logo
17 MAYIS 2026

Hafız Yaşar anlatıyor

Hafız Yaşar’ın hatıratından devam edelim: “Büyük Atatürk birçok vesilelerle şöyle demiştir: ‘Mukaddes mihrabı cehlin elinden alıp, ehlinin eline vermek zamanı gelmiştir.”

30.03.2026 00:20:00
Haber Merkezi
Hafız Yaşar anlatıyor
Hafız Yaşar anlatıyor
Hafız Yaşar'ın hatıratından devam edelim: "Büyük Atatürk birçok vesilelerle şöyle demiştir: 'Mukaddes mihrabı cehlin elinden alıp, ehlinin eline vermek zamanı gelmiştir."

Bunu, din davranışlarına daima düstur yapmışlardır.

O, camileri ibadet için olduğu kadar; düşünmek, meşrevet etmek içinde birer mukaddes yer olarak telakki ederdi." 

Nazif Külünk, sabık Beykoz imamından dinlediği bir hatırayı nakleder. Bu hatıra, mihrabı ehline vermek isteyen Atatürk'ün hassasiyetini anlatır:

"Bir hafta kadar kalmak üzere Ankara'ya eniştemin yanına gitmiştim. İlk gece bazı komşular ziyaretime geldiler. Bir ara kapı çalındı ve içeriye beyaz top sakallı, yaşlı bir adam girdi. Bu nurani yüzlü ihtiyarı, eniştem takdim etti: 'Sabık Beykoz imamı Hafız Efendi.'







Hafızın meclise katılmasıyla konuşmamız dinî konulara döküldü. Tarihî büyük adamların din inanışlarından bahsediyordu. Hafız Efendi şöyle dedi:

Sıra gelmişken sizlere bütün ömrümce unutamayacağım bir hatıramı anlatayım da dinleyiniz. Büyük inkılapların birbirini takip ettiği günlerdi. Ben o zaman Beykoz Camii'nde imamlık yapıyordum. Sarıkların yalnız vazife başında sarılacağı bildirildiği için camiden çıkınca şapka giyiyorduk.

Bir ikindi vakti iskelenin yanındaki kahvede oturuyordum. Bir an kahvenin önünde birkaç otomobil birden durdu.

En önde duran otomobilden, o zamana kadar karşılaşmamış olduğum fakat görür görmez tanıdığım Atatürk çıktı.

Sevincimden şaşkına dönmüştüm. Onun geldiği haberi o kadar çabuk yayılmıştı ki, bütün Beykozlular bir an içinde etrafını sardılar.

Ben de kendimi toplayarak kalabalığın arasına karıştım. Onu çok yakından görebilmek için çok yakınlarına kadar yanaştım.







Halkın sevinç nidaları uğultu halinde yükseliyor ve herkes biraz daha ileriye yaklaşmaya çalışıyordu. Atatürk, etrafına baktıktan sonra halkı sükûta davet ettikten sonra şöyle dedi: 'Beykoz imamı burada mı, gelsin de konuşalım.'

Zaten tam karşısındaydım. Kalabalıktan ayrılarak ileriye çıktım ve şöyle dedim: 'Buyur Paşam, konuşalım.'

Atatürk, sol avucumda duran üzümleri bana göstererek şöyle sordu: 'Hoca, bu helal de bunun suyu niçin haram, bize anlatsana.'

Birdenbire şaşırmıştım. Bu güç suale ben nereden cevap bulacaktım. Bir müddet düşündüm. Aklıma bir şey gelmiyordu. Allah'tan imdat bekliyordum. Bir ara nasıl oldu, bilmem, aklıma gelen bir cümle dudaklarımdan döküldü: 'Paşam, karın sana helal de kızın niçin haram?'







Atatürk, bu sözümü işitince hafifçe gülümseyerek yüzüme baktı ve başını sallayarak şöyle dedi: 'Hoca sen âlimsin, ben softaları arıyorum. Yarın saraya gel de seninle konuşalım.'

Ertesi gün saraya gittim. Beni karşısına oturttu; saatlerce bana Kur'an'dan ayetler okutarak kendisi tefsir etti." 

Çanakkale zaferinin Mustafa Kemal Paşa için ayrı bir önemi olduğu malumdur. Hani Mustafa Kemal'e "dinsiz, inanmaz" diyorlar ya, O'nun Çanakkale'de şehit olanlar için her yıl Mevlid okuttuğuna ne diyecekler?







Hafız Yaşar, anılarında Çanakkale Mehmet Çavuş abidesinde okunan büyük Mevlid'i yazar: "Sene 1932…

Her sene Çanakkale şehitlerimiz için okunan Mevlid-i Şerif'te İstanbul'un mümtaz hafızları bulunmaktaydı.

O sene Atatürk'ün emriyle şehit Mehmet Çavuş abidesi önünde okunması muvafık görüldüğünden beni huzurlarına çağırdı. Bu seneki merasime riyaset etmemi söyledi ve İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi'ye de Dolmabahçe Sarayı'ndan telefonla bildirilmişti.







Hareketimizden bir gün evvel bu emri alıp, tanzim ederek akşam saat altı buçukta Galata rıhtımına yanaşmış olan Gülcemal vapuruna gittim. Vapurun salonunda İstanbul'un mümtaz hafızlarından Sadettin Kaynak, Süleymaniye baş müezzini Hafız Kemal, Beşiktaşlı Rıza, Sultan Selimli Rıza, Beylerbeyli Fahri, Aşir, Muallim Nuri, Hafız Burhan, Hasan Akkuş, vaiz Aksaraylı Cemal Bey'lerle karşılaştım.

