logo
21 TEMMUZ 2026

Hedef Kur'an ve Sünnet'tir

02.08.2008 00:00:00
 
Bilindiği gibi Müslümanlar için en önemli fırsat olan mübarek üç ayları idrak ediyoruz. Her anı Cenab-ı Hakkın tecellileriyle dolu bu eşsiz gün ve gecelerin mahiyetini bilmek...

Bilindiği gibi Müslümanlar için en önemli fırsat olan mübarek üç ayları idrak ediyoruz. Her anı Cenab-ı Hakkın tecellileriyle dolu bu eşsiz gün ve gecelerin mahiyetini bilmek ve yaşamak bizler için çok önemli. Çünkü şu da bir gerçek ki ülkemizde ilim adına konuşup da bu mübarek gün ve geceleri sıradanlaştırmaya çalışanlar da var. Bu nedenle, hem üç ayların faziletini hem de bu sıradanlaştırma faaliyetinin perde arkasını değerli Hocamız Prof. Dr. Haydar Baş Bey'le konuştuk.

Yeni Mesaj: Malumunuz üç ayları idrak ediyoruz. İslam dünyasının çok değer verdiği mübarek gecelerimiz var. Regaip Kandili, Kadir gecesi, Berat gecesi ve Mirac gecesi gibi. Müslümanlar bu gecelerde daha çok ibadete, daha çok zikre sarılırken diğer taraftan da bazıları "İslam'da özel geceler yoktur. Bunlar bidattir" diyorlar. Bu iddiaların kaynağı nedir Hocam?Prof. Dr. Haydar Baş: Efendim, Yeni Mesaj gazetesi okurlarına saygılarımı arz ederek başlamak istiyorum. Aslında milletleri vücuda getiren bir takım unsurlar vardır. Bunlar o milletler var olurken, olmazsa olmaz unsurlardır. Bunlar milletin medeniyeti, kültürü, siyaseti ve inancıdır. Milletin ailesidir. Hülasa bunlar o milleti vücuda getiren temel direklerdir, taşlardır. Bütün bunları kaldırdığınız zaman, milleti yok edersiniz. Kabul etsek de, etmesek de, toplumda gördüğümüz milletlerarası, devletlerarası mücadelelerin temelinde herhangi sebeplere bağlı olursa olsun asıl mücadeleler bu kültürel mücadeledir, siyasal mücadeledir, medeniyetlerin mücadelesidir, dinlerin mücadelesidir. Birinin diğerine galip gelme hususunda gösterdiği gayret, çalışma ve savaştır. Buna bu şekilde de isim verebiliriz. 1700'lu yıllardan sonra Batı dünyası, özellikle o dünyanın başını çeken İngiltere, oturdu şunu düşündü: Biz serhat boylarında, meydanlarda bu milleti mağlup edemiyoruz. O günün şartlarında İslam dünyasını temsil eden Müslüman Türklerdir. Bunları mağlup edemiyoruz. Diğer Müslümanlarla da tesanüt içinde olduğu için, bunları mağlup etmenin birtakım kuralları olması lazım. Biz bu kuralları yok ettiğimiz zaman, düşmanımızın yok olmasını daha da kolay hale getireceğiz; gerek kültürel, gerekse de siyasi yönlerden, gerekse de inanç yönünden çökerttiğimiz ülkeleri de bugün değilse, yarın kendi tasarrufumuz altına alacağız. Böyle düşündüler ve İngilizler bir Sömürge Bakanlığı kurdular. 1710 yıllarına rastlıyor bu Bakanlığın kurulması? Hatırlarsınız, Batı dünyası hayatını hep sömürgecilikle geçirmiştir. Uzakdoğu'ya, Afrika'ya, Ortadoğu'nun bazı ülkelerine gitmiştir. Ve oralarda gerek yer altı kaynaklarını, gerekse de yerüstü insan kaynaklarını sömürebilmenin her türlü yolunu yordamını denemiştir. Bunu yaparken de, önüne de çok ciddi bir güç çıktı: Müslüman bir İslam gücü çıktı. Bunu aşabilmek için de, ona direnç kaynağı olan, "Onun asıl gücünü kuvvetini oluşturan manevi unsurlarını yok etmedikçe, bizim bu güçle, bu kuvvetle savaşmamız mümkün değildir" kararına vardılar. Sömürge Bakanlığı'nın talimatı ile birlikte, İslam dünyasında bilhassa İstanbul'da ve Konya'da bizim dergahlarımızda ve medreselerimizde, Batı özelikle İngiltere yüzlerce, binlerce ajan yetiştirdi. Bakıyorsun hepsi sarıklı, şalvarlı ve de cübbeli. Hatıratlarında bunlar yazılı vaziyettedir. Ben de bu bilhassa Osmanlı'nın Hicaz Bölgesi'nde aldığı mağlubiyetin sebeplerini öğrenebilmek için araştırdığımda baktım ki, karşımıza bu güç çıktı. Yani Sömürge Bakanlığı'nın yetiştirdiği ajanların faaliyetleri. Müslüman Arap kardeşlerimizi nasıl ikna edip kandırdıkları. Bunlardan çölde, özellikle Bedevilerden nasıl düzenli bir ordu kurdukları. Bunları gördük. Bunu yaparken tabii hiçbir zaman insanların yüzde 100 inandığı ve dönmelerinin mümkün olmadığı meselelerden işe girmediler. Yavaş yavaş değerleri yok ede ede yola çıktılar. Mesela az önce sorunuzda ne dediniz. Mübarek geceler? Geçtiğimiz Salıyı Çarşambaya bağlayan gece mübarek Mirac Kandili idi. Mesela bunlar "Bu yoktur" diyor İslam'da? Halbuki Mirac hususunda Kur'an'da ayetler, Cenab-ı Peygamber Efendimizin hadisleri var. Şimdi böyle bir gecenin olmadığını iddia etmek kadar ahmaklık, böyle bir gecenin varlığını inkâr etmek kadar küfür de yoktur. Hakkında sure ve ayetler nazil olmuş, Cenab-ı Peygamber Efendimiz geniş geniş bunu anlatmış, hayatında bunu o gece ihya etmiş; sen şimdi kalkıyorsun, bu kadar zaman sonra "Bu yoktur" diyorsun. Olay aslında Peygamber'e itiraz. "Hz. Muhammed yoktur" diyemiyor. Ama nereden başlıyor, mübarek gecelerden, eylemlerinden, mucizelerinden, sünnetinden işe başlıyor. Aslında inkar etmeye çalıştığı Kur'an'dır, Peygamber Efendimizin sünnetidir, hülasa hayatıdır? Mesela Berat Kandili? Bunlar sünnet ile tespit edilmiş gecedir. Mesela Kadir Gecesi. Bunun hakkında süre indi. O surede gecenin mahiyeti öyle