Yüce Türk milletinin düşmanı çoktur. Bu sözü belki yüzlerce, belki de on binlerce kez duymuşsunuzdur. Yaşadığımız yüzyıl ve edindiğimiz onca tecrübe bize gösterdi ki, düşmanı dışarıda aramak ahmaklıktır. "Akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun" atasözümüz konuyu özetlemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanı açıklama yapıyor: "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" kavramının kullanılacağını söylemiş. Gerekçe olarak da "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" diyor. O koskoca Osmanlı neredeydi? O dönemde devlet dizleri üzerine çökmüş, her gün güç kaybediyordu. İstanbul'da güçlü bir Osmanlı Devleti yoktu; Padişah Vahdettin ve Damat Ferit vardı. Padişah, ülkenin ve kendisinin kaderini İngiliz emperyalizminin kucağına bırakmıştı. Üstelik eğitim bakanısınız; insan biraz tarih okur. Osmanlı o dönemde çökmüş ve işgal devletleri tarafından işgal edilmişti. Bu işgale bizzat Osmanlı padişahı ve yanındaki kabinesi sebep olmuş, işgale yardımcı olmuşlardı.
Osmanlı hanedanının saltanatı kaldırılmış, ancak imparatorluğun mirası, toprakları ve kültürü yeni devletin temellerini oluşturmuştur. Yıkılış süreci ise Birinci Dünya Savaşı'nın getirdiği ağır yıkım ve Mondros Mütarekesi ile başlayan işgallerdir.
Mondros Mütarekesi ya da Mondros Bırakışması, I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan mütareke belgesidir. Osmanlı İmparatorluğu adına Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından, Limni adasının Mondros Limanı'nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu fiilen sona ermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde (özellikle Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında) İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan) Osmanlı topraklarını ve şehirlerini işgal etmiştir. Dağılma ve yıkılış döneminde işgal edilen bölgeler şu şekildedir:
İngiltere tarafından işgal edilen şehirler
• Musul ve Irak: Musul ile çevresindeki petrol bölgeleri.
• Doğu Anadolu ve Karadeniz: Kars, Batum ve Samsun.
• Güneydoğu Anadolu: Başlangıçta Urfa, Antep ve Maraş (daha sonra bu bölgeler Fransa'ya devredilmiştir).
• Boğazlar ve çevresi: Çanakkale, Gelibolu ve İstanbul.
Fransa tarafından işgal edilen şehirler
• Güney ve Güneydoğu Anadolu: İngiltere'den devralınan Antep, Urfa ve Maraş'ın yanı sıra Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay bölgeleri.
• Orta Doğu: Şam, Lübnan ve Suriye toprakları. Trakya (askeri kontrol): Doğu Trakya demiryolu hatları ve çevresi.
İtalya tarafından işgal edilen şehirler
• Güneybatı Anadolu: Antalya, Burdur, Isparta, Fethiye, Bodrum, Marmaris ve Konya çevresi.
Yunanistan tarafından işgal edilen şehirler
• Batı Anadolu: İzmir (ilk işgal edilen yerlerden), Manisa, Aydın, Balıkesir, Bursa ve Uşak.
• Doğu Trakya: Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ.
Diğer işgaller (Dağılma Süreci / Öncesi)
• Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz: Fas ve Tunus Fransa tarafından; Trablusgarp ve Bingazi İtalya tarafından; Mısır ve Kıbrıs ise İngiltere tarafından işgal edilmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sonrası çöken ve dört ülke tarafından işgal edilerek iradesi ve kimliği elinden alınmış, yıkılmış bir imparatorluğun halkını kafirlerin elinden kurtararak Müslüman Türk milletinin izzetini, şerefini ve namusunu kurtaran, küllerinden halkın kendi iradesine dayanan modern ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Müslüman Türk milleti kimlerden kurtulmuştur? Halkın izzeti, şerefi ve namusu ile oynayan İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve bunların ülke içinde yaşayan piyonları olan Ermeni ve Rum çetelerinden. Ne Osmanlı'sı, Osmanlı mı kalmıştı?
Sosyal medyadaki bazı platformlarda iddia edildiğinin aksine, Osmanlı Devleti'ni Atatürk veya Cumhuriyet kadroları yıkmamıştır. Devlet zaten askeri ve ekonomik olarak çökmüşken Anadolu'daki Kurtuluş Savaşı ile vatan toprakları düşmandan kurtarılmıştır. Kimler bu kurtuluştan rahatsız olur? Tabii ki Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve Yüce Türk milletinin büyük bir istiklal savaşı vererek kovdukları işgal devletlerinin artıkları, evlatları veya din kardeşleri rahatsız olur. Aksi halde bir Müslüman Türk bu kurtuluştan asla rahatsız olmaz ve kurtuluşu, zaferi aşk ile, büyük coşku ile kutlar. Asla yaşadıklarını unutmaz, bu işgali ve tecavüzü yapan devletlere aşk ve muhabbet beslemez.
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanı açıklama yapıyor: "Kurtuluş Savaşı" yerine "Milli Mücadele" kavramının kullanılacağını söylemiş. Gerekçe olarak da "Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı" diyor. O koskoca Osmanlı neredeydi? O dönemde devlet dizleri üzerine çökmüş, her gün güç kaybediyordu. İstanbul'da güçlü bir Osmanlı Devleti yoktu; Padişah Vahdettin ve Damat Ferit vardı. Padişah, ülkenin ve kendisinin kaderini İngiliz emperyalizminin kucağına bırakmıştı. Üstelik eğitim bakanısınız; insan biraz tarih okur. Osmanlı o dönemde çökmüş ve işgal devletleri tarafından işgal edilmişti. Bu işgale bizzat Osmanlı padişahı ve yanındaki kabinesi sebep olmuş, işgale yardımcı olmuşlardı.
