logo
19 MAYIS 2026

GENÇ ÜNİVERSİTE

01.07.2001 00:00:00
KIBRIS MENGENESİ

SEYİR: ALPEREN POLAT

Yaşadığımız şu günler Kıbrıs konusunda yaşanan en kritik günlerdir desek abartmış olmayız herhalde. Çünkü şu günler; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımayan ve Kıbrıs'ta Türk görmek istemeyen çevrelerin diplomasi manevralarını sıklaştırdığı ve artık somut bir gelişme kaydedebilmek için Türk tarafına uygulanan baskı ve oyunların son raddeye ulaştığı bir dönem. Anlaşılan o ki, şer cephesi Kıbrıs sorununu kendi çözüm mantığına göre en kısa zamanda kesin olarak halletmeye kararlı ve bunun için de çoktan harekete geçmiş durumda...

Düşman lobİler düğmeye bastı

Türkiye aleyhine bir durum sözkonusu olduğu zaman aklımıza ilk gelen Ermeni ve Rum- Yunan lobileri, ABD'de harekete geçtiler bile. Türk düşmanı Rum ve Ermeni 44 milletvekili ABD Temsilciler Meclisi'ne sundukları bir tasarıyla, Kıbrıs Rum Kesimi'nin AB'ye üyeliğinin çabuklaştırılması için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğini ve bu yolla Kıbrıs'ta çözümün hasıl olacağını iddia ediyorlar. Ayrıca tasarıda "Kıbrıs'ta mevcut durum kabul edilemez" denilerek, Kıbrıs'ta Türk görmek istemediklerini en iyi şekilde özetlemiş oluyorlar. Kıbrıs'ta istedikleri bir çözümün gerçekleşebilmesi için Kıbrıs'ın AB'ye üye olmasının elzem olduğu vurgulanan tasarıda, "Zaten AB, siyasi çözümü Kıbrıs'ın (Rum Kesiminin) üyeliği için önkoşul olarak koymadı" yorumu yapılıyor. Doğru, AB adada siyasi çözümü önkoşul olarak koymadı çünkü, AB'ye göre Kıbrıs'ta siyasi bir sorun yok, sadece Türk sorunu var. Bu sorun da bırakın siyasi bir sorun olmayı, azınlık sorunu olmayı bile hak etmiyor AB nazarında.

Görünürde bağlayıcı hiçbir özelliği olmayan bu tasarı kabul edildiği takdirde (ki büyük ihtimalle kabul edilir) ABD'nin konuya yaklaşımındaki çizgisini ve tarafını meşru bir zemine oturtacaktır. Çünkü şu anda ABD'nin izlediği politikanın tarafı belli olmakla beraber, net değilmiş izlenimi verilmek istenmektedir. Bundan böyle ABD Kıbrıs'ın AB'ye üyeliğine vereceği destekle hem tarafını belli etmiş olacak, hem de sorun ABD ve diğerlerinin istediği şekilde yani Türk'ün tanınmadığı bir şekilde çözümlenmiş olacak.

Cem İle PapandreU'nUn sİrtakİsİ

Bu cephede bu gelişmeler yaşanırken bizim cephemizde neler yaşanıyor acaba. Bizim cephemiz derken elbette ki; bu konularda çözüm mercii olarak gördüğümüz Türk Dışişlerinden bahsediyorum.

Dışişlerinden sorumlu bakanımız İsmail Cem bu günlerde çok yoğun. Yani Kıbrıs konusunda gelişen hadiselere ayıracak zamanı yok. Çünkü sayın Cem, şu sıralar bizim Yunanistan ile olan kadim dostluğumuzu (!) pekiştirmekle meşgul. Cem Kopenhag Kriterleri ve Katılım Ortaklığı Belgesi'ne atılan imzalardan çok yorulmuş olacak ki, kadim dostu Yorgo Papandreu ile Sisam ve Kuşadası'nda kadeh tokuşturup, sirtaki yapıp, güvercin uçurarak tatil yapıyor. Hem de birbirinden kıymetli dostluk mesajları vererek. Verilen mesajları; yaşadığımız deprem felaketinin ardından estirilmeye çalışılan ama kısa bir süre sonra şişirilmiş koca bir balon olduğunu gördüğümüz dostluk ve kardeşlik (!) mesajlarından hatırlıyorsunuzdur herhalde... Siz değerli okuyucuların hatırlayacağına eminim ama dışişlerimizden sorumlu bakanımızın hatırlayacağından o kadar emin değilim. Çünkü o kadar rakıdan sonra böyle bir şeyi hatırlamak oldukça güç olsa gerek.

Yeri gelmişken hatırlatmamızda fayda var, Kutadgu Bilig ve Siyasetnâme'de eski Türk devlet teşkilatında elçi ve hariciyeden sorumlu insanların vasıfları ve uyması gereken kurallar anlatılırken, elçi ve hariciyeden sorumlu insanların şarap ve sarhoş edici şeylerden uzak durmaları gerektiği üzerinde uzun uzun duruluyor. Buna sebep olarak ta; bir devletin en kritik mevkisinde görev alan ve bütün devlet sırlarını muhafaza eden bir görevli olarak hariciyeden sorumlu yetkilinin sahip olduğu sırları başkasıyla paylaşmaması ve bulunduğu mevkiinin ağırlığını taşıyabilecek doğru kararlar verebilmesi gösteriliyor...

Ama maalesef günümüzde devlet adamlarımızın çoğunun bu anlayıştan hayli uzak olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Özellikle hariciyeden sorumlu bakanımız bu konuda hiç hassasiyet göstermiyor dersek yanlış söylemiş olmayız. (diğer önemli mevkiide bulunan bakanımız Derviş de biraları bir bir yudumluyor. Bu haliyle ülke ekonomisi için ne kadar sağlıklı kararlar aldığı ortada...)

VerheUgen'İn verdİğİ mesaJ

Diğer taraftan AB Bakanımız Mesut Yılmaz'ın sık sık görüştüğü AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in bu hafta yaptığı açıklamalar hayli dikkat çekici. Verheugen'in Kıbrıs konusuna yaklaşımı ABD'den ve Yunanistan'dan farklı değil. Verheugen bu görüşünü her fırsatta söylemekten de çekinmiyor.

Hafta içinde Verheugen Kıbrıs konusunda şunları söylüyordu: "Kıbrıs (Rum Kesimi) ile tam üyelik müzakereleri sorunsuz sürüyor ve gelecek yıl sonunda biter. AB'nin stratejisi açık: BM'nin çözüm çabalarını destekliyoruz. Süratli ve barışçı bir çözüm bulunmasını arzu ediyoruz. 'Bu olmazsa ne olur, o zaman ne yaparız?' Savunduğumuz çizgiyi sürdürmek durumundayız. Durumun ne olacağını 2002'de görürüz. AB Konseyi, tüm etkenleri dikkate alarak bir karar verir. Kıbrıs konusu, önemli bir gündem maddesi olacak." Türklere çağrıda bulunmayı da ihmal etmeyen Verheugen şöyle devam ediyordu: "Bu vesileyle Türk hükümetine ve Kıbrıslı Türklere çağrımı yineliyorum. Barış sürecini tekrar başlatmak için ellerinden geleni yapsınlar. Yılbaşında, özellikle Kuzey Kıbrıs'ın tavrının katılaşması üzerine endişelerimi dile getirmiştim. Birleşmiş bir Kıbrıs'ın AB'ye katılımı, gerginliğin düşmesi ve kalıcı bir barışın garanti edilmesi için en iyi yöntemdir. Kıbrıslı Türk ve Rumların barış içinde birliktelikleri açısından bundan daha iyi bir araç yok."

