logo
08 AĞUSTOS 2026

İmam Cafer, ilim kaynaklarını açıklıyor

İmam Câfer buyuruyor ki: “... Allah’a yemin ederim ki, bizim yanımızda bizi kimseye muhtaç etmeyen bir şey vardır. Ama insanlar bize muhtaçtır. Yanımızda Resulûllah’ın yazdırdığı, Ali’nin kendi elleriyle yazdığı ve uzunluğu yetmiş zira olan bir sahife vardır. Burada bütün helaller ve haramlar yazılıdır.”

13.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
 
İmam Cafer, ilim kaynaklarını açıklıyor
İmam Cafer, ilim kaynaklarını açıklıyor
İmam Câfer buyuruyor ki: "... Allah'a yemin ederim ki, bizim yanımızda bizi kimseye muhtaç etmeyen bir şey vardır. Ama insanlar bize muhtaçtır. Yanımızda Resulûllah'ın yazdırdığı, Ali'nin kendi elleriyle yazdığı ve uzunluğu yetmiş zira olan bir sahife vardır. Burada bütün helaller ve haramlar yazılıdır."

Yine İmam Câfer şöyle buyurmaktaydı:

"Bizim ilmimiz eskilere dayanır. Köklüdür, yazılıdır. Kalplere işlenmiş nüktelerdir. Kulaklara çalınmış sözlerdir. Kırmızı Cifr (Cifr-i Ahmer) ve Beyaz Cifr (Cifr-i Ebyad), Fatıma'nın Mushafı bizim yanımızdadır. Bizde, insanların ihtiyaç duydukları her şeyi içeren kitap vardır."

"İmam Ali" adlı eserimizde ayrıntılı olarak ortaya koyduğu-muz gibi, Hazreti Ali, yaşadığı dönemde adı geçen bu eserleri Resulûllah'ın direktifi ile kaleme almıştı.







Hz. Ali'nin Mushaf'ı

Hz. Peygamberin yanında parçalar ve cüzler halinde bulunan Kur'an ilk olarak Hz. Ali tarafından bir araya getirilmiştir.

İmam Sâdık bu konuda şöyle buyuruyor:

"Eğer Kur'an nâzil olduğu gibi (yani Hz. Ali'nin tefsir ve tertibi ile) okunsaydı bizim adımızı Kur'an'da bulacaktınız."

Nazil olduğu şekilde denilmesindeki maksat özel diziliş, tefsir ve teviliyle yani Hz. Ali'nin tefsir ve tertibiyle okunmasıdır.







Seyyid Şerefuddin şöyle yazıyor:

"Ali, Peygamberin cenaze işlerini tamamladıktan sonra, Kur'an'ı toplayıncaya kadar namaz dışında sırtına aba almayacağına yemin etti ve söylediği gibi de yaptı.

Bu kitap bittikten hemen sonra Hz. Fatıma için bir kitap yazdı. Bu kitap, Fatıma evlatlarınca "Mushaf-ı Fatıma" adıyla bilinmektedir.

Bir takım örnek olaylar ve hikmetli sözlerden ibarettir. Daha sonra diyet hakkında bir kitap yazdı. Ve onu sahife olarak adlandırdı." 







Hz. Ali'nin Mushaf'ının özellikleri

Süreler nüzul sırasına göre belirlenmiştir.

Mensuh ayetler (hükmü kaldırılmamış), nasih ayetlerden (hükmü kaldırılan) önce getirilmiştir.

Ayetler hiçbir değişikliğe uğramadan, dikkatle yazılmıştır.

Her ayet, harf harf aynen Peygamber'in okuduğu gibi yazılmıştır.

Ayetler, Peygamber'in imlası, Ali'nin hattı ile yazılmıştır.







Ayetlerin tefsiri, Allah tarafından nâzil olduğu kadar yazılmıştır.

Ayetlerin tevili (asıl mânâ ve yorumları) onda zikrolunmuştur.

Ayetlerin indirilmesinin nerede ne zaman ne maksatla oluğu, ayetten kimlerin kastedildiği, bütün özellikleri zikredilmiştir. Bu özellikler, "Ayetlerin Tenzili" diye adlandırılmıştır.

