logo
23 MAYIS 2026

Hakk'a vuslat nasıl olur?

15.07.2009 00:00:00
Bir insan düşünün ki, iç tabiatında ahlak-ı zemimesini, hayvani duygularını aklına hakim kılmıştır; o kişi, isterse dünyanın başvekili olsun. Bütün dünya devletlerinin başbakanı olsun. O, dünyayı idare ediyor, ama, onu idare eden duygular, maalesef nefsî duygulardır.

 

Dolayısıyla onun terbiye olması, tezkiye olması lazımdır.Bu terbiye ne ile olur? Din yoluyla oluyor. Dine onun için ihtiyaç vardır. O kulvar olmadan, o tezkiye de olmaz. Ve İslam olmadan da bu olmaz. Neden olmaz? Çünkü o terbiye seni terbiye eden Rabb'ın ile, (Terbiye: Rabb kökünden gelir. İnsanın Rabbani sıfatlara bürünmesidir terbiye) o kökten gelen duygular ile seni yaratan arasındaki irtibatı kurmanla olur. Yaptığın bütün işlerden zevk-i manevi alacaksın. Öyle gelişigüzel de olmuyor bu iş. Dürüst insan, olgun insan, kamil insan olmak, sadece sözle olmuyor. İç tabiatında insan Rabb'ına vuslat edecek, vasıl olacak. Peki bu vuslatı hangi yolla yapmak mümkündür? İslam'ın dışında hiç bir yolla yapmaya imkan ve ihtimal yoktur. Bugün maalesef "Dinlerarası Diyalog" adı altında, insanlığı zifiri karanlığa yönelten bazı kişilerin, Allah'a nasıl hesap vereceklerini düşünüyorum da, bunların vebali hiç bir şeye benzemez diyorum. Hem iman ehli olacaksın, hem de elindeki bu muazzam projeyi insanlığa takdim etmekten korkacak, geriye kaçacaksın. İslam kime va'zedilmiştir? Hatemü'l Enbiya Hz. Muhammed'e (sav). Dünyanın en akıllı insanından en geri zekalısına kadar, bütün insanları bir araya getirsek, akıllarını bir noktaya toplama imkanımız olsa ve desek ki, "Şu Kur'an'ı alın ve bize anlatın." Hz. Muhammed (sav) Efendimiz'in idrakinin milyarda birini bütün insanlıkta bulmanız mümkün değil. Mübalağa etmiyorum. O, bir hüküm sahibidir.Bakınız Allah ne diyor:"Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir." (Haşr; 59/7). Yani Allah; "O'nun koyduğu hükmü alın. Yasakladığından kaçının. O'nun dediği Benim dediğimdir. O ne diyorsa Ben onu diyorum" buyuruyor. O öyle bir hoparlör ki O'ndan konuşan Allah'tır.Yani O'nun sözü Hakk'ın sözüdür. Burada şunu anlatmak istiyorum: Murad-ı İlahiyi, maksad-ı İlahiyi bilen tek insan O'dur. O maksadı, beşer olması münasebetiyle ara sıra zelle nispetinde de kaybetse, Hz. Cebrail ile hemen ayıktırılır. O'nun mürebbisi Allah'tır. Sahabe neden bu kadar yücedir, yüksektir? Çünkü Allah'ın terbiye ettiği Muhammed (sav), sahabenin öğretmenidir, muallimidir.

Fethiye Belediye Başkanı Karaca, silahlı saldırıya uğradı

Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca, uğradığı silahlı saldırı sonucu ayağından yaralandı. Olay sonrası hastaneye kaldırılan Karaca'nın tedavisinin sürdüğü öğrenildi

23.05.2026 16:58:00 / Güncelleme: 23.05.2026 17:01:49
İHA
Fethiye Belediye Başkanı Karaca, silahlı saldırıya uğradı
Fethiye Belediye Başkanı Karaca, silahlı saldırıya uğradı
Edinilen bilgilere göre, saldırganın, yüzünde maske ile Karaca'nın evinin bulunduğu bölgeye geldiği ve burada silahla ateş açtığı öğrenildi. Saldırının ardından şüphelinin olay yerinden kaçtığı, kaçış sırasında ise inşaat halindeki bir bölgede görüldüğü öne sürüldü.






İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Yaralı olarak hastaneye kaldırılan Alim Karaca'nın sağlık durumuyla ilgili resmi açıklama beklenirken, polis ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı.








Fethiye Kaymakamı Fatih Akkaya, hastaneye gelerek Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca'nın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Kaymakam Akkaya hastane çıkışında, "Başkanımızın sağlık durumu gayet iyi. Gerekli tedavisi doktorlarımız tarafından yapılıyor. Fail ve failleri yakalamak için çalışmalarımız sürüyor" dedi.

MİT'ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu

Milli İstihbarat Teşkilatı, sınır ötesinde DEAŞ'a yönelik bir operasyona imza attı. MİT'in Suriye'de Suriye İstihbarat Servisi ile koordineli gerçekleştirdiği operasyon sonucu Kırmızı Bülten ile aranan 10 DEAŞ'lı yakalanarak Türkiye'ye getirildi. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı'nın yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda 10 DEAŞ mensubunun 9'u tutuklandı, birinin ise gözaltı süreci uzatıldı

23.05.2026 12:06:00 / Güncelleme: 23.05.2026 12:11:38
İHA
MİT'ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu
MİT'ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu
Yakalananlardan biri Ankara Gar saldırısı ile bağlantılı

MİT'in istihbari çalışmaları sonucunda, Türkiye'den Suriye'ye geçerek DEAŞ terör örgütüne katılan Türk kökenli şahıslar tespit edildi. Yapılan istihbari çalışmalar sonucu bu şahısların DEAŞ bünyesinde faaliyet gösterdiği ortaya çıkarıldı. Ayrıca söz konusu şahısların geçmişte Türkiye'de gerçekleştirilen birçok terör eylemi içerisinde yer aldığı da belirlendi.

