logo
09 ŞUBAT 2026

Hz. Ali’nin şehadetinde Hucr b. Atiyy

Hucr, Kinde kabilesinden ve Kûfeli’dir. Kardeşi ile birlikte Kûfe’ye gelerek İslam’ı kabul etti

21.03.2023 21:07:00
Hz. Ali’nin şehadetinde Hucr b. Atiyy
Hz. Ali’nin şehadetinde Hucr b. Atiyy
Hucr, Kinde kabilesinden ve Kûfeli'dir. Kardeşi ile birlikte Kûfe'ye gelerek İslam'ı kabul etti.

Hz. Osman'ın şehit edilmesinden sonra Muhacir ve Ensar'ın önde gelen şahsiyetleri Hz. Ali'ye kayıtsız şartsız biat edeceklerini bildirdiler.

Şeyh Müfid "El-Cemel" adlı eserinde Hz. Ali'ye biat edenlerin isimlerini zikrederken Hucr b. Adiy'i de zikreder ve şöyle der:

"Bu şahsiyetler, her konuda, savaşta ve barışta İmam'a itaat edeceklerine dair söz verenler ve ilk biat edenlerdir." 

Cemel Savaşı başlamadan önce, Hz. Ali, İmam Hasan, Abdullah b. Abbas ve Muhammed b. Ebubekir'i Kûfe'ye gönderdi ve onlardan savaşa hazır olmalarını istedi. Ancak Kûfe Valisi Ebu Musa el-Eşari tarafsız kalmayı tercih ediyordu.

Kûfeli olan Hucr b. Atiyy halka bir konuşma yaparak onları İmam Ali'ye destek olmaya ve O'nun safında savaşa katılmaya davet etti.

Hucr b. Atiyy, Kûfe halkına şöyle bir konuşma yaptı:

"Ey millet! Bu Hasan b. Ali b. Ebu Tâlib'dir. O'nu çok iyi tanıyorsunuz. Dedesinin ümmetin peygamberi ve Babasının da Peygamberin vasisi olduğunu biliyorsunuz.

Ey insanlar! Hasan b. Ali ve kardeşi Hüseyin b. Ali'nin eşi ve benzerleri yoktur. Bunlar cennet gençlerinin efendileri ve Arab'ın büyükleridirler.

Bu hanedan, Arapların en bilgin ve kâmilleridir. Şimdi böyle bir şahsiyet, Hasan b. Ali babasının vekili olarak buraya gelmiş ve sizi hakka ve hak İmam'a yardım etmeye davet ediyor.

Allah'a yemin ederim ki, bunlara yardım eden saadet ve kurtuluşa erer, bunlardan yüz çeviren bedbaht olur. Nitekim hep birlikte son gücümüzle O'nun davetine itaat edelim. Allah size rahmet etsin! Bu yoldaki mükafatınız Allah katında yok olmaz."

Hucr'un konuşmasından sonra halk hep birlikte ayağa kalktı ve itaat edeceklerine dair söz verdiler. 

Hucr, Sıffin'de de İmam Ali'nin ordu komutanlarından biriydi. O, Sıffin'de kahramanca savaşarak büyük kahramanlıklar gösterdi. 

İmam Ali Sıffin'e hareket ettiğinde Hucr b. Adiyy ve bir grup arkadaşı İmam'ın yanına gelerek bir an önce Şam'a gidip Muaviye'nin işini bitirmek için ısrar ettiler. Hucr İmam'a şöyle dedi:

"Ey Emirü'l-mü'minin! Biz savaşın çocuklarıyız. Savaşı sonuçlandırmak istiyoruz. Senin emrindeyiz. Doğuya, batıya ve nereye dilersen biz Senin yanında ve verdiğin her emre kayıtsız ve şartsız itaat edeceğiz!"

Hz. Ali, "Kabilen de senin gibi mi düşünüyor?" diye sordu. Hucr, "Ben onlardan iyiliktin başka bir şey görmedim, bu elim onlardan taraf Sana biat etmeye hazırdır" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali ona dua etti.  

Hz. Ali'nin şehadetinde Hucr b. Atiyy

Hucr b. Atiyy, Ramazan ayının 19. gecesi Kûfe Mescidi'nde ibadetle meşguldü.

İbn-i Mülcem ve arkadaşlarının mescide girip çıkmalarından bir şeyler planladıklarını sezdi. Mülcem'in arkadaşı Eş'as'a dönerek, "Ey tek gözlü! Yoksa İmam Ali'yi mi öldürmek istiyorsunuz?" diyerek mescitten çıktı. Ve durumu Hz. Ali'ye anlatmak için evine doğru hareket eti.

