Gelir dağılımı kavramı özellikle endüstri devriminden sonra ortaya çıkmış bir kavram. Üretime katılan faktörlerin elde edilen geliri nasıl paylaştıklarını ifade eder.
Günümüzde gelir dağılımını ölçen çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemlerle birlikte tıpkı diğer parametreler gibi ülkelerin ekonomilerindeki gelirin nasıl dağıldığının fotoğrafını da çok net bir şekilde görebilmeleri kolaylaşmıştır. Bu imkanlara rağmen ülkemizde ve dünyada gelir dağılımı konusunda büyük dengesizlikler gözlemliyoruz.
Mevcut iktisadi işleyiş bir ülkede geliri başarılı bir şekilde dağıtamadığında devlet çeşitli şekillerde bu duruma müdahale eder. Gerek maliye politikası araçları gerek sosyal harcamalar ile dengeyi sağlamaya çalışır. Buradaki amaç elbette toplumsal daha büyük sorunların önüne geçmektir.
Yani bir ülkede kamu iradesi vergi, cezalar vb. her müdahalede aslında geliri yeniden dağıtmış olur. Normalde bu argümanlar, gelirden alması gereken payı alamayan kesimleri ayakta tutmak için kullanılır. Malesef ülkemizde bu enstrümanlar, gelirin oluk gibi aktığı kesimler lehine kullanılmakta ve uçurum daha da büyümektedir. Büyük vergi aflarıyla bu kesimler desteklenirken aynı zamanda her türlü teşvik avantajından yararlanabilmektedirler. Basketbol tabiriyle bir tür "triple double" yapmaktadırlar. Yine de bu sorunun dünyanın bir sorunu olduğu düzleminden ayrılmayalım.
Peki neden? Yapay zeka çağında gelir nasıl olur da daha kötü dağıtılabilir? Günümüze kadar uygulanan ekonomik sistemler ve versiyonları neden bu konuda başarısızlar? Aslında bu soruyu şöyle de sorabiliriz; Milli Ekonomi Modeli'nin (MEM) hangi özelliği gelirin optimum dağılımını en baştan garanti eder. İpucu, hiçbir iktisadi sistemde bulunmayan bir yaklaşıma sahip olması. MEM takipçileri hemen bildiler elbette.
Cevap; MEM'in tüketim yanlı bir analiz olmasıdır. Bu özellik, rahatça geçinecek bir refah seviyesini toplumun her kesimi için garanti etmesini sağlar.
Kazandırdığı katma değere bağlı olarak bazı şirket veya kişiler elbette daha fazla kazanırlar. Fakat çocuğuna pantolon alamadı diye bir babanın intihar etmesi, bir bebeğin gıdasızlıktan hayatını kaybetmesi pahasına değil.
Umarım ki milletimiz MEM'i parti programında bulunduran Bağımsız Türkiye Partisi'nden başka hiçbir parti veya gücün onları mutlu edebilecek bir gelir dağılımını başaramayacağı gerçeğini çabuk kavrar ve yoksulluk sınırının altındaki gelirlerle sıkıntılı bir hayat yaşamaya mahkum olmaz.























































