logo
21 TEMMUZ 2026

Gidenlerden hala haber yok

01.05.2006 00:00:00
 
Türk  topraklarından çıkarılan birçok tarihi eser, kaçırıldıkları ülkelerde sergileniyor. Birbirinden ilginç yöntemlerle yurt dışına kaçırılan tarihi eserler uluslararası anlaşmalara rağmen iade edilmiyor

Kültürel varlıkların korunması için 1970 UNESCO Sözleşmesi, Avrupa Arkeolojik Mirasın Korunması Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalara rağmen, "kültür varlıkları yerinde güzeldir" anlayışından uzak birçok ülke, Anadolu topraklarından çıkarılan tarihi eserleri iade etmemek için direnirken, bu tarihi eserlerin Türkiye'ye geri getirilmesi için mücadeleler de sürdürülüyor. Beyhekim Camiii Mihrabı: Konya'da 13. Yüzyılda yapıldığı bilinen Beyhekim Camisi'nin çini mozaikli mihrabı, 1907 yılında yasa dışı yollarla yurt dışına götürüldü. Cami mihrabı Berlin'deki Pergamon Müzesinin İslam Eserleri Bölümü'nde sergileniyor. Hacı İbrahim Veli Türbesi Sandukası: Konya'nın Akşehir ilçesi Alanyurt köyünde bulunan Hacı İbrahim Veli Türbesi'ne ait sanduka 1906'da Almanya'ya kaçırıldı. İadesi için girişimler yapılan sanduka, Berlin'de Doğu Asya ve İslam Sanatları Müzesinde sergileniyor. Troya Eserleri: Tarihin en önemli arkeolojik buluntuları arasında sayılan Troya eserleri, Çanakkale'deki antik kentte Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından gün ışığına çıkarıldı. MÖ 2300-2800 yılları arasına ait tarihi hazinenin, Schliemann ve eşi tarafından 1871-1890 yılları arasında yurt dışına kaçırıldığı biliniyor. Eserlerin bir bölümü Berlin'de, bir kısmı da Rusya'da Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi ile St. Petersburg'daki Hermitage Müzesinde bulunuyor.Kumluca Eserleri: Antalya'nın Kumluca ilçesinde bulunan ve dinsel nitelikli gümüş parçalardan oluşan Kumluca Hazinesi 1963 yılında yurt dışına kaçırıldı. Hazine, Washington'daki Dumbarton Oaks Müzesinde sergileniyor. Akşehir Seydi Mahmut Hayrani Türbesi'ne ait sanduka: 1976 yılında kaçırılan tarihi eser, Danimarka'da David's Samling Koleksiyonu'nda yer alıyor. Cizre Ulu Cami Kapı Tokmağı: Danimarka'da David's Samling Koleksiyonu'nda bulunan kültür hazinesi, 1969 yılında kaçırıldı. İadesi sağlananlar?ABD'de bulunan bin 676 adet Elmalı sikkesi, 363 adet Lidya eseri ve Divriği Ulu Camii ahşap panosunun 1988 ile 2000 yılları arasında verilen hukuk mücadelesi sonrası iadesi sağlandı. Türkiye'ye iadesi sağlanan diğer bazı tarihi eserler ve geldiği ülkeler şöyle: İngiltere: Osmanlık Tombağı, İzmir Birgi Aydınoğlu Mehmet Bey Camii'nden çalınan minber kapısı, Manş Denizi batığındaki eserler. ABD: 93 parçadan oluşan Osmanlı giysi koleksiyonu, gemici feneri, kurşun mühür, Atatürk'ün gümüş sigara tabakası, Nuruosmaniye Kütüphanesinden çalınan Kur'an-ı Kerim, Oklahoma eserleri. İsviçre: Elmalı sikkeleri, İzmir Müze Müdürlüğü bahçesinden çalınan heykel, Zürich'te ele geçirilen eserler. Danimarka: Konya Beyşehir Eşrefoğlu Camii'nin giriş kapısı panoları. Anadolu'ya ait eserlerin iadesini sağlamak için 17 milyon dolar harcama yapıldı.   Yurt dışına kaçırılan Lidya eserleri, İtalya İnterpolu tarafından ele geçirilen yazıtlar, Avusturya'da 1999 yılında ele geçirilen tarihi eserlerin iadeleri için de çalışmalar sürdürülüyor.

 

Tarım ve Orman Bakanlığından "çekirge istilası" açıklaması

Tarım ve Orman Bakanlığı, yapılan inceleme ve takipler sonucunda İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde tarımsal üretimi tehdit eden herhangi bir çekirge istilası veya ekonomik zarar oluşturan çekirge popülasyonunun tespit edilmediğini bildirdi

21.07.2026 12:00:00
Anadolu Ajansı
 
Tarım ve Orman Bakanlığından "çekirge istilası" açıklaması
Tarım ve Orman Bakanlığından "çekirge istilası" açıklaması

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, son günlerde bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında İstanbul ve çevre illerde "çekirge istilası" yaşandığı yönünde paylaşımlar yapıldığı aktarıldı.

