logo
13 EYLÜL 2026

İBB davasının 66. duruşması sona erdi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 66. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunması alındı

19.08.2026 00:24:00
AA
 
İBB davasının 66. duruşması sona erdi
İBB davasının 66. duruşması sona erdi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, soruşturma aşamasında etkin pişmanlık kapsamında ifade vermesinin ardından hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edilen eski Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Veysel Erçevik'in savunması alındı.

Erçevik, etkin pişmanlık başvurusunu kendi rızasıyla yaptığını, iddia edildiği gibi herhangi bir baskı altında ifade vermediğini söyledi.

İddianamede kendisinin sanık Adem Soytekin'e bağlı hareket ettiği ve örgüt hiyerarşisi içerisinde yer aldığının ileri sürüldüğünü ifade eden Erçevik, "Dosyaya baktığınızda somut olarak bir şey yok. Geriye dönüp kendi CV'me baktığımda, kendi durumuma baktığımda, pişmanlık... Niye pişmanlık' Buradaki pişmanlık suç işlediğimin pişmanlığı değil, 'Benim burada ne işim var'' pişmanlığıydı." dedi.

Erçevik, geçmişe bakıldığında herhangi bir örgüte bağlı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, şunları kaydetti:

"Adem Soytekin'e baktığınızda, 2019-2024 yılları arasında ihale kayıtları incelendiğinde iki, belki üç - onu bilmiyorum ama - iki ihale almış ve birçok yerde de bu ihalelerden zarar ettiğini beyan etmiş. Şirket kayıtları da belediyenin kayıtları ortada. Eğer ben onun atadığı biriysem, Soytekin'in 5 yıl boyunca sürekli Beylikdüzü'nde çok yüksek karlı iş yapıyor olması gerekiyordu. Soytekin'in ifadesine baktığınızda iddianamede yer alan bir sürü daire, dükkan, çek konuları konuşuluyor. Bunların Beylikdüzü Belediyesine açıktan yaptığı kreş, cami, yol, köprü gibi işlerin karşılığı olduğunu söylüyor ama 2019-2024 dönemine baktığınızda, Soytekin'in Beylikdüzü Belediyesi ile herhangi açıktan bir iş yapmışlığı yok. Dolayısıyla benim de Soytekin'e bağlı bir örgüt üyesi olarak belediyede bulunmadığımın en açık örneği budur."

Üzerine atılı suçlamaları reddeden ve beraat talebinde bulunan Erçevik, "Sayın Mehmet Murat Çalık burada. Ben iş konusunda onunla bile bazen kavga ederken, bağrışırken herhangi birine bağlı hareket edeceğim konusu söz konusu bile olamaz. Hiçbir şekilde bir örgüt bağı içerisinde bulunmadım. Profesyonelce, bana ihtiyacının olduğunu söyleyen bir abimin yanına geçtim ve ona idari, mali konularda bütçesini yönetmesi konusunda danışmanlık yaptım. O nedenle hakkımda iddianamede de sayın savcı rüşvet değil de 'rüşvete aracılık' şeklinde tabirlerde bulunmuş." diye konuştu.

İnşaat sözleşmesi hazırlandığı tarihte öğrenci olduğunu söyledi

Tutuksuz sanıklardan iş insanı Furkan Hamzaoğlu, savunmasında, hakkında "rüşvet verme" suçundan dava açıldığını ifade ederek, "West Side projesine ilişkin inşaat sözleşmesi 2013 yılında imzalanmıştır. Ben o tarihte üniversite öğrencisiydim. Benim sözleşmenin hazırlanması, imzalanması ve uygulanması süreçlerinde herhangi bir görevim veya yetkim bulunmuyordu. Mutlu İnşaat'a 2024 yılı aralık ayında hissedar oldum. 2024 yılına kadar Mutlu İnşaat'ta ortaklık ya da yöneticilik sıfatım yoktu. West Side projesinin başlangıcında inşaat sektörünü öğrenmek amacıyla zaman zaman şantiyelere gidip geldim." dedi.

Hamzaoğlu'nun babası olan iş insanı tutuksuz sanık Yüksel Hamzaoğlu ise herhangi bir kamu görevlisiyle asla menfaat anlaşması yapmadığını ve savcılık ifadesinde, belediye işlemlerinin geciktirilmemesi için talepleri karşılamak zorunda kaldığını anlattığını iddia etti.

West Side projesinde ruhsatın gecikmesinin inşaata başlama ve bitirme takvimini, bu gecikmenin de doğrudan iskan takvimini etkilediğini belirten Hamzaoğlu, savunmasında şunları söyledi:

"Gecikmeden kaynaklanan uyuşmazlıklar ve ödemeler nedeniyle ciddi mali yük altına girdik. Bizim şirketimiz olan Mutlu İnşaat'ın o dönem başka işleri de olduğundan finans yönünden sıkışıklığımız vardı. Belediyeden iletilen maddi talepleri nakden karşılayacak mali imkanımız yoktu. Savcılık ifademde belediyenin arsa sahibinden ve yüklenici firmalardan maddi taleplerde bulunduğunu, taleplerin çoğunlukla Adem Soytekin aracılığıyla iletildiğini, talepler karşılanmadığında ruhsat ve iskan işlemlerimizin sonuçlanamayacağı kanaatine vardığımızı anlatmıştım. Proje ilerlemiş, satışlar yapılmış ve müşterilere karşı ağır yükümlülükler doğmuşken bu talepleri reddetmenin sonucu, hakkımız olan iskanın verilmemesi veya daha geciktirilmesiydi. Önceki ifadelerimde de kullandığım 'Vermek zorunda kaldık' sözü, tam olarak bu baskıyı anlatmaktadır."