meth-ü sena ediliyor. Kadir süresinde "Sen bu gecenin mahiyetini bilir misin? Haberin var mı? Bin aydan daha hayırlıdır bu gece"  deniliyor. Şimdi ortada ayet var. Ortada Peygamber Efendimizin tevatür derecesinde sahih olan hadisleri var. Yani şunu söylemek istiyorum: Bütün bunlar İslam âlemine oryantalistlerin sokmaya çalıştıkları fitnedir. Bilhassa medreselerden uzak yetişen, onların basmakalıp kitaplarını kaynak göstererek yola çıkan şahıslar, Müslümanların kafasını bulandırmakta, milleti dinden uzaklaştırmakta, milletin dinle bağlarını koparmakta, milleti gerek toprağından, gerekse de etrafından koparmaktadır. Diyeceksiniz ki ama ben filan hocadan da dinledim, adam profesör? Bunlar bedava ajan olmuşlar. Parasız asker olmuşlar. Müsaade edersiniz, bu dediklerimi ispat eden sömürge bakanlığının bilhassa talimatnamesi var. Kendi ajanlarına öğrettiği meseleler var. "Bunu yapacaksınız" dediği hususlar var. Bunlardan birkaç madde önümüze koyalım. Meselenin ne kadar ciddi olduğunu ortaya koyalım. Sen şimdi İslam'dan mukaddes geceleri kaldırdın, mübarek günleri kaldırdın, ibadetleri sınıflandırarak, onları yok ettin. Ne kaldı ortada? Kulluğu nasıl yapacaksın? Bir taraftan bunu yapıyor, diğer taraftan bu zihniyet tat ve ibadetten kopartarak, hayatın şeytani vesveseleri içinde adeta imanını linç ediyor. Yeni Mesaj: Mübarek gecelerde Müslümanlar sanki gayri meşru bir şey yapıyor. Sabaha kadar Kur'an okuyorlar, namaz kılıyorlar, tespih çekiyorlar. Bundan mı rahatsız oluyorlar? Prof. Dr. Haydar Baş: Ben böylelerine rastladım. "Sadece onu yapmakla Müslümanlık olunmaz" diyorlar. Böyle Müslümanlık olmaz da, nasıl Müslümanlık olur? Kendisine bakıyorsun, hiçbir yere benzemiyor. Hâlbuki ayette "Onların yüzünde secde eseri vardır" deniliyor. Müslüman onu gördüğü zaman, "O mümindir" hükmüne varıyor. Şimdi müsaadenle Sömürge Bakanlığı'nın talimatnamesinde şöyle deniliyor: "Din âlimleri ile halk arasındaki karşılıklı saygıya dayalı, dostane ilişkiler bozulmalıdır. Bu görevi hiçbir İngiliz memuru unutmamalıdır. Bu yolda iki şey yapılmalıdır. Birincisi, din âlimlerine iftira etmek lazımdır." Şimdi adamların bu işle ilgili bir 'masa'sı var. Bunlar Türkiye'de de geçerli hale geldi maalesef. O masalarda iftira üretiyorlar. İkincisini aktaralım: "Din âlimleri arasına Sömürgeler Bakanlığı memurlarını din alimi kisvesi altında yerleştirmek lazımdır." Yine devam ediyor: "Müslümanları şuna inandırmak gerekir ki, Peygamber'in dinden kastı sadece İslam dini değildir." Ne imiş, Hıristiyanlık ve Yahudilik de Peygamber Efendimizin bahsettiği dinlerdenmiş! Müslümanlık buymuş!Yeni Mesaj: Şimdi bugünkü "Hıristiyanlar da cennete girecek" meselesi de buradan mı çıkıyor?Prof. Dr. Haydar Baş: Herhalde bu sürecin devamıdır. Zaten bunu diyen adamların hayatına baktığınızda "İslam diye bir dertleri bulunmuyor." Ve bunlar İslam dininden bahsederken, İslam birliğinin olduğu dönemde, mesela halifenin karşısında 'birlik' oluşturmuş hainlerdir. Mesela İstiklal Harbi'nde Mustafa Kemal etrafında, 'vatan, millet ve devlet' için mücadele edenlere 'çete' diyen insanlardır. Yani bunu delillendirmek de mümkündür. Diğer bir husus da talimatnamede şu şekilde ortaya konuluyor: "Kilise yapılması için zemin oluşturmak lazımdır. Kur'an'dan, hadisten ve İslam tarihinden örnekler gösterilerek, kilisenin yapılmasının meşruluğunu ortaya koymamız lazımdır."Yeni Mesaj: Bugün sayıları 40 bini aşan kilise-evleri bu bağlamda düşünmek lazım. Prof. Dr. Haydar Baş: Sen artık ne dersen de. Ben günümüze olayı taşımıyorum. Yeni Mesaj: Hocam, sizi okudukça, günümüzdeki misaller aklımıza geliyor. Prof. Dr. Haydar Baş: Şimdi muhalefet de yasak olduğu için, bu tarafa girmeyelim. Demokrasiden çokça bahsedenler, fikir özgürlüğüne de karşı çıkıyorlar. Kendilerini eleştirmeden devam edelim. Sömürgeler Bakanlığı talimatnamesinde devamla şu hususlara işaret ediliyor: "Müslüman kadınların tesettürden vazgeçirilmesi için olağanüstü çaba sarf edilmesi lazım. Tarihi delillerle kadının örtünmesinin İbn-i Abbas döneminde başladığını, İslam'da böyle bir şeyin bulunmadığını iddia etmeliyiz." Kim diyor bunu? Sömürgeler Bakanlığı? Günümüzde bunu söyleyen bir sürü insan var. Yeni Mesaj: Günümüzdeki tesettür tartışmaları, demek ki, burudan kaynaklanıyor. Prof. Dr. Haydar Baş: Bundan hareketle ortaya çıktı ve sonunda öyle bir noktaya taşındı ki, 'Sanki İslam'da tesettür diye bir şey yok. Nasıl istersen öyle yaşa. Canım benim kalbim, şöyledir böyledir demek kâfi. Ben bunlara girmiyorum. Sömürgeler Bakanlığı talimatnamesinde devamla şu hususlara işaret ediliyor: "Sorunlardan biri de Müslümanların mübarek ve mukaddes yerleri ziyaret etmeleridir. Bu türbelere önem vermenin bidat ve şeriata aykırı olduğunu ifade etmeliyiz. Peygamber döneminde böyle bir şey bulunmadığını dile getirmeliyiz. Şiilerin Peygamber soyundan gelen ailelere gösterdiği saygı ve bağlılıklarını tamamen yok etmeliyiz.""Yani bu saygıyı ortadan kaldırdığımızda, otomatikman Peygamber'e olan sevgiyi ortadan kaldırmış olacağız" deniyor talimatnamenin devamında. Talimatnameden aktarmaya devam edelim: "İmam Hüseyin'e matem tutulan merkezler ve medreseler ortadan kaldırılmalı, harabeye çevrilmelidir. İslam öğretilerinin evrensel olduğu kesinlikle reddedilmelidir."