Bakanlık tarafından bu konuda inceleme yapıldığına işaret edilen açıklamada, "Bakanlık ekiplerimizce yapılan inceleme ve takipler sonucunda İstanbul ve Tekirdağ başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde tarımsal üretimi tehdit eden herhangi bir çekirge istilası veya ekonomik zarar oluşturan çekirge popülasyonu tespit edilmemiştir." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, kamuoyuna yansıyan görüntülerde yer alan çekirgelerin yapılan tür teşhislerinde, bunların tamamının Türkiye'de doğal olarak bulunan yerli popülasyonlara ait olduğuna dikkat çekilerek, şunlar kaydedildi:

"İddia edildiği gibi Balkanlar'dan, Afrika'dan veya başka bir bölgeden ülkemize ulaşan sürü halinde bir çekirge istilası söz konusu değildir. İstanbul'da tespit edilen türün ise tarımsal üretime zarar veren çekirge olmadığı, aksine tarımsal zararlılarla beslenerek biyolojik dengeye katkı sağlayan beyaz yüzlü çalı çekirgesi (decticus albifrons) olduğu belirlenmiştir."

"Bu durum doğal bir süreç"

Türkiye'de çok sayıda çekirge türünün doğal olarak yaşadığına değinilen açıklamada, iklim koşulları ve özellikle yumurtlama dönemlerine bağlı olarak bazı türlerin popülasyonlarında dönemsel artışların görülebildiği, bu türlerin rüzgarın etkisiyle yerleşim alanlarına taşınabildiği ve sıcak havalarda ışığa yönelmeleri nedeniyle vatandaşlarca daha sık fark edilebildiği belirtildi.

Bu durumun doğal bir süreç olduğu, bir istila anlamına gelmediği vurgulanan açıklamada, şunlara yer verildi:

"Bakanlık olarak çekirge popülasyonları, Yıllık Bitki Sağlığı Mücadele Programı kapsamında 81 ilimizde görev yapan teknik ekiplerimiz tarafından düzenli izlenmektedir. Son günlerdeki ihbarlar üzerine İstanbul ve Tekirdağ'daki çalışmalarımız ayrıca yoğunlaştırılmıştır. Tarımsal üretime zarar verebilecek türlerin ekonomik zarar eşiğine ulaşması halinde gerekli mücadele çalışmaları vakit kaybetmeden uygulanmaktadır. Mevcut durumda ise bu mücadeleyi gerektirecek herhangi bir durum bulunmamaktadır. Bakanlığımız, bitkisel üretimin korunmasına yönelik izleme, sürvey ve mücadele çalışmalarını bilimsel esaslar doğrultusunda gerçekleştirmeye devam edecektir."

Boşanma davalarında temizleme oranı yüzde 102'yi aştı

Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025'te aile mahkemelerinde görülen davaların temizleme oranı yüzde 102,1 olarak gerçekleşti

 

21.07.2026 10:40:00
Anadolu Ajansı
 
Boşanma davalarında temizleme oranı yüzde 102'yi aştı
Boşanma davalarında temizleme oranı yüzde 102'yi aştı

Adalet Bakanlığı, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün boşanma, nafaka, velayet, ayrılık ve evlenmenin iptali davalarına ilişkin 2016 ile 2025 yılları arasındaki istatistik verilerini açıkladı.

Buna göre, 2025'te ilk derece mahkemelerine 309 bin 479 boşanma davası geldi. Boşanma davalarında 2025'te verilen karar sayısı, yıl içinde açılan dosya sayısını geçti. 2016'da yüzde 92,9 olan temizleme oranı, geçen yıllardan devreden davalara ilişkin kararlarla birlikte yüzde 102,1'e ulaştı.

Evlenmenin iptali davalarında ise 2025'te 349 yeni dava açıldı. Dosya temizleme oranı da yüzde 120,1 olarak kayıtlara geçti.

Yıl içinde açılan davadan fazla dosyada karar verildi

Müdürlüğün 10 yıllık verilerine göre, nafaka davalarında yüzde 88 olan dosya temizleme oranı, 2025'te yüzde 108,2'ye yükseldi.

Velayet davalarında ise 2016'da yüzde 68,8 olan dosya temizleme oranı, 2025'te 103,3'e çıktı.

Aynı dönemde evlenmenin iptali davalarında temizleme oranı yüzde 112,7'den yüzde 120,1'e, ayrılık davalarında ise yüzde 79,1'den yüzde 106,8'e yükseldi.

Veriler, 2025'te boşanma ve boşanmayla ilişkili davalarda mahkemelere yıl içinde gelen dosya sayısından daha fazla dosyanın karara bağlandığını ortaya koydu.

Ahbap soruşturmasında ikinci dalga

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Oğuzhan Uğur'un da bulunduğu 9 şüpheli tutuklanırken, 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

21.07.2026 08:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ahbap soruşturmasında ikinci dalga
Ahbap soruşturmasında ikinci dalga
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Oğuzhan Uğur'un da bulunduğu 9 şüpheli tutuklanırken, 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 şüphelinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlandı. Hakimlik, Oğuzhan Uğur, Ersin Gökgün, Muharrem Karataş, Gülgün Öztürk, Emre Kartaloğlu, Hüseyin Küçük, Suzan Düşküner Mintaş, Fatih Eke ve Emir Taşar'ın tutuklanmasına karar verdi. Soruşturma kapsamında hakkında adli kontrol talep edilen Özgür Ömer Güner hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Oğuzhan Uğur, savcılık tarafından "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. Nöbetçi hakimlikte işlemleri biten Oğuzhan Uğur dahil 8 kişi tutuklanırken, ilk dalgada tutuklanan Ece Güner'in kardeşi Özgür Ömer Güner adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakıldı.

