logo
21 TEMMUZ 2026

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve milli geleceğimiz

21.07.2026 00:00:00
 

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Akdeniz'deki Türk varlığını muhafaza eden tarihi bir dönüm noktasıdır. 

1955-1974 yılları arasında EOKA terör örgütü ve Rum çeteleri, Kıbrıs Türklerini yok etmek amacıyla sistemli bir etnik temizlik yürütmüştür. 

Akritas Planı (Kıbrıs Türklerini ani ve planlı bir saldırıyla imha ederek adayı Yunanistan'a bağlama projesi) doğrultusunda gerçekleştirilen 1963 Kanlı Noel saldırısı, 103 Türk köyünün boşaltılması ve Muratağa, Sandallar, Atlılar katliamları insanlık dışı boyutlara ulaşmıştır. 

Türkler adanın yüzde 3'lük dar alanlarına sıkıştırılarak ağır baskılara maruz bırakılmıştır.

15 Temmuz 1974'te Nikos Sampson'ın Yunan cuntası desteğiyle gerçekleştirdiği darbe ve "Kıbrıs Helen Cumhuriyeti" ilanı, Enosis hayalini (Kıbrıs'ın Yunanistan'a bağlanması hayali) tamamlayarak Türk varlığını sonlandırma hamlesiydi. 

Türkiye, 1960 Londra ve Zürih Antlaşmaları'ndan doğan uluslararası garantörlük hakkını kullanarak harekâtı başlattı. 

I. ve II. Barış Harekâtı ile soykırım engellenmiş, Kıbrıs Türkleri özgürlüğüne kavuşmuş ve adada iki eşit devlete dayalı yeni bir dönem başlamıştır.

Batı'nın çifte standardı ve uygulanan müttefik(!) ambargoları

Türkiye, tamamen uluslararası hukuktan doğan haklarıyla Rum zulmünü durdurmuş olmasına rağmen, müttefiki olduğu Batı blokunun ağır ambargo ve yaptırımlarıyla karşılaşmıştır. 

ABD Kongresi, 5 Şubat 1975'te Türkiye'ye kapsamlı bir silah ambargosu koyarak TSK'nın yedek parça ve mühimmat tedarikini kesmiştir. 

Türkiye bu haksızlığa karşı 25 Temmuz 1975'te İncirlik dâhil yaklaşık 20 ABD askeri üssünü kapatarak denetimi orduya devretmiş ve kararlı bir tutum sergilemiştir.

Askeri kısıtlamaların ötesinde, Batılı ülkeler ve uluslararası finans kuruluşları Türkiye'yi ekonomik çember altına almıştır. 

IMF ve Dünya Bankası kredileri kesilmiş, Avrupa Ekonomik Topluluğu ilişkileri dondurulmuştur. 

Döviz ve ithalat krizleri neticesinde 1970'lerin sonunda tüp, yağ ve benzin kuyrukları yaşanmıştır. 

Bu tablo, ABD, Avrupa ve NATO'nun Türkiye'ye karşı sergilediği çifte standardı açıkça gözler önüne sermiştir.

Jeopolitik gerçeklik ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın Kıbrıs vizyonu

Haksız ambargolar, Türkiye'ye stratejik bir ders vermiş ve TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN ile ROKETSAN gibi yerli savunma sanayii devlerinin kurulmasını tetiklemiştir.

 Ancak mesele yalnızca askeri alanda yetinmekle çözülememektedir. 

BTP'nin ebedi lideri Prof. Dr. Haydar Baş'ın ifade ettiği üzere, Kıbrıs sadece bir kara parçası değil; Türkiye'nin ve Doğu Akdeniz'in güvenliği için vazgeçilmez bir "kalkan" ve Anadolu'nun ayrılmaz bir parçasıdır.

Prof. Dr. Haydar Baş, Batı'nın Kıbrıs üzerinden Türkiye'den sürekli taviz koparma gayretlerine, Annan Planı gibi teslimiyetçi süreçlere kararlılıkla karşı çıkmıştır. 

"Ne AB, ne ABD; tek çözüm bağımsız Türkiye" anlayışı, Batı'nın çifte standartlı politikalarına karşı milli bekanın yegâne teminatıdır. 

Kıbrıs'tan asker çekmenin ve egemenlikten taviz vermenin vatan bütünlüğünü doğrudan tehdit edeceğini vurgulayan bu vizyon, KKTC'nin yaşadığı iktisadi izolasyonların da ancak bağımsız bir ekonomik anlayışla aşılabileceğini göstermiştir.

Tam bağımsızlık yolunda Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet Milli Devlet

Tarihi tecrübeler kanıtlamıştır ki, dışa bağımlı politikalar ve müttefik adı altındaki küresel güçlerin yönlendirmeleri kriz anlarında ülkeyi yalnız bırakmaktadır. 

Türkiye, hiçbir ülkeye ya da küresel bloğa bağımlı olmadan her sahada kendi ayakları üzerinde durabilmelidir. 

Bunun yolu, merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın geliştirdiği ve Bağımsız Türkiye Partisi programında yer alan Milli Ekonomi Modeli'ni uygulamaktan geçmektedir.

Devleti her alanda güçlü, yenilmez ve krizlere dirençli kılacak olan unsur; yine Prof. Dr. Baş'a ait olan Sosyal Devlet Milli Devlet tezidir. 

Kendi hammaddesini işleyen, milli servetine sahip çıkan ve halkının refahını öncelikleyen bu yaklaşım, hem Türkiye Cumhuriyeti'nin hem de KKTC'nin Doğu Akdeniz'deki varlığını kıyamete kadar koruyacak en sağlam ekonomik ve siyasi kaleyi teşkil etmektedir.

"1974'te Mehmetçik, Kıbrıs'a savaş değil; barış, güvenlik ve umut götürmüştür"

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52'nci yıldönümü vesilesiyle yayımladığı şu anlamlı mesajla yazımızı bitirelim:

"Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca bir askeri operasyon değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesinin, garantörlük hakkının ve mazlumun yanında olma kararlılığının tarihe vurduğu mührün adıdır.
 
20 Temmuz 1974'te Mehmetçik, Kıbrıs'a savaş değil; barış, güvenlik ve umut götürmüştür. Bugün Kıbrıs Türkü kendi toprağında özgürce yaşayabiliyorsa, bunun temelinde o tarihi irade vardır.
 
Kıbrıs meselesi dün olduğu gibi bugün de Türkiye'nin milli davasıdır. Bu dava; uluslararası baskılarla, günübirlik hesaplarla veya dış güçlerin projeleriyle şekillendirilemez. Kalıcı çözüm; Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve siyasi iradesini esas alan adil bir anlayışla mümkündür.
 
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi doğrultusunda, güçlü, tam bağımsız ve kendi kararlarını kendi veren bir Türkiye; Doğu Akdeniz'de de barışın ve istikrarın en büyük teminatıdır.
 
Kıbrıs Barış Harekâtı'nın yıl dönümünü gururla kutluyor; aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor, Kıbrıs Türk halkının Barış ve Özgürlük Bayramı'nı yürekten kutluyorum."
 


 

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.