logo
14 AĞUSTOS 2026

‘Gül hastalığı kronik bir hastalık’

Yüzdeki güle benzer kızarıklıklar ve kırmızı kabarcıklarla kendini belli eden rozasea ya da halk arasında bilinen adıyla gül hastalığı hakkında bilgi veren Dermatolog Dr. Meltem Özer, hastalığın, hastaların birlikte yaşamayı ve kontrol altında tutmayı öğrenebildiği bir deri hastalığı olduğunu bildirdi

14.09.2020 01:58:00
 
‘Gül hastalığı kronik bir hastalık’
‘Gül hastalığı kronik bir hastalık’
Tüm dış etkenlere son derece hassas olan gül hastalarının, kozmetik seçimlerinde çok dikkatli olmaları ve doktor tavsiyesi olmadan herhangi bir ilaç kullanmaması gerektiğini bildiren Dermatolog Dr. Meltem Özer, "Hastaları, genel diyet önerilerine, yaşam şekli değişikliklerine ömür boyu uymaları gerekiyor" dedi.
Gül hastalarının doktor tavsiyesi olmayan ilaçları kullanmamaları gerektiğini belirten Uzm. Dr. Meltem Özer, roza olarak da bilinen gül hastalığı hakkında bilgi verdi. Özer, "Rozasea, burun, çene, alın ve yanaklar gibi özellikle yüzün orta kısmında görülen kızarma ve yanma atakları ile başlayıp, daha sonra kalıcı kızarıklık, kılcal damarlarda belirginleşme, hassasiyet, kuruluk, sivilce benzeri iltihaplı kırmızı kabarıklıklar ve son olarak bazı dokularda büyümelerle karakterize bir deri hastalığıdır" ifadelerini kullandı.

Gül hastalığının nedenleri

Gülleme hastalığı da denilen gül hastalığının nedeninin kesin olarak bilinmediğini belirten Uzm. Dr. Özer, "Kesin kanıtlar olamamakla birlikte aynı aile bireylerinde artmış görülme oranları nedeniyle genetik yatkınlığın hastalığa neden olabileceği düşünülmektedir. Özellikle midede bulunan helikobakter pilori adlı bakteri ve yüzde bulunan demodeks parazitleri hastalığı tetikleyebilmektedir. Güneş, aşırı sıcak veya soğuk, baharatlı ya da sıcak tüketilen yiyecekler, alkol ve stres gül hastalığını başlatmada ve alevlendirmede önemli rol oynarlar" diye konuştu.

'İlk etapta kızarıklık atakları görülür'

Gül hastalığının cildi hassaslaştırdığını belirten Uzm. Dr. Özer, "Rozasea ilk etapta kendini tekrarlayan yanma ve kızarıklık atakları ile gösterir. İlerleyen dönemlerde kızarıklık kalıcı olmaya başlar ve özellikle yüzün orta bölümünde ince kılcal damarlar belirginleşmeye başlar. Cilt hassaslaşır, kurur ve gerilir. Daha ileri dönemlerde ise kırmızı sivilce benzeri döküntüler ortaya çıkar. Bazen gözde yanma ve sulanma ile kendini gösteren göz tutulumu da tabloya eşlik edebilir. Hastaların çoğunda gül hastalığının yani rozanın tanısı klinik muayene ile konur. Gerekli görülen hastalarda ciltten küçük bir parça alınarak patolojik inceleme yapılabilir" şeklinde konuştu.

Tetikleyici faktörlerden uzak durulmalı

Gül hastalığının tedavisinde en önemli noktanın tetikleyici faktörlerden uzak durmak olduğuna değinen Özer, "Kesin diyet kısıtlamaları olmamakla birlikte, özellikle baharatlı gıdalardan ve gıdaların sıcak tüketilmesinden hastalığı alevlendirdiği için kaçınılmalıdır. Bunun dışında kafein, asitli içecekler, çikolata tüketimini sınırlamak ve mümkün olduğunca alkol alımından uzak durmak tavsiye edilmektedir. Özellikle güneşten korunma önerilerine ömür boyu uymak şarttır. Güneşten hem hekimin uygun gördüğü koruyucu kremlerle, hem de şapka gözlük gibi mekanik önlemler alarak korunmak gerekir. Aşırı soğuk, nem ve rüzgar da hastalığı tetikleyici olabilir" ifadelerini kullandı.
Hastalık sürecinde doktorların önerisinin dışına çıkılmaması gerektiğini vurgulayan Özer, "Gül hastalığı olan cilt son derece hassastır. Sıcak banyo ve her türlü tahriş edici işlemden olumsuz etkilenir. Uygun temizleyici ve nemlendirici kullanımı hastalığı kontrol altında tutmak için sürekli uyulması gereken kurallardandır. Hassasiyet nedeniyle kontrolsüz ilaç kullanımı sık görülür. Özellikle hekim tavsiyesi olmadan kullanılan kortizonlu kremler o anda şikayetleri azaltsa da, hastalığın ilerlemesine ve tedavinin zorlaşmasına neden olurlar" dedi.