2026-YKS'de 2 soru iptal edildi


 
ÖSYM, "21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır" açıklamasını yaptı.
 

21.07.2026 07:14:00 / Güncelleme: 21.07.2026 07:52:41
HABER MERKEZİ/AA
 
 2026-YKS'de 2 soru iptal edildi
 2026-YKS'de 2 soru iptal edildi

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (2026-YKS) 2 sorunun iptal edilerek değerlendirme işlemlerinin yapıldığını bildirdi.



ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan duyuruda, şu ifadeler kullanıldı: "20-21 Haziran 2026 tarihlerinde uygulanan 2026-YKS'nın madde analizleri incelenmiş, cevap anahtarlarının kontrolleri tamamlanmış, itirazlar bilimsel açıdan değerlendirilmiş ve 21 Haziran 2026 tarihinde uygulanan 2026-YKS 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri'nin Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 20 numaralı sorunun iptal edilmesine karar verilmiş olup Matematik Testi Temel Soru Kitapçığı'nda yer alan 23 numaralı soru ise yargı kararı gereği iptal edilerek değerlendirme işlemleri yapılmıştır."

 

Çekirgelerin gizemi çözüldü

İstanbul’un birçok ilçesinde pencerelere ve balkonlara kadar gelen dev çekirgeler mega kentte büyük paniğe neden oldu. Balkanlar üzerinden geldiği iddia edilen ve boyları antenleriyle birlikte 20 santimetreyi bulan çekirgelerle ilgili gerçek, bilim insanları tarafından açıklandı. Uzmanlar, "İstila algısı gerçeği yansıtmıyor, bu canlılar ekosisteme faydalı ancak kesinlikle çıplak elle dokunmayın" uyarısında bulundu

20.07.2026 22:00:00
Haber Merkezi
 
Çekirgelerin gizemi çözüldü
Çekirgelerin gizemi çözüldü
İstanbul'un özellikle Silivri, Çatalca, Arnavutköy, Beykoz, Maltepe ve Esenyurt gibi tarım ile yeşil alanlara komşu olan ilçelerinde son günlerde olağan dışı bir hareketlilik yaşanıyor. Akşam saatlerinde pencerelerini açan vatandaşlar, normalden kat kat büyük çekirgelerle karşılaşınca durumu sosyal medyaya taşıdı.

Kısa sürede yayılan görüntülerde dev canlıların yüksek katlardaki dairelerin camlarında ve duvarlarında saatlerce hareketsiz durduğu anlar kaydedildi. Halk arasında "Balkanlar'dan gelen istilacı sürü" korkusu tırmanırken, beklenen bilimsel açıklama İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa bünyesindeki uzmanlardan geldi.

Gizemli türün adı: Beyaz yüzlü çalı çekirgesi

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Ormancılık Meslek Yüksekokulu Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı Dr. Ergün Bacak, megakenti saran türün büyük bölümünün "beyaz yüzlü çalı çekirgesi" (Decticus albifrons) olduğunu belirtti. Bu türün erginlerinin 5-6 santimetre gövde uzunluğuna, güçlü bacaklara ve devasa antenlere sahip olduğunu ifade eden Bacak, korkulacak bir durum olmadığını şu sözlerle açıkladı:

"Bu tür, tarım alanlarını kurutan çöl çekirgeleri gibi yıkıcı ve istilacı bir karakterde değildir. Her eve yalnızca bir veya iki birey giriyor. Sosyal medyanın çarpan etkisiyle sanki şehri milyonlarca çekirge basmış gibi yanlış bir 'istila' algısı oluştu, durum kesinlikle böyle değil."

Beslenmek için değil, ışık için geliyorlar

Çekirgelerin evlerin içine kadar girmesinin arkasındaki ana nedenin besin arayışı olmadığı ortaya çıktı. Uzmanların açıklamalarına göre, gece aktif olan bu canlılar normal şartlarda yönlerini bulmak için ay ve yıldız ışıklarını takip ediyor. Ancak hızla büyüyen şehirleşme sebebiyle doğal habitatları daralan canlılar, evlerden yayılan güçlü yapay ışık kaynaklarına yönelerek pencerelere çarpıyor ve açık buldukları alanlardan içeri süzülüyor.

Ayrıca sıcak havaların etkisiyle Trakya ve Marmara genelinde yaşanan hasat dönemi de bu canlıların hareketliliğini artıran diğer önemli faktörler arasında yer alıyor.

"Ekosisteme katkı sağlıyor, öldürmeyin"

Görülen dev çekirgelerin bitkilerle beslenmesinin yanı sıra diğer küçük böcekleri ve hatta kendi türünün zayıf bireylerini de tüketebildiği bildirildi. İnsan sağlığı için herhangi bir hastalık riski taşımayan ve tarım ürünlerini yok etmeyen bu canlıların, ekosistemdeki popülasyon dengesini koruyan faydalı yaratıklar olduğunun altı çizildi.

