim: Hizmet sektöründe çalışan tüm personele (otobüs şoförleri, güvenlik personeli, kamu görevlileri) engelli bireylerle iletişim ve hak temelli yaklaşım konusunda düzenli eğitimler verilmelidir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.