Çözümün bu şekilde olacağına inanan birisiyle bizim hiçbir ortak noktamız olamayacağı ve hatta taban tabana zıt görüşlere sahip olduğumuz ortadayken, İsmail Cem'in de bu insanla hiçbir ortak görüşe sahip olmaması gerekmektedir. Çünkü sorunların çözüm merciinde kendisi bulunuyor ve bu konuda daha çok hassas olmasını beklemek hakkımız. Ama ne var ki, Verheugen'e bir Yunan gazetecinin, Türk Dışişleri Bakanı'nın, Brüksel'de yapılan Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısandaki sözlerini nasıl değerlendirdiğini sorması üzerine, şu cevabı alıyordu: "Bu hafta Cem ile görüşmelerimden sonra iyimser olduğumu söylemeliyim. Kıbrıs'ta zamanında bir çözüm mümkün görünüyor." Bu cevaptan sonra sadece bir soru sorarak yorumu siz değerli okuyucuya bırakıyorum.

"Kıbrıs konusunda Rum tezini savunmaktan başka bir şey bilmeyen ve adadaki soruna getirdiği çözüm önerisiyle Türk tarafına hayat hakkı tanımayan Verheugen'e sayın Dışişlerinden sorumlu bakanımız İsmail Cem ne söyledi ki, Verheugen iyimser olduğunu söyleyebildi?"

GÜL KOKULU DOSTLAR

Mehlike Ergüven / A.Ü.S.B.F ULUSLARARASI İLİŞKİLER

Yaşlı ıtriyatçı sordu; "Ne istiyorsun?"

"Ben camdaki ilanı gördüm, burda çalışmak istiyorum."

"Sen kendini bir tanıt bakayım."

"Efendim, ben öğrenciyim."

"Hepimiz öğrenciyiz."

"Şey, ben derslerimin olmadığı günler burda çalışmak istiyorum."

"Telefonlara bakarsın, siparişleri teslim edersin, buranın temizliğiyle ilgilenirsin, gelenleri ağırlarsın, yani burdaki her işi yaparsın ama çok fazla bir şey veremem sana."

"Kabul ediyorum, yalnız bir tek şey istiyorum" dedi ama ıtriyatçı onu susturdu: "Ne istediğini biliyorum, bulunca çekip gideceğini de, ama vakti var" dedi. "Hadi yarın Cumartesi, sabah namazdan sonra burda ol."

Kimdi bu yaşlı ıtriyatçı, daha ismini bile bilmiyordu, onu hemen işe almıştı ama ismini bile sormamıştı, hem ne isteyeceğini nerden biliyordu... Yol boyunca bunları düşündü.

Eve geldiğinde ikindi vakti girmişti. Abdest alırken ıtriyatçıdaki hoş kokunun kendi üzerine de sindiğini fark etti. Kendi kendine güldü, artık hoş kokulu bir işi vardı. Namazını kıldı, balkona çıktı, derin bir düşünceye dalmıştı, güneş batana kadar oturduğu yerden kalkmadı. Dilinde salavat-ı şerife ile Alemlerin Sevgilisini çağırıyordu. Akşam meltemiyle yine o gül kokusu geldi geçti. Gözlerine bir duman çöktü ve başını balkon demirine dayayıp ağlamaya başladı, içinden sessiz bir ahh çekti, bu ahh ile kalbinde hasretin çöl güneşi sıcaklığını hissetti, dünya alev alev yandı ama yanan kendisiydi, yandıkça ağladı ağladı.

Bu ıtriyatçı dükkanındaki işi aslında rüyasında bulmuştu.

Tam beş yıl önceydi, 16 yaşındaydı. Bir arkadaşından aldığı mektupta eğer gerçek sevgiyi bulmak isterse, birgün Hak Teala'nın dostlarıyla karşılaşmak ve Peygamber efendimizin kokusunu duymak isterse mektuba yazdıklarını yapmasının yeterli olacağını söylüyordu ve mektubun devamında tevbe-istiğfar getirip, hamd etmesini, sonra salavat getirmesini arkasından tevhid okumasını ve ism-i celali çokça söylemesini tavsiye ediyordu. Kolayca öğrensin diye de bir ilaç tarifi gibi şöyle yazmıştı.

33 defa Estağfirullah, Elhamdülillah

33 defa Allahümmesalli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed

33 defa la ilahe illallah

100 defa Allah (cc)

Amaca ulaşmak için sabırlı olmak ve sebat etmek gerekiyor demişti. Bu haberi aldığında birgün Habibullah'ın kokusunu duyacağına ve O'nun arkadaşlarıyla tanışacağına gönülden inanmıştı. Öyle ki bir müddet sonra arasıra gelip geçen bir hoş koku duymaya başlamıştı. Bu sanki gül kokusuna ama kokladığı hiç bir gülün kokusuna benzemiyordu. Öyle hoştu ki bazen bu kokuyla sarhoş olup bayılacağını sanuyordu ama aniden kayboluyordu. Önceleri yanındakilere soruyordu, bir koku var sen de duyuyor musun diye, ama anlamıştı kendinden başka kimse fark etmiyordu.

Bu arasıra duyulan gül kokusuyla, dost kokusuyla söylediği her salavatta derinden, ta kalbinin derinliklerinde bir şeylerin ona acı verdiğini hissetmeye başlamıştı. İçinde bir alev be gün artıyor, ince bir bıçak yarası gibi kalbini sızlatıyordu.

Arkadaşını arayıp bulmak, derdini anlatmak istedi. Ne de olsa bu derde o vesile olmuştu. Ancak arkadaşının vefat ettiğini haber aldığında derin bir hüzne boğuldu. Kalbinde bir hasret yarası açılmış dermanını soramadan dünya değişmişti.

İşte beş yıl sonra arkadaşını rüyasında gördü, bir ıtriyatçı dükkanında çalışıyordu arkadaşı. Ama hep aynı kokuyu, gül kokusunu satıyordu. Bu arasıra duyduğu muhabbet kokusu, dost kokusuydu.

Bu bir işarettir diye düşünüp bulduğu ilk ıtriyatçıdan iş istemek niyetiyle bu sabah evden ayrılmış ve işte istediği işi bulmuştu. Yalnız artık olaylar çok tuhaf gelişiyordu.

Seher vaktinde yine gül kokusuyla uyandı, kalkıp abdest aldı. Namazı camide kılarım diyerek ıtriyatçıya en yakın camiye doğru yola koyuldu. Bir serin Mayıs günüydü. Caminin bahçesindeki güller tomurcuklanmış, kimisi de açmıştı. Güllerin yanına gitti, açmış olanları kokladı, çok güzeldi. Sinesine çekti, sonra bir salavat getirdi. Tam o anda daha hafif ama çok daha tatlı başka, bambaşka bir gül kokusu duydu. Gülümsedi, içinden demek selamımı aldı dedi. Bunları düşünürken bir el onu kendine doğru çekti.

"Ahmet" dedi "kimi güller açar da kokusu zamanı ve mekanı aşar, kimileri de ona açacak bu kokuya bekler" ıtriyatçı, bu derin manalar taşıyan fakat manasını bir türlü kavrayamadığı sözlerle ne demek istemişti.

Itriyatçının baktıkça derinleşen yeşil gözlerinde kayboldu. Sonra ezan sesiyle kendine gelmeye çalıştı ve ona sordu: "ismimi nasıl bildiniz?" yine anlayamadığı manalı bir cevap aldı; "Bu yolda herkes birbirini tanır, her yolcunun bir adı da Ahmet'tir,"

Birlikte namazlarını eda edip dükkana geçtiler. Itriyatçı ona hang işleri nasıl yapacağını anlattı. Artık yeni işine başlamaya hazırdı. Yeni işiyle beraber yeni bir dünya başlıyordu.

Günler böyle hoş kokularla uğraşıp geçerken Mayıs'ın son Cuması bir telefon geldi. Ahmet hazırlandı, çok miktarda gül kokusu siparişi vardı. Itriyatçıya siparişi teslim için alıcıyla Cuma namazında uzak bir camiide sözleştiklerini söyleyip ayrıldı. Itriyatçı benden selam söyle demişti. Ahmet buna hiç şaşırmadı o, zaten her müşterisine selam yollardı...