İslam öğretisi nedir? Allah'ın ayetleridir, Peygamber Efendimizin sünnetidir. Bizim inancımıza göre, bunlar evrenseldir, bir kabileye, bir yere gelmiş değildir. Bütün alemlere rahmet Peygamber'i olarak gelen Sevgili Peygamberimize Allah'ın büyük bir lütfudur. Talimatnameden aktarmaya devam edelim: "Müslümanların elinde bulunan Kur'an'ın gerçek Kur'an olup olmadığı yönünde şüpheler uyandırarak, eksik veya fazla yerin olup olmadığını ortaya koymalıyız." Hatırlarsanız, 10 yıl kadar önce televizyonda tartışılıyordu. Bir tane satılık adam geldi ABD'den "Bu ayetler Kur'an'da vardır, bu ayetler yoktur" şeklinde iddialar ortaya attı. Bunların tamamını bugün hem Türkiye'de, hem de dünyada hayata geçmiş maddeler olarak görüyoruz. Böyle birçok madde yer alıyor talimatnamede. Bunların tamamını okudukça, hayretler içinde kalıyorum. Maalesef bunlar Ehl-i Sünnet dediğimiz dünya tarafından hayata geçirilmiş durumda. Yeni Mesaj: Din adamı ve İslam âlimi kisvesi altında bu görüşleri ortaya atanlar, "İslam'da o yoktur, bu yoktur" diyenler, bugün de Sömürge Bakanlığı adına konuşuyorlar. Prof. Dr. Haydar Baş: Tabii, bunlar hiçbir zaman fitnelerini yaymaktan geri durmadılar. Bu şimdi evrensel bir boyut da kazandı. Bunlar din merkezli kurallar haline gelip, talimatlar artık bütün dünyaya, Hicaz Bölgesi'ne, Osmanlı'nın nüfuzu ve hudutları dâhilinde bulunan bölgelere bu propagandalar yapılıyordu. Şimdi din merkezlerinden bütün dünyaya, olur da bizim bilmediğimiz yerlerde İslami bir yeşerme olur, bunun önüne geçmek için her türlü tedbiri alarak anında yok edip devre dışına çıkarmak için faaliyetler yapıyorlar. Onun için biz bu gerçekten hareketle bugün içinde yaşadığımız dünyada mevcut olan hadiselerin din, medeniyet kaynaklı olduğunu ifade ediyoruz. Savaşların bundan kaynaklandığını söylüyoruz. Kültürel savaş, medeniyet savaşı, din savaşı, siyasi savaş yaşanmakta. Onun için bunları söylüyoruz. Yeni Mesaj: Hocam, müsaade edersiniz sizin Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler kitabınızdan bahsetmek istiyorum. Bu eser adeta bir manifesto niteliğinde? Prof. Dr. Haydar Baş: Teşekkür ederim. Burada şöyle bir husus daha var. Düğün değil, bayram değil böyle bir meseleyi neden gündem ediyoruz. Daha mübarek 3 aylar girmeden evvel "Allah ile aldatanlar" diye bir safsata çıkarmışlar. Yani insanları Allah'a teşvik etmek isteyen, ona davet etmek isteyen, 'bilgisi az, çok olur' her Müslümanın görevidir. Emr-i bil maruf, Nehy-i anil münker, nasihat etmek, tembih etmek. Siz benim yanımda talebe olabilirsiniz. Ben de bir başka üstadın yanında talebeyim. O benim âlimim olabilir. İnsanlar mertebe mertebedir. Ben bildiklerimi arkadaşlarıma, dostlarıma anlatmakla mükellefim. Ama bir cümleyle, ama bin cümleyle? Herkes karınca kaderince bu vazifeyi üzerine almalıdır. Ama şimdi adamlar temelinden yok edebilmek için, sen kimseye konuşmayacaksın. Konuştuğun zaman, 'Allah ile aldatıyorsun:' Bu kadar fitne fesat olabilir mi? Bu kadar korkunç bir oyun olabilir mi? Tarihin herhangi bir döneminde bir takım yanlışlar olmuşsa, delil olarak onları gösteriyor. Hâlbuki bizim inancımızda, bizim anlayışımızda, bizim ilmi metodumuzda "batıl olan şey, makusun aleyhi olamaz." Bunu delil olarak gösteremezsin. Bunu gösterdiğin zaman, senin kastın kötüdür. Şimdi bir misal vereceğim. Kibrit yakar? Neyi yakar? Kâğıt yakar, odun yakar? Şimdi siz kibriti aldığınız zaman, onunla ev mi yakıyorsunuz, ormanları mı yakıyorsunuz? Ne yakıyorsunuz? İhtiyacınız olan sobayı yakıyorsunuz, ateşi yakıyorsunuz. Şimdi ateş kibritten çıktı diye, kibrit satışı yasak mı edilecek? Aleyhinde makaleler mi yazılacak, konferanslar mı verilecek? Bu neyse, bu da bu. Bu ne zaman yapılıyor? Ramazan yaklaştığında bütün bunlar devreye konuluyor. İnsanlarımızın manevi duyguları tam atağa kalkacak, bir de bakıyorsun önüne oryantalistlerin görüşleri konuyor. Oryantalist kimdir? Kâfirdir? Ama cübbe giydi, farketmez kâfir oğlu kâfirdir. İşte onların sözcülüğünü yapanlar, Müslümanın önüne büyük bir set çekiyor. İbadetle, taatla, Allah'la meşgul olması gereken kalp ve akıl, bu sefer fitne ile meşgul oluyor. Belki bu işi ortaya atanlar tarafından da fark edilmiyor. Samimi olarak davranırlar ama onların ajanlığını yaparlar. Farkında değiller.  Ben öylelerini tanırım ki, Türkiye'de yıllarca bana talebelik yaptılar, Amerika'ya gittiler akıllarını, ruhlarını sattılar, geldiler bir numaralı ajan oldular. Yani asıl Allah'la aldatan adam o. Milletin önüne büyük bir engel, Allah'a varmada büyük bir engel oluyor. Şimdi kim Allah'la aldatıyor, kim aldatmıyor onu ben bilmiyorum. Genel olarak konuşuyoruz. Ama belki de Allah'la aldatan, aldatılıyor diyenler, kendilerini bu konuda yetki sahibi kabul edebilirler. Onlarla bizim alakamız yok.Yarın devam edecek?

