logo
08 AĞUSTOS 2026

Hz. Muhammed üstün tevazuu sahibiydi

Resulullah’ın alçakgönüllü oluşu içtendi. Çok cana yakın ve yumuşak idi. Kendisine yakın olanlarla görüştüğü gibi, kendisine yabancı olan insanlarla da görüşürdü

20.03.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
Hz. Muhammed üstün tevazuu sahibiydi
Hz. Muhammed üstün tevazuu sahibiydi
"Resulullah'ın alçakgönüllü oluşu içtendi. Çok cana yakın ve yumuşak idi. Kendisine yakın olanlarla görüştüğü gibi, kendisine yabancı olan insanlarla da görüşürdü.

Yapmacık hareketlere kaçmadan, kendisini zorlamadan ashabı, efradı ve ailesiyle konuştuğu gibi düşmanlardan gelen heyetlerle de konuşur; hakkı açık olarak ortaya koyardı. Siması, doğruluğuna şahitlik yaptığı gibi, bütün iş ve davranışları da fıtratına uygun olarak tezahür ediyordu…

Oğlu İbrahim vefat ettiği zaman güneş tutuldu. Bunun üzerine halk, "İbrahim'in ölümü için güneş tutuldu" dedi.







Bunu duyan Peygamber, ayağa kalkarak şöyle dedi: "Güneş ile ay, Allah'ın ayetlerindendirler; hiç kimsenin ne ölümü ve ne de hayatı için tutulmazlar."

İşte hak ve hakikate âşık ve herhangi bir vehmi istismara tenezzül etmeyen temiz ruh böyledir…

İşte, bütün insanların efendisinin, Medine'nin ileri gelenlerinden birisine yaptığı ziyareti böyle merasimsiz geçiyordu. Yaya olarak evine gidiyordu. Dönerken de, beraberinde bulunan kimseyi terkisine alarak merkebe biniyordu.







Onun hoşgörüsü ve ahlakı, emrinin nafiz olmasına ve kendisine itaat etmenin Allah'a yaklaştırıcı olmasına mâni değildir. Halkın içinde oluşu ve tevazuu; her an Allah'la olduğu ve O'nun heybet ve muhabbetiyle arz üzerinde yürüdüğü için insanların ünsiyeti, itaatsizlik ve gevşekliğine sebebiyet vermezdi.

Bir gün ashap ile birlikte yolculukta bulunuyordu. Yemek hazırlığını yapmak istediler ve iş bölümü yaptılar. Allah'ın Resulü odun toplamağa başladı. Sahabeler, O'nun çalışmamasını istedilerse de ısrar etti; çünkü kendisini arkadaşlarından üstün göreni Allah sevmezdi.







Bir bedevi, Peygambere vardığında, heybetten titremeğe başladı. O zaman Peygamber şöyle dedi: "Kureyş kabilesinden, kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum. Korkma; buyurdu."

Yine bir gün sahabelerden bir cemaate uğradı, cemaat ayağa kalktı. Bunun üzerine Resulullah şöyle dedi: "Müslüman olmayanların birbirlerine saygı gösterip ayağa kalktıkları gibi kalkmayın."







Resulûllah (s.a.v.) methü senada ifrat etmekten, büyüklüğü ifade eden vasıfları söylemekten hoşlanmazdı.

Ben-i Amir kabilesinden bir heyet gelerek Resulullah'a şöyle dedi: "Sen bizim ulumuzsun." Resulûllah (s.a.v.), "Ululuk Allah'a mahsustur" dedi.

Onlar, "Siz, bizden çok faziletli ve iyilikseversiniz" deyince, Resulullah, "Bunu söyleyiniz, fakat şeytan sizi yoldan çıkarmasın" buyurdular.







Allah Resulü, çok mütevazı ve edepli idi. Rast geldiği kimselere selam verir, büyük veya küçük kiminle konuşursa; bütün vücuduyla ona dönerdi.

Bir kimse ile tokalaşsa, elini en son çekerdi. Tasadduk ettiğinde, sadakasını muhtaç olana verirdi. Bir meclise girerse, cemaatin vardığı yerin nihayetinde otururdu.







Bir arkadaşının ve komşusunun ihtiyacı için hizmet etmekten çekinmezdi. Çarşıya gider ve eşyasını kendisi taşır, "bunu taşımak bana düşer" derdi.

İşçinin yapacağı işi yapmaktan çekinmezdi. Camiin inşaatında ve hendek kazmada bizzat çalışmıştı. Halbuki İslam'a karşı birleşmiş olan kabileleri püskürtmek için savaşa hazırlanmış İslam ordusunun başkumandanı idi.

