logo
11 AĞUSTOS 2026

Halk pazarları virüs nedeniyle kapatıldı

Hatay'ın Samandağ ilçesinde halk pazarları Covid-19 tedbirleri kapsamında geçici süreyle kapatıldı.

27.08.2020 13:30:00
 
Halk pazarları virüs nedeniyle kapatıldı
Halk pazarları virüs nedeniyle kapatıldı
Samandağ İlçe Hıfzıssıhha Kurulu Kaymakam Murat Kütük başkanlığında olağanüstü toplandı.

Toplantı soncunda ilçede kurallara uyulmadığından kaynaklı bulaşma ve teması önlemek amacıyla kurulan bütün halk pazarlarının geçici süreyle kapatılmasına karar verildi. İHA

Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da



 
Bursa'daki Safa Camisi açılıp kapanabilen kubbesiyle dikkati çekiyor.

11.08.2026 11:16:00
AA
 
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da
Türkiye'nin en ilginç kubbeli camisi Bursa'da

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde 2013 yılında ibadete açılan Safa Camisi, açılıp kapanan kubbesiyle ilgi çekiyor. Beşevler Mahallesi'nde bin 250 metrekarelik alanda, mini bir külliye olarak inşa edilen ve konferans salonu ile sportif alanlara da sahip 900 kişilik cami, Bursa'nın yanı sıra farklı kentlerden gelen ziyaretçileri ağırlıyor.



Kubbe kısmının 120 metrekarelik bölümü uzaktan kumanda sistemiyle açılıp kapanan camide avize bulunmuyor, cami içi led ampullerle aydınlatılıyor.

Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor

Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor

11.08.2026 09:58:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul sessiz sessiz yapılıyor
Kanal İstanbul güzergahında inşa edilen ilk köprü olan Sazlıdere Köprüsü'nde çalışmalar gece saatlerinde de tüm hızıyla devam ediyor. Arnavutköy Sazlıbosna'da bulunan dev şantiye, gece karanlığında projektörlerle adeta gündüze dönerken, 196 metre yüksekliğindeki iki kulesi, yerleştirilen tabliyeleri ve gerilen eğik askı halatlarıyla köprü havadan görüntülendi.

Sazlıdere Barajı'nın güneyinde yükselen köprüde gece saatlerinde şantiyenin farklı noktalarındaki yoğun aydınlatma dikkat çekiyor. Havadan çekilen görüntülerde kulelerin çevresindeki çalışma platformları, vinçler, tabliye imalatları ve köprü güzergâhındaki şantiye faaliyetleri ışıklar altında net şekilde görülürken, köprünün çevresindeki karanlık arazi içerisinde yükselen aydınlık yapı İstanbul'un gece siluetine farklı bir görüntü kazandırıyor.



Kuzey Marmara Otoyolu'nun Başakşehir-Nakkaş kesiminin en önemli yapısı olan Sazlıdere Köprüsü'nde iki adet diamond yani elmas geometrisindeki kulenin imalatı tamamlandı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından 1 Temmuz 2026'da yapılan açıklamaya göre doğu ve batıdaki kuleler 196 metre yüksekliğe ulaştı ve proje genelindeki fiziksel ilerleme yüzde 80'in üzerine çıktı. Gece köprünün her iki tarafındaki çalışma ışıkları, beyaz renkteki eğik askı halatlarını ve betonarme kuleleri a daha belirgin hale getiriyor. Karanlıkta ışıklandırılan köprü, çevresindeki Sazlıdere havzası ve uzakta görülen İstanbul yerleşimleriyle birlikte dikkat çekici görüntüler oluşturuyor. Gece boyunca devam eden çalışmalar, dev köprünün gündüz olduğu kadar gece de ne kadar büyük bir şantiye alanına dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

440 metrelik ana açıklık

Sazlıdere Köprüsü, tamamlandığında ana açıklığı 440 metre olan gergin eğik askılı bir köprü olacak. Ana açıklığın iki yanında 210'ar metrelik yan açıklıklar bulunacak. Bu bölümlerle köprünün toplam uzunluğu 860 metreye ulaşacak. Yaklaşım viyadükleri de eklendiğinde toplam uzunluk 1 kilometre 618 metre olacak. Köprü 46 metre genişliğinde ve 4 gidiş, 4 geliş olmak üzere toplam 8 şeritli olarak tasarlandı. Köprüde toplam 136 eğik askı halatı ve bu halatların bağlanacağı 272 ankraj bulunacak. Elmas geometrisindeki kule tasarımı sayesinde köprü ayaklarının kanal kesitine etkisinin azaltılması hedefleniyor.

İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü

Sazlıdere Köprüsü, kule yüksekliği bakımından İstanbul'un en yüksek ikinci köprüsü olacak. Köprünün kuleleri 196 metreye ulaşırken, İstanbul'un mevcut en yüksek köprüsü Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün kule yüksekliği yaklaşık 330 metre. Diğer köprüler ile Karşılaştırıldığında Sazlıdere Köprüsü'nün 196 metrelik kuleleri, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün denizden 165 metre yüksekliğindeki kulelerini de geride bırakacak. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün kule yüksekliği ise yaklaşık 110 metre seviyesinde bulunuyor.

Düzce'de denizden İHA çıktı


 
Düzce'de denizde insansız hava aracı olduğu değerlendirilen cisim bulundu. Düzce Valiliği, "Olayla ilgili inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, kamuoyunun endişe etmesini gerektirecek herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır" açıklamasını yaptı.

11.08.2026 01:10:00
Haber Merkezi/AA
 
Düzce'de denizden İHA çıktı
Düzce'de denizden İHA çıktı

Düzce Valiliği, Akçakoca ilçesi sahilinde insansız hava aracı (İHA) olduğu değerlendirilen cismin SAS personeli tarafından güvenlik tedbirleri alınarak, emniyetli bölge olarak tahsis edilen alanda kontrol altına alındığını bildirdi.

Valilikten yapılan açıklamada, saat 16.50'de Sahil Güvenlik Batı Karadeniz Harekat Merkezi'ne Akçakoca ilçesi Çınar Plajı açıklarında şüpheli bir cisim bulunduğuna ilişkin ihbar alındığı belirtildi.

Hangi ülkeye ait olduğu açıklanmadı ancak...

Açıklamada, İHA olduğu değerlendirilen cismin, SAS personeli tarafından güvenlik tedbirleri alınarak, emniyetli bölge olarak tahsis edilen alanda kontrol altına alındığı kaydedildi. Açıklamada, "Olayla ilgili inceleme ve değerlendirmeler yapılmış olup, kamuoyunun endişe etmesini gerektirecek herhangi bir olumsuzluk bulunmamaktadır" ifadesine yer verildi.

Karadeniz'de son aylarda sık sık Ukrayna'ya ait İHA'lara rastlanıyor!

Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!


Dünya genelinde yaklaşık 1 milyar 400 milyon, Türkiye’de de 20 milyon kişinin hipertansiyonla yaşadığı tahmin ediliyor. Kalp ve damar hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü olan hipertansiyonun nedenleri arasında genellikle sağlıksız beslenme, genetik yatkınlık, aşırı tuz tüketimi ve hareketsiz yaşam gibi faktörler yer alıyor. Ancak özellikle dirençli hipertansiyon, böbreküstü bezinde gelişen bazı kitlelerin aşırı miktarda salgıladığı aldosteron hormonundan kaynaklanabiliyor. 

11.08.2026 00:51:00
Murat Çorbacı
 
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!
Bu iki belirti birlikte görülüyorsa, tansiyona dikkat!

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Köstek, özellikle iki veya daha fazla tansiyon ilacı kullanmasına rağmen kan basıncı kontrol altına alınamayan ve potasyum düşüklüğü yaşayan hastaların böbreküstü bezi kitleleri açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, yüksek tansiyonun nedeninin ayrıntılı şekilde araştırılması ve tedavinin altta yatan sebebe yönelik planlanması gerektiğini vurgularken, "Günümüzde çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştirilen cerrahi tedaviyle, aşırı aldosteron hormonu salgılayarak kan basıncını yükselten kitle çıkarılmaktadır. Operasyon sonrasında tansiyon normale dönebilmekte veya kullanılan ilaç sayısı önemli ölçüde azaltılabilmektedir" dedi.

Bu hormon dirençli hipertansiyona neden olabiliyor!

Her iki böbreğin hemen üzerinde bulunan ve 4-6 gram ağırlığında olan böbreküstü bezleri; kortizol, adrenalin ile aldosteron gibi yaşamsal önem taşıyan hormonları üretmek ve salgılamak gibi son derece önemli işlevler üstleniyor. Ancak, böbreküstü bezlerinde gelişen iyi huylu bir kitlenin, vücudun su ve mineral dengesini düzenleyen aldosteron hormonunu aşırı miktarda üretmesi durumunda böbreklerde sodyum ve su tutulması, buna bağlı olarak da potasyum kaybı gelişebiliyor. Bu durum kan basıncının yükselmesine ve hipertansiyona yol açabiliyor. Doç. Dr. Mehmet Köstek, fazla salgılanan aldosteron hormonunun dirençli hipertansiyonun en önemli nedenleri arasında yer aldığını ifade ederken, "Yüksek tansiyonla birlikte potasyum düşüklüğünün görülmesi aldosteron hormonunun fazla salgılandığını düşündüren önemli bulgulardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu bulguların varlığında böbreküstü bezinde hormon salgılayan bir kitle bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekmektedir" uyarısında bulundu.