Akşam saat yediye doğru Galata rıhtımından ayrılan Gülcemal vapuru hınca hınç doluydu. Kamaralar da evvelden tutulmuş.

O kadar kalabalık ki, mevlidhanların bazıları güvertede sabahı ettiler.







Gece yatsı namazından sonra vapurun salonunda iki hatm-i şerif ve bir mevlid okundu. Altı hafızdan mürekkep bir heyet tarafından vapurun kaptan güvertesinde okunan salâ ve tekbir sedaları semaya yükseliyordu.

Sabah saat dokuzda motörlerle Gelibolu'ya çıkıldı. Kadın, erkek geniş bir kalabalık bizi karşıladı. Tahsis olunan otomobillerle Mehmet Çavuş abidesine gidildi.

Açık bir ovadayız. Zümrüt gibi yeşillik. Her taraf bayraklarla donatılmış ve misafirlere mahsus defne dallarıyla süslenmiş çardaklar yapılmış, ovanın ortasına kırmızı şanlı sancağımıza sarılmış bir kürsü vazolunmuştu.

On hafızdan mürekkep bir heyet kürsünün etrafında toplandı. Hep bir ağızdan tekbir alındı, arkasında tevşih okundu. Sıra ile hafızlar kürsüye çıkıp Mevlid'i kıraat ediyorlardı.

Tam veladet-i Peygamberi okunacağı zaman İstanbul'dan beri merasime riyaset eden Müftü Hafız Fehmi Efendi'nin tensibiyle, 'Yaşar Bey buyurun, Veladet Bahri'ni siz okuyacaksınız' dediler.

Kürsüye çıktım, başladım okumaya, 'Bir acep nur kim güneş pervanesi' mısraına gelince bir fırtına koptu. Her taraf toz duman içinde kaldı.







Zaten epeydir kara bulutlarla kapalı gök, bütün bütün karardı. Arkasından bardaktan boşanırcasına bir yağmur başladı.

Kürsünün etrafında İlahi ve tevşih okuyan hafızlar koşarak çardak altlarına sığındılar. Meydanda kimse kalmadı fakat ben Mevlid'e devam ettim. Sırılsıklam olduğum halde kıpırdamadım.

Beş dakika sonra yağmur dindi, hava açıldı. Her taraf güneş içinde idi. O zümrüt yeşil ovada şehitlerimizin kokuları esmeye başladı. Mevlid de hitama erdi.

Hatm-i şerifler kıraat edildikten sonra İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi tarafından yapılan beliğ ve veciz bir dua ile merasim hitam buldu. Bundan sonra şehitlerimizin kabirleri ziyaret edildi.

Ve nutuklar irad olundu.

Tahsis edilen otomobillere binilerek Gelibolu'ya geldik. Motorla Çanakkale açıklarında hazır bulunan Gülcemal vapuruna binerek akşam üstüne doğru İstanbul'a döndük.

Ertesi akşam Dolmabahçe Sarayı'na gittim. Atam'ın huzurlarına kabul edildim.

Çanakkale merasiminin tafsilatını verirken bu fırtına bahsine gelince, Atatürk o yağmura ve rüzgara rağmen Mevlid'e devam edişime o kadar mütehassis oldu ki hiç unutmam.

Elini tekrar tekrar masaya vurarak, 'Aferin hafızım, çok güzel yapmışsın, vazife başında iken taş yağsa insan yerinden kıpırdamaz' diye iltifatta bulundular." (Prof. Dr. Haydar Baş Hoş Geldin Atatürk eserinden)

Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı

Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. 

17.05.2026 11:10:00
İhlas Haber Ajansı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri ve kardeşi İstanbul'da yakalandı
Uluslararası suç örgütü lideri Johannes Leijdekkers'in kırmızı bültenle aranan kardeşi kardeşi Wilhelmus Adrianus Leijdekkers, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve İstanbul polisinin düzenlediği operasyon ile yakalandı. Leijdekkers, Hollanda yetkili makamlarınca, "Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama" suçu kapsamında, ülkesine iadesi isteniyor.

Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...


 
15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi’nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır’ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı. 

16.05.2026 15:07:00
Haber Merkezi
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...
Kadir İnanır'ın hastalığına dair hastaneden ilk açıklama...

15 Mayıs Cuma günü, Acıbadem Fulya Hastanesi'nde tedavi altına alınan  sanatçı Kadir İnanır'ın sağlık durumu ile ilgili Başhekim Prof. Dr. Hüsnü Görgen, açıklama yaptı.

Görgen, şunları söyledi: "15 Mayıs'ta hastanemize başvuran hastamız Kadir İnanır; yapılan tıbbi değerlendirme sonrası; pnömoniye (zatürre) bağlı gelişen solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakım servisine alınmıştır. Tedavisi, yoğun bakım koşullarında sürdürülmekte ve entübasyon gerektirmeden uygulanan non-invaziv solunum desteği verilmektedir. Genel durumu yakından izlenen hastamızın klinik durumunda dünden bu yana kısmi iyileşme gözlenmiştir. Hastamız, bir süre daha yoğun bakım servisinde takip edilecektir."

Böyle çöp ev görülmedi!


 
İzmir'de bir evden 10 tona yakın çöp çıkarıldı.

16.05.2026 12:46:00
AA
Böyle çöp ev görülmedi!
Böyle çöp ev görülmedi!

İzmir'in göbeğindeki Konak ilçesinde çevreye kötü kokuların yayıldığı bir evdeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki eşya belediye temizlik ekiplerince boşaltıldı.