Ancak Hz. Ali o gece her zaman kullandığı yolu kullanmadan mescide geldi. Hucr mescide döndüğünde İmam Ali'nin mihrapta sakalının kanına boyanmış bir halde yere düştüğünü gördü. Halk, "Ali öldürüldü" diye bağırıyordu. 

İmam Ali, İbn Mülcem'in kılıç darbesiyle yaralandıktan sonra birkaç gün yaşadı.

Bu günler içinde Hucr, Hz. Ali'nin başından bir an olsun ayrılmadı. Hz. Ali Hucr'a, "Bir gün seni, Bana lanet ve küfür için zorlarlarsa ne yaparsın?" diye sordu.

Hucr, "Ey Ali, Allah'a yemin ederim ki, beni kılıçla parça parça doğrasalar ya da ateşe atıp yaksalar Senin sevginden vazgeçmem.

Senin hakkında övgüden başka bir şey söylemem" dedi. İmam Ali bunun üzerine, "Allah sana tüm işlerinde hayır ve başarı versin! Seni Resulüllah'ın hanedanı tarafından mükafatlandırsın" dedi.  

Hucr ve arkadaşlarının Kûfe valisine tepkileri

Hz. Ali zamanında Kûfe adalet şehriydi. Ancak İmam'ın ölümünden bir yol sonra Muaviye'nin atadığı valiler halka eziyet et-meye başladı ve Kûfe can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehir haline geldi.

Muaviye ilk olarak Mugayre b. Şabi'yi Kûfe'ye vali olarak atadı ve ona şöyle dedi:

"Ali'ye ve onların yarenlerine lanet etmeyi sakın ihmal etme. Ali'nin dost ve yarenlerine sakın güvenme!"

Mugayre Muaviye'nin dediğini aynen yaptı. Hucr b. Adiyy, Mugayre'nin bu zulüm ve din dışı hareketleri sebebiyle ona defalarca karşı çıktı.

Ona şöyle dedi: "Ey Mugayre! Ben şehadet ederim ki, hakaret ve lanet ettiğin şahıslar övdüğün kimselerden daha üstün ve övülmeye daha layıktırlar."

Mugayre ise tehdit ederek Hucr'u sindirmeye çalıştı ve "Unutma ki emir'in gazabı seni helak eder" dedi. 

İbn-i Ebi'l Hadid diyor ki:

"Mugayre, Muaviye'nin rızasını kazanmak için bizzat kendisi Hz. Ali'ye lanet okuyor, bununla da yetinmeyerek hatiplere minber ve kürsülerde Hz. Ali'ye lanet okumalarını emrediyordu. İtaat etmeyenleri ise işkence ve ölümle tehdit ediyordu.

Bir gün Mugayre, Hucr b. Adiyy'i minberde Hz. Ali'ye lanet okumaya zorladı. Ancak Hucr onun istediğinin aksine hareket ederek, minberden halka şöyle seslendi:

"Ey Kûfeliler! Valiniz benden, Hz. Ali'ye lanet okumamı istiyor, sizler de ona (Mugayreye) lanet okuyun!"

Kûfe halkı bir ağızdan Allah ona (Mugayre'ye) lanet etsin dediler. Mugayre burada lanet okunanın kendisi olduğunu anlamasına rağmen hiçbir şey demeden mescidden çıkıp gitti. 

Mugayre, ömrünün son zamanlarında Hucr ve arkadaşlarının Beytü'l-mal'dan aldıkları haklarını ve maişetlerini kesti.

Mugayre hicri 51 yılında öldükten sonra Ziyad b. Ebih, Muaviye tarafından Basra ve Kûfe valiliğine atandı. Ziyad altı ay Basra'da, altı ay da Kûfe'de kalıyordu. Bu iki şehrin de valiliğini yürütüyordu.

Hucr ve arkadaşları Ziyad'ın yokluğundan istifade ederek Muaviye'ye aleni olarak lanet ediyorlardı. Bu durumu Ziyad'a haber verdiler.

Ziyad hemen Kûfe'ye gelerek Hucr'un peşine düştü ve onu huzuruna getirtti.

Hucr, Ziyad'a, "Bana can güvenliği ver, Şam'a Muaviye'nin yanına gidip derdimi ona anlatayım" dedi. Ancak Mugayre, Şam'a gönderme bahanesiyle Hucr ve yaranlarını tutuklatıp hapse attırdı.