Farklı tedavi yöntemleri var

Sürekli uyulması gereken genel önlemlerin yanında bazı tedaviler de uygulandığını belirten Özer, "Bunlar; yerel tedaviler, sistemik tedaviler, lazer tedavileri ve cerrahi tedaviler olarak sınıflandırılabilir. Yerel tedaviler cilde sürülerek uygulanan bazı krem ve jellerdir. Sistemik tedavide antibiyotikler ve vitamin A türevi olan ilaçlar kullanılabilmektedir. Yüzdeki kırmızılığın, kılcal damarların giderilmesinde ve hastalık ataklarının şiddetinin ve sıklığının azaltılmasında lazer tedavileri oldukça etkilidir. Cerrahi tedaviler ise yüzde şekil bozukluğunun olduğu şiddetli vakalarda uygulanabilmektedir" diye konuştu.
Gül hastalığı olan kişilerin hekimleri ile sürekli irtibat halinde olmaları gerektiğini belirten Özer, "Gül hastalığı yani roza kronik bir hastalıktır. Yukarıda bahsedilen genel öneriler hayat boyu uyulması gereken kurallardır. Böylece büyük oranda kontrol altında tutulsa da zaman zaman alevlenmeler gösterebilir ve bu durumlarda ek tedavi ihtiyacı duyulabilir. Gül hastalığı hastanın hekimi ile sürekli irtibat halinde olmasını gerektiren bir hastalıktır" şeklinde konuştu. İHA



İstanbul'da "Şapkalılar" suç örgütüne operasyon: 9 gözaltı

İstanbul'da Şapkalılar suç örgütüne yönelik yapılan operasyonda çeşitli olaylara karıştıkları tespit edilen 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı

14.08.2026 12:39:00
İHA
 
İstanbul'da "Şapkalılar" suç örgütüne operasyon: 9 gözaltı
İstanbul'da "Şapkalılar" suç örgütüne operasyon: 9 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmalar kapsamında; liderliğini yurt dışında bulunan ve bir kısmı hakkında kırmızı bültenle yakalama kararı bulunan kişilerin yaptığı organize silahlı suç örgütlerine yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.

Soruşturma kapsamında şüphelilerin; 31 Temmuz 2026'da Beyoğlu'nda M.E. isimli kişinin yaralanması, 3 Ağustos 2026'da Avcılar Yeşilkent Mahallesi Milli Egemenlik Parkı'nda meydana gelen kasten yaralama ve tehdit, 7 Ağustos 2026'da Kağıthane'de faaliyet gösteren "Atölye Park" isimli iş yerinin kurşunlanması, 8 Ağustos 2026'da Kağıthane'de faaliyet gösteren "Miraç Rezidans" isimli iş yerinin kurşunlanması eylemlerine karıştıkları tespit edildi.

Şapkalılar suç örgütüne mensup olduğu belirlenen şüphelilerin yakalanmasına yönelik İstanbul merkezli eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliler hakkındaki tahkikat işlemlerinin sürdüğü bildirildi.

LGS'de yerleştirmeye esas 2. nakil sonuçları açıklandı

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yerleştirmeye esas ikinci nakil sonuçları erişime açıldı

 

14.08.2026 11:33:00
Anadolu Ajansı
 
LGS'de yerleştirmeye esas 2. nakil sonuçları açıklandı
LGS'de yerleştirmeye esas 2. nakil sonuçları açıklandı

Milli Eğitim Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, LGS'nin 10 Ağustos'ta açıklanan yerleştirmeye esas birinci nakil sonuçlarının ardından, yerleştirmeye esas ikinci nakil sonuçları yayımlandı.

Sonuçların ardından 17-26 Ağustos tarihleri arasında boş kalan kontenjanlara hiçbir yere yerleşemeyen öğrenciler için il/ilçe öğrenci yerleştirme ve nakil komisyonlarınca yerleştirme başvuruları alınacak. Böylece yerleştirme süreci, 28 Ağustos tarihinde tamamlanacak.