Konak Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Kemal Reis Mahallesi'ndeki bir daireden çevreye kötü koku yayıldığı şikayeti üzerine çalışma başlatıldı.







Adreste inceleme yapan ekipler, dairenin çöp ve atıl durumdaki eşyalarla dolu olduğunu belirledi.







Temizlik işleri ekipleri söz konusu dairedeki 10 tona yakın çöp ve atıl durumdaki malzemeyi boşalttı.
Atıkların çıkarılmasının ardından ev ve çevresinde temizlik yapıldı.

Bakan Uraloğlu: Otobüs bileti 12 saat kalana kadar tam iade edilebilecek

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Şehirler arası otobüslerde hareket saatine 12 saat kalana kadar tam ücret iadesi yapılmasını zorunlu hale getirdik" dedi. Bakan Uraloğlu ayrıca SRC Kurye ve Kurye Faaliyet belgelerinin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanıdıklarını ifade etti

16.05.2026 12:23:00 / Güncelleme: 16.05.2026 12:28:48
İHA
Bakan Uraloğlu: Otobüs bileti 12 saat kalana kadar tam iade edilebilecek
Bakan Uraloğlu: Otobüs bileti 12 saat kalana kadar tam iade edilebilecek
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde sektörel ihtiyaçlar, dijitalleşme hedefleri ve operasyonel verimlilik doğrultusunda kapsamlı değişikliklere gidildiğini bildirdi. Değişiklikler 16 Mayıs tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Bakan Uraloğlu, yapılan düzenlemelerle birlikte karayolu taşımacılığında hem hizmet kalitesinin artırılacağını hem de sektörde uygulama birliğinin güçlendirileceğini belirterek "Karayolu taşımacılığında vatandaşlarımızın haklarını daha güçlü şekilde koruyan, sektörümüzün ihtiyaçlarına daha hızlı cevap veren ve dijitalleşmeyi merkeze alan yeni bir dönemi başlatıyoruz" ifadelerini kullandı.

Terminallerde yeni düzenleme

Uraloğlu, taşımacıların terminallerde yaşanan yoğunluklardan etkilenmesinin önüne geçmek amacıyla yeni bir düzenleme yapıldığını belirterek, "Terminallerde yer bulunamaması halinde yerel makamlarca tahsis edilen veya gösterilen alanların kullanılabilmesine yönelik yasal altyapıyı oluşturduk" dedi.
Mevsimlik tarım işçilerinin taşınmasına yönelik de düzenleme yapıldığını kaydeden Uraloğlu, D3 yetki belgesi sahiplerinin yalnızca kendi tarım alanlarında çalışacak mevsimlik tarım işçilerini taşıyabilmesine imkan sağlandığını söyledi.

Dijital tebligat zorunlu hale gelecek

Karayolu taşımacılığında dijital dönüşümü hızlandıracak adımlar attıklarını belirten Bakan Uraloğlu, tüm yetki belgesi sahipleri için Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi'ni zorunlu hale getirdiklerini ifade etti. Uraloğlu, "UETS zorunluluğunu 1 Ocak 2027 itibarıyla devreye alacağız" dedi.

"Uluslararası lojistik işletmeciliği faaliyeti yürütecekler için geçmiş geçerlilik süreleri hesaplamaya dahil edilecek"

Uluslararası lojistik işletmeciliğinde aranan tecrübe şartına ilişkin de açıklamada bulunan Uraloğlu, "Uluslararası lojistik işletmeciliği faaliyeti yürütecekler için aranan 3 yıllık tecrübe şartında dayanak olan yetki belgelerinin geçmiş geçerlilik süreleri de hesaplamaya dahil edilecek" açıklamasında bulundu.

Uraloğlu ayrıca, yetki belgesi devir işlemlerinde ise mesleki yeterlilik şartının sağlanma süresinin 45 günden 60 güne çıkarıldığını ifade etti.

Kurye taşımacılığına yeni yükümlülükler

Kurye taşımacılığı alanındaki yeni yükümlülükler hakkında açıklamada bulunan Uraloğlu, kargo taşımacılığı yetki belgesine sahip taşımacıların kurye gönderisi taşımaları halinde kurye yükümlülüklerine uygun faaliyet göstermelerinin zorunlu hale geldiğini bildirdi.

SRC Kurye ve Kurye Faaliyet Belgeleri'nin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanındı

SRC Kurye ve Kurye Faaliyet belgelerinin 1 Ocak 2027'ye kadar temin edilmesine imkan tanıdıklarını ifade eden Uraloğlu ayrıca, 2013 model ve öncesi otomobillerin B2 ve D2 belgelerine ilavesine ilişkin süre uzatımı sağlandığını kaydetti.

Açık bilet düzenlenmesi zorunlu olacak

Yolcu haklarına ilişkin düzenlemelere de değinen Bakan Uraloğlu, "Vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması adına şehirler arası otobüslerde hareket saatine 12 saat kalana kadar tam ücret iadesi yapılmasını zorunlu hale getirdik. Ayrıca sefer başlayana kadar açık bilet düzenlenmesi zorunlu olacak" açıklamasında bulundu.

Otobüs firmalarının ücret tarifelerini Bakanlığa önceden bildirebilmesine imkan sağlandığını ifade eden Uraloğlu, firmaların azami 1 ay sonrasına kadar geçerli olacak tarifeleri sisteme tanımlayabileceklerini ve gerekli durumlarda 10 gün içerisinde düzeltme başvurusu yapabileceklerini söyledi.

