Prag, Avrupa'nın hafızasıydı. Taşlarında geçmişi, meydanlarında yüzyılların izini taşıyan bir şehir… Oradan Viyana'ya geçerken sadece bir şehirden diğerine değil; Avrupa'nın hafızasından aklına doğru ilerlediğimizi hissediyorduk. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi için çıktığımız bu yolculukta Viyana, yalnızca bir kongre şehri değil; Avrupa'nın yüzyıllardır şekillenen siyasi ve kültürel merkezlerinden biri olarak karşımıza çıktı. Orta Avrupa'nın düzenli şehirleri ve sakin coğrafyası eşliğinde yapılan tren yolculuğu, medeniyetin nasıl bir süreklilik içinde şekillendiğini düşündürüyordu. Prag'ın romantik ve tarihî dokusundan sonra Viyana'ya yaklaştıkça hissedilen ilk şey; sistem, disiplin ve devlet ciddiyeti oldu.
Viyana'ya adım attığınız anda şehrin imparatorluk geçmişi kendisini hissettiriyor. Geniş caddeler, görkemli yapılar, planlı mimari ve düzenli şehir hayatı… Yüzyıllar boyunca Habsburg İmparatorluğu'nun merkezi olan bu şehir, Avrupa siyasetinin ve diplomasisinin kalbi olmuş. Bugün de bu tarihî ağırlık mimariye ve şehir ruhuna yansımaya devam ediyor. Viyana, yalnızca bir başkent değil; Avrupa'nın aklının şekillendiği merkezlerden biri. Şehirde yürürken dikkat çeken unsurlardan biri de çan sesleri. Günün farklı saatlerinde şehrin birçok noktasından yükselen çanlar, Viyana'nın dinî ve kültürel geçmişinin hâlâ canlı olduğunu hissettiriyor. Bu sesler, sadece ibadet çağrısı değil; Avrupa medeniyetinin din merkezli tarihsel yapılanmasının da sembolik bir hatırlatıcısı gibi. Viyana'da din, siyaset ve şehir hayatının uzun yıllar aynı merkezden yönetildiğini hissetmek zor değil.
Viyana'nın tarihî müzeleri ise Avrupa hafızasının nasıl inşa edildiğini açık biçimde gösteriyor. Özellikle şehirdeki tarih müzelerinde Viyana kuşatmalarına geniş yer ayrıldığı görülüyor. Osmanlı'nın Avrupa içlerine kadar ilerleyişi, kuşatma haritaları, savaş planları ve döneme ait askerî belgeler detaylı şekilde sergilenmiş. Kuşatma sonrası ele geçirilen silahlar, mühimmatlar ve Osmanlı ordusuna ait eşyalar da müze vitrinlerinde yerini almış durumda. Bu sunum tarzı, Avrupa tarih anlatısında Osmanlı'nın sadece bir rakip değil; aynı zamanda uzun süreli bir tehdit algısı olarak hafızalara yerleştirildiğini açıkça gösteriyor. Adeta Avrupa tarihinin önemli bir bölümü, Osmanlı ile karşılaşma üzerinden anlatılıyor. Benzer bir durum saray ve meydanlarda da görülüyor. Viyana'daki bazı saray ve müze koleksiyonlarında Osmanlı asker figürleri, kıyafetleri ve savaş sahnelerine ait tasvirler dikkat çekiyor. Bu figürler, Osmanlı'nın Avrupa hafızasında ne kadar güçlü bir yer tuttuğunu ve bu hafızanın sanat yoluyla kuşaktan kuşağa aktarıldığını gösteriyor.
Ancak Viyana'da dikkat çeken bir başka gerçeklik daha var: Türk varlığı. Şehrin günlük hayatında Türklerle karşılaşmak oldukça doğal bir durum. Taksi şoförü olarak, restoran çalışanı olarak, esnaf olarak veya farklı kamu hizmetlerinde görev yapan Türklerle karşılaşmanız mümkün. Bu durum, Türkiye'den Avrupa'ya gerçekleşen göçün yıllar içinde nasıl kalıcı bir toplumsal varlık hâline dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle gıda sektöründe Türklerin belirgin bir ağırlığı hissediliyor. Viyana'da helal beslenme konusunda diğer birçok Avrupa şehrine kıyasla daha rahat hareket edebilirsiniz. Türk restoranları, kebapçılar ve Anadolu mutfağına ait lezzetler şehirde oldukça yaygın. Bu durum, hem şehirde yaşayan Türk nüfusunun büyüklüğünü hem de Türk mutfağının Avrupa'daki etkisini gösteriyor. Kısacası Viyana'da yemek konusunda yabancılık çekmiyorsunuz; Anadolu damak tadını burada da bulmak mümkün.
Şehrin merkezinde yer alan opera binası, saraylar ve büyük meydanlar; Avrupa'nın sanat ve siyaset merkezlerinden biri olduğunuzu sürekli hatırlatıyor. Ancak bu ihtişamın ardında, Avrupa'nın bugün yaşadığı yeni arayışların izleri de hissediliyor. Göç hareketleri, ekonomik dalgalanmalar ve değişen küresel dengeler; Avrupa başkentlerinde yeni bir düşünsel sorgulama sürecini beraberinde getiriyor. İşte bu nedenle Viyana'da düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, yalnızca akademik bir toplantı değil; mevcut ekonomik ve siyasi sistemlerin yeniden tartışıldığı bir platform niteliği taşıyor. Dünyanın farklı ülkelerinden gelen bilim insanlarının ortak noktası, mevcut küresel ekonomik düzenin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri taşımasıydı. Alternatif arayışların giderek daha fazla konuşulması, Avrupa'nın zihinsel dünyasında yeni bir dönemin başladığını gösteriyor.
Prag'dan Viyana'ya uzanan bu yolculuk bize şunu hatırlattı: Şehirler sadece mimari yapılardan ibaret değildir. Onlar aynı zamanda medeniyetlerin hafızasını ve aklını temsil eder. Prag geçmişin hafızasını koruyan bir şehirken, Viyana Avrupa'nın aklını ve yön arayışını temsil ediyor. Bugün bu akıl yeni sorular soruyor, yeni denge arayışları içinde. Ve belki de bu yüzden Viyana'yı anlamak, sadece bir şehri değil; Avrupa'nın bugününü ve yarınını anlamak demektir.
- Prag: Bir şehrin hafızasında yürümek / 12.02.2026
- Sömürüye karşı, işsizliğe ve açlığa karşı çözümümüz var / 31.01.2026
- Deli Dumrul düzeni: Davos’ta açığa çıkan güç siyaseti / 30.01.2026
- İran–Türkiye hattında kurulan büyük tuzak / 29.01.2026
- Mekke: Teslimiyetin, arayışın ve birliğin merkezi / 28.01.2026
- Medine: Kalbin eğitildiği şehir / 25.01.2026
- Yeni dünya düzeninde güvenlik satılık mı? / 24.01.2026
- Ulus devlet olmadan güvenlik olmaz / 23.01.2026
- Atatürk’ün devlet aklı bugün ne söyler? / 11.01.2026



























































