logo
13 ŞUBAT 2026


GENÇ ÜNİVERSİTE

01.07.2001 00:00:00
KIBRIS MENGENESİ

SEYİR: ALPEREN POLAT

Yaşadığımız şu günler Kıbrıs konusunda yaşanan en kritik günlerdir desek abartmış olmayız herhalde. Çünkü şu günler; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımayan ve Kıbrıs'ta Türk görmek istemeyen çevrelerin diplomasi manevralarını sıklaştırdığı ve artık somut bir gelişme kaydedebilmek için Türk tarafına uygulanan baskı ve oyunların son raddeye ulaştığı bir dönem. Anlaşılan o ki, şer cephesi Kıbrıs sorununu kendi çözüm mantığına göre en kısa zamanda kesin olarak halletmeye kararlı ve bunun için de çoktan harekete geçmiş durumda...

Düşman lobİler düğmeye bastı

Türkiye aleyhine bir durum sözkonusu olduğu zaman aklımıza ilk gelen Ermeni ve Rum- Yunan lobileri, ABD'de harekete geçtiler bile. Türk düşmanı Rum ve Ermeni 44 milletvekili ABD Temsilciler Meclisi'ne sundukları bir tasarıyla, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye üyeliğinin çabuklaştırılması için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğini ve bu yolla Kıbrıs'ta çözümün hasıl olacağını iddia ediyorlar. Ayrıca tasarıda "Kıbrıs'ta mevcut durum kabul edilemez" denilerek, Kıbrıs'ta Türk görmek istemediklerini en iyi şekilde özetlemiş oluyorlar. Kıbrıs'ta istedikleri bir çözümün gerçekleşebilmesi için Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasının elzem olduğu vurgulanan tasarıda, "Zaten AB, siyasi çözümü Kıbrıs'ın (Rum Kesiminin) üyeliği için önkoşul olarak koymadı" yorumu yapılıyor. Doğru, AB adada siyasi çözümü önkoşul olarak koymadı çünkü, AB'ye göre Kıbrıs'ta siyasi bir sorun yok, sadece Türk sorunu var. Bu sorun da bırakın siyasi bir sorun olmayı, azınlık sorunu olmayı bile hak etmiyor AB nazarında.

Görünürde bağlayıcı hiçbir özelliği olmayan bu tasarı kabul edildiği takdirde (ki büyük ihtimalle kabul edilir) ABD'nin konuya yaklaşımındaki çizgisini ve tarafını meşru bir zemine oturtacaktır. Çünkü şu anda ABD'nin izlediği politikanın tarafı belli olmakla beraber, net değilmiş izlenimi verilmek istenmektedir. Bundan böyle ABD Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğine vereceği destekle hem tarafını belli etmiş olacak, hem de sorun ABD ve diğerlerinin istediği şekilde yani Türk'ün tanınmadığı bir şekilde çözümlenmiş olacak.

Cem İle PapandreU'nUn sİrtakİsİ

Bu cephede bu gelişmeler yaşanırken bizim cephemizde neler yaşanıyor acaba. Bizim cephemiz derken elbette ki; bu konularda çözüm mercii olarak gördüğümüz Türk Dışişlerinden bahsediyorum.

Dışişlerinden sorumlu bakanımız İsmail Cem bu günlerde çok yoğun. Yani Kıbrıs konusunda gelişen hadiselere ayıracak zamanı yok. Çünkü sayın Cem, şu sıralar bizim Yunanistan ile olan kadim dostluğumuzu (!) pekiştirmekle meşgul. Cem Kopenhag Kriterleri ve Katılım Ortaklığı Belgesi'ne atılan imzalardan çok yorulmuş olacak ki, kadim dostu Yorgo Papandreu ile Sisam ve Kuşadası'nda kadeh tokuşturup, sirtaki yapıp, güvercin uçurarak tatil yapıyor. Hem de birbirinden kıymetli dostluk mesajları vererek. Verilen mesajları; yaşadığımız deprem felaketinin ardından estirilmeye çalışılan ama kısa bir süre sonra şişirilmiş koca bir balon olduğunu gördüğümüz dostluk ve kardeşlik (!) mesajlarından hatırlıyorsunuzdur herhalde... Siz değerli okuyucuların hatırlayacağına eminim ama dışişlerimizden sorumlu bakanımızın hatırlayacağından o kadar emin değilim. Çünkü o kadar rakıdan sonra böyle bir şeyi hatırlamak oldukça güç olsa gerek.

Yeri gelmişken hatırlatmamızda fayda var, Kutadgu Bilig ve Siyasetnâme'de eski Türk devlet teşkilatında elçi ve hariciyeden sorumlu insanların vasıfları ve uyması gereken kurallar anlatılırken, elçi ve hariciyeden sorumlu insanların şarap ve sarhoş edici şeylerden uzak durmaları gerektiği üzerinde uzun uzun duruluyor. Buna sebep olarak ta; bir devletin en kritik mevkisinde görev alan ve bütün devlet sırlarını muhafaza eden bir görevli olarak hariciyeden sorumlu yetkilinin sahip olduğu sırları başkasıyla paylaşmaması ve bulunduğu mevkiinin ağırlığını taşıyabilecek doğru kararlar verebilmesi gösteriliyor...

Ama maalesef günümüzde devlet adamlarımızın çoğunun bu anlayıştan hayli uzak olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Özellikle hariciyeden sorumlu bakanımız bu konuda hiç hassasiyet göstermiyor dersek yanlış söylemiş olmayız. (diğer önemli mevkiide bulunan bakanımız Derviş de biraları bir bir yudumluyor. Bu haliyle ülke ekonomisi için ne kadar sağlıklı kararlar aldığı ortada...)

VerheUgen'İn verdİğİ mesaJ

Diğer taraftan AB Bakanımız Mesut Yılmaz'ın sık sık görüştüğü AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in bu hafta yaptığı açıklamalar hayli dikkat çekici. Verheugen'in Kıbrıs konusuna yaklaşımı ABD'den ve Yunanistan'dan farklı değil. Verheugen bu görüşünü her fırsatta söylemekten de çekinmiyor.

Hafta içinde Verheugen Kıbrıs konusunda şunları söylüyordu: "Kıbrıs (Rum Kesimi) ile tam üyelik müzakereleri sorunsuz sürüyor ve gelecek yıl sonunda biter. AB'nin stratejisi açık: BM'nin çözüm çabalarını destekliyoruz. Süratli ve barışçı bir çözüm bulunmasını arzu ediyoruz. 'Bu olmazsa ne olur, o zaman ne yaparız?' Savunduğumuz çizgiyi sürdürmek durumundayız. Durumun ne olacağını 2002'de görürüz. AB Konseyi, tüm etkenleri dikkate alarak bir karar verir. Kıbrıs konusu, önemli bir gündem maddesi olacak." Türklere çağrıda bulunmayı da ihmal etmeyen Verheugen şöyle devam ediyordu: "Bu vesileyle Türk hükümetine ve Kıbrıslı Türklere çağrımı yineliyorum. Barış sürecini tekrar başlatmak için ellerinden geleni yapsınlar. Yılbaşında, özellikle Kuzey Kıbrıs'ın tavrının katılaşması üzerine endişelerimi dile getirmiştim. Birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımı, gerginliğin düşmesi ve kalıcı bir barışın garanti edilmesi için en iyi yöntemdir. Kıbrıslı Türk ve Rumların barış içinde birliktelikleri açısından bundan daha iyi bir araç yok."