Vali onlara can güvenliği teminatı verdiği için kendilerini öldüremiyordu. Bu arada yalan ve iftiralarla dolu mektupları Şam'a Muaviye'ye göndermişti. Muaviye de bu mektubu Şam'da halka okudu. Ve Hucr ve arkadaşlarının ölüm emrini imzaladı.

Mugayre de bir şekilde Hucr ve arkadaşlarını öldürmeye kararlıydı. Şam'a gitmek üzere yola çıktıklarında, tutuklular Ezra denilen yerde tekrar Muaviye'nin emriyle hapse atıldılar.

Orada Şam'dan gelen memurlar zindana girdiler, Hucr ve arkadaşlarına, "Biz Şam'dan gelen görevlileriz. Önce size, Ali ve yaranlarına lanet okumanız emredildi. Eğer lanet okursanız serbest bırakılacaksınız, aksi takdirde öldürüleceksiniz" dedi.

Onlar asla Hz. Ali'ye lanet okumayı kabul etmediler. O zaman cellatlar Hucr ve arkadaşlarına mezarlarını kazmalarını ve kefenlerini giymelerini söylediler.

Hucr ve arkadaşları mezarlarını kazdıktan sonra akşamın ilk saatlerinden sabaha kadar ibadet, dua ve münacatla meşgul oldular.

Sabah olduğunda cellatlar, son kez onlardan Hz. Ali ve evlatlarına lanet etmelerini istedi. Ancak Hucr ve yanındakiler şöyle dedi: "Allah'ım! Sen şahit ol ki, biz Emirü'l-mü'minin Ali'ye hiçbir şekilde hakaret içeren söz söylemeyiz. Biz ancak O'nu severiz ve düşmanlarına lanet okuruz."

Bunun üzerine cellatlar onlara korkunç bir şekilde işkence ettikten sonra şehit ettiler. Hucr ve yanındakiler toplam yedi kişiydiler.

Bu şekilde Hz. Ali'nin yıllar önce Hucr ve arkadaşlarına verdiği şehadet haberi de gerçekleşmiş oldu. Hz. Ali onlar hakkında şöyle demişti:

"Ey Kûfe halkı! Sizlerin yedi büyük şahsiyetiniz Ezra denen bir yerde öldürülecekler. Onların misali Uhud ashabının misali gibidir. Hucr b. Adiyy ve arkadaşları Uhud ashabı gibidirler. Onlar, Allah'a olan iman ve itikatlarından dolayı öldürüleceklerdir."  

Hucr ve arkadaşlarının katlinin halk üzerindeki etkisi

Şehadet haberi Müslümanlara ulaştı. Bu haber, halk arasında büyük etki yarattı. Halk birbirine, "Onların günahları neydi ki başları bedenlerinden ayrıldı?" diye sormaya başladılar. 

Muaviye Hz. Aişe ile görüştüğünde Hz. Aişe ona şöyle dedi: "Neden Hucr ve arkadaşlarını öldürdün?"

Muaviye şöyle cevap verdi: "Onları ümmetin maslahatı gereği öldürdüm. Onların varlığı ümmet için bir zarar ve tehlike idi."

Hz. Aise ise şöyle dedi: "Resulüllah'tan şöyle duydum: Çok yakında Ezra bölgesinde bir grup öldürülecek ve onların öldürülmeleriyle yüce Allah ve gök ehli yer ehline gazap edecektir." 

Hasan-i Basri ise bu konuda şöyle der:

"Muaviye'nin bütün hata ve günahlarına göz yumsak bile dört günah ve hatasına asla göz yumulamaz. O hatalardan biri de Hucr ve arkadaşlarını öldürmesidir. Bu cinayet Muaviye'yi cehenneme götürecektir. Yazıklar olsun Muaviye'ye! Hucr ve yarenlerine yaptıklarından dolayı yazıklar olsun ona!" (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eserinden)

Japonya'nın en çok satan romanı nihayet Türkçede


 
Klasik Japon edebiyatını geniş kitlelerle buluşturan eserleri ve özgün romanlarıyla yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Eiji (Eici) Yoshikawa’nın (Yoşikava) klasik epiğinin ilk cildi "Musashi: Kılıç ve Delikanlı" insanın kendine rağmen mükemmelin peşinden koşmasını anlatırken aynı zamanda Japonya’nın içsavaşlarla sarsıldığı Sengoku döneminin de çarpıcı bir portresini sunuyor. Eser, Japonya’da tüm zamanların en çok satan romanı konumunda.