Uzmanlar, bu tür canlıların popülasyonlarının her 5-6 yılda bir doğal bir döngüyle zirve noktasına ulaştığını aktardı. Yaşanan bu yoğunluğun birkaç hafta içerisinde kendiliğinden azalarak son bulacağı tahmin ediliyor.

Kritik uyarı: "Çıplak elle dokunmayın"

Vatandaşların panik yapmamasını isteyen uzmanlar, evde veya balkonda bu çekirgelerle karşılaşıldığında hayati bir hataya düşülmemesi konusunda uyardı:

Isırma Riski: Bu canlılar insanlara doğrudan saldırmaz ancak çıplak elle yakalanmaya çalışıldığında kendilerini savunma içgüdüsüyle güçlü çeneleriyle ısırabilirler.

Doğru Tahliye Yöntemi: Evinize giren çekirgeyi öldürmek ya da elinizle kavramak yerine, üzerine bir kavanoz veya geniş plastik bir kap kapatarak hapsetmeniz öneriliyor. Ardından altından bir kağıt yardımıyla kaldırarak en yakın yeşil alana zarar vermeden bırakabilirsiniz.

İlaçlama Yapmayın: Yaşam alanlarında gereksiz kimyasal ilaç kullanımından kaçınılması, hem evdeki bireylerin sağlığı hem de çevre dengesi için büyük önem taşıyor.

İşte 2026’nın en çok iş bulan bölümleri

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından düzenlenen 2026 YKS için nefesler tutuldu. Sınav maratonunu geride bırakan milyonlarca üniversite adayı, geleceklerini şekillendirecek puanları ve başarı sıralamalarını öğrenmek için gün sayıyor. Sonuçların ilan edilmesiyle birlikte başlayacak zorlu tercih sürecinde, iş bulma imkanı en yüksek olan ve geleceğe yön veren bölümler adayların ilk hedefi olacak

20.07.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
İşte 2026’nın en çok iş bulan bölümleri
İşte 2026’nın en çok iş bulan bölümleri
Üniversite kapılarını aralamak isteyen adayların uykusuz gecelerle ve yoğun çalışmalarla geride bıraktığı Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) maratonunda en kritik viraja girildi. 20 Haziran'da Temel Yeterlilik Testi (TYT), 21 Haziran'da ise Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) oturumlarına katılan milyonlarca öğrenci, ÖSYM'nin dijital sonuç ekranına kilitlenmiş durumda.

Peki, YKS sonuçları ne zaman ilan edilecek? İstihdam oranları ve iş bulma hızıyla 2026 yılına damga vuran en avantajlı üniversite bölümleri hangileri? İşte adaylara rehberlik edecek detaylar...


YKS 2026 sonuçları ne zaman açıklanacak?


ÖSYM'nin resmi sınav takvimine göre, 2026 YKS sonuçları 22 Temmuz 2026 Çarşamba günü adayların erişimine açılacak. Son yıllarda optik formların okunması ve değerlendirme işlemlerinin hızlanması nedeniyle sonuçların 1-2 gün öne çekilme ihtimali konuşulsa da resmiyet kazanan son tarih 22 Temmuz olarak masadaki yerini koruyor.

Adaylara herhangi bir basılı sonuç belgesi gönderilmeyecek. Öğrenciler; TYT, AYT ve YDT puanları ile Türkiye geneli başarı sıralamalarını T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle birlikte ÖSYM Sonuç Açıklama Sistemi adresi üzerinden öğrenebilecekler.


Tercih döneminin yıldızları: En kolay ve en hızlı iş bulan bölümler


Sonuçların ilan edilmesinin ardından başlayacak tercih sürecinde, sadece popülerlik değil, mezuniyet sonrası istihdam olanakları da hayati önem taşıyor. Güncel iş gücü piyasası verileri, dijital dönüşüm ve sağlık odaklı mesleklerin açık ara önde olduğunu gösteriyor. İşte 2026 yılı itibarıyla en çok iş imkanı sunan öne çıkmış alanlar:

1. Dijital Çağın Mimarları: Yapay Zeka ve Yazılım Dünyası

Teknolojinin hız kesmeden büyümesi, bilgisayar tabanlı meslekleri listenin en üst sırasına taşıyor.

• Yapay Zeka ve Veri Bilimi Mühendisliği: Şirketlerin dijital dönüşüm süreçleri, makine öğrenmesi uzmanları ve veri analistlerine olan talebi rekor seviyeye çıkardı.

• Yazılım ve Bilgisayar Mühendisliği: Mezunların en geç 1 ila 3 ay içerisinde iş bulabildiği bu alanlar, küresel çapta uzaktan (remote) çalışma esnekliği ve yüksek kazanç potansiyeliyle ilk sırada.

• Siber Güvenlik Mühendisliği: Bilgi güvenliğinin kritik hale gelmesiyle birlikte, kamu ve özel sektörde en çok aranan uzmanlıklar arasında yer alıyor.