Yakalanan DEAŞ'lı 10 teröristten birinin, 109 kişinin hayatını kaybettiği Ankara Garı saldırısının failleri ile bağlantılı olduğu da ortaya çıktı.






Suriye'de sınır ötesi operasyon

MİT, DEAŞ mensubu 10 şahsın Suriye'de olduğunu tespit etmesi üzerine Suriye İstihbarat Servisi ile iletişime geçti. Kurulan koordine sonucu sahada çalışmalar yürütülmeye başlandı. Yürütülen çalışmalar neticesinde şahısların yerleri tespit edildi. Teröristlerin hareketleri adım adım izlendi.









Düzenlenen operasyon ile DEAŞ'lı 10 terörist Suriye'de yakalanarak Türkiye'ye getirildi. MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı'nın yürüttüğü ortak çalışmalar sonucunda 9 DEAŞ mensubu sorgularının ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, birinin ise gözaltı süreci uzatıldı.








DEAŞ'lı 10 terörist Emniyet'te verdikleri ifadelerinde;
- DEAŞ tarafından verilen eylem talimatlarına,
- DEAŞ bünyesinde aldıkları silahlı ve dini eğitimlere,
- DEAŞ adına gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetlerine,
ilişkin hususları aktardı.








DEAŞ bünyesinde faaliyet yürüten 10 şahısların Kırmızı Bülten ile aranan şahıslar:

DEAŞ'ın Türkiye'den Sorumlu İstihbarat sözde emiri Ali Bora; 2014'te DEAŞ'a katılmak amacıyla Suriye'ye geçti. DEAŞ içerisinde farklı birimlerde görev aldı. Pek çok çatışmaya katıldı. Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde görev aldı. Sözde Türkiye Vilayeti unsurlarınca TSK güçlerine yönelik düzenlenen 3 ayrı eylemin planlayıcıları arasında yer aldı.

2015'te 109 kişinin ölümüyle ve yüzlerce insanın yaralanması ile sonuçlanan Ankara Gar saldırısını düzenleyen DEAŞ'lı teröristlerle irtibatlı olan Ömer Deniz Dündar; 2014'te DEAŞ'a katılmak için Suriye tarafına geçti. DEAŞ içinde farklı birimlerde görev aldı. Pek çok çatışmaya katıldı. DEAŞ'ın Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde görev aldı. DEAŞ'ın 2015'te düzenlediği Ankara Garı saldırısı failleri ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Ayrıca, terör örgütünün Türkiye'ye yönelik gerçekleştirdiği birçok saldırı ile de bağlantılı olduğu ortaya çıktı.
2017 yılında Türkiye'de olası eylemlerin önüne geçilmesi için düzenlenen operasyonlar sırasında yakalanan, intihar kemerli 2 saldırganın üzerlerinde yer alan bomba düzeneklerine yönelik yapılan parmak izi tespitinde Ömer Deniz Dündar'ın da parmak izine rastlandı.








Hüseyin Peri; 2014 yılında DEAŞ'a katılmak için Suriye'ye geçti. DEAŞ içerisinde sağlık birimde faaliyet yürüttü. 2015'te PYD/YPG unsurları tarafından yakalanarak cezaevinde kaldı. PYD/YPG ile DEAŞ arasında gerçekleştirilen esir takısında serbest bırakıldı. Serbest bırakılması sonrasında 2019'a kadar DEAŞ'ın sağlık biriminde faaliyetlerine devam etti.

Kadir Gözükara; DEAŞ'a bağlı faaliyet yürüten Dokumacı Grubu lideri Mustafa Dokumacı'nın yönlendirmesi ile 2015'te DEAŞ'a katılmak amacıyla Suriye'ye geçti. Engelli olmasından dolayı DEAŞ içerinde silahlı faaliyetlerde bulunmadı ama Suriye'ye gelen DEAŞ unsurlarının lojistik ihtiyaçlarını karşılamada görev aldı. M. Dokumacı'nın yönlendirmesi ile 2021'e kadar medya faaliyetlerini yürüttü.








Abdullah Çobanoğlu; çatışma bölgelerinde faaliyet göstermek üzere 2016'da Suriye'ye geçti. Suriye alanında selefi/tekfiri görüşü benimseyen gruplar içerisinde silahlı olarak faaliyet gösterdi. Bulunduğu araca yönelik gerçekleştirilen EYP'li saldırıda bacağını kaybetti. 2020'de DEAŞ'a biat ederek Faruk Ofisine bağlı şekilde medya biriminde görev aldı.

Hakkı Yüksek; DEAŞ'a katılmak için 2016'da Suriye'ye geçiş yaptı. DEAŞ içerisinde silahlı olarak faaliyetlere ve çatışmalara katıldı. DEAŞ'ın kontrol sahasını kaybetmesi üzerine örgütün hücre yapılanması içerisinde faaliyetlerini sürdürdü. Bir dönem Faruk Ofisi (Türkiye Vilayeti) içerisinde faaliyetlerine devam etti. DOKUMACI Grubu lideri Mustafa Dokumacı'nın yardımcılığını yaptı, özel işlerini dahi yürüttü.


Parti hesaplarına erişimi de kaldırılıyor


CHP'nin 38. Olağan Kurultayı hakkında mutlak butlan kararı çıkması ardından CHP lideri Özgür Özel yönetiminin parti banka hesaplarına erişimi kaldırıldı.

