logo
24 AĞUSTOS 2026

İbrahim Anlaşması nedir? İslam ülkeleri İsrail'e karşı neden adım atamıyor?

Hamas, o anlaşmayı Filistinlilerin sırtına saplanan bıçak olarak nitelendirmişti.

18.10.2023 14:00:00 / Güncelleme: 18.10.2023 14:18:43
Haber Merkezi
 
İbrahim Anlaşması nedir? İslam ülkeleri İsrail'e karşı neden adım atamıyor?
İbrahim Anlaşması nedir? İslam ülkeleri İsrail'e karşı neden adım atamıyor?
YENİ MESAJ / ANALİZ İsrail'in 7 Ekim'de Hamas'ın eylemlerini gerekçe göstererek Gazze'ye yönelik başlattığı yıkım ve soykırım operasyonu 12. Gününe girdi.  7 Ekim'den bu yana 3 binden fazla Filistinli sivili katleden İsrail, son olarak dün Gazze'de el-Ehli Baptist Hastanesi'ne düzenlediği saldırıda en az 500 kişiyi katletti.

İsrail'in saldırısına İslam ülkelerinin toplumlarından tepki yağarken, İslam ülkelerinin rejimlerinden ise İsrail'i kınamak dışında bir adım şu ana kadar atılmadı.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İsrail'in hastane saldırısı başta olmak üzere Gazze'de işlediği savaş suçlarına karşı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelere petrol ambargosu dahil İsrail'e yönelik "tam ambargo" uygulanması ve tüm İİT üyesi ülkelerin İsrail büyükelçilerini sınır dışı etmesi çağrısında bulundu.

İspanya Sosyal Haklar Bakanı görevini vekaleten yürüten Ione Belarra, İsrail'in Gazze'de "planlı bir soykırım yürüttüğünü" belirterek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "savaş suçu" işlediği gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanması gerektiğini söyledi.

İslam ülkelerinin İsrail karşısında etkili bir adım atamamalarını nedenlerinden biri de İbrahim Anlaşması ve İsrail ile yürütülen 'normalleşme' süreci.

İbrahim Anlaşması nedir?

13 Ağustos 2020'de Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail arasında İbrahim Anlaşması imzalandı.

Birleşik Arap Emirlikleri bu anlaşmayla birlikte İsrail'in Mısır'dan ve Ürdün'den sonra anlaşma yaptığı üçüncü Arap ülkesi ve Körfez ülkeleri arasında İsrail'le anlaşan ilk ülke oldu.
İbrahim Anlaşması'nın açıklanmasından saatler sonra Birleşik Arap Emirlikleri medyası İsrail'in anlaşma karşılığında Filistin'deki ilhak politikasını kalıcı şekilde durdurduğunu yazmıştır, buna karşın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, ilhak politikasının kalıcı şekilde durdurulmadığını, bir süre askıya alındığını söylemişti.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Enver Gargaş, 13 Ağustos 2020'de İsrail ile normalleşmeye yönelik anlaşma yaptıklarını duyurdu. Buna karşın Kudüs'te herhangi bir elçilik bulundurmayacaklarını, bulundurmaları için şartın Filistin probleminin çözümü olduğunu açıkladı ve İsrailli ve Filistinli yetkilileri masaya davet etti.

Dönemin ABD Başkanı Donald Trump iki ülke arasındaki ilişkilerin kısa süre sonra tamamen normalleşeceğini, bölgede "benzer anlaşmaların" yapılmasını ümit ettiğini açıkladı. Bununla birlikte anlaşmanın ardından Birleşik Arap Emirlikli ve İsrailli diplomatların önümüzdeki süreçte anlaşma detaylarını belirleyeceği; başta sağlık, güvenlik konuları olmak üzere uçuşların başlaması gibi konuların değerlendirileceği belirtildi.

Anlaşmayla birlikte Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır'dan (1979) ve Ürdün'den (1994) sonra İsrail ile barış anlaşması yapan üçüncü Arap devleti oldu. Körfez ülkeleri arasında İsrail ile anlaşan ilk ülke unvanını aldı.

Birleşik Arap Emirlikli yetkililer, İsrailli yetkililer ve anlaşmayı destekleyen Amerikalı yetkililer anlaşmayı "tarihi" olarak nitelendirdiler ve Orta Doğu'da düzenin sağlanması için önemli olduğunu belirttiler. Donald Trump, Orta Doğu'da en çok ilişki kurdukları iki ülkenin anlaşma yapmasından memnun olduğunu, anlaşmanın Orta Doğu için önemli olduğunu vurguladı. Bazı analistler Trump'ın bu hamlesini "İran'a karşı blok oluşturma" olarak yorumlarken Filistin meselesinde de konuşan Trump, İsrail'in ilhak planlarını askıya aldığını söyledi. Buna karşın Netanyahu ilhak planlarının geçici süre durdurulduğunu açıkladı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin ardından Sudan ve Fas da anlaşmaya taraf olarak İsrail ile ilişkileri normalleştirme kararı aldı.

"Filistinlilerin sırtına saplanan bıçak"

Filistin hükûmeti anlaşmanın hemen ardından tepki olarak Birleşik Arap Emirlikleri büyükelçisini geri çağırdı ve İsrail'in ilhak planının askıya alınmadığını duyurdu. Hamas, anlaşmayı Filistinlilerin sırtına saplanan bıçak olarak nitelendirdi.