Yerleştirme sürecinin ardından yatılılık başvuruları, 31 Ağustos-3 Eylül'de okul ve kurumlarca alınacak.

Yatılılık yerleştirme sonuçları 4 Eylül'de ilan edilecek ve e-Pansiyon üzerinden kayıt işlemleri sisteme işlenecek.

Sonuçlara "sonuc.meb.gov.tr" adresinden ulaşılabiliyor.

Çeşme'de 16 kaçak göçmen yakalandı

İzmir'in Çeşme ilçesinde, Sahil Güvenlik ve jandarma ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmada 16 düzensiz göçmen yakalandı

14.08.2026 10:33:00
İhlas Haber Ajansı
 
Çeşme'de 16 kaçak göçmen yakalandı
Çeşme'de 16 kaçak göçmen yakalandı
İzmir'in Çeşme ilçesinde, Sahil Güvenlik ve jandarma ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü çalışmada 16 düzensiz göçmen yakalandı.

12 Ağustos günü saat 06.00 sıralarında Çeşme ilçesi Çatal Azmak mevkiinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisini alan güvenlik güçleri harekete geçti. Bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Alaçatı/Koldestim) ve Alaçatı Jandarma Karakol Komutanlığı ekiplerince karada müştereken gerçekleştirilen operasyonda 16 düzensiz göçmen tespit edilerek yakalandı.

Yakalanan 9 Etiyopya, 5 Yemen, 2 Sudan uyruklu toplam 16 göçmen, sağlık kontrolleri ve işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplandı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, başıboş sokak köpeği sorununa yönelik yürütülen çalışmalarda hedef büyüttüklerini ilan etti. Sokakların hayvanlar için güvenli olmadığını vurgulayan Çiftçi, "Yıl sonu hedefimizi revize ediyoruz, ekim ayı sonunda tüm sahipsiz hayvanları barınaklara veya doğal yaşam alanlarına almış olacağız" dedi

13.08.2026 22:30:00
Haber Merkezi
 
Sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplandı
Sokak hayvanlarının yüzde 97'si toplandı
Türkiye'de uzun süredir kamuoyunun en önemli gündem maddelerinden biri olan sahipsiz sokak hayvanlarına yönelik yasal düzenlemenin ardından yürütülen saha operasyonlarında çok kritik bir eşiğe gelindi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bugün yaptığı açıklamada sokak hayvanlarının toplanma oranının yüzde 97 seviyesine ulaştığını resmen duyurdu.

"Yıl sonu hedefini ekim ayına çektik"

Bakan Çiftçi, daha önce sokak hayvanlarının temizlenmesi konusunda kamuoyuna duyurulan "2026 yıl sonu" takviminde hızlı ilerleme kaydedilmesi üzerine güncelleme yapıldığını belirtti. Sahadaki çalışmaların hız kazandığını ifade eden Bakan Çiftçi, "Daha önce yıl sonuna kadar bütün sahipsiz sokak hayvanlarını toplayıp barınaklara veya doğal yaşam alanlarına alacağımızı söylemiştik. Bu hedefimizi revize ediyoruz. Muhtemelen ekim ayının sonunda tüm sahipsiz sokak hayvanlarını doğal yaşam alanlarına veya barınaklara almış olacağız" ifadelerini kullandı.

"Hayvanların yaşam alanı sokaklar değil"

Sokakların hem insanlar hem de hayvanların kendisi için elverişsiz koşullar barındırdığını savunan İçişleri Bakanı Çiftçi, uygulanan politikanın insani boyutuna dikkat çekti. Çiftçi, "Hayvanların yaşam alanı sokaklar değil. Sokaklar güvensiz mekanlar. Açlık var, hastalık var, güvensizlik var, sokağın insafına terk etmek var. Dolayısıyla biz hayvanları da sokağın insafından kurtarmak istiyoruz" şeklinde konuştu.

Barınaklarda tedavi ve sahiplendirme süreci

Toplanan hayvanların akıbetine dair de bilgi veren Bakan Çiftçi, sürecin hem valilikleri hem de belediyeleri doğrudan ilgilendirdiğini hatırlattı. Kanunun, nüfusu 25 bini aşan tüm belediyelere barınak kurma ve doğal yaşam alanı oluşturma zorunluluğu getirdiğini belirten Çiftçi, tesislerdeki işleyişi şu sözlerle özetledi: "Barınaklarda hayvanların tedavilerini yapıyoruz. Sahiplenmek isteyen vatandaşlarımız varsa hızlıca sahiplendiriliyor. Sahiplenilmeyen hayvanlar ise bu barınaklarda ve doğal yaşam alanlarında güvenli bir şekilde yaşamlarına devam ediyorlar."