23.05.2026 11:10:00
Haber Merkezi
Parti hesaplarına erişimi de kaldırılıyor
Parti hesaplarına erişimi de kaldırılıyor

CHP'nin 38'inci Olağan Kurultayı ile 21'inci Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36'ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultay hakkında da 'mutlak butlan' kararı verdi. Mahkeme, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, kurultay öncesinde görevde olan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti Meclisi üyelerinin tedbiren göreve dönmesine karar verdi. Özel ve Kılıçdaroğlu arasında dün yapılan telefon konuşmasında "en yakın zamanda kurultay yapılması" kararının alındığı öğrenildi. Ancak bu kararın ne zaman alınacağı belli değil zira Kılıçdaroğlu, kılıçtan da keskin bir anlayışla şimdiden partide dizginleri ele geçirmeye çalışıyor.

Miting ve toplantı yapması zorlaşacak

Öte yandan CHP'nin kullanmakta olduğu banka hesaplarına Özgür Özel yönetiminin erişimine engelleme getirildi. 2026 bütçe planlamasında 1.5 milyar TL'ye yakın Hazine yardımı alan CHP yönetiminin harcamalarını yönettiği hesapların erişimi Kılıçdaroğlu ve ekibine devredilecek. Bu gerçekleştiğinde Özgür Özel'in miting ve toplantı düzenleme kapasitesi de önemli ölçüde darbe almış olacak.

CHP'de hesap kitap zamanı

 
 
CHP'de istinafın mutlak butlan kararı sonrası dengeler alt üst oldu. Zaten hükümetin ve yargının sürekli baskı uyguladığı parti, şimdi de içten içe kaynıyor. Olağanüstü kurultay kararının suhuletle çıkması Kılıçdaroğlu'na bağlı.

23.05.2026 07:59:00
Haber Merkezi
CHP'de hesap kitap zamanı
CHP'de hesap kitap zamanı

Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığı görevine geri getirilen, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti karşısında tek bir başarıya imza atamayan 77 yaşındaki Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönmez, Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında 22 Mayıs'ta bir telefon görüşmesi gerçekleştiğini açıkladı. Açıklamaya göre görüşmede Kılıçdaroğlu Özel'e 'partiyi en uygun zamanda kurultaya götüreceğini' söyledi. Ancak 'en uygun zaman' ne zaman? Gelen ilk bilgilere göre Kılıçdaroğlu, hiç de acele etmeyecek... İlçe, il kurultayları, yeni ekip oluşturma derken bu süreci mümkün mertebe uzatmak isteyecek!

Özel, Kılıçdaroğlu'na ne dedi?

Bu açıklamayı izleyen saatlerde Özgür Özel de Ankara'daki CHP Genel Merkezi önündeki mitingde telefon görüşmesine dair detayları paylaştı: "Ona dedim ki, 'Sokağı görüyor musunuz? Milleti duyuyor musunuz? Bu baba ocağının bahçesinde olan 80 yaşındaki teyzemi, 15 yaşında evladı görüyoruz musunuz? Türkiye'nin dört bir yanından yükselen isyanı duyuyor musunuz? Bugün 65 baro isyan ediyor, tüm siyasi partileri en sağdan en sola yan yana duruyor. Bu CHP meselesi değil, bu Türkiye meselesidir."

Kilidi açacak anahtar Parti Meclisi'nde

CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın mahkeme kararıyla iptal edilmesiyle, Kemal Kılıçdaroğlu ile o dönemki yönetimin görevlerine iade edilmesi gündemde. Bu durumda, Kılıçdaroğlu ile birlikte 2020 yılında yapılan 37. Olağan Kurultay'daki Parti Meclisi (PM) ve Merkez Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerine dönüş yolu açıldı.
Kılıçdaroğlu'nun göreve başlamasından sonra yeni yönetimin çalışabilmesi ve kararlarını hayata geçirmesi PM, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK), delege ve meclis grubundaki dengelere bağlı.

İlerleyen süreçte dengelerin değişebileceği yorumları yapılsa da göreve iade edilecek karar organları kritik rol oynayacak.
Altmış üyeli PM üyelerinin salt çoğunluğu olan 31 üyenin oyuyla olağanüstü kurultay kararı alınabilliyor. CHP tüzüğü, yedek üyelerin göreve çağrılmasından sonra, PM'deki üye sayısı, 60 olan üye tam sayısının üçte ikisinin, yani 40'ın altına düşmesi halinde, genel başkanın 45 gün içinde olağanüstü kurultayı toplantıya çağırmasını hükme bağlıyor.
Kılıçdaroğlu'nun son Merkez Yönetim Kurulu'nda o zamanki parti tüzüğüne göre seçilmiş 60 üye bulunuyordu. Ancak bu süreçte PM üyelerinin önemli bir bölümü Özgür Özel yönetimine girdi, bazı isimler ise 38. Olağan Kurultay'da değişimcilerden yana tutum aldı.
Ahmet Akın, Onursal Adıgüzel, Muharrem Erkek'in de aralarında bulunduğu isimler, belediye başkanı seçildiler ve üyelikleri düştü.
O dönem listede yer alan Gökhan Günaydın, Ali Mahir Başarır, Murat Emir ise şu anda meclis grup başkanvekili.
Tekin Bingöl, Gülizar Biçer Karaca ise Meclis Başkanlık Divanı'nda görev aldıkları için üyelikleri düştü.
Yedek listede bulunan Mehmet Ali Çelebi'nin de aralarında bulunduğu bazı isimler ise partiden ayrıldı.


Kılıçdaroğlu daha güçlü gibi

Kılıçdaroğlu'na yakın kesimler yedeklerle birlikte üç dört üye farkla ağırlıkta görünüyor. Söz konusu PM üyeleri ile temasa geçen Özgür Özel yönetimi ise PM ağırlığının kendilerinde olduğunu savunuyor. Ancak bu konuda bir netlik yok. Özel ekibinin PM ağırlığında çoğunluğu sağlaması halinde, PM kararıyla olağanüstü kurultayı zorlaması bekleniyor.