07.02.2026 19:50:00
AHMET TURAN YİĞİT
Japonya'nın en çok satan romanı nihayet Türkçede
Japonya'nın en çok satan romanı nihayet Türkçede

Can Yayınları şubat ayı yayın programını açıkladı. Bu ayın programında da çağdaş, modern ve klasik edebiyattan nitelikli eserler yer alıyor. Yayınevinden bu ay çıkacak bazı kitaplar şunlar:

Laszlo Krasznahorkai, Yeşaya Geldi (çev. Leyla Önal)

2025 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi László Krasznahorkai imzalı "Yeşaya Geldi", yazarın insanlığın hiç bitmeyen savaşını ve yıkımı Savaş ve Savaş'ın başkahramanı György Korin'in iç sesiyle birleştirerek sarsıcı bir bekleyiş duygusuyla anlattığı karanlık bir eşik.

Gaye Keskin, İçimdeki Kilitleri Tek Tek

Gaye Keskin, ilk kitabında insanın kimi zaman kendiyle, kimi zaman yakın çevresiyle arasındaki girift ilişkileri, yabancılaşmayı ve yoksunluğu ele alıyor. İçimdeki Kilitleri Tek Tek, Madam Violet'ten Mümtaz'a, Eleni'den Neriman'a uzanan yolculukta okura yoğun, içten ve güçlü öyküler vaat ediyor.

Guido Morselli, İnsanlığın Sonu (çev. Leyla Tonguç Basmacı)

Guido Morselli'nin kendi hayatına son vermeden hemen önce tamamladığı ve insansız bir dünyayı tasvir ettiği romanı "İnsanlığın Sonu", modern insanın yalnızlık, varoluş, anlam ve özgürlük karşısındaki kırılganlığını sorgulayan sarsıcı bir kıyamet tablosu.

Jacqueline Harpman, Erkek Nedir Bilmeyen Ben (çev. S. İpek Ortaer Montanari)

Jacqueline Harpman, "Erkek Nedir Bilmeyen Ben" romanında uygarlığın çöküşünü, iktidarın doğasını ve cinsiyetler arasındaki görünmez sınırları yalın ama ürpertici bir dille sorgularken, distopyayla felsefi anlatıyı ustalıkla birleştiriyor.

Eiji Yoshikawa, Musashi: I. Kitap - Kılıç ve Delikanlı (çev.   Fatma Çelik İto)

Klasik Japon edebiyatını geniş kitlelerle buluşturan eserleri ve özgün romanlarıyla yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Eiji (Eici) Yoshikawa'nın (Yoşikava) klasik epiğinin ilk cildi "Musashi: Kılıç ve Delikanlı" insanın kendine rağmen mükemmelin peşinden koşmasını anlatırken aynı zamanda Japonya'nın içsavaşlarla sarsıldığı Sengoku döneminin de çarpıcı bir portresini sunuyor. Eser, Japonya'da tüm zamanların en çok satan romanı konumunda.

Atiq Rahimi, Sakalar (çev. Soner Sezer)

Atiq Rahimi, Bamyan'daki Budaların yıkıldığı gün iki farklı şehirde iki Afgan erkeğinin kesişen hikâyesi üzerinden sürgünü, belleği ve inancı çağrışımlarla örülü, şiirsel bir dille anlatıyor. Sakalar'ın geçmişten kaçan karakterleri suyun doğasına benzer biçimde dönüp dolaşıp kendi özlerine varıyor. 

Kanserde tanı hızlandı, tedavi kişiselleşti


 
Kanserde tanı süreçleri artık günlerle değil, dakikalarla ölçülüyor. Yeni nesil moleküler ve genetik testler sayesinde, normalde yaklaşık bir ay süren analizler çok kısa sürede tamamlanarak tümörün temel biyolojik özellikleri ortaya konabiliyor.

07.02.2026 19:33:00 / Güncelleme: 07.02.2026 19:36:15
AHMET SAFA TERZİ
Kanserde tanı hızlandı, tedavi kişiselleşti
Kanserde tanı hızlandı, tedavi kişiselleşti