Tartışmalar ve altyapı kapasitesi gündemde

Bakanlığın yüzde 97'lik başarı oranına ve ekim ayındaki kesin bitiş hedefine karşılık, sivil toplum kuruluşları ve veteriner hekim odaları barınakların fiziki kapasitesi konusundaki endişelerini dile getirmeye devam ediyor.

Hak savunucuları, milyonlarca sokak hayvanının transfer edildiği alanlardaki refah şartlarının yakından denetlenmesi ve popülasyon kontrolünde sürdürülebilir bir sistem için kısırlaştırma seferberliğinin aksatılmaması gerektiğine dikkat çekiyor.

Holding patronundan madencilere söz

Eskişehir Mihalıççık'taki maden ocağından Ankara'ya yürüyen ve günlerdir açlık grevinde olan Doruk Madencilik işçileri, Yıldızlar SSS Holding binasında şirket sahibi Sebahattin Yıldız ile karşı karşıya geldi. Kameraların kayıtta olduğu nefes kesen görüşmede Yıldız, alacakların yatırılacağını açıklarken; işçiler holding sahibinin yemek davetini "Paralar yatana kadar açız" diyerek geri çevirdi

13.08.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Holding patronundan madencilere söz
Holding patronundan madencilere söz
Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde bulunan Doruk Madencilik'te (eski adıyla Adularya) çalışan ve aylardır maaş, kıdem tazminatı ile emeklilik haklarını alamayan maden işçilerinin Ankara'daki adalet arayışı bugün çok kritik bir gelişmeye sahne oldu. Türkiye Maden-İş Sendikası çatısı altında bir araya gelerek başkentte açlık grevi başlatan işçiler, bugün haklarını talep etmek üzere maden ocağının bağlı olduğu Yıldızlar SSS Holding'in Ankara'daki genel merkez binasına girdi.

Kameralar önünde canlı yayın gibi görüşme

İşçilerin kararlı bekleyişinin ardından Yıldızlar SSS Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız, işçi temsilcileri ve sendika yöneticileriyle basın mensuplarının gözü önünde yüz yüze görüştü. Finansal olarak zor bir dönemden geçtiklerini ve bankalardan kredi bulmakta zorlandıklarını savunan holding patronu Sebahattin Yıldız, madencilerin mağduriyetini kabul etti.

Yıldız, yaşanan gecikmelerin şirket bürokrasisinden de kaynaklandığını belirterek, aktif çalışan madencilerin birikmiş maaş ve tazminat alacaklarının bugün itibarıyla banka hesaplarına yatırılmaya başlanacağını resmen ilan etti.

"Yemek teklifini reddediyoruz, haklarımızı istiyoruz!"

Görüşme sırasında duygusal ve gergin anlar da yaşandı. Holding sahibi Sebahattin Yıldız'ın, günlerdir açlık grevinde olan madencilere jest yapmak amacıyla "Gelin hep birlikte bir restorana gidelim, size yemek ısmarlayayım" teklifinde bulunması üzerine işçilerden sert bir yanıt geldi.

Maden işçileri, "Biz buraya yemek yemeye gelmedik, hakkımızı aramaya geldik. Şu an açlık grevindeyiz. Bizim tek bir beklentimiz var, o da alın terimizin karşılığı olan paranın hesaplarımıza eksiksiz yatmasıdır. Paralar yatana kadar hiçbir şey yemeyeceğiz" diyerek teklifi net bir dille reddetti.

İşçilere açılan 50'şer bin liralık davalardan geri adım

Toplantıda, şirketin daha önce üretim yapılamadığı gerekçesiyle 94 maden işçisine açtığı 50'şer bin liralık tazminat davaları da gündeme geldi. İşçilerin hak arama mücadelesinin suç sayılamayacağını belirten sendika temsilcilerine hak veren Sebahattin Yıldız, "Bu davalarla bir yere varamayız. İşçilerin bu durumda bir suçu yok, sorun malzeme ve altyapı eksikliğindeydi" diyerek bu davaların geri çekileceğinin sinyalini verdi.

Holding sahibi ayrıca, işten ayrılan eski işçiler ile şirketin Söğüt ve Elazığ'daki diğer tesislerinde çalışan madencilerin ödemelerinin de önümüzdeki hafta içinde tamamlanacağını sözlerine ekledi.