Tanı süreci ayrıntılı değerlendirmeyle başlıyor

Böbreküstü bezi kitlesinin tanısında ilk olarak hastanın tıbbi öyküsü ve şikayetleri ayrıntılı olarak değerlendiriliyor. Ardından ilgili hormon tetkikleri isteniyor. Kanda hormon düzeylerinde fazlalık tespit edilmesi durumunda, tomografi ve manyetik rezonans (MR) gibi kesitsel görüntüleme yöntemleri kullanılarak kitlenin hangi böbreküstü bezinde olduğu belirleniyor.

Madencilere Ankara'da sert müdahale

Ödenmeyen maaşları ve tazminatları için Ankara'ya yürüyen Elazığ Eti Gümüş ve Eskişehir Doruk Madencilik işçileri, Enerji Bakanlığı önünde polis engeliyle karşılaştı. Bakanlığın "Arabulucu olacağız" sözüne rağmen aylardır haklarını alamayan ve metro çıkışında yaka paça gözaltına alınan 100'ü aşkın madenci, "Hakkımızı almadan dönmeyiz" diyerek direnişini sürdürüyor

10.08.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Madencilere Ankara'da sert müdahale
Yıldızlar SSS Holding bünyesinde faaliyet gösteren Elazığ Maden'deki Eti Gümüş işletmesi ile Eskişehir Mihalıççık'taki Doruk Madencilik işçileri, aylardır ödenmeyen ücret, tazminat ve zorunlu ücretsiz izin alacakları için başlattıkları hak arayışında bir kez daha Ankara barikatlarına çarptı. Bağımsız Maden İşçileri Sendikası (Bağımsız Maden-İş) öncülüğünde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde seslerini duyurmak isteyen madenciler, polis müdahalesiyle karşılaşarak yaka paça gözaltına alındı.

Metro çıkışında abluka ve gözaltı

Sendikanın daha önce yaptığı çağrı üzerine, bugün saat 11.00 sularında Enerji Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmak amacıyla Milli Kütüphane metro durağına gelen madenciler, istasyondan çıkar çıkmaz geniş bir polis ablukasıyla karşılaştı. "Bölgedeki insan sirkülasyonunun ve düzenin bozulacağı" gerekçesiyle yürümelerine izin verilmeyen işçilere sert şekilde müdahale edildi. Müdahale sırasında görüntü alınmasını engellemek amacıyla basın mensupları alandan uzaklaştırılırken; aralarında Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır, sendika yöneticileri ve 100'den fazla madenci gözaltına alındı.

Bakanlık sözünü tutmadı, şirket protokolü çiğnedi

Madencilerin Ankara'ya gelerek eylem başlatmasının arkasında, kamu kurumları ve şirket tarafından defalarca verilen ancak tutulmayan resmi sözler yer alıyor.

Elazığ'da günlerdir eylem yapan Eti Gümüş işçilerine, şirketle yapılan mutabakat neticesinde ödenmemiş maaşlarının 6 Ağustos 2026 tarihinde yatırılacağına dair yazılı taahhüt verilmişti. Ancak vade günü geldiğinde hiçbir ödeme yapılmadı. İşçilerin yaklaşık 8 aylık maaş alacağı bulunuyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerince Temmuz ayı ortasında hazırlanan resmi İş Teftiş Raporu, Doruk Madencilik işçilerinin ücretsiz izin dönemi maaşları ile ihbar tazminatlarının derhal ödenmesi gerektiğini tescilledi. Ancak Yıldızlar SSS Holding, yasal rapora rağmen somut bir ödeme takvimi sunmayarak işçileri oyalamaya devam etti.

Daha önce Enerji Bakanlığı yetkililerinin sendikaya, "Haziran sonuna kadar alacaklar ödenmezse duruma el atacağız" güvencesi verdiğini hatırlatan madenciler, "Temmuz bitti, Ağustos'tayız. Bakanlık sözünü tutmadı, holding bizi soymaya devam ediyor" diyerek tepkilerini dile getirdi.

"Yasaklama kararı hukuksuz, madencinin hayatı düzeninizden önemli"

Gözaltıların ardından açıklama yapan Bağımsız Maden-İş Sendikası Avukatı Lütfi Sabri Batı, uygulanan yasak kararına sert tepki gösterdi. Batı, "Binlerce işçinin açlığa mahkum edildiği bir ortamda; buradaki bürokratik işleyiş, o işçilerin ve ailelerinin hayatından daha önemli değildir. İş Teftiş Raporu haklılığımızı zaten belgeledi. Gözaltılar çözüm değil, hakkımızı alana kadar buradayız" şeklinde konuştu.