Meclis'te Özgür Özel güçlü


TBMM Grubu'nda Özgür Özel'e destek veren milletvekili sayısı en az 80-90 civarında tahmin ediliyor. 15-20 dolayındaki milletvekilinin ise ya tutumu net değil ya da iki tarafa da mesafeli. 38. Olağan Kurultay'da Kılıçdaroğlu'na destek veren bazı isimler Özgür Özel'in yanında yer aldı. Oğuz Kaan Salıcı'nın da aralarında bulunduğu bazı isimler ise hem mutlak butlan kararını doğru bulmuyor, hem de partinin bölünmemesi için iki tarafın da uzlaşmaya varması gerektiğini savunuyor. Meclis grubu aynı zamanda cumhurbaşkanı adayını belirleme yetkisine sahip. Kılıçdaroğlu'nun Meclis grubu ve grup başkanvekilliği seçimi ile cumhurbaşkanı adayını belirlerken, Özel yönetimi ile uzlaşma aramak zorunda kalabileceği ifade ediliyor.

Uyuşturucu bağımlılığı almş başını gitmiş


 
Bağımlılık, yalnızca madde kullanımından ibaret olmayan; bireyin ruhsal, duygusal ve sosyal yaşamını derinden etkileyen küresel bir halk sağlığı sorunu olarak büyümeye devam ediyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel, dünya genelinde yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu madde kullandığını aktardı.

23.05.2026 01:30:00
MURAT ÇORBACI
Uyuşturucu bağımlılığı almş başını gitmiş
Uyuşturucu bağımlılığı almş başını gitmiş

Son 10 yılda bağımlılık oranlarında ciddi artış gözleniyor. Özellikle gençler arasında yaygınlaşan bağımlılık davranışları yalnızca biyolojik değil; psikolojik, travmatik ve sosyal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini vurguluyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Kültegin Ögel; Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi'nin (UNODC) 2025 Dünya Uyuşturucu Raporu'na göre dünya genelinde yaklaşık 316 milyon kişinin uyuşturucu madde kullandığını aktardı.

Prof. Dr. Ögel, Türkiye'deki tabloya da dikkat çekiyor. Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (TUBİM) verilerine göre bağımlılık nedeniyle tedavi başvuruları her yıl artış gösterirken, davranışsal bağımlılıklar, dijital bağımlılık ve madde kullanımına bağlı ruhsal sorunların giderek daha erken yaşlarda ortaya çıktığını belirtiyor.

Farklı terapiler var

Uzmanlara göre bağımlılık tedavisinde yalnızca fiziksel arınma yeterli olmuyor. Duyguların ifade edilmesi, travmaların işlenmesi ve bireyin kendisiyle yeniden sağlıklı bağ kurabilmesi tedavinin en kritik aşamalarından biri olarak görülüyor. Bu noktada ise sanat terapisi, bağımlılık tedavisinde dikkat çeken destekleyici yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikoloğu Beyza Selvi, bağımlılık sürecinin yalnızca madde kullanımından ibaret olmadığını, aynı zamanda yoğun duygusal çatışmalar ve baş etme güçlükleriyle ilişkili çok boyutlu bir süreç olduğunu belirtti. Selvi, sanat terapisinin özellikle sözel ifade konusunda zorlanan bireyler için önemli bir alan açtığını ifade ederek önemli noktanın altını çizdi: "Bağımlılık sürecindeki bireyler çoğu zaman ifade etmekte zorlandıkları yoğun duygular yaşayabiliyor. Sanat terapisi, bireyin duygu ve düşüncelerini resim, renk, şekil ve semboller aracılığıyla dışa vurmasını sağlayarak sözel olarak ulaşılması güç alanlara temas edebiliyor." 

Cumhuriyet tarihinin en karmaşık siyasi operasyonu


 
İstinaf mahkemesinin CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında 'mutlak butlan' kararı vermesi, bir 'ilk' olarak tarihe geçti. Özgür Özel yönetimi 'direnme' kararı alırken, mahkeme kararıyla göreve iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu eleştiri bombardımanına tutuluyor. En çarpıcı açıklama ise 'Kılıçdaroğlu feragat etsin' diyen Bahçeli'den geldi.

23.05.2026 00:43:00
Haber Merkezi
Cumhuriyet tarihinin en karmaşık siyasi operasyonu
Cumhuriyet tarihinin en karmaşık siyasi operasyonu

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin (istinaf) CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde yapılan 38. Olağan Kurultayı hakkında 'mutlak butlan' kararı vermesi, bir 'ilk' olarak tarihe geçti. Karar, sadece "dava sonuç değil, süreç odaklı" diyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve yönetiminin görevine son verilmesini değil, son üç yılda yapılan bütün kurultay kararlarının da geçersiz olması sonucunu doğurdu. Kararı 'siyasi darbe' olarak nitelendiren Özel yönetimi, sonuna kadar direnme, partiyi terk etmeme ve muhalefetle birlikte toplumsal tepkiyi büyütme kararı aldı.
Genel merkezde 'direniş' söylemi öne çıkarken, 'dünya siyasi tarihinin en büyük ihanetine imza atmak'la suçlanan Kemal Kılıçdaroğlu cephesinden ise "Partinin bölünmesine izin vermeyeceğiz" mesajları geldi. Bu arada icra memurları, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin CHP kurultay davasında verdiği ihtiyati tedbir kararını, CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu'na tebliğ etti. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu resmen CHP Genel Başkanı sıfatını kazanmış oldu.

'Patlamaya hazır bomba' CHP'nin kucağında!

Ancak ilk kez bir siyasi parti yönetimi 'mutlak butlan' kararıyla düşürüldüğü için, önümüzdeki süreç CHP açısından birçok bilinmezi ve tartışmalı başlıkları da içinde barındırıyor. Kararın ardından gözler şimdi üç başlığa çevrildi:
• Kılıçdaroğlu yönetimi nasıl geri dönecek?
• Özgür Özel yönetimi hangi yolları zorlayacak?
• CHP içinde yeni bir ayrışma yaşanacak mı?