Çözümün bu şekilde olacağına inanan birisiyle bizim hiçbir ortak noktamız olamayacağı ve hatta taban tabana zıt görüşlere sahip olduğumuz ortadayken, İsmail Cem'in de bu insanla hiçbir ortak görüşe sahip olmaması gerekmektedir. Çünkü sorunların çözüm merciinde kendisi bulunuyor ve bu konuda daha çok hassas olmasını beklemek hakkımız. Ama ne var ki, Verheugen'e bir Yunan gazetecinin, Türk Dışişleri Bakanı'nın, Brüksel'de yapılan Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısandaki sözlerini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, şu cevabı alıyordu: "Bu hafta Cem ile görüşmelerimden sonra iyimser olduğumu söylemeliyim. Kıbrıs'ta zamanında bir çözüm mümkün görünüyor." Bu cevaptan sonra sadece bir soru sorarak yorumu siz değerli okuyucuya bırakıyorum.

"Kıbrıs konusunda Rum tezini savunmaktan başka bir şey bilmeyen ve adadaki soruna getirdiği çözüm önerisiyle Türk tarafına hayat hakkı tanımayan Verheugen'e sayın Dışişlerinden sorumlu bakanımız İsmail Cem ne söyledi ki, Verheugen iyimser olduğunu söyleyebildi?"

GÜL KOKULU DOSTLAR

Mehlike Ergüven / A.Ü.S.B.F ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Yaşlı ıtriyatçı sordu; "Ne istiyorsun?"

"Ben camdaki ilanı gördüm, burda çalışmak istiyorum."

"Sen kendini bir tanıt bakayım."

"Efendim, ben öğrenciyim."

"Hepimiz öğrenciyiz."

"Şey, ben derslerimin olmadığı günler burda çalışmak istiyorum."

"Telefonlara bakarsın, siparişleri teslim edersin, buranın temizliğiyle ilgilenirsin, gelenleri ağırlarsın, yani burdaki her işi yaparsın ama çok fazla bir şey veremem sana."

"Kabul ediyorum, yalnız bir tek şey istiyorum" dedi ama ıtriyatçı onu susturdu: "Ne istediğini biliyorum, bulunca çekip gideceğini de, ama vakti var" dedi. "Hadi yarın Cumartesi, sabah namazdan sonra burda ol."

Kimdi bu yaşlı ıtriyatçı, daha ismini bile bilmiyordu, onu hemen işe almıştı ama ismini bile sormamıştı, hem ne isteyeceğini nerden biliyordu... Yol boyunca bunları düşündü.

Eve geldiğinde ikindi vakti girmişti. Abdest alırken ıtriyatçıdaki hoş kokunun kendi üzerine de sindiğini fark etti. Kendi kendine güldü, artık hoş kokulu bir işi vardı. Namazını kıldı, balkona çıktı, derin bir düşünceye dalmıştı, güneş batana kadar oturduğu yerden kalkmadı. Dilinde salavat-ı şerife ile Alemlerin Sevgilisini çağırıyordu. Akşam meltemiyle yine o gül kokusu geldi geçti. Gözlerine bir duman çöktü ve başını balkon demirine dayayıp ağlamaya başladı, içinden sessiz bir ahh çekti, bu ahh ile kalbinde hasretin çöl güneşi sıcaklığını hissetti, dünya alev alev yandı ama yanan kendisiydi, yandıkça ağladı ağladı.

Bu ıtriyatçı dükkanındaki işi aslında rüyasında bulmuştu.

Tam beş yıl önceydi, 16 yaşındaydı. Bir arkadaşından aldığı mektupta eğer gerçek sevgiyi bulmak isterse, birgün Hak Teala'nın dostlarıyla karşılaşmak ve Peygamber efendimizin kokusunu duymak isterse mektuba yazdıklarını yapmasının yeterli olacağını söylüyordu ve mektubun devamında tevbe-istiğfar getirip, hamd etmesini, sonra salavat getirmesini arkasından tevhid okumasını ve ism-i celali çokça söylemesini tavsiye ediyordu. Kolayca öğrensin diye de bir ilaç tarifi gibi şöyle yazmıştı.

33 defa Estağfirullah, Elhamdülillah

33 defa Allahümmesalli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed

33 defa la ilahe illallah

100 defa Allah (cc)

Amaca ulaşmak için sabırlı olmak ve sebat etmek gerekiyor demişti. Bu haberi aldığında birgün Habibullah'ın kokusunu duyacağına ve O'nun arkadaşlarıyla tanışacağına gönülden inanmıştı. Öyle ki bir müddet sonra arasıra gelip geçen bir hoş koku duymaya başlamıştı. Bu sanki gül kokusuna ama kokladığı hiç bir gülün kokusuna benzemiyordu. Öyle hoştu ki bazen bu kokuyla sarhoş olup bayılacağını sanuyordu ama aniden kayboluyordu. Önceleri yanındakilere soruyordu, bir koku var sen de duyuyor musun diye, ama anlamıştı kendinden başka kimse fark etmiyordu.

Bu arasıra duyulan gül kokusuyla, dost kokusuyla söylediği her salavatta derinden, ta kalbinin derinliklerinde bir şeylerin ona acı verdiğini hissetmeye başlamıştı. İçinde bir alev be gün artıyor, ince bir bıçak yarası gibi kalbini sızlatıyordu.

Arkadaşını arayıp bulmak, derdini anlatmak istedi. Ne de olsa bu derde o vesile olmuştu. Ancak arkadaşının vefat ettiğini haber aldığında derin bir hüzne boğuldu. Kalbinde bir hasret yarası açılmış dermanını soramadan dünya değişmişti.

İşte beş yıl sonra arkadaşını rüyasında gördü, bir ıtriyatçı dükkanında çalışıyordu arkadaşı. Ama hep aynı kokuyu, gül kokusunu satıyordu. Bu arasıra duyduğu muhabbet kokusu, dost kokusuydu.

Bu bir işarettir diye düşünüp bulduğu ilk ıtriyatçıdan iş istemek niyetiyle bu sabah evden ayrılmış ve işte istediği işi bulmuştu. Yalnız artık olaylar çok tuhaf gelişiyordu.

Seher vaktinde yine gül kokusuyla uyandı, kalkıp abdest aldı. Namazı camide kılarım diyerek ıtriyatçıya en yakın camiye doğru yola koyuldu. Bir serin Mayıs günüydü. Caminin bahçesindeki güller tomurcuklanmış, kimisi de açmıştı. Güllerin yanına gitti, açmış olanları kokladı, çok güzeldi. Sinesine çekti, sonra bir salavat getirdi. Tam o anda daha hafif ama çok daha tatlı başka, bambaşka bir gül kokusu duydu. Gülümsedi, içinden demek selamımı aldı dedi. Bunları düşünürken bir el onu kendine doğru çekti.

"Ahmet" dedi "kimi güller açar da kokusu zamanı ve mekanı aşar, kimileri de ona açacak bu kokuya bekler" ıtriyatçı, bu derin manalar taşıyan fakat manasını bir türlü kavrayamadığı sözlerle ne demek istemişti.

Itriyatçının baktıkça derinleşen yeşil gözlerinde kayboldu. Sonra ezan sesiyle kendine gelmeye çalıştı ve ona sordu: "ismimi nasıl bildiniz?" yine anlayamadığı manalı bir cevap aldı; "Bu yolda herkes birbirini tanır, her yolcunun bir adı da Ahmet'tir,"

Birlikte namazlarını eda edip dükkana geçtiler. Itriyatçı ona hang işleri nasıl yapacağını anlattı. Artık yeni işine başlamaya hazırdı. Yeni işiyle beraber yeni bir dünya başlıyordu.

Günler böyle hoş kokularla uğraşıp geçerken Mayıs'ın son Cuması bir telefon geldi. Ahmet hazırlandı, çok miktarda gül kokusu siparişi vardı. Itriyatçıya siparişi teslim için alıcıyla Cuma namazında uzak bir camiide sözleştiklerini söyleyip ayrıldı. Itriyatçı benden selam söyle demişti. Ahmet buna hiç şaşırmadı o, zaten her müşterisine selam yollardı...

