logo
24 HAZİRAN 2026

Hakan Fidan : Silahların bırakılması tek başına yetmiyor

PKK'nın silah bırakmasına ilişkin Fidan, "Silahların olmayacağı, illegalitenin son bulacağı ve legal imkanlarla insanların medeni bir şekilde kendi siyasetini ilerleteceği bir zeminin inşası için herkesin çalışması gerekiyor. İllegalitenin son bulması şu anlama geliyor, silahların bırakılması tek başına yetmiyor." ifadelerini kullandı.

 

10.05.2025 00:56:00
Anadolu Ajansı
Hakan Fidan : Silahların bırakılması tek başına yetmiyor
Hakan Fidan : Silahların bırakılması tek başına yetmiyor

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) aday ülke sürecine ilişkin, "Avrupa Birliği'nin asli kurucusu ve iticisi olan iki ülke tarafından halihazırda benimsenmediğini, bunun da iç politik nedenlerle ağırlıklı olarak ayakta tutulduğunu görüyoruz." dedi.

Fidan, 24 TV canlı yayınında Murat Çiçek'in gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin terörle mücadele tarihinin ortada olduğunu ifade eden Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu yıllardan beri, milli ideolojileri, milli teknolojileri ve milli karar alma mekanizmaları kullanılarak bu mücadeleyi bir yere getirme konusunda ciddi bir irade savaşı verildiğini söyledi.

"Bugün itibarıyla bakacak olursak örgüt, Sayın (MHP Genel Başkanı Devlet) Bahçeli'nin tarihi çağrısıyla, Cumhurbaşkanımızın da o sarsılmaz, büyük, kuşatıcı iradesiyle ortaya koyduğu sürece bir cevap vermeyle ilgili bir kongre hazırlık süreci geçirdi. Bu son 1-2 haftadır devam eden bir süreçti." diyen Fidan, örgütün çeşitli formlarda toplanıp genel kongrenin kararını oluşturmaya çalıştığını kaydetti.

Basında bunların ilan edileceği bilgisinin geçildiğini aktaran Fidan, "Ama bir müddet daha, anlaşılan bunu bekleme durumunda olacağız. Örgütün bu tarihi çağrıya cevabını duymak için..." diye konuştu.

Fidan, herkesin bu konuda iyimser olmak istediğini vurgulayarak, Türkiye'de terörün zemininin çoktan ortadan kaldırıldığını ancak demokrasi eksikliğinin veya istikrarsızlığın sürdüğü komşu ülkelerde örgütün kendine yer bulabildiğini söyledi.

PKK'nın silah bırakmasına ilişkin Fidan, "Silahların olmayacağı, illegalitenin son bulacağı ve legal imkanlarla insanların medeni bir şekilde kendi siyasetini ilerleteceği bir zeminin inşası için herkesin çalışması gerekiyor. İllegalitenin son bulması şu anlama geliyor, silahların bırakılması tek başına yetmiyor." ifadelerini kullandı.

Fidan, illegal ve istihbari yapıların ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Olumlu bir beklenti içindeyiz ama olmaması demek de hayatın sonu değil. Zaten olumlu olmayan bir duruma göre biz mücadele içerisindeyiz, toplumsal birliğimiz, demokrasimiz, mücadelemiz her şeyimiz. Ama bu olursa, masum insanların masum gençlerin dağa çıkması, kanın akması, toplumsal birliğin sürekli bir tehdit altında olması, birtakım daha ileri bölgesel düzenin kurulması... Bu Irak'a da etki edecek, Suriye'de edecek yani oralarda yapılması beklenen aynı Türkiye'de olduğu gibi çok ileri yatırımlar var, Kalkınma Yolu bir taraftan... Şimdi Suriye'de yeni bir düzen kuruluyor. Oradaki şey, artık silahlı mücadelenin olmadığı, herkesin birbirine saygı duyduğu ve refahı paylaştığı, özgürlüğü paylaştığı bir bölge inşa etmemiz gerekiyor."

