İslam'ın beş esasından biri olan Hac ibadeti hakkında dilimizin döndüğü, kalemimizin yazdığı, Rabbimizin nasip ettiği oranda bilgileri siz değerli dostlarla paylaşmaya çalıştık. Bu konudaki yazacaklarımızın aşağı yukarı sonuna geldik sayılır.
Bu vesile ile size bir müjde de vereyim. Muhterem Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş, Hac hakkında bir kitap yazmışlar. Kitap yakında okurların hizmetine sunulacakmış. Biz de kitabı heyecanla bekliyoruz.
Hac hakkında yazdıklarımız sadece farz olan ibadet hakkında olmuştur. Ancak Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin Kabri Şerifinin ziyareti hakkında da birkaç kelam etmeden geçmemiz zaten imkânsızdır. Çünkü Onun kabrini ziyaret etmek edep ve fazilet gereği mutlaka gerekmektedir. Şefaatine muhtaç olduğumuz, âlemlerin hürmetine yaratıldığı birinin ziyareti çok ama çok önemlidir.
Bir Hadisi Şerifte bu konuda şöyle haber verilmiştir. "Kabrimi ziyaret edene şefaatim sabit bir hak olur" ; Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir" (Acluni, Keşful-Hafâ, Beyrut 1351, II, 250)
Onun kabrinin bulunduğu yer olan Ravza-i Mutahhara da seçilmiş ve sevilmiş bir mekândır.
Mescid-i Nebi'nin içinde Hz. Peygamber (s.a.v)'in Kabr-i Saadetleriyle Minber-i Şerif arasında kalan bu alanın fazileti ile ilgili olarak Allah Resulü şöyle buyurur: "Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir." (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268) Bu nedenle orada kılınan namaz ve yapılan dua cennette yapılan işler sınıfına girer.
Hac veya Umre yapmak amacıyla Medine'ye gelen kişi, temiz elbiseler giymeli, güzel kokular sürünmeli, Salavât-ı Şerife getirerek Mescid-i Nebi'ye "Bâbü's-Selâm" kapısından girmelidir. Eğer imkân bulursa "Ravza-i Mutahhara" denilen Kabr-i Saadet ile minber arasında kalan kısımda İki rekât "Tahıyyetül-Mescid" namazı kılmalı. Burada yer bulunamadığı takdirde Hz. Peygamber (s.a.v) zamanında yapılan Mescidin herhangi bir yerinde kılmak faziletlidir. Bu da mümkün olamıyorsa, Mescidin sonradan genişletilen kısımlarında uygun bir yerde kılınabilir.
Yine fırsat bulduğu takdirde (bazen kalabalık nedeniyle bunları yapmak mümkün olmuyor) bu saadete erişmesi sebebiyle iki rekât da "şükür namazı" kılmalı, istediği duaları yapmalıdır. Sonra da tevazu ve adabına uygun olarak Hz. Muhammed (s.a.v)'in Kabr-i Saadetine yaklaşıp, Resulullah'ın kendisini gördüğünü ve sözlerini duyduğunu düşünerek selâm verip dua okumalı, daha sonra "Bâb-ı Cibril" denilen kapısından da hüsnü edeple çıkmalıdır.
Ziyarette sıkışıklık varsa çok yakından geçmeye çalışmamalıdır. Önemli olan edep ve gönül huzuru ile ziyareti gerçekleştirmektir. Çünkü Ona gönül olarak yakın olanlar için yakınlık uzaklık yoktur. Ve O zaten ruh olarak diridir.
Peygamberimiz bir gün "Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça Salâtı selâm getiriniz; zira sizin Salâtı selâmlarınız bana sunulur" buyurunca, Ashâb-ı Kirâm: - Yâ Resûlallah! Vefat ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman Salâtı selâmlarımız sana nasıl sunulur? Diye sordular. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:- "Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı" buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a) Peygamberimiz, getirilen salât ve selamın her şartta kendisine ulaşacağını da haber vermiştir.
"Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana Salâtı selâm getiriniz. Zira nerede olursanız olun sizin Salâtı selâmınız bana ulaşır." (Ebû Dâvûd, Menâsik 97)
Rabbim cümlemize Peygamberimiz Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) Kabri Saadetlerini ziyareti ve ziyaretten maksadın hâsıl olmasını nasip eylesin. Âmin.
Bu vesile ile size bir müjde de vereyim. Muhterem Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş, Hac hakkında bir kitap yazmışlar. Kitap yakında okurların hizmetine sunulacakmış. Biz de kitabı heyecanla bekliyoruz.
Hac hakkında yazdıklarımız sadece farz olan ibadet hakkında olmuştur. Ancak Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin Kabri Şerifinin ziyareti hakkında da birkaç kelam etmeden geçmemiz zaten imkânsızdır. Çünkü Onun kabrini ziyaret etmek edep ve fazilet gereği mutlaka gerekmektedir. Şefaatine muhtaç olduğumuz, âlemlerin hürmetine yaratıldığı birinin ziyareti çok ama çok önemlidir.