Namazı kılıp caminin bahçesindeki bir banka oturdu. Bu kadar çok koku isteyen kişi herhalde Cuma'dan sonra cemaata ikram edecek diye düşünürken kendi yaşlarında bir genç gülümseyerek yanına yaklaştı... Selam verdi, "sirarişleri ben istemiştim, siz Ahmetsiniz değil mi?" dedi. Şaşırmıştı, ismini nerden biliyordu. Kendi içinden beni gören herkes bunun adı herhalde Ahmet'tir diye mi düşünüyor, dedi. Genç, onun daha fazla düşünmesine fırsıt vermedi, 'siparişleri şu karşıdaki haneye götüreceğiz' dedi.

Birlikte yürüdüler, genç arkadaş şu karşıdaki hane derken ne kadar yakın gelmişti. Oysa bir hayli yürümeleri gerekti. Yol boyunca bu genç ona sorular soruyordu. "Ne zamandır bu işi yapıyorsun" dedi. "Bir ay olacak" diye cevap verdi. Ahmet de ona sordu; "İsmimi nasıl bildin?" bunu sorarken ıtriyatçının verdiği cevabı düşünüyordu. Acaba bu genç de mi yolcuydu.

Bir bahçenin tahta kapısını çaldılar. Yine güller, güller hep beyaz güller... Ahmet içinden salavat getirdi, yine rüyalarındaki kokuyu hissetti ve karşısında yeşil gözleriyle ona bakan nur yüzlü zât'ı gördü.

Gül yüzlü zat şişelerden birini açtı, kollarını ve boynuna sürdü, sonra Ahmet'e ve diğer gence ikram etti. Gence "misafirimizle ilgilenin", deyip oradan ayrıldı.

O gece eve geldiğinde bütün düşünceleri alt üst olmuştu. Yatağına uzandı, ağlamaya başladı, "Leyla bu hal nedir?" diye soruyordu. Ağlayarak uyuduğu, rüyasında ıtriyatçıyı gördü. Derin yemyeşil gözleriyle ona bakıyordu. Sonra yüzü bu gün gül kokusu sipariş eden o nur yüzlü zat oldu sanki. Siması bir ıtriyatçı bir o nur yüzü olmuyordu.

Sabah ise gittiğinde ıtriyatçı çoktan gelmişti. "Ahmet geç kaldın" dedi. "Namaza camiye de gelmedin". Ahmet karşısına geçip, yeşil gözlerine derin derin baktı. Dün yaşadıklarını anlattı. İtriyatçı ona "her şeyin bir hikmeti vardır. Kişi aradığını bulur, isteyene verilir, bu yol Habibullah'ın muhabbet yoludur. Koku O'nun nazar O'nun, yolcu O'nundur."

"İlk defa bir şeyin hikmetini soracağım. Kendisi öyle güzel kokuyorken niçin başka kokular süründü?" ıtriyatçı tebessüme şöyle dedi: "Anlamadın mı, kendi kokusunu gizlemek için, Allah dostları Peygamber varisleridir. Her zaman ve her mekanda insanlığı, Allah'a taşırlar. Sen yolcusun, ne mutlu sana ki Habibullah'ın dostlarını gördün, sana kokusunu bile yollamış daha ne bekliyorsun" dedi.

Ahmet Itriyatçının elini öptü, veda eder gibi sarıldı. Şimdi o güzel kokulu, o nur yüzlü zatın yanına gidiyordu. Elinde bir beyaz gül demeti vardı. Itriyatçı selamve muhabbetlerini yollamış, ne götüreyim deyince sözverdiğin gül demetini götür demişti. Evet, yıllar önce eğer bir gün sana kavuşursam, bir beyaz gül demetiyle kapında bekleyeceğim diye söz ver mişti.

Kapısında tam 21 yıl hasretini çektiği Leyla'sına kavuşan Ahmet, Itriyatçıyı ne kadar aradıysa da bulamadı...

Örf ve âdetlerin toplum hayatındaki yeri

Oğuz KÖRO?LU

Milli değerlerimizi oluşturan unsurlar arasında, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen ve bütün toplumca benimsenip uygulanan kurallar bulunmaktadır. Fertlerin gönüllü kabulüne dayanan, vicdanlarını etkileyip kendi kendilerini kontrol etmelerini sağlayan ve onaların davranışlarına yön veren bu kurallar; töre ve gelenekler, örf ve âdetlerdir.

Örf ve âdetler, bir milletin karakteristik özelliklerini belirleyen, milli benlik ve şahsiyetini koruyan sosyal prensiplerdir. Köklü bir geçmişe sahip olan milletlerin en bariz özellikleri, manevi değerleri, töre ve gelenekleredir. Tarih boyunca yoğrulup olgunlaşmış, milletle özdeşleşmiş olan bu değerlerin insan hayatında önemli işlevleri vardır.

BİRLİK VE BERABERLİ?İN TEMİNATI

Örf ve âdetlerin en önemli fonksiyonu, millet bireylerini tek bir bünye olarak tutan ve birlik ve beraberliği sağlayan özelliğidir. Bu değerler, toplumun tümünü birleştiren ve aynı hedeflere yönelten bir ahlâk, duygu ve düşünce meydana getirmekte, fertleri birbirine bağlamaktadır. Örf ve âdetler, toplumun kaynaşıp bütünleşmesinde etkili rol oynayan ve karşılıklı ilişkileri düzene koyan unsurlardandır. Ziyaretler, kutlamalar, bayramlaşma, selamlaşma, hediyeleşme gibi davranışlar bireylerin birbirelerini daha iyi tanımalarına, aralarındaki bağların güçlenmesine katkıda bulunan alışkanlıklardır. Bunlar da, toplumdaki birlik ve beraberliğin, yardımlaşma ve dayanışmanın devamlılığını temin etmektedir. Örf ve âdetler, aynı zamanda milli kültürün birer zenginliği olduğundan, onlara bağlılık; kültürel kimliğin korunmasında da önemli bir etkiye sahiptir.

GEÇMİŞLE GELECEK ARASINDA KÖPRÜ

Örf ve âdetler, millet olarak geçmişimiz ile geleceğimiz arasında bir köprü oluşturmaktadır. Milli kimliğimiz ve kültürümüz, gelecek kuşaklara, örf ve âdetlerle ulaştırılır. O bakımdan bu değerlerin kişiler tarafından korunması, içtenlikle yaşanıp geliştirilmesi, millet hayatının devamı için vazgeçilmezdir.

Örf ve adetlerin toplum tarafından korunup benimsenmesi, inanç ve ahlâki yapıyla bütünleşmesiyle mümkündür. Örf ve âdetleri denetleyen ve işlemesini sağlayan, kanunlardan ziyade dinî inançlarla birlikte ahlâktır. Dolayısıyla örf ve âdetlerin sosyal hayatta yerleşmesi için toplumun inancına ve ahlâkına uygun olması gerekir.

Örf ve âdetlerin, ortak davranış kalıpları olarak ortaya çıkması, toplumu oluşturan fertlerin aynı kültür kaynağından beslenmeşi olmalarındandır. Nitekim, millet hayatında ortak duygu ve düşüncenin ürünü olan örf ve adetleri, toplumun giyim kuşamında, sevgi, saygı, misafirperverlik, vatanseverlik gibi değerlerinde, düğün ve bayramlarında görmekte, aynı kültür ve medeniyetin izlerine rastlamaktayız.

Yapıcı ve birleştirci özelliğiyle, yasaların etkili olamadığı zamanlarda dahi, örf ve âdetler; millet hayatında bir otorite, sosyal düzeni sağlayan bir güç olmaktadır. Devlet otoritesinin yok olduğu, yasaların geçerli olmadığı bunalımlı dönemlerde bile örf ve âdetler, bu özelliğini korumuş ve işlevini sürdürmüştür. Devletin ve hukuki kuralların üstesinden gelemediği bir çok problemleri, örf ve âdetlerin birleştirici özelliği çözmektedir.

