Hastaneler için kritik uyarı
Depremden sonra dikkatler hastaneler gibi kritik öneme sahip yapılara çevrildi. Hastanelerin tümünün derinlemesine incelenmesi gerektiğini söyleyen Yıldız Teknik Üniversitesi Yapı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Sevim, “İstanbul’da eski binaların yapı analizlerini kolay geçemez” dedi
Binalarda beton kullanılmamış...
Deprem bölgesinde yıkılan binalarda yaptıkları tespitlerde betonun tamamen ufalanmış olduğunu gördüklerini anlatan Prof. Dr. Sevim, "Buna beton diyemezsiniz. Beton adını kullanmamız yanlış. Beton o şekilde ufalanmaz. Betonun içerisinde olması gereken elemanlar bunlar; taşlar çakıllar gibi söylenebilir, belli ölçütlerin üzerinde çok fazla olarak kullanılmış. Aslında yapılarda beton özelliği bulunmayan malzemelerden birşeyler yapılmaya çalışıldığı anlaşılıyor. Betonun yanında demir çubukların iyi bir şekilde kenetlenmesi gerekirken, bu yapılarda nervürlü (tırnaklı) demirlerin kullanılmadığını, düz demir çubukların betondan rahatlıkla sıyrıldığını tespit ettik" dedi.
İşçilik kusurları çok fazla
Bina yıkılsa bile yapı elemanlarının çok parçalanmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sevim, "Yapı göçtüğü zaman bile yapı elemanlarından çok parçalanma olmaması gerekiyor. Yıkılan yapılardaki beton parçalarının toz haline geldiğini gördük. Bu tamamen kötü malzemeden kaynaklanıyor. İşçilik kusurları çok fazla malzeme kalitesi çok düşük belli ki; bir çoğunun yapısal projesi de yok, dolayısıyla iki büyük depremi göz önüne alırsak bu sonuç kaçınılmaz oldu" ifadelerini kullandı.
Faydan ne kadar uzak o kadar iyi
Deprem bölgesinde yeniden inşa çalışmalarında fay hattından mümkün olduğunca uzak ve sağlam olan zeminlere yapıların yapılmasının faydalı olacağına değinen Sevim, "Fay hattına yakın binalar çok fazla hasar aldı ve yıkıldı. Şimdi yeni yapıları bu hattan uzak konumda inşa edilmesi gerekir. Deprem bölgesinde tepelerde sağlam zeminde olan yapıların hasar almadığını veya yıkılmadığını gördük. Zayıf zemine de yapı yapılabilir ama bunun belli şartlara uyması gerekmektedir. Örneğin; zemin iyileştirme, temel sisteminin değiştirilip yüzeysel temel yerine kazıklı temeller yapılmalıdır. Bodrum katlar da yapılabilir. Bölgede binaların çoğunun bodrum katları yok. Bodrum katları olsa depremden bu kadar etkilenmeyeceklerdi. Dolayısıyla zemin özelliklerinin iyi olduğu yerler seçilmelidir" diye konuştu.
İstanbul'daki tehlike büyük
Prof. Dr. Sevim, İstanbul'da eski binaların yapı analizlerini kolay geçemeyeceğini belirterek, "Eski yapıların durumu acil yapılar durumunda. Biran önce müdahale edilmeli. Güçlendirmek için bir çok yöntem var. Betonu çelikle sargılayarak mantolama yapılabilir. Bunlar kısa vadede değil, zaman alan yöntemler. Birkaç gündür lifli polimerlerle güçlendirme teknikleri konuşuluyor. Onlar da bir seçenektir. Yapının kolonlarına veya duvarlarına yapıştırılarak uygulanan yöntem. Tabii ki bu yöntemler sadece uzmanlık gerektiren işler. Uzmanlar dışında kimse yapamaz" ifadelerini kullandı. Yapı sağlamlaştırmada sismik izolatörlerin tek başına yeterli olmayacağına değinen Sevim, "Bir de sismik izolatörler dediğimiz yalıtım yüzeyleri, yalıtım malzemeleri var. Çok çürük binaya sismik izolatör yapılmaz. İzolatörle güçlendirmede üst yapının da gerekirse güçlendirilmesi gerekir. Bunlara karar verebilmek için belli analizler yapılmalı ki neyi nasıl güçlendireceğimizi bilelim. İzolatörlerin çapı var yüksekliği var, hangi çapta hangi yükseklikte izolatör yapılacağına karar vermek için bir modelleme yapmak lazım. Depremden gelen kuvveti üst yapıya aktarmadan sönümleme özelliğine sahip. Sağa sola kayarak hareket ediyor ve deprem bittikten sonra eski haline geliyor. Kritik öneme sahip yapılarda bu sistemler kullanılmaya başlandı. Konut türünde de kullanılmaması için bir sebep yok. Ek bir maliyet getirecektir ama depremden sonra çıkan maliyeti göz önüne alırsak küçük kalır" diye belirtti.














































