Sendikadan açıklama: "Açlık grevi bitti, nöbet devam ediyor"

Görüşmenin ardından basın açıklaması yapan Türkiye Maden-İş Sendikası yetkilileri, işveren tarafından verilen resmi ödeme sözü doğrultusunda madencilerin sağlık sağlığını korumak adına açlık grevini sonlandırdıklarını duyurdu. Ancak sendika, paranın tamamı işçilerin hesaplarında görülene kadar Ankara'yı terk etmeyeceklerini vurguladı.

Uzaydan gelen tehdide karşı dev adım

Gezegen savunmasında yeni dönem başlıyor! Gökbilimciler, Dünya'ya yaklaşan asteroitlerin rotasını değiştirmek yerine, onları atmosferin en üst katmanında eritecek yeni bir yapay parçacık teknolojisi geliştirdi. Bu yöntem, nükleer müdahalelere gerek kalmadan gezegeni koruyacak

13.08.2026 20:20:00
Eyüp Kabil
 
Uzaydan gelen tehdide karşı dev adım
Uzaydan gelen tehdide karşı dev adım
Uzay ajanslarının yıllardır üzerinde çalıştığı gezegen savunma sistemlerinde, NASA Asteroit İzleme Servisi ve uluslararası gökbilim konsorsiyumlarının son verilerine göre devrim niteliğinde bir buluşa imza atıldı. Bilim insanları, Dünya için potansiyel tehlike oluşturan ve halk arasında "kıyamet mineralleri" olarak bilinen yüksek demir ve nikel içerikli gök taşlarını durdurmanın yeni bir yolunu buldu.

Geleneksel yöntemler asteroitleri patlatarak milyarlarca tehlikeli parçaya ayırmayı hedeflerken, bu yeni teknoloji gök taşını Dünya atmosferine girdiği anda kimyasal olarak çözmeyi amaçlıyor. Geliştirilen iyonize plazma bulutu, termosfer katmanında asteroitin yüzeyiyle tepkimeye girerek taşın saniyeler içinde tamamen zararsız bir küle dönüşmesini sağlıyor.


Yeni savunma teknolojisi nasıl çalışıyor?


Gezegen savunma sistemine entegre edilen bu yeni nesil teknolojinin öne çıkan özellikleri şunlar:

Termal Katalizör Enjeksiyonu: Tehlikeli gök taşı henüz uzay boşluğundayken, üzerine taşın erime noktasını düşüren özel bir kimyasal bileşik fırlatılıyor.

Atmosferik Reaksiyon Tetikleyici: Gök taşı atmosferin üst katmanlarına ulaştığında, enjekte edilen bileşik havanın sürtünme ısısıyla birleşerek zincirleme bir erime süreci başlatıyor.

Parçalanma Karşıtı Stabilizasyon: Sistem, taşın büyük parçalara ayrılarak yeryüzüne düşmesini engelliyor ve kütleyi mikroskobik toz bulutuna dönüştürüyor.


Uzay tehditlerine karşı alınan 4 küresel önlem


Uzmanlar, bu yeni plazma kalkanı teknolojisinin yanı sıra, uzay kaynaklı felaketleri önlemek için dünya genelinde uygulanan diğer hayati tedbirleri şu şekilde sıralıyor:

1. Erken Uyarı Teleskop Ağları: Dünya genelindeki optik ve radar teleskopları, çapı 10 metrenin üzerindeki tüm yakın geçişli cisimleri yapay zeka destekli yazılımlarla 7/24 tarıyor.

2. Kinetik Çarpma Testleri: Potansiyel olarak tehlikeli büyük gök taşlarının yörüngesini yıllar öncesinden değiştirmek için insansız uzay araçlarıyla yön saptırma görevleri yürütülüyor.

3. Uluslararası Uzay Hukuku Protokolleri: Olası bir acil durumda tüm ülkelerin ortak savunma yapabilmesi için küresel veri paylaşım ağları ve hızlı müdahale anlaşmaları güncelleniyor.

4. Sivil Savunma ve Simülasyon Senaryoları: Olası küçük çaplı meteor düşmelerine karşı yerel yönetimler, erken tahliye ve sığınak koordinasyon planlarını dijital simülasyonlarla test ediyor.