Birleşik Arap Emirlikleri'nin ABD Büyükelçisi Yusuf el Uteybe, anlaşmayı övdü ve bölge için büyük bir gelişme olduğunu söyledi. Amerika Birleşik Devletleri'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Kelly Craft anlaşmayı övdü ve bölgede "terörü destekleyen İran'a karşı" ciddi bir cephe oluşturulduğunu söyledi. Körfez ülkeleri arasında anlaşmayla ilgili ilk açıklamayı yapan Bahreyn anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, anlaşmanın bölgeye barış getireceğini ve iyi karşıladıklarını söyledi. İngiltere ve Fransa'dan da anlaşmayla ilgili tebrik ve destek açıklamaları peş peşe geldi.

İran ise anlaşmayı 'utanç verici' olarak değerlendirdi.

Suudi Arabistan ile normalleşme

İsrail ve Suudi Arabistan'ın şimdiye kadar bir diplomatik ilişkisi bulunmuyor. ABD yönetimi Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas ve Sudan ile İsrail arasında sağlanan normalleşme anlaşmalarında olduğu gibi Riyad ve Tel Aviv arasında da benzer anlaşma için arabuluculuk yürütüyor.

İsrail Turizm Bakanı Haim Katz, geçtiğimiz ağustos ayında Suudi Arabistan'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (BMDTÖ) konferansına katıldı.

İsrailli Bakan'ın Suudi Arabistan'a ziyareti, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun iki ülke arasında normalleşme anlaşması için yapılan görüşmelere ilişkin verdikleri "olumlu mesajların" ardından gerçekleşti.

Bin Selman, yakın zamanda Fox televizyonuna verdiği röportajda, İsrail ile normalleşme anlaşmasına "her geçen gün daha da yaklaştıklarını" söylemişti. Netanyahu da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu konuşmasında "Suudi Arabistan ile tarihi bir anlaşmanın eşiğinde olduklarını" dile getirmişti.

Suudi Arabistan, Gazze'de yaşanan gelişmeler nedeniyle İsrail ile normalleşme sürecini dondurdu

Suudi Arabistan yönetimi, İsrail ile normalleşme müzakerelerini askıya aldı.

Suudi hükümetine yakın bir kaynak yaptığı açıklamada, İsrail ve Hamas arasındaki savaşın devam ettiği bir ortamda, Riyad'ın İsrail ile olası normalleşme görüşmelerini askıya almaya karar verdiğini söyledi.

Reuters'a göre de konuya vakıf iki kaynak, Suudi Arabistan'ın ABD destekli İsrail ile ilişkileri normalleştirme planlarını rafa kaldırdığını ve dış politika önceliklerini hızla gözden geçirdiği bilgisini verdi.

Bölgede 7 Ekim'de patlak veren savaş öncesi hem İsrailli hem de Suudi liderler Orta Doğu'yu yeniden şekillendirebilecek olası bir anlaşmaya doğru istikrarlı şekilde ilerledikleri yorumlarını yapıyordu.

Hatta İslam'ın en kutsal iki mekanına ev sahipliği yapan Suudi Arabistan, son savaşa kadar, İsrail, Filistinlilere kendi bağımsız devletlerini kurma izni vermese bile ABD savunma anlaşması arayışının raydan çıkmasına izin vermeyeceğini ima etmişti.

Ancak analistlere göre "Filistinlileri bir kenara iten yaklaşım" bölgedeki Arapları kızdırma riski taşıyordu.


Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor

Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor

23.08.2026 18:39:00
Haber Merkezi
 
 Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor
 Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor
Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava yurdun büyük bir bölümünde etkili olmaya devam ediyor. İstanbul'da gece saat 03.00-06.00 arasında nemin yüzde 91'e çıkması bekleniyor.
Afrika ve Basra'dan gelen sıcak hava etkisini sürdürüyor. Yaklaşık bir haftadır etkili olan sıcak hava dalgaları, rüzgarın etkisini kaybetmesi ve nemin gün yüzüne çıkmasıyla bunaltıcı olmaya devam ediyor.
Bugün ve yarın ülke genelinde yüksek sıcaklıklar ortalamanın 3 ila 5 derece üstünde devam edecek.
Kavurucu sıcaklar İstanbul'da da etkili oluyor. Kuvvetli rüzgarın etkisini kaybetmesiyle bunaltıcı hava kendisini hissettirmeye devam ediyor.
Meteoroloji verilerine göre, megakentte bu gece saat 03.00-06.00 arasında nem oranının yüzde 91'e ulaşması bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün sayfasından duyurulan nem oranı Pazartesi öğle saatlerinde yüzde 50lere düşecek.

Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı

Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul, Adana merkezli 6 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı

23.08.2026 15:00:00
Haber Merkezi
 
Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı
Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı
Adana'daki evlerine düzenlenen operasyon ile geçtiğimiz hafta gözaltına alınan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul tutuklandı.

Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kamuoyunda "Kuytulcular" olarak bilinen yapılanmaya yönelik başlatılan soruşturma kapsamında ilk etapta 32 kişi gözaltına alınmıştı. Takip eden 3 günde yapılan ek gözaltılarla birlikte adliyeye sevk edilen 56 kişiden 3'ü serbest bırakılırken, 51 şüpheli hakkındaki işlemler devam ediyor.

Adana merkezli 6 ilde 49 adrese eşzamanlı olarak gerçekleştirilen operasyonda gözaltına alınanlara, "suç örgütü kurma ve yönetme," "örgüt üyeliği," "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama," "nitelikli dolandırıcılık," "resmi belgede sahtecilik" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlamaları yöneltiliyor.

'Furkan Hareketi'ne operasyon
Geçen hafta vakfın kurucusu ve başkanı Alparslan Kuytul'un evinin önüne çok sayıda polis ekibi sevk edilerek arama yapıldı. Arama işlemlerinin ardından Alparslan Kuytul ve eşi Semra Kuytul ile birlikte çok sayıda vakıf üyesi gözaltına alındı.

Gözaltı kararlarına Furkan Hareketi ve Kuytul'un sosyal medya hesapları üzerinden tepki gösterildi. Kuytul adına 22 Ağustos'ta X platformundan yapılan açıklamada suçlamalar reddedilerek şu ifadelere yer verildi: "Bu hareket alnının akıyla, suç işlemeden mücadelesiyle; emniyet de bu zulmüyle Türkiye tarihine geçiyor."

Ayrıca operasyon sürecinde Kuytul'un avukatlarının da gözaltına alındığı ve ifadesinin avukatsız alındığı öne sürüldü. Kuytul'un bu uygulamayı "savunma hakkının gaspı" olarak değerlendirdiği aktarıldı.

'Furkan Hareketi' ve Kuytul'un sosyal medya hesaplarına şu anda Türkiye'den erişim sağlanamıyor.

Soruşturmanın hukuki boyutuna ilişkin açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü dosya kapsamında 32 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığını ve vakıfla bağlantılı 5 şirkete kayyum atandığını duyurdu. Bakan Gürlek, operasyonun niteliğine dair yaptığı değerlendirmede soruşturmanın "herhangi bir dini grubu, inancı veya düşünceyi" hedef almadığının altını çizdi.

Suçlamalar neler?
Adana merkezli faaliyet gösteren Furkan Vakfı, bünyesinde "Hocaefendi" olarak anılan kurucusu Alparslan Kuytul ile özdeşleşmiş bir yapı olarak biliniyor.

Grup, son yıllarda iktidara yönelik sert eleştirilerinin yanı sıra sık sık karşı karşıya kaldığı polis müdahaleleri ve adli soruşturmalarla gündeme geliyordu.

İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası


 
 
İsrail ile Suriye arasında uzun süredir 'gizli' ya da 'dolaylı' olarak yürütülen görüşmelerin merkezinde Türkiye yer alıyor. İsrail, anlaşma şartı olarak Suriye'den Türkiye ile özellikle askeri ilişkilerini minimum seviyeye indirmesini istiyor.

22.08.2026 01:10:00 / Güncelleme: 22.08.2026 01:12:22
Hasan Gündoğdu
 
 İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası
 İsrail'in Ebu Zuhur saldırısının perde arkası

İsrail'in geçtiğimiz günlerde İdlib'de bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü'ne saldırması tüm dünyada gözleri yeniden Suriye'ye çevirdi. İsrail Başbakanı Netanyahu açık açık bu saldırıyla Türkiye'ye mesaj verdiklerini söyledi. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Dubai merkezli El Arabiya English kanalına 19 Ağustos'ta verdiği mülakatta, hava üssü saldısıyla ilgili İsrail'in Türkiye'nin Suriye'de daha güneye ilerlemesini tehdit olarak değerlendirdiğini söyledi. Huckabee; İsrail, Suriye ve Türkiye arasında çatışmayı önleme mekanizması üzerinde çalıştıklarını doğruladı. Siyonist yanlısı görüşleriyle bilinen Huckabee, "Gergin bir bölge, herkes oldukça gergin var, birisi tehdit hissettiğinde tepkiler oluyor" şeklinde konuştu.

Çatışma riski düşük!

ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack da daha önce ülkesinin İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışmasızlık mekanizması kurmak için çalıştığını söylemişti. Barrack ile iletişim içinde olduklarını söyleyen Huckabee, ihtiyaç halinde tarafların mekanizma üzerinden konuşup, niyetlerini aktarabileceklerini belirtti. Huckabee, şunları söyledi: "Hiç kimse gerilimin tırmanmasını, şiddetin artmasını görmek istemiyor. Bu nedenle, yaşanan eylemlerin yatıştırılması için her türlü çaba gösteriliyor. Ve bence bunu başarabiliriz." Reuters haber ajansının 20 Ağustos tarihli haberine göre ise Huckabee, Washington'ın, İsrail'in eylemlerinin iki ülke arasında çatışma riskini artırıp artırmadığı konusunda endişeli olup olmadığı sorusuna, "O noktaya geldiğini düşünmüyorum. Buna yakın olduğumuzu bile düşünmüyorum. İsrail, Türkiye'nin daha güneye doğru ilerlediğini gördü ve bunu potansiyel bir tehdit olarak değerlendirdi. Can kaybına yol açan bir eylemde bulunmadı. Önemli varlıkların yok edilmesiyle sonuçlanan bir eylemde de bulunmadı" diyerek cevap verdi.