BİREYSELLEŞME VE YABANCILAŞMA TEHDİDİ

Örf ve âdetlerin yaşatılması, bunlara önem vermeye ve devamlılıklarını sağlama konusunda duyarlı olmaya bağlıdır. Gün geçtikçe bireyselleşmenin ve toplumsal yabancılaşmanın hızla artması, örf ve âdetlerimizin işlevini ortadan kaldırmakta ve milli bütünlüğümüzü tehdit etmektedir.

Milleti bir arada tutan ve milli birlik ve beraberliği sağlayan örf ve âdetlerin zayıfladığı ve hiçe sayıldığı toplumlarda bölünüp parçalanmak kaçınılmazdır. Kendi benliğini kaybedip, kültürel değerlerinden uzaklaşan milletler, yabancı kültürlerin etkisinde kalmaktan kurtulamazlar. Böyle bir milletin de, ne kendi milliyeti içinde kalması, ne de bir başkasının aynısı olması hiç ama hiç mümkün değildir!..

PULLUK

Mehmet YILMAZATA

Bu hafta, PTT idaremizin Ocak 2001'de çıkarmış oldugu 200000 TL değerindeki Türksat 2A konulu, puldan hareketle Türksat uydularımız hakkında kısa bir bilgilendirme yapmaya çalışacağım. Türksat isimli uydularımızın tarihi 24 Ocak 1994'te atılan, ancak maalesef kısa bir süre sonra patlayan Türksat 1A ile başladı. 11 Ağustos 1994'te Türksat 1B (5000/1500 TL pulunda) başarılı bir şekilde uzaya fırlatıldı. Halen kullanımda bulunan uydunun ömrü 2004'te bitecek. Ayrıca Türksat 1C 10 Temmuz 1996'da hizmete girdi. 11 Ocak 2001'de ise, ta 1997'den itibaren hazırlanan, % 75 Türk Telekom'a ve % 25 Alcatel Space 'e ait olan Türksat 2A Fransız Guayana'daki Korou Üssü'nden Ariane füzesiyle uzaya fırlatıldı. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz'e göre barışa hizmet edecek. Avrupa, Türkiye ve Orta Asya'yı kapsayan 2 sabit anten ve 2 hareketli spot antene sahip olan Türksat 2A, İsrail, Ürdün, Lübnan ve Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere açılacak. Uydunun sabit vericileri, hedef pazar olan Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa, Orta ve Batı Asya, İsrail, Ürdün ve Lübnan'da yüksek güçte bant erişimi sağlayacak ve yaklaşık 620 milyon kişiye ulaşacak. Uydunun hareketli iki vericilerinin sayesinde ihtiyaç oldugu takdirde Ortadoğu, Batı Rusya ,Ukrayna, Güney Afrika, Hint Yarımadasına da erişim sağlayabilir. 300 Milyon dolara mal olan Türksat 2A'nın 15 sene içinde 1,5 Milyar dolar gelir sağlayacağı tahmin ediliyor.

Polis ve jandarma saldırganın peşinde


 
Mersin'de silahlı saldırgan 6 kişiyi öldürdü, 8 kişiyi yaraladı. Tarsus ve Çamlıyayla ilçelerinde silahlı saldırılar gerçekleştiren zanlının yakalanması için çalışmalar sürüyor.

19.05.2026 00:07:00
HABER MERKEZİ/AA
Polis ve jandarma saldırganın peşinde
Polis ve jandarma saldırganın peşinde

Mersin'de 37 yaşındaki Metin Ö., lokanta ve farklı mahallelerde düzenlediği silahlı saldırılarda aralarında eski eşinin de olduğu 6 kişiyi öldürdü, 8 kişiyi yaraladı.
İddiaya göre, Çamlıyayla ilçesi Darıpınarı Mahallesi'nde sokakta yürüyen eski eşi Arzu Özden'i (32) tabancayla öldüren Metin Ö. (37) otomobiliyle kaçtı.
Sabri Pan'ın (30) Tarsus ilçesi Kadelli Mahallesi'ndeki lokantasının önüne giden Metin Ö, aracının camından silahla ateş açtı. İhbar üzerine adrese 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Saldırıda Pan ve iş yerinde çalışan Ahmet Ercan (18) yaşamını yitirdi.

Çobanı ve tır sürücüsünü de katletti

Kaburgediği Mahallesi'nde hayvan otlatan Yusuf Oktay (16) ile Yeniköy Mahallesi'nde Abdullah Koca'yı (50) ve bir akaryakıt istasyonunda bekleyen tır şoförü Gökay Selfioğlu'nu öldürdüğü öğrenilen Metin Ö, kaçış güzergahında 8 kişiyi yaraladı.

Saldırganın yakalanması için çalışmalar sürüyor

Jandarma ve polis ekipleri, saldırganı yakalamak için çalışmalara devam ediyor.
Tarsus ve Çamlıyayla ilçeleri ile Adana'nın Pozantı ilçesindeki kara yollarında önlem alan ekipler, bölgeyi helikopter ve dronlarla inceliyor.

Vatandaşlara rastgele ateş açtı

Kaburgediği Mahallesi Muhtarı İsa Gür, markette çalışan yeğeni Veli Şimşek'in saldırıda yaralandığını ve tedavisinin Tarsus Devlet Hastanesinde sürdüğünü söyledi.
Saldırganın iş yerinin önüne gelir gelmez otomobilinden ateş açtığını dile getiren Gür, "Başta şaka yapıyorlar, torpil falan fırlatıyorlar sandım ama değilmiş. Çocuk 'vuruldum' dedi. Sonra arabaya koşup saldırganın peşinden gittim ama yakalayamadım" dedi. Gür, Metin Ö'yü tanımadıklarını belirterek, saldırganın bölgedeki insanlara rastgele ateş açtığını ifade etti.

Çorlu şehitlerini binler uğurladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde uğradıkları saldırı sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç için cenaze namazı kılındı. Şehit polisler, dualar ve gözyaşları eşliğinde son yolculuklarına uğurlandı   

18.05.2026 14:49:00
İHA
Çorlu şehitlerini binler uğurladı
Çorlu şehitlerini binler uğurladı
Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan şehit polis memurları Erkan Tütüncüler ile Emrah Koç için ilk olarak Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde resmi tören düzenlendi. Ardından şehitler için Çorlu ilçesindeki Hacı Mehmet Şirikçi Camii'nde öğle namazını müteakip cenaze namazı kılındı.

Cenaze törenine İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, milletvekilleri, protokol üyeleri, emniyet personeli ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Cenaze namazının ardından şehit polisler, dualar eşliğinde uğurlandı. Cadde boyunca toplanan binlerce vatandaş, şehitleri son yolculuklarına uğurladı.

Şehit Polis Memuru Emrah Koç'un naaşı, defnedilmek üzere Çorlu Hava Meydan Komutanlığı'ndan Van iline gönderildi. Şehit Polis Memuru Erkan Tütüncüler ise Çorlu Şehitliği'nde toprağa verilecek.

İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak

İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek

18.05.2026 13:51:00
Haber Merkezi
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İmamoğlu'nun diploma davasında İstinaf başvurusu da reddedildi, dosya Danıştay'a taşınacak
İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, CHP'nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun diploma iptaline karşı İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nde açtığı davanın reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu reddetti. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, oy birliğiyle alınan karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İmamoğlu'nun üniversite lisans diplomasının iptaline karşı açtığı davada, İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nce ret kararı verilmişti.

İdare Mahkemesi'nin ret kararının gerekçesinde, "yatay geçişe imkan sağlanma sırasında idarece yapılan hataların, gözden kaçan, dikkatsizlik neticesinde (sehven) yapılan hatalar seviyesinde olmadığı, böylesine ağır hukuki sakatlık halleri ile hatalı durumların davacı tarafından bilinmiyor olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu" belirtildi.

Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İdare Mahkemesi kararına karşı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurdu.