Bakan Fidan, "Örgütteki insanların da artık çok fazla memnun olduğunu düşünmüyorum, varlıklarını başka ülkelere hizmet sunarak devam ettirme ne kadar onurlu bir duruş, o da tartışılabilir bir konu." dedi.

PKK'nın Suriye'deki varlığı PYD'nin bu süreçte nasıl bir yol izleyeceği yönündeki soruya Fidan, "Bizim için önemli olan başından beri Türkiye'yi de tesiri altına alınan silahlı terör unsurlarının bölgede olmaması. PKK'nın kendisini lağvetme ve silahları bırakma kararı alması durumunda, bunun Suriye ve Irak'taki ayaklarına nasıl yansıyacağı meselesini zaman içerisinde hep beraber göreceğiz." diye konuştu.

Türkiye'nin yapıcı ve bütüncül yaklaşımı

Fidan, Türkiye'nin "Suriye ile ilgili temel kararların Suriyeliler tarafından alınması" prensibiyle hareket ettiğini hatırlattı.

Suriye ve Irak'ta ciddi bir kaygan zemin olduğunu belirten Fidan, bu kaygan zeminin, genel itibarıyla daha iyileştirilmesi için Türkiye'nin çok yapıcı bir dış politika izlemekte olduğunu ve çok bütüncül bir yaklaşım sergilediğini aktardı.

Fidan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Türkiye'yi ziyaret ettiğini anımsatarak, Irak'ın günden güne daha istikrara giden, toplumsal hizmetlere odaklanan bir noktaya ilerlediğini vurguladı.

"(Yeni Suriye yönetimi ile) Oradaki kardeşlerimizle belli bir istişare içerisindeyiz"

Fidan, Suriye'nin toprak bütünlüğüne önem verdiklerini hatırlatarak, yeni Suriye hükümetinin diğer ülkelerle menfaatlerini ilerletme yolunda atacakları adımların önemli olduğunu, Türkiye'nin kendileri için ne anlama geldiğini onların da bildiğini söyledi.

Suriye'ye yönelik AB ve ABD tarafından önceki rejim döneminde konulan yaptırımların, bölgedeki belli ülkelerin mesafeli yaklaşımlarının izale edilmesi için görüşme ve ikna çalışmasına ihtiyaç olduğunu belirten Fidan, "(Suriye'deki yeni yönetimin üçüncü ülkelerle görüşmeleri) Uluslararası topluma yeni Suriye'yi anlatmak için diplomasi trafiğini biz son derece normal buluyoruz ve teşvik ediyoruz açıkçası, bu önemli. Biz oradaki kardeşlerimizle belli bir istişare içerisindeyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Azerbaycan'ın ev sahipliğinde İsrail ile çatışmasızlık mekanizması görüşmeleri

Fidan, Azerbaycan'ın ev sahipliğinde İsrail ile çatışmasızlık mekanizması görüşmelerine değinerek, belli düzeyde çatışmasızlık mekanizması kurmanın, kullanılan diplomatik yöntemlerden biri olduğunu aktardı.

İsrail'in bölgesel yayılmacılığının göründüğüne işaret eden Fidan, Suriye'nin tekrar istikrarsızlık zeminine dönmesinin büyük bir sıkıntı meydana getireceğini ve Türkiye olarak buna seyirci kalamayacaklarını vurguladı.

Fidan, Bakü'deki çatışmasızlık mekanizması görüşmelerine ilişkin, "Sözle alınabilecek menzili alıp, başka bir çabaya çok fazla önceden yer bırakmamak lazım." dedi.

İsrail'in Gazze'de açıktan soykırıma dönüşen insani yardımları engelleme durumunun ortadan kaldırılmasının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin odağında olduğunu belirten Fidan, İsrail'in bölgeye insani yardım girmesini engellediğini ve 2 milyon sivilin açlıkla pençeleştiğini, açlıktan, hastalıktan kaynaklı ölümlerin, çatışmadan kaynaklı ölümlerin önüne geçmeye başladığını dile getirdi.