Yeni gelişen teknolojiler sayesinde kanserde teşhis (tanı) süresi oldukça kısaldı. Tanı süreçlerindeki bu hız kazanımı, özellikle cerrahi sırasında alınan kararlar açısından hayati önem taşıyor. Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, tanıya hız kazandıran bu teknolojilerin klasik patoloji anlayışını kökten değiştirmekte olduğunu belirtiyor. Tanı süreçlerinde gelinen bu ileri noktanın en çarpıcı örneklerinden biri beyin tümörleri alanında yaşanıyor. Artık yalnızca mikroskop altında görülen hücre yapıları değil, tümörün moleküler ve epigenetik imzası da tanının merkezine yerleşiyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) güncel sınıflamalarında da bu yaklaşımın benimsendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, beyin tümörlerinde tanının artık tek bir test ya da tek bir görüntüye dayanmadığını vurguluyor. Tümörün mikroskopik özellikleri, genetik yapısı, hastanın klinik bulguları ve MR görüntüleri birlikte değerlendiriliyor; böylece tanı doğruluğu artıyor ve hastaya en uygun tedavi planı oluşturulabiliyor.

Tümörün temel moleküler profili ortaya çıkarılıyor

Tanı hızlandıkça tedavi yaklaşımı da değişiyor. "Kansere dakikalar içinde tanı" ifadesi, tüm DNA'nın baştan sona analiz edilmesinden ziyade, hastalık açısından kritik genetik bilgilerin çok kısa sürede elde edilebilmesini ifade ediyor. Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, "Yürütmekte olduğumuz projelerde, 'frozen-dondurulmuş' yöntemiyle ameliyat sırasında tümörden alınan doku örneklerinin anında dondurulup incelenmesiyle, dakikalar içinde tümörün temel moleküler profilini elde edebiliyoruz. Bu yaklaşım, günler sürebilen klasik testlere kıyasla klinik karar süreçlerinde büyük bir dönüşüm anlamına geliyor" dedi.

Hangi alanlarda kullanılıyor?

Moleküler testler bugün en yaygın olarak beyin tümörleri, akciğer kanseri, meme ve kolorektal kanserler ile hematolojik kanserlerde kullanılıyor. Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, mikroskop altında birbirine çok benzeyen iki tümörün moleküler olarak tamamen farklı olabildiğini ve bunun hastanın alacağı tedaviyi kökten değiştirebildiğini belirterek, "Mikroskop altında aynı görünen tümörler biyolojik olarak çok farklı davranabiliyor. Bu fark bilinmeden uygulanan bir tedavi, hastayı yanlış bir yola sürükleyebilir. Özellikle akciğer kanseri gibi bazı tümörlerde, belirli genetik mutasyonlar saptandığında kemoterapi yerine hedefe yönelik akıllı ilaçlarla çok daha etkili sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. Genetik testler artık yalnızca "Bu tümör nedir?" sorusuna değil, "Bu hastada hangi tedavi işe yarar?" sorusuna da cevap veriyor. Prof. Dr. Ayça Erşen Danyeli, "Bazı genetik değişiklikler, belirli ilaçlara duyarlılığı ya da direnç riskini önceden gösterebiliyor. Bu sayede hastalar etkisiz tedavilerden korunurken, en uygun tedaviye daha baştan yönlendirilebiliyor" ifadelerini kullandı. 

Üniversite yıllarında sigara kullanımı artıyor!


 
 
Yeşilay’ın uluslararası hakemli dergisi Addicta’da yayımlanan araştırma, üniversite öğrencilerinin eğitim süreci boyunca sigaraya karşı direncinin azaldığını ve sigara içme oranının arttığını ortaya koydu.

07.02.2026 19:29:00
Haber Merkezi
Üniversite yıllarında sigara kullanımı artıyor!
Üniversite yıllarında sigara kullanımı artıyor!

Yeşilay'ın uluslararası hakemli dergisi Addicta'da yayımlanan araştırma, üniversite öğrencilerinin eğitim süreci boyunca sigaraya karşı direncinin azaldığını ve sigara içme oranının arttığını ortaya koydu. Araştırmaya göre üniversite eğitiminin ilk yılında öğrencilerin yüzde 39.5'inin sigara içtiği, bu oranın mezuniyet yılında yüzde 48.8'e yükseldiği belirtildi.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yürütülen araştırma, 4 yıllık eğitim süreci boyunca 435 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Araştırmaya göre öğrencilerin sigara bağımlılığına karşı mücadeleye destek verme oranı ilk yıl yüzde 45 iken, ikinci yılda yüzde 49.3'e yükseldi ancak mezuniyet yılında ise yüzde 42.8'e geriledi. Kadın öğrencilerin sigaranın olumsuz sonuçlarına dair farkındalıklarının son sınıfta belirgin şekilde arttığı, buna karşın genel olarak sigarayı reddetme öz-yeterliklerinin azaldığı belirlendi. Sigara içme oranlarının sağlık bilimleri öğrencileri arasında diğer fakültelere göre daha düşük olmasına rağmen, bu fakültelerde de oranların yıllar içinde yükselerek yüzde 22.2'den yüzde 36.4'e yükseldiği görüldü.

Prof. Dr. Mehmet Ali Kurçer, Merve Bektaş ve Ebru Katar'ın yer aldığı araştırma ekibi, elde edilen bulguların üniversite döneminin sigara alışkanlığının yerleştiği en riskli dönemlerden biri olduğunu gösterdiğini vurguladı. Araştırmayı değerlendiren Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Üyesi Toker Ergüder, "Yürütülen bu çalışma, üniversite yıllarının sigara açısından kritik bir risk dönemi olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Öğrenciler sigaranın zararlarını daha iyi bildikçe, ne yazık ki sigaraya karşı dirençleri artmıyor, aksine zayıflıyor" dedi.

İstanbul merkezli MLKP operasyonu: 77 şüpheli tutuklandı

İstanbul merkezli, MLKP silahlı terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 77 şüpheli tutuklandı

07.02.2026 11:05:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul merkezli MLKP operasyonu: 77 şüpheli tutuklandı
İstanbul merkezli MLKP operasyonu: 77 şüpheli tutuklandı
İstanbul merkezli, MLKP silahlı terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yakalanan 77 şüpheli tutuklandı.

MLKP silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik yapılan çalışmalarda örgütün açık ve illegal alan yapılanmaları olan SGDF, SKM, Kaktüs Genç Kadın Derneği, KGÖ, KKÖ, ETHA, LÖB, BEKSAV, EHB yapılarında faaliyet yürüten 121 şahıs tespit edildi.

Şüpheli şahıslardan 6'sının cezaevinde, 6'sının yurtdışında olduğu belirlenirken, 110 şahsın yakalanmasına yönelik İstanbul'da 70 ve 21 ilde 42 şüpheliye yönelik 3 Şubat günü operasyon düzenlendi. Operasyonda yakalanan 102 şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından İstanbul Adliyesi'ne sevk edildi.

Savcılıkta ifade işlemleri tamamlanan şüpheliler Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Hakimlik tarafından 102 şüpheliden 77'si tutuklanırken, 23 şüpheli adli kontrol şartı 2 şüpheli ise ev hapsi ile serbest bırakıldı.

Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon

Hatay'da esnafı haraca bağlayan, iş yerlerini dağıtan ve silah kaçakçılığı başta olmak üzere çeşitli suçlara karışan 'Dönmezler' suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli tutuklandı

07.02.2026 10:45:00
İhlas Haber Ajansı
Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon
Yıl 2026... Esnafı haraca bağlayan 'Dönmezler' örgütüne operasyon
Hatay'da esnafı haraca bağlayan, iş yerlerini dağıtan ve silah kaçakçılığı başta olmak üzere çeşitli suçlara karışan 'Dönmezler' suç örgütüne yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonda 12 şüpheli tutuklandı.

İl Emniyet Müdürlüğü görevlilerince; yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün alacak-verecek konularında tahsilatçılık yaptığı, haraç vermeyen eğlence mekanlarını tehdit ederek yağma ve mala zarar verme eylemlerinde bulunduğu, ayrıca çek ve senet tahsilatı, tefecilik ve silah kaçakçılığı faaliyetleri yürüttüğü tespit edildi.



Şüphelilerin bu kapsamda 11 ayrı suça karıştığı belirlendi. Soruşturmanın önceki aşamalarında, suç örgütü lideri ve yöneticileri ile birlikte 4 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. 'Dönmezler' suç örgütü yöneticisi ve üyeliği tespit edilen 35 şüpheliden 2'sinin yurt dışında bulunduğu, 7'sinin ise halen ceza infaz kurumunda tutuklu olduğu tespit edildi.



Özel Harekat polis ekiplerinin de yer aldığı operasyonla; 2 Şubat günü saat 06.30'da Hatay, İstanbul ve Kocaeli'de eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda 17 ruhsatsız tabanca ve şarjörleri, 91 fişek, 2 ruhsatsız av tüfeği, 34 av tüfeği kartuşu, 74 boş senet, 1 yazılı senet, 1 hesap ajandası, 22 cep telefonu, 1 bilgisayar ve başkasına ait 1 kimlik ele geçirildi.



Gözaltına alınan şüphelilerden 16'sı adliyeye sevk edildi. Şüphelilerden 4'ü adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, 12 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.

Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat 2023 depremlerinin üçüncü yılında vatandaşlar, depremde kaybettikleri yakınlarının kabirlerini ziyaret etti. Kapıçam Şehir Mezarlığı'nda gece saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar kaybettikleri yakınları için dualar etti

06.02.2026 15:03:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:07:46
İhlas Haber Ajansı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
Depremin 3. yıl dönümünde depremzedeler mezarlıkta sabahladı
6 Şubat 2023 depremlerinde yakınlarını kaybeden vatandaşlar, gece saatlerinden itibaren Kapıçam Şehir Mezarlığı'na gelerek, yakınlarının kabirlerini ziyaret etti.

Depremde aile fertlerinin büyük bölümünü kaybeden vatandaşlar, mezar başlarında gözyaşı döktü. Dualar edip Kur'an okuyan depremzedeler, acılarının aradan geçen zamana rağmen ilk günkü gibi taze olduğunu dile getirdiler.

Depremzede Hülya Zavrak, "Yaşadıklarımız çok acı, tarifi yok. Ne yapalım, sanki buraya gelince onları görüyormuş ve onlarla sarılıyormuş gibi hissediyoruz" derken, Sultan Yıldırım ise, "Herkesin şehidi var. Ben de enkazdan çıkarıldım, enkazdan oğlumla beraber kurtuldum. Allah herkesin kalbine ferahlık versin" diye konuştu.

"O benim her şeyimdi"

Hatice Polat isimli depremzede de, "Acının tarifi imkansız. Oğlum 21 yaşındaydı, o benim her şeyimdi. Neşeli ve sevecen bir insandı. Tüm ölmüşlerimize rahmet olsun" ifadelerini kullandı.



Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Erzincan'ın Kemah ilçesinde 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

 

06.02.2026 14:38:00 / Güncelleme: 06.02.2026 15:04:20
Anadolu Ajansı
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem
Erzincan'da 4,9 büyüklüğünde deprem

Erzincan'ın Kemah ilçesinde saat 14.16'da 4,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Kemah ilçesi olan 4,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 4,52 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.

Vali Hamza Aydoğdu, sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, "Erzincan Kemah'ta meydana gelen 4,9 şiddetindeki depremde çok şükür herhangi bir can ve mal kaybı yoktur. Rabbim milletimizi, Erzincanlı hemşehrilerimizi her türlü afetten ve beladan muhafaza eylesin. Geçmiş olsun Erzincan" ifadelerini kullandı.

ABB'den Melih Gökçek atağı

Danıştay'ın Melih Gökçek hakkında soruşturma izni verilmemesine yönelik İçişleri Bakanlığı kararını kaldırmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi, Bülent Arınç'ın soruşturmada tanık olarak dinlenmesi talebiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu

06.02.2026 13:04:00 / Güncelleme: 06.02.2026 13:09:13
Haber Merkezi
ABB'den Melih Gökçek atağı
ABB'den Melih Gökçek atağı
Danıştay 1. Dairesi, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yürütülen soruşturma sürecinde kritik bir adım attı.

İçişleri Bakanlığı'nın, Gökçek ve dönemin belediye yöneticileriyle ilgili imar planı değişiklikleri yoluyla haksız menfaat sağlandığı iddiasına ilişkin "soruşturma izni verilmemesi" ve şikayetin "işleme konulmaması" kararını oy birliğiyle kaldırdı. (karar 3 Şubat 2026 tarihinde duyuruldu). Bu kararın ardından dosya, yeniden ön inceleme yapılmak üzere İçişleri Bakanlığı'na geri gönderildi.

İçişleri Bakanlığı soruşturmayı engelliyordu

Süreç, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) 2020 yılında başlattığı suç duyurusu üzerine şekillenmişti. İddialar, Gökçek döneminde bazı taşınmazlara yönelik imar planı değişiklikleriyle FETÖ ve FETÖ bağlantılı kişi/şirketlere bireysel menfaat sağlandığı yönündeydi. Daha önce İçişleri Bakanlığı'nın engeli nedeniyle ilerlemeyen dosya, Danıştay'ın müdahalesiyle yeniden hareket kazandı.

ABB, Bülent Arınç'ın tanık olarak dinlenmesini talep etti

Bugün ise Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na resmi başvuru yaparak eski TBMM Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenmesini talep etti. Başvuruda, Arınç'ın kamuoyuna yansıyan açıklamaları özellikle vurgulandı. Arınç, daha önce Gökçek dönemini eleştirerek "Ankara'yı parsel parsel sattılar" ifadesini kullanmış ve 2015'ten beri bu konuda savcılar tarafından çağrılmadığını belirterek "Çağırırlarsa ifade veririm" demişti.