Şoför yaş sınırları genel mevzuata uyumlu hale getirilecek

Sürücüler için uygulanan yaş sınırlarının genel mevzuat hükümlerine bırakıldığını belirten Uraloğlu, muayenesi bulunmayan taşıtların ise yetki belgesine kayıtlı olsa dahi trafik güvenliği gerekçesiyle yurtdışına çıkışına izin verilmeyeceğini kaydetti.

Turizm amaçlı yolcu taşımacılığında otomobil kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler

Ev eşyası taşımacılığı faaliyetlerinde yalnızca kamyonetle taşımacılık yapmak isteyenler için azami 1 kamyonet sınırı getirildiğini belirten Uraloğlu, turizm amaçlı yolcu taşımacılığı faaliyetlerinde otomobil kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığını belirterek, Yerli Malı Belgesi'ne sahip otomobillerin kullanılması halinde kullanılabilecek taşıt adetlerine ilişkin teşvik mekanizmasının devreye alındığını bildirdi.

Uraloğlu ayrıca kalkış veya varış noktası büyükşehir olan ve tarifeli faaliyet gösteren D4 yetki belgeleri için U-ETDS veri iletim zorunluluğunun kaldırıldığını ifade etti. Engelli ve diyaliz hastalarını tek taşıtla taşıyan D2 belgeli taşımacıların mesleki yeterlilik şartından muaf tutulacağını belirten Uraloğlu, fiili taşıma imkanı bulunmayan taşımacılar için de ODY-ÜDY şartının aranmayacağını söyledi.

Kademeli ceza sistemi

Bakan Uraloğlu, kapsam dışı faaliyet gösteren taşımacılara yönelik cezaların düzenlendiğini belirterek, "Kuralsız ve kayıt dışı taşımacılığın önüne geçmek amacıyla kademeli ceza sistemini devreye alıyoruz. Buna göre ilk ihlalde 21 bin 333 lira, ikinci ihlalde 42 bin 666 lira, üçüncü ihlalde 106 bin 665 lira, dördüncü ihlalde ise 213 bin 330 lira idari para cezası uygulanacak. Beşinci ihlalde ise yetki belgesi iptal edilecek" dedi.

Uraloğlu ayrıca terminal işletmeciliğinde geçerli belge olmadan faaliyet gösterilmesinin de engelleneceğini söyledi.

Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör



Ülkemizde son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor. 

16.05.2026 09:10:00
MURAT ÇORBACI
Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör
Çocuk kalbini tehdit eden 9 faktör

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek, "Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, 'büyüme döneminde olur' gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir" dedi. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı.

1. Hazır ve paketli gıdaların aşırı tüketimi.
2. Hareketsiz yaşam tarzı. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.
3. Çocukluk çağı obezitesi.
4. Aşırı tuz tüketimi.
5. 'Büyüme döneminde olur' algısı.
6. Şekerli ve gazlı içecekler. Su, ayran ve doğal içecekler tercih edilmeli; şekerli içecekler alışkanlık haline getirilmemelidir.
7. Yetersiz uyku. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmekte.
8. Duruş ve oturuş bozukluğu.
9. Ailede kalp hastalığı öyküsünü göz ardı etmek.

Çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik test

Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda kalp sağlığı için 3 kritik testi şöyle açıkladı: EKG, EKO, gerekli durumlarda efor testi.

Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!


 
Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla birlikte pek çok kişinin enerjisi ve motivasyonu artarken, bazı kişilerde ise tam tersine yorgunluk, huzursuzluk ve depresif bir ruh hali ortaya çıkabiliyor.

16.05.2026 00:58:00
MURAT ÇORBACI
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!
Bahar depresyonunun pençesine düşmeyin!

Bahar depresyonu çoğu zaman görünür bir neden olmaksızın ortaya çıkan; ancak bireyin iç dünyasında anlamlı karşılığı olan bir deneyim olarak tanımlanıyor. Bazı bireyler bahar aylarında kendilerini daha yorgun, huzursuz ve duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bastırılmış duygular, ertelenmiş ihtiyaçlar ve fark edilmeyen zihinsel yükler bu dönemde daha görünür hale gelebilir. Günlerin uzamasıyla birlikte artan 'aktif olma' baskısı, kişinin iç dünyasıyla, dış dünyanın beklentileri arasında uyumsuzluk yaratır. Bu da kaygı, isteksizlik ve tükenmişlik hissini beraberinde getirir, bahar depresyonuna neden olabilir. Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonunun belirtilerini, hazırladığı 10 soruluk test ile anlattı.







1. Kendinizi sürekli yorgun hissediyor musunuz?

Herhangi bir hastalığa bağlı olmadan ve yeterince dinlenmenize rağmen yorgunluğunuz geçmiyorsa, nedeni fiziksel değil; duygusal ya da zihinsel tükenmişlik olabilir. Baharda artan hareketlilik beklentisiyle içsel yavaşlık çatıştığında bu his daha da belirgin hale gelebilir.

2. Sabahları yataktan çıkmakta zorlanıyor musunuz?

Yataktan çıkmakta zorlanmak ve güne isteksiz başlamak bahar depresyonunun erken sinyallerinden biri olabilir. Kişi bilinçdışı şekilde güne başlamayı erteleyerek, duygusal yükten kaçınmaya çalışabilir. Bu durum içsel motivasyon kaybının önemli bir göstergesi olabilir.







3. Eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi mutlu etmiyor mu?

Daha önce size iyi gelen aktivitelerin artık ilginizi çekmemesi veya keyif vermemesi duygusal bir geri çekilmenin önemli göstergelerindendir. Bu durum kişinin yaşamdan aldığı tatminin azalmasıyla ilişkilidir ve depresif süreçlerde sıkça gözlemlenir.

4. Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp yetersiz hissettiğiniz oluyor mu?

Kıyaslama davranışı çoğu zaman özdeğer algısıyla ilişkilidir. Kişi, kendi içsel ölçütleri yerine dış referanslara odaklandığında, yetersizlik ve değersizlik duygusu derinleşir. Bahar aylarında artan sosyal görünürlük bu karşılaştırmaları daha da artırır.

5. Duygusal dalgalanmalar yaşıyor musunuz?

Duyguların kısa sürede ve yoğun bir biçimde değişmesi psikolojik esnekliğin zorlandığını gösterir. Kişi bir yandan uyum sağlamaya çalışırken, diğer yandan içsel çatışmalar yaşayabilir. Bahar dönemindeki biyolojik ve çevresel değişimler bu kırılganlığı artırabilir.







6. Dikkatinizi toplamakta zorlanıyor musunuz?

Odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve zihinsel dağınıklık; stresli dönemlerde artar. Zihin 'şimdi ve burada' kalmakta, mevcut ana odaklanmakta zorlanır; geçmişe dair düşüncelerle gelecek kaygıları arasında gidip gelir.  Bu durum performansı düşürür,  yetersizlik hissi yaratabilir.

7. Uyku düzeniniz değişti mi?

Uyku, psikolojik dengeyi düzenleyen en temel alanlardan biridir. Uykuya dalamamak ya da aşırı uyuma isteği, kişinin duygusal düzenleme becerilerinde zorlanma yaşadığını gösterebilir. Zihin, gün içerisinde işlenemeyen duyguları gece yaşamaya devam eder.

8. İştahınızda değişiklik fark ettiniz mi?

İştahın artması ya da azalması, duygu durumla yakından ilişkilidir. Kimi bireyler stresli dönemlerde duygusal boşluğu doldurmak için daha çok yerken, kimileriyse tam tersine iştah kaybı yaşayabilir. Bu durum, içsel denge arayışının bir yansımasıdır.







9. Sosyal ortamlardan uzaklaşmak istiyor musunuz?

İnsanlarla iletişim kurmaktan kaçınma, davetleri reddetme ve yalnız kalma isteği bazen bir korunma mekanizmasıdır. Kişi anlaşılmama ya da yargılanma ihtimaline karşı kendini izole ederek duygusal güvenliğini korumaya çalışır. Ancak bu durum uzun vadede yalnızlık hissini derinleştirir.

10. Geleceğe dair umutsuzluk veya isteksizlik mi hissediyorsunuz?

Zaman zaman umutsuz hissetmek normaldir, ancak bu duygunun sürekli ve yoğun yaşanması mutlaka dikkate alınmalıdır. Umutsuzluk kişinin gelecekle bağının zayıfladığını ve kontrol duygusunun azaldığını gösterebilir Değişimin mümkün olmadığına inanıldığında bu his kişi için yaşamın anlamını da azaltabilir.







Bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneri

Klinik Psikolog Seda Akcan, bahar depresyonuna karşı 6 kritik öneride bulundu:

1. Biyolojik ritminizi yeniden yapılandırın. Mevsim geçişi insanın biyolojik saatini de etkilediği için; uyku düzeninde değişiklik, sabahları zor uyanma ya da gün içinde dalgalanan enerji hali sık görülür. Biyolojik ritminizi; her gün aynı saatlerde uyuyup- uyanarak, sabahları gün ışığına maruz kalarak ve gece ekran kullanımını sınırlandırarak dengeleyebilirsiniz.

2. Duygularınızı bastırmak yerine anlamlandırın. Bahar ayları toplumda genellikle 'canlanma' ve 'mutluluk' ile ilişkilendirilir. Ancak iç dünyanız bu beklentiyle örtüşmediğinde, ikincil bir suçluluk ve yetersizlik hissedebilirsiniz. 'Böyle hissetmemeliyim' düşüncesi duygusal yükü arttırır. Duygunuzu fark etmek, isimlendirip kabul etmek psikolojik esnekliğinizi artırarak içsel dengenizi korumaya katkı sağlayabilir.

3. Kendinizden beklentinizi yeniden düzenleyin. Enerjiniz düşükken kendinizden yüksek performans beklemeniz özgüveninizi zedeleyebilir. Bu nedenle büyük hedefler yerine küçük, ulaşılabilir ve sürdürebilir hedefler belirleyin. Tamamladığınız küçük adımlar, kontrol duygunuzu güçlendirir ve motivasyonunuzu kademeli olarak artırır.

4. Bedensel aktiviteyi bir zorunluluk değil, destek aracı olarak görün. Fiziksel hareket zihni de dengeler. Açık havada yürüyüş, hafif egzersi ve düzenli hareket; stres hormonlarını azaltır, mutluluk hormonlarının artmasına destek olur. Özellikle doğayla temas, zihinsel yükü hafifletmede oldukça etkilidir. Ancak yoğunluk değil süreklilik önemlidir.

5. Sosyal temasınızı bilinçli şekilde sürdürün.
6. Profesyonel desteği geciktirmeyin.

Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'

Samsun'un Havza ilçesi, son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından taşan dere yatakları nedeniyle sel sularına teslim oldu. Altyapının yetersiz kalması ve plansız kentleşme iddiaları bölgede tansiyonu yükseltirken, Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi'den sert bir çıkış geldi

16.05.2026 00:13:00 / Güncelleme: 16.05.2026 09:58:44
Hasan Gündoğdu
Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'
Havza'da tarih tekerrür etti: 'Sorunların arkasından mı koşacağız, tedbir mi alacağız?'
Konuya ilişkin açıklamada bulunan Kepekçi, "Havza'da 1988 ve 1998'de ne yaşandıysa bugün de aynı ihmaller devam ediyor. Vatandaş yapay gündemlerle oyalanırken gerçek sorunlar sümen altı ediliyor" dedi.