Yine kırmızı bülten yine Türkiye

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve emniyet ekiplerinin ortak operasyonunda, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Kasra Ashrafi gözaltına alındı

20.07.2026 22:18:00
Anadolu Ajansı
 
Yine kırmızı bülten yine Türkiye
Yine kırmızı bülten yine Türkiye

Muğla'nın Bodrum ilçesinde, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve emniyet ekiplerinin ortak operasyonunda, İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranan İran uyruklu Kasra Ashrafi gözaltına alındı.

MİT'in yürüttüğü istihbari çalışmalar sonucunda uluslararası düzeyde uyuşturucu ticareti suçlamasıyla aranan Kasra Ashrafi'nin Bodrum'da bulunduğu tespit edildi.

Belirlenen adrese MİT ile emniyet birimlerince operasyon düzenlendi.

Operasyonda Ashrafi, gözaltına alındı.

Adreste yapılan aramada 45 bin avro, bir soğuk kripto cüzdan, altın ziynet eşyaları, iki kol saati ve altı cep telefonu ele geçirildi.

Operasyon sırasında Ashrafi'nin yanında bulunan eşi Fatima Dhahri'nin de "uyuşturucu üretmek ve satmak" suçlarından Türkiye'ye giriş yasağı bulunduğu belirlendi.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Kasra Ashrafi, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı.

Kıbrıs’ın hürriyet destanı

Akdeniz’in kalbinde Türk varlığını yok etmeye yönelik Enosis hayallerine darbe vuran 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, adadaki soykırım girişimini durdurarak ezber bozdu. Bu tarihi zaferin arkasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çelikten iradesiyle birlikte, ömrünü Kıbrıs Türkünün bağımsızlığına adayan efsanevi lider Rauf Denktaş’ın diplomatik ve askeri dehası yatıyor

20.07.2026 16:00:00
Haber Merkezi
 
Kıbrıs’ın hürriyet destanı
Kıbrıs’ın hürriyet destanı
1960 yılında kurulan ortaklık cumhuriyeti, Rum tarafının Türkleri adadan silme ve Yunanistan ile birleşme (Enosis) emelleri yüzünden kısa sürede çöktü. 1963 Kanlı Noel saldırılarıyla başlayan katliamlar, 15 Temmuz 1974'te EOKA-B lideri Nikos Sampson'ın yaptığı faşist darbe ile zirveye ulaştı. Ankara, garantörlük hakkını kullanarak adadaki Türklerin can güvenliğini korumak adına tarihi kararı aldı.

20 Temmuz 1974 sabahı, Başbakan Bülent Ecevit'in "Biz aslında savaş için değil, barış için; yalnız Türklere değil, Rumlara da barış getirmek için adaya gidiyoruz" sözleriyle harekât başladı. Türk jandarma komandoları ve paraşütçüleri havadan Kıbrıs topraklarına inerken, deniz piyadeleri Yavuz Çıkarma Plajı'ndan karaya ayak bastı.