Kararın kaldırılması istenmişti
İstanbul 5. İdare Mahkemesi'nin 23 Ocak 2026 günlü kararının, "davaya konu işlemin, yetkili ve görevli olmayan makam tarafından yetki gaspı yapılmak suretiyle tesis edildiği, Fakülte Yönetim Kurulu tarafından karar verilmesi gerekirken Üniversite Yönetim Kurulu'nca karar alındığı, Üniversite Yönetim Kurulu'nun İşletme Fakültesinin Dekanı olmaksızın teşekkül ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu" iddialarıyla istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve işin esası hakkında yeniden bir karar verilmesi istendi.

Edinilen bilgiye göre, İstanbul 7. İdari Dava Dairesi, Ekrem İmamoğlu'nun avukatlarının yaptığı istinaf başvurusunu reddetti.

Oy birliğiyle reddedildi
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi, davacının istinaf aşamasındaki duruşma talebini de yerinde görmeyerek, başvuruyu dosya üzerinden inceledi.

Daire'nin gerekçesinde, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrasında, ''Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir'' hükmüne yer verildiği hatırlatıldı.

"İdare Mahkemesi kararı usule uygun"
Gerekçede, "İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının, usul ve hukuka uygun olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verildiği" bildirildi.

Danıştay'a taşınacak
Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 7. İdare Dava Dairesi'nin oy birliğiyle 13 Mayıs 2026'da aldığı karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yoluna başvurulabilecek.

Bahçeli'den Öcalan için statü istemesinin sebebini açıkladı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak nitelendirdiği yeni çözüm sürecine ilişkin yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu söyledi

18.05.2026 10:50:00 / Güncelleme: 18.05.2026 10:55:14
Haber Merkezi
Bahçeli'den Öcalan için statü istemesinin sebebini açıkladı
Bahçeli'den Öcalan için statü istemesinin sebebini açıkladı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidarın "Terörsüz Türkiye", DEM Parti'nin ise "Barış ve Demokratik Toplum" olarak nitelendirdiği yeni çözüm sürecine ilişkin yeni bir hamleye ihtiyaç olduğunu söyledi.

Türkgün gazetesine değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın statüsüyle ilgili "Öcalan'ın münfesih [feshedilmiş] PKK'nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa edilmeli" dedi.

Öcalan'ın mahkumiyet halinin sürdürülerek kendisine yeni bir sosyal statü verilmesinin, PKK ve bileşenlerinin silah bırakma sürecinin daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesine imkan tanıyacağını belirten Bahçeli, bu yeni statü için "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisinde bulundu.

Öcalan'a verilebilecek koordinatör statüsünün, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacağını söyleyen Bahçeli, "Bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır" dedi.

MHP lideri koordinatörlük önerisini ilk olarak 5 Mayıs'taki partisinin grup toplantısında dile getirmişti. Bu öneriye DEM Parti de destek vermişti.

PKK'nın "mono-liderlik mekanizmasına" sahip olduğunu söyleyen Bahçeli, örgütün faaliyetlerinin kesin olarak son bulması için, bir kez daha "kurucu önder" olarak tanımladığı Öcalan'ın etki gücünün artırılması gerektiğini savundu.

Bahçeli, sürecin başından beri Öcalan'ı tarif ederken "kurucu önderlik" ifadesini kullanmasını da şu sözlerle açıkladı:

"Parçalı yapılarla terörsüz Türkiye yolunda yürümek sonuç almayı geciktirecek, provokasyonları artıracak, dış müdahalelere imkan verecek, örgüt içi çatışma dinamiklerini öne çıkararak görünür kılacak ve sonuç almayı zorlaştıracaktır.

"Başından beri 'örgütün kurucu önderi' ifadesinin kullanılması da bu endişeyi gidermeye, olası riskleri azaltmaya ve en hızlı şekilde terörsüz Türkiye hedefine ilişkin sonuç almaya yöneliktir."

MHP lideri ayrıca sürecin sürdürülebilmesi için iki ayrı komisyon önerdi.

Bunlardan ilki TBMM'de kurulacak ve her siyasi partiden belirlenecek üyelerle oluşturulacak bir "takip komisyonu".

Diğeri ise cumhurbaşkanı yardımcısının liderliğinde Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı' ile Milli İstihbarat Başkanlığı'ndan oluşan bir "Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik" komisyonu.

Bahçeli, bu ikinci komisyonun topluma süreci anlatacak ve "olası kara propagandalara karşı koyacak bir iletişim boyutu olacağını", ayrıca süreçle ilgili devlet kurumları arasında işbirliği sağlayacağını söyledi.

'Eski Türkiye' böyle değildi!

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kendilerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı personeli olarak tanıtıp sahte evrak ve sözleşmelerle dolandırıcılık yaptıkları öne sürülen 118 şüpheli hakkında Ankara merkezli 23 ilde gözaltı kararı verildi

18.05.2026 10:27:00 / Güncelleme: 18.05.2026 10:32:37
İhlas Haber Ajansı
'Eski Türkiye' böyle değildi!
'Eski Türkiye' böyle değildi!
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kendilerini Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı personeli olarak tanıtıp sahte evrak ve sözleşmelerle dolandırıcılık yaptıkları öne sürülen 118 şüpheli hakkında Ankara merkezli 23 ilde gözaltı kararı verildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü iş ve işlemlerini kullanarak organize şekilde hareket ettikleri belirlendi.



Soruşturmada, şüphelilerin bakanlık ya da bağlı kuruluşlarla herhangi bir bağları bulunmamasına rağmen kendilerini bakanlık personeli gibi tanıttıkları, bakanlık antetli sahte belgeler düzenledikleri, gerçeğe aykırı sözleşmeler imzalattıkları ve çeşitli şirketler kurarak haksız kazanç elde ettikleri tespit edildi.

Yürütülen incelemelerde, 23 müştekiden toplam 642 milyon 853 bin TL haksız menfaat sağlandığı, MASAK raporlarına göre ise şirketler üzerinden yaklaşık 2 milyar 764 milyon 841 bin 922 TL'lik para trafiği oluşturulduğu belirlendi.

Şüpheliler hakkında "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak", "Nitelikli Dolandırıcılık" ile "Resmi ve Özel Belgede Sahtecilik" suçlarından işlem başlatılırken, Ankara merkezli 23 ilde 18 Mayıs 2026 tarihinden itibaren Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekiplerince eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Operasyon kapsamında toplam 118 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.

Adana merkezli yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan Uzun ile Kütahyalı tutuklandı

Adana merkezli 21 ilde "yasa dışı bahis", "nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "kara para aklama" suçlarına yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınan 161 şüpheliden aralarında suç örgütü elebaşı olduğu öne sürülen Selahattin Akın Uzun ile Rasim Ozan Kütahyalı'nın da bulunduğu 135'i tutuklandı

18.05.2026 09:02:00 / Güncelleme: 18.05.2026 10:09:54
AA
Adana merkezli yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan Uzun ile Kütahyalı tutuklandı
Adana merkezli yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan Uzun ile Kütahyalı tutuklandı

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında 14 Mayıs'ta düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 161 şüpheliden 7'si dün emniyetteki işlemlerinin ardından serbest bırakıldı, 154'ü adliyeye sevk edildi.

Zanlılardan 1'i savcılık talimatıyla serbest bırakıldı, 142'si tutuklama, 11'i ise adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine çıkarıldı.

Hakimlik, Uzun ve Kütahyalı'nın da aralarında olduğu 135 zanlı hakkında tutuklama kararı verdi, 18 şüpheli ise adli kontrol şartıyla salıverildi.

Soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği, dijital materyal incelemeleri, mali analizler, kripto varlık çözümlemeleri ile firari şüphelilere yönelik yakalama çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.

Soruşturmanın detayları

Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı (MASAK) raporları, teknik ve fiziki takip çalışmaları, banka hareketleri, dijital materyal incelemeleri, kripto varlık analizleri, HTS kayıtları ve diğer delillerin değerlendirilmesi sonucu şüphelilerin "organize suç örgütü" niteliğinde hareket ederek yasa dışı bahis ve phishing (oltalama) yöntemiyle gerçekleştirilen nitelikli dolandırıcılık faaliyetlerinden elde edilen suç gelirlerini elektronik para kuruluşları, banka hesapları, sanal POS sistemleri, döviz büroları, kuyumcular, paravan şirketler ve kripto varlık sistemleri üzerinden dolaştırarak akladıkları tespit edilmişti.