2. Sağlık Sektöründe Yükselen Trendler

Sağlık sektörü, geleneksel gücünü korurken bazı spesifik alanlarda istihdam oranlarını %90'ın üzerine çıkarmış durumda.

• Dil ve Konuşma Terapisi: Son yılların en hızlı istihdam sağlayan bölümlerinden biri olan bu alanda, mezunlar ortalama 2,2 ay gibi kısa bir sürede iş hayatına atılabiliyor.

• Tıp ve Diş Hekimliği: Kamuda doğrudan atama imkanı ve özel sektördeki yüksek klinik talebiyle kalıcı popülaritesini koruyor.

3. Mühendislik ve İş Dünyasının "En Hızlıları"

Üretim, yönetim ve endüstriyel kontrol süreçlerinde yabancı dil entegrasyonu sunan programlar fark yaratıyor.

• İşletme (Almanca) ve İşletme Mühendisliği: Küresel şirketlerin yönetim kadrolarında en hızlı istihdam edilen mezun gruplarını oluşturuyor.

• Matematik ve Kontrol Mühendisliği: Algoritmik düşünme yapısına sahip mezunlar, finans sektöründen savunma sanayiine kadar çok geniş bir iş yelpazesine sahip.


Uzmanlardan adaylara kritik uyarı


Eğitim uzmanları, sonuçlar açıklandıktan sonra adayların sadece taban puanlara odaklanmaması gerektiğini vurguluyor. Kontenjan değişiklikleri, üniversitelerin sanayi iş birlikleri ve bölümlerin akreditasyon durumları tercih listesi hazırlanırken mutlaka incelenmeli. Adaylar, tercih döneminde YÖK Atlas Tercih Sihirbazı platformunu kullanarak geçmiş yılların başarı sıralamalarını detaylıca analiz edebilirler.

Emniyette büyük ‘köstebek’ operasyonu

İstanbul merkezli 12 ilde düzenlenen dev "köstebek" operasyonunda, devletin gizli POLNET ve gümrük sistemlerindeki bilgileri rüşvet karşılığı suç örgütlerine sızdıran, aralarında polis ve komiserlerin de bulunduğu 27'si aktif kamu görevlisi 50 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İşte 5.4 milyar liralık rüşvet trafiğinin detayları...

20.07.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Emniyette büyük ‘köstebek’ operasyonu
Emniyette büyük ‘köstebek’ operasyonu
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen devasa bir yolsuzluk ve casusluk soruşturması, emniyet ve kamu kurumları içerisine sızan "köstebek" ağını çökertti.

Devletin en mahrem sistemlerindeki gizli bilgileri rüşvet karşılığında silahlı suç örgütlerine servis ettiği tespit edilen şüphelilere yönelik 12 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldı. Hakkında yakalama kararı çıkarılan 50 şüpheliden 27'sinin aktif kamu görevlisi olduğu öğrenildi.

POLNET ekranını çetelere açmışlar

Yürütülen titiz teknik ve fiziki takip neticesinde, suç örgütü üyelerinin kamu görevlilerine WhatsApp üzerinden "POLNET ekranından sorgulayabilir misin?" şeklinde mesajlar gönderdiği saptandı.

Köstebek olarak nitelendirilen kamu görevlilerinin rüşvet karşılığında, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün POLNET sistemine girerek kişilerin suç kayıtlarını; aranma, yakalama ve Kırmızı Bülten durumlarını; araç sorgulama geçmişlerini ve gümrük sistemleri üzerinden giriş-çıkış ve geçiş bilgilerini usulsüzce sorgulayıp çetelere aktardığı belgelendi.



27 aktif kamu görevlisi ifşa oldu

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla harekete geçen emniyet güçleri; İstanbul merkezli olmak üzere Ankara, İzmir, Bursa, Muğla, Edirne, Çanakkale, Sivas, Tekirdağ, Diyarbakır, Balıkesir ve Kayseri'de önceden belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenledi.

Gözaltı kararı verilen kamu görevlilerinin listesi ise yapının vahametini gözler önüne serdi. Şüpheliler arasında; 1 komiser, 10 polis memuru, 15 gümrük muhafaza memuru, 2 denetimli serbestlik memuru ve 1 zabıt kâtibi bulunuyor. Ayrıca suç ağının koordinasyonunda rol oynadığı belirtilen 2 avukat ile 21 sivil şüpheli de operasyonun hedefi oldu.

5.4 milyar liralık dev rüşvet trafiği

Soruşturmanın en çarpıcı ayaklarından birini ise işin mali boyutu oluşturdu. MASAK raporları, HTS kayıtları, dijital materyaller ve sistem log kayıtlarının incelenmesi sonucunda, suç ağları ile köstebek kamu görevlileri arasında dönen rüşvet çarkının büyüklüğü ortaya çıkarıldı. İlk belirlemelere göre, sistemdeki gizli bilgilerin sızdırılması karşılığında tam 5.4 milyar liralık bir rüşvet trafiğinin yürütüldüğü tespit edildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından derinleştirilerek sürdürülen soruşturmada gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor. Yetkililer, dijital incelemelerin ardından sızıntının boyutunun ve rüşvet trafiğinin daha da netleşeceğini bildirdi.

BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, kalıcı çözümün Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini esas alan adil bir anlayışla mümkün olduğunu vurgulayarak, "Kıbrıs davası dış güçlerin projeleriyle şekillendirilemez" dedi

20.07.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
BTP lideri Hüseyin Baş: 'Kıbrıs, Türkiye'nin milli davasıdır'
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş  Kıbrıs Barış Harekatının 52. yıl dönümünü kutladı.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri, "Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca bir askeri operasyon değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, garantörlük hakkının ve mazlumun yanında olma kararlılığının tarihe vurduğu mührün adıdır" dedi.

Hüseyin Baş'ın mesajı şöyle:

"Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca bir askeri operasyon değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, garantörlük hakkının ve mazlumun yanında olma kararlılığının tarihe vurduğu mührün adıdır.

20 Temmuz 1974'te Mehmetçik, Kıbrıs'a savaş değil; barış, güvenlik ve umut götürmüştür. Bugün Kıbrıs Türkü kendi toprağında özgürce yaşayabiliyorsa, bunun temelinde o tarihi irade vardır.

Kıbrıs meselesi dün olduğu gibi bugün de Türkiye'nin milli davasıdır. Bu dava; uluslararası baskılarla, günübirlik hesaplarla veya dış güçlerin projeleriyle şekillendirilemez. Kalıcı çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve siyasi iradesini esas alan adil bir anlayışla mümkündür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh" ilkesi doğrultusunda, güçlü, tam bağımsız ve kendi kararlarını kendi veren bir Türkiye; Doğu Akdeniz'de de barışın ve istikrarın en büyük teminatıdır.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yıl dönümünü gururla kutluyor; aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı'nı yürekten kutluyorum."


Tarih belli oldu; Özgür Özel’in “Yeni Parti” hamlesinde start veriliyor!

CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararının ardından yeni yol haritasını hazırlayan CHP lideri Özgür Özel’in, daha önce dile getirdiği, “Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız ” sözlerinin ilk somut adımı 27 Temmuz Pazartesi günü atılıyor

20.07.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
Tarih belli oldu; Özgür Özel’in “Yeni Parti” hamlesinde start veriliyor!
Tarih belli oldu; Özgür Özel’in “Yeni Parti” hamlesinde start veriliyor!
CHP'ye ilişkin mutlak butlan kararının ardından yeni yol haritasını hazırlayan CHP lideri Özgür Özel'in, daha önce dile getirdiği, "Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız " sözlerinin ilk somut adımı 27 Temmuz Pazartesi günü atılıyor. Özel'in öncülüğünde kurulacak partinin kuruluş dilekçesi pazartesi günü İçişleri Bakanlığı'na verilecek. Kuruluş süreci öncesinde Özel'in, yarın gerçekleştirilecek CHP grup toplantısında son kez CHP Grup Başkanı sıfatıyla kürsüye çıkması bekleniyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi'nin CHP'nin 38'inci Kurultayının iptali ve parti yönetimine yönelik mutlak butlan kararı, üzerinden 56 gün geçtikten sonra 17 Temmuz Cuma günü Yargıtay'a ulaştı.

Yargıtay, bugün başlayan adli tatil öncesi dosyayı görüşmediği için Özgür Özel ve kendisini destekleyen milletvekillerinin yeni parti için çalışmaları bugün itibarıyla netlik kazandı. Özel'in "Ya bir yol bulacağız ya bir yol açacağız" sözlerinin ilk somut adımı, 27 Temmuz Pazartesi günü atılacak. Edinilen bilgiye göre, Özel'in öncülüğünde kurulacak partinin kuruluş dilekçesi pazartesi günü İçişleri Bakanlığı'na verilecek.

Partinin adının "Yeni Parti" olacağı, kuruluş aşamasında yer alacak Kurucular Kurulu'nun ağırlıklı olarak milletvekillerinden oluşturulacağı öğrenildi.

Yarın son kez CHP grup toplantısı yapacak
Kuruluş süreci öncesinde Özgür Özel'in, yarın gerçekleştirilecek CHP Grup Toplantısı'nda son kez CHP Grup Başkanı sıfatıyla kürsüye çıkması bekleniyor. Özel'in konuşmasında mutlak butlan kararının ardından yaşanan süreci değerlendirmesi ve yeni döneme ilişkin mesajlar vermesi öngörülüyor.

Mutlak butlan kararının ardından yaptığı açıklamalarda mücadeleyi sürdüreceklerini belirten Özel, parti kurulacağının işaretini "Ya bir yol açacağız ya bir yol bulacağız" diyerek vermişti. Parti kaynakları, kuruluş dilekçesinin verilmesiyle birlikte bu söylemin siyasi karşılığının hayata geçirilmiş olacağını değerlendiriyor.

En az 70 milletvekilinin geçmesi bekleniyor
Özel'in yeni parti için bu hafta bir dizi görüşme gerçekleştirmesi de bekleniyor. 21 Temmuz Salı günkü haftalık grup toplantısının ardından seçilmiş CHP il başkanlarıyla bir araya gelecek olan Özel; 22 Temmuz Çarşamba günü ise PM ve MYK toplantılarına başkanlık edecek. Özel'in bu hafta partisinin milletvekilleriyle de bir araya gelmesi bekleniyor.