Karar ne anlama geliyor?

Kararla birlikte, 25-26 Temmuz 2020'de yapılan 37. Olağan Kurultay'da seçilen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile o dönemin Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerine dönüş yolu açıldı. Kararla, sadece Özgür Özel yönetimi değil, 38. Kurultay sonrası yapılan olağanüstü kurultaylar, tüzük değişiklikleri ve parti programındaki düzenlemeler de 'yok hükmünde' sayıldı. Aslında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin böyle bir yetkisi yok! Siyasi Partiler Kanunu'na göre siyasi parti kurultaylarının hukuki açıdan uygunluğu konusunda karar verme yetkisi seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kuruluna ait... Adli mahkemeler 'mutlak butlan kararı' veremez... Ancak burası Türkiye... Burada birileri 'erkek deveye 'dişi deve' dediğinde, erkek devenin sahip oldukları bir anlam' ifade etmiyor. Örneğin, parti tüzüğüne göre kurulan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi gibi yeni yapılanmalar, yeni parti programı da yok hükmünde sayıldı.

Parti içi dengeler nasıl etkilenebilir?

Kararla, göreve iade edilen 37. Kurultay'da seçilen Parti Meclisi, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) dahil partinin tüm kademelerinde, geçen süreçte dengeler büyük ölçüde değişti. Kılıçdaroğlu yönetiminde yer alan bazı isimler, Özel yönetimine katıldı veya 38. Olağan Kurultay'da "değişim" cephesinde yer aldı. O dönemdeki PM ve YDK üyeleri arasında belediye başkanı seçilen; partiden istifa eden ya da Meclis Grup Başkanvekilliği, Meclis Başkanlık Divanı üyesi olan isimler de bulunuyor. Parti kulislerinde, PM ve delege dengesi nedeniyle Kılıçdaroğlu işbaşına gelse bile her konuda istediği kararı almasının kolay olmayacağı yorumları yapılıyor.

Yeni parti gelir mi?

CHP MYK'sında alınan ilk siyasi karar, 'kararı tanımama ve mücadeleyi sürdürme' yönünde oldu. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, olağanüstü MYK toplantısı sonrasındaki yaptığı açıklamada, karara karşı Yargıtay'a temyiz başvurusu yaptıklarını, Yüksek Seçim Kurulu'na da başvurduklarını açıkladı. Özel yönetiminin gerçekleştirdiği iki olağanüstü kurultay ile 39. Olağan Kurultay'ı geçerli sayan YSK'nın kararı da bu anlamda atılacak adımlar konusunda belirleyici olacak. İstinaf kararıyla partinin başına geçmeye hazırlanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşme talebine şimdilik cevap vermeme kararı alan Özel ve yönetimi, partiyi terk etmemenin ve toplumsal tepkiyi yükseltmenin yanısıra tüm hukuki yolları denemeyi planlıyor. CHP kulislerinde bir süredir, partinin bölünme ihtimalinden söz ediliyor ve Özel yönetiminin, temyiz dahil hukuki süreçlerin uzun olması nedeniyle seçimleri de dikkate alarak 'yedek partiyle' yola devam edeceği konuşuluyor. Ancak Özel, bu seçeneğin 'parti kapatma davası' nedeniyle yedekte tutulduğunu belirterek "Ev sahibiyiz, kiracılar gider ev sahipleri kalır" açıklamasıyla, yeni bir parti yerine CHP'de mücadele mesajı verdi.
İstinaf mahkemesinin tedbir kararı nedeniyle, temyiz sürecinin hemen sonuçlanmayacağı, hatta seçime kadar da bir karar çıkmayacağı yorumları yapılıyor. Böyle bir durumda Özel ve kendisine destek verenlerin seçimler öncesinde kendi cumhurbaşkanı adayını çıkarmak için "yedek parti" seçeneğini devreye sokması ihtimal dışında görülmüyor.

Olağanüstü kurultay en güçlü ihtimal

Mahkeme kayyum yerine mutlak butlan kararı verdiği için Kılıçdaroğlu'nun, partiyi hemen bir olağanüstü kurultaya götürme zorunluluğu bulunmuyor. Kılıçdaroğlu'na yakın bazı kaynaklar, partinin başına döndükten sonra, sonbahara doğru, mahalle ve ilçelerden başlayarak olağan kurultay takviminin işletilmesinin güçlü olasılık olduğunu söylüyor. Kılıçdaroğlu ile göreve dönecek olan PM ve delege yapısını da dikkate alarak Özgür Özel yönetiminin "olağanüstü kurultay" seçeneğini gündeme taşıması bekleniyor.
CHP tüzüğüne göre, genel başkan, PM veya delegelerin salt çoğunluğuyla olağanüstü kurultay kararı alınabiliyor. PM'de dengeler henüz net değil ve her iki taraf da kendilerine yakın isimlerin çoğunlukta olduğunu savunuyor ve buradan bir karar çıkarmanın kolay olmayacağı belirtiliyor. Genel merkez yönetiminin olağanüstü kurultay için delege imzasıyla olağanüstü kurultayı zorlaması güçlü seçenek olarak görülüyor.

Muhalefet partilerinin tamamına yakını kararı doğrudan CHP'nin iç meselesi olarak değil "demokratik siyaset alanına müdahale" olarak değerlendirdi ve Özel yönetimine destek verdi. Özel, muhalefetin CHP'ye değil "demokrasi zeminine sahip çıktığına" dikkat çekti.
En dikkat çekici açıklama ise Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den geldi.