Soruşturma kapsamında suç örgütünün, özel yazılım altyapıları ve panel sistemleri kurduğu, yasa dışı bahis sitelerine finansal altyapı sağladığı, elektronik para kuruluşları ve sanal POS ağlarından para transferi organizasyonları yürüttüğü, suç gelirlerini çok katmanlı finansal sistem içerisinde dolaştırdığı, kripto varlık sistemlerini aktif şekilde kullandığı, kuyumcu ve döviz büroları üzerinden nakit dönüşüm ve katmanlandırma işlemleri yaptığı belirlenmişti.

MASAK analizleri ve soruşturma dosyası kapsamındaki mali incelemelerde yaklaşık 100 milyar lira ve 2 milyar dolar şüpheli para hareketi ve aklama faaliyetinin tespit edildiği, örgütün ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren profesyonel bir finansal suç organizasyonu niteliğinde olduğu değerlendirilen soruşturmada, ayrıca bazı özel bankalarda görev yapan orta ve üst düzey yöneticilerin suçtan elde edilen gelirlerin bankacılık sistemi içerisindeki katmanlandırma işlemlerinde görev aldıkları, şüpheli para hareketlerine yönelik bloke ve güvenlik süreçlerinin etkisiz hale getirilmesine yardımcı oldukları yönünde kuvvetli deliller elde edildiği öğrenilmişti.

Bunun yanında bazı emniyet personelinin, şüpheliler hakkında adli makamlarca verilmiş yakalama, gözaltı ve arama kararlarına ilişkin sorgulamaları rüşvet karşılığında yaptıkları ve operasyonel süreçlere ilişkin bilgi temin ettikleri yönünde tespitler yapılmıştı.

Adana merkezli 21 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "yasa dışı bahis", "bilişim sistemleri kullanılarak nitelikli dolandırıcılık", "rüşvet" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlarına yönelik başlatılan soruşturmada 3 banka yöneticisi, 8 emniyet personeli, 4 avukatın da aralarında bulunduğu şüphelilerin yakalanması için Adana merkezli 21 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda suç örgütü elebaşı olduğu öne sürülen Selahattin Akın Uzun ile Rasim Ozan Kütahyalı dahil 161 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Ayrıca soruşturma kapsamında 3 elektronik para ödeme kuruluşu, 3 kuyumcu, 1 döviz bürosu hakkında kayyum ve el koyma, şüpheli şahıs ve şirketlere ait olduğu değerlendirilen 221 taşınmaz, 120 araç ve 3 tekneye de el koyma tedbiri uygulanmıştı.

Öte yandan, suçtan elde edilen gelirlerin finansal sistem içerisinde dolaştırılmasında kullanıldığı değerlendirilen 8 bin 500 yasa dışı bahis ve kumar içerikli internet sitesine erişimin engellenmesi kararı alınmıştı. 

Özgür Özel'den Balıkesir'deki mitingde 'adaylık' çıkışı: 'İmamoğlu yerine adaylarımız olur'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Balıkesir'de düzenlediği mitingde, "Ekrem İmamoğlu hapiste. Bırakmayabilirler. Onun yerine adaylarımız olur. Onun yerine elbette mücadelemiz sürer" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ise AKP'ye geçeceği yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanladı

17.05.2026 18:30:00
Haber Merkezi
Özgür Özel'den Balıkesir'deki mitingde 'adaylık' çıkışı: 'İmamoğlu yerine adaylarımız olur'
Özgür Özel'den Balıkesir'deki mitingde 'adaylık' çıkışı: 'İmamoğlu yerine adaylarımız olur'
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 19 Mart operasyonlarının ardından başlattığı 'Millet İradesine Sahip Çıkıyor' mitinglerinin 109'uncunu Balıkesir'de gerçekleştirdi.

CHP lideri Özgür Özel erken seçim çağrılarını yinelerken Cumhurbaşkanı Adayı sürecine ilişkin "Ekrem İmamoğlu hapiste. Bırakmayabilirler. Onun yerine adaylarımız olur. Onun yerine elbette mücadelemiz sürer. Herhangi bir CHP'li, CHP'nin adayıdır. Ben Balıkesir'e soruyorum seçim sandığı gelene kadar her biriniz sabah yataktan Cumhurbaşkanı Adayı olarak kalkamaya hazır mısınız" diye konuştu.

"Bir kere daha açık ve net bir söz veriyorum ben CHP'liyim"
Balıkesirlilere seslenen Akın, AKP'ye geçeceği yönündeki iddiaları yalanlayarak, "Benimle ilgili bir dedikodu başlattılar. Gerçeği herkes biliyor. Siyaset dedikodu değildir. Ben açıklama yapmaktan yoruldum. Ahmet Akın CHP'den ayrılacak dedikodusu çıkarıyorlar. Burada bir kez daha açık ve net söz veriyorum. Atatürk'ün askeri olarak iki büyük eseri için canla başla çalışıyorum. Ben herkese söyledim yine söylüyorum. Ben Cumhuriyet Halk Partiliyim" dedi.

"Açlık sınırının 35 bin lira olduğu yerde en düşük emekli aylığı 20 bin lira"
Akın'ın konuşmasının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel konuşmasını gerçekleştirdi.
Özgür Özel'in konuşmasının satır başları şu şekilde:
''Bugün bir adalet mücadelesi için bu meydanı dolduranlara, sandığa seçme hakkına sahip çıkanlara, seçtiklerine sahip çıkanlara selam olsun helal olsun.
Birileri savcı hakimlerine güveniyor, makamlarına güveniyorlar, saldırıyorlar, durdurmaya çalışıyorlar ve soruyorlar siz neyinize güveniyorsunuz diye. İşte burada bu alanı dolduran Balıkesir'deki Kuvayi Milliye meydanına güveniyorum.'
Bize oy veren 15 ilçeye ve bize oy vermeyen 5 ilçeye verdikleri tüm kararlar için teşekkür ediyoruz. Günü gelince tüm emeklilerin, tüm esnafların yüzünü güldürene kadar çalışmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz. Ahmet başkana emekleri için teşekkür ediyorum.
Bu kriz bir sistem krizidir. Bu kriz yetkinin bir kişide toplamasının krizdir. Bu düzende hastaneye hasta garantisi vardır ama vatandaşa geçim garantisi yoktur. Açlık sınırı 35 bin lira olduğu bir yerde 20 bin lira en düşük emekli aylığı, 28 bin lira asgari ücret. Balıkesir emekli şehridir, emeklinin yüzü gülmemektedir. Balıkesir emekçi şehridir, emekçinin yüzü gülmemektedir. Bu kara düzenden asla ve asla tek başına kurtuluş yoktur. Ya hep beraber kurtulacağız ya da hiçbirimiz kurtulamayacağız.

İmamoğlu: ahmet akın'a teşekkür ediyorum
CHP Balıkesir İl Başkanı Erden Köybaşı; tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmaoğlu'nun mitinge gönderdiği mektubu okudu: 
"Kaz Dağları'ndan Marmara kıyılarına, Bandırma'dan Edremit'e güzel Balıkesir, kıymetli Balıkesirliler, benim canım hemşerilerim, saygıdeğer hanımefendiler, değerli beyefendiler, çalışkan gençler, pırıl pırıl çocuklar, sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Her birinize tek tek, özlemle sarılıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin halkçı ve icraatçı belediyecilik anlayışının müstesna örneklerini Balıkesir'de hayata geçirmek için canla başla çalışan kıymetli başkanım Ahmet Akın'a teşekkür ediyorum. Örgütümüzün güçlü iradesini ve kararlı mücadelesini her koşulda yılmadan sürdüren il başkanım Erden Köybaşı'ya ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Değerli vatandaşlarım, Silivri Zindanı'na kurdukları mahkemelerde bizi yargılamaya kalkıştıkları ilk günden bu yana, adına 'iddianame' dedikleri yalanları, 'delil' diye ortaya koydukları iftiraları, kopyala yapıştır yaptıkları suçlamaları birer birer yüzlerine vuruyoruz. Biz, onların yüzüne doğruları vurdukça, bugüne kadar yaptıklarımızı anlatıp, belediye nasıl yönetilirmiş, milletin parası nasıl millete verilirmiş gösterdikçe onlar iyice zalimleşiyor.