İlk aşamada Lefkoşa-Girne hattında güvenli bir koridor oluşturuldu. Cenevre'de yürütülen diplomatik görüşmelerden Rum ve Yunan tarafının oyalama taktikleri nedeniyle sonuç alınamayınca, 14 Ağustos'ta "Ayşe tatile çıksın" şifresiyle İkinci Harekât başlatıldı. Türk ordusu, adanın kuzeyinde bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) sınırlarını oluşturan bölgeyi tamamen güvenceye aldı.

Mücadelenin siyasi dehası: Rauf Denktaş

Kıbrıs Barış Harekâtı askeri bir zafer olmasının ötesinde, arkasında çok güçlü bir siyasi ve diplomatik hazırlık barındırıyordu. Bu hazırlığın mimarı, hayatını Kıbrıs Türk halkının haklarına adayan Rauf Raif Denktaş'tı.

Denktaş, 1950'li yıllardan itibaren Dr. Fazıl Küçük ile birlikte Kıbrıs Türkünün direniş örgütü olan Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) kurulmasında öncü rol üstlendi. Rum çetelerinin baskılarına karşı Türk köylerini örgütleyen Denktaş, halkına yalnızca liderlik etmedi; aynı zamanda bir mücahit olarak sahada bizzat görev aldı.

Diplomatik cephenin yılmaz savunucusu

Harekât öncesinde ve sonrasında Denktaş, uluslararası arenada Kıbrıs Türk halkının sesini duyurmak için adeta zamanla yarıştı. Birleşmiş Milletler (BM) kürsülerinden Londra ve Atina'daki müzakere masalarına kadar her platformda Rum tezlerini çürüttü. Londra'da sürgündeyken bile adaya gizlice sandalla çıkmaya çalışacak kadar büyük bir cesaret sergileyen Denktaş, Kıbrıs Türkünün azınlık statüsüne düşürülmesini engelleyen en büyük set oldu.

1974 zaferinden sonra kurulan Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ve ardından 15 Kasım 1983'te ilan edilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kurucu cumhurbaşkanı oldu. Denktaş, ömrünün son nefesine kadar KKTC'nin bağımsızlığını ve Türkiye'nin adadaki etkin garantörlük hakkını tavizsiz bir şekilde savunmaya devam etti. Bugün Kıbrıs'ta Türk varlığı özgürce devam ediyorsa, bu durum Mehmetçiğin cesareti ve Denktaş'ın adanmış ömrünün ortak eseridir.

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü İzmir'de törenle kutlandı

Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla İzmir'de tören düzenlendi

 


20.07.2026 13:50:00
Anadolu Ajansı
 
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü İzmir'de törenle kutlandı
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü İzmir'de törenle kutlandı

Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen törene, İzmir Vali Yardımcısı Nusret Şahin, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zafer Levent Yıldır, Ege Ordusu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Gökhan Çelik, Hava Eğitim Komutanlığı Kurmay Başkan Vekili Albay Ali Ercan Şahin, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilcisi Büyükelçi Yeşim Kebapçıoğlu, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay ve gaziler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Başkonsolosluğu, Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilciliği, Türkiye Muharip Gaziler Derneği ile Kıbrıs Türk Kültür Derneği tarafından Atatürk Anıtı'na çelenk sunuldu.

KKTC İzmir Başkonsolos Vekili Alpbuğra Bahadır Gültekin, 20 Temmuz'un Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin en şanlı sayfası olduğunu vurguladı.

Gültekin, "20 Temmuz, Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı zulme, tecride ve yok edilme tehlikesine karşı Mehmetçik ile Mücahit'in kol kola, omuz omuza yazdığı destansı bir özgürlük mücadelesinin mihenk taşıdır." dedi.

Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanarak adaya müdahalede bulunduğu hatırlatan Gültekin, "Pladini Plajı'na azimle karaya ayak basan, Gönyeli semalarından çelik bir iradeyle süzülen ve Atak Tepe'de canı pahasına geçit vermez bir duvar ören Türk askeri, Kıbrıs'ın kaderini o gün yeniden çizmiştir. Anavatan Türkiye her dönemde olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türk halkının güvenliği, refahı ve uluslararası toplumda hak ettiği yeri alabilmesi için çabalarını sürdürmektedir." ifadelerini kullandı.

"Bugünleri gördüğüm için çok mutluyum"

İzmir Müze Gemiler Müdürlüğü tarafından yıl dönümü kapsamında "Kıbrıs Şafakta Parlayan Hürriyet Sergisi" ziyarete açıldı.

Gazilerin de yer aldığı protokol üyeleri, Kıbrıs Barış Harekatı'nı anlatan resimleri inceledi.

Kıbrıs Gazisi Hüseyin Özçelik, resimleri gördükçe o günü tekrar yaşadığını, gururlu olduğunu belirtti.

Gazilerden Ahmet Dilşeker de Kıbrıs'a tüm insanlığa barış getirmek için gittiklerini belirterek, "Bugünleri gördüğüm için çok mutluyum. O kadar çok gururluyum ki anlatamam. Aynı 52 yıl önce olduğu gibi o duygularla şimdi buradayım." diye konuştu.

Harekatta astsubay olarak görev yapan gazilerden Recep Arslan ise dizinde şehit olan çavuşu unutamadığını anlatarak, "Dizimde son nefesini verdi. O, hep gözümün önünde ne zaman hatırlasam gözlerim yaşarır. Allah rahmet eylesin. Kıbrıs'a 3 kez gittim. Her gidişimde Kıbrıs'ı devletleşmiş olarak gördüm. Zaman geçtikçe Kıbrıs bir devlet oldu. Ondan da gurur duydum." ifadelerini kullandı.