Hamzaoğlu, savunmasında, "Adem Soytekin'in şirketlerine devredilen 5 daire ile 6 dükkandan 2 dükkan gerçekten yapılan inşaat işinin karşılığıdır. Diğer devirler ile iskan aşamasında fatura karşılığı verilen yaklaşık 3,5 milyon lira tutarındaki çekleri ise serbest iradeyle yapılmış bir rüşvet anlaşması olarak değil, belediye işlemlerinin sonuçlandırılması için önümüze konulan talepler nedeniyle ve zorunluluk altında verdik. Gayriresmi bir çıkış yapamayacağımızı söylememiz üzerine fatura düzenlemesi de bu kapsamdadır." ifadelerini kullandı.

"Talebi kabul etmek zorunda kaldık"

Tutuksuz sanık iş insanı Zafer Gül, Beylikdüzü'nde bir projeleri olduğunu ve Mehmet Murat Çalık'ın kendilerini makamına çağırdığını dile getirerek, "Binaya Ali Gül (sanık) ile beraber gittik. O görüşmede bir tartışma oldu. Görüşme sırasında bizden 5-6 milyon TL civarında bir para talep edildi. Biz de bunun karşılığında bir bağış yapmayı talep ettik, okul, sağlık ocağı veya işte cami gibi. Fakat burada denildi ki, 'Bunu siz verin, biz yaparız.' Arsa hak paylaşımı sözleşmesinde 24-25 milyon TL civarında bir ön ödeme yaptık arsa sahibine ve tadilatı geçiremezsek bu bedel ile sözleşme askıya düşecekti. Tabii sonrasında bu talebi kabul etmek zorunda kaldık." diye konuştu.

Gül, senedi sanık Fatih Keleş'e Mermerciler Sanayi Sitesi'ndeki ofisinde teslim ettiklerini, bu paranın bir kısmını ödediklerini, bir kısmını ise ödeyemediklerini iddia ederek, "Ödeyemeyince de bunun karşılığında daire konusuna döndü bizim konumuz. Bu daire konusunda da 13 daire mevzubahistir. 'Adem Bey'e devredeceksiniz.' dendi. Biz de senetleri geri iade alıp, arsa sahibinin de isteğiyle Adem Bey'e devrettik." ifadelerini kullandı.

Çapraz sorgusunda kendisine yöneltilen, "Sizden parayı kim istemişti'" şeklindeki soruyu Gül, "Mehmet Çalık." diye cevapladı. '''''''Paranın belediyenin ek binasında istendiğini iddia eden Gül, görüşmede Uğur Güngör (sanık), Ali Gül ve Mehmet Murat Çalık'ın bulunduğunu söyledi.

"Ekrem İmamoğlu'nun konudan bilgisi var mı'" sorusuna Gül, "Yani orada bir tartışma geçti. Tartışmanın geçtiği binada Mehmet Murat Çalık'ın odasının tam karşısındaki oda Ekrem İmamoğlu'nun odasındaydı. Tartışma sonucunda kendisi de çıktı, ne oluyor tarzında konuştu bizimle. Başka bir diyaloğumuz olmadı zaten." yanıtını verdi.

Duruşmada, tutuksuz sanıklar Oktay Hamzaoğlu, Mustafa Keleş, Dursun Keleş, Fuat Keleş, Cemal Üneş, Esra Huri Bulduk, Adem Ok, Elif Yıldız Kızılca ve Sezgin Paydaş savunma yaptı.

13 saat süren, tutuksuz 15 sanığın ve avukatlarının dinlendiği duruşma, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Bu arada, duruşmada toplam 20 tutuksuz sanığın savunması alınmış oldu. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış törenine katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül darbesinin Türkiye'nin büyümesine ve kalkınmasına ağır darbeler indirdiğini ifade edip "Darbeler defteri artık kapanmıştır." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış töreninde konuştu

13.09.2026 17:20:00
Haber Merkezi
 
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış törenine katıldı
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış törenine katıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül darbesinin Türkiye'nin büyümesine ve kalkınmasına ağır darbeler indirdiğini ifade edip "Darbeler defteri artık kapanmıştır." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Samsun Şehir Hastanesi'nin açılış töreninde konuştu. 