Yeni partinin kuruluşunun ardından TBMM'de geniş çaplı bir geçiş süreci yaşanacak. İlk aşamada en az 70 milletvekilinin yeni partiye katılmasının beklendiği ifade ediliyor.

Kuruluş işlemlerinin tamamlanmasının ardından parti yönetimi ve Meclis grubunun oluşturulmasına ilişkin takvim de kamuoyuyla paylaşılacak.

Ahbap Derneği soruşturmasında 2 şüphelinin ifadesine ulaşıldı

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan derneğin eski Yönetim Kurulu Üyesi ve Saymanı Hüseyin Küçük ve Fatih Eke'nin emniyet ifadesine ulaşıldı

 

20.07.2026 13:51:00
Anadolu Ajansı
 
Ahbap Derneği soruşturmasında 2 şüphelinin ifadesine ulaşıldı
Ahbap Derneği soruşturmasında 2 şüphelinin ifadesine ulaşıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde şüpheli Hüseyin Küçük, net tarihini hatırlamadığını, Ahbap Derneği Yönetim Kurulu'nda yer aldığını ve Mayıs 2024'ten sonra da ayrıldığını söyledi.

Derneğin 2022 ile Mayıs 2024 arasında saymanlık görevini yürüttüğünü belirten Küçük, bu süreçte derneğe yapılan bağışların amacına uygun şekilde harcanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için çalıştığını öne sürdü.

Küçük, deprem döneminde bazı günler 50-60 sözleşme düzenleyip imzaladıklarını, yüzlerce alım işlemi gerçekleştirdiklerini anlatarak, alımların piyasa rayicinin altında olduğunu iddia etti. Küçük, denetimlerde de bu malzemelerin deprem bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığının ortaya konulduğunu savundu.

Ahbap Derneğinin topladığı yardım miktarına ilişkin Küçük, "Bildiğim kadarıyla 4 milyar TL civarında para toplandı. Bu para, depremin ilk gününden itibaren bölgeden gelen ihtiyaçlar çerçevesinde ve özellikle bölgedeki AFAD yetkililerinin, vali ve kaymakamların bize ilettiği ihtiyaç skalasına uygun olarak harcanmış ve deprem bölgesine ulaştırılmıştır." beyanında bulundu.

Küçük, derneğin faaliyetlerinin denetlendiğini öne sürerek, "Hem İstanbul Valiliği hem de İçişleri Bakanlığı tarafından bu süreçleri doğru ve düzgün yaptığımıza dair dernek incelenmiş ve raporlanmıştır. En son 2025 senesinde İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişleri incelemelerini yapmış, benim dernek yönetiminden ayrıldığım 2024 Mayıs ayı da dahil olmak üzere herhangi bir suistimal ve problem görmemişlerdir." ifadelerini kullandı.

Derneğe yönelik denetim sürecinde herhangi bir yönlendirmesinin bulunmadığını savunan Küçük, depremin ilk günlerinde Ahbap Derneğinin yoğun kamuoyu baskısıyla karşı karşıya kaldığını, bu nedenle yönetim kurulu olarak tedirginlik yaşadıklarını ve sürecin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için derneğin denetlenmesi gerektiğini düşündüklerini ifade etti.

"Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendim"

Derneğin harcamalarının doğru şekilde denetlenmesi amacıyla Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) tarafından anlık denetim yapılmasını talep ettiklerini belirten Küçük, "Bu denetim tabii ki o dönemde çok detaylı bir denetim değildi. Biz gelen paranın doğru harcandığı denetlensin diye kendimiz istedik. Bir de uluslararası denetim olsun istedik. İsmini şu an hatırlamadığım bir şirket de denetime geldi. Bu gelen denetim elemanlarıyla önceden bir tanışıklığımız yoktur." ifadelerini kullandı.

Küçük, çek görüntülerinin telefonunda bulunmasına ilişkin ifadesinde şunları söyledi:

"Biz Ahbap Derneği yönetiminden ayrıldıktan sonra Ahbap Derneği İktisadi İşletmesi adına Haluk Levent çek çıkartmış. Bu çekler bir sürü kendi ticari alacak verecek meselelerinde kullanılmış. Tabii ben hem avukat olmam hem Ahbap Derneği eski yönetim üyesi olmam ve Haluk Levent'i tanıyan biri olmam sebebiyle o dönemde bu çekleri Haluk Levent'ten alan bazı şahıslar benim numarama bir şekilde ulaşarak, çeklerin ödenmesi alınmayınca çeklerin görüntüsünü bana atarlardı. Ben de bu çeklerle ilgili bir bilgimin olmadığını söylerdim."

Çeklerin alacaklısıyla veya tarafıyla yan yana gelmediğini iddia eden Küçük, "Bu çeklerin bankadan alınıp başka şahıslara dağıtıldığını duyunca çok sinirlendim, hem Haluk Levent'e hem de cirosu olan Yeliz Kaya ile çok esaslı kavgalar ettim. Sadece ve sadece bu olayı doğru bulmadığım için bu tepkiyi gösterdim. Telefonumda bulunan çeklerin bir kısmı, daha sonra bu çekler ödenince Yeliz Kaya tarafından 'Abi bu çekleri toparlıyoruz.' diye bana göndermiş olabilir. Çeklerin kesildiği ve alındığı tarihte ben Ahbap Derneğinde bulunmuyordum." beyanında bulundu.