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti

DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti

20.07.2026 12:29:00
Haber Merkezi
 
 DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti
 DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’na hareket etti
DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Özgür Faik Erol, Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası'na hareket etti.

DEM Parti Basın Bürosu tarafından yapılan açıklamada, heyetin Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştireceği bildirildi.

Görüşmenin içeriğine ve heyetin dönüş saatine ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.

Tüketici hakem heyetlerine ilk 6 ayda 481 bin 613 başvuru yapıldı

Tüketici hakem heyetlerine yılın ilk 6 ayında yaklaşık 8,5 milyar lira değerinde 481 bin 613 başvuru yapılırken, bunların 455 bin 500'ü sonuçlandırıldı

20.07.2026 12:00:00
AA
 
Tüketici hakem heyetlerine ilk 6 ayda 481 bin 613 başvuru yapıldı
Tüketici hakem heyetlerine ilk 6 ayda 481 bin 613 başvuru yapıldı
Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, tüketici hakem heyetlerinin, tüketiciler ile satıcı veya sağlayıcılar arasında yaşanan uyuşmazlıklarda yargı dışı çözüm mercisi olarak hizmet verdiği anımsatıldı.

Tüketici uyuşmazlıklarının adil, hızlı ve kolay şekilde çözümüne olanak sağlayan tüketici hakem heyetlerinin, yargının iş yükünü de önemli ölçüde azalttığı kaydedilen açıklamada, şu değerlendirmelerde bulunuldu:

"Bugüne kadar yaklaşık 19,5 milyon tüketici uyuşmazlığı yargıya intikal etmeden tüketici hakem heyetleri tarafından karara bağlanmıştır. Tüketici hakem heyetleri, 2026'nın ilk 6 ayında da yoğun mesai yaparak tüketicilerimize hizmet vermiştir. Yılın ilk yarısında tüketici hakem heyetlerine 481 bin 613 başvuru yapılmış ve 455 bin 500 başvuru hakem heyetleri tarafından karara bağlanmıştır. Yapılan başvuruların toplam parasal değeri yaklaşık 8,5 milyar liradır."

Açıklamada, tüketicilerin, e-Devlet üzerinde yer alan Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) aracılığıyla kolay şekilde hakem heyetlerine başvuru yapabildiği belirtilerek, 6 ayda yapılan başvuruların yüzde 76,7'sinin e-Devlet aracılığıyla gerçekleştirildiğine ve elektronik başvuru yönteminin tüketiciler tarafından daha fazla tercih edildiğine dikkat çekildi.

Heyetlere en fazla başvuru İstanbul'da yapıldı
Tüketici hakem heyetlerine yılın ilk 6 ayında en fazla başvuru yapılan ilk 5 ilin, 126 bin 319 ile İstanbul, 50 bin 353 ile Ankara, 32 bin 507 ile İzmir, 17 bin 399 ile Bursa ve 15 bin 893 ile Antalya olduğu bildirilen açıklamada, an az başvurunun ise 305 ile Ardahan'dan geldiği aktarıldı.

Açıklamada, il tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 12 bin 700 ile İstanbul İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına, ilçe tüketici hakem heyetleri arasında en fazla başvurunun 8 bin 94 ile Ankara Çankaya İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına yapıldığı ifade edildi.

Hakem heyetlerine yapılan başvuruların yaklaşık yüzde 35'inin ayıplı mal, yüzde 29'unun da ayıplı hizmet şikayetlerine yönelik olduğu belirtilen açıklamada, şu bilgiler paylaşıldı:

"Ürün bazında bakıldığında, en çok şikayete konu olan ayakkabı, kıyafet ve tekstil ürünlerine yönelik başvurular, toplam başvuruların yaklaşık yüzde 18'ini oluşturdu. Bununla birlikte, dayanıklı tüketim malları ve ev elektroniği ürünleri yüzde 15,13, iletişim aboneliği yüzde 6,26, kredi kartları yüzde 5,37 ve sağlık hizmetleri yüzde 3,92 oranlarıyla öne çıktı. e-Ticaret alışverişlerine (mesafeli sözleşmelere) ilişkin başvuruların oranı ise yüzde 5,38 oldu."

En fazla başvuru perakende ticaret sektörüne yönelik gerçekleşti
Sektörel bazda bakıldığında da en çok başvurunun 249 bin 240 ve 51,75 oranıyla perakende ticaret sektörüne ilişkin uyuşmazlıklara yönelik olduğu aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Ardından, 49 bin 501 başvuru ve yüzde 10,27 oranıyla finansal hizmetler sektörü, 43 bin 311 başvuru ve yüzde 9 oranıyla abonelik hizmetleri sektörü uyuşmazlıkları geldi. Bakanlığımız ve tüketici hakem heyetlerimiz, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması için çalışmalarına kararlılıkla devam etmektedir. Vatandaşlarımız, yasal hakları ve şikayetlerine ilişkin çözüm yollarıyla ilgili olarak 'https://tuketici.ticaret.gov.tr/yayinlar/tuketici-bilgi-rehberi' adresinde yer alan tüketici rehberinin ilgili bölümlerinden detaylı bilgilere ulaşabilir."

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek

20.07.2026 10:58:00
Haber Merkezi
 
  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek
  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, CHP'deki "mutlak butlan" dosyasını Yargıtay'a gönderdi. Adli tatil öncesi son iş gününde Yargıtay kararı bozarsa Özgür Özel yönetimi dönecek; onarsa Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi görevde kalıp Eylül'den itibaren kurultay takvimini işletecek
Türkiye bugün siyasetin en kritik günlerinden birini yaşayacak. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) CHP'deki "mutlak butlan" davasına ilişkin dosyayı Yargıtay'a göndermesiyle temyiz süreci resmen başladı. Yargıtay'ın karar verebilmesi için ise önünde yalnızca bir iş günü bulunuyor.