Ankara sokaklarında hak arayışları engellenen madencilerin ve sendika avukatlarının emniyetteki işlemleri sürerken, gözaltına alınmayan diğer işçilerin kentteki bekleyişi ve eylemlilik kararlılığı devam ediyor.

YENİ Parti kararını verdi

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz" dedi

10.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
YENİ Parti kararını verdi
YENİ Parti kararını verdi
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Genel Kurulunda, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde söz aldı.

Türkiye'nin en ağır, en yakıcı ve en uzun sorunlarından birini konuştuklarını ifade eden Özel, "Bu kanun teklifini buraya getirenler açık açık yazmasalar, konuşmaya cesaret etmeseler de meselenin adını doğru telaffuz etmek durumundayız. Bugün Kürt meselesini konuşmak üzere buradayız. Kürt meselesi yalnızca bir terör, güvenlik meselesi değildir. Yalnızca bir örgütün silah bırakması meselesi hiç değildir. Eşit yurttaşlık, hukukun üstünlüğü, demokratik temsil, özgür siyaset ve birlikte yaşama meselesidir." değerlendirmesinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye sürecinin iktidar tarafından büyük bir özensizlikle yönetildiğini, müzakerelerinin kapalı kapılar ardında yapıldığını" öne süren Özel, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmelere, takvimlere, siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütüldüğünü iddia etti.

"Barışı, hukuku milletin gözünden kaçırarak yazamayız, yazılamaz." ifadesini kullanan Özel, "Açıkça ifade etmek istiyorum, bu teklife 'hayır' deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir diye millete sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan Yeni Parti Grubu'dur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz." sözlerini sarf etti.

Kanun teklifinin içeriğinin, hazırlanış biçimi kadar sorunlu olduğunu savunan Özel, Komisyon raporunda yer alan demokratikleşme konusunda yer alan önerilerin düzenlemede yer almadığını dile getirdi.

Vatandaşların kanun teklifine yönelik itirazlarını duyduğunu ifade eden Özel, şöyle devam etti:

"Buradan tarih önünde ifade ediyorum: bu yasaya 'hayır' deme hakkına en çok sahip olan Yeni Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız. Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız."

Komisyon raporundaki önerilerin altında attıkları imzayı namusları olarak gördüklerini belirten Özel, özellikle 7'nci maddede yer alan demokratikleşme adımlarına ilişkin düzenlemelerin de hayata geçirilmesi için AK Parti'nin imzasına sahip çıkması gerektiğini söyledi. Özel, "Biz imzamızı namus biliyoruz. Sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz. Bugünden sonra demokratikleşmeyi Meclis'e getireceğiz. Kayyum uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulamasının mücadelesini vereceğiz." dedi.

"Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum"

Özgür Özel, kırmızı çizgilerinin net olduğunu vurgulayarak, Atatürk, Lozan Antlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğü ile Anayasa'nın güvence altına aldığı Cumhuriyet'in temel niteliklerinin tartışma veya pazarlık konusu yapılamayacağını ve buna asla izin vermeyeceklerini söyledi.

"Bu metne kefil olmadan ama barışın sorumluluğunu taşıyarak, iktidarın hesabına karşı durarak ama Türkiye'nin geleceğinin önünü açacak bir sorumluluğu üstleniyorum." diyen Özel, şöyle konuştu:

"Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya 'evet' diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki Yeni Parti'mizi millet kurmuştur, partimizin adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde millet ne diyorsa ona göre karar verecek. Ona göre oy kullanacaktır. Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu'nu kararında serbest bırakıyor değilim. Aksine kendi il, bölge, temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak, onları milletin vekili olma sorumluluğu ile baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili, üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti'nin yeni nesil siyasetinin gereği budur."

Barış, demokrasi ve adaletin ülkenin ilacı olacağını ifade eden Özel, "Bu ilaç birimize değil, hepimize şifa olacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, TBMM gündemindeki "Çerçeve Yasa" teklifine karşı tarihi Birinci Meclis önünde sert açıklamalarda bulundu. Özdağ, "Uğursuz Sevr Antlaşması'nın 106. yıl dönümünde önümüze yeni bir Sevr tasarımı konuluyor. Türkiye; Yugoslavya, Irak ve Lübnan yapılmak isteniyor" dedi

10.08.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi
Ümit Özdağ Birinci Meclis’ten seslendi
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"ne karşı Ankara'da tarihi bir protestoya imza attı. Siyasi liderlere ve vatandaşlara yaptığı çağrının ardından bugün saat 14.00'te Birinci TBMM Binası önünde toplanan kalabalığa seslenen Özdağ, iktidarı ve tasarıya destek veren muhalefeti hedef alan, son dönemin en sert ve kapsamlı konuşmasını gerçekleştirdi.

