İster Sağcı olursunuz ister Solcu. Kişisel ve siyasal tercihleriniz bir birey olarak sizi ilgilendirir.Sandığa gider, oyunuzu kullanır ve evinize dönersiniz.Oy verme işlemi anayasal anlamda ifade bulduğu şekliyle hem bir hak hem de bir ödev. Ödevinizi nasıl yaptığınız ve hakkınızı en iyi şekilde kullanıp kullanmadığınızı oy verme işleminden sonra ve işbaşı yapan iktidarlara bakarak yorumlarsınız.Radikal gruplar dışında Sağcısı da Solcusu da bu toprağın insanı diyerek siyasal partileri değerlendirip kendinizi rahat hissedersiniz. Gelenekçi bir yapıya ve hayat tarzına sahipseniz Sağ partileri, yeni ve farklı demokratik açılım adına işçi ve orta sınıfın hak mücadelesini savunarak yenilikleri takip etmeyi amaç biliyorsanız Sol partileri, dini değerlerinizi belli bir parti daha iyi siyasal düzlemde temsil ettirebilirim diyorsanız belli frekanstaki dini motifleri temsil eden dini içeriğe sahip partileri, liberal çizgide iseniz liberal tandanslı partileri seçersiniz.Kimsenin kimseyi sorgulamaya, kimsenin kimseyi belli bir partiye oy verdiği için eleştirmeye hakkı yok.Siyasal partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurudur. Partiler çıkış noktası olarak belli bir kesimin veya grubun hakkını temsil etme ve bunu hayata tatbik etme adına yola çıkmış olsalar da bütün ülkenin içte ve dışta haklarını korumayı vazife olarak addetmektedirler.Bütün ulusu kucaklayan iç ve dış politika ile ulusal menfaatler uyumlu gelişmek durumunda.İster koalisyon, ister tek parti. İktidarın yapısı nasıl olursa olsun bu önceliklerden sapma olduğu andan itibaren o iktidarla halk arasında kopukluk başlayacaktır.Türkiye'de iktidarlar çok kısa sürelidir. Bu sürenin kısa olmasında sözkonusu kopukluk etkili olmuştur.Yapılması gerekenler vaad olarak havada kalırken işbaşında unutulan vaadlerin halk tarafından yönetime bastırılması iktidarları zora sokmuştur.Bugün aynı durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Mevcut hükümetin yaptıkları ile ondan beklenenler arasında büyük farklılık bulunuyor. Seçmenlerin tercihleri çok farklı yönlere kaymakta. İç ve dış politikanın rasyonel bir çizgide yürümesi, daha milli bir çizgide bulunulması gerekirken ekonominin IMF kanalıyla, siyasetin AB ve ABD kanalıyla döndürülmeye çalışılması en büyük handikaplardan.Irak'ın Kuzeyi'nde Türkiye'nin Kırmızı Çizgileri'nin çiğnenmiş olması, Ege'de hava ve kara sularının Yunanistan tarafından sabote edilmeye gayret edilmesi, Rum Yönetimi'nin Kıbrıs Türkü'ne rağmen adaya sahip çıkma çabası, bölücü unsurlarca Güneydoğu ve Doğu bölgemizde milli politikalardan koparma eylemleri , İstanbul ve Karadeniz başta olmak üzere etnik parselasyona kadar giden dini örgütlenmelerin yayılım göstermesi, Türkiye'nin üniter yapısının Avrupa kurumlarınca sulandırılmaya çalışılarak kuruluş temelinin gayrimeşru zemine çekilme gayretleri, Atatürk ilke ve İnkılaplarının yerli işbirlikçiler kanalıyla yozlaştırılmaya çalışılması....ve daha pekçok konu ve sorun.Bazı konu ve soran karşısında "Sağcı ile Solcu nasıl bir araya gelebiliyor?" sorgulamalarını yapmaya başlayan ve bu ittifaka şaibeyle yaklaşan bazı grupların Türkiye düzlemindeki gelişmeleri görmekten uzak olduğunu söyleyebiliriz.Sağcı ile Solcu arasında keskin çizgiler yok artık.Milliyetçilik endişeyle yaklaşılan, Solculuk korkuyla bastırılmaya çalışılan bir kavram değil artık.Bir ve beraberlik adına atılan adımların ardında durmak, durabilmektir aslolan.Ben kendimi son beş yıl içinde hiç bu kadar Milliyetçi hissetmemiştim mesela Sağ partilere oy vermemiş olmama rağmen.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Cevat Kışlalı / diğer yazıları
- Suikastın geri planı / 09.05.2006
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005
- Sessizliğin sesi / 28.03.2006
- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü / 08.03.2006
- Hangi ittifak, hangi kadın? / 26.01.2006
- Varoluş mücadelesi / 24.01.2006
- Bu M.E.M'leket bizim / 01.12.2005
- Çözüm mü dediniz? / 27.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 04.11.2005
- Bağımsız Türkiye / 21.10.2005
- Felaket kapıda / 19.10.2005


























































