Fidan, İslam İşbirliği Teşkilatı Arap Birliği Gazze Temas Grubu ve diğer uluslararası örgütlerle odaklandıkları noktanın, Gazze'deki insani trajedinin, temel ihtiyaç malzemelerinin engellenmesiyle ortaya çıkan soykırım durumunun ortadan kalkması olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisini Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne gönderdiğini belirten Fidan, oradaki liderlerle görüşmesine ilişkin, "Sayın Trump'ın bölge ziyareti esnasında ortaya konulabilecek ortak dil, ortak odaklaşma ne olmalıdır meselesini epey bir konuştuk." dedi.

Fidan, Gazze'de çok büyük bir insani felaketle yüz yüze olduklarını vurguladı.

İsrail hükümetinin Gazze'deki soykırımdan vazgeçirilmesi konusunda ikna edilip edilemeyeceğine değinen Fidan, "Ben ortak eyleme geçilirse kesinlikle ikna edilme imkanı olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Fidan, birçok uluslararası platformda Gazze'deki insani trajediye karşı ortak bir zihin birliğinin oluştuğunu, oluşmayan şeyin ise bunun eyleme taşınması olduğunu söyledi.

"Türkiye-Amerika ilişkileri fevkalade iyi olmak zorunda"

Erdoğan-Trump telefon görüşmelerine değinen Fidan, şöyle devam etti:

"Türkiye-Amerika ilişkileri fevkalade iyi olmak zorunda. Her iki lider de buna mutabık kalmış durumda. Aramızda varsa sorun alanları giderilmeli. Amerikan-Türkiye ilişkilerinin klasik bir bakış açısıyla sadece güvenlik ve siyaset eksenli değil, esas itibarıyla teknoloji ve ticaret eksenli gitmesinin de fevkalade önemli olduğu konusunda ciddi bir fikir birliği var liderler arasında. Her iki tarafın takımları da bu konuda çalışıyorlar."

Fidan, Türkiye ve Trump'ın değerlendirmelerine atıfta bulunarak, ABD'nin askeri varlığının Suriye'de çok gerekli bir noktada olmadığını vurguladı.

ABD Başkanı Trump'ın aldığı kararlar ve politikalarına ilişkin Fidan, Trump'la birlikte ABD'de uzun yıllardır görülmeyen bir dış politika tarzı olduğunu belirterek, hem iç hem de dış politikada "yanlış giden" konulara aşırı reaksiyon gösteren, "klasik Cumhuriyetçi çizginin dışında daha devrimci, kökten değiştirmeyi hedefleyen" bir ideolojinin ortaya çıktığını ve bunun da sistemin sorgulanmasına neden olduğunu dile getirdi.

Fidan, Trump'ın politikalarının Türkiye'ye olası etkilerinin Türk hükümeti tarafından yakından takip edildiğini, pek çok alandaki yansımaları üzerine tartıştıklarını söyledi.

Türkiye'nin, uzun yıllardır güçlü ve verimli bir liderliğe sahip olmasının stratejik avantajını yaşadığının altını çizen Fidan, istikrara dayalı şekilde milli iradenin temsil edilmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Avrupa güvenlik mimarisi

Fidan, Avrupa güvenlik mimarisinin iki aşamalı ilerlediğini anlatarak, ABD'nin, Avrupa'daki mevcudiyetinin ne fayda sağladığını sorguladığını ancak bunun neticesinde NATO'dan ya da Avrupa güvenliğinden çekilmek gibi bir adım atmadığını söyledi.

Avrupa ülkelerinin savunma sanayisi alanında ABD'ye bağımlılıklarını minimize etme konusunda artık net olduğunu aktaran Fidan, Avrupa'nın yeniden silahlanması ve silah sanayisinin ayağa kaldırılmasına ilişkin bir belge hazırladıklarını anlattı.

Fidan, Avrupa'nın hedefinin gelecek 5 veya 10 yıl içerisinde ABD'ye savunma sanayisi alanındaki bağımlılığını minimum düzeye indirmek olduğuna dikkati çekerek, ABD'nin fiili olarak kapasitesini çekmesi halinde ne olacağına dair çok fazla tartışma bulunmadığını dile getirdi.