Namazı kılıp caminin bahçesindeki bir banka oturdu. Bu kadar çok koku isteyen kişi herhalde Cuma'dan sonra cemaata ikram edecek diye düşünürken kendi yaşlarında bir genç gülümseyerek yanına yaklaştı... Selam verdi, "sirarişleri ben istemiştim, siz Ahmetsiniz değil mi?" dedi. Şaşırmıştı, ismini nerden biliyordu. Kendi içinden beni gören herkes bunun adı herhalde Ahmet'tir diye mi düşünüyor, dedi. Genç, onun daha fazla düşünmesine fırsıt vermedi, 'siparişleri şu karşıdaki haneye götüreceğiz' dedi.

Birlikte yürüdüler, genç arkadaş şu karşıdaki hane derken ne kadar yakın gelmişti. Oysa bir hayli yürümeleri gerekti. Yol boyunca bu genç ona sorular soruyordu. "Ne zamandır bu işi yapıyorsun" dedi. "Bir ay olacak" diye cevap verdi. Ahmet de ona sordu; "İsmimi nasıl bildin?" bunu sorarken ıtriyatçının verdiği cevabı düşünüyordu. Acaba bu genç de mi yolcuydu.

Bir bahçenin tahta kapısını çaldılar. Yine güller, güller hep beyaz güller... Ahmet içinden salavat getirdi, yine rüyalarındaki kokuyu hissetti ve karşısında yeşil gözleriyle ona bakan nur yüzlü zât'ı gördü.

Gül yüzlü zat şişelerden birini açtı, kollarını ve boynuna sürdü, sonra Ahmet'e ve diğer gence ikram etti. Gence "misafirimizle ilgilenin", deyip oradan ayrıldı.

O gece eve geldiğinde bütün düşünceleri alt üst olmuştu. Yatağına uzandı, ağlamaya başladı, "Leyla bu hal nedir?" diye soruyordu. Ağlayarak uyuduğu, rüyasında ıtriyatçıyı gördü. Derin yemyeşil gözleriyle ona bakıyordu. Sonra yüzü bu gün gül kokusu sipariş eden o nur yüzlü zat oldu sanki. Siması bir ıtriyatçı bir o nur yüzü olmuyordu.

Sabah ise gittiğinde ıtriyatçı çoktan gelmişti. "Ahmet geç kaldın" dedi. "Namaza camiye de gelmedin". Ahmet karşısına geçip, yeşil gözlerine derin derin baktı. Dün yaşadıklarını anlattı. İtriyatçı ona "her şeyin bir hikmeti vardır. Kişi aradığını bulur, isteyene verilir, bu yol Habibullah'ın muhabbet yoludur. Koku O'nun nazar O'nun, yolcu O'nundur."

"İlk defa bir şeyin hikmetini soracağım. Kendisi öyle güzel kokuyorken niçin başka kokular süründü?" ıtriyatçı tebessüme şöyle dedi: "Anlamadın mı, kendi kokusunu gizlemek için, Allah dostları Peygamber varisleridir. Her zaman ve her mekanda insanlığı, Allah'a taşırlar. Sen yolcusun, ne mutlu sana ki Habibullah'ın dostlarını gördün, sana kokusunu bile yollamış daha ne bekliyorsun" dedi.

Ahmet Itriyatçının elini öptü, veda eder gibi sarıldı. Şimdi o güzel kokulu, o nur yüzlü zatın yanına gidiyordu. Elinde bir beyaz gül demeti vardı. Itriyatçı selamve muhabbetlerini yollamış, ne götüreyim deyince sözverdiğin gül demetini götür demişti. Evet, yıllar önce eğer bir gün sana kavuşursam, bir beyaz gül demetiyle kapında bekleyeceğim diye söz ver mişti.

Kapısında tam 21 yıl hasretini çektiği Leyla'sına kavuşan Ahmet, Itriyatçıyı ne kadar aradıysa da bulamadı...

Örf ve âdetlerin toplum hayatındaki yeri

Oğuz KÖRO?LU

Milli değerlerimizi oluşturan unsurlar arasında, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen ve bütün toplumca benimsenip uygulanan kurallar bulunmaktadır. Fertlerin gönüllü kabulüne dayanan, vicdanlarını etkileyip kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlayan ve onaların davranışlarına yön veren bu kurallar; töre ve gelenekler, örf ve âdetlerdir.

Örf ve âdetler, bir milletin karakteristik özelliklerini belirleyen, milli benlik ve şahsiyetini koruyan sosyal prensiplerdir. Köklü bir geçmişe sahip olan milletlerin en bariz özellikleri, manevi değerleri, töre ve gelenekleredir. Tarih boyunca yoğrulup olgunlaşmış, milletle özdeşleşmiş olan bu değerlerin insan hayatında önemli işlevleri vardır.

BİRLİK VE BERABERLİ?İN TEMİNATI

Örf ve âdetlerin en önemli fonksiyonu, millet bireylerini tek bir bünye olarak tutan ve birlik ve beraberliği sağlayan özelliğidir. Bu değerler, toplumun tümünü birleştiren ve aynı hedeflere yönelten bir ahlâk, duygu ve düşünce meydana getirmekte, fertleri birbirine bağlamaktadır. Örf ve âdetler, toplumun kaynaşıp bütünleşmesinde etkili rol oynayan ve karşılıklı ilişkileri düzene koyan unsurlardandır. Ziyaretler, kutlamalar, bayramlaşma, selamlaşma, hediyeleşme gibi davranışlar bireylerin birbirelerini daha iyi tanımalarına, aralarındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunan alışkanlıklardır. Bunlar da, toplumdaki birlik ve beraberliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın devamlılığını temin etmektedir. Örf ve âdetler, aynı zamanda milli kültürün birer zenginliği olduğundan, onlara bağlılık; kültürel kimliğin korunmasında da önemli bir etkiye sahiptir.

GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA KÖPRÜ

Örf ve âdetler, millet olarak geçmişimiz ile geleceğimiz arasında bir köprü oluşturmaktadır. Milli kimliğimiz ve kültürümüz, gelecek kuşaklara, örf ve âdetlerle ulaştırılır. O bakımdan bu değerlerin kişiler tarafından korunması, içtenlikle yaşanıp geliştirilmesi, millet hayatının devamı için vazgeçilmezdir.

Örf ve adetlerin toplum tarafından korunup benimsenmesi, inanç ve ahlâki yapıyla bütünleşmesiyle mümkündür. Örf ve âdetleri denetleyen ve işlemesini sağlayan, kanunlardan ziyade dinî inançlarla birlikte ahlâktır. Dolayısıyla örf ve âdetlerin sosyal hayatta yerleşmesi için toplumun inancına ve ahlâkına uygun olması gerekir.

Örf ve âdetlerin, ortak davranış kalıpları olarak ortaya çıkması, toplumu oluşturan fertlerin aynı kültür kaynağından beslenmeşi olmalarındandır. Nitekim, millet hayatında ortak duygu ve düşüncenin ürünü olan örf ve adetleri, toplumun giyim kuşamında, sevgi, saygı, misafirperverlik, vatanseverlik gibi değerlerinde, düğün ve bayramlarında görmekte, aynı kültür ve medeniyetin izlerine rastlamaktayız.

Yapıcı ve birleştirci özelliğiyle, yasaların etkili olamadığı zamanlarda dahi, örf ve âdetler; millet hayatında bir otorite, sosyal düzeni sağlayan bir güç olmaktadır. Devlet otoritesinin yok olduğu, yasaların geçerli olmadığı bunalımlı dönemlerde bile örf ve âdetler, bu özelliğini korumuş ve işlevini sürdürmüştür. Devletin ve hukuki kuralların üstesinden gelemediği bir çok problemleri, örf ve âdetlerin birleştirici özelliği çözmektedir.

BİREYSELLEŞME VE YABANCILAŞMA TEHDİDİ

Örf ve âdetlerin yaşatılması, bunlara önem vermeye ve devamlılıklarını sağlama konusunda duyarlı olmaya bağlıdır. Gün geçtikçe bireyselleşmenin ve toplumsal yabancılaşmanın hızla artması, örf ve âdetlerimizin işlevini ortadan kaldırmakta ve milli bütünlüğümüzü tehdit etmektedir.