Resulullah (s.a.v.), giyim-kuşamında ve evinde de mütevazı idi. Etrafındakiler gibi giyer ve otururdu. Hür, köle, cariye ve fakirin davetlerine icabet ederdi.

Bir kimse, herhangi bir şey için mazeret beyan ederse kabul ederdi. Devesini bağlar, hizmetçiyle birlikte yemek yer, zayıf ve fakir olanların ihtiyacını karşılardı.







Temiz ve pak ruhunun derinliklerinden gelen bu tevazu ve alçakgönüllülüğü heybet ve sevgisini eksiltmezdi. Peygamberimizin meth-ü senası sadedinde şöyle denilmiştir:

Ani olarak O'nu gören önce korkar, Kendisiyle teşrik-i mesai yapınca O'nu sevmeye başlardı. Ashabın ve sair insanların O'na karşı münasebetleri, edep ve sevgi dairesinde cereyan ederdi. Kibirlenmez ama haddi aşmayı asla kabul etmezdi." (Prof. Dr. Haydar Baş, Rahmet-el lil Alemin 2. Ciltten)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama

Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı

03.08.2026 10:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'daki kadın cinayetinde 13 tutuklama
Adana'da 24 yaşındaki kadını sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren zanlı, yaklaşık 750 saatlik kamera görüntülerinin incelemesinin ardından İstanbul'da saklandığı petshopta yakalandı. Şüphelinin ifadesinde cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdüğü öğrenilirken, olayla ilgili gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 15 şüpheliden 13'ü tutuklandı.






Olay, 24 Temmuz'da merkez Seyhan ilçesi Gülbahçesi Mahallesi 13362. Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, Reyhan Acar (24) sokakta bir kişinin tabancayla açtığı ateş sonucu kanlar içerisinde yere yığılırken, saldırgan olay yerinden kaçtı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan Acar, ambulansla kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, cinayeti aydınlatmak için yaklaşık 750 saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü mercek altına aldı. Yapılan çalışmalar sonucunda saldırıyı Bilal F.'nin (24) gerçekleştirdiği belirlendi. Şüphelinin eşi Öykü F. (22) ile birlikte İstanbul'a kaçtığını tespit eden ekipler, soruşturmayı derinleştirdi. Çalışmalarda Bilal F.'nin kaçmasına ve saklanmasına yardım ettiği öne sürülen 13 kişinin kimliği de belirlendi.







Yunanistan'a kaçma planı başarısız oldu

Yapılan araştırmalarda Bilal F. ile eşi Öykü F.'nin Edirne'ye giderek Yunanistan'a kaçmayı planladığı tespit edildi. Ancak polis uygulamasını fark eden şüphelilerin ayçiçeği tarlasına kaçarak izlerini kaybettirdiği, bir gece burada saklandıktan sonra yeniden İstanbul'a döndükleri öğrenildi.







Yakalanmamak için 3 saatte bir adres değiştirdi, petshopta yakalandı

Cinayet dedektifleri, şüphelilerin İstanbul Bahçeşehir'de bir sitede saklandığını belirledi. Özel Harekat polislerinin de desteğiyle düzenlenen operasyonda Öykü F. sitenin bahçesinde yakalanırken, Bilal F. adreste bulunamadı. Bölgedeki güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, zanlının yakalanmamak için yaklaşık 3 saatte bir adres değiştirdiğini belirledi. İzini süren polis, Bilal F.'yi siteye yakın bir petshopta saklanırken yakalayarak gözaltına aldı.

Bilal F.'nin yakalanmasının ardından harekete geçen ekipler, şüphelinin Adana'dan kaçmasına ve İstanbul'da saklanmasına yardım ettiği belirlenen 13 kişiyi de eş zamanlı operasyonlarla gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında bulunan Fırat T.'nin cinayet suçundan 39 yıl, Şeyhmus Y.'nin ise yine cinayet suçundan 37 yıl kesinleşmiş hapis cezasıyla arandığı öğrenildi.









Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini öne sürdü

Emniyetteki sorgusunda Bilal F.'nin "Reyhan ile ilişkimiz vardı. Başkasıyla görüştüğünü düşündüğüm için kıskançlık krizine girdim. Bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdim" dediği öne sürüldü.

Emniyetteki işlemlerinin ardından Bilal F. ve eşi Öykü F. ile birlikte 15 şüpheli adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan Bilal F. ve 12 şüpheli tutuklanırken, Bilal F.'nin eşi Öykü F. ile 1 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.