"Fransa ve Almanya'nın Türkiye'yi AB'ye üye almama iradeleri var"

Türkiye-AB ilişkileri ve Türkiye'nin AB aday ülke sürecine ilişkin Fidan, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin ilerlememesi meselesindeki esas konunun, iki ana Avrupa ülkesi Fransa ve Almanya'nın "Türkiye'yi üye olarak alma değil, almama konusunda iradeleri bulunması" olduğunu vurguladı.

Fidan, AB üyesi güney ve Balkan ülkelerinin Türkiye'nin üyeliğini desteklediklerine ancak AB'ye girmemesine de "isyan eden bir durumda" olmadıklarına işaret etti.

Dün katıldığı AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı'nda (Gymnich) AB genişlemesinin Türkiye'yi içerecek şekilde olmasını savunan ülkelerin de olduğunu aktaran Fidan, "Ama bunun Avrupa Birliği'nin asli kurucusu ve iticisi olan iki ülke tarafından halihazırda benimsenmediğini, bunun da iç politik nedenlerle ağırlıklı olarak ayakta tutulduğunu görüyoruz." diye konuştu.

Fidan, Türkiye'nin üyelik sürecinin uzun yıllar boyunca durdurulduğunu kaydederek, bunun nedeninin, Türkiye'nin Müslüman bir ülke olması ve AB üyeliği durumunda Avrupa'da aşırı sağın yükselme riski olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin AB'ye kabul edilmediğine ancak aşırı sağın her halükarda Avrupa'da yükseldiğine işaret eden Fidan, "Türkiye (AB'ye) girseydi, İngiltere çıkmayabilirdi. İngiltere ve Türkiye Avrupa Birliği'nde olsalardı, bu coğrafyada kendi çekim merkezimizi oluşturabilirdik." dedi.

Türkiye, Hindistan'ın Pahalgam bölgesindeki terör saldırısının soruşturulmasını destekliyor

Fidan, Hindistan ile Pakistan arasındaki gerilime ilişkin, iki nükleer gücün doğrudan ve açıktan savaşa gittiği durumda her zaman risk bulunduğunu söyledi.

Sınırda ve özellikle Keşmir üzerinden ciddi bir kavga olduğunu kaydeden Fidan, bölgedeki aktörlerle temas halinde olduğunu, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile de kısa süre önce konuştuğunu anlattı.

Fidan, Hindistan'ın 22 Nisan'da Pahalgam bölgesinde 26 kişinin öldürüldüğü terör saldırısının sorumluluğunu Pakistan'a yüklediğini ve Pakistan'ın ilk olarak askeri saldırıya uğradığını hatırlatarak, İslamabad'ın bu saldırının uluslararası bir komisyon tarafından soruşturulması çağrısında bulunduğuna ve Hindistan'ın saldırısını "provokatif" olarak değerlendirerek buna cevap vereceğine dikkati çekti.

Türkiye'nin de tarafsız bir komisyonun saldırıyı soruşturmasını desteklediğini belirten Fidan, Hindistan'ın saldırısının ardından Pakistan'a cevap hakkı doğduğunu ancak İslamabad'ın gerilimi tırmandırmadan ve çatışmayı şiddetlendirmeden, ölçülü, hesaplı ve orantılı şekilde cevap vermeye çalıştığını söyledi.

Fidan, birkaç ülkenin Hindistan ile Pakistan arasında arabuluculuk görüşmeleri yaptığına işaret ederek, gerginliğin yükselmeden durması ve barışçıl yöntemlerle meseleye son verilmesini umduğunu dile getirdi. 

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.

Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara’da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi

22.06.2026 21:30:00
Haber Merkezi
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Öğretmenler direniyor, iktidar kulak tıkıyor!
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri ile mülakat mağduru eğitimcilerin Ankara'da başlattığı açlık grevi eylemi 8. gününe girdi.