Şehir hastaneleri konusunda muhalefetin "israf" eleştirilerine tepki gösteren Erdoğan, "Hizmet ve eser karşıtlarına iyi ki kulak asmamışız." dedi. Sağlıkta Türkiye'nin parmakla gösterilen ülke haline geldiğine işaret eden Erdoğan, "Önceden vatandaşlarımız sağlık hizmeti almak için yurt dışına giderdi. Şimdi bu tablo tersine döndü." diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satırbaşları şöyle:

Samsun bizim göz bebeğimiz. Samsun'a yatırımlarla geldik. Bu sevgimizi lafta bırakmıyoruz burada olduğu gibi hizmete aldığımız dev projelerle ortaya koyuyoruz.

ŞEHİR HASTANESİ AÇILIYOR

Laf ola beri gele yok. Şehir Hastanemizin bugünden itibaren hizmete girmesiyle Samsun bütün vasıflarına sağlık şehri unvanını ekleyecek. 234 bin metrekare alan üzerine bin 27 adet deprem izolatörü kullanılarak inşa edildi. Depreme karşı her türlü dayanıklılığa sahip. Hastane bölgenin sağlık üssü olarak hizmet verecek.

Bin 458 yatak kapasitesi, 230 yoğun bakım yatağı, yüksek teknolojiyle donatılmış 40 ameliyathanesi ve ağız diş sağlığı ünitesi var. Uzman hekim sayımızı 4, toplam hekim sayımızı 3 katına çıkardık. Son iki yılda bin 510 yeni sağlık çalışanının şehrimize atamasını yaptık.

Şehir hastanemi hükümetlerimiz döneminde Samsun'a kazandırdığımız sağlık tesislerinden sadece bir tanesidir. Samsun'un toplam yatak kapasitesi 5 bin 415'e yükseldi.

MUHALEFETE TEPKİ

Maalesef ilk günden itibaren şehir hastaneleri muhalefetin eleştiri odağı oldu. Bu hastanelere ne gerek var dediler. İsraf dediler. Eleştirilerinin hiçbiri doğru çıkmadı. Şehir hastaneleri 100 yılın sağlık krizi olan koronavirüs salgınında mücadelemizde çok önemli misyonlar üstlendi. 

Hizmet ve eser karşıtlarının eleştirilerine iyi ki kulak asmamışız diyoruz. Her imkanın bulunduğu modern sağlık tesislerini Türkiye'ye zamanında kazandırdı.

12 EYLÜL DARBESİ

12 Eylül darbesi sadece milletimizin gönlünde derin yaralar açmadı. Büyük acılar yaşattı.

Aynı zamanda büyümeye de ağır darbeler indirdi. Terör başta olmak üzere bugün hala enerjimizi tüketen sorunun temelinde 12 Eylül darbesi var.

Terör eylemlerinden 15 Temmuz ihanetine kadar millet iradesine uzanan kirli eller kırıldı. Darbe defteri kapanmıştır. Bir daha açılmasına izin vermeyecektir. 12 Eylül ve 28 Şubat'ın faillerinin Türk adaletine hesap vermeyesini sağlayarak bu konudaki kararlılığımızı gösterdik. Milletin iradesine gölge düşürülmesine izin vermeyeceğiz."

Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması

Eğitim-Bir-Sen; 2026-2027 eğitim öğretim yılından beklentilerini yazılı bir açıklama yaparak yayımladı

13.09.2026 17:20:00
İhlas Haber Ajansı
 
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
Eğitim-Bir-Sen'den yeni eğitim-öğretim yılı açıklaması
Eğitim-Bir-Sen; 2026-2027 eğitim öğretim yılından beklentilerini paylaştı. Eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının yalnızca okulun ilk günü konuşulup ardından unutulmadığı; kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği, Türkiye'yi geleceğe güven ve refah içinde taşıyacak nitelikli ve verimli bir eğitim öğretim yılı olması Eğitim-Bir-Sen tarafından temenni edildi. Bu anlayışla yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanlarına, öğrencilere, velilere ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyen Eğitim-Bir-Sen, yazılı açıklama yayımladı. Eğitim-Bir-Sen'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Sorunların kalıcı çözüme kavuşturulmasını, güçlü ve büyük Türkiye idealine ulaşmamızı sağlayacak eğitim politikalarının geliştirilmesini ve uygulanmasını bekliyoruz. Yeni döneme umutla bakmamızı sağlayan gelişmelerin başında PISA 2025 sonuçları gelmektedir. Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarında ortaya koyduğu başarı, son yıllarda eğitime yapılan yatırımlar kadar öğretmenlerin emeğinin, gayretinin ve fedakârlığının da bir sonucudur. PISA 2025'te elde edilen bu başarıda büyük pay sahibi olan öğretmenlerimizi takdir ediyor, ortaya koydukları emek ve özveri için kendilerine teşekkür ediyoruz. Bu memnuniyet verici tabloya rağmen PISA 2025 sonuçları, bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı farklarının arttığını da göstermekte ve eğitimde eşitsizliğin giderilmesi adına daha atılması gereken çok sayıda adımın varlığını ortaya koymaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının mülakat mağduru öğretmenler için PIKTES öğretmen alımı süreci üzerinden ürettiği çözüm, eğitim öğretim yılının başında olumlu bir gelişme olmuştur. Yine iller arası mazerete bağlı yer değişikliğinde ikinci bir hak tanınması ve 2023'te atanan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği imkânı verilmesi de eğitim çalışanlarının beklentilerine karşılık veren, yerinde bir adımdır. Ancak öğretmen açığı, öğretmen istihdamının bölgeler arası dengesiz dağılımı, iş güvencesiz ücretli öğretmen istihdamı, çalışma barışını ve iş motivasyonunu bozan sözleşmeli öğretmenlik, yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, kariyer basamaklarına esas hizmet süresi tespitindeki eksiklikler, ek ders ücretlerinin yetersizliği, okul yöneticiliğinin kariyer mesleği yerine ikincil görev olarak yürütülmeye çalışılması, gittikçe büyüyen norm kadro fazlası personel sorunu, norm kadro fazlası personelin sürekli yer değişikliğine tabi tutulması, okulların güvenlik görevlisi, yardımcı personel ve bütçe sorunu ile şiddet gibi konularda beklentileri karşılayan adımlar hâlâ atılmış değildir. Görüldüğü üzere, eğitimde vakit kaybına tahammülü olmayan ve yapılması gereken çok iş, çözüme kavuşturulmayı bekleyen onlarca sorun bulunmaktadır. Bu sorunların ertelenmeden çözülmesi, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının işlerinin başına motivasyonu yüksek ve çalışma şartları iyileştirilmiş şekilde gitmelerini sağlayacak adımların atılması, ülkemizin geleceği için olmazsa olmazdır. Yetkililer, eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılamalı ve çalışma şartlarını iyileştirecek politikaları hayata geçirme gayretinde olmalıdır."

