logo
08 AĞUSTOS 2026

HAK-İŞ, 1 Mayıs haftasını Manisa'dan başlattı

HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü etkinlikleri kapsamında Manisa'da basın açıklaması yaparak 1 Mayıs haftası kutlamalarını başlattı. Arslan, "Sorun ülkenin imkanları değil, gelir dağılımındaki adaletsizlik" dedi.

20.04.2026 14:17:00
İhlas Haber Ajansı
 
HAK-İŞ, 1 Mayıs haftasını Manisa'dan başlattı
HAK-İŞ, 1 Mayıs haftasını Manisa'dan başlattı
Manisa'nın Şehzadeler ilçesindeki 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda sendika üyeleri ve vatandaşlara hitap eden HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 1 Mayıs'ı tek bir günle sınırlı görmediklerini belirterek, etkinlikleri Türkiye geneline yaydıklarını ifade etti.






Kutlamalar bir haftaya yayıldı
HAK-İŞ Konfederasyonu Manisa İl Başkanı Okan Polat'ın selamlama konuşmasının ardından kürsüye gelerek açıklamalarda bulunan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, "Bugün Manisa'dayız. Konfederasyonumuz, uzun yıllara dayanan 1 Mayıs Birlik Mücadele Dayanışma Gününü geçmişteki kaos, kargaşa, gerginlik gününün dışına çıkararak sadece İstanbul Taksim'i kutsayan, Taksim olmazsa 1 Mayıs olmaz diyen anlayışa karşı Türkiye'nin bütün alanlarının 1 Mayıs Meydanı olduğunu haykırarak uzun yıllardır yeni bir yol ve yeni bir anlayış geliştirdik. Bu anlayışın esas nedeni ülkemizin bütün dünyada kutlanan, bütün dünyada emek hareketinin sorunlarının, çalışanların taleplerinin tartışıldığı, konuşulduğu, yüksek sesle taleplerin ifade edildiği ve çözümlerin ortaya konulduğu 1 Mayıs'ı benim ülkemde neden kaos ve kargaşayla karşılıyoruz' Bu soruya karşı Konfederasyon olarak sadece eleştiri değil bir şeyler yapma gereğine inandık ve 2010'dan itibaren Türkiye'nin her şehrinde 1 Mayıs etkinliklerini kutlama kararı aldık. Bu yıl da inşallah Bursa'da gerçekleştireceğiz. Konfederasyonumuz bir başka karar aldı. 1 Mayıs'ı bir güne sığdırmanın yeterli olmadığına inandığımız için 1 Mayıs'ı bir haftaya yayarak her bölgemizde ülkemizin çalışanların sorunlarını açıkça ifade edeceğimiz basın açıklamalarıyla 1 Mayıs'ı bir haftanın içerisinde çeşitli etkinliklerle gerçekleştirmeye karar verdik. Bu doğrultuda 2026 yılı 1 Mayıs haftasının ilk gününde de Manisa'dayız. Bundan sonra sırayla Elazığ, Sivas, Ordu, Adana gibi illerimizde de genel başkan yardımcılarımız tarafından 1 Mayıs'ın ruhuna uygun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, 1 Mayıs Uluslararası Birlik Mücadele Dayanışma Günü'nde hangi konuları öncelikli olarak gündeme taşıyacağız, taleplerimizi, itirazlarımızı, eleştirilerimizi, takdirlerimizi, hangi illerde neleri konuşacağımızın kararını aldık. Bugün Manisa'dayız" dedi.






"Gündemimiz adil ücret ve refahın paylaşımı"
Arslan, "Ülkemizin birliğine, milletimizin bütünlüğüne, değerlerimize asla o meydanlarda kimseye laf ettirmeyiz. Haklarımızı, sorumluluklarımızı bilerek 1 Mayıs'larda birlik, dayanışma ve mücadelemizi her seferinde ifade ediyoruz. O nedenle HAK-İŞ aynı zamanda bu ülkenin her meselesine çözüm üreten, çatışmayı değil uzlaşmayı esas alan, kavgayı değil barışı ikame eden, birbirimizle çatışmayı değil kucaklaşmamızı bir araya getirmeye çalışıyoruz. 2026 yılı 1 Mayıs haftasındaki ilk gündemimiz refahın adil paylaşımı adil ücret, emeklilik ve çalışma hayatının sorunlarıdır" diye konuştu.






"Sorun ülkenin imkanları değil"
Türkiye'nin artık ücret geliri itibariyle üst gelir grubuna dahil olduğunu kaydeden Arslan, "Bunu biz söylemiyoruz. OECD'nin rakamları, TÜİK'in rakamları söylüyor. Türkiye 2025 yılında milli geliri 1.600 trilyona çıkan, kişi başına milli geliri 18 bin 40 dolar olan, artık dünyada üst gelir grubuna dahil bir ülkeden bahsediyoruz. Ülkemizin emekçilerinin, dar gelirlimizin, memurumuzun milli gelirden aldığı pay en son hesaplamalara göre yüzde 30-35. OECD ülkelerinin ortalaması milli gelirden emekçilerin aldığı pay yüzde 55 yüzde 60. Avrupa Birliği ülkelerinde emekçilerin milli gelirden aldığı pay yüzde 60-65 dolayındaydı. Büyüyen Türkiye, güçlenen Türkiye, bir üst gelir grubuna çıkan Türkiye'de emekçiler milli gelirden yeterli pay alamıyor. Sorun Türkiye'nin imkanları değil. Sorun Türkiye'deki gelirlerin adil paylaşılmamasından kaynaklı" şeklinde konuştu.