Milleti bir arada tutan ve milli birlik ve beraberliği sağlayan örf ve âdetlerin zayıfladığı ve hiçe sayıldığı toplumlarda bölünüp parçalanmak kaçınılmazdır. Kendi benliğini kaybedip, kültürel değerlerinden uzaklaşan milletler, yabancı kültürlerin etkisinde kalmaktan kurtulamazlar. Böyle bir milletin de, ne kendi milliyeti içinde kalması, ne de bir başkasının aynısı olması hiç ama hiç mümkün değildir!..

PULLUK

Mehmet YILMAZATA

Bu hafta, PTT idaremizin Ocak 2001'de çıkarmış oldugu 200000 TL değerindeki Türksat 2A konulu, puldan hareketle Türksat uydularımız hakkında kısa bir bilgilendirme yapmaya çalışacağım. Türksat isimli uydularımızın tarihi 24 Ocak 1994'te atılan, ancak maalesef kısa bir süre sonra patlayan Türksat 1A ile başladı. 11 Ağustos 1994'te Türksat 1B (5000/1500 TL pulunda) başarılı bir şekilde uzaya fırlatıldı. Halen kullanımda bulunan uydunun ömrü 2004'te bitecek. Ayrıca Türksat 1C 10 Temmuz 1996'da hizmete girdi. 11 Ocak 2001'de ise, ta 1997'den itibaren hazırlanan, % 75 Türk Telekom'a ve % 25 Alcatel Space 'e ait olan Türksat 2A Fransız Guayana'daki Korou Üssü'nden Ariane füzesiyle uzaya fırlatıldı. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'e göre barışa hizmet edecek. Avrupa, Türkiye ve Orta Asya'yı kapsayan 2 sabit anten ve 2 hareketli spot antene sahip olan Türksat 2A, İsrail, Ürdün, Lübnan ve Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere açılacak. Uydunun sabit vericileri, hedef pazar olan Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa, Orta ve Batı Asya, İsrail, Ürdün ve Lübnan'da yüksek güçte bant erişimi sağlayacak ve yaklaşık 620 milyon kişiye ulaşacak. Uydunun hareketli iki vericilerinin sayesinde ihtiyaç oldugu takdirde Ortadoğu, Batı Rusya ,Ukrayna, Güney Afrika, Hint Yarımadasına da erişim sağlayabilir. 300 Milyon dolara mal olan Türksat 2A'nın 15 sene içinde 1,5 Milyar dolar gelir sağlayacağı tahmin ediliyor.

Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu

Bursa'nın kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coştu

13.02.2026 13:02:00 / Güncelleme: 13.02.2026 13:05:12
İHA
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Yazın kurumak üzereydi: Uludağ'ın karlarıyla yeniden coştu
Kestel ilçesine bağlı Saitabat Şelalesi, doğal güzelliği ve orman içinde temiz havasıyla hem Bursa'nın hem Marmara Bölgesi'nin önemli turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Ormanın içinde, yeşillikler arasındaki şelaleyi görmek için gelenler, civarda bulunan kafelerde oturup bölgeye özgü köy kahvaltısıyla yöresel lezzetlerin tadına bakabiliyor, Uludağ'dan gelen soğuk suda yetiştirilen balıklardan yiyebiliyor, atlı gezinti yapabiliyor.



Geçen yıl yağışların az olması, Uludağ'a karın az düşmesi, kuraklık ve aşırı sıcak gibi nedenlerle suyu ciddi oranda azalan ve hatta kuruma tehkilesi geçiren Saitabat Şelalesi, özlenen sesine ve güzelliğine yeniden kavuştu.

Kanyon içinde biriken suların oluşturduğu, kayalıklar arasına gizlenmiş doğa harikası Saitabat Şelalesi, bu yıl Uludağ ve eteklerine düşen yağışların iyi olmasıyla yeniden coşkuyla akmaya başladı.



İstanbul, Kocaeli, Yalova, Balıkesir ve Bilecik gibi yakın yerler başta olmak üzere ülkenin birçok yerinden ziyaretçi çeken Saitabat Şelalesi'nde ilkbaharda suyun daha çok olması bekleniyor.



Bölge halkından ve işletmecilerinden olan Kemal Akçay, geçen yaz Uludağ'a kar yağışının az olmasıyla Saitabat Şelalesi'nin en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi.

Kuruma noktasına gelen şelalenin şu anda coşkuyla akmasının kendilerini mutlu ettiğini dile getiren Akçay, "İlkbaharda daha çok su olacağını düşünüyoruz. Önceki yıllarda daha gür akıyordu ama bunu da suyun sesini de özledik. Şimdi bile İstanbul'dan birçok yerden turist geliyor şelaleyi görmeye. Uludağ'ın eriyen kar suları ile kaynak suları toplanıp kayalar arasından kanyondan buraya ulaşıyor. İnşallah hep böyle coşkulu akar" diye konuştu.

Taksilerde yeni dönem resmen başladı

Taksilerde basit usul bitti artık KDV, gelir vergisi, stopaj, geçici vergi ödenecek. Taksi Mali Cihazı her yolculuğu anlık kaydedip fiş basacak. Kayıt dışı dönem sona erdi

13.02.2026 10:45:00
Haber Merkezi
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Taksilerde yeni dönem resmen başladı
Türkiye'de ticari taksi esnafını kökten etkileyen vergi düzenlemesi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 591) ile bugün Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yıllardır basit usulde asgari düzeyde vergi ödeyen taksiciler için gerçek usulde vergilendirme süreci resmen başladı. Bu değişiklik, kayıtlı ekonomiyi güçlendirmeyi, belge düzenini sağlamayı ve kartla ödeme imkanlarını artırmayı amaçlıyor.

Düzenlemenin kapsamı

Tebliğ, taksi ile yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin yıllardır uygulanan basit usul vergilendirme sistemini terk etmesini sağlıyor. Artık taksiciler, KDV, gelir vergisi, gelir geçici vergisi ve stopaj gibi tüm yasal yükümlülükleri yerine getirecek.

Bu geçiş, özellikle büyükşehirlerdeki şehir içi yolcu taşımacılığını doğrudan etkiliyor ve kayıt dışı kazancın önüne geçmeyi hedefliyor. Düzenleme, 1 Ocak 2026 itibarıyla basit usulden çıkarılan sektörler arasında taksiciliği de kapsıyor; ancak cihaz zorunluluğuyla entegre bir sistem getiriliyor.

Taksi mali cihazı zorunluluğu

En dikkat çeken yenilik, taksimetrelerle entegre çalışacak "Taksi Mali Cihazı" kullanımı zorunluluğu. Bu cihaz:

- Taksimetreden gelen tutarı otomatik kaydediyor,

- Manuel giriş yapılmıyor,

- Her yolculuk için fiş veya e-belge üretiyor,

- Kartla ödeme (POS) kabulünü zorunlu kılıyor,

- Tüm işlemleri anlık olarak Gelir İdaresi Başkanlığı'nın elektronik sistemine bildiriyor.

Mevcut taksimetreler ya bu cihaza entegre edilecek ya da cihazın kendisi taksimetre özelliğini taşıyacak. Bağımsız POS cihazları kullanımı yasaklanıyor; tüm kartlı ödemeler tek cihaz üzerinden gerçekleşecek. Cihazların üretimi, satışı, aktivasyonu ve devri GİB sistemine anlık bildirilecek.

Geçiş süreçleri ve son tarihler

Yeni başlayan taksiciler için 30 günlük geçiş süreci uygulanıyor.

Mevcut ticari plaka sahipleri için Taksi Mali Cihazı satın alma ve kullanma zorunluluğu 1 Eylül 2026 tarihine kadar geçerli. Bu tarihe kadar sisteme entegre olmayan araçlar cezai yaptırımla karşılaşacak.