İsrail, Suriye ile neyi görüşüyor?

İsrail ile Suriye arasında zaman zaman temaslar ve görüşmeler oldu ve hâlâ çeşitli kanallardan temas sürüyor. Reuters Ajansı'na göre 14 Ağustos 2026'da Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede ağırlıklı olarak Türkiye'nin Suriye'deki askerî varlığı konuşuldu. Bu, Şam'daki yeni yönetim ile İsrail arasındaki en üst düzey temaslardan biri olarak değerlendiriliyor. Ancak İsrail'in bu görüşmeden 4 gün sonra Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vurması dikkat çekti. Ayrıca ABD arabuluculuğunda İsrail-Suriye arasında güvenlik anlaşması ve çatışmaların tırmanmamasına dair görüşmeler yürütülüyor. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara da Temmuz ayında İsrail'le bir güvenlik anlaşması üzerinde çalıştıklarını açıkça söylemişti. Henüz iki ülke kapsamlı bir barış anlaşması imzalamadı. Suriye, eskiden olduğu gibi İsrail'i tanımıyor ve İsrail pasaportları Suriye'de geçmiyor!

İsrail, Suriye'den ne istiyor?

İsrail'in istedikleri çok net...
1. Suriye topraklarından İsrail'e yönelik askerî tehdit oluşmaması,
2. Suriye ordusunun ve askerî altyapısının İsrail sınırına yakın bölgelerde sınırlandırılması,
3. İsrail'in özellikle işgal ettiği Golan çevresindeki güvenlik endişelerinin garanti altına alınması,
4. İran bağlantılı silah ve güçlerin Suriye üzerinden İsrail'e ulaşmasının engellenmesi,
5. İki taraf arasında yanlış anlaşılmaları önleyecek bir askerî iletişim mekanizması kurulması,
6. Türkiye'nin Suriye'de kalıcı ve güçlü bir askerî varlık oluşturmasının engellenmesi!


İsrail geleceğe hazırlanıyor

Şu anda Ankara ile Tel Aviv arasında doğrudan savaş hazırlığından ziyade Suriye'nin gelecekte kimin nüfuz alanı olacağı konusunda ciddi bir güç mücadelesi yaşanıyor. Bu bağlamda dün önemli bir gelişme yaşandı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG ya da meşhur ismiyle PKK/YPG) Genel Komutanı Mazlum Abdi, Kürt yönetiminin Şam yönetimi ile entegrasyonunun tamamlandığını duyurdu. Suriye'deki Kürtlerin öncülüğündeki SDG ile Şam yönetimi, 10 Mart 2025'te entegrasyon anlaşmasına varmıştı. Anlaşma, SDG'nin kontrolündeki geniş bir bölgeyi Suriye ordusu ile çatışmalarda kaybetmesiyle sonuçlanan çatışmaların ardından geldi.

Sekiz maddelik anlaşma ülkenin kuzeydoğusundaki sınır kapıları, Kamışlı Havalimanı ve petrol sahaları gibi tüm sivil ve askeri kurumların entegre edilmesini öngörüyor. Bunun karşılığında Kürtlere vatandaşlık verilmesi ve anayasal haklarının güvence altına alınması, ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşlerinin ve korunmalarının sağlanması ve ülke genelinde ateşkesin sağlanmasına mutabakata varılmıştı. Böylece İsrail, SDG vasıtasıyla Suriye'de önemli bir mevzi elde etti. İsrail, benzer bir mevziyi Irak'ın kuzeyinde Peşmerge vasıtasıyla elde etmişti. Önümüzdeki süreçte 'Terörsüz Türkiye' yoluyla iyice siyasallaşacak bir hareket vasıtasıyla Türkiye'de de benzer bir oluşumu sonuçlandırabilir. Bir tek İran kalıyor... Onu da ABD-İran anlaşması yoluyla neticelendirmek istiyor. Dört ayaklı yekpare bir Kürt varlığı İsrail'in Vaadedilmiş Topraklar hedefi için çok kullanışlı bir vasıta olacaktır! Plan bu... Bu plana ABD'nin bölgesel hedefleriyle de uyumlu. İran, bu plana çomak sokmak için hayatını riske atmış durumda.

Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi


 
Aşırı sıcaklar ve yüksek nem özellikle de kalp ve damar sağlığı üzerinde çok ciddi riskler oluşturuyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcakların sıvı ve mineral kaybının yanı sıra damarlarda genişlemeye neden olduğunu, bu durumun da kan basıncında ani düşüşlere veya dalgalanmalara zemin hazırladığını söylüyor.