Bahçeli planları alt üst etti


Bahçeli, 'mutlak butlan' davasında çıkan karara ilişkin CNN Türk'e açıklama yaptı. Bahçeli, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesinin kararı kapsamında Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin de tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verildiğini anımsatarak, şunları kaydetti: "Mahkeme, kurultay öncesindeki yönetimin, yani Kemal Kılıçdaroğlu ve o dönemki parti organlarının, karar kesinleşinceye kadar tedbiren görevi üstlenmesine hükmetmiştir. Kararın en önemli sonucu, CHP'de hukuki ve fiili yönetim yetkisi konusunda ciddi bir belirsizlik yaratmasıdır. Bize göre meseleyi soğukkanlılıkla, hukuka uygun hareket etmekle, sorumluluk bilinciyle değerlendirmek, CHP'nin tarihi ve kurumsal kimliğini geleceğe taşıma iradesiyle hareket etmek en sağlıklı yol olacaktır. Etrafımızın ateş çemberi olduğu bir ahvalde aynı zamanda da 'Terörsüz Türkiye' iradesinin vücut bulduğu iklimde toplumsal hareketliliğe CHP üzerinden yönelme girişimlerine fırsat vermemek elzemdir. CHP farklı amaçlarla kullanılmaya müsait hale getirilmemeli, o halde bırakılmamalıdır. Bu çerçevede CHP'de ortak akıl egemen hale gelmelidir. Sayın Kılıçdaroğlu, tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP'nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir.

Bu sonuç hem CHP'nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihi sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP kurumsal kimliğinin hem de CHP'ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Geçmişte yaşanan bu tür olayların yarattığı travmaların Türk siyasi hafızasında saklı olduğunu belirten Bahçeli, şöyle devam etti: "Bu bağlamda, Sayın Kılıçdaroğlu'nun alacağı bu karar, istikrar ve CHP'nin birlikteliği açısından daha hayırlı olacaktır. Temennimiz kalabalıklar oluşturarak karşılıklı meydan okumalar yerine her iki genel başkanın bir araya gelerek kanunların, parti tüzüğünün ve mahkeme kararının verdiği imkan çerçevesinde gerekli fedakarlıkları göstermek suretiyle CHP menfaatlerini esas alan ortak bir yol bulmalarıdır. Bunu da geciktirmeden, toplumsal veya parti içi bir karışıklığa yol açmadan yapmalarıdır. Unutulmamalı ki; CHP'nin kurumsal kimliğine, mirasına ve tabanına karşı ihanet noktasına evrilebilecek bir tavır CHP'ye hizmet etmiş insanlar için ağır bir yük olacaktır. Bu aşamada tek yol uzlaşmak; uzlaşmanın temel unsuru da tahriklerden kaçınmak, feragat ve sorumluluk duygusuyla hareket etmektir."

Çözüm süreci nedeniyle sık sık "iç cephenin güçlendirilmesi" çağrısı yapan Bahçeli'nin bu açıklaması, karardan memnuniyetsizliğinin göstergesi olarak yorumlandı. Bahçeli'nin CHP çıkışının ne kadar etkili olacağını zaman gösterecek.

Uzmanından gençlere kritik uyarı!


 
Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç "Nasıl olsa ileride toparlarım" düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. 

23.05.2026 00:33:00 / Güncelleme: 23.05.2026 00:42:20
MURAT ÇORBACI
Uzmanından gençlere kritik uyarı!
Uzmanından gençlere kritik uyarı!

Gençlik denildiğinde aklımıza bitmeyen enerji ve hareketlilik geliyor. Peki gençlikteki enerji hiç azalmıyor mu? Bugün birçok genç "Nasıl olsa ileride toparlarım" düşüncesiyle uyku düzenini, beslenmesini, fiziksel aktivitesini ve stres yönetimini ihmal ediyor. Oysa modern longevity (uzun ve sağlıklı yaşam) yaklaşımı, biyolojik yaşlanmanın temellerinin çok daha erken yıllarda atıldığını gösteriyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Halil Ertürk, kas sağlığının yalnızca sporcular için değil, uzun ve sağlıklı yaşam açısından her birey için kritik olduğunu vurguladı. Dr. Ertürk, özellikle genç yaşta oluşturulan kas rezervinin ilerleyen yaşlarda büyük önem taşıdığını belirtiyor ve "İnsan vücudu yaklaşık 30'lu yaşlardan itibaren kas kaybetmeye başlayabiliyor. Bu nedenle gençlik döneminde oluşturulan güçlü kas yapısı; metabolik sağlığı, dengeyi, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Bugün yapılan direnç egzersizleri, aslında gelecekteki hareket özgürlüğüne yapılan yatırım anlamına geliyor" ifadelerini kullanıyor.

Dr. Halil Ertürk, sağlıklı yaşamın temel taşlarını şöyle sıraladı:
1. Düzenli fiziksel aktivite: Düzenli hareket etmek, kalp-damar sağlığını desteklerken metabolizmanın daha verimli çalışmasına yardımcı oluyor.
2. Aerobik ve direnç egzersizleri: Aerobik egzersizler dayanıklılığı artırırken, direnç egzersizleri kas kütlesini koruyarak ilerleyen yaşlarda hareket kabiliyeti ve metabolik sağlığın sürdürülmesine katkı sağlıyor.

3. Kaliteli uyku: Yeterli ve kaliteli uyku, bedenin kendini onarmasını destekliyor; bağışıklık sistemi, hormon dengesi ve beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkili oluyor.
4. Gerçek gıdaya dayalı dengeli beslenme: Sebze, meyve, kaliteli protein ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli beslenme modeli; inflamasyonu azaltarak metabolik sağlığın korunmasına yardımcı oluyor.

5. Stres yönetimi: Kronik stresin kontrol altına alınması, stres hormonlarının vücut üzerindeki yıpratıcı etkilerini azaltarak hem zihinsel hem fiziksel sağlığı destekliyor.
6. Tütün ürünleri, alkol ve toksik maruziyetlerden uzak durmak: Sigara, yoğun alkol tüketimi ve çevresel toksinlerden uzak durmak; hücre hasarını ve oksidatif stresi azaltarak sağlıklı yaş alma sürecine katkı sağlıyor.

