Son günlerde gerek internet dünyasında gerekse bazı müsveddelerde sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamız hakkında iftiraya kadar varan karalama kampanyasına rastlıyoruz. Sünni bir âlim olan Hocamız dünya tarafından bilinmekte ve kabul edilmektedir. Hocamızın ‘Rahmeten lil Alemin’ adlı eserinde Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman başta olmak üzere sahabenin büyüklerinin hayatı örnek olarak anlatılmaktadır. Buna rağmen Haydar Baş Hoca, İmam Ali’yi Hz. Fatıma’yı, Ehl-i Beyt’i gündem ettiği için şer cephesi tarafından Şii olarak ifade edilmeye başlandı. Yetmedi. Bu vesile ile Şiiler akıl almaz şekilde karalanmaya başlandı. Güya, Şia’nın kurucusu Abdullah b. Sebe adında bir Yahudiymiş. Güya Ehli Sünnet âlimleri Şiilerin Müslümanlardan olmadıklarını söylemişler. Kâfirlerin en kötüleri Şiilermiş. Hiç mi sorun kalmadı da Şiilerle uğraşılıyor. Bizzat Yahudi’nin karşısında kale kapısı gibi duran Şiiler güya Yahudiler tarafından kurulmuş. Şia karalanacak ki Müslümanlar, Suriye’ye karşı İran’a karşı Deccal’in ordusunda asker olsunlar.
El insaf!
Bakın şimdi oynanan oyuna. Önce, gerek Şiiler adına gerekse Sünniler adına taraflı bilgiler üretilecek sonra internet ortamına ve birçok zemine sapık ve fanatik bilgiler girilecek. Arkasından bu yalan bilgileri kaynak gösterip işte sapıklar denecek. Bugüne kadar bu oyunu oynadılar. Yaptıkları toplum mühendisliği ile bu iki kesimi birbirinden uzak tuttular. Şia, Alevi ve Caferi düşmanlığıyla önce ülkede iç karışıklık olacak sonra Müslümanlar birbirine vurdurulacak. Artık oyun bitmiştir. Sünni geçinen zevatın yaptığı dinlerarası diyalog nasıl Sünniliği bağlamazsa, Şii geçinen kişinin batıl görüşü de Şiiliği bağlamayacaktır. Kurtuluşumuz Kitabullah ve Ehl-i Beyt’e sarılmaktadır.
Bu iftiralar kime aittir? Asırlardan beri devam eden Sünni - Şii kavgasından rant elde etmek isteyenler doğan birlik atmosferinden rahatsız olmuşlardır. Projelerini kardeş kavgası üzerine kuranlar, az pahaya satın aldıkları piyonlar aracılığıyla tarihin her döneminde nifak çıkartmaya çalışmışlardır. Bu isimler şu veya bu kişi olabilir; şu veya bu işle meşgul olabilirler. Önemli olan bunların sıfatlarıdır. Sonu ayrılık olan, Haçlının safına asker toplamakla meşgul olan bu kişi veya gruplar Deccal’in grubu içerisindedir. Bunların en büyük alameti münafık olmalarıdır. Hayal dünyalarındaki kurgulardan hareket ederler. Az pahaya dinlerini satmışlardır. Baktığınızda Abdülvehhab misali koluna takılan Safiyeleri de görmeniz mümkün olacaktır. Eğer inançları varsa dünya hayatını ahiret hayatlarına tercih etmişlerdir. Hatta deşifre oluncaya kadar karşısında durdukları kişiye sığındıklarını da görürsünüz. Kendilerine verilen kıymeti temsil ettikleri davada değil de şahsında arayan kişilerdir bunlar.
Ancak şu bilinmeli ki yel kayadan ne koparır. Bu yapılan aleyhte çalışmalar Ehl-i Beyt’in gündeme gelmesine vesile olacaktır. Deccal fitnesinin kol gezdiği günümüzde insanların arasını düzeltme misyonunu yerine getiren Ehl-i Sünnet ve Şia’yı bir bütün olarak gören Sayın Haydar Baş ve kadrosu büyük bir nasip üzeredir.