"Milletimiz kimin ne olduğunu görüyor"
Çok korkuyorlar. Çünkü biz gerçekleri anlattıkça, milletimiz kimin ne olduğunu görüyor. Biz gerçekleri anlattıkça, kurulan kumpaslar tek tek bozuluyor. Millet iradesine kumpas kurmak için tertipledikleri iddianame gün gün çöküyor. Hukukun değil buyruğun hâkim olduğu bu büyük kumpaslarda, biz, milletimizin geleceği için bize şantaj yapan, iftira atan kötü aklı yargılıyoruz. Çetin şartlar altında büyük ve kararlı bir mücadele yürütüyoruz. Koşullar ne olursa olsun, yılmadan yorulmadan, eğilmeden bükülmeden gelecek güzel günler için çalışmaya devam edeceğiz. Bu büyük ve güçlü mücadelenin sonunda Türkiye'yi hak ettiği adalet düzenine, refah seviyesine, huzur ve mutluluğa kavuşturacağız. 86 milyon vatandaşımızın geçim kaygısı taşımadığı, ülkenin tüm kurumlarında adaletin varlığının hissedildiği yeni bir yaşam kuracağız.

"Yarı yolda bırakanlar tarihin tozlu sayfalarına karışacak"
Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin halkçı ve icraatçı uygulamalarını tüm ülkeye yayacak, bize güvenen aziz milletimizin bu güvenini boşa çıkarmayacağız. Hizmet almaları ve şehirlerimizde daha huzurlu bir hayat sürmeleri engellenmeye çalışılan milletimize sahip çıkacağız. Bu ülkenin hukukuna, demokrasisine, cumhuriyetine sahip çıkacağız. Ülkemizi adalete, berekete, huzura, barışa ve mutluluğa kavuşturacağız. Bir kişinin aklıyla değil, milletin aklıyla hareket edeceğiz. Bugünler geçecek, yarı yolda bırakanlar, mücadele etmekten yorulanlar, kötülüğe baş kaldırmayanlar tarihin tozlu sayfalarına karışacak. Bu unutulmaz mücadelede milletini düşünenler, dik duranlar ve boyun eğmeyenler kazanacak. Her şey çok güzel olacak."

"Türkiye İttifakı renklerini ay yıldızlı bayraktan alır"
Değerli Balıkesirliler, biz demokrasi fikrinin insanlarıyız, demokrasi fikrinin partisiyiz. Balıkesir'de 74 yıl boyunca Balıkesir'i kazanamadık. Bir gün dönüp kusuru Balıkesirlilerde, millette aramadık. Yukarıdan bakmadık, kararlarına saygısızlık yapmadık. Kimi seçtilerse, hangi kararı verdilerse saygı duyduk. Ve bu seçimlerde, son seçimlerde, Balıkesir'de Büyükşehir'de Ahmet Akın kardeşimle, 20 ilçede milletin beklentilerine uygun adaylarımızla Balıkesir'in karşısına çıktık. Ve öyle bir süreçte Balıkesir İttifakı, Türkiye İttifakı dedik ki; sosyal demokratlarla muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratlarla Kürt demokratları, liberal demokratlarla sosyalist demokratları aynı çatı altında, aynı birlik, aynı ittifak içinde buluşturduk. Ve bu büyük zaferi, bu büyük zaferi hep birlikte kazandık. Türkiye İttifakı renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Türkiye İttifakı milli takım gol atınca hep birlikte ayağa kalkanlardır. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları İstiklal Marşı'nı çaldırıp bayrağı göndere çekerken gözyaşlarını tutamayanlardır. Türkiye İttifakı biziz, Balıkesir'dir, hep birlikteyiz, yine hep birlikte başaracağız.

"Ahmet başkan ve ekibine teşekkür ederim"
Ahmet Akın 25 aydır gece gündüz çalışıyor. Ahmet Başkan'a, Büyükşehir Belediye Meclis Grubumuza emekleri için teşekkür ediyorum. Hangi siyasi partiden seçilmiş olursa olsun tüm belediye meclis üyelerini, tüm belediye başkanlarını bir kez daha tebrik ediyorum. Önümde, Büyükşehir'de yaptığımız işlerin çok özet bir listesi var. Ama biraz önce söyledi, inanılmaz bir borç, inanılmaz bir faiz yükü ve buna rağmen yapılan çok önemli hizmetler. 430 kilometrelik yollara asfalt sermişiz. 111 bin metrekare parke taşı döşenmiş. 534 kilometre içme suyu hattı yenilenmiş. 192 kilometre kanalizasyon hattı inşa edilmiş. Ve 60 yıldır altyapıya yapılmayan her şey geçtiğimiz 25 ay içinde yapılmış. Asbestli, kanser yapan borulardan kurtulunmuş ve pırıl pırıl, yer altına, gözün görmediği ama ömrü uzatan, sağlık için önemli olan hizmetler milyarlarca liralık hizmetler yapılmış. 15 bin ihtiyaç sahibine 200 milyon lira destek sağlanmış. 150 milyon liralık su faturası şehit ailesinin diye, gazinin diye ya da ekonomik durumu kötü olan vatandaşların diye su faturası desteğiyle 150 milyon lira harcanmış. Öğrencilere ulaşım, kırtasiye, beslenme destekleri sunuluyor. Özellikle yoksul öğrencilerin beslenme desteğinin, evine kimsenin görmediği şekilde kimsenin yoksulluğunu yüzüne vurmadan, bilhassa o küçücük çocukları mahcup etmeden ve okula gittiklerinde onları diğer çocuklardan geri düşürmeden yapılan bu hizmet son derece önemlidir. Bunun için tüm hizmetlerden ayrı olarak Ahmet Başkanı ve ekibini bilhassa önemle ve takdirle kutluyorum.

"CHP iktidarında hiçbir çocuğun diğerinden farkı olmayacak"
Bir tarafta Cumhuriyet Halk Partisi gelirse sosyal yardımlar kesilecek yalanı vardı. 5 katına çıktı tüm Türkiye'de, 5 katına çıktı. Onun için yoksul çocuğun beslenme çantasını da, okuldaki zor durumda kalmaması için kırtasiye desteğini de düşünmek bizim işimiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında ne yapacaklarımızı söylerken en övünerek anlattığımız iş: CHP iktidarında hiçbir çocuk okulda diğerinden geri kalmayacak. Bir çocuğun beslenmesi dolu, öbürü eksik olmayacak. Bütün çocuklara eşit, 3 kap sıcak okul yemeği verilecek. Bütün çocuklara temiz, sağlıklı okul suyu bedava verilecek. Bunu Türkiye'de pek çok belediye başkanımız yapıyor. Cumhuriyet Halk Partili belediye varsa çocuk parası varsa kana kana su içiyor teneffüste, ama yoksul çocuk tuvalet çeşmesine ağzını dayıyor. CHP iktidarında okulda yediğiyle ve içtiğiyle hiçbir çocuğun birbirinden farkı olmayacak, söz veriyoruz.

"O yolun inşaatına bir an önce başlayın"
Özellikle yerel seçimlerin meşhur gündemi, Kuzeybatı Çevre Yolu. 'Hızla yapılıyor, bitiriyoruz' dedikleri yolu, seçimin bittiği akşam yarım bırakıp gittiler. Çevre yolunun 5 kilometresi seçime kadar yapıldı ama gerisi seçimden sonra bırakıldı. Bu devlet adamlığı değildir, bu devlet yönetmek değildir. Biraz önce söyledim, 75 sene oy alamadığımız, kazanamadığımız şehre asla küsmedik biz. Biz kez seçim kaybedince yolu yarım bırakıp gitmek olmaz! Buradan çağrımı yapıyorum: O yolun inşaatına bir an önce başlayın, Balıkesir'e verdiğiniz sözü derhal yerine getirin! Böyle hasetlik olmaz.