Osmanlı hanedanının saltanatı kaldırılmış, ancak imparatorluğun mirası, toprakları ve kültürü yeni devletin temellerini oluşturmuştur. Yıkılış süreci ise Birinci Dünya Savaşı'nın getirdiği ağır yıkım ve Mondros Mütarekesi ile başlayan işgallerdir.
Mondros Mütarekesi ya da Mondros Bırakışması, I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan mütareke belgesidir. Osmanlı İmparatorluğu adına Bahriye Nazırı Rauf Bey tarafından, Limni adasının Mondros Limanı'nda demirli Agamemnon zırhlısında 30 Ekim 1918 akşamı imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu fiilen sona ermiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde (özellikle Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında) İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan) Osmanlı topraklarını ve şehirlerini işgal etmiştir. Dağılma ve yıkılış döneminde işgal edilen bölgeler şu şekildedir:
İngiltere tarafından işgal edilen şehirler
• Musul ve Irak: Musul ile çevresindeki petrol bölgeleri.
• Doğu Anadolu ve Karadeniz: Kars, Batum ve Samsun.
• Güneydoğu Anadolu: Başlangıçta Urfa, Antep ve Maraş (daha sonra bu bölgeler Fransa'ya devredilmiştir).
• Boğazlar ve çevresi: Çanakkale, Gelibolu ve İstanbul.
Fransa tarafından işgal edilen şehirler
• Güney ve Güneydoğu Anadolu: İngiltere'den devralınan Antep, Urfa ve Maraş'ın yanı sıra Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay bölgeleri.
• Orta Doğu: Şam, Lübnan ve Suriye toprakları. Trakya (askeri kontrol): Doğu Trakya demiryolu hatları ve çevresi.
İtalya tarafından işgal edilen şehirler
• Güneybatı Anadolu: Antalya, Burdur, Isparta, Fethiye, Bodrum, Marmaris ve Konya çevresi.
Yunanistan tarafından işgal edilen şehirler
• Batı Anadolu: İzmir (ilk işgal edilen yerlerden), Manisa, Aydın, Balıkesir, Bursa ve Uşak.
• Doğu Trakya: Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ.
Diğer işgaller (Dağılma Süreci / Öncesi)
• Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz: Fas ve Tunus Fransa tarafından; Trablusgarp ve Bingazi İtalya tarafından; Mısır ve Kıbrıs ise İngiltere tarafından işgal edilmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sonrası çöken ve dört ülke tarafından işgal edilerek iradesi ve kimliği elinden alınmış, yıkılmış bir imparatorluğun halkını kafirlerin elinden kurtararak Müslüman Türk milletinin izzetini, şerefini ve namusunu kurtaran, küllerinden halkın kendi iradesine dayanan modern ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Müslüman Türk milleti kimlerden kurtulmuştur? Halkın izzeti, şerefi ve namusu ile oynayan İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve bunların ülke içinde yaşayan piyonları olan Ermeni ve Rum çetelerinden. Ne Osmanlı'sı, Osmanlı mı kalmıştı?
Sosyal medyadaki bazı platformlarda iddia edildiğinin aksine, Osmanlı Devleti'ni Atatürk veya Cumhuriyet kadroları yıkmamıştır. Devlet zaten askeri ve ekonomik olarak çökmüşken Anadolu'daki Kurtuluş Savaşı ile vatan toprakları düşmandan kurtarılmıştır. Kimler bu kurtuluştan rahatsız olur? Tabii ki Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve Yüce Türk milletinin büyük bir istiklal savaşı vererek kovdukları işgal devletlerinin artıkları, evlatları veya din kardeşleri rahatsız olur. Aksi halde bir Müslüman Türk bu kurtuluştan asla rahatsız olmaz ve kurtuluşu, zaferi aşk ile, büyük coşku ile kutlar. Asla yaşadıklarını unutmaz, bu işgali ve tecavüzü yapan devletlere aşk ve muhabbet beslemez.
Gökhan Demir / diğer yazıları
- İşgalden kurtuluştan kimler rahatsız olur? / 09.07.2026
- Kulluk gerçeği ve insan -3- / 05.07.2026
- Kulluk gerçeği ve insan -2- / 03.07.2026
- Kulluk gerçeği ve insan -1- / 02.07.2026
- İmam Hüseyin’in şehadet anları / 26.06.2026
- Yanlışta ısrar etmek / 12.06.2026
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026
- Kulluk gerçeği ve insan -3- / 05.07.2026
- Kulluk gerçeği ve insan -2- / 03.07.2026
- Kulluk gerçeği ve insan -1- / 02.07.2026
- İmam Hüseyin’in şehadet anları / 26.06.2026
- Yanlışta ısrar etmek / 12.06.2026
- ‘Beni seveni sevdin mi, düşmanıma düşman oldun mu?’ / 04.06.2026
- Sabretmek ibadet, günahtır isyanım / 27.05.2026
- Günümüzdeki Yahudiler ve Hıristiyanların ehl-i kitap vasfı / 26.05.2026
- Geviş getirerek Büyük İsrail projesini seyre dalanlar / 24.05.2026

























