"Sevr'in yıl dönümünde Türkiye'yi bölme tasarısı Melis'te"

Konuşmasına bugünün tarihi anlamına vurgu yaparak başlayan Zafer Partisi lideri Özdağ, "Bugün 10 Ağustos 2026. Büyük Türk milletinin adeta esir alınmak istendiği, Türk vatanının bin parçaya bölünerek emperyalizmin işgaline açıldığı uğursuz Sevr Antlaşması'nın 106. yıl dönümüdür. Nasıl bir tesadüftür ki, tam da bugünün yıl dönümünde; PKK'lı teröristlere af getirecek, bebek katillerine siyasi statü verecek ve Türkiye'nin federalleşerek bölünmesine zemin hazırlayacak bir sürecin ilk adımı TBMM'ye getiriliyor. Karşımızdaki yasa tasarısı, sıradan bir kanun teklifi değildir; bu, Türk devleti ve Türk milletine karşı açıkça işlenmek istenen anayasal bir suçtur, yeni bir Sevr tasarımıdır!" ifadelerini kullandı.

"Kahraman ordu sınırda ezdi, iktidar Ankara'da can suyu veriyor"

Terörle mücadeledeki çelişkilere dikkat çeken Özdağ, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

"Kandil'e götürülüp getirilen iliştirilmiş gazeteciler, günlerdir ekranlarda 'Türkiye PKK'yı askeri olarak yenemedi, o yüzden mecburen masaya oturuluyor' propagandası yapıyor. Bu, Türk ordusuna atılmış en büyük iftiradır! Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, sınır ötesinde yürüttüğü Kilit-Pençe Operasyonları ile PKK terör örgütünü askeri olarak tam anlamıyla ezmiş, bitme noktasına getirmiştir. Türk devleti PKK'ya yenilmemiştir! Ancak tam terörün beli kırılmışken, Ankara'da kapalı kapılar ardında yürütülen bu karanlık müzakereler terör örgütüne can suyu olmaktadır. Örgütün kendini feshedeceği yalanını ortaya atıyorlar. Soruyorum size: PKK'nın Suriye uzantısı olan, sınırımızda ağır silahlarla donatılmış YPG'nin silahlarını da toplayacak mısınız? Tabii ki hayır! Bu tasarı, Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye etme projesidir."

"Cezaevindeki adli mahkûmların suçu ne? Yeterince adam öldürmemeleri mi?"

Yasa teklifinin hukuki adalet zeminini tamamen yok ettiğini savunan Ümit Özdağ, cezaevlerindeki duruma dikkat çekerek sert bir karşılaştırma yaptı:

"Bu getirilen yasa, PKK'ya özel olarak dizayn edilmiş örtülü bir af yasasıdır. Buradan sormak istiyorum: Şu anda Türk cezaevlerinde bulunan yüz binlerce adli mahkûmun günahı ne? Onların suçu ne? Yeterince adam öldürmemiş olmaları mı? Arkalarına yabancı istihbarat servislerini alıp devlete silah çekmemiş olmaları mı? Teröristi, bebek katilini 'bütünleşme' adı altında sokağa salarken, kader kurbanı adli mahkûmları içeride tutamazsınız. Bu yasa geçtiği an, Türkiye'de hukuk devleti de adalet duygusu da tamamen ortadan kalkar."

"Tarihi Lozan mirasını inkâr edip Sevr masasına oturmuştur"

Konuşmasında muhalefet partilerini, özellikle de Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i çok sert bir dille eleştiren Özdağ, şu çağrıyı yaptı:

"Bu yasayı meclise getiren DAM ittifakını, yani DEM-AK Parti-MHP blokunu anlıyoruz, onların amacı belli. Ancak bu ülkenin kurucu partisi olduğunu iddia eden CHP'nin de bu yasa tasarısının altına imza atmış olması, arkasında durması içimizi acıtmaktadır. Bir Türk milliyetçisi olarak söylüyorum: CHP, kendi tarihi Lozan mirasını inkâr ederek Sevr masasına oturmuştur. Sayın Özgür Özel'e de sesleniyorum; 'Kürt'ün anasıyla Türk'ün anasını ayırmıyorum' diyerek bu hıyaneti meşrulaştıramazsınız. Derhal Atatürk'ün çizgisine dönün! Bu yasaya 'evet' diyerek, Türk devletinin temeline dinamit koyan bu suçun ortağı olmayın!"