Ehl-i Hak ve ehl-i bâtılın kimler olduğu, ayrıca Muhacirlerden ve Ensar'dan bazı kimselerin veya münafıkların işlediği suçlarda bu kitapta yazılmıştır.

Şehristanî, "Metafihu'l-Esrar" kitabının giriş bölümünde şöyle yazıyor: "Hz. Ali Kitabının metin ve haşiyelerden oluştuğu söylenmektedir."







Hz. Ali'nin Mushaf'ının tertibi, nüzûl tertibiydi. Mushafın başında İkra, Müddessir, Kalem ve Müzemmil sûreleri yer almaktaydı.

Hz. Ali'nin Mushafının Peygamber döneminde yazıldığı, Allah Resulü'nün onu bizzat imlâ ettirdiği hakkında birçok rivayet vardır.

Bu yönüyle içerdiği tefsir ve tevillerle birlikte ele alındığında Hz. Ali'nin Mushafının, Hz. Ali'nin telifi ve eseri olarak ve diğer Mushaflardan tamamen farklı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.







Hz. Ali'nin Sahifesi

Hz. Ali'ye ait kitaplardan biri de "Hz. Ali'nin Sahifesi"dir. Ehli Sünnet'in Sahih-i Buharî, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebu Davud, Müsned-i Ahmed gibi kaynaklarında bu kitaptan nakiller vardır.

Bu sahife çok öz olarak yazılmıştı ve Hz. Ali'nin kılıcının kılıfında saklıydı. 

Bu sahifenin 70 zira (35 metre) uzunluğunda olup, Hz. Ali'nin hattıyla yazıldığı ve kendisinden sonra Ehl-i Beyt İmamlarına miras kaldığı söylenmektedir.

Bu kitapta kaşımak suretiyle deride oluşan tahrişin diyetine kadar büyük-küçük her hüküm yazılıdır. 

Ehl-i Beyt İmamlarından şöyle nakledilmektedir:

"İlim bize mahsustur. Biz ilim ehliyiz. Bütün ilimler bizim yanımızda korunmuştur. Kıyamete kadar olacak her şeyin -hatta derideki bir kaşıntının- hükmü Peygamber'in imlası ve Ali'nin hattı ile yazılmış olarak bizim yanımızda mevcuttur." 

Bu kitabın bir kısmı diyet ile ilgilidir. Bu bölüm İbn Nasih'in kitabı ile tanınmıştır.







Hz. Fatıma Kitabı

"Adı geçen bu kitap bittikten hemen sonra Hz. Ali, Hz. Fatıma için bir kitap yazdı. Bu kitap Fatıma evlatları tarafından, "Mushaf-ı Fatıma" adıyla bilinmektedir. Burada bir takım hikmetli sözler ve meseller mevcuttur." 

Bu Mushaf hakkında İmam Câfer şunları söyler:

"Resulûllah'ın vefatından sonra Fatıma yetmiş beş gün yaşadı. Ve O'nu büyük bir üzüntü kapladı. Cebrail Allah'ın emriyle inerek Resulûllah ve O'nun mevkiinden bahsederek Fatıma'ya teselli verdi.

Ve O'na gelecekte vukû bulacak olaylardan bahsetti. Mü'minlerin Emiri Ali de Cebrail'in söylediklerini Fatıma'nın imlasıyla yazdı. Fatıma Mushafı işte budur." 

İşte İmam Câfer'in ilim kaynağı bunlardı. Aynı zamanda İmam, Kur'an ilmine vâkıf bir şahsiyetti.

Bu konuda şöyle buyurur: "Ben Resulûllah'ın çocuğuyum. Ben, Allah'ın Kitabı'nı en iyi bilen kimseyim. Kur'an'da ilk yaratılış anlatılır. Kıyamet günü olacaklar da açıklanır. Göklerin ve yerin haberi onda yer alır. Cennet ve cehennemin haberi de. Bugüne kadar olanların ve olacakların haberlerini vermektedir. Kur'an'ı avucumun içi gibi bilirim. Allah şöyle buyurmuştur: "Onda her şeyin bir açıklaması vardır." Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)

Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti

Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor

08.08.2026 00:18:00
Abdülkadir Gündoğdu
 
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Medyada holdingleşme tarafsızlığı yok etti
Küresel çapta dev holdinglerin ve siyasi güç merkezlerinin medya sektöründeki hakimiyeti, haberciliğin temel ilkesi olan siyasal tarafsızlığı giderek daha fazla yıpratıyor.

