Hepimizin morali; televizyondaki haberlere, cep telefonlarımıza, bazen de evdeki banka hesaplarımıza bağlı. Esasen "moral" diye bir şey de bırakmadılar. İnsanların motivasyonu yerlerde sürünüyor. Neredeyse yaşamak bile konforlu bir kelime hâline geldi; daha insanca olan ise sadece yaşamaya çalışmak.
İyi haber almak şans işi oldu. Mutlu olmak lüks sayılıyor. Gülersen, "Bu adam niye gülüyor?" diyorlar. Mutsuz dolaşırsan, "Takma kafana" deniyor. Hasta olursun, "Kendi kendine oldu" derler. İnsan artık kendi derdini, sorununu, hayatını düşünmek yerine başkasını düşünüyor: Acaba onun derdi daha mı az diye…
Elbette her şey bu kadar kötü diye yazmamak lazım. Hâlâ insan kalabilmiş olanlarımız var. Yardımsever, sevap peşinde, helal lokma derdinde olan; yetinmeyi öğrenmiş ama cimrileşmemiş insanlar var. "Bir gün her şey tekrar iyi olacak" düşüncesine sımsıkı sarılanlar var. Ama bu iyi niyet çok uzun sürmüyor.
Aylarca, yıllarca süren bir apolitik fırtına esti. Ne yapalım, seçime gitmeyelim mi? Hayır. Tıpış tıpış gidip oyumuzu vereceğiz, zamanında.
"Vallahi ben canımı yolda bulmadım" deyip sorumluluğu bir sonraki haftaya atanlar var. Ev kiraysa, "Of, yandı tencerenin dibi" deyip geçiliyor. Emekli olmasına rağmen hâlâ çalışmak zorunda kalan yaşlılarımız var. Peki, bizim emekliler ne zaman İsviçre'ye ya da Japonya'ya tatile gidecek, size soruyorum?
"Ne yapalım, hayat bu" diyerek bu konuları kafasında bitiren, ardından "Şükür, buna da şükür" deyip meseleyi kapatanlar var. Şey kuşağı!
Yetmedi; insanoğlunun yarattığı tüm bu olumsuzluklara, hayatı zorlaştıran yokuşlara karşı çıkmayacak mıyız? Sadece zırlayıp, şikâyet edip, mırıldanarak mı yaşayacağız? Sokak köşelerinde, kaldırımların kenarında "Of, bana ne" mi diyeceğiz?
Hayır. Asla.
Seçimlerde önce kime oy vermeyeceğini belirle, sonra kime oy vereceğini iyi düşün. Moraliniz ister yerde olsun ister yerin dibinde olsun, bu zahmete girip düşüneceksin.
Peki; ekmek çöpe atılırken, demir para hurda gibi görülürken, insanların morali yerdeyken, motivasyon yerin dibindeyken; aklıselim olup da kime oy vereceğiz?
Çok şükür düşünebilen gençler var; ama yine de işi şansa bırakmamak gerek. Beni bilen bilir, oyum BTP'ye, Hüseyin Baş'a!
Ha bir de, bunlar yetmiyormuş gibi, gelecekte robotlara karşı da mücadele edecekmişiz. Şimdilik robotlaşmış insanlara karşı dimdik duralım; sonrasına sonra bakarız. Meğer insanın en büyük savaşı kendi içindeymiş, bunu da unutmamak gerek.
Neyse, sona doğru şu soruyu sormak gerekir bence:
Her bir vatandaşın umut etmeye hakkı yok mu?
Olmaz mı?
Her insanın bir davası vardır; büyük ya da küçük ama vardır. Her insanın bir gayesi vardır. Bir insanın davası olmalı. İnsan dönüp geçmişine baktığında şu soruyu sormalı:
"Ben neden yaşadım? Ne için yaşadım?"
Bundan daha enteresan bir soru yoktur.
Her insanın bir davası olmalı. Ve hürriyet, bizim ezelden beri olan davamızdır.
Öyleyse bir an olsun hürriyetimize sahip çıkıyoruz.
Durup dururken de hürriyetimizi kaptırmayalım.
Hürriyet, hayat demektir!
- “Hürriyet’in kölesiyim!” / 13.02.2026
- Ey yeni nesil gençler! / 12.02.2026
- Ey yeni nesil gençler! / 30.11.2025
- 41 kere maşallah / 25.09.2025
- Milletin kuvveti / 06.07.2025
- Hem Atatürkçü hem de Müslüman olamaz mıyım? / 13.04.2025
- ‘Pardon, sıra kimde?’ / 24.12.2024
- Elimizdeki telefon / 04.12.2024
- Milletin Kuvveti / 26.08.2024































