Cihaz kullanımı başladıktan sonra her yolculuk dijital olarak izlenebilir hale gelecek; yolcular nakit taşımak zorunda kalmadan banka/kredi kartıyla ödeme yapabilecek.

Diğer yükümlülükler

Gerçek usulde vergilendirme ile taksiciler KDV beyannamesi verecek, Gelir vergisi ve geçici vergi ödeyecek ve Stopaj (muhtasar) yükümlülüğü üstlenecek.

Akaryakıt, bakım, tamir gibi giderler vergiden düşülebilecek olsa da, yıllık beyanname, mali müşavir ücreti ve ek maliyetler esnafı etkileyecek. Bazı taksici temsilcileri, vergi yükünün aylık binlerce liraya ulaşabileceğini belirterek çözüm olarak götürü vergi sistemine geçiş talep ediyor. Ancak düzenleme, şeffaflık ve kayıtlı ekonomi adına caydırıcı nitelik taşıyor.

Bu reform, taksi sektöründe dijital dönüşümü hızlandırırken, yolcular için daha güvenli ve modern ödeme seçenekleri sunuyor. Esnaf kesiminden ise maliyet artışı nedeniyle eleştiriler geliyor; bazıları geçiş sürecinin uzatılmasını veya vergi oranlarında indirim bekliyor. Uygulamanın başlamasıyla denetimlerin artması ve cezaların devreye girmesi öngörülüyor. Taksiciler, Resmi Gazete tebliğini ve GİB duyurularını takip ederek hazırlıklarını tamamlamalı.

Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!

Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyonlarda 4,6 milyar lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi

13.02.2026 10:39:00
İhlas Haber Ajansı
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Bu kara tablonun bir sorumlusu olması lazım!
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimlerince gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildi.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat birimleri kaçakçılıkla mücadele faaliyetlerini sürdürüyor. Bu kapsamda Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen 3 ayrı operasyonda 4 milyar 617 milyon lira değerinde ilaç ve uyuşturucu madde ele geçirildiği belirtildi.

Bakanlık açıklamasında operasyonlara ilişkin şu bilgilere yer verildi:



"Operasyona ilişkin Edirne Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Kapıkule Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; Bulgaristan'dan Türkiye'ye giriş yapmak üzere gelen ve transit olarak Gürcistan'a gideceği anlaşılan TIR'da yapılan kontroller neticesinde 886 kilo esrar ele geçirilmiştir.

Mersin Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda; Hindistan'dan Türkiye'ye gelen konteyner içerisinde 440 bin adet etken maddesi pregabalin ve celecoxib cinsi ilaç yakalanmıştır.



Gürbulak Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekiplerince Gürbulak Gümrük Kapısı'nda gerçekleştirilen operasyonda; fırça cinsi eşya içerisine gizlenmiş vaziyette 200 kilo metamfetamin ele geçirilmiştir."

Yakalanan uyuşturucu maddelerin imha edildiği aktarılan açıklamada, Gerçekleştirilen bu operasyonlar neticesinde, ülke ekonomisine zarar veren, toplum sağlığını tehdit eden ve özellikle gençlerimizi hedef alan yasa dışı faaliyetlere ağır darbe vurulmuştur.



Gümrükler Muhafaza Teşkilatımız; kamu düzeninin korunması, ekonomik güvenliğin sağlanması ve halk sağlığının muhafazası hedefleri doğrultusunda, kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretiyle mücadelesini azim ve kararlılıkla sürdürecektir. Olaylarla ilgili olarak Edirne, Mersin ve Doğubeyazıt Cumhuriyet Başsavcılıklarınca soruşturma başlatılmıştır" açıklamasında bulunuldu.

17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 17 ilde operasyon düzenlendi

13.02.2026 10:23:00
İhlas Haber Ajansı
17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı
17 ilde 'kara para aklama' operasyonu: 35 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul merkezli 17 ilde operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyon sonucu 35 şüpheli gözaltına alınırken, söz konusu paravan şirket sahibi ve yetkililerine yönelik şüphelilerin tespit edilen 20 araç, 9 arsa, 4 dükkan ve 13 mesken mal varlıklarına el konuldu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanın Önlenmesi ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından 'kara para aklama' iddialarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, bazı şüphelilerin paravan şirketler üzerinden ve gerçek kişilerin paravan olarak açtığı hesapları üzerinden bir organizasyon kurdukları, oluşturulan bu sistemin organizasyonu ve para transfer sisteminin takibi amacıyla arka planda oluşturulan ayrı bir muhasebe sistematiği olduğu, sisteme 'yasa dışı bahis', 'yatırım dolandırıcılığı' ve 'siber dolandırıcılık' gibi suçlardan temin edilen suç gelirlerinin sokulduğu iddia edildi.

Soruşturma kapsamında, bu sistemin suçtan elde edilen değerlerin kaynağından uzaklaştırılıp, çeşitli işlemlere tabi tutmak suretiyle yasal görünüm kazandırılması amacıyla Türkiye'de faaliyet gösteren e-para/ödeme kuruluşları, bankalar, döviz büroları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları üzerinden oluşturulan profesyonel aklama sistemi olarak değerlendirildi.

Öte yandan ilk aşamada 229 tüzel kişinin 196 gerçek kişinin organizasyona dahil olduğu, 2. aşamada 93 tüzel kişi ve Özbey Şirketler grubuna bağlı olan 8 şirketin dahil olduğu, 3. aşamada ise 157 tüzel kişinin 65 gerçek kişinin organizasyona dahil olduğu tespit edildi.

Soruşturma çerçevesinde İstanbul merkezli Adana, Ankara, Batman, Bilecik, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Gaziantep, İzmir, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Manisa, Mersin, Osmaniye, Tekirdağ ve Tokat olmak üzere 17 ilde toplam 58 şüpheliye yönelik eş zamanlı operasyon düzenlendi. Düzenlenen operasyon sonucu 35 şüpheli gözaltına alındı. 8 şüphelinin yurt dışında olduğu, 4 şüphelinin ise cezaevinde bulunduğu öğrenildi.

Ayrıca söz konusu paravan şirket sahibi ve yetkililerine yönelik şüphelilerin tespit edilen 20 araç, 9 arsa, 4 dükkan, 13 mesken mal varlıklarına el konuldu. Diğer şüphelilere yönelik yakalama çalışmalarının ise sürdüğü öğrenildi.

Tatlıses için saray konforunda lüks araç


 
 
Türk müziğinin efsane ismi, sahnelerin “İmparator”u İbrahim Tatlıses için özel olarak tasarlanan ultra lüks VIP araç tamamlandı. Normal şartlarda 4 ay sürebilecek üretim süreci, 40 kişilik uzman ekibin çift vardiya halinde yürüttüğü yoğun ve titiz çalışma sayesinde yalnızca 1 ay gibi rekor bir sürede bitti.
 

12.02.2026 15:37:00
ÖNDER YILMAZ
Tatlıses için saray konforunda lüks araç
Tatlıses için saray konforunda lüks araç

Türk müziğinin yaşayan efsanelerinden, sahnelerin "İmparator"u İbrahim Tatlıses için özel olarak tasarlanan yeni nesil VIP araç, hem tasarım süreci hem de sunduğu üst düzey konfor detaylarıyla dikkatleri üzerine çekti. Kişiye özel mühendislik, ileri teknoloji ve lüks donanım unsurlarının bir araya getirildiği araç, yalnızca bir ulaşım aracı olmanın ötesinde; sanatçının yoğun sahne temposuna uyum sağlayan mobil bir yaşam alanı olarak tasarlandı. VIP araç tasarımı alanında dünyaca bilinen Ertex Otomotiv ve Türkiye'nin köklü oto iç dizayn firmalarından Arteksan'ın katkılarıyla hazırlanan araç, tamamen İbrahim Tatlıses'in ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildi.