"Millet 'eşit yurttaşlık' yalanıyla bölünmeye götürülüyor"

Yeni Parti programlarında yer alan kavramları eleştiren Özdağ, "Anayasa'nın 10. maddesine göre zaten bu ülkede tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Ancak bunlar, PKK'nın bir dili ve bölücü bir kavram olan 'eşit yurttaşlık' maskesinin arkasına sığınıyorlar. Amaçları Türk ve Kürt diye iki ayrı siyasi ve hukuki kimlik oluşturmaktır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı üzerindeki şerhleri kaldırarak federalizmin, yani bölünmenin kapısını açmak istiyorlar. Türkiye'yi Yugoslavya gibi parçalamak, Irak ve Lübnan gibi etnik-mezhepsel savaşların içine atmak istiyorlar. Zafer Partisi buradayken buna asla izin vermeyeceğiz! Geçmişte Öcalan ile İmralı'da yapılan 67 sayfalık gizli görüşme notlarının sadece 4 sayfasını açıklayıp kalanını sansürleyenler, milletten ne gizlediklerini açıklamak zorundadır!" şeklinde konuştu.

"Gazilerimizi kirli pazarlıklarına alet ediyorlar"

Özdağ, basın açıklamasının ardından gazetecilerin, "Çerçeve yasayla birlikte Meclis'te bir de gazilere yönelik yasa teklifi var, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna ise şu tarihi yanıtı verdi:

"Gazilerimizin sorunları ne yazık ki yıllardır çözülmedi. Ancak terör örgütüne af çıkaran bir yasayla, bu vatan için göğsünü siper etmiş kahraman gazilerimizin yasasını aynı anda, tek paket halinde TBMM'ye getirmek en hafif tabirle ahlaksızlıktır, etik değildir ve kabul edilemez! Gazilerimiz bir mali ya da ekonomik mücadele vermiyor; onlar bu ülkenin var olma mücadelesinin yaşayan abideleridir. Teröristleri affetmek için gazilerimizin arkasına saklanmasınlar. Biz sonuna kadar gazilerimizin yanındayız, teröristlerin ise tam karşısındayız!"

"Büyük Türk milleti, öfkeni ve iradeni sandığa taşı!"

Konuşmasının sonunda meydanı dolduran binlerce vatandaşa seslenen Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, karamsarlık dalgasına karşı direniş çağrısı yaptı:

"Büyük Türk milleti; iradeniz gasp edilmek, geleceğiniz kapalı kapılar ardında satılmak isteniyor. Ama asla umutsuzluğa kapılmayın! Biz buradayız, Kuvay-ı Milliye ruhuyla Birinci Meclis'in önündeyiz. Bu hıyanet sarmalına karşı en büyük silahınız demokratik iradenizdir. Bu ülkenin sessiz çoğunluğuna sesleniyorum: İçinizdeki haklı öfkeyi, vatan sevginizi kaybetmeyin ve bu tepkiyi ilk seçimde sandığa taşıyın! Er ya da geç Zafer, Türk milletinin olacak!"

Özdağ'ın konuşması meydanda toplanan kalabalığın attığı "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz", "Vatan Sana Canım Feda" ve "Teröre Af Yok, Sevr'e Geçit Yok!" sloganlarıyla sık sık kesildi. Basın açıklamasının ardından Ümit Özdağ ve Zafer Partisi Başkanlık Divanı heyeti, Birinci Meclis binası önünde vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirerek alandan ayrıldı.

Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız" dedi

 

10.08.2026 15:30:00
Anadolu Ajansı
 
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'
Dervişoğlu: 'Kürt ile PKK'yı yan yana getirdiniz'

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde yaptığı konuşmada, söz konusu kanun teklifinin Türk milletinden gizlendiğini, teklifi imzalayanların da ilk aşamada teklifin içeriğinden habersiz olduğunu savundu. Dervişoğlu, "Bu kanun teklifini TBMM mi hazırlamıştır ki onun onayına sunulmaktadır' Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir. Türk milletinin hüküm mührü, onun bilgisi ve rızası dışında, cebren kullanılmıştır." diye konuştu.

Dünyadaki silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerini anlatan Dervişoğlu, önce silahın, doğrulanabilir biçimde toplanıp imha edilmesi, yönetici kademesinin fiilen çözülmesi ve ancak bunlardan sonra hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti.