Kanserin genetik şifresi çözüldü

Tıbbi onkolojinin hedeflenmesi en zor alanı olarak kabul edilen pankreas kanserinde, uzun yıllardır "ulaşılamaz" denilen KRAS gen mutasyonunu kilitleyen yeni bir akıllı molekül (daraxonrasib), ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylandı. Laboratuvardan klinik aşamaya taşınan bu tarihi gelişme, pankreas kanserini çaresiz bir hastalık olmaktan çıkarıp yönetilebilir bir kronik durum haline getirmeyi hedefliyor

13.09.2026 11:10:00
Eyüp Kabil
 
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Kanserin genetik şifresi çözüldü
Dünya genelinde agresif seyri ve çok kısıtlı tedavi seçenekleriyle bilinen pankreas kanseri için tıp tarihi niteliğinde bir adım atıldı. Sağlık Editörleri tarafından derlenen bilgilere göre, vakaların neredeyse %90'ından sorumlu olan ancak yapısal özellikleri nedeniyle otuz yılı aşkın süredir ilaçla hedeflenemeyen KRAS proteini, geliştirilen yeni nesil bir "moleküler yapıştırıcı" teknolojisi sayesinde tamamen kilitlendi.

Geleneksel kemoterapilerin aksine doğrudan tümörün mutasyonlu gen yapısına saldıran bu yeni etken madde, kanserli hücrelerin büyüme sinyallerini kalıcı olarak kesiyor.


Hücreleri birbirine "yapıştırarak" tümörü durduruyor


Onkoloji uzmanları, yeni nesil tedavinin çalışma mekanizmasını bir mühendislik harikası olarak tanımlıyor. İlaç, kanser hücresindeki mutasyonlu proteini bloke etmek yerine, hücre içindeki bir yardımcı proteini yakalayarak adeta bir "moleküler tutkal" gibi KRAS genine yapıştırıyor. Bu sayede kanserli hücre bölünme yeteneğini kaybederek kendi kendini imha etme sürecine giriyor.

Klinik çalışmalarda elde edilen ilk sonuçlar, özellikle ileri evre ve yayılım göstermiş (metastatik) hastalarda tümör boyutlarında belirgin bir küçülme ve hastaların sağ kalım sürelerinde ciddi bir uzama sağlandığını ortaya koydu. Ayrıca ağızdan günlük tablet olarak alınması, hastaların hastaneye bağımlı kalmadan ev konforunda tedavi olmalarına imkan tanıyor.


Kemoterapi yan etkilerine son


Yeni tedavinin hastalar açısından en büyük avantajlarından biri de hafif yan etki profili oldu. Kemoterapinin saç dökülmesi, ağır halsizlik ve bağışıklık çökmesi gibi yıkıcı yan etkilerine yol açmayan akıllı molekül, sadece tümörlü dokuyu hedef alarak sağlıklı hücreleri koruyor. Uzmanlar, hastaların tedavi süresince günlük yaşam kalitelerini neredeyse tamamen koruyabildiklerini belirtiyor.


Türkiye'ye ne zaman gelecek?


Sağlık Bakanlığı onay ve ruhsatlandırma süreçlerinin ardından, ilacın küresel ölçekte yaygınlaşması bekleniyor. Türkiye'deki onkoloji profesörleri, Türk hastaların bu yenilikçi tedaviye erken erişim sağlayabilmesi için "Erken Erişim ve İnsani Amaçlı İlaca Ulaşım Programları" kapsamında gerekli girişimlerin hızla başlatılacağını ifade ediyor. Tıp dünyası, 2026 yılını onkolojide biyolojik sistemlerin tamamen restore edildiği yeni bir çağın başlangıcı olarak kabul ediyor.