Tarihi İlçe Sular Altında: Kronikleşen İhmal
 
Samsun genelinde etkili olan olumsuz hava şartları, Havza ilçesinde hayatı durma noktasına getirdi. Şiddetli yağışlar sonrası ilçe merkezinden geçen dere yataklarının taşması sonucu çok sayıda ev, iş yeri ve tarım arazisi sular altında kaldı. Araçların sürüklendiği, altyapının tamamen çöktüğü ilçede vatandaşlar büyük maddi zarara uğradı.
 
Afetin hemen ardından sahaya inen BTP teşkilatları, yaşanan felaketin sadece "doğal bir olay" olarak geçiştirilemeyeceğini vurguladı. 







BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi Havza'nın Milli Mücadele tarihindeki önemini hatırlatan şu ifadeleri kullandı:
 
"Havza sıradan bir Anadolu ilçesi değildir; Havza Genelgesi ile Milli Mücadele'nin ilk örgütlü çağrısının yapıldığı, Mustafa Kemal Paşa'nın millet iradesini ayağa kaldırdığı yerdir. Buranın tarihi bize, 'Tedbir almayan milletler, krizlerin peşinden sürüklenir' mesajını verir. Ancak biz gerçekten ders alıyor muyuz? Havza'da 1988'de büyük taşkın yaşandı, 1998'de yeniden afet oldu, bugün yine aynı manzaraları izliyoruz. Aynı dere yatakları, aynı plansızlık... Asıl mesele yağmur değil; risk yönetimi oluşturmamak ve afet gelmeden tedbir almamaktır."







"Somali'ye Milyarlar, Havza'ya 50 Milyon TL"
 
Türkiye'de vatandaşların sel, geçim derdi, borç ve üretim kriziyle boğuştuğu bir dönemde toplumun sürekli yapay gündemlerle meşgul edildiğini savunan Doç. Dr. Kepekçi, bütçe ve yardım politikalarındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Hükümetin dış yardımları ile yerel afet bütçelerini kıyaslayan Kepekçi, çarpıcı veriler paylaştı:
 
Somali'ye açıklanan yardım: Yaklaşık 30 milyon dolar
 
Havza'ya taahhüt edilen ilk destek: Yaklaşık 50 milyon TL.







Salgın hastalık riski kapıda!
 
Afet sonrasındaki sürecin sadece maddi hasarlarla bitmediğini, ikinci bir kriz dalgasının kapıda olduğunu belirten Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, kanalizasyon taşmaları ve içme suyu kontaminasyonu (kirlenmesi) nedeniyle özellikle çocuklar ve yaşlılar için ciddi enfeksiyon riski bulunduğunu hatırlattı.

BTP teşkilatlarının ilk andan itibaren sahada vatandaşların mağduriyetlerini takip ettiğini belirten Kepekçi, kalıcı çözümün merhum Prof. Dr. Haydar Baş'a ait olan Milli Ekonomi Modeli'nde olduğunu ifade etti.







BTP'den Havza İçin 5 Acil Eylem Planı
 
Klasik sistemde sigortanın bile artık sadece yüksek gelirlilerin erişebildiği bir "lüks güvenlik" haline geldiğini söyleyen Kepekçi, Milli Ekonomi Modeli perspektifiyle acilen atılması gereken adımları şu şekilde özetledi:
 
1. Afet Bölgesi İlanı: Havza ilçesi vakit kaybetmeksizin resmi olarak afet bölgesi ilan edilmelidir.
 
2. Faizsiz Esnaf Desteği: Mağdur olan küçük esnafa faizsiz ve geri ödemesiz nakdi destek sağlanmalıdır.
 
3. Temel Afet Güvence Sistemi: Sosyal güvenliği piyasa şartlarına terk etmeyen, devlet destekli bir güvence sistemi kurulmalıdır.
 
4. Merkezi Altyapı ve Islah: Dere ıslahı ve altyapı çalışmaları yerel idarelerin bütçesine bırakılmamalı, merkezi planlamayla çözülmelidir.
 
5. Mobil Sağlık Ekipleri: Salgın ve kontaminasyon riskine karşı ilçede acilen mobil sağlık tarama ekipleri oluşturulmalıdır.
 
BTP Genel Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi, Havza halkına geçmiş olsun dileklerini ileterek açıklamasını şu soruyla noktaladı: "Havza bugün aslında tüm Türkiye'ye soruyor: Biz hâlâ sorunların arkasından mı koşacağız, yoksa artık önceden tedbir alan bir devlet aklı mı inşa edeceğiz?"

Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü

Öğrenci servisi şarampole uçtuğu kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı

15.05.2026 18:29:00
İhlas Haber Ajansı
Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü
Yozgat'ta acı kaza: 2'si öğrenci 3 kişi öldü
Yozgat'ın Saraykent ilçesinde öğrenci servisi şarampole uçtuğu kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 7 öğrenci yaralandı.