Ehl-i Beyt’e bağlılık, muhabbet, istikamet ezcümle kurtuluşa vesile olacaktır.
El insaf!
Bakın şimdi oynanan oyuna. Önce, gerek Şiiler adına gerekse Sünniler adına taraflı bilgiler üretilecek sonra internet ortamına ve birçok zemine sapık ve fanatik bilgiler girilecek. Arkasından bu yalan bilgileri kaynak gösterip işte sapıklar denecek. Bugüne kadar bu oyunu oynadılar. Yaptıkları toplum mühendisliği ile bu iki kesimi birbirinden uzak tuttular. Şia, Alevi ve Caferi düşmanlığıyla önce ülkede iç karışıklık olacak sonra Müslümanlar birbirine vurdurulacak. Artık oyun bitmiştir. Sünni geçinen zevatın yaptığı dinlerarası diyalog nasıl Sünniliği bağlamazsa, Şii geçinen kişinin batıl görüşü de Şiiliği bağlamayacaktır. Kurtuluşumuz Kitabullah ve Ehl-i Beyt’e sarılmaktadır.
Bu iftiralar kime aittir? Asırlardan beri devam eden Sünni - Şii kavgasından rant elde etmek isteyenler doğan birlik atmosferinden rahatsız olmuşlardır. Projelerini kardeş kavgası üzerine kuranlar, az pahaya satın aldıkları piyonlar aracılığıyla tarihin her döneminde nifak çıkartmaya çalışmışlardır. Bu isimler şu veya bu kişi olabilir; şu veya bu işle meşgul olabilirler. Önemli olan bunların sıfatlarıdır. Sonu ayrılık olan, Haçlının safına asker toplamakla meşgul olan bu kişi veya gruplar Deccal’in grubu içerisindedir. Bunların en büyük alameti münafık olmalarıdır. Hayal dünyalarındaki kurgulardan hareket ederler. Az pahaya dinlerini satmışlardır. Baktığınızda Abdülvehhab misali koluna takılan Safiyeleri de görmeniz mümkün olacaktır. Eğer inançları varsa dünya hayatını ahiret hayatlarına tercih etmişlerdir. Hatta deşifre oluncaya kadar karşısında durdukları kişiye sığındıklarını da görürsünüz. Kendilerine verilen kıymeti temsil ettikleri davada değil de şahsında arayan kişilerdir bunlar.
Ancak şu bilinmeli ki yel kayadan ne koparır. Bu yapılan aleyhte çalışmalar Ehl-i Beyt’in gündeme gelmesine vesile olacaktır. Deccal fitnesinin kol gezdiği günümüzde insanların arasını düzeltme misyonunu yerine getiren Ehl-i Sünnet ve Şia’yı bir bütün olarak gören Sayın Haydar Baş ve kadrosu büyük bir nasip üzeredir.
Ehl-i Beyt’e bağlılık, muhabbet, istikamet ezcümle kurtuluşa vesile olacaktır.
Prof. Dr. Ahmet H. Kepekçi / diğer yazıları
- Devlet refleksi ve ayakta kalmanın sırrı / 21.06.2026
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
- Müesses nizam değişti, peki cumhuriyet ne olacak? / 25.05.2026
- Ekonomik çöküşün ürettiği ahlaki obruk / 24.05.2026
- İran'ın gösterdiği gerçek: Güç önce millettir / 17.06.2026
- Milletin gündemi CHP değil, geçimdir / 10.06.2026
- Arşivlerden günümüze uzanan bir tarih hazinesi / 08.06.2026
- Gadir-i Hum ve İslam dünyasının kayıp hafızası / 07.06.2026
- FETÖ dosyası kapanmadı: Türkiye hangi dersleri alamadı? / 03.06.2026
- Atatürk bir partiye sığmaz / 30.05.2026
- İçeride kavga, dışarıda kuşatma / 27.05.2026
- Müesses nizam değişti, peki cumhuriyet ne olacak? / 25.05.2026
- Ekonomik çöküşün ürettiği ahlaki obruk / 24.05.2026


























