Yargıtay'ın BAM'ın mutlak butlan kararını bozması halinde, Özgür Özel yönetiminin CHP'de yeniden göreve dönmesinin önü açılabilecek. Yargıtay'ın dosyayı onaması durumunda ise mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı'na getirilen Kemal Kılıçdaroğlu görevini sürdürecek. Bu durumda, Merkez Yönetim Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda kurultay sürecinin eylül ayında başlatılması bekleniyor.

Yargıtay'dan bugün karar çıkmaması halinde dosyanın 1 Eylül sonrasına kalması bekleniyor. Böyle bir durumda daha önce açıklanan takvim doğrultusunda Özgür Özel ve ekibinin yeni siyasi oluşumun kuruluşunu kamuoyuna duyuracağı belirtiliyor.

Yargıda "toplu izin kullanımı" anlamına gelen adli tatil bugün başlıyor. Tatil süresince adliyelerde görev yapacak nöbetçi mahkemeler, tutuklusu bulunan ve acil nitelik taşıyan davalara bakacak. Diğer davalarda ise yeni adli yılın başlamasına kadar yargılamalara ara verilecek.

Yüksek yargı organları Danıştay ve Yargıtay'da da nöbetçi heyetler görev yapacak. Danıştay'daki nöbetçi heyet esastan karar veremeyecek, yalnızca yürütmenin durdurulması taleplerini karara bağlayabilecek. Yargıtay'da ise hukuk ve ceza olmak üzere iki nöbetçi daire görev yapacak. Nöbetçi ceza dairesi, tutuklu sanıklarla ilgili dosyalara bakacak.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının garantörüdür

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının ve Kıbrıs Adası'nda barış ve huzurun garantörüdür. Bu sorumluluğumuz sonsuza dek devam edecektir" ifadesini kullandı
 

20.07.2026 10:44:00
AA
 
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının garantörüdür
TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının garantörüdür
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının ve Kıbrıs Adası'nda barış ve huzurun garantörüdür. Bu sorumluluğumuz sonsuza dek devam edecektir" ifadesini kullandı.

Kurtulmuş, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın, Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünü ve onurlu varoluş mücadelesini tarihe nakşeden bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Uluslararası hukuktan doğan meşru hakların kararlılıkla savunulduğu bu tarihi harekat, Ada'da barış ve istikrarın tesisine vesile olmuş, Kıbrıs Türk halkının geleceğini güvence altına almıştır. Bugün de Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelindeki haklı davasını kararlılıkla desteklemeyi sürdürüyoruz. Türkiye, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarının ve Kıbrıs Adası'nda barış ve huzurun garantörüdür. Bu sorumluluğumuz sonsuza dek devam edecektir. Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde, aziz şehitlerimizi ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş'ı rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle yad ediyor, Kıbrıs Türk halkının 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nı gönülden tebrik ediyorum."

İzmit Belediyesi operasyon: Belediye başkanı ve eşi gözaltına alındı

İzmit Belediyesine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet, eşi Murat Hürriyet ve CHP İzmit İlçe Başkanı Gökhan Ercan'ın da bulunduğu 31 şüpheli hakkında 5 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldı. Şüphelilere "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlamaları yöneltiliyor

20.07.2026 09:10:00 / Güncelleme: 20.07.2026 10:41:06
İHA
 
İzmit Belediyesi operasyon: Belediye başkanı ve eşi gözaltına alındı
İzmit Belediyesi operasyon: Belediye başkanı ve eşi gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında; şüpheli ifadeleri, etkin pişmanlık beyanları ve gizli tanık anlatımları doğrultusunda İzmit Belediye Başkanlığının düzenlediği bazı ihaleler mercek altına alındı.

Adli sürecin, belediye tarafından düzenlenen ihalelerde usulsüzlük yapıldığına yönelik bulgular üzerine başlatıldığı öğrenildi.



Soruşturma dosyasındaki tespitlere göre; ihaleyi kazanan firmalar ile ihaleye teklif veren firmaların belediye yetkilileriyle akrabalık ilişkilerinin bulunduğu ve belediye ile iş yapan firmalardan komisyon adı altında para alındığı iddiaları yer alıyor. Ayrıca, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in eşi Murat Hürriyet'in ihale süreçleri, personel alımları ve kadro belirlemelerinde doğrudan bağlantısının bulunduğu öne sürülüyor.