Kaza, Saraykent ilçesi Söğütlü köyü yakınlarında yaşandı. Şeref Şahin idaresindeki 66 ADL 198 plakalı öğrenci servisi henüz bilinmeyen nedenle yoldan çıkarak şarampole devrildi. İlk belirlemelere göre kazada sürücü, 2. sınıf öğrencisi Çınar Şahin ile 4. sınıf öğrencisi Zennure Özdemir olay yerinde hayatını kaybetti, 7 öğrenci ise yaralandı. Yaralı öğrenciler çevredeki hastanelere kaldırıldı.








Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan olay yerine giderek incelemede bulundu. Özkan yaptığı açıklamada, "Arkadaşlar, maalesef kazada iki öğrencimiz ve servis şoförümüz vefat etti. Servis aracı, okulumuzdan aldığı öğrencileri Söğütlü köyüne bıraktıktan sonra yukarı Çiçekli köyüne geri kalan öğrencilerimizi götürürken kaza yapıyor. Kazada 7 öğrencimiz yaralandı. Öğrencilerimizin genel durumları iyi. Bir öğrencimiz de kalça kırığı tespit edildi, arkadaşlar ona müdahale ediyorlar. İnşallah onlar için de geçmiş olsun diyelim. Vefat eden çocuklarımıza ve arkadaşımızın ailesine sabır diliyoruz. Allah rahmet eylesin, böyle kazaları bir daha göstermesin" ifadelerine yer verdi.

Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar

Meclis lokantasında staj yapan lise öğrencilerine yönelik cinsel istismar davasında mütalaa açıklandı. Savcılık 5 sanık hakkında en üst sınırdan ceza talep ederken, nihai karar için duruşma 5 Haziran’a ertelendi

15.05.2026 16:00:00
Haber Merkezi
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
Meclis'te 'taciz skandalı' davasında ara karar
TBMM'de stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar ve taciz iddialarıyla açılan davada kritik bir viraj geride kaldı.

Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan savcılık, 5 sanık hakkında "sarkıntılık yapmak suretiyle çocuğun cinsel istismarı" ve "çocuğa karşı cinsel taciz" suçlarından 16 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası talep etti.

Mahkeme heyeti, tarafların savunmalarını hazırlaması için sonraki duruşmayı 5 Haziran tarihine erteledi.

Soruşturmanın geçmişi ve iddianame detayları

Skandal, 4 Aralık 2025'te Meclis'te staj yapan bir lise öğrencisinin Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü'ne başvurmasıyla ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada, TBMM lokantasında stajyer olarak görev yapan 18 yaşından küçük 4 mağdur öğrencinin sistematik olarak tacize maruz kaldığı tespit edildi. İddianamede Meclis personeli olan sanıklar H.İ.G., D.U., İ.B., R.Ç. ve R.S.'nin çocuklara yönelik zincirleme şekilde istismarda bulundukları aktarıldı.

Tahliye ve yeniden tutuklama süreci

Davanın hukuki sürecinde yaşanan gelişmeler kamuoyunda yakından takip edildi

Kasım ve Aralık 2025 döneminde yürütülen operasyonlarla 5 Meclis çalışanı gözaltına alındı ve 4'ü tutuklandı.

9 Şubat'ta görülen duruşmada mahkeme, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verdi ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tahliye kararına hemen itiraz etti.

Üst mahkeme itirazı haklı bularak sanıkların tekrar tutuklanmasına hükmetti. Sanıklardan D.U., İ.B. ve R.S. cezaevine gönderilirken, firari sanık H.İ.G. hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

Meclis çatısı altında yaşanan skandala Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve milletvekilleri sert tepki gösterdi. TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyonu üyeleri davaya müdahillik talebinde bulunarak yargılama sürecini yakından izlemeyi sürdürüyor.

Mahkeme heyeti, mütalaaya karşı sanık ve müdafi avukatlarının süre talebini kabul ederek nihai kararın beklendiği duruşmayı 5 Haziran tarihine bıraktı.

Özel, erken seçim çağrısını yineledi: Sandıktan kaçamazsınız!

CHP lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek erken seçim çağrısını yineledi

15.05.2026 14:30:00
Haber Merkezi
Özel, erken seçim çağrısını yineledi: Sandıktan kaçamazsınız!
Özel, erken seçim çağrısını yineledi: Sandıktan kaçamazsınız!
CHP lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek erken seçim çağrısını yineledi. Özel, iktidarın kamu kaynaklarını TÜRGEV ve TÜGVA gibi vakıflara aktarırken muhalif belediyelerin hizmetlerini genelgelerle durdurmaya çalıştığını belirterek; "Milletten korkmayın, sandığı getirin. Sandıktan kaçamazsınız" dedi.

İzmir Bayraklı'da yapımı tamamlanan Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi ve belediye envanterine katılan 38 hizmet aracının açılışı yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açılışta yaptığı konuşmada gündemi değerlendirdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Maalesef mecliste çıkarken kanun uyarmıştık. 'Bu bir iyi niyetli yasama faaliyeti değil, kamu yararını değil çekememezlik halini ifade ediyor' demiştik. İzmir'deki meslek fabrikasının, geçmişinde vakıf izi olan üç yapının iktidar eliyle el konulması sürecini yaşıyoruz. Meslek fabrikası, Cumhuriyet öncesinde un fabrikası olarak kullanılmış, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kamuya tahsis edilmiş, ardından İzmir Belediyesi'ne verilmiş ve on binlerce öğrencinin kurs gördüğü bir merkezken, birdenbire 'geçmişinde vakıf izi var' denilerek el konuldu.