"500 günde bitireceğiz diyorlardı 2500 gün oldu"
Bandırma, Bursa, Yenişehir, Osmaneli Hızlı Treni. 3 yılda bitecek dediler, 6 yıl oldu hâlâ daha sonuç yok. İlçeler arasında 8 ayrı yol sözü verdiler, birini bile tutmadılar. Merkezde ve Edremit'te 3 yıl önce temeli atılan devlet hastaneleri hâlâ bitmedi ve bu yıl yatırım programında ödeneğini düşürdüler, '2028'de belki açılır' diyorlar. Ayrıca Edremit'in mevcut devlet hastanesini satış listesine koydular. Bunun için de, engel olmak için milletvekillerimiz mücadele ediyorlar. Diğer taraftan Manisa'mızla sınırda, Sındırgı'da Devlet Hastanesi. 2018'de temeli atıldı, 'Bir buçuk yılda bitecek' dediler, 7 yıl oldu. Hatırlıyorum mecliste tartışmaları vardı, '500 günde bitireceğiz' diyorlardı. Milletvekilimiz geçen gün hatırlattı, 2500 gün oldu Sındırgı Devlet Hastanesi hâlen daha bitmedi.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ülkede adalet olmazsa refahın olmayacağını biliyoruz. Bu ülkede 30 yıl önce alınan diplomanın yok sayıldığı, 80-90 yıllık şirketlere bir kararla el konulduğu bir noktadayız. Böyle olunca ülkeye yatırım gelmiyor, böyle olunca ülkeye kaynak gelmiyor.

"Sandıktan kaçmak milletten kaçmaktır"
19 Mart darbesinin üzerinden 425 gün geçti. Arkadaşlarımız masumdur. Kumpasçılar, itirfaçılar eninde sonunda ortaya çıkacak.
Biz günü geldiğinde kaçıp gideceklerden değil, gerekirse bu vatan için öleceklerdeniz.
Sayın Erdoğan millet krizden bıktı, açlıktan bıktı. Bu millet bir değişim istiyor. Sandıktan kaçmak maharet değil. Patron millet. Patrona soralım. Eğer sana inanıyorlarsa sana yetkiyi versinler. Ama inanmıyorlarsa bu milletin yakasından düşün. Erdoğan, son seçimde birinci çıktığı yerlerde seçim yapmaya korkuyor. Gel istersen genel seçimleri, istersen hem genel hem de yerel seçimleri yapalım. Millet ne diyorsa onun dediği olsun. Sandıktan kaçmak milletten kaçmaktır."

"Ekrem İmamoğlu yerine adaylarımız olur"
Ekrem İmamoğlu hapiste. Bırakmayabilirler. Onun yerine adaylarımız olur. Onun yerine elbette mücadelemiz sürer. Herhangi bir CHP'li, CHP'nin adayıdır. Ben Balıkesir'e soruyorum seçim sandığı gelene kadar her biriniz sabah yataktan Cumhurbaşkanı Adayı olarak kalkamaya hazır mısınız."

Adalet Bakanı Gürlek'ten Kocaeli Adliyesine ziyaret

Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Kocaeli Adliyesini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı

17.05.2026 18:04:00
İhlas Haber Ajansı
Adalet Bakanı Gürlek'ten Kocaeli Adliyesine ziyaret
Adalet Bakanı Gürlek'ten Kocaeli Adliyesine ziyaret
Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Kocaeli Adliyesini ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün Kocaeli programı kapsamında kente gelen Bakan Akın Gürlek ve Bakan Yardımcısı Sedat Ayyıldız, Kocaeli Adliyesinde temaslarda bulundu. Bakan Gürlek ve Bakan Yardımcısı Ayyıldız'ı adliyeye gelişlerinde; Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı Semih Akgün, Adalet Komisyonu Başkanı Kamil Kaya, başsavcı vekilleri ile ağır ceza ve ticaret mahkemesi başkanları karşıladı.
Cumhuriyet Başsavcılığı makamında gerçekleşen görüşmede, adliyenin mevcut genel durumu ve işleyişi hakkında fikir alışverişinde bulunuldu. Ziyarette ayrıca, yapımına başlanması planlanan yeni adliye binasının ihale süreci ve adliye personeline yönelik yeni lojman inşaatı projelerine ilişkin Bakan Gürlek'e kapsamlı sunum yapıldı.İHA

Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi yarın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplanacak. Toplantının ana gündem maddesi ekonomi. Ortadoğu'daki gelişmeler ve terörsüz Türkiye süreci de masada olacak

17.05.2026 17:02:00
Haber Merkezi
Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?
Kabine yarın toplanıyor: Gündemde hangi konular var?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yarın Beştepe'de yapılacak kabine toplantısında, iç ve dış politikadaki önemli başlıklar masaya yatırılacak.

Toplantının ana gündem maddelerinden birinin ekonomi olması öngörülüyor.

Toplantıda, enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımlar, piyasalardaki son durum ve fiyat denetimleri değerlendirilecek.

Sosyal destek paketleri ve vatandaşın alım gücüne yönelik olası düzenlemelerin ele alınabileceği belirtiliyor.

Dış politikada ise gözler Ortadoğu'daki gelişmelere çevrilmiş durumda.

Gazze, İsrail'in bölgedeki operasyonları ve İran eksenli gerilimlerin toplantının önemli gündem maddeleri arasında yer alması bekleniyor.

ABD-İran Savaşı'nda kalıcı barış için atılabilecek adımlar ve Hürmüz Boğazı'ndaki son durum da kabinenin gündeminde olacak.

Kamuoyunun yakından takip ettiği bir diğer önemli başlık terörsüz Türkiye süreci.

Terör örgütünün silah bırakma süreci ve hukuki adım beklentisi de kabinede değerlendirilmesi beklenen başlıklar arasında.

Ve Kurban Bayramı tedbirleri... Bayram haftasında yüz binlerce araç yollara çıkacak.

Kabinede yollardaki bayram tedbirleri de ele alınacak.

Rasim Ozan Kütahyalı'nın ilk ifadesi ortaya çıktı: Kütahyalı ile birlikte 154 zanlı adliyede

Adana merkezli 21 ilde "yasa dışı bahis" suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan 161 şüpheliden 154'ü adliyeye sevk edildi. Rasim Ozan Kütahyalı, sorgusunda, “Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok” dedi

17.05.2026 16:30:00
Haber Merkezi
Rasim Ozan Kütahyalı'nın ilk ifadesi ortaya çıktı: Kütahyalı ile birlikte 154 zanlı adliyede
Rasim Ozan Kütahyalı'nın ilk ifadesi ortaya çıktı: Kütahyalı ile birlikte 154 zanlı adliyede
Adana merkezli yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 154 zanlı adliyedeki işlemleri sürüyor.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında 14 Mayıs'ta 128 şüphelinin gözaltına alınmasının ardından 33 zanlı daha yakalandı.
İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şubesi'ndeki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 7'si savcılık talimatıyla serbest bırakıldı, Rasim Ozan Kütahyalı ile suç örgütü elebaşısı olduğu öne sürülen Selahattin Akın Uzun'un da aralarında olduğu 154'ü adliyeye sevk edildi.
Polis ekipleri, zanlıların sevki sırasında adliye güzergahında geniş güvenlik önlemi aldı.
Haklarında gözaltı kararı bulunan 37 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Rasim Ozan Kütahyalı ifadesinde ne dedi?
Emniyette sorguya alınan şüphelilerden Kütahyalı'nın suç örgütüyle ilgisinin olmadığını öne sürerek, "Söz konusu para hareketliliği, alacağıma karşılık gönderilen paralardır. Borç karşılığı gönderildi. Benim bahsi geçen suçlarla bir alakam yok" dediği bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.