Bolu'da geri dönüşüm malzemelerinin bulunduğu depoda çıkan yangın kontrol altına alındı

Bolu'da geri dönüşüm malzemelerinin bulunduğu depoda çıkan yangın kontrol altına alındı

13.09.2026 00:10:00
AA
 
Bolu'da geri dönüşüm malzemelerinin bulunduğu depoda çıkan yangın kontrol altına alındı
Bolu'da geri dönüşüm malzemelerinin bulunduğu depoda çıkan yangın kontrol altına alındı

Gerede ilçesine bağlı Yazıkara köyü sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir fabrikanın geri dönüşüm malzemelerinin bulunduğu depoda henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı.

İhbar üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi.

Bölgede yangın nedeniyle yoğun duman oluşurken, zaman zaman patlama sesleri duyuldu.

Yangın, ekiplerin müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. Bölgede soğutma çalışması başlatıldı.

Valilik açıklaması

Bolu Valiliğinden yapılan açıklamada, Gerede'ye bağlı Yazıkara köyü sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir fabrikanın deposunda saat 18.40 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktığı belirtildi.

İhbar üzerine ilgili kurum ve kuruluşlara bağlı ekiplerin ivedilikle olay yerine yönlendirildiği, yangına müdahale çalışmaları başlatıldığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Yangın ekiplerimizin yoğun ve koordineli müdahalesi sonucunda kontrol altına alınmıştır. Bölgede soğutma çalışmaları ile güvenlik tedbirleri aralıksız sürdürülmektedir. Yangına müdahale sürecimizde ilimizden ve çevre illerden görev alan tüm ekiplerimize gayret ve fedakarlıkları dolayısıyla teşekkür ediyor, yangın sırasında hafif şekilde yaralanan 2 vatandaşımız başta olmak üzere fabrika çalışanlarına, yöre halkımıza ve hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz." 

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı

 
Eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma kapsamında açılan mezarından örnekler alındı. Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi.

12.09.2026 13:48:00 / Güncelleme: 12.09.2026 14:51:00
AA
 
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun mezarı açıldı
 
İstanbul Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine 2011 yılında hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun kesin ölüm sebebinin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesi bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan feth-i kabir kararı kapsamında 3 adli tıp uzmanı, 1 kimyager ve 1 otopsi teknikerinden oluşan heyet, Ümraniye'deki mezarlığa gelerek mezarın açılması için çalışma başlattı. Heyetin çalışmasıyla açılan mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı. Örnekler, incelenmek üzere nakil aracıyla Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Alınan örnekler, ceza infaz kurumuna ait kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle birlikte değerlendirilecek.
İncelemelerin ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeni ile ölümünde üçüncü kişi müdahalesi bulunup bulunmadığına ilişkin mütalaa hazırlanacak.
 
Kabri neden açıldı?
 
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.
 
Eski MİT görevlisi Kozinoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 tarihinde rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesine sevk edildiğini anımsatan Gürlek, "Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir" ifadelerini kullanmıştı.
 
Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğinin altını çizerek, şunları kaydetmişti:
"Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir."
 
Gözaltına alınıp adliyeye sevk edilen 10 şüpheliden 1'i tutuklanmış, 7'si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.
Devam eden çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7'si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Kozinoğlu'nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla feth-i kabir kararı alınmıştı.
 

Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı

Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı

11.09.2026 21:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'da askeri araç devrildi: 1 şehit, 2 yaralı
Iğdır'ın Aralık ilçesinde devriye görevi yapan askeri aracın devrilmesi sonucu meydana gelen kazada 1 asker şehit oldu, 2 asker yaralandı.

Kaza, bugün saat 15.30 sıralarında Aralık ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şehit Bülent Aydın Karakolu'nda görev yapan personelin içerisinde bulunduğu askeri araç, devriye görevi sırasında henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıkarak devrildi.

Kazada araçta bulunan askerlerden 1'i şehit oldu, 2 asker yaralandı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı askerler, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Nevruz Erez Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

Şehit olan asker ile yaralanan 2 askerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Askerlerin kimliklerinin, yapılacak resmi açıklamanın ardından kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Seçil Erzan yeniden hakim karşısında

Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan tutuklu Seçil Erzan, İstinafın bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıktı

11.09.2026 20:36:00
İhlas Haber Ajansı
 
Seçil Erzan yeniden hakim karşısında
Seçil Erzan yeniden hakim karşısında
Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolcuların da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan tutuklu Seçil Erzan, İstinafın bozma kararının ardından yeniden hakim karşısına çıktı.

Erzan duruşmada "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin. 1'e 5 imkansızken 1'e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok" dedi.