Medya sahipliğinin birkaç merkezde toplanması, halkın haber alma hakkını ve demokratik çoğulculuğu riske atıyor.

Medya, tarihsel olarak demokrasilerin "dördüncü kuvveti" ve kamuoyunun denetim mekanizması olarak konumlandırılsa da son yıllarda mülkiyet yapılarında yaşanan dönüşüm bu işlevi tartışmalı hale getirdi.

Yayın organlarının bağımsız gazeteciler veya kamu odaklı kurumlar yerine; inşaat, enerji, finans ve savunma gibi farklı sektörlerde faaliyet gösteren büyük sermaye gruplarının eline geçmesi, haber merkezlerindeki yayın çizgisini doğrudan etkiliyor.







Sermaye ilişkileri ve siyasal iklimin habere yansıması

Geleneksel gazetecilik ilkeleri; tarafsızlık, nesnellik ve kamu yararını her türlü çıkarın üzerinde tutmayı gerektirir. Ancak medya organlarının ticari ve siyasi ağlarla örülü mülkiyet yapıları, haberin mutfağında ciddi bir "filtreleme" sürecini beraberinde getiriyor.

Medya sahiplerinin devlet ihalelerine giriyor olması veya kamu düzenlemelerine bağımlı sektörlerde yatırım yapması, yayın organlarının siyasi iktidarlarla ve güç odaklarıyla çatışmaktan kaçınmasına yol açıyor. Bu durum, eleştirel haberciliğin yerini otosansüre ve tek sesliliğe bırakması riskini doğuruyor.







Çapraz sahiplik ve algı yönetimi

Medya sektöründe çapraz sahiplik (aynı sermaye grubunun gazete, televizyon, radyo ve dijital platformların tümüne sahip olması) yayın çeşitliliğini görünürde artırsa da, özünde aynı mesajın farklı kanallardan yinelemesine dayanıyor.

Gündem Belirleme Gücü: Farklı mecralara sahip gruplar, kamuoyunun neyi konuşup neyi konuşmayacağını tek elden yönlendirebiliyor.

Otosansör Mekanizması: Gazeteciler, bağlı bulundukları holdingin ticari veya siyasi çıkarlarıyla çelişen haberleri yapmaktan kaçınmak zorunda kalabiliyor.

Tiraz ve Reyting Kaygısı: Reklam verenlerle ve kamusal fonlarla kurulan ilişkiler, editoryal bağımsızlığın önüne geçebiliyor.







Dijital medya çözüm mü, yeni bir bağımlılık mı?

Geleneksel medyadaki bu tarafsızlık krizine karşı dijital yayıncılık ve bağımsız haber platformları alternatif bir kanal olarak öne çıksa da, dijitalleşme kendi zorluklarını beraberinde getiriyor. Algoritma bağımlılığı, fonlama sorunları ve dev teknoloji şirketlerinin tekelci yapısı, dijital haberciliğin de sürdürülebilirliğini ve tarafsızlığını sınamaktadır.







Uzmanlar, siyasal tarafsızlığın ve haber etiğinin korunabilmesi için şu adımların kritik olduğuna dikkat çekiyor:

Şeffaf Mülkiyet Yapısı: Medya organlarının nihai sahiplerinin ve finansman kaynaklarının kamuoyuna açıkça beyan edilmesi.

Editoryal Bağımsızlık Güvencesi: Yayın sahibi ile haber merkezi arasındaki sınırları koruyan yasal ve kurumsal güvencelerin oluşturulması.

Kamu Yayıncılığının Güçlendirilmesi: Siyasi baskılardan uzak, doğrudan halka hesap veren özerk kamu yayıncılığı modellerinin teşvik edilmesi.

Medya sahipliğinin şeffaflaşmadığı ve editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmadığı bir düzende, siyasal tarafsızlık bir ilke olmaktan çıkıp yalnızca bir temenni olarak kalma riskiyle karşı karşıya.

Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı

Büyükçekmece'de meydana gelen göçükte 2 kişinin toprak altında kaldığı ihtimali üzerine başlatılan arama kurtarma çalışmaları, göçük altında kimsenin bulunmadığının tespit edilmesinin ardından sona erdi

04.08.2026 00:30:00 / Güncelleme: 04.08.2026 06:17:18
İHA
 
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Büyükçekmece'de toprak kayması: Çalışmalar tamamlandı
Mimar Sinan Sahili'nde meydana gelen toprak kaymasının ardından göçük altında 2 kişinin bulunduğu iddiasına ilişkin yürütülen arama kurtarma çalışmaları sona erdi. AFAD, itfaiye, sağlık ve polis ekiplerinin iş makineleri desteğiyle yürüttüğü çalışmalarda herhangi bir kişiye rastlanmadı. Çalışmaların tamamlanmasının ardından ekipler bölgeden ayrıldı.








Akşam saatlerinde olay yerinde inceleme yaparak bilgi alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Nuri Arslan, "Saat 18.00 civarı, Büyükçekmece Mimar Sinan Mahallesi'nde bir toprak kayması oldu. Olay duyulunca itfaiye, AFAD ekiplerimiz, Büyükçekmece Belediye Başkan Vekilimiz, Kaymakamımız, Valiliğimizle berabere olay yerine geldik. Şu an itibariyle toprak kayması olduğu yerde, toprak kaldırıldı. Şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk yok. Hiçbir can kaybı ile karşı karşıya değiliz, şu an itibariyle de olay yeri temizlenmiş durumda. Burası, kum kaya dediğimiz bir sistem üzerine oturtulmuş ama yukarıda anladığım kadarıyla, tarım yapmış veya yoğun bahçe sulama nedeniyle oluşan bir toprak kayması. İlk ihbar, bir anne ve bir çocuk kaldığı, sonra üç kişi diye bir ihbar geldi ama tüm yetkililerle birlikte bir çalışma yaptık ve olumsuz bir şeye rastlamadık" dedi.








Toprak kayması anında bölgede olduğunu belirten Metin Küçük isimli bir vatandaş, "Buradan geçip sahile giderken bir patırtı koptu. Orada bir aile gördüm. Toprak gelince aile kalktı, oradan çıktılar" diye konuştu.

Olay hakkında konuşan görgü tanığı Çağlayan İşgören ise, "Yıkım anını görmedim ama ambulanslarla itfaiyeyi görünce yangın vardır diye tahmin ettim. Merak edip aşağı indim. Bir anne ile çocuğunun toprak altında kaldığını söylediler ama tam belli değildi. Allah'tan pazar günü olmadı. Yoksa çok insan altında kalırdı. Çünkü pazar günü iğne atsan yere düşmüyor buralarda" şeklinde konuştu.
 

Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü

Karadeniz'in eşsiz doğası ve yaylalarına ulaştıran karayollarındaki yön ve işaret tabelaları son yıllarda magandaların atış poligonuna dönüştü

01.08.2026 11:56:00 / Güncelleme: 01.08.2026 12:00:52
İHA
 
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Karadeniz yaylalarında trafik levhaları kevgire döndü
Bölge genelinde yollara güvenliği sağlamak amacıyla yerleştirilen yüzlerce trafik işaret ve yön levhası, kimliği belirsiz şahısların ateşli silahlarla hedef tahtası haline getirilmesi sonucu kevgire döndü. Sürücülerin can güvenliğini tehlikeye atan bu durum, aynı zamanda ülke ekonomisine de milyonlarca liralık dev bir yük bindiriyor.






Özellikle Trabzon, Rize, Giresun ve Artvin'in virajlı, dik ve sık sık sis çöken yayla yollarında hayati önem taşıyan "Keskin Viraj", "Dur" ve "Heyelan Riski" gibi uyarı levhaları magandaların kurşunlarıyla parçalanmış durumda. Kurşun delikleri sebebiyle üzerindeki reflektörleri (gece parlayan kaplama) özelliğini yitiren tabelalar, gece seyahat eden sürücüleri adeta kör noktada bırakıyor. Bölgede sürekli yolculuk yapan yerel halk ve sürücüler duruma isyan ederek, "Zaten yollarımız engebeli ve sisli. Tabelalara bakarak yolumuzu bulmaya çalışıyoruz ama tabelalar delik deşik. Virajı göremiyoruz, uçurumu fark edemiyoruz. Bir tabela magandalığı yüzünden her an canımızdan olabiliriz" sözleriyle tepkilerini dile getirdi.