Bir Hadisi Şerifte bu konuda şöyle haber verilmiştir. "Kabrimi ziyaret edene şefaatim sabit bir hak olur" ; Kim ki, beni vefatımdan sonra ziyaret ederse, hayatımda ziyaret etmiş gibidir" (Acluni, Keşful-Hafâ, Beyrut 1351, II, 250)
Onun kabrinin bulunduğu yer olan Ravza-i Mutahhara da seçilmiş ve sevilmiş bir mekândır.
Mescid-i Nebi'nin içinde Hz. Peygamber (s.a.v)'in Kabr-i Saadetleriyle Minber-i Şerif arasında kalan bu alanın fazileti ile ilgili olarak Allah Resulü şöyle buyurur: "Evimle minberim arası, Cennet bahçelerinden bir bahçedir." (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IV, 268) Bu nedenle orada kılınan namaz ve yapılan dua cennette yapılan işler sınıfına girer.
Hac veya Umre yapmak amacıyla Medine'ye gelen kişi, temiz elbiseler giymeli, güzel kokular sürünmeli, Salavât-ı Şerife getirerek Mescid-i Nebi'ye "Bâbü's-Selâm" kapısından girmelidir. Eğer imkân bulursa "Ravza-i Mutahhara" denilen Kabr-i Saadet ile minber arasında kalan kısımda İki rekât "Tahıyyetül-Mescid" namazı kılmalı. Burada yer bulunamadığı takdirde Hz. Peygamber (s.a.v) zamanında yapılan Mescidin herhangi bir yerinde kılmak faziletlidir. Bu da mümkün olamıyorsa, Mescidin sonradan genişletilen kısımlarında uygun bir yerde kılınabilir.
Yine fırsat bulduğu takdirde (bazen kalabalık nedeniyle bunları yapmak mümkün olmuyor) bu saadete erişmesi sebebiyle iki rekât da "şükür namazı" kılmalı, istediği duaları yapmalıdır. Sonra da tevazu ve adabına uygun olarak Hz. Muhammed (s.a.v)'in Kabr-i Saadetine yaklaşıp, Resulullah'ın kendisini gördüğünü ve sözlerini duyduğunu düşünerek selâm verip dua okumalı, daha sonra "Bâb-ı Cibril" denilen kapısından da hüsnü edeple çıkmalıdır.
Ziyarette sıkışıklık varsa çok yakından geçmeye çalışmamalıdır. Önemli olan edep ve gönül huzuru ile ziyareti gerçekleştirmektir. Çünkü Ona gönül olarak yakın olanlar için yakınlık uzaklık yoktur. Ve O zaten ruh olarak diridir.
Peygamberimiz bir gün "Günlerinizin en faziletlisi cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça Salâtı selâm getiriniz; zira sizin Salâtı selâmlarınız bana sunulur" buyurunca, Ashâb-ı Kirâm: - Yâ Resûlallah! Vefat ettiğin ve senden hiçbir eser kalmadığı zaman Salâtı selâmlarımız sana nasıl sunulur? Diye sordular. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm:- "Allah Teâlâ peygamberlerin bedenlerini çürütmeyi toprağa haram kıldı" buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât 201, Vitir 26. Ayrıca bk. Nesâî, Cum`a) Peygamberimiz, getirilen salât ve selamın her şartta kendisine ulaşacağını da haber vermiştir.
"Kabrimi bayram yeri haline çevirmeyiniz. Bana Salâtı selâm getiriniz. Zira nerede olursanız olun sizin Salâtı selâmınız bana ulaşır." (Ebû Dâvûd, Menâsik 97)
Rabbim cümlemize Peygamberimiz Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) Kabri Saadetlerini ziyareti ve ziyaretten maksadın hâsıl olmasını nasip eylesin. Âmin.
Uğur Kepekçi / diğer yazıları
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -2- / 13.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -1- / 12.02.2026
- Viyana’dan kurtuluş reçetesi olarak MEM ilan edildi / 11.02.2026
- Viyana’dan dünyaya MEM kurtuluş reçetesi / 10.02.2026
- İmanın sessiz imtihanı sabırdır / 09.02.2026
- İlmihal hayata nasıl taşınır? / 08.02.2026
- İlmihal kitapta kalırsa ne olur? / 07.02.2026
- İlmihalimizi kaybettik, yolumuzu şaşırdık / 06.02.2026
- Temizlenen defterler, kirlenen hayatlar / 05.02.2026
- Affedilmek sorumluluğu beraberinde getirir / 04.02.2026
- Hüseyin Baş’ın Viyana konuşması analizi -1- / 12.02.2026
- Viyana’dan kurtuluş reçetesi olarak MEM ilan edildi / 11.02.2026
- Viyana’dan dünyaya MEM kurtuluş reçetesi / 10.02.2026
- İmanın sessiz imtihanı sabırdır / 09.02.2026
- İlmihal hayata nasıl taşınır? / 08.02.2026
- İlmihal kitapta kalırsa ne olur? / 07.02.2026
- İlmihalimizi kaybettik, yolumuzu şaşırdık / 06.02.2026
- Temizlenen defterler, kirlenen hayatlar / 05.02.2026
- Affedilmek sorumluluğu beraberinde getirir / 04.02.2026



























