Küçük, görev yaptığı dönemde Ahbap Derneği Yönetim Kurulunun toplumda saygınlığı bulunan, alanlarında başarılı isimlerden oluştuğunu savunarak, şunları kaydetti:

"2024 Mayıs ayına kadar Yönetim Kurulunun herhangi bir usulsüzlüğe izin vermesi mümkün değildir. Ekonomik durumları iyi, saygınlıkları üst düzey insanlardır. Zaten dosya kapsamında iddia edilen usulsüzlüklerin tamamı 2024 yılı tarihinden sonradır. Yeni Yönetim Kurulundaki kişilerin hepsi Ahbap çalışanlarından oluşturulmuştur. Daha doğrusu biz Yönetim Kurulundan gönderilerek kendisine 'hayır' diyemeyecek çalışanlardan oluşan bir Yönetim Kurulu oluşturmuştur. Olayın aslı budur. İş ve işleyişten anlayan biz deneyimli kişileri uzaklaştırıp, iş ve işleyişten uzak kendi kişisel işlerine hizmet edecek bir dernek yapısı oluşturduktan sonra, derneği kullanarak her türlü çek, senet, gayrimenkul işlerine girmiş ve birçok insanı mağdur etmiştir."

Fatih Eke'nin ifadesi

Şüpheli Fatih Eke de ifadesinde, bir dönem kripto borsası ile pay alım satımıyla ilgilendiğini belirterek, 2023 yılının sonlarına doğru reklam amacıyla kurduğu "Nigella Chain" isimli ekosistemi, Haluk Levent'in satın almak istemesi üzerine 2025 yılının başında kendisine sattığını söyledi.

Haluk Levent'in bu coinin ismini "HLK" olarak değiştirdiğini belirten Eke, "Bu satış ile ilgili Haluk Levent bana çekler verdi. Bu çeklerin de tamamının karşılığını alamadım. Bu konu ile ilgili dava açıldı ve Haluk Levent bu konudan dolayı ceza da almıştı. Bu coinler Türk borsasında yoktu. Zaten Türkiye dışına ve içine de transferi mümkün değildi. Bu işler için ücreti mukabilinde yazılımcı olarak çalışanlarım vardı. Ancak herhangi bir ortağım yoktu. Haluk Levent'e sattıktan sonra bu kripto işleri ile herhangi bir uğraş içerisinde bulunmadım." ifadelerini kullandı.

Şüpheli Eke, Haluk Levent ile coin satışı nedeniyle ticari ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda Yeliz Kaya aracılığıyla hesaplarına miktarını hatırlamadığı tutarlarda para gönderildiğini öne sürerek, kalan ödemenin çek karşılığında yapılmasının kararlaştırıldığını ancak bu tutarın yalnızca bir kısmını tahsil edebildiğini, geri kalanını ise halen alamadığını kaydetti.

Söz konusu satış için toplam 7 milyon dolar karşılığında anlaştıklarını öne süren Eke, kendisine yaklaşık 3 milyon dolar tutarında çek verildiğini, kalan 4 milyon doların ise yaklaşık 1 milyon dolarlık kısmının nakit ve banka hesabı üzerinden gönderildiğini ifade etti.

Eke, ifadesinde şunları söyledi:

"(Haluk Levent) Benim Ahbap Derneği için Hatay Samandağ'da bir okul yapmamı istemişti. Adı da Nigella Sörf Merkezi idi. Projeyi satın alınca 1,5 milyon dolar da okul için bu satış hesabında kendisi (Haluk Levent) düşüş yaptı. Geriye kalan 1,5 milyon dolar da yazılımcı ve diğer teknik tarafa borcum vardı. Bunları ödeyeceğini söyledi ama ödemedi. Ben kullandığım çeklerden ödenmeyen kısmını, kullandığım kişiler benden tahsil etmek istedi. Bu nedenle zor durumda kaldım. Bana küçük küçük paralar gönderiyordu. Bu sebepten dolayı işlerim zarar gördü. Ayrıca okul projesi de parası benden kesilmiş olmasına rağmen atıl kaldı. Ben okulun yapılmamasını öne sürerek parasını istediğimde de 250 bin dolar civarında ödeme yaptı. 'Üstünü de istemiyorum yeter ki bana vermiş olduğun çekleri öde.' dedim."

Eke, kendi hesabından Yeliz Kaya'ya gönderilen paraların, Haluk Levent'in kendi şirketinin reklam yüzü olması nedeniyle Levent'in talimatıyla Kaya'nın hesabına aktarıldığını öne sürdü.

Şüpheli Fatih Eke, "Haluk Levent ile aramızda bir ticari ilişki gerçekleşmiştir ve bu ticari ilişkiden kaynaklı da mağdur olmuşumdur. Benim Ahbap Derneği ile herhangi bir bağlantım yoktur. Suçsuzum ve mağdurum." beyanında bulundu. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.