İmam Bakır’ın, Mehdi’nin zuhuru hakkındaki hadisleri
İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kâim'imiz kıyam edince elini kulların başının üstüne koyar, böylece akıllarını bir araya toplar, gelişimlerini kemâle erdirir. Allah, görüşlerini ve duyuşlarını güçlendirir
Haber Merkezi





Öyle ki, kendileri ile Kâim (Hz. Mehdi) arasında hiçbir örtü, engel kalmaz. Onlarla konuşmak istediğinde duyarlar ve kendi mekânında olduğu halde onu görürler."
Ebu'l-Cârud, İmam Bâkır'ın (a.s.) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Zamanın durumu değiştikçe halk şöyle diyecekler: 'Kaim (Hz. Mehdi) ölmüş veya helak olmuştur.' veya 'Hangi derede kayıp oldu?' diyecekler.
O'nun yok olmasını isteyenler de diyecekler ki: 'Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? O'nun şimdi kemikleri bile çürümüştür.'
Ama sizler, O'nu bekleyin, O'nun zuhur ettiğini duyduğunuz zaman, karda diziniz üzerinde yürümek zorunda olsanız bile kendinizi O'na ulaştırın."
Abdulhamid-i Vâsitî şöyle nakletmektedir: "İmam Muhammed Bâkır'a (a.s.) arz ettim ki: 'Allah'a and olsun ki, dükkânlarımızı İmam Mehdi'nin (a.s.) zuhurunu beklemek için tatil etmişiz. Artık fakirlik ve mecburiyetten dolayı halka el açmamıza bir şey kalmamıştır.'
İmam Bâkır (a.s.) cevaben şöyle buyurdular: 'Ey Abdülhamid! Eğer bir kimse kendisini Allah'ın yoluna vakfederse, Allah-u Teâlâ'nın bir rızık yolunu onun yüzüne açmayacağını mı zannediyorsun?
Allah'a and olsun ki, Allah-u Teâlâ rahmet kapısını onun yüzüne açacaktır. Kendisini bizim ihtiyarımıza bırakana, bizi ve bizim emrimizi diriltene Allah rahmet etsin.'
Abdülhamid, 'Eğer Kâim'i (a.s.) mülakat etmeden ölürsem, nasıl olurum' diye sordu.
İmam (a.s.), 'Sizlerden herhangi biriniz (gönülden), eğer Kâim-i Âl-i Muhammed'i (a.s.) görmüş olursam, O'nun yardımına koşacağım, derse, (sevap elde etmek açısından) O'nun yanında kılıç sallayan kimse gibi olur; O'nun yanında şehit olan kimse de iki defa şehit olan kimse gibi olur' diye buyurdu."
İmam Bâkır (a.s.) buyurmuştur: "Her zaman bizden olan bir adama doğru boyunlarınızı uzatıp, 'İşte o budur' diyeceksiniz. Sonra Allah, onu alıp götürür. Nihayet Allah, doğup doğmadığını, yaratılıp yaratılmadığını bilmediğiniz zâtı bu iş için gönderir."
İmam Bâkır (a.s.) şöyle buyurdu:
"Sizin yıldızınız gökteki yıldızlar gibidir. Bir yıldız battığında başkası doğar. Ancak, parmaklarınızla ona işaret ettiğiniz zaman, Allah, yıldızını sizden gizler. Artık bütün Abdulmuttaliboğulları eşit hale gelir ve kimin kimden olduğu bilinmez. (Uzun süre böyle devam ettikten sonra) tekrar yıldızınız doğunca Rabbinize hamd edin."
Kendi şehadetinden haber vermesi
İbn Ukde, ceddinden naklediyor: "Hz. Sâdık (a.s.), babasının vefat gecesinde onun başucuna gelip durdu. O sırada o hazret münâcaat ile meşgul idi. Eliyle geri çekilmesini istedi ve o da geri çekildi.
Münâcaat bittikten sonra şöyle buyurdu: 'Oğulcağızım! Ben bu gece dünyadan ayrılacağım ve bu gece Hz. Peygamberin (s.a.v.) dünyadan göçtüğü gecedir.'
Ve aynı gece vefat etti."
İmam Rıza'nın şehadet haberini bildirmesi
İmam Bâkır (a.s.) bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:
"Mûsa b. Câfer'in oğullarından birisi, Emirü'l-Mü'minin Ali ile birlikte aynı isme sahiptir. O, Horasan'ın Tûs şehrinde medfun olacak, zehirletilmek sûretiyle öldürülecek ve o gurbet şehirde toprağa verilecektir.
Allah, onun hakkını tanıyan ve ziyaretine giden kimseye, Mekke fethinden önce Allah yolunda infak eden kimsenin sevabını verecektir." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Muhammed Bakır eserinden)












































