Hareket kısıtlılığı yaşıyor

14 Mart 2011'de uğradığı silahlı saldırı sonucu hareket kısıtlılığı yaşayan 74 yaşındaki İbrahim Tatlıses'in konforunu üst seviyeye taşımak ve günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla tasarlanan araçta, kullanım kolaylığı ve maksimum konfor ön planda tutuldu. İbrahim Tatlıses'in özellikle küçük araçlara binmekte zorlanması nedeniyle aracın genişliği, yüksekliği ve erişim kolaylığı özel olarak planlandı. Bu doğrultuda araca entegre edilen özel asansörlü koltuk sistemi sayesinde koltuk zemine kadar inerek sanatçının araca rahatça binmesini sağlıyor. Aynı koltuk aynı zamanda yatak formuna dönüşerek uzun yolculuklarda ve konser sonrası dinlenme süreçlerinde maksimum konfor sunuyor. Araç içerisinde bordo tonlarında özel deri kaplamalar tercih edilirken, yıldız tavan LED aydınlatma sistemi, döner VIP koltuk mekanizması, şoför kabini ile yaşam alanını ayıran makam bölmesi, televizyon, internet, bilgisayar sistemi ve özel soğutma donanımlarıyla üst segment bir konfor alanı oluşturuldu. İç mekân tasarımında kullanılan renklerin ve malzemelerin tamamı İbrahim Tatlıses'in kişisel talepleri doğrultusunda belirlendi.

Şarkıları çalındı

Aracın üretim sürecinde duygusal bir detay da dikkat çekti. Tasarım ve üretim aşamasında tesis içinde sürekli İbrahim Tatlıses'in şarkıları çalındı.
Aracın test ve teslim sürecine bizzat katılan İbrahim Tatlıses, özellikle yatak olabilen koltuk sistemi, yıldız tavan tasarımı ve ambiyans aydınlatma detaylarından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Aracı ilk kez gördüğünde beğenisini açıkça dile getiren Tatlıses'in, tasarım ve donanım detaylarının beklentilerinin de üzerinde olduğunu belirttiği öğrenildi.

MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında, Gazze'de Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesine rağmen, ateşkes ihlallerini sürdüren İsrail'in, Gazze'deki yıkım ve saldırılarının ardından işgal altındaki Batı Şeria'ya yeni bir hukuki ve idari statü dayatmak amacıyla aldığı kararları kınadıklarını vurguladı

12.02.2026 12:38:00 / Güncelleme: 12.02.2026 12:45:25
AA
MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı
MSB'de basın bilgilendirme toplantısı yapıldı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), 5 PKK'lı teröristin daha teslim olduğunu bildirdi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Terörle mücadeleye ilişkin bilgi veren Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yüksek bir disiplin ve kararlılıkla sürdürdüğü operasyonel faaliyetleri kapsamında 5 PKK'lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, Suriye Harekat Alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 757 kilometreye ulaşmıştır." ifadelerini kullandı.

Hudut güvenliği

Aktürk, kaçakçılığın, yasa dışı geçişlerin engellenmesi ve terörle mücadele etkinliğinin artırılması kapsamında sınır güvenliğinde modern teknolojiye dayalı tedbirler alındığını belirtti.

Hudut güvenliğine ilişkin bilgi veren Aktürk, şunları kaydetti:

"Hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7'si terör örgütü mensubu olmak üzere 146 şahıs yakalanmış, 2 bin 89 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 790, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 7 bin 979 olmuştur. Bu hafta içerisinde, Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetinde 155 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir."

NATO

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, savunma ve güvenliğin yanı sıra bölgesel istikrarın korunması ile uluslararası güvenliğe katkı sağlamaya devam ettiğini söyledi.

Türkiye'nin 18 Şubat'ta üyeliğinin 74'üncü yılına ulaşacağı NATO'nun, değerlerini ve sorumluluklarını paylaşmaya, aktif, yapıcı ve saygın bir üyesi olmaya devam ettiğini belirten Aktürk, şu bilgileri verdi:

"NATO'nun 2026 yılındaki en geniş kapsamlı ve katılımlı fiili tatbikatı olan, Türk Silahlı Kuvvetleri olarak yaklaşık 2 bin personelle yer aldığımız Steadfast Dart 2026, aynı zamanda Almanya'nın milli tatbikatları olan Northern Quadriga ve Grand Quadriga ile eş zamanlı olarak 8-25 Şubat tarihleri arasında Almanya'da devam etmektedir. Sayın Deniz Kuvvetleri Komutanımızın TCG Anadolu'dan takip edeceği Steadfast Dart Tatbikatı kapsamında, 17-18 Şubat'ta, Baltık Denizi'nde TB3 insansız hava araçları ile atışlar icra edilecektir. Sayın Genelkurmay Başkanımız ile Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımızın söz konusu tatbikatın 20 Şubat'taki Seçkin Gözlemci Günü'ne iştirak etmesi planlanmaktadır."

İkili ilişkiler

Aktürk, Türkiye ile Ekvator Cumhuriyeti arasında teati usulü ile imzalanan Askeri Çerçeve Anlaşması'nın imza sürecinin 5 Şubat'ta tamamlandığını aktardı.

"Türkiye-Kore Cumhuriyeti 13'üncü Kara Kuvvetleri İşbirliği Toplantısı"'nın 8-13 Şubat'ta Türkiye'de yapıldığını ifade eden Aktürk, "Türkiye ile Yunanistan arasında Güven Artırıcı Önlemler uygulama planı çerçevesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı heyetimizin, 17-19 Şubat'ta Atina/Yunanistan'da toplantıya katılması planlanmaktadır." dedi.

İsrail

Aktürk, Gazze'de Barış Planı'nın ikinci aşamasına geçilmesine rağmen, ateşkes ihlallerini sürdüren İsrail'in, Gazze'deki yıkım ve saldırılarının ardından işgal altındaki Batı Şeria'ya yeni bir hukuki ve idari statü dayatmak amacıyla aldığı kararları kınadıklarını vurguladı.

Uluslararası hukukun bariz bir ihlali olan bu kararların iki devletli çözüm çabalarına zarar vereceğinin açık olduğuna işaret eden Aktürk, "Filistin halkının, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet sahibi olma çabalarına destek vermeye devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz." diye konuştu.

Eğitim ve tatbikatlar

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, harekat kabiliyetini geliştirmeye yönelik ulusal ve uluslararası eğitim ile tatbikat faaliyetlerini planlanan takvim doğrultusunda icra ettiğini belirtti.

Bu kapsamda 29 Ocak-13 Şubat tarihleri arasında Kars'ta gerçekleştirilen Şehit Piyade Teğmen Harun Aslan Kış-2026 Tatbikatı'nın yarın düzenlenecek Seçkin Gözlemci Günü ile tamamlanacağının bilgisine veren Aktürk, şunları söyledi:

"2 Şubat'ta başlayan Almanya'daki Dynamic Mirage ile 9 Şubat'ta İspanya'da başlayan Torrejon Advantage tatbikatları 13 Şubat'ta, 1-14 Şubat'ta Katar'da icra edilen İbrar-6 Kıyı Savunma Özel Tatbikatı ise 14 Şubat'ta sona erecektir. Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca, 11 Şubat'ta, muharip ve destek uçaklarımızın katılımıyla Batı Karadeniz'de eğitim uçuşu yapılmış, Erzincan'ın kurtuluşunun yıl dönümü etkinlikleri kapsamında 13 Şubat'ta muharip uçak geçişi yapılması planlanmıştır. Geçitkale/KKTC'de 661,5 metrekarelik şanlı Türk bayrağımız ile serbest paraşüt atlayışı gerçekleştirerek Türkiye rekoru kıran Özel Kuvvetler Komutanlığı personelimizi, 6-8 Şubat'ta Adana'da düzenlenen 'Uluslararası Masterlar Uzun Kulvar Yüzme Şampiyonası'nda, 9 Türkiye rekoru kıran Türk Silahlı Kuvvetleri Spor Gücü Yüzme Takımımız ve derece elde eden sporcularımız ile, 29 Ocak-10 Şubat'ta 17 ülkenin katılımıyla Pakistan'da düzenlenen 9'uncu Uluslararası Pakistan Kara Kuvvetleri Takım Ruhu Yarışması'nda (PATS-2026) altın madalya kazanan Kara Kuvvetleri Takımımızı bir kez daha tebrik ediyoruz."