Bu tarihi gelişmenin, insanlığın dinozorlarla aynı kaderi paylaşmasını engelleyeceğini ve Dünya'yı uzaydan gelebilecek en büyük tehditlere karşı tamamen güvenli bir sığınak haline getirebileceğine inanılıyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Çerçeve Yasa" ve Mekke Anlaşması'na dair değerlendirmelerde bulundu

"Çerçeve Yasa" oylamasında CHP ve YENİ Parti'nin tutumunu eleştiren Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Bize 'Muhalefet partisiyiz' demeyin. Siz iktidarın ancak bu şekilde payandası olursunuz" dedi

13.08.2026 17:11:00
Haber Merkezi
 
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Çerçeve Yasa" ve Mekke Anlaşması'na dair değerlendirmelerde bulundu
Zafer Partisi Genel Başkanı Özdağ, "Çerçeve Yasa" ve Mekke Anlaşması'na dair değerlendirmelerde bulundu
Partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Özdağ, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun"a ilişkin, "Oylama sonucundan, daha Genel Kurul'dan başlayarak bölücülerin, PKK yandaşlarının, Kandil'deki narko-terör baronlarının çok mutlu olduğunu gördük" dedi.

Özdağ, AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman'ın, "Çerçeve Yasa"nın kabul edilmesinin ardından terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'a teşekkür etmesine dair şunları söyledi:

"Hanımefendi, siz kimin milletvekilisiniz? Siz Diyarbakır'da, Mardin'de, Şırnak'ta, Hakkari'de yapılan katliamları kimin yaptığını unuttunuz mu? Pınarcık'ta, Çevrimli'de, Başbağlar'da beşikteki bebekleri katledenin Öcalan olduğunu unuttunuz mu? Hadi şimdi bu köylere gidin de bu köylerdeki vatandaşlarımızın önünde de 'Allah Öcalan'dan razı olsun' deyin. Bakın size ne yapıyorlar. Bebek ve çocuk katili bir terör ve cinayet çetesinden, onun elebaşından Allah elbette razı olmayacaktır. Ancak bu vekili ve onun gibi düşünenleri Allah'a havale ediyoruz. Allah sana ve senin gibilere her iki cihanda da bildiği gibi yapsın."

Özdağ, bazı milletvekillerinin TBMM'de "Çerçeve Yasa"ya evet oyu verdiğini ancak bundan memnun olmadığını öne sürdü. Özdağ, şu ifadelere yer verdi:

"İki gün önce tesadüfen karşılaştığım ve hâlen milletvekili olan bir AK Partili yanıma gelip kendisini tanıttıktan sonra, 'Allah yardımcınız olsun' dedi. Allah'ın Türk milletine yardım edeceğinden eminim. Evet, içlerine sinmediği hâlde evet oyu verenlerin, biz 1 Mart tezkeresinde olduğu gibi davranmalarını arzu etmiştik. Öyle davranmadılar. Tarih de millet de onları affetmeyecek."

"Ulus devlet yapımızı sözde Öcalan'ın tasarladığı 'demokratik ulus' ile değiştirecekmişiz" diyen Özdağ, şu sözlerle devam etti:

"Demokratik ulus dedikleri ne? Çok etnisiteli, çok mezhepli, Lübnan, Yugoslavya, Irak gibi bir model. Yani çözülmeye ve dağılmaya hazır bir yapı. Bu bağlamda halkların kendi kaderini tayin hakkı istiyorlar. Bununla yetinmiyorlar. 'Doğal kaynakların kullanım hakkı' diyorlar. Daha Meclis'te konuşurken bu af yasası için 'Fırat'ın doğusu ve batısı' diye Türkiye'yi bölüyorlar."

Bu süreçte CHP ve YENİ Parti'nin tutumuna tepki gösteren Özdağ şu ifadeleri kullandı: "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Sevr'in yıl dönümünde, PKK'ya af yasasının arkasında durup, PKK'nın kullandığı 'eşit vatandaşlık' kavramını parti programına koyup, Öcalan'ın 'Bunu yapın, yeter' dediği Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'ndaki çekinceleri kaldırıp, sonra bize 'Muhalefet partisiyiz' demeyin. Siz iktidarın ancak bu şekilde payandası olursunuz."

Marmaraereğlisi ve Şarköy'de denize girmek yasaklandı

Tekirdağ'da olumsuz hava ve deniz şartları nedeniyle Marmaraereğlisi ile Şarköy ilçelerinde bazı plajlarda denize girişler geçici olarak yasaklandı

13.08.2026 11:50:00
İHA
 
Marmaraereğlisi ve Şarköy'de denize girmek yasaklandı
Marmaraereğlisi ve Şarköy'de denize girmek yasaklandı
Tekirdağ Valiliği tarafından yapılan duyuruda, Şarköy ilçesi ve Marmaraereğlisi ilçesi Sultanköy sahilinde 13-14 Ağustos tarihlerinde 2 gün boyunca denize girmenin yasaklandığı bildirildi.