5 ilde eş zamanlı operasyon



Söz konusu tespitler üzerine savcılık talimatıyla, şüpheliler hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından İzmit, İstanbul, Ankara, Antalya ve Kırıkkale olmak üzere 5 ilde bugün eş zamanlı operasyon başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çok yönlü ve titizlikle sürdürülen operasyonda haklarında işlem yapılan ve aralarında belediye bürokratları, siyasi parti temsilcileri ile firma yetkililerinin bulunduğu 31 şüphelinin isimleri ve unvanları şu şekilde sıralandı:
Fatma Kaplan Hürriyet - İzmit Belediye Başkanı
Murat Hürriyet - Belediye Başkanı Eşi
Ömer A. - İzmit Belediyesi Bekaş Genel Müdürü
Gökhan Ercan - CHP İzmit İlçe Başkanı
Leyla K. - İhale Sorumlusu
Seyhan Ö. - Mali İşler Müdürü
Hamit İlker U. - Meclis Üyesi, Harita Mühendisi
Nusret Ömürhan Y. - Özel Kalem
Figan Ç. - Eski Ruhsat Müdürü
Burak G. - Fen İşleri Müdürü
Engin E. - Eski Küçükçekmece Belediye Başkan Aday Adayı
Mehmet E. - Destek Hizmetleri Müdürü
Hakan O. - Bekaş Bando Şefi
İrfan C. - Başkan Şoförü
Hüseyin D. - Eski Zabıta Komiseri
Özlem Kırma D. - Satın Alma İşleri Müdür Yardımcısı
Yusuf K. - Rem Peyzaj İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
Demet I. - Şahıs Firması
Zekiye Köstekli O. - Tasfiye Hâlinde Özek Prodüksiyon ve Danışmanlık Tic. Ltd. Şti.
Adem O. - Yenibifikir Temizlik İlaçlama ve Taahhüt Sanayi Tic. Ltd. Şti.
Fatih Y. - YK Turizm Otomotiv ve İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.
Kenan Y. - YK Turizm Otomotiv ve İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.
Yasin O. - Zirvetur Araç Kiralama Tic. Ltd. Şti.
Remzi G. - Nursel Asfalt Nakliyat İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
Çetin S. - MDS İşletmecilik Çevre ve Sağlık Sanayi Tic. A.Ş.
Ramazan K. - Kırıcılar İnşaat Tarım ve Hayvancılık Peyzajcılık Sanayi Tic. Ltd. Şti.
Yüksel K. - Uygar Asfalt İnşaat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.
Cemil Ç. - Bekaş Bilişim Bayındırlık İnşaat Özel Sağlık Eğitim Enerji Gıda Turizm Sanayi ve Tic. A.Ş.
Ali Han Ü. - DBSA İnşaat Hırdavat Müşavirlik Petrol Sanayi Tic. Ltd. Şti.
Nihat Ö. - Arı Pazarlama Hırdavat Taahhüt
Selin Evren Özoğlu - Avukat


28 kişi gözaltına alındı 



İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında alınan şüpheli ifadeleri, etkin pişmanlık ifadeleri ve gizli tanık beyanları doğrultusunda yürütülen çalışmalar sonucu İzmit Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen bazı ihaleler incelendi.

İnceleme sonucu İzmit Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen ihalelerde, ihaleyi kazanan firmalar ile ihaleye teklif veren firmaların belediye yetkilileriyle akrabalık ilişkilerinin bulunduğu, belediye ile iş yapan firmalardan komisyon adı altında para alındığı, belediye başkanının eşinin ise ihale süreçleri, personel alımları ve kadro belirlemelerinde doğrudan bağlantısının bulunduğu yönündeki tespitler üzerine adli süreç başlatıldı.
 
Bu kapsamda, İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve belediye başkanının eşi Murat Hürriyet'in aralarında bulunduğu toplam 31 kişi hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından Antalya, Kırıkkale, İzmit, İstanbul ve Ankara'da eş zamanlı operasyon düzenlendi. Aralarında İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet ve belediye başkanının eşi Murat Hürriyet'in de bulunduğu 28 kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

 

Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin 10 şüpheli adliyede

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 10 şüpheli adliyeye sevk edildi

20.07.2026 09:03:00
AA
 
Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin 10 şüpheli adliyede
Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı iddiasına ilişkin 10 şüpheli adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oğuzhan Uğur, Gülgün Öztürk, Suzan Düşküner, Emir Taşar, Emre Kartaloğlu, Hüseyin Küçük, Fatih Eke, Muharrem Karataş, Ersin Gökgün ve Özgür Ömer Güner'in emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.

Operasyon

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "nitelikli dolandırıcılık" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlarının önlenmesi ile şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışma yürütülmüştü.

Bu kapsamda, Ahbap Derneği çalışanlarına yönelik hazırlanan MASAK raporları, hesap hareketleri incelemeleri ile teknik ve fiziki takip çalışmaları sonucunda, şüphelilerin mali profilleriyle uyumsuz yüksek tutarlı para hareketlerinin bulunduğu, aralarında yüksek miktarlı para transferleri gerçekleştirildiği, şans oyunları hesaplarına yüksek meblağlarda para aktararak bahis oynadıkları ve bu yolla yüksek miktarlarda para kaybettikleri, ayrıca kısa süre içerisinde aralarında zincirleme şekilde çok sayıda tapu devir işlemi gerçekleştirdikleri tespit edilmişti.

Yürütülen soruşturma kapsamında, Ahbap Derneği üyesi ve dernek çalışanlarıyla bağlantılı olduğu belirlenen, aralarında derneğin kurucusu şarkıcı Haluk Levent'in de yer aldığı 17 şüpheli, 12 Temmuz'da düzenlenen operasyonla gözaltına alınmış, çalışmaların devamında 9 zanlı daha yakalanmıştı.

Şüphelilerden 1'i emniyetteki işlemlerinin ardından bırakılırken, adliyeye sevk edilen 25 şüpheliden aralarında Haluk Levent'in de bulunduğu 14'ü tutuklanmış, 11 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.

İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Muğla'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda ise 17 şüpheli gözaltına alınmıştı. Adliyeye sevk edilen 12 şüpheliden 4'ünün tutuklanmasına, 8'i hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilmişti. Böylece soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı 18'e yükselmişti.

Soruşturma kapsamında, derneğin ve bazı şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştu.

Ayrıca soruşturma kapsamında Oğuzhan Uğur'un da aralarında bulunduğu 10 kişi gözaltına alınmıştı. 

İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu'ndan KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'a ziyaret

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti

19.07.2026 20:40:00
Haber Merkezi
 
İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu'ndan KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'a ziyaret
İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu'ndan KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman'a ziyaret
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Erhürman, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 52'nci yıl dönümü dolayısıyla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde bulunan İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ve beraberindeki heyet ile görüştü.

Erhürman, ziyaretten memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Dervişoğlu da Kıbrıs Barış Harekatı'nın 52. yıl dönümünde, KKTC'de bulunmaktan dolayı mutluluk duyduklarını söyledi.

Konuk heyet ziyarette Erhürman'a hediye verdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.