Kolombiya, Kuzey İrlanda, İspanya, Endonezya ve Güney Afrika'yı hatırlatan, bunların hiçbirinde yasal düzenleme ve ceza indirimlerinin silahsızlanmanın nesnel biçimde doğrulanmasından önce yapılmadığını dile getiren Dervişoğlu, "Silahsızlanma, dağılma, entegrasyon sıralaması bu yasal düzenlemede fiilen tersine çevrilmiştir. Önce hukuki kazanım verilmekte, belirsiz bir gelecekte de silahsızlanma, vaat haline gelmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Bir terör örgütünün silahsızlandırılmasına ve tasfiyesine itiraz etmediklerini belirten Dervişoğlu, ancak teklifle yapılanın bu olmadığını savundu. Terörsüz Türkiye sürecine yönelik eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, "Milletimiz o eşsiz ferasetiyle bu oyuna gelmemişken, Kürt ile PKK'nın bir arada anılmasına asla müsaade etmemişken, çalakalem hazırladığınız bu metinle, Kürt'ü ve PKK'yı yan yana getirmeye yeltendiğiniz için bu bir kalkışmadır. Terörsüz Türkiye diye yola çıkıp, İmralı'daki müebbetlik hükümlüyü, Kürtlere kayyım atamaya çalıştığınız için kalkışmadır." dedi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın silah bırakması ve bunların teyit edilmesi konusuna yönelik değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, örgütün Suriye kolunun kendini feshetmediğini, "sivil toplum kisvesi" altında yaygınlaştığını söyledi.

Örgütün İran kolu PJAK'ın da silah bırakmadığını belirten Dervişoğlu, "Bu işe 'evet' diyen hiçbir Allah'ın kulu sormuyor mu kendine, oralarda neden silah bırakılmıyor diye' Gerçek şu, PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor. İktidar ortakları da üç beş oy uğruna, anayasa değişikliği uğruna, ömür boyu başkanlık uğruna bu kirli oyunu milletimize 'Terörsüz Türkiye' diye pazarlamaya çalışıyor. Milletimizin huzurunda, tarihe not düşüyorum, terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlanıyor, bir yerde devletleşiyor, bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor." ifadelerini kullandı.

Teklif kapsamındaki faaliyetlerin uygulanmasının takibi ve değerlendirilmesinin oluşturulacak bir kurul tarafından yapılacağını anımsatan Dervişoğlu, teklifle yetkinin, üyelerinin tamamı Cumhurbaşkanı tarafından atanan bir kurula bırakıldığını belirterek, bu durumu eleştirdi.

Teklifle bir başka kurulun daha oluşturulacağını bildiren Dervişoğlu, "Bir kurul daha oluşturulacakmış. O da kanun yürürlüğe girdikten sonra, terör faaliyetlerinden dolayı yapılacak soruşturma ve kovuşturmalara izin verecekmiş. Yani, burada da savcılar yetkisiz kılınmaktadır. Bir suç işlenirse, soruşturma için kurulun izni gerekecek. Tıpkı kamu görevlilerinin yargılanması hakkındaki kanunun kopyası gibi." diye konuştu.

Teklifin 10. maddesiyle kanun teklifi kapsamında görev yapan herkese "mutlak bir sorumsuzluk zırhı"nın giydirildiğini kaydeden Dervişoğlu, bunu "beyhude" olarak nitelendirdi.

Dervişoğlu, "12 Eylül darbecileri Anayasa'ya geçici bir madde koyup, kendilerine koruma kalkanı yaptılar. Sonuç ne oldu' Devran değişti ve yargılanıp, 40 yıl sonra da olsa ceza aldılar. Bunu yapan iktidar, bu gerçeği görmüyor olamaz. Bugün, kendiniz için yazdığınız koruma hükümlerinin, yarın, sizi hukukun önünde hesap vermekten kurtaracağını mı zannediyorsunuz' İktidarlar değişir, kanunlar değişir, hesap değişmez." dedi.

"Bu metin fail odaklıdır"

Kanun teklifi metninin fail odaklı olduğunu savunan Dervişoğlu, teklifte mağdurun görmezden gelindiğini, zararın tazminiyle ilgilenilmediğini söyledi. Dervişoğlu, şöyle konuştu:

"Yıllarca evladının, eşinin, kardeşinin failinin cezalandırılmasını bekleyen aileler yok sayılarak, dosyalar idari bir kurulun kararıyla, bir gecede kapanabilecektir. Milli birlik, hukukun bir örgüte göre esnetilmesiyle değil, devletin meşru düzeninin tavizsiz korunmasıyla ayakta kalır. Devlet, bir grubun, bir zümrenin, bir iktidarın mülkü değildir. Devlet, büyük Türk milletinindir. Bu Gazi Meclis, milletin helal oylarıyla kurulmuş, milli egemenliğin tecelligahıdır. Kapalı kapılar ardında şekillenen bir mutabakat, Meclis'in iradesiymiş gibi önümüze getirilemez."

Meclis'in açılışında milletvekillerinin yemin ederek görevlerine başladığını hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu teklife "hayır" oyu vereceklerini vurguladı. Dervişoğlu, "Biz, 'hayır' diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız." dedi.