"Zorlukların farkındayız"
Türkiye'nin çevresindeki sorunların ülkeyi nasıl etkilediğinin farkında olduklarının altını çizen Arslan, "Bölgemizin hem kuzeyimizdeki Ukrayna-Rusya savaşı hem de uzun yıllardır devam eden siyonist katillerin Filistinlilere karşı uyguladığı soykırım ve adaletsiz, haksız zulümler. Son olarak siyonist devlet İsrail'in Lübnan'a saldırısı. Büyük şeytan haydutların en büyüğü Amerika ve İsrail'le beraber İran'a yapılan saldırılar. Bütün bunlar ülkemizi de derinden etkiliyor. Bunun farkındayız. Bundan dolayı etkilendiğimiz için ülkemizin zorluklarının farkındayız. Ama biz şunu kabullenemiyoruz. OECD'nin Gini katsayısına göre OECD ülkeleri içerisinde gelir dağılımının eşitsizliğin en kötü olduğu 4. ülkeyiz. Bunu hak etmiyoruz. Bu ülkenin insanları, bu ülkenin çalışanları, bu ülkenin emekçileri, orta sınıfı bunu hak etmiyoruz. Ortada bir yanlışlık var. Bunun giderilmesini istiyoruz" dedi.






"Emekli maaşları yetersiz"
Emekli maaşlarına da değinen Arslan açıklamasını şöyle tamamladı:
"2002 yılında ve o yıllarda en düşük emekli maaşı asgari ücretin üzerindeydi. Bugün ne yazık ki emekli maaşlarımız asgari ücretin yüzde 50 altına kadar iniyor. 20 bin TL emekli maaş alan vatandaşımıza ödediği primlerin karşılığını alıyorsun diyebilir miyiz' 20 bin lira emekli maaşı almak zorunda kalan, ülkesine, devletine, işlerine, hizmet etmiş insanlara bununla geçinebilirsin diyebilir miyiz' Bunu yapamayız. Yapmamamız gerekiyor. Bu ülkenin kaynakları, imkanları buna yetiyor. Daha fazlasını verebiliriz. Verilmesi gerekiyor. Vermeyenlerden bunu almamız gerekiyor. Onun için meydanlardayız."
Manisa'nın ardından, Elazığ, Sivas, Adana, Ordu ve Bursa'da gerçekleştirecek etkinliklerle programın tamamlanacağı öğrenildi.

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

Amasya'da vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor

05.08.2026 10:48:00
İhlas Haber Ajansı
 
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'da vatandaşlar 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor
Amasya'nın Taşova ilçesinde vatandaşlar, arazilerinin kıyısından geçip Yeşilırmak Nehri'ne akan derenin üzerine 20 yıldır baraj inşa edilmesini bekliyor. Yukarı Baraklı ve Özbaraklı köylüleri, yıllardır büyükşehirlere göç veren bölgedeki durumun baraj sayesinde tersine döneceğine inanıyor.






Baraklı Şelalesi'nin de bulunduğu bölgede inşa edilecek barajın 20 yıldır gündemde olduğunu hatırlatan Yukarı Baraklı Köyü Muhtarı Osman Yıldız, "Yetkililer bize 2006 yılında baraj yapılacağını söylemişti. Tüm aşamalar geçildi. ÇED raporu hazırlandı. Fakat henüz faaliyete geçip kazmayı vuramadık. Baraj olmadığından dolayı suyumuz boşa gitmektedir" dedi. Önceden belde olan iki komşu köyün toplam arazisinin 8 bin dönüm olduğunu anlatan Yıldız, "Çevremizde de su ihtiyacı olan komşu köyler var. Eğer baraj yapılsaydı komşu köylerin içme suyu ihtiyacı da karşılanabilir" diye konuştu.








"Baraj yapıldığı an köye geri dönüşler başlayacak"

Birçok arkadaşının büyükşehirlerden köye dönüş planı yaptığına değinen Özbaraklı köyünden Hasan Ünkan, "Büyük şehirlerde yaşamak çok sıkıntılı hale geldi. Nüfus yoğunluğu var. Köylerde ise hayvancılık artıyor. Sulama sıkıntısından dolayı köyümüze geri dönüş yapamıyoruz. Baraj yapıldığı an geri dönüşler başlayacak. Köyler canlanacak" dedi. Köylerinin etrafında geniş ormanlar bulunduğunu vurgulayan Ünkan, "Orman yangınlarının arttığı günümüzde burada baraj olması muhtemel yangın tedbirleri açısından çok önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı.







Yıllardır barajın inşa edilmesini beklediklerini söyleyen Yukarı Baraklı Derneği Başkanı Ömer Evci ise, dereye yakın arazilerde elektrik pompaları kullanılarak sulama yapılan sebze ve meyve üretiminde barajın etkisiyle artış olacağına inandığını belirtti.








Ev hanımı Nevin Ünkan ile kahveci İsmail Kılıç da yetkililerden baraj konusunda destek beklediklerini söyledi.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.