Yüksek faiz vaadi ile kurduğu fona Fatih Terim gibi isimlerin de dahil olduğunu söyleyerek aralarında tanınmış futbolculardan Arda Turan, Fernando Muslera, Emre Belözoğlu ve Selçuk İnan'ın da bulunduğu 30'dan fazla kişiyi milyonlarca lira dolandırdığı iddiasıyla 102 yıl 4 ay hapis ile 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırılan Denizbank Levent Şubesi eski Müdürü Seçil Erzan hakkında verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi tarafından bozulmuştu.

Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurarken birleşen dosyalara ilişkin bilgilere kararda yer vermediğini, bu durumun denetimi zorlaştırdığını kaydetmişti. Daire, istinaf başvurularını yerinde bularak, yargılama sürecinde bazı usul kurallarının uygulanmadığını belirtmişti. Dosya yargılamanın yeniden yapılması için İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmişti.
Bu kapsamda Erzan yeniden hakim karşısına çıktı.

"Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım"

Duruşmada söz verilen Seçil Erzan "Tekraren yargılandığım için çok inançlıyım. Ben adil yargılanmadığımı düşünüyorum. 3 buçuk yıl boyunca söylediğim hiçbir şeye itibar edilmedi. Aleyhime kararlar verildi. Sadece katılanların söylediği mutlak doğru kabul edildi. Ben her şeyin ne olduğunu özetlemek istiyorum. Birincisi hakkımda bir önce yargılandığım mahkemede savcılıkta verdiğim beyanlar ile diğer beyanlarım arasında çelişki bulunduğu gerekçesi ile sadece savcılık beyanlarım esas alındı. Ben yeterli hukuki desteği alamadım. O dönem bir takım yönlendirmeler ile ifade verdim.

Size şu an her şeyi doğru açık şekilde anlatmak istiyorum. Ben kaçmadım, ben o sabah telefonumu kapattım izinliydim, Çorlu'ya gittim. Kendimde değildim çok kötüydüm. O gün telefonumu açamıyordum. Benden para almak isteyen, kapıya dayananlar vardı. Kendi rızam ile bankaya gidip başıma gelen durumu o halimle 2 gün boyunca anlatmaya çalıştım. O gün bile darp edildim ben. Annemin gözünün önünde darp edilip senetler verdim. Kimseye benim borcum yok ama borçlu durumunda kaldım. Banka anlamaya çalıştı. Serum takıldı bana. Bana banka yetkilileri bir avukat yönlendi. Savcıya gittim, beyanlarımda da savcıya sığındım o gün. Her şeyi açık doğruluğu ile anlatmaya çalıştım. Söylediğim her şey bağlamından koparılmış. Para bende değil onu anlattım o gün. Bankanın avukatı 'yukardan baskı varmış seni tutuklanıyorsun' dedi" ifadelerini kullandı.

"Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin"

Seçil Erzan devamında "Ben korku, baskı altında herkese fon dedim o gün. Bunu bana söyleyen avukatların elinde bir mektup var onu sunmak istiyorum. Ben fon demedim. Ben banka ile görüşmeler yaptım. Ben o gece bana ne dedilerse karşısına yazdım. Bu fon beyanları bir temele oturtuldu. 'Ben kandırdım, iradelerini fesada uğrattım' bu oturtuldu. Ben bir sistem kurmadım. Yüksek faiz vaadi ile somutlaştırılacak bir davranışım yok. Arda Turan'ın 1 kuruş alacağı varsa bana bin yıl ceza verin.

Bana verdiği parayı 15 günde aldı. Bana küfürler etti. Bu bir sistemse bu sistemi yöneten kim' 1'e 5 imkansızken 1'e 5 veren başka Seçil Erzan yok. Ben bir sistem hiçbir şey kurmadım. Ben her şeyimi verdim. 1 liram yok. Ödeyemedim, ödemek için her şeyi yaptım. Her şeyi sattım. Öldürmüyorlar ölmek lüks. O parayı bulacaksın. Hiç kimsenin iradesini fesada uğratma kastım olmadı. Arkadaşlarımın geri ödemelerini yapamadım. Annemin babamın bütün her şeyini sattım. Yeter ki kapansın bitsin. Faiz oranı ile kimseyi kandıramazsınız" dedi.
Duruşmaya öğle arası verildi.

Lüks düğünün ardından çember daralıyor

Sosyal medyada sergilenen kilolarca altın ve lüks yaşamın ardından başlatılan soruşturmada sarsıcı gelişmeler yaşanıyor. "Vanlı Kara Haydar" lakaplı Mehmet Fatih Tançalan'ın tutuklanmasının ardından, 222 milyon liralık gizemli para trafiğini ortaya çıkaran MASAK raporu dosyaya girdi. Soruşturma kapsamında kayınvalide gözaltına alınırken, sosyal medya fenomeni gelin Çağla Öz Tançalan'ın firari olarak arandığı bildirildi

11.09.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Lüks düğünün ardından çember daralıyor
Kamuoyunda "Vanlı Kara Haydar" ismiyle tanınan Mehmet Fatih Tançalan ile sosyal medya fenomeni eşi Çağla Öz Tançalan'ın geçtiğimiz pazar günü Van'da gerçekleştirdiği şatafatlı düğün, adli makamları harekete geçirdi. Geline takılan kilolarca altın ve lüks yaşam paylaşımlarının ardından, Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada çember giderek daralıyor.