22.08.2026 00:55:00
Murat Çorbacı
 
 Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi
 Tansiyon hastalarına 10 'sıcak hava' önerisi

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, Türkiye'de her 3 erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirterek, "Ancak daha da tehlikelisi, henüz teşhis almamış ve tansiyon hastası olduğunun farkında bile olmayan devasa bir kitle bulunuyor. Hipertansiyonun 'sessiz katil' olarak adlandırılmasının temel nedeni de budur. Özellikle bu aşırı sıcaklarda kan basıncı kontrolünün ihmal edilmesi; bayılma, ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği, kalp krizi ve hatta felç gibi hayati sorunlara yol açabiliyor" dedi. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Çağlar Gürbüz, aşırı sıcaklarda hipertansiyon hastalarına 10 kritik yaz önerisinde bulundu, önemli mesajlar verdi.

1. Su tüketimini mutlaka artırın

Terlemeyle vücuttan ciddi oranda su ve sodyum, potasyum gibi hayati mineraller atılır. Bu sıvı kaybı, kanın akışkanlığının azalmasına ve kalbin kanı pompalarken daha fazla yorulmasına neden olur. Tansiyon hastalarının, susamayı beklemeden gün içinde yeterli sıvı (2.5 - 3 litre) tüketmesi büyük önem taşır. Ancak kalp yetmezliği ya da böbrek hastalığı gibi rahatsızlığınız varsa mutlaka hekiminize danışarak belirlemelisiniz.

2. İdrar söktürücü (diüretik) ilaçlara dikkat edin

Hipertansiyon tedavisinde sıklıkla kullanılan idrar söktürücü ilaçlar, vücuttan su ve tuz atılımını artırarak kan basıncını düşürür. Yaz aylarında terlemeyle zaten fazla miktarda sıvı kaybedildiği için, bu ilaçların dozu bazen fazla gelebilir ve tansiyonun tehlikeli seviyelere düşmesine (hipotansiyon) yol açabilir. İlaçlarınızı mutlaka kardiyoloğunuza başvurarak yaz dozu ayarlaması talep etmelisiniz.

3. 11:00-16:00 arası mümkünse dışarı çıkmayın

Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği 11:00-16:00 saatleri arası, tansiyon hastaları için günün en tehlikeli zaman dilimidir. Bu saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmak, damarlarda ani ve aşırı genişlemeye sebep olarak kan basıncını hızla düşürebilir ve sıcak çarpması riskini artırır.

4. Beslenmenizi hafifletin, Akdeniz diyetine geçin

Yaz aylarında zeytinyağlı yemekler, bol posalı sebzeler, taze meyveler ve hafif ızgaralardan oluşan Akdeniz tipi beslenme tarzı benimsenmeli. Mideyi çok doldurmadan, az az ve sık sık yemek yemek tansiyon dalgalanmalarının önüne geçecektir.

5. Soğuk duştan kesinlikle kaçının

Serinlemek amacıyla doğrudan buz gibi suyun altına girmek, damarlarda ani bir büzüşmeye (vazokonstriksiyon) neden olur. Bu ani damar daralması, kan basıncının saniyeler içinde fırlamasına ve kalbe giden kan akışının bozulmasına yol açarak kalp krizini tetikleyebilir. Tansiyon hastaları serinlemek için mutlaka ılık suyla duş almalı, vücudu yavaş yavaş suya alıştırarak şok etkisinden tamamen uzak durmalı.

6. Klimalı ortamlara geçişte vücudunuzu koruyun

Dışarıdaki kavurucu sıcaktan, aniden çok düşük derecelere ayarlanmış klimalı buz gibi ortamlara girmek, tıpkı soğuk duş gibi damar sisteminde ani kasılmalara neden olur. Bu keskin ısı farklılıkları tansiyon ataklarına zemin hazırlar.

7. Egzersiz rutininizi serin saatlere kaydırın

Düzenli fiziksel aktivite, tansiyon kontrolünde son derece faydalıdır; ancak bunun hangi saatte yapıldığı yaz aylarında hayati fark yaratır. Sıcakta yapılan egzersiz, sıvı kaybını maksimuma çıkarır ve kalbi aşırı zorlar. Bu nedenle tempolu yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi egzersizler için güneşin etkisini yitirdiği akşam saatleri veya sabahın erken serinliği tercih edilmelidir. Egzersiz öncesinde, sırasında ve sonrasında su içmeyi kesinlikle ihmal etmeyin.

8. Çay ve kahve tüketimini kısıtlayın, alkolden kaçının.

9. Kıyafet seçiminde dikkatli olun!

Vücudu sıkmayan, hava geçirgenliği yüksek, terletmeyen pamuklu veya keten kumaşlardan yapılmış, açık renkli ve bol giysiler tercih etmek; yaz sıcaklarında vücudun termoregülasyonunu sağlayarak tansiyonu dolaylı yoldan dengede tutar.

10. Tansiyon ölçümlerinizi ve doktor kontrollerinizi ihmal etmeyin

Yazın rehavetine kapılıp 'kendimi iyi hissediyorum' diyerek tansiyon ölçümlerini bırakmak veya tatil sebebiyle doktor kontrollerini ertelemek büyük bir hatadır. Düzenli ölçümler yaparak değerlerinizi bir yere not etmeli ve inatçı düşüklük veya yükseklik durumlarında beklemeden kardiyoloğunuzla iletişime geçmelisiniz. 

Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı

Kocaeli'nin Darıca ilçesinde denizden peş peşe çıkarılan 2'si kadın 3 cesedin kimlikleri belirlendi. Hayatını kaybedenlerin aynı aileden kardeşler olduğu ortaya çıkarken, kayıp olan dördüncü kardeş ise yürütülen arama çalışmaları sonucunda sağ olarak ulaşıldı

21.08.2026 18:00:00
Haber Merkezi
 
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Sahilde bulunan cesetlerde darp izine rastlanmadı
Kocaeli'nin Darıca ilçesi Yeni Mahallesi sahil şeridinde dün öğleden sonra yaşanan ve tüm kenti yasa boğan olayla ilgili kahreden detaylar netleşmeye başladı. Edinilen bilgilere göre, Şehit Cevher Dudayev Parkı mevkisinde denizde hareketsiz duran kişileri gören vatandaşlar durumu hemen 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda polis, sağlık, itfaiye ve Sahil Güvenlik ekibi sevk edildi.

Bir saat arayla 3 cansız beden çıkarıldı

Sahile ulaşan ekipler, ilk etapta denizden kıyafetleri üzerinde olan iki kadının cansız bedenini karaya çıkardı. Bu olaydan yaklaşık bir saat sonra, aynı bölgede kıyıya vuran bir erkek cesedi daha tespit edilerek sudan alındı. Üzerlerinden kimlik çıkmayan cenazeler, savcılık incelemesinin ardından kesin ölüm nedenlerinin tespiti ve kimliklendirme işlemleri için Gebze Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Acı sır çözüldü: Üçü de kardeş

Emniyet kaynaklarından edinilen son bilgilere göre, adli tıp morgunda yapılan incelemelerde hayatını kaybedenlerin Gülşah Sakar (24), Muhammed Ali Sakar (17) ve Belinay Sakar (15) isimli kardeşler olduğu belirlendi. Bir süredir kendilerinden haber alınamayan kardeşlerin günlük kıyafetleriyle denizde bulunması dikkat çekti.

İlk incelemede darp veya boğuşma izi yok

Kocaeli Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ve adli tıp uzmanlarının cenazeler üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, kardeşlerin vücutlarında herhangi bir kesici-delici alet yarası, darp veya boğuşma izine rastlanmadı. Ölümün boğulma kaynaklı olup olmadığı ya da arkasında başka bir neden bulunup bulunmadığı adli tıp raporunun ardından netlik kazanacak.

Kayıp olan dördüncü kardeş sağ bulundu

Olayın ardından ailenin bir çocuğunun daha kayıp olduğu ve kendisinden haber alınamadığı bilgisi üzerine ekipler alarma geçti. Denizde ve sahil şeridinde gece saatlerinde hava koşulları nedeniyle ara verilen arama çalışmaları, yürütülen teknik takip ve alan taramasıyla birleştirildi.

Yapılan titiz çalışmalar neticesinde, kayıp olan dördüncü kardeş Bilgenur Sakar, deniz dışında tamamen farklı bir noktada sağ olarak bulundu. Sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilen Bilgenur Sakar'ın, olayın gizemini çözmek adına ifadesine başvurulacağı bildirildi.

Soruşturma çok yönlü devam ediyor

Cumhuriyet Savcılığı ve Kocaeli Emniyeti, olayın bir toplu intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğunu aydınlatmak için çok yönlü bir soruşturma yürütüyor. Kardeşlerin bölgeye geliş güzergahları, denize giriş anları ve olay öncesinde kimlerle iletişimde oldukları sahil şeridindeki tüm MOBESE ve güvenlik kameraları incelenerek tek tek tespit ediliyor.

Emniyet birimlerinin ilerleyen saatlerde olayın detaylarına ilişkin resmi bir açıklama yapması bekleniyor.

Antalya Havalimanı'nda kadın cinayeti

Antalya Havalimanı 2. Dış Hatlar Terminali yolcu indirme bölümündeki peronda emekli polis memuru H.D., havalimanındaki bir mağazada satış danışmanı olarak çalışan Elina Ş'yi (38) beylik tabancası ile vurdu

21.08.2026 16:51:00
İHA
 
Antalya Havalimanı'nda kadın cinayeti
Antalya Havalimanı'nda kadın cinayeti
Antalya Havalimanı 2'nci Terminal otoparkında emekli polis memuru, görev yaptığı dönemden tanıdığı kadını beylik silahı ile vurarak öldürdü. Şahsın olaydan önce kadının evine de gittiği ortaya çıktı.

Olay, sabah saatlerinde Fraport TAV Antalya Havalimanı 2'nci Terminal otoparkında meydana geldi. Emekli polis memuru H.D. (51), henüz bilinmeyen bir nedenle aralarında yaşanan sorun nedeniyle, havalimanında görev yaptığı dönemden arkadaşlıkları bulunan Gürcistan uyruklu Elina Ş. ile görüşmek üzere evine gitti. Kadını evinde bulamayan şahıs, çalıştığı Antalya Havalimanı 2'nci Terminal'e geldi.

Otopark kısmında Elina Ş. ile bir araya gelen H.D., burada çıkan tartışmanın ardından beylik tabancası ile 2 çocuk annesi Elina Ş.'ye ateş etti. H.D., havalimanındaki görevli polis memurları tarafından suç aleti ile birlikte yakalandı. Başına isabet eden kurşun ile ağır yaralanan Elina Ş., olay yerine gelen ambulansla ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Bunun üzerine Olay Yeri İnceleme Ekibi, Antalya Havalimanı 2'nci Terminal önünde inceleme yaptı

Kadının cenazesi otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. 

Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.

Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, elektrik kesme ve tahliye baskısıyla fahiş kira ödemek zorunda kalan kiracının açtığı davada ezber bozan bir emsal karara imza attı. Yüksek mahkeme, davalarda hukuki etiketlere değil, kiracının maruz kaldığı baskıya ve uyuşmazlığın özüne bakılması gerektiğine hükmetti

21.08.2026 16:30:00
Eyüp Kabil
 
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Ev sahiplerinin ‘tehdit’ oyunu bozuldu
Türkiye genelinde ev sahipleri ve kiracılar arasında yaşanan uyuşmazlıklara ilişkin yargı kanadından milyonları ilgilendiren çok kritik bir hamle geldi. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ev sahibinin tahliye baskısı ve elektrik/su kesme tehditleri doğrultusunda fahiş kira bedelleri ödemek zorunda bırakılan kiracılar için emsal bir karara imza attı.

Ankara'da yerel mahkemenin "icra tehdidi bulunmadığı" gerekçesiyle reddettiği dosyayı inceleyen yüksek mahkeme, haksız alınan fahiş kira farklarının "sebepsiz zenginleşme" kapsamında kiracıya iade edilmesinin önünü açtı.

"Davanın adına değil, özüne bakılması lazım"

Ankara'nın Polatlı ilçesinde bir kiracının, ev sahibinin sürekli tahliye baskısı ve elektrikleri kesme tehdidi üzerine fahiş kira artışını kabul etmek zorunda kaldığını belirterek açtığı "fazla ödenen bedelin iadesi" davası hukuk dünyasında yeni bir dönem başlattı. Polatlı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin davanın usul yönünden eksiklikleri nedeniyle verdiği ret kararının ardından, Adalet Bakanlığı devreye girerek dosyayı kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay'a taşıdı.

Dosyayı esastan inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemelerinin "isim ve etiket" takıntısından sıyrılması gerektiğini vurguladı. Kararda, bir davanın hukuken nasıl adlandırıldığından ziyade, davacının ileri sürdüğü maddi vakıaların ve kiracının üzerinde kurulan psikolojik/ekonomik baskının (tehdidin) gerçek içeriğinin dikkate alınması gerektiği net bir dille belirtildi.

Haksız kazançlar sebepsiz zenginleşmeyle geri alınacak

Bu kararla birlikte ev sahibinin baskısıyla rayicin çok üzerinde kira ödeyen kiracılar, aradaki fahiş farkı geriye dönük olarak talep edebilecek. Mahkemeler bundan sonra "bu bir uyarlama davası mı, tespit davası mı?" gibi şekilsel tartışmalar yerine direkt mal sahibinin kiracı üzerinde kurduğu baskının boyutunu ve haksız kazancın miktarını inceleyecek.

Hukukçular, bu kararın özellikle son dönemde fahiş kira artışları için ara formüller arayan, abonelik iptali veya tahliye tehdidi savuran mülk sahiplerinin haksız kazanç sağlama girişimlerine büyük bir hukuki bariyer oluşturacağı görüşünde birleşiyor.

AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler

Kamuoyunda "Süleymancılar" cemaati lideri olarak bilinen Alihan Kuriş'e yönelik suç örgütü soruşturmasında yeni bir skandal patlak verdi. Günlerdir aranan firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş, AKP'li eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e 2030 yılına kadar tahsisli olan geçiş üstünlüklü çakarlı araçla yurt dışına kaçmaya çalışırken Marmaris'te yakalandı

21.08.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
AKP’li eski bakanın aracıyla gitmişler
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen "Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü" soruşturmasında, firari şüphelilerin izini süren emniyet güçleri, seyrini tamamen değiştirecek dev bir lojistik ağı deşifre etti. Soruşturma kapsamında günlerdir aranan örgütün kilit ismi ve cemaat liderinin kardeşi Hilmi Tuna Kuriş ile yanındaki Erhan Yılmaz, Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Mahallesi'nde gayriresmi yollarla yurt dışına firar etme hazırlığı yaparken yakalandı.

Operasyonun ardından derinleştirilen incelemelerde, şüphelilerin İstanbul'dan Muğla'ya nakledilmesini sağlayan lüks aracın arkasından büyük bir siyasi ve bürokratik skandal çıktı.

2030 yılına kadar Bakan Şahin'e tahsisli sığınak araç

Emniyet birimlerinin yaptığı Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve teknik takip incelemelerine göre, firari isimlerin kaçışında kullanılan 34 SL 313 plakalı otomobilin, AK Parti'nin eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin adına tescilli "koruma/makam aracı" olduğu saptandı. Aracın mülkiyetinin San Sistem Lojistik firmasına ait olduğu, ancak 17 Aralık 2025 tarihinde İdris Naim Şahin adına 5 yıl süreyle (2030 yılına kadar) koruma aracı olarak tahsis edildiği ve resmi geçiş üstünlüğünün bulunduğu öğrenildi.