Envantere yeni giren silah sistemleri

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin güçlü, modern, etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesi çalışmalarına devam edildiğine dikkati çekti.

Bu kapsamda geçen hafta, Kara Kuvvetleri Komutanlığınca Hisar-A Projesi kapsamında çeşitli miktarlarda Füze Fırlatma Sistemi (FFS) ve Tam Atım Füze, muayene ile kabul faaliyetlerinin tamamlanarak envantere alındığını bildiren Aktürk, şöyle devam etti:

"Diğer yandan, hafta içerisinde muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamlayan Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) tarafından Riyad'da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı (World Defence Show) 2026'da, ALTALBIAH firması ile MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi teknolojisi ihracı ve ortak üretimi ile 122 mm ÇNRA (Çok Namlulu Roketatar) mühimmatının Suudi Arabistan'da ortak üretimine yönelik Mutabakat Zaptı ve Saudi Chemical Company Limited ile patlayıcı ham madde ve enerjetik materyaller alanındaki işbirliklerini geliştirmek amacıyla Mutabakat Zaptı imzalanmıştır."

TMO silolarındaki patlama davasında mütalaa açıklandı

Kocaeli'de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen, 2 kişinin hayatını kaybettiği ve 8 kişinin yaralandığı patlamaya ilişkin davada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, 6 sanığın "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi

11.02.2026 17:53:00 / Güncelleme: 11.02.2026 17:58:18
İHA
TMO silolarındaki patlama davasında mütalaa açıklandı
TMO silolarındaki patlama davasında mütalaa açıklandı
Kocaeli'nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023'de Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 8 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO'nun 60 silosundan 13'ü zarar görmüştü.



Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.



Olaya ilişkin açılan dava, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu'nun eşi Arif Dayıoğlu ile taraf avukatları katıldı. Tutuksuz sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Müşteki Dayıoğlu, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

Mütalaa açıklandı

Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaada, olayla ilgili uzman bilirkişi raporuna geniş yer verdi. Raporda, TMO Derince Liman Silosu'nda gerekli önlemlerin alınmadığı, eksikliklerin giderilmediği ve 2023 yılı olağan bakımının yapılmadığı vurgulandı. Çalışma esnasında ortamda toz oluşumunun engellenmediği, zeminde toz birikimine müsaade edildiği ve düzenli temizlik yapılmadığına dikkat çekilen raporda, patlamanın hububat tozlarından kaynaklı "toz patlaması" olduğu belirtildi.



Sanıkların kusur durumları tek tek açıklandı

Mütalaada, sanıkların görev ve sorumlulukları çerçevesinde kusur durumları şu şekilde sıralandı: 

Başmüdür Kenan D. (asli kusurlu): İş sağlığı ve güvenliği yönetmeliklerinde belirtilen gereklilikleri yerine getirmediği, gerekli organizasyonları yapmadığı, Patlamadan Korunma Dokümanı'ndaki şartları sağlamadığı, ekipman iyileştirme (exproof cihaz kullanımı) çalışmalarını yaptırmadığı, düzenli toz temizliği ve periyodik bakımları zamanında yaptırmadığı gerekçesiyle asli kusurlu bulundu.

Müdür Yardımcısı Kemal Ö. (asli kusurlu): Düzenli toz temizleme çalışmalarını etkin yönetmediği, toz emme sisteminin kontrolünü ve periyodik bakımları yaptırmadığı, taşeron çalışmasında risk analizi ve personel eğitimi konularında yetersiz kaldığı, çalışmaya nezaretçi sağlamadığı, elektrik ve topraklama tesisatı kontrollerindeki eksiklikleri gidermediği ve geçmişte yaşanan yangınlara rağmen alanda sigara içilmesine göz yumduğu gerekçesiyle asli kusurlu sayıldı.

Şef Vekili Bahri B. (asli ve tali kusurlu): Toz oluşumunu engelleyecek önlemleri aldırmadığı, risk analizi ve taşeron personel eğitimi konularında eksik kaldığı, hububat boşaltımı sürerken taşeron firmaya hazırlık talimatı verdiği, elektrik ve topraklama eksikliklerini gidermediği için asli kusurlu; alanda sigara içilmesine müsaade edilmesi nedeniyle de tali kusurlu bulundu.
Mühendis Ahmet S. (tali kusurlu): Toz temizlik çalışması ve toz emme sisteminin etkin kontrolünü yaptırmadığı, iş güvenliği önlemlerinin yetersizliği ve sigara içilmesine göz yumulması nedeniyle tali kusurlu olduğu belirtildi.

Taşeron firma sahibi Osman T. (asli kusurlu): Mersin Hidrolik firması sahibi olarak personeline iş güvenliği eğitimi aldırmadığı, risklere karşı bilgilendirmediği ve gerekli risk analizini yaptırmadığı gerekçesiyle asli kusurlu bulundu.

Taşeron firma alan yetkilisi İsmail Ç. (asli kusurlu): Hububat boşaltım çalışması devam ederken personeline katlarda tamirat ve kaynak işlemi yaptırdığı gerekçesiyle asli kusurlu sayıldı.



15'er yıla kadar hapis ve meslekten men talebi

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, bilirkişi raporuna atıfta bulunarak sanıkların ihmali kusurları nedeniyle ölüm ve yaralanmalara sebebiyet verdiklerinin tespit edildiğini vurguladı.
Savcı, 6 sanığın da "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaada ayrıca, mahkumiyet kararı verilmesi halinde sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 53/6. maddesi uyarınca, hapis cezasına ek olarak belirli süreyle görev yapma ve mesleklerini icra etme yasağı uygulanması istendi.

Mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.

Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezası

Gezi Parkı olayları kapsamında yargılanan ünlü menajer Ayşe Barım hakkında hüküm açıklandı
 

11.02.2026 16:04:00
Haber Merkezi
Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezası
Ayşe Barım'a 12 yıl 6 ay hapis cezası
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen karar duruşmasında, Gezi Parkı olayları kapsamında yargılanan ünlü menajer Ayşe Barım hakkında hüküm açıklandı. Mahkeme, Barım'ı "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım" suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı.

Duruşma sabah saatlerinde başladı. Tutuksuz yargılanan Ayşe Barım, sağlık sorunları nedeniyle kalp pili taşıdığını belirterek savunmasında suçlamaları reddetti. Barım, "Ben suçsuzum, devletime ve milletime bağlı biriyim. Dosyada somut delil yok, beraatimi talep ediyorum. Tahliyem için teşekkür ederim, ameliyatlarımı yaptırmak istiyorum" dedi. Barım, daha önce 1 Ekim'de sağlık gerekçesiyle tahliye edilmişti.

Savcılık ağırlaştırılmış müebbet talep etmişti

Savcılık, esas hakkındaki mütalaada suç vasfını değiştirerek ağırlaştırılmış müebbet hapis talep etmişti. İddianamede ise Barım'ın Gezi Parkı eylemlerinde aralarında Serenay Sarıkaya, Hande Erçel gibi isimler bulunan sanatçıları eylemlere yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından biri olduğu öne sürülerek 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis istenmişti.

Mahkeme heyeti, Barım'ı doğrudan fail değil "yardım eden" sıfatıyla değerlendirdi. Temel ceza 15 yıl olarak belirlendi; iyi hal indirimi uygulanarak 12 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi. Barım'ın hükmen tutuklanmasına yer olmadığına karar verildi; tutuklama uygulanmadı. Ancak yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri devam edecek.