Yasakların, olumsuz deniz şartları nedeniyle yaşanabilecek boğulma vakalarının önüne geçmek amacıyla uygulandığı belirtildi.

FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama

FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'nin ablası Ayşe Alanur Karetepe, 10 yıl önce "yardım yataklık" suçundan 1 yıl tutuklu kalan FETÖ'cü yüzbaşının ablası, bu kez "örgüt üyeliği"nden cezaevine girdi

13.08.2026 11:14:00
İhlas Haber Ajansı
 
FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama
FETÖ'cü yüzbaşının ablasına 10 yılda 2. tutuklama
Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında darbeci FETÖ'cü ihraç Yüzbaşı Burkay Karatepe'ye firari döneminde yardım ve yataklık ettiği iddiası ile Muğla'da yakalanan ve silahlı terör örgütü FETÖ üyeliğinden tutuklanan ablası Ayşe Alanur Karetepe, Emniyette alınan ifadesinde, etkin pişmanlık yasasından faydalanmasını gerektirecek bir suç işlemediğini belirterek, etkin pişmanlık yasasından faydalanmak istemediğini belirtti.

2016 yılında da Burkay Karetepe'ye yardım ve yataklıktan 1 yıl hapis yatmış

İfadesinde FETÖ terör örgütü ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını belirten Karatepe, 2017 yılına kadar yine kardeşi Burkay Karatepe'ye yardım ve yataklık iddiası ile bir yıl Eskişehir Cezaevinde tutuklu kaldığını ve 2017 Ağustos ayında yurtdışı yasağı ve adli kontrol şartı ile tahliye olduğunu açıkladı. Hakkında 3 yıl 9 ay ceza verildiğini ve bu dosya halen Yargıtay'da olduğunu söyledi.

Mail yazışmalarına 'Bilgim yok' 'Şahsi avukatım olmadan cevap vermek istemiyorum" dedi

Kardeşi Burkay Karatepe'nin yakalanması sonrası dijital materyaller içinde çok sayıda Word ortamında, Burkay Karatepe ile irtibat kurmak amacı ile hazırlanmış mail adresleri üzerinden mail göndermeksizin taslaklar üzerinden haberleşme yöntemi kullanıldığına ilişkin soruya 'Bilgim yok' diyerek cevap verirken, taslak yazışmalar ile ilgili sorulan soruların büyük bölümüne 'Cevap vermek istemiyorum' 'Bununla ilgili bilgim yok' veya 'Mail adresi üzerinden haberleşme ile ilgili sorulara ben bu aşamada şahsi avukatım olmadan bir cevap vermek istemiyorum. İlerleyen aşamada şahsi avukatım eşliğinde bu sorularla ilgili ayrıca beyanda bulunabilirim" dedi.

Kaçış planı ile ilgili yazışmalara 'Bununla ilgili bilgim yok' dedi

Darbeci FETÖ'cü Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanmasının ardından ele geçirilen dijital materyaller içindeki yazışmalarda kaçış planı ile ilgili yazışmalarda, "İnşallah bir kış daha orda değil de güzel bir ülkede geçiririz beraber. Ofisi yılbaşından sonra satılığa çıkaracağım, orasının parası yüksek. Ben hazırlık yapıyorum, sen de hazırlan. O yüzden spora başladım, koşabileyim diye. Beraber gideceğiz. Şimdilik uygun şartları bekliyoruz. 2 yıl önce deprem zamanı tam karmaşa vaktiydi, düşünemedik. Değerlendiremedik' şeklindeki yazışmalara "Bununla ilgili bilgim yoktur" dedi.

Burkay Karatepe'nin üzerinde yakalanan paralar soruldu

Burkay Karatepe'nin Afyonkarahisar'da yakalanması sonrasında yapılan ikamet aramasında ele geçirilen, altın, dolar ve Euro ille Türk parası olan yaklaşık 6 milyon 775 bin TL değerinde ele geçirilen para ve altınlar hakkında bilgisi olup olmadığı, parayı kimler tarafından verildiği, FETÖ silahlı terör örgütü üyeleri tarafından yardım yapılıp yapılmadığı soruldu. Ayşe alanur Karetepe bu soruya, "Bunlarla ilgili benim düşüncem babam götürmüş olabilir. Bu paranın kaynağı ile ilgili bir bilgim yoktur. Burkay'ın firar olduğu dönem içerisinde örgütten herhangi bir yardım alıp almadığını bilmiyorum. Fakat benim düşüncem yeni bir suça bulaşmaması için babam imkanları dahilinde ihtiyaçlar için Burkay'a para vermiş olabilir" dedi.

