logo
24 HAZİRAN 2026

Haydar Hoca’ya ve Şia’ya niçin saldırılıyor?

26.02.2012 00:00:00
Son günlerde gerek internet dünyasında gerekse bazı müsveddelerde sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamız hakkında iftiraya kadar varan karalama kampanyasına rastlıyoruz. Sünni bir âlim olan Hocamız dünya tarafından bilinmekte ve kabul edilmektedir. Hocamızın ‘Rahmeten lil Alemin’ adlı eserinde Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman başta olmak üzere sahabenin büyüklerinin hayatı örnek olarak anlatılmaktadır. Buna rağmen Haydar Baş Hoca, İmam Ali’yi Hz. Fatıma’yı, Ehl-i Beyt’i gündem ettiği için şer cephesi tarafından Şii olarak ifade edilmeye başlandı. Yetmedi. Bu vesile ile Şiiler akıl almaz şekilde karalanmaya başlandı. Güya,  Şia’nın kurucusu Abdullah b. Sebe adında bir Yahudiymiş. Güya Ehli Sünnet âlimleri Şiilerin Müslümanlardan olmadıklarını söylemişler. Kâfirlerin en kötüleri Şiilermiş. Hiç mi sorun kalmadı da Şiilerle uğraşılıyor. Bizzat Yahudi’nin karşısında kale kapısı gibi duran Şiiler güya Yahudiler tarafından kurulmuş. Şia karalanacak ki Müslümanlar, Suriye’ye karşı İran’a karşı Deccal’in ordusunda asker olsunlar.
El insaf!
Bakın şimdi oynanan oyuna. Önce, gerek Şiiler adına gerekse Sünniler adına taraflı bilgiler üretilecek sonra internet ortamına ve birçok zemine sapık ve fanatik bilgiler girilecek. Arkasından bu yalan bilgileri kaynak gösterip işte sapıklar denecek. Bugüne kadar bu oyunu oynadılar. Yaptıkları toplum mühendisliği ile bu iki kesimi birbirinden uzak tuttular. Şia, Alevi ve Caferi düşmanlığıyla önce ülkede iç karışıklık olacak sonra Müslümanlar birbirine vurdurulacak. Artık oyun bitmiştir. Sünni geçinen zevatın yaptığı dinlerarası diyalog nasıl Sünniliği bağlamazsa, Şii geçinen kişinin batıl görüşü de Şiiliği bağlamayacaktır. Kurtuluşumuz Kitabullah ve Ehl-i Beyt’e sarılmaktadır.
Bu iftiralar kime aittir? Asırlardan beri devam eden Sünni - Şii kavgasından rant elde etmek isteyenler doğan birlik atmosferinden rahatsız olmuşlardır. Projelerini kardeş kavgası üzerine kuranlar, az pahaya satın aldıkları piyonlar aracılığıyla tarihin her döneminde nifak çıkartmaya çalışmışlardır. Bu isimler şu veya bu kişi olabilir; şu veya bu işle meşgul olabilirler. Önemli olan bunların sıfatlarıdır. Sonu ayrılık olan, Haçlının safına asker toplamakla meşgul olan bu kişi veya gruplar Deccal’in grubu içerisindedir. Bunların en büyük alameti münafık olmalarıdır. Hayal dünyalarındaki kurgulardan hareket ederler. Az pahaya dinlerini satmışlardır. Baktığınızda Abdülvehhab misali koluna takılan Safiyeleri de görmeniz mümkün olacaktır. Eğer inançları varsa dünya hayatını ahiret hayatlarına tercih etmişlerdir. Hatta deşifre oluncaya kadar karşısında durdukları kişiye sığındıklarını da görürsünüz. Kendilerine verilen kıymeti temsil ettikleri davada değil de şahsında arayan kişilerdir bunlar.
Ancak şu bilinmeli ki yel kayadan ne koparır. Bu yapılan aleyhte çalışmalar Ehl-i Beyt’in gündeme gelmesine vesile olacaktır. Deccal fitnesinin kol gezdiği günümüzde insanların arasını düzeltme misyonunu yerine getiren Ehl-i Sünnet ve Şia’yı bir bütün olarak gören Sayın Haydar Baş ve kadrosu büyük bir nasip üzeredir.
Ehl-i Beyt’e bağlılık, muhabbet, istikamet ezcümle kurtuluşa vesile olacaktır.
 
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.