"Devleti aşağılama" (TCK 301) ve "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçlamalarıyla gözaltına alınan Mehmet Fatih Tançalan çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklanırken, firari durumdaki eşi Çağla Öz için yakalama kararı çıkarıldı. Soruşturmanın son dalgasında ise kayınvalide İstanbul'da yakalandı.

74 bin liralık gelire karşılık 222 milyon liralık trafik!

Soruşturma kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan rapor, çiftin paravan olduğu değerlendirilen finansal ağını gözler önüne serdi. Raporda öne çıkan çarpıcı detaylar şunlar oldu:

Gelir Uyumsuzluğu: Mehmet Fatih Tançalan'ın 2020 yılından itibaren resmi kayıtlardaki toplam ticari kâr beyanının sadece 74 bin 281 TL olduğu görüldü. SSK kaydı bulunmasına rağmen prime esas kazanç bilgisine rastlanmadı.

Devasa Banka Hareketleri: Çiftin resmi gelirleriyle tamamen çelişen bir servet artışı tespit edildi. Mehmet Fatih Tançalan'ın banka hesaplarında yaklaşık 115 milyon TL, eşi Çağla Öz Tançalan'ın hesaplarında ise 107 milyon TL'yi aşkın para hareketi belirlendi. Çiftin toplam banka transfer trafiği 222 milyon TL'yi aştı.

Lüks Araçlar: Çiftin üzerine kayıtlı, mali profilleriyle uyuşmayan çok sayıda ultra lüks otomobilin alım, satım ve devir işlemleri mercek altına alındı.

"Altınlar emanet, Dubai'den kazanıyorum" savunması çöktü

Mehmet Fatih Tançalan ifadesinde, düğünde sergilenen ve milyonlarca lira değerinde olan takıların, kuyumcudan reklam amaçlı "emanet" alındığını iddia etmişti. Ancak MASAK raporunda yer alan kuyumcu faturası, takıların bir kısmının doğrudan satıldığını kanıtlayarak bu savunmayı çürüttü.

Tançalan'ın, paranın kaynağını Dubai üzerinden yürütülen "mail order" ticaretine dayandırma çabası da boşa çıktı. İncelemelerde, yurt dışından çiftin hesaplarına yasal finansal kanallar aracılığıyla gelen herhangi bir fon transferine rastlanmadığı açıklandı.

Fenomen gelin firarda, annesi gözaltında!

Operasyonun ardından sosyal medya hesaplarını aniden kapatarak sessizliğe bürünen fenomen gelin Çağla Öz Tançalan, hakkında verilen gözaltı kararına rağmen henüz yakalanamadı ve polis ekiplerince her yerde aranıyor.

Buna karşın, MASAK raporunda şüpheli para hareketlerinde rolleri olduğu belirlenen isimlere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda, Çağla Öz'ün annesi N.O. İstanbul'da, şüphelilerden M.S.T. ise Van'ın Muradiye ilçesinde gözaltına alındı.

Kabarık suç dosyası ve şok iddialar

Tutuklanan Mehmet Fatih Tançalan'ın UYAP adli sicil taramasında 37 ayrı soruşturma ve 20 kovuşturma kaydı olduğu belirlendi. Öte yandan, ünlü sanatçı Ferdi Tayfur'un damadı Muhammet Aydın da Tançalan'ın tutuklanmasının ardından şok bir iddiada bulunarak, "Vanlı Kara Haydar yaklaşık bir ay önce benim iş yerime çökmeye çalıştı, elimde tüm yazışma ve mesaj kayıtları var" açıklamasını yaptı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı resmi açıklamada net bir mesaj vererek, "Sanal şöhret, suçun ve suç gelirlerinin gizlenmesine perde olamayacaktır" ifadelerini kullandı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın geniş çaplı kara para aklama soruşturması çok yönlü olarak devam ediyor.

İBB önünde olaylı eylem

Fatih Saraçhane'de bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde toplanan çalışanlar, Sosyal Denge Sözleşmesi (SDS) sürecinde taleplerinin karşılanmadığı gerekçesiyle eylem yaptı. Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini söyleyen işçiler, belediye binasına girmeye çalışınca gerginlik yaşandı. Barikatları aşmaya çalışan eylemciler, polis ekipleri tarafından sakinleştirildi

11.09.2026 17:27:00 / Güncelleme: 11.09.2026 17:32:26
İhlas Haber Ajansı
 
İBB önünde olaylı eylem
İBB önünde olaylı eylem
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Saraçhane önünde toplanan Tüm Yerel Çalışanları Sendikası'na (Tüm Yerel-Sen) bağlı çalışanlar, SDS sürecinde tıkandıklarını belirterek eylem yaptı. Saraçhane'deki belediye binası önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında, sözleşme masasındaki tutumlar eleştirildi.