Milli servet çöpe gidiyor, tabela başına maliyet katlanıyor

Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) ekipleri, kurşunlanan levhaları yenilemek için yoğun mesai harcıyor ancak takılan her yeni tabela kısa süre içinde yeniden hedef tahtası haline geliyor. Yapılan son maliyet hesaplamalarına göre; yalnızca bir tek trafik levhasının sökülmesi, yeniden imal edilmesi ve sahada montajının yapılmasının maliyeti 3-5 bin TL arasında değişiyor. Yılda belki binlerce tabelanın tahrip edildiği ülkede harcanan milyonlarca liralık milli servet magandaların "zevk" uğruna yaptığı atışlar nedeniyle çöpe gidiyor.

Tabelaları kurşunlayan kişilerin tespit edilmesi durumunda ise cezai işlem uygulanıyor. Türk Ceza Kanunu (TCK) Madde 152 uyarınca "Kamu malına zarar verme" suçundan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılıyor. TCK Madde 170 kapsamında meskun mahalde veya yolda silah ateşlemekten "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma" suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar ek hapis cezası uygulanabiliyor. Zarar verilen tüm tabelaların maliyetleri, faizleriyle birlikte faillerden nakit olarak tazmin ediliyor. Jandarma ve emniyet birimleri, vatandaşları da tabelalara ateş açan kişileri gördüklerinde plakalarıyla birlikte derhal 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbar etmeye çağırıyor.

Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz

Balıkesir'in Ayvalık ilçesi, son yılların en büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken, Balıkesir Valiliği'nin 5 Mayıs 2026 tarih ve 2026/1 sayılı Orman Yangınları ile Mücadele Komisyonu Kararı kapsamında, 15 Haziran-30 Eylül 2026 tarihleri arasında belirlenen mesire alanları ve izin verilen noktalar dışında ormanlara giriş yasaklanmasına rağmen özellikle Ayvalık'taki bazı koy ve ormanlık alanlarda vatandaşların denetimsiz şekilde ormana girmeye devam ettiği gözleniyor

01.08.2026 11:41:00 / Güncelleme: 01.08.2026 11:45:00
İHA
 
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Ayvalık'ta ormanlara giriş yasak ama denetim yetersiz
Balıkesir Valiliğinin aldığı karar doğrultusunda, yangın sezonu boyunca yalnızca belirlenen orman parkları ve mesire alanlarında belirli kurallar çerçevesinde piknik yapılmasına izin verilirken, bunun dışındaki tüm ormanlık alanlara giriş 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında yasak bulunuyor.






Geçtiğimiz yıl söz konusu yasaklar Jandarma ekipleri tarafından sıkı şekilde denetlenirken, bu yıl denetim görevinin Orman İşletme Müdürlüğü ekiplerine bırakıldığı öğrenildi. Ancak sahadaki görüntüler, denetimlerin yeterli düzeyde yapılmadığı yönünde eleştirilere neden oluyor.








Objektiflere yansıyan fotoğraflarda, çok sayıda vatandaşın ormanlık alan içerisindeki sahillere rahatlıkla girerek gün boyu vakit geçirdiği görülüyor. Özellikle yoğun sıcakların ve kuvvetli rüzgârın etkili olduğu günlerde bu durumun, oluşabilecek bir ihmal veya dikkatsizlik sonucu yeni orman yangınlarına zemin hazırlayabileceği değerlendiriliyor.








Son günlerde Ayvalık, Gömeç ve çevresinde binlerce hektarlık alanın kül olduğu büyük orman yangınlarının ardından, vatandaşlar denetimlerin artırılmasını ve yasakların sadece kâğıt üzerinde kalmayıp sahada da etkin şekilde uygulanmasını istiyor.

Uzmanlar ise orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemin, yangın çıkmadan önce riskleri ortadan kaldıracak önleyici tedbirlerin eksiksiz uygulanması olduğuna dikkat çekiyor.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.