Ayşe Bülbül şehit annelerinin sesi oldu

Trabzon’da 9 yıl önce şehit düşen Eren Bülbül’ün annesi Ayşe Bülbül, "Terörsüz Türkiye" süreci ve yeni yasa tartışmalarına sert tepki gösterdi. Ayşe Bülbül, "Evimin kapısını 9 yıldır kilitlemiyorum, teröristlerin serbest kalma ihtimalini asla kabul etmiyorum" dedi

12.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Ayşe Bülbül şehit annelerinin sesi oldu
Ayşe Bülbül şehit annelerinin sesi oldu
Trabzon'un Maçka ilçesinde 11 Ağustos 2017'de terör saldırısında şehit düşen 15 yaşındaki Eren Bülbül'ün annesi Ayşe Bülbül, "Terörsüz Türkiye" süreci ve TBMM'de kabul edilen Çerçeve Yasa tartışmalarına ilişkin duygusal bir açıklama yaptı. Acılı anne, 9 yıldır kapısını kilitlemediğini belirterek teröristlerin serbest bırakılması ihtimaline sert tepki gösterdi

Trabzon'un Maçka ilçesinde oğlunun şehit edildiği bölgede basın mensuplarına konuşan Ayşe Bülbül, gözyaşları içinde şunları söyledi:

"9 yıldır kapı kilitlemiyorum. Benim yavrum gelecek diyorum. Yaralıdır, kollarını kaldırıp kapıyı açamaz diyorum. Hâlâ yavrumun geleceğini hissediyorum. Gece hava güzel olduğunda gelip kabrinde oturuyorum. Allah hiç kimseye evlat acısı yaşatmasın.

Terör olayları bitsin. Kimse neden bitiyor diyemez ama ne şekilde ve nasıl bitecek? Cezaevinde salınacaklar salınırsa benim kırgınlıklarım hayatta bitmez. Bir şehit annesi olarak başka duyumlar alıyorum. İçerdekiler çıkarsa ben bir anne olarak yıkılırım, yıkıldığım yerden kalkamam. Teröristler bırakılırsa ben bir şehit annesi olarak bir daha ayağa kalkamam.

Yavrum, babasının yerine geçti. Kimseyi incitmezdi. Kimseye bir şey yapmadı. 17 kurşuna evladımı şehit verdim. Terör normal şekilde bitsin. Salınmasınlar, yıkılırım. Şehit annesi olarak içerdekiler çıkarsa yıkıldığım yerden, düştüğüm yerden kalkamam."

Ayşe Bülbül, konuşmasında terörün sona ermesini istediğini ancak bunun cezaevindeki terör örgütü mensuplarının salıverilmesi yoluyla gerçekleşmesi halinde acısının asla dinmeyeceğini vurguladı. 9 yıldır kapısını kilitlememesinin nedenini ise oğlunun "yaralı olduğu ve kapıyı açamayacağı" inancına bağladı.


Dinmeyecek bir acı


11 Ağustos 2017'de PKK'lı teröristlerin erzak çaldığı bir evi güvenlik güçlerine gösterirken çıkan çatışmada Astsubay Başçavuş Ferhat Gedik ile birlikte şehit olan Eren Bülbül'ün annesi, yıllardır aynı acıyla yaşadığını her fırsatta dile getiriyor. Açıklaması, TBMM Genel Kurulu'nda 11 Ağustos 2026 gecesi 467 oyla kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" (kamuoyunda Çerçeve Yasa) tartışmalarının gölgesinde yapıldı. Yasa, PKK/KCK'nın silah bırakması ve örgütün fiili varlığına son verildiğinin tespiti halinde bazı soruşturma, kovuşturma ve cezaların ertelenmesini öngörüyor.

Ayşe Bülbül'ün bu sözleri, sosyal medyada hızla yayıldı ve birçok kullanıcı tarafından "şehit ailelerinin sesi" olarak paylaşıldı. Acılı anne, daha önce de benzer açıklamalarında terörün gerçekten bitmesi halinde süreci destekleyebileceğini, ancak aldatmaca olması durumunda şehit ailelerinin daha fazla acı çekeceğini belirtmişti.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.