Araç içerisinde yapılan aramalarda 58 bin euro nakit para ele geçirildi. Ayrıca yasal mevzuata tamamen aykırı şekilde ön ve arka cam içerisine yerleştirilmiş ışıklı uyarı (çakar) sistemleri tespit edilen lüks araç, trafik ekiplerince 1 ay süreyle trafikten menedildi.

Telefonunu kapatıp çakarla ilerlemiş

İstihbarat ve Mali Suçlarla Mücadele şube müdürlüklerinin ortak çalışması, şüphelilerin yakalanmamak için profesyonelce hareket ettiğini gösterdi.

Aracın sürücülüğünü yapan Mehmet Özmen'in, 14 Ağustos'ta şüphelileri İstanbul'dan alarak yola çıktığı belirlendi. Aracın 16 Ağustos günü İzmir'in Selçuk ilçesindeki bir akaryakıt istasyonundan yakıt aldığı PTS kayıtlarına yansıdı.

Yakıt alımı sırasında sürücü Özmen araçtan inerken, firari kardeş Hilmi Tuna Kuriş ile Erhan Yılmaz'ın tedbir amacıyla camları koyu renkli otomobilden hiç inmediği görüldü.

Sürücü Mehmet Özmen'in, takibi zorlaştırmak amacıyla İstanbul'dan çıkış yaptıktan sonra GSM hattını kapattığı, firarileri Muğla'ya bırakıp İstanbul'a döndüğü güne kadar telefonunu tamamen kapalı tuttuğu belirlendi.

Şirket deposundan servet çıkmıştı

Bugün Marmaris'te yakalanan Hilmi Tuna Kuriş'in ortak olduğu İstanbul Ümraniye'deki Yılmaz Kimya Genel Merkezi ile otoparkındaki araçlarda daha önce gerçekleştirilen aramalarda adeta bir servet ele geçirilmişti. Polis baskınlarında kaynağı açıklanamayan piyasa değeri yaklaşık 1.4 milyar TL olan 206 adet külçe altın (yaklaşık 200 kilogram), 358 bin dolar, 102 bin euro ve ruhsatsız silahlar bulunmuştu.

Soruşturmada son durum

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu geniş kapsamlı soruşturma, cemaatin dini faaliyetlerini değil; hiyerarşik ve ekonomik çıkar odaklı bir suç yapılanması haline gelip gelmediğini inceliyor. MASAK tarafından hazırlanan 168 sayfalık dev raporda, örgüte bağlı şirketler arasında 66 milyar lirayı aşan şüpheli bir para trafiği olduğu, tek bir şirketten ise kaynağı belirsiz 8 milyar liralık olağan dışı nakit çıkışı yapıldığı belgelenmişti.

Şu ana kadar aralarında cemaat lideri Alihan Kuriş'in de bulunduğu 38 şüpheli gözaltına alınmış ve bunlardan 32'si çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Firari kardeşin de yakalanması ve kullanılan koruma aracının eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin'e tahsisli çıkmasının ardından, kaçış planını organize eden yeni isimlere yönelik soruşturmanın daha da derinleştirileceği bildirildi.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı

21.08.2026 14:30:00
Haber Merkezi
 
 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı
 Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce YENİ Parti'ye katıldı. Ünlüce, "Ayrılık da sevdaya dahil" ifadelerini kullandı
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP'den istifa ederek YENİ Parti'ye katıldığını duyurdu.
X hesabından paylaşım yapan Ünlüce, şu ifadeleri kullandı:
"Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi 'ayrılık da sevdaya dahil.'
Dün olduğu gibi bugün de tek gayem; Yeni Parti çatısı altında kimseyi ötekileştirmeden, dayanışma ve adaletle 'hep birlikle' güzel bir gelecek inşa etmek olacak. Hiçbir zaman değişmeyecek bir şey var: Gücümü her zaman olduğu gibi siz hemşehrilerimden alarak, şehrime ve vatanıma layıkıyla hizmet etmeyi sürdüreceğim."
Bugün itibarı ile Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyorum ve Yeni Parti'ye katılıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında paylaştığımız emek, kurduğumuz dostluklar ve verdiğimiz mücadeleyi her zaman saygıyla hatırlayacağım. Şairin dediği gibi "ayrılık da sevdaya…

Mabel Matiz serbest bırakıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "Ha Leylim" isimli şarkısına ait klibi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan şarkıcı Mabel Matiz, yurt dışı çıkış yasağı tedbiriyle serbest bırakıldı

21.08.2026 14:07:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mabel Matiz serbest bırakıldı
Mabel Matiz serbest bırakıldı
Kamuoyunda Mabel Matiz olarak tanınan şarkıcı Fatih Karaca hakkında, dijital platformlarda yayınlanan "Ha Leylim" isimli şarkısına ait video klibin, şarkı sözleriyle birlikte değerlendirildiğinde "müstehcenlik" suçu kapsamında kaldığı değerlendirilerek resen soruşturma başlatılmıştı.

Yurt dışı çıkış yasağı tedbiri

Soruşturma kapsamında Fatih Karaca, savcılıkta ifade vermek üzere Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'na geldi. Karaca, işlemlerinin ardından sevk edildiği hakimlikçe, 'yurt dışı çıkış yasağı' şeklinde adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.