10 Ağustos 1920'de "Sevr denilen teslimiyet belgesinin imzalandığını" bildiren Dervişoğlu, dönemin İstanbul Hükümetinin ve mütareke basınının söz konusu metni "artık kan dursun" diyerek alkışladığını söyledi. Dervişoğlu, şunları kaydetti:

"O gün Anadolu'da, Milli Mücadele'yi ve Misakımilli'yi savunanlar, 'Marjinal' ve 'kanun tanımaz' ilan edilmişti. Ama bu Cumhuriyeti kuran, o gün alkışlanan iktidar sahipleri değil, o gün horlanan, o bir avuç kahramandı. 106 yıl sonra bugün de bu Genel Kurulda, aynı sınavdan geçiyoruz. Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yansıtmıştır. Emin olun, bundan sonra da tarih, neye mal olacağını bilmeden veya umursamadan, emirle el kaldıranları değil, doğru zamanda, doğru kararı verenleri yüceltip tarihe kaydedecektir."

İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan çalışmada kentteki hava kirliliğinin temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azaldığı tespit edildi

10.08.2026 14:00:00
AA
 
İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı
İstanbul'da hava kirliliği temmuzda geçen yıla göre yüzde 7 azaldı
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros tarafından İstanbul'da 2025 ve 2026'nın temmuz aylarında hava kirliliği oranına ilişkin çalışma yapıldı.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) hava kalitesi ölçüm istasyonları tarafından kaydedilen havadaki partikül madde (PM10) oranı incelendi.

Buna göre, İstanbul'da temmuz ayındaki partikül madde konsantrasyonu ortalaması 26 istasyonda metreküp başına 29,77 mikrogram, geçen yılın aynı ayında ise 32,04 mikrogram olarak belirlendi.

Partiküler madde kaynaklı hava kirliliği geçen yıla göre yüzde 7 azaldı.

Temmuz ayında kentte partikül madde hava kirliliğinin en fazla ölçüldüğü istasyon metreküp başına 56,66 mikrogramla "Sultangazi 3" oldu. Bunu sırasıyla metreküp başına 55,31 mikrogramla "Kağıthane 1" ve 51,41 mikrogramla "Sultangazi 2" istasyonları takip etti.

Aynı dönemde hava kirliliğinin en düşük ölçüldüğü istasyon, metreküp başına 14,14 mikrogramla "Kandilli 1" istasyonu oldu. Partikül madde kirliliği "Üsküdar 1" istasyonunda 15,75 mikrogram, "Ümraniye 1" istasyonunda ise 16,15 mikrogram ölçüldü.

Bu kapsamda, kentteki partikül madde hava kirliliği oranının 17 istasyonda azaldığı, 9 istasyonda ise arttığı tespit edildi.

Hava kirliliği oranının temmuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre en fazla arttığı istasyon yüzde 76,37 ile "Sarıyer", yüzde 64,51 ile "Kumköy" olarak belirlendi.

Aynı dönemde partikül madde hava kirliliği oranının en fazla azaldığı istasyon yüzde 46,76 ile "Ümraniye 1" oldu. Bunu sırasıyla yüzde 40,95'le "Üsküdar 1", yüzde 40,21 ile "Yenibosna" istasyonları takip etti.

Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı

Kayseri'den Didim'e seyir halinde olan Metro Turizm'e ait yolcu otobüsünün Uşak'ta kamyona arkadan çarpması sonucu meydana gelen kazada 1'i ağır 8 kişi yaralanarak kentte bulunan hastanelere kaldırıldı

10.08.2026 13:30:00
İHA
 
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Yolcu otobüsü kamyona çarptı: 1'i ağır 8 yaralı
Kaza, Uşak-İzmir karayolu Ürün köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, H.A.(49) idaresindeki Metro Turizm'e ait 38 EP 467 plakalı yolcu otobüsü, aynı istikamette ilerleyen M.D.(45) yönetimindeki 80 AAC 821 plakalı kamyona arkadan çarptı.

Çevredeki vatandaşların durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirmesi üzerine bölgeye çok sayıda 112 Acil Sağlık, polis, jandarma, itfaiye ve AFAD ekibi sevk edildi. İtfaiye ve AFAD ekiplerince otobüste sıkışan muavin A.İ.P.(43), sıkıştığı yerden çıkarıldı. 112 Acil Sağlık ekiplerince muavin A.İ.P. ile 1'i çocuk 7 yolcu, kentte bulunan hastanelere kaldırıldı.

Muavin A.İ.P.'nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan, kazayla ilgili soruşturma başlatılırken, yolcu otobüsün Kayseri ilinden Aydın'ın Didim ilçesine gittiği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.