20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Akdeniz'deki Türk varlığını muhafaza eden tarihi bir dönüm noktasıdır.
1955-1974 yılları arasında EOKA terör örgütü ve Rum çeteleri, Kıbrıs Türklerini yok etmek amacıyla sistemli bir etnik temizlik yürütmüştür.
Akritas Planı (Kıbrıs Türklerini ani ve planlı bir saldırıyla imha ederek adayı Yunanistan'a bağlama projesi) doğrultusunda gerçekleştirilen 1963 Kanlı Noel saldırısı, 103 Türk köyünün boşaltılması ve Muratağa, Sandallar, Atlılar katliamları insanlık dışı boyutlara ulaşmıştır.
Türkler adanın yüzde 3'lük dar alanlarına sıkıştırılarak ağır baskılara maruz bırakılmıştır.
15 Temmuz 1974'te Nikos Sampson'ın Yunan cuntası desteğiyle gerçekleştirdiği darbe ve "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti" ilanı, Enosis hayalini (Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması hayali) tamamlayarak Türk varlığını sonlandırma hamlesiydi.
Türkiye, 1960 Londra ve Zürih Antlaşmaları'ndan doğan uluslararası garantörlük hakkını kullanarak harekâtı başlattı.
I. ve II. Barış Harekâtı ile soykırım engellenmiş, Kıbrıs Türkleri özgürlüğüne kavuşmuş ve adada iki eşit devlete dayalı yeni bir dönem başlamıştır.
Batı'nın çifte standardı ve uygulanan müttefik(!) ambargoları
Türkiye, tamamen uluslararası hukuktan doğan haklarıyla Rum zulmünü durdurmuş olmasına rağmen, müttefiki olduğu Batı blokunun ağır ambargo ve yaptırımlarıyla karşılaşmıştır.
ABD Kongresi, 5 Şubat 1975'te Türkiye'ye kapsamlı bir silah ambargosu koyarak TSK'nın yedek parça ve mühimmat tedarikini kesmiştir.
Türkiye bu haksızlığa karşı 25 Temmuz 1975'te İncirlik dâhil yaklaşık 20 ABD askeri üssünü kapatarak denetimi orduya devretmiş ve kararlı bir tutum sergilemiştir.
Askeri kısıtlamaların ötesinde, Batılı ülkeler ve uluslararası finans kuruluşları Türkiye'yi ekonomik çember altına almıştır.
IMF ve Dünya Bankası kredileri kesilmiş, Avrupa Ekonomik Topluluğu ilişkileri dondurulmuştur.
Döviz ve ithalat krizleri neticesinde 1970'lerin sonunda tüp, yağ ve benzin kuyrukları yaşanmıştır.
Bu tablo, ABD, Avrupa ve NATO'nun Türkiye'ye karşı sergilediği çifte standardı açıkça gözler önüne sermiştir.
Jeopolitik gerçeklik ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın Kıbrıs vizyonu
Haksız ambargolar, Türkiye'ye stratejik bir ders vermiş ve TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN ile ROKETSAN gibi yerli savunma sanayii devlerinin kurulmasını tetiklemiştir.
Ancak mesele yalnızca askeri alanda yetinmekle çözülememektedir.
BTP'nin ebedi lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifade ettiği üzere, Kıbrıs sadece bir kara parçası değil; Türkiye'nin ve Doğu Akdeniz'in güvenliği için vazgeçilmez bir "kalkan" ve Anadolu'nun ayrılmaz bir parçasıdır.
Prof. Dr. Haydar Baş, Batı'nın Kıbrıs üzerinden Türkiye'den sürekli taviz koparma gayretlerine, Annan Planı gibi teslimiyetçi süreçlere kararlılıkla karşı çıkmıştır.
"Ne AB, ne ABD; tek çözüm bağımsız Türkiye" anlayışı, Batı'nın çifte standartlı politikalarına karşı milli bekanın yegâne teminatıdır.
Kıbrıs'tan asker çekmenin ve egemenlikten taviz vermenin vatan bütünlüğünü doğrudan tehdit edeceğini vurgulayan bu vizyon, KKTC'nin yaşadığı iktisadi izolasyonların da ancak bağımsız bir ekonomik anlayışla aşılabileceğini göstermiştir.
Tam bağımsızlık yolunda Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet
Tarihi tecrübeler kanıtlamıştır ki, dışa bağımlı politikalar ve müttefik adı altındaki küresel güçlerin yönlendirmeleri kriz anlarında ülkeyi yalnız bırakmaktadır.
Türkiye, hiçbir ülkeye ya da küresel bloğa bağımlı olmadan her sahada kendi ayakları üzerinde durabilmelidir.
Bunun yolu, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın geliştirdiği ve Bağımsız Türkiye Partisi programında yer alan Milli Ekonomi Modeli'ni uygulamaktan geçmektedir.
Devleti her alanda güçlü, yenilmez ve krizlere dirençli kılacak olan unsur; yine Prof. Dr. Baş'a ait olan Sosyal Devlet Milli Devlet tezidir.
Kendi hammaddesini işleyen, milli servetine sahip çıkan ve halkının refahını öncelikleyen bu yaklaşım, hem Türkiye Cumhuriyeti'nin hem de KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki varlığını kıyamete kadar koruyacak en sağlam ekonomik ve siyasi kaleyi teşkil etmektedir.
"1974'te Mehmetçik, Kıbrıs'a savaş değil; barış, güvenlik ve umut götürmüştür"
BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıldönümü vesilesiyle yayımladığı şu anlamlı mesajla yazımızı bitirelim:
- Hürmüz'den Babülmendep'e gerilim ve küresel kriz / 20.07.2026
- 15 Temmuz sonrası demokrasi muhasebesi / 19.07.2026
- İran’ı değil, Beyaz Saray’ı durdurun! / 18.07.2026
- ABD’nin "İsrail’siz savaş" planına dikkat! / 17.07.2026
- BRICS’e not: Askeri caydırıcılık olmadan ekonomik güç korunamaz / 16.07.2026
- 15 Temmuz’un şifresi, gizlenen gerçekler ve vefa borcu / 15.07.2026
- Müzakere masasından cephe hattına: Orta Doğu'da çöken mutabakatlar / 14.07.2026
- Avrupa Parlamentosu’nun 'hadsiz' Kıbrıs kararı: AB'nin düşen maskesi / 13.07.2026
- Avrupa’nın göbeğindeki kara leke: Srebrenitsa Soykırımı / 12.07.2026























