Ankara'da tırda 228 ruhsatsız tabanca ele geçirildi

Ankara'da polis ekiplerince şüpheli bir tırda yapılan aramada 228 ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

22.05.2026 20:01:00
İhlas Haber Ajansı
Ankara'da tırda 228 ruhsatsız tabanca ele geçirildi
Ankara'da tırda 228 ruhsatsız tabanca ele geçirildi
Ankara'da polis ekiplerince şüpheli bir tırda yapılan aramada 228 ruhsatsız tabanca ele geçirildi.

Alınan bilgilere göre, Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri şüpheli bir tırı Kahramankazan'daki gişelerde durdurdu.

Tırda yapılan aramada 228 ruhsatsız tabanca ve çok sayıda tabanca parçası ele geçirildi. Gözaltına alınan tır sürücüsü Ö.A., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adli makamlarca tutuklandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bölgesinin güvenli limanı'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son dönemde bölgemizde yaşanan hadiseler, Türkiye'nin ekonomisiyle, savunmasıyla, diplomatik kapasitesiyle, toplumsal dayanışmasıyla ve yönetimde sağladığı istikrarıyla krizlere karşı dayanıklılığını ispat etmiştir. Ülkemizin bölgesinin güvenli limanı olduğu bu süreçte bir kere daha görülmüştür. İktidar olarak önümüzdeki dönemde ülkemizin bu müstesna yönünü daha da güçlendirmekte kararlıyız" dedi  

22.05.2026 19:10:00
İHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bölgesinin güvenli limanı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'Türkiye bölgesinin güvenli limanı'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlenen "22 Mayıs Finansal Okuryazarlık Günü Programı"na katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bankacılıktan borsaya, bütçe yönetiminden krediye, yatırımlardan dijital varlıklara geniş bir yelpazeye yayılan çalışmaları kıymetli bulduğumu ifade ederek, "Bakanlıklarımız, kurumlarımız ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği içinde yürütülen bu çalışmalar, ilkokul çağındaki gençlerimizden hane halkına kadar finansal farkındalığın her yaş grubunda oluşturulmasına katkı sağlıyor. Bankacılıktan borsaya, bütçe yönetiminden krediye, yatırımlardan dijital varlıklara geniş bir yelpazeye yayılan bu çalışmaları kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum.

Sizlerin de çok iyi bildiği gibi üretimden ihracata, yatırımdan istihdama ekonominin tüm bileşenleri sermaye ve finans piyasalarındaki istikrara bağlıdır. Aynı şekilde milli gelir ve refah seviyesindeki artış da finansal sistemlerin sorunsuz ve öngörülebilir surette, manipülasyon ve spekülasyonlardan arındırılmış bir şekilde çalışmasıyla doğru orantılıdır. Bir ülkenin sermaye piyasaları ne kadar güçlüyse üretim kapasitesi, teknoloji yatırımı, girişimcilik ruhu ve rekabet gücü de o kadar kuvvetli olur. Sermaye ve finans piyasalarının adil, şeffaf ve güvenli bir şekilde işlemesi, piyasadaki beklenti ve ihtiyaçların karşılanması bu bakımdan büyük önem arz ediyor.

Bugün gelişmiş ülke ekonomilerine baktığımızda hepsinin gerisinde derinleşmiş finansal yapılar ve güçlü sermaye piyasaları görüyoruz. Fakat şurası da bir hakikat ki dijital teknolojilerin ve yapay zekanın diğer alanlar gibi finans piyasalarını da dönüştürdüğü bir önemi ve dönemi yaşıyoruz. Tasarruf alışkanlıklarından yatırım kararlarına, dijital ödeme sistemlerinden siber güvenliğe, sanal kumar ve yasa dışı bahisten dijital finans tehditlerine uzanan çok boyutlu bir tabloyla karşı karşıyayız" dedi.  

Son yıllarda finansal sistemlerde yaşanan dijital dönüşümün fırsatların yanı sıra tehditleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle sosyal medya ve dijital iletişim platformları vasıtasıyla yayılan manipülatif içerikler, fiktif işlemler, kısa sürede yüksek kazanç vadeden yapılar dünya genelinde endişe verici seviyelere ulaşmıştır. Aynı şekilde sahte yatırım tavsiyeleri dijital dolandırıcılık ve paravan hesap girişimleri ve daha nicesi yalnızca bireyleri değil, finansal sistemlerin itibarını da tehdit eden boyutlara varmıştır.

Böyle bir konjonktürde finansal okuryazarlık bireysel bütçe yönetim kapasitesinin çok çok ötesine geçmiş, güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir ekonominin gerek şartı haline gelmiştir. Biz bu meseleye daha geniş bir açıdan bakıyor, toplumsal farkındalık, dijital güvenlik ve finansal dayanıklılık perspektifiyle yaklaşıyoruz. Nitekim uluslararası çalışmalar da bizim bu hassasiyetimizi doğruluyor. OECD'nin 2023 yılında yaptığı bir araştırma, finansal okuryazarlığı yüksek toplumların tasarruflarını daha verimli alanlara yönlendirdiğini, borçlanma ve yatırım kararlarını daha sağlıklı verdiğini ortaya koyuyor. Aynı şekilde manipülatif yönlendirmelere karşı daha uyanık olduklarını, uzun vadeli yatırım kültürünü benimsediklerini teyit ediyor. Bu da kuşkusuz sermaye piyasalarının derinleşmesine, finansal sistemin sağlıklı büyümesine ve ekonomide kaynakların daha etkin, verimli ve adil dağılımına çok ciddi katkı sağlıyor" diye konuştu. 

"Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak, düzenlemeleri yakın zamanda devreye almayı hedefliyoruz"

Devlet olarak İstanbul'u küresel bir finans ve cazibe merkezi yapmak için yoğun bir mesai harcadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dört hafta önce İstanbul Finans Merkezi'nde tertiplediğimiz yatırımlar için güçlü merkez Türkiye programıyla bu yöndeki kararlılığımızı bir kez daha ve güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Önceki gün meclisimizde kabul edilen yasa teklifimizle ülkemize yabancı kaynak girişini teşvik edecek bir düzenlemeyi hayata geçirmiş olduk.

Bugün de İstanbul Finans Merkezi'ndeki yatırımcılara hizmet vermek üzere Tek Durak Ofisimizin açılışını gerçekleştirdik. Bütün bunları özellikle şunun için çok önemsiyoruz. Son dönemde bölgemizde yaşanan hadiseler, Türkiye'nin ekonomisiyle, savunmasıyla, diplomatik kapasitesiyle, toplumsal dayanışmasıyla ve yönetimde sağladığı istikrarıyla krizlere karşı dayanıklılığını ispat etmiştir. Ülkemizin bölgesinin güvenli limanı olduğu bu süreçte bir kere daha görülmüştür. İktidar olarak önümüzdeki dönemde ülkemizin bu müstesna yönünü daha da güçlendirmekte kararlıyız. Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak, finans ve yatırım ortamını iyileştirecek hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemeleri yakın zamanda devreye almayı hedefliyoruz. Bununla birlikte hem vatandaşlarımızın hem firmalarımızın hem de ekonominin tüm paydaşlarının finansal farkındalıklarını artırmasına büyük önem atfediyoruz" diye konuştu. 

"SPK'ya çok önemli sorumluluklar düşüyor"

2014 yılında hazırladıkları strateji ve eylem planı ile sektöre ilişkin kapsamlı bir yol haritası oluşturduklarını ifade eden Erdoğan, "Geçtiğimiz sene yayımladığımız Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile 22 Mayıs'ı Finansal Okuryazarlık Günü ilan ettik. 24 Mart'ta ilkokul, ortaokul ve liselerimizin ilk dersi Finansal Okuryazarlık başlığıyla işlendi. Yaklaşık 18 milyon öğrencimiz aynı anda kendi yaş gruplarına ve eğitim kademelerine göre özel olarak hazırlanan içeriklerden istifade etti.

Finansal ürün ve hizmetlerden faydalanan yatırımcı ve tüketicilerimizin olası piyasa risklerine karşı korunabilmeleri bizim temel önceliğimizdir. Bu noktada Sermaye Piyasası Kurulunun asli görevi olan düzenleme ve denetleme faaliyetlerini tam ve eksiksiz yerine getirmesi çok mühimdir. Reel sektörle bağını koparmayan, yalnızca refah değil değer de üreten, gelir ve servet adaletsizliğini gideren bir finans piyasasının temin edilmesinde SPK'ya çok önemli sorumluluklar düşüyor. Özellikle dişinden tırnağından artırdığıyla sermaye piyasalarında yatırım yapan vatandaşlarımızın istismar edilmesinin önüne geçilmesi kurulun asli misyonlarından biri olmalıdır.

Şu bir gerçek ki doğası itibarıyla sermaye piyasalarına yatırım veya işlem yapmak risklidir. Ama denetime, gözetime, düzenlemeye tabi alanlarda manipülasyon ve spekülasyona fırsat vermemek de düzenleyici kurumların vazifesidir. Eğer atıl vaziyette duran üretime, yatırıma, büyüme ve kalkınmaya hiçbir katkısı olmayan birikimlerin ekonomiye katma değer sağlayan alanlara yönelmesini istiyorsak sermaye piyasalarına güveni artırmak zorundayız.

Bunun da yolu finansal okuryazarlığın artırılmasının yanı sıra yatırım ve tasarrufların güven veren bir kanaldan sisteme dahil edilmesinden geçiyor. Vatandaşımızın korku ve iyi niyetini istismar eden telefon dolandırıcılarıyla nasıl tavizsiz mücadele ediyorsak dijital mecraları kullanarak insanımızın birikimine el uzatan aç gözlülerle de aynı kararlılıkla mücadele etmemiz gerekiyor. Diğer türlü ortaya sadece ekonomik değil toplumsal bir fatura da çıkmakta, bunun da yükünü siyaset kurumu çekmektedir. Sermaye Piyasası Kurulumuzun bu anlamda üzerine düşen görev ve sorumlulukları en etkin şekilde doğru araç ve tedbirlerle bihakkın yerine getireceğine yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Bayram tatili öncesi İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 65'e ulaştı

Kurban Bayramı tatili öncesi İstanbul dışına çıkmak isteyenlerin yola çıkmasıyla kent genelinde trafik yoğunluğu arttı. Mesai bitimine dakikalar kala İBB verilerine göre trafik yoğunluğu yüzde 65 olarak ölçümlendi

22.05.2026 17:50:00
İhlas Haber Ajansı
Bayram tatili öncesi İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 65'e ulaştı
Bayram tatili öncesi İstanbul'da trafik yoğunluğu yüzde 65'e ulaştı
İstanbul'da Kurban Bayramı tatili öncesi trafik yoğunluğu etkili olmaya başladı. Beylikdüzü, Bahçelievler D-100 karayolu üzerinde trafik zaman zaman durma noktasına geldi. 9 günlük Kurban Bayramı tatili için yola çıkan vatandaşların, Mahmutbey gişelerde oluşturduğu yoğunluk dron ile havadan görüntülendi. Haftanın son günü ve mesai bitimine dakikalar kala İBB verilerine göre saat 16:00 itibariyle trafik yoğunluğu yüzde 65 olarak ölçüldü.

Trafiğin mesai bitiminin ardından da daha da artması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.