Bu mesele nereden kaynaklanıyor? Biliyorsunuz İstanbul'da Galata Kulesi var. Yerebatan Sarnıcı var. Bunların ikisi de özellikle Yerebatan Sarnıcı içeri girilemeyecek haldeyken, Mahir Polat'ın ve Ekrem Başkan'ın vizyonlarıyla inanılmaz bir restorasyon gerçekleştirildi. Müthiş bir turist akımı var, giriş ücreti var ve ciddi ciddi kaynak yaratan bir hale geldi. Ayrıca onlarca yabancı film şirketi, gece yarısından sonra filmler çekmek için büyük bütçeler teklif ediyor. Galata Kulesi keza öyle. Önce Galata Kulesi'ni İBB'nin elinden aldılar. Bir dava açıldı ve sonucunda lehe doğru gidince, Yerebatan Sarnıcı'nı da o kimsenin girmediği, kötü kokan halden cazibe merkezi haline gelip turist çekince; 'Aman biz silkeliyoruz, bunlar başka yerlerden kaynak buluyorlar' diye bir kanun çıkardılar ve geçmişinde vakıf izi olan her yere el koydular.

"İstanbul'un en güzel iskelelerini kendi dönemlerinde TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, Okçular Vakfı'na vermişler"
Şimdi bizimkiler boşalan yerlere gidip bu memleketin evlatlarına yurt yapıyor. Bizim bu yöndeki niyetimize karşı onlar ellerindeki vakıflarla ne yapıyorlar? Biz İstanbul'da iskeleleri geri alıyoruz, İstanbul'un en güzel iskelelerini kendi dönemlerinde TÜRGEV'e, TÜGVA'ya, Okçular Vakfı'na vermişler. İhaleye çıksa dünyanın parası gelir, kendi çocuklarının yönettiği maksatlı vakıflara devretmişler. Geri almak istediğinizde zabıtanın karşısına polisi dikiyorlar. Özel, iktidarın engellemelerine rağmen halka doğrudan dokunan projeleri hayata geçirdiklerini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Sosyal demokrat belediyecilik projesi, halkın ihtiyaçlarını gören, hizmet eden, çok yönlü fayda üreten bir projedir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak belediyelerimizin bu hizmetlerinden memnunuz. Türkiye'de belediyelerimiz, 5 yılda 1000 kreş hedefi koydu. Bugün an itibarıyla Türkiye'de 802. kreşimizi açmış durumdayız. Yine yoksul öğrenciyi barınma sorunu üzerinden tarikatların, cemaatlerin, kötü niyetli yapıların eline itmek için yurt yapmayanlara inat, iktidar olup her öğrenciyi bir sorundan kurtarana kadar 5 yılda 100 öğrenci yurdu hedefi koymuştuk. An itibarıyla 78 öğrenci yurdumuz, 2 yılda 172'ye çıkmıştır. Kent lokantası sayısı 172'ye ulaştı. Halk market, halk mandıra, halk kasap sayısı 173'e ulaştı. Toplamda Türkiye'de bütün CHP'li belediyelerin kendinden önceki dönemle kıyaslandığında yaptıkları sosyal yardımlar 4.6 kat artmıştır."

İktidarın yayınladığı "tasarruf tedbirleri" genelgesinin asıl amacının CHP'li belediyeleri kilitlemek olduğunu söyleyen Özel, şunları söyledi: "Büyükşehir Belediye Başkanımızın arkasında bıraktığı devasa borç yükünü hızla erittiği bir süreçteyiz. Tasarruf tedbirleri genelgesi yollayıp bizim belediyelerimizin çöp arabası almasını, temizlik yapmasını, asfalt dökmesini, hizmet yapmasını engellemeye; bu şehrin hizmetlerini durdurmaya, bu şehrin aleyhine kullanıyorlar. Ancak bu kadar çok hizmetin bir karşılığı var."

Erdoğan'a çağrı
Erdoğan'a seslenerek erken seçim çağrısını yineleyen Özel, şunları ifade etti: "Eğer bunlar siyaset yapacak bir yere gelecek ve başarılı olacaklarsa, siz de onlara engel olmaya çalışacaksınız. O şehre husumet duyacaksınız. O şehrin hizmetlerini, tahsisleri, kredileri engelleyeceksiniz. Milletin çağrısıyla bir erken seçim getireceği için ara seçimden kaçıyor. Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Bu kadar haksızlık, bu kadar operasyon, bu kadar itibar suikasti, bu kadar yalan dolan... Senin de önünde seni öven, TRT'den 30 tane kanala kadar bütün kanallar var. Sen bizi oralardan itibar suikastı yapıp, gece uykunda sayıklamaya başlasan canlı yayında konuşmanı veren 30 tane televizyon kanalım var. Buradan sana açıkça şunu söylüyorum: Bu kadar iş yaptınız, gelin bu milletin önüne ama bu haziranın sonunda ama eylülün başında erken seçim sandığını koyun. Millet size mi inanıyor, bize mi inanıyor bir görsün. Boşalmış sandalyelerin yerine Anayasa 'gel ara seçim yap' diyor. Sandıktan kaçıyor.
Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Kaçmayın, milletten korkmayın. Patron ne sensin ne benim. Patron millettir, milletin dediği olacak. Hiçbir yere kaçamazsın. Eğer bu dediklerine inanıyorsan, seni seçer, 5 yıl daha görev alırsın, rahat edersin, kendince önüne bakarsın. Ben de bir seçim kaybedersem bir dakika daha durmam. Bu kadar büyük bir özgüvenle söylüyorum. Korkmayın, çıkın karşımıza. Biz milletin ferasetine, öngörüsüne, iyi niyetine inanıyoruz. Patron millettir, milletin dediği olacak, hiçbir yere kaçamazsınız."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.