"Şantajla karşı karşıyayız"

Grup adına konuşma yapan Sendika Başkanı Sezgin Sevin, "Biz hep söyledik, biz kıran döken bir sendika değiliz, biz belediye başkanlarını zor durumda bırakmak için çöp dağları sendikası değiliz. Biz vuran, kesen, asan bir sendika değiliz. Ama nereye kadar. Emekçinin hakkı peşkeş çekildiği zaman biz vuran, kıran, döken bir sendika haline geliriz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. Buradan şantajcı İBB yetkililerine, sarı sendikaya sesleniyorum. İETT'de imzaladığınız toplu sözleşmeden dolayı "bizler de İETT'de gizli kapaklı olarak toplu sözleşme imzaladık. Yüzde yüz 20 dışında bir şey vermedik. Sizlerde gelin toplu sözleşmeyi imzalayalım. Kaçak, göçek, el altından duymaz' diyen İBB yetkilileri, isterseniz toplu sözleşmemizi kesin sonuna kadar direneceğiz, isterseniz hiç vermeyin sonuna kadar mücadele edeceğiz. Maalesef İBB'nin genel sekreter yardımcısı Zeynep Akçabay, bu hanımefendinin kibrini, egosunu yenersek 20 bin memur arkadaşımız çoluğunun çocuğunun rızkını alacak" dedi.



Sendika Başkanı Sezgin Sevinç, haklarını alana kadar Saraçhane'yi terk etmeyeceklerini vurgulayarak süresiz eylem mesajı verdi. Sevinç, alanın terk edilemeyeceğini belirtirken, tüm çalışanlar kurum kimlik kartlarını çıkarmaya davet edildi.

Açıklamanın ardından "Haklıyız, kazanacağız" sloganları eşliğinde kurum kartlarını gösteren belediye çalışanları, tepkilerini göstermek üzere İBB binasına doğru yürüyüşe geçti. İçeri alınmayan çalışanlar, barikatları yerlere atarak belediyeye girmeye çalıştı. Kısa süreli gerginlik ve izdiham polis ekipleri tarafından sonlandırıldı.

Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı

Maltepe'de ev sahibi ve eşini silahla öldürüp, olay yerindeki avukatı ise ağır yaralayan şüphelinin ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli ifadesinde, karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti

11.09.2026 16:30:00
İHA
 
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Kiracı vahşetinde detaylar ortaya çıktı
Maltepe'de ev sahibi çifti öldüren şüphelinin ifadesi ortaya çıktı.

Olay, dün öğle saatlerinde Maltepe'de meydana gelmişti. Gülsuyu Mahallesi Taşocağı Sokak'ta çıkan tartışmada ev sahibi Osman A. ile eşi Nursen A'yı öldürdüğü, avukat Emir Ali S.'yi ise ağır yaraladığı gerekçesiyle özel harekat polislerince gözaltına alınan Mehmet T.,'nin Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ndeki işlemleri tamamlandı. Zanlı, hastanedeki sağlık kontrolünün ardından Anadolu Adliyesi'ne götürüldü. Öte yandan soruşturmanın detaylarına ulaşıldı.

Cinayetin detayları ve şüphelinin ifadesi ortaya çıktı

Şüpheli Mehmet T.'nin yaklaşık 30 yıldır binada kiracı olduğu, maktul tarafın ise Almanya'da yaşadığı ve binanın tamamının sahibi olduğu öğrenildi. Hayatını kaybeden çiftin, yaklaşık 10 yıl önce binayı satmak istediği, Mehmet T.,'nin de binaya talip olduğu ve bu kapsamda binada tadilat yaptırdığı belirlendi. Şüphelinin, tadilat masrafları ve satışla ilgili olarak ev sahibi tarafa bir miktar para verdiği, ancak binanın bir bölümünün kaçak olması nedeniyle anlaşmanın gerçekleşmemesi üzerine verdiği paranın yanı sıra tadilat masraflarını da geri istediği öğrenildi. Taraflar arasında yapılan anlaşmanın ardından binadaki kiraların Mehmet T. tarafından toplandığı, bu süreçte taraflar arasında alacak verecek meselesi nedeniyle anlaşmazlık yaşandığı belirtildi.

Maktul tarafın bu süreçte Türkiye'ye geldiği, açılan dava sonucunda sürecin kendi lehlerine sonuçlanmasının ardından olaydan bir gün önce binanın zemin katındaki giriş bölümünde bulunan dükkanların tahliye ettirildiği öğrenildi. Mehmet T.'nin de söz konusu dükkanlardan birini ofis olarak kullandığı ve tahliye işlemi sırasında maktul tarafın olayda yaralanan avukatıyla birlikte bulunduğu belirtildi. Taraflar arasında burada tartışma yaşandığı, karşı tarafın ertesi gün yeniden geleceklerini söylediği öğrenildi.

Şüpheli Mehmet T.'nin ifadesinde, bu sırada karşı tarafın kendisine hakaret ettiğini, daha sonra evine giderek ruhsatsız tabancasını aldığını ve olayın gerçekleştiğini beyan etti. Ayrıca şüphelinin, kalabalığa ateş etmesinin amacının karşı tarafı dağıtmak olduğunu savunduğu, olayın ardından teslim olacağını ancak polis ekiplerinin gelmesi üzerine teslim olduğunu söylediği öğrenildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.