15 Haziran'dan bu yana taban maaş, güvenceli çalışma hakları ve mülakatların kaldırılması talebiyle direnen öğretmenler, sağlık sorunlarına ve polis müdahalelerine rağmen eylemlerini kararlılıkla sürdürüyor.

Öğretmenlerin Hayati Mücadelesinde 8. Gün: Sağlık Durumları Kritik, Direniş Sürüyor

Ankara'da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası genel merkezi önünde nöbet tutan öğretmenlerin açlık grevi eylemi birinci haftasını geride bırakarak 8. gününe ulaştı.

Günlerdir yalnızca su, şeker ve B12 vitaminiyle beslenen eğitimcilerin sağlık durumları giderek kritik bir aşamaya evriliyor. Süreç içerisinde ciddi sağlık sorunları yaşayan bazı öğretmenlerin hastaneye kaldırıldığı öğrenildi.

Talepler Net: "Taban Maaş ve Güvenceli Çalışma"



Özel kurumlarda çalışan ve ataması yapılmayan öğretmenler, yaşam standartlarının iyileştirilmesi ve mesleki onurlarının korunması için şu temel talepleri öne sürüyor:

Özel sektördeki eğitim emekçileri için taban maaş uygulamasının yeniden yasal koruma altına alınması.

Atamalarda adaletsizliğe yol açtığı belirtilen mülakat sisteminin son bulması ve verilen sözlerin tutulması.
Kısa süreli sözleşme dayatmalarına son verilmesi ve eksiksiz sigorta primi yatırılması.

Baskı ve Engellemelere Rağmen Geri Adım Yok

Eylemin başından bu yana öğretmenler pek çok kez emniyet güçlerinin sert müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz günlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde açıklama yapmak isteyen 9 öğretmen gözaltına alınmış ve saatler sonra serbest bırakılmıştı.

Son olarak Ankara Kızılay'daki Madenci Anıtı'na yürümek isteyen eğitimcilerin önü polis barikatlarıyla kesildi ve öğretmenler biber gazlı müdahaleye maruz kaldı. İstanbul Taksim'de TÖZOK önünde destek eylemi yapan öğretmenlere de müdahale edilerek gözaltılar gerçekleştirildi.

Siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin ve sendikaların ziyaret ederek destek verdiği öğretmenler, "Milli Eğitim Komisyonu Toplansın" çağrısını yineleyerek talepleri karşılanana kadar Ankara'daki nöbet alanını terk etmeyeceklerini vurguluyor.

Tablo vahim!

76 ilde düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilo uyuşturucu madde ile 2 milyonun üzerinde hap ele geçirildi

22.06.2026 21:10:00 / Güncelleme: 22.06.2026 21:17:41
İhlas Haber Ajansı
Tablo vahim!
Tablo vahim!
İçişleri Bakanlığı, 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik polis ekiplerince düzenlenen operasyonlar sonucu 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini bildirdi.

İçişleri Bakanlığı, İl Emniyet Müdürlükleri tarafından 76 ilde uyuşturucu madde satıcılarına yönelik düzenlenen operasyonlarda 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildiğini, operasyonlar kapsamında bin 926 şüphelinin yakalandığını açıkladı.



Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, "76 ilde 'uyuşturucu madde satıcılarına' yönelik polisimiz tarafından son 2 haftada düzenlenen operasyonlarda; 1 ton 707 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 156 bin 215 adet uyuşturucu hap ele geçirildi, bin 926 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerden; 976'sı tutuklandı, 376'sı hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. Diğerlerinin işlemleri devam ediyor. Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı ile Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüklerince toplam 76 ilde 2 bin 889 ekip, 5 bin 455 personel, 25 hava aracı ve 53 narkotik dedektör köpeğinin katılımıyla operasyonlar düzenlendi.

Gençlerimizin geleceğini, ailelerimizin huzurunu ve toplumumuzun güvenliğini hedef alan zehir tacirlerine asla fırsat vermiyor, uyuşturucuya yönelik operasyonlarımızı kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Kahraman polislerimizi, Başkanlığımızı, Cumhuriyet Başsavcılıklarımızı ve emeği geçenleri tebrik ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.