Karar, İstinaf Mahkemesi'nde temyiz edilebilecek. Gezi Parkı dosyaları kapsamında Barım'ın davası, muhalefet ve sivil toplum tarafından "siyasi" olarak nitelendirilirken, resmi kaynaklar "delillere dayalı yargılama" vurgusu yapıyor.

Adalet Bakanlığı'nda devir teslim töreni yapıldı

Cumhurbaşkanı Kararı ile Adalet Bakanlığına getirilen Akın Gürlek, görevi Yılmaz Tunç'tan devraldı. Gürlek, "Türkiye Yüzyılı'nda güçlü devlet, güçlü adalet anlayışı doğrultusunda reformları kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi

11.02.2026 15:41:00
AA
Adalet Bakanlığı'nda devir teslim töreni yapıldı
Adalet Bakanlığı'nda devir teslim töreni yapıldı
Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Adalet Bakanlığına getirilen Akın Gürlek, görevi Yılmaz Tunç'tan devraldı.

Adalet Bakanlığı'nda düzenlenen devir teslim törenine, Gürlek ile Tunç'un yanı sıra Bakanlık bürokratları katıldı.

Törende konuşan Tunç, 4 Haziran 2023'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle Adalet Bakanlığı görevine getirildiğini, bugün de onur ve gururla görevini Gürlek'e devrettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile siyaset yolculuğunun uzun bir zamana yayıldığını, AK Parti'nin kuruluşundan bu yana farklı görevlerde bulunduğunu anlatan Tunç, "Aradan geçen 2,5 yıldan fazla bir zamandır sizlerle beraberiz. Adalet teşkilatının kapasitesini güçlendirmenin onur ve gururunu yaşadık." dedi.

Türkiye'nin son 23 yılda gelişmeye devam ettiğini, demokratik kalkınmasını sürdürdüğünü dile getiren Tunç, bu kapsamda Anayasa ve yasalardaki reform çalışmalarıyla demokratik hukuk devletinin tahkimi için çalışmalar yürütüldüğünü kaydetti.

Makamların "milletin emaneti" olduğunu ifade eden Tunç, Bakan Yardımcılığı döneminde mesai arkadaşlığı yaptığı Gürlek'e yeni görevinde başarılar diledi.

"Suçla mücadelede tavizsiz duruşumuzu devam ettireceğiz"

Akın Gürlek de Adalet Bakanlığı görevini kendisine tevdi eden Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bugüne kadarki emekleri için Yılmaz Tunç'a teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'de hukuk ve adalet alanında önemli reformların hayata geçirildiğini anımsatan Gürlek, yargı reformları, insan hakları eylem planları ve dijital adalet altyapısındaki gelişmelerin adalet sisteminin güçlendirilmesine katkılar sunduğunu söyledi.

Adalet sisteminin vatandaşların ortak güvencesi olduğuna işaret eden Gürlek, "Türkiye Yüzyılı'nda güçlü devlet, güçlü adalet anlayışı doğrultusunda reformları kararlılıkla sürdüreceğiz. Suçla mücadelede tavizsiz duruşumuzu devam ettireceğiz. Yargı süreçlerini hızlandırmaya, dijital altyapıyı güçlendirmeye, hukuk güvenliğini tahkim etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

Görev değişiminin "bayrak yarışı" olduğunu dile getiren Gürlek, emaneti daha ileri taşımanın gayreti içerisinde olacağını kaydetti. Gürlek, "Yargı mensuplarımız, akademi, barolar, sivil toplum ve milletimizle istişare içinde çalışarak, daha güçlü bir hukuk devleti için gayret göstereceğiz." ifadelerini kullandı.

"Sorunların çözülmesi için gayret göstereceğim"

Kendisinin yargı teşkilatının içinden geldiğini, hakimlik ve savcılık yaptığını anımsatan Gürlek, "Hakim, savcı arkadaşlarımızın sorunlarını çok yakından takip ediyorum. İnşallah bu sorunların da çözülmesi için elimden gelen gayreti göstereceğim." şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Gürlek ve Tunç, birbirlerine çiçek takdim etti.

Devir teslim törenine, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Faruk Acar ve Halit Yerebakan ile AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan da katıldı.

Özgecan Aslan ölümünün 11'inci yılında dualarla anıldı

Kadın cinayetlerinin simge isimlerinden biri haline gelen Özgecan Aslan, vahşice katledilişinin 11'inci yılında da unutulmadı. Genç yaşta hayattan koparılan Özgecan, Mersin'deki kabri başında dualarla ve gözyaşlarıyla anıldı

11.02.2026 14:28:00 / Güncelleme: 11.02.2026 14:32:59
İHA
Özgecan Aslan ölümünün 11'inci yılında dualarla anıldı
Özgecan Aslan ölümünün 11'inci yılında dualarla anıldı
Mersin'in Tarsus ilçesinde 11 Şubat 2015'te okulundan evine dönmek üzere bindiği minibüste vahşice öldürülen üniversite öğrencisi 19 yaşındaki Özgecan Aslan, mezarı başında dualarla anıldı. Anne Songül Aslan, baba Mehmet Aslan ve yakınları, Özgecan'ın Toroslar ilçesi Akbelen Şehir Mezarlığı'ndaki kabrine gelerek, çiçek bırakıp dua etti. Anne Songül Aslan, kızının kabrine çiçek koyduktan sonra mezar taşını öptü, bir süre Kur'an-ı Kerim okudu.



Acıları 11 yıldır dinmedi

Aslan ailesi, 11'inci ölüm yıl dönümünde kızları Özgecan'ı kabri başında dualarla andı. Anne Songül Aslan ve baba Mehmet Aslan'ın da yer aldığı anma programında Kur'an-ı Kerim okunmasının ardından dualar edildi. Duygusal anların yaşandığı anmada Aslan çifti zaman zaman gözyaşlarına hakim olamazken, yakınları ve katılan vatandaşlar da Özgecan'ın mezarı başında dua ederek aileye destek verdi. Mezara çiçekler bırakılırken, Özgecan rahmet ve özlemle anıldı.



"Sen nasıl kadına dokunursun, katledersin?"

Baba Mehmet Aslan gazetecilere yaptığı açıklamada, artan kadın cinayetlerine tepkisini dile getirirken, "Sen nasıl kadına dokunursun, katledersin' Nasıl şiddet uygularsın' Her gün bir kadın cinayeti. Biraz kendimize gelelim. Sevgiden, barıştan başka, adaletten başka bu işin bir çıkış yolu yok. Allah gönderdiği son dinin adını İslam koymuş, İslam barış demek. Bir parça seveceksin, bir parça anlayışlı olacaksın. Başka bir şey yok. Nedir yani' Üç günlük dünyanın çukurundayız. Hepimiz birbirimize yardımcı olacağız, birbirimizi seveceğiz. Birazcık anlayış göstereceğiz. Ne diye gidip küçük çocukların, kızların, erkeklerin ırzına geçiyorsunuz' Şeref dediğin şey aklın kendisidir. Akıl da hikmet olmadan çalışmıyor" dedi.



"Özgem 11 yıl oldu göç edeli"

Anne Songül Aslan ise evladının yokluğunun acısının ilk günkü gibi taze olduğunu ifade ederek, "Özgem 11 yıl oldu göç edeli. Allah hiçbir anneye, babaya bu acıyı göstermesin diyorum. Hiçbir suçu yoktu evladımın. Hayalleri vardı, hedefleri vardı. 'Okuyacağım, dünyanın en iyi psikoloğu olacağım' diyordu. Çok dürüsttü, çok namusluydu, çok böyle pozitif bir insandı. Hep güler yüzlüydü. Derslerine çalışırdı, işinde gücünde bir kızdı. Allah ona o acıyı yaşatanların aynısını onlara yaşatsın diyorum. Böyle suçsuz, günahsız evlatlarımız birer birer gidiyor" diye konuştu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.