Bu talep, sürecin siyasi boyutunu da öne çıkarıyor. Arınç'ın tanıklığı, iddiaların dayanağı olarak görülen açıklamaların soruşturmada delil değeri taşıyabileceği anlamına geliyor. Başvuru, ABB'nin Gökçek dönemi imar uygulamalarına ilişkin ısrarlı takibinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Top savcılıkta

Savcılık tarafından başvurunun kabul edilip Arınç'ın ifadesine başvurulup başvurulmayacağı henüz netleşmedi. Ancak Danıştay'ın kararıyla soruşturma izni engeli kalktığı için dosyanın ön inceleme aşamasında ilerlemesi ve olası iddianame sürecine evrilmesi bekleniyor.

Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, 6 Şubat'ın yıldönümünde yaptığı paylaşımda, “Mesele bina yapmak değildi, yıkılmayacak binalar yapmaktı; rant için fay hattının göbeğine inşaat izni vermemekti… Acı gerçek bir gün yine yüzünüze çarpacak” ifadelerini kullandı

06.02.2026 10:42:00
Haber Merkezi
Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri
Hüseyin Baş’tan 6 Şubat’a sert eleştiri
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin üçüncü yıl dönümünde sosyal medya hesabından yaptığı açıklama dikkat çekti.

Baş, X hesabından yayınladığı mesajda, depremde hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek şu ifadelere yer verdi:

"6 Şubat felaketinin 3. yılında kaybettiğimiz tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Mesele bina yapmak değildi, mesele yıkılmayacak binalar yapmaktı, rant için fay hattının göbeğine inşaat yapmaya izin vermemekti. Hiç anlamadınız, hala anlamıyorsunuz ama acı gerçek yüzünüze bir gün yine çarpacak. Allah bir daha yaşatmasın…"

Felaketin asıl sebebi ihmal ve rant kaygısı

Hüseyin Baş'ın paylaşımı, depremin üzerinden geçen üç yıla rağmen yapılaşma politikaları, imar afları ve rant odaklı inşaat anlayışına yönelik eleştiriler içermesi nedeniyle gündeme oturdu. Baş, mesajında felaketin asıl sebebinin mühendislik hatalarından ziyade bilinçli ihmal ve rant kaygısı olduğunu vurgulayarak, yetkililere ve ilgili kesimlere yönelik "hala anlamıyorsunuz" uyarısında bulundu.

6 Şubat 2023'te meydana gelen ve "asrın felaketi" olarak nitelendirilen depremlerde resmi verilere göre on binlerce vatandaş hayatını kaybetmiş, yüz binlerce bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştü. Depremin yıl dönümlerinde sıklıkla gündeme gelen "yıkılmayacak bina" vurgusu, Baş'ın paylaşımında da merkezi bir yer tuttu.

BTP liderinin bu çıkışı, deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde hala çözülemeyen sorunlara ve önleyici tedbirlerin yetersizliğine işaret eden benzer yorumların da yeniden tartışılmasını sağladı. Paylaşım, kısa sürede binlerce etkileşim alarak geniş yankı buldu.

Hüseyin Baş ve BTP, daha önceki açıklamalarında da deprem gerçeği karşısında Milli Ekonomi Modeli ve bağımsız politikalar çerçevesinde çözüm önerilerini sıkça dile getirmişti.


Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı

Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine operasyon düzenledi

06.02.2026 10:26:00
İhlas Haber Ajansı
Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı
Bursa'da 13 yabancı uyruklu şahıs yakalandı
Bursa Emniyet Müdürlüğü ekipleri, göçmen kaçakçılığıyla mücadele kapsamında Mudanya ilçesinde faaliyet gösteren bir iş yerine operasyon düzenledi.

Yapılan denetimlerde, iş yerinde çalıştırılan yabancı uyruklu şahıslardan 11'inin kimliksiz, 2'sinin ise çalışma izninin bulunmadığı belirlendi.



Kaçak olarak çalıştırıldığı tespit edilen toplam 13 yabancı uyruklu şahıs, deport edilmek üzere gerekli işlemlerin yapılması amacıyla İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne sevk edildi.

Öte yandan, yabancı uyruklu şahısları temin ederek çalıştırdığı belirlenen şüphelilerden 1 kişi yakalanarak adli makamlara sevk edilirken, diğer şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi.

Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.