Hz. Ali’nin şehadetinde Hucr b. Atiyy
Hucr, Kinde kabilesinden ve Kûfeli’dir. Kardeşi ile birlikte Kûfe’ye gelerek İslam’ı kabul etti





Hz. Osman'ın şehit edilmesinden sonra Muhacir ve Ensar'ın önde gelen şahsiyetleri Hz. Ali'ye kayıtsız şartsız biat edeceklerini bildirdiler.
Şeyh Müfid "El-Cemel" adlı eserinde Hz. Ali'ye biat edenlerin isimlerini zikrederken Hucr b. Adiy'i de zikreder ve şöyle der:
"Bu şahsiyetler, her konuda, savaşta ve barışta İmam'a itaat edeceklerine dair söz verenler ve ilk biat edenlerdir."
Cemel Savaşı başlamadan önce, Hz. Ali, İmam Hasan, Abdullah b. Abbas ve Muhammed b. Ebubekir'i Kûfe'ye gönderdi ve onlardan savaşa hazır olmalarını istedi. Ancak Kûfe Valisi Ebu Musa el-Eşari tarafsız kalmayı tercih ediyordu.
Kûfeli olan Hucr b. Atiyy halka bir konuşma yaparak onları İmam Ali'ye destek olmaya ve O'nun safında savaşa katılmaya davet etti.
Hucr b. Atiyy, Kûfe halkına şöyle bir konuşma yaptı:
"Ey millet! Bu Hasan b. Ali b. Ebu Tâlib'dir. O'nu çok iyi tanıyorsunuz. Dedesinin ümmetin peygamberi ve Babasının da Peygamberin vasisi olduğunu biliyorsunuz.
Ey insanlar! Hasan b. Ali ve kardeşi Hüseyin b. Ali'nin eşi ve benzerleri yoktur. Bunlar cennet gençlerinin efendileri ve Arab'ın büyükleridirler.
Bu hanedan, Arapların en bilgin ve kâmilleridir. Şimdi böyle bir şahsiyet, Hasan b. Ali babasının vekili olarak buraya gelmiş ve sizi hakka ve hak İmam'a yardım etmeye davet ediyor.
Allah'a yemin ederim ki, bunlara yardım eden saadet ve kurtuluşa erer, bunlardan yüz çeviren bedbaht olur. Nitekim hep birlikte son gücümüzle O'nun davetine itaat edelim. Allah size rahmet etsin! Bu yoldaki mükafatınız Allah katında yok olmaz."
Hucr'un konuşmasından sonra halk hep birlikte ayağa kalktı ve itaat edeceklerine dair söz verdiler.
Hucr, Sıffin'de de İmam Ali'nin ordu komutanlarından biriydi. O, Sıffin'de kahramanca savaşarak büyük kahramanlıklar gösterdi.
İmam Ali Sıffin'e hareket ettiğinde Hucr b. Adiyy ve bir grup arkadaşı İmam'ın yanına gelerek bir an önce Şam'a gidip Muaviye'nin işini bitirmek için ısrar ettiler. Hucr İmam'a şöyle dedi:
"Ey Emirü'l-mü'minin! Biz savaşın çocuklarıyız. Savaşı sonuçlandırmak istiyoruz. Senin emrindeyiz. Doğuya, batıya ve nereye dilersen biz Senin yanında ve verdiğin her emre kayıtsız ve şartsız itaat edeceğiz!"
Hz. Ali, "Kabilen de senin gibi mi düşünüyor?" diye sordu. Hucr, "Ben onlardan iyiliktin başka bir şey görmedim, bu elim onlardan taraf Sana biat etmeye hazırdır" dedi. Bunun üzerine Hz. Ali ona dua etti.
Hz. Ali'nin şehadetinde Hucr b. Atiyy
Hucr b. Atiyy, Ramazan ayının 19. gecesi Kûfe Mescidi'nde ibadetle meşguldü.
İbn-i Mülcem ve arkadaşlarının mescide girip çıkmalarından bir şeyler planladıklarını sezdi. Mülcem'in arkadaşı Eş'as'a dönerek, "Ey tek gözlü! Yoksa İmam Ali'yi mi öldürmek istiyorsunuz?" diyerek mescitten çıktı. Ve durumu Hz. Ali'ye anlatmak için evine doğru hareket eti.
Ancak Hz. Ali o gece her zaman kullandığı yolu kullanmadan mescide geldi. Hucr mescide döndüğünde İmam Ali'nin mihrapta sakalının kanına boyanmış bir halde yere düştüğünü gördü. Halk, "Ali öldürüldü" diye bağırıyordu.
İmam Ali, İbn Mülcem'in kılıç darbesiyle yaralandıktan sonra birkaç gün yaşadı.
Bu günler içinde Hucr, Hz. Ali'nin başından bir an olsun ayrılmadı. Hz. Ali Hucr'a, "Bir gün seni, Bana lanet ve küfür için zorlarlarsa ne yaparsın?" diye sordu.
Hucr, "Ey Ali, Allah'a yemin ederim ki, beni kılıçla parça parça doğrasalar ya da ateşe atıp yaksalar Senin sevginden vazgeçmem.
Senin hakkında övgüden başka bir şey söylemem" dedi. İmam Ali bunun üzerine, "Allah sana tüm işlerinde hayır ve başarı versin! Seni Resulüllah'ın hanedanı tarafından mükafatlandırsın" dedi.
Hucr ve arkadaşlarının Kûfe valisine tepkileri
Hz. Ali zamanında Kûfe adalet şehriydi. Ancak İmam'ın ölümünden bir yol sonra Muaviye'nin atadığı valiler halka eziyet et-meye başladı ve Kûfe can ve mal güvenliğinin olmadığı bir şehir haline geldi.
Muaviye ilk olarak Mugayre b. Şabi'yi Kûfe'ye vali olarak atadı ve ona şöyle dedi:
"Ali'ye ve onların yarenlerine lanet etmeyi sakın ihmal etme. Ali'nin dost ve yarenlerine sakın güvenme!"
Mugayre Muaviye'nin dediğini aynen yaptı. Hucr b. Adiyy, Mugayre'nin bu zulüm ve din dışı hareketleri sebebiyle ona defalarca karşı çıktı.
Ona şöyle dedi: "Ey Mugayre! Ben şehadet ederim ki, hakaret ve lanet ettiğin şahıslar övdüğün kimselerden daha üstün ve övülmeye daha layıktırlar."
Mugayre ise tehdit ederek Hucr'u sindirmeye çalıştı ve "Unutma ki emir'in gazabı seni helak eder" dedi.
İbn-i Ebi'l Hadid diyor ki:
"Mugayre, Muaviye'nin rızasını kazanmak için bizzat kendisi Hz. Ali'ye lanet okuyor, bununla da yetinmeyerek hatiplere minber ve kürsülerde Hz. Ali'ye lanet okumalarını emrediyordu. İtaat etmeyenleri ise işkence ve ölümle tehdit ediyordu.
Bir gün Mugayre, Hucr b. Adiyy'i minberde Hz. Ali'ye lanet okumaya zorladı. Ancak Hucr onun istediğinin aksine hareket ederek, minberden halka şöyle seslendi:
"Ey Kûfeliler! Valiniz benden, Hz. Ali'ye lanet okumamı istiyor, sizler de ona (Mugayreye) lanet okuyun!"
Kûfe halkı bir ağızdan Allah ona (Mugayre'ye) lanet etsin dediler. Mugayre burada lanet okunanın kendisi olduğunu anlamasına rağmen hiçbir şey demeden mescidden çıkıp gitti.
Mugayre, ömrünün son zamanlarında Hucr ve arkadaşlarının Beytü'l-mal'dan aldıkları haklarını ve maişetlerini kesti.
Mugayre hicri 51 yılında öldükten sonra Ziyad b. Ebih, Muaviye tarafından Basra ve Kûfe valiliğine atandı. Ziyad altı ay Basra'da, altı ay da Kûfe'de kalıyordu. Bu iki şehrin de valiliğini yürütüyordu.
Hucr ve arkadaşları Ziyad'ın yokluğundan istifade ederek Muaviye'ye aleni olarak lanet ediyorlardı. Bu durumu Ziyad'a haber verdiler.
Ziyad hemen Kûfe'ye gelerek Hucr'un peşine düştü ve onu huzuruna getirtti.
Hucr, Ziyad'a, "Bana can güvenliği ver, Şam'a Muaviye'nin yanına gidip derdimi ona anlatayım" dedi. Ancak Mugayre, Şam'a gönderme bahanesiyle Hucr ve yaranlarını tutuklatıp hapse attırdı.
Vali onlara can güvenliği teminatı verdiği için kendilerini öldüremiyordu. Bu arada yalan ve iftiralarla dolu mektupları Şam'a Muaviye'ye göndermişti. Muaviye de bu mektubu Şam'da halka okudu. Ve Hucr ve arkadaşlarının ölüm emrini imzaladı.
Mugayre de bir şekilde Hucr ve arkadaşlarını öldürmeye kararlıydı. Şam'a gitmek üzere yola çıktıklarında, tutuklular Ezra denilen yerde tekrar Muaviye'nin emriyle hapse atıldılar.
Orada Şam'dan gelen memurlar zindana girdiler, Hucr ve arkadaşlarına, "Biz Şam'dan gelen görevlileriz. Önce size, Ali ve yaranlarına lanet okumanız emredildi. Eğer lanet okursanız serbest bırakılacaksınız, aksi takdirde öldürüleceksiniz" dedi.
Onlar asla Hz. Ali'ye lanet okumayı kabul etmediler. O zaman cellatlar Hucr ve arkadaşlarına mezarlarını kazmalarını ve kefenlerini giymelerini söylediler.
Hucr ve arkadaşları mezarlarını kazdıktan sonra akşamın ilk saatlerinden sabaha kadar ibadet, dua ve münacatla meşgul oldular.
Sabah olduğunda cellatlar, son kez onlardan Hz. Ali ve evlatlarına lanet etmelerini istedi. Ancak Hucr ve yanındakiler şöyle dedi: "Allah'ım! Sen şahit ol ki, biz Emirü'l-mü'minin Ali'ye hiçbir şekilde hakaret içeren söz söylemeyiz. Biz ancak O'nu severiz ve düşmanlarına lanet okuruz."
Bunun üzerine cellatlar onlara korkunç bir şekilde işkence ettikten sonra şehit ettiler. Hucr ve yanındakiler toplam yedi kişiydiler.
Bu şekilde Hz. Ali'nin yıllar önce Hucr ve arkadaşlarına verdiği şehadet haberi de gerçekleşmiş oldu. Hz. Ali onlar hakkında şöyle demişti:
"Ey Kûfe halkı! Sizlerin yedi büyük şahsiyetiniz Ezra denen bir yerde öldürülecekler. Onların misali Uhud ashabının misali gibidir. Hucr b. Adiyy ve arkadaşları Uhud ashabı gibidirler. Onlar, Allah'a olan iman ve itikatlarından dolayı öldürüleceklerdir."
Hucr ve arkadaşlarının katlinin halk üzerindeki etkisi
Şehadet haberi Müslümanlara ulaştı. Bu haber, halk arasında büyük etki yarattı. Halk birbirine, "Onların günahları neydi ki başları bedenlerinden ayrıldı?" diye sormaya başladılar.
Muaviye Hz. Aişe ile görüştüğünde Hz. Aişe ona şöyle dedi: "Neden Hucr ve arkadaşlarını öldürdün?"
Muaviye şöyle cevap verdi: "Onları ümmetin maslahatı gereği öldürdüm. Onların varlığı ümmet için bir zarar ve tehlike idi."
Hz. Aise ise şöyle dedi: "Resulüllah'tan şöyle duydum: Çok yakında Ezra bölgesinde bir grup öldürülecek ve onların öldürülmeleriyle yüce Allah ve gök ehli yer ehline gazap edecektir."
Hasan-i Basri ise bu konuda şöyle der:
"Muaviye'nin bütün hata ve günahlarına göz yumsak bile dört günah ve hatasına asla göz yumulamaz. O hatalardan biri de Hucr ve arkadaşlarını öldürmesidir. Bu cinayet Muaviye'yi cehenneme götürecektir. Yazıklar olsun Muaviye'ye! Hucr ve yarenlerine yaptıklarından dolayı yazıklar olsun ona